İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

İSA ALTUN (2021/34073)

  • Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, isim ve soy ismi değişikliği talebinin reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkıNüfus kayıtları-İsim değişikliği-Cinsel kimlikİhlalYeniden yargılama

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

İSA ALTUN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/34073)

 

Karar Tarihi: 22/7/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Selahaddin MENTEŞ

Yılmaz AKÇİL

Şaban KAZDAL

Raportör

:

Abdurrahman Remzi AKPINAR

Başvurucu

:

İsa ALTUN

Vekili

:

Av. Sezen GÖNENÇ

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, isim ve soy ismi değişikliği talebinin reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Aynı zamanda Gürcistan vatandaşı olan başvurucu; adının Soso, soyadının ise Tsitladze olarak değiştirilmesi istemiyle Şavşat Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) ad ve soyadı düzeltilmesi davası açmıştır. Dava dilekçesinde atalarının Osmanlı-Rus savaşı sonrasında Gürcistan'dan Türkiye'ye göç ettiğini, akrabalarının hâlen Batum'da Tsitladze soyadını kullandıklarını ve Türkiye'deki sülalesinin de Tsitladze olarak tanındığını, ayrıca çevresinde Soso ismiyle tanındığını belirtmiştir. Başvurucu, ayrıca Gürcü kültürü ile özel ilgilendiğini, sık sık Gürcistan'a gidip geldiğini ve buradaki akrabaları ile iletişiminin devam ettiğini, bu nedenle ata soyadını kullanmak istediğini ifade etmiştir.

3. Mahkemece 10/3/2020 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; öncelikle başvurucunun genel anlamda çevresinde Soso adıyla tanınmadığı, çok dar bir çevrede ve genel olmamak kaydıyla kendi sülalesi içinde bu adla çağrıldığı, çevresinde mevcut adı olan İsa diye çağrıldığı belirtilmiş ve başvurucunun adını değiştirmesi için 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 27. maddesinin birinci fıkrası kapsamında haklı bir sebebin bulunmadığı ifade edilmiştir. Kararda ayrıca 21/6/1934 gün ve 2525 sayılı Soyadı Kanunu'nun 3. maddesi ile 24/12/1934 tarihli ve 2891 sayılı Soyadı Nizamnamesi'nin (Soyadı Nizamnamesi) 5. ve 7. maddelerine atıf yapılarak başvurucunun Türkçe olmayan Tsitladze soyadını alıp kullanmasının hukuka aykırı olacağı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.

4. Başvurucu, istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde; dava dilekçesine ek olarak Gürcistan vatandaşlığı ve Gürcistan pasaportunun bulunduğunu, emniyet araştırmasında zikredilen ad ve soyadı almasına engel bir hâlin olmadığının ve Nüfus Müdürlüğünün cevap dilekçesinde ad ve soyadın değiştirilmesinin mevzuat açısından sorun teşkil etmeyeceğinin belirtildiğini ifade etmiştir. Başvurucu, son olarak benzer durumda olan kişilerin davalarının kabul edildiğini belirterek yabancı bir dilde soyadı almayı yasaklayan bir düzenlemenin de bulunmadığını ileri sürmüştür.

5. Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince (Bölge Adliye Mahkemesi) 21/4/2021 tarihinde istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar verilmiştir. Kararda; Mahkeme kararının Soyadı Nizamnamesi'nin sırasıyla 5. ve 7. maddelerinde yer verilen "yabancı ırk ve ulus adları soyadı olarak kullanılamaz" ve "yeni takılan soyadları Türk dilinden alınır" hükümleri gözetilerek verildiği, yapılan değerlendirmenin Yargıtay içtihadıyla uyumlu olduğu, davada tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği ve ihtilafın doğru olarak tanımlandığı belirtilmiştir.

6. Başvurucu, nihai kararı 10/5/2021 tarihinde öğrendikten sonra 25/5/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

7. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

8. Başvurucu; atalarının Batum'dan Türkiye'ye göç ettiğini, akrabalarının Batum'da Tsitladze soyadını kullandığını, Türkiye'de yaşayan sülalesinin de Tsitladze olarak tanındığını, aynı zamanda Gürcistan vatandaşı olduğunu ve Gürcistan pasaportu taşıdığını ifade etmiştir. Bununla birlikte Gürcü kültürüyle özel olarak ilgilendiğini, oğlunun Gürcistan'da okuduğunu ve kanuni olarak başka bir dilde soyadı almasını engelleyen bir düzenleme bulunmadığını belirtmiştir. Nihayetinde söz konusu açıklamalarına rağmen adının Soso, soyadının ise Tsitladze olarak değiştirilmesi talebinin reddedildiğini belirten başvurucu; özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, eşitlik ilkesi ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; mevcut başvuruda başvurucunun özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü şartlarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru formunda ileri sürdüğü iddialarını yinelemiştir.

9. Başvuru, özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenmiştir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hacı Ahmet Eskikanbur [2. B.], B. No: 2015/2944, 9/1/2019, § 27; Carlos Hakan Pıles Puıg ve Lucas Pıles Puıg [1. B.], B. No: 2020/8845, 15/3/2023, § 10; H.K. [GK], B. No: 2019/42944, 17/6/2021, § 33; Osman Çalışkan [2. B.], B. No: 2021/11242, 13/5/2025, § 9).

10. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

11. Anayasa Mahkemesinin Aslan Faruk Toprak ([2. B.], B. No: 2013/2957, 24/3/2016) ve Hacı Ahmet Eskikanbur kararlarında; ad ve soyadı değişikliği taleplerinin ileri sürülebilmesine ve incelenmesine olanak sağlayan idari ya da yargısal başvuru yollarının kamusal makamlarca oluşturulması, kapsamı belirli ulusal ve uluslararası düzenlemeler çerçevesinde uygun görülen taleplerin karşılanması gerektiği belirtilmiştir (Aslan Faruk Toprak , § 39; Hacı Ahmet Eskikanbur, § 33; Carlos Hakan Pıles Puıg ve Lucas Pıles Puıg, § 12). Söz konusu kararlarda nüfus kayıtlarının yalnızca ulusal ölçekte değil uluslararası tüm işlemlerde doğru ve çelişki oluşturmayacak şekilde tutulmasının kamusal makamların görev ve sorumluluğunda olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti devletinin taraf olduğu Milletlerarası Ahvali Şahsiye Komisyonu bünyesindeki 14 No.lu Ad ve Soyadlarının Nüfus Kütüklerine Yazılış Şekline İlişkin Sözleşme'nin (14 No.lu Sözleşme) ad ve soyadların yazılışında birliğin sağlanması, farklı ülkelerdeki birbiriyle uyumlu olmayan nüfus kayıtlarının düzeltilmesi ve çelişkilerin giderilmesi konusunda kanuni bir çerçeve sunduğuna dikkat çekilmiştir. Nihayetinde ilgili başvurularda 14 No.lu Sözleşme kapsamında bir değerlendirme yapılması mümkünken bu yönde bir inceleme yapılmadığından ölçülü ve adil bir denge kurulmadığı sonucuyla özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır (Aslan Faruk Toprak, §§ 58-69; Hacı Ahmet Eskikanbur, §§ 33-44; Osman Çalışkan, § 11).

12. Ancak mevcut başvuruda Türkiye'nin taraf olduğu 14 No.lu Sözleşmeye Gürcistan'ın taraf olmadığı görülmektedir. Bunun yanında başvuru dosyasına sunulan pasaport kaydına göre başvurucunun vatandaşlığı bulunan Gürcistan'da da soyadının Altun olduğu ve resmî olarak Tsitladze soyadını kullanmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla somut olayda gerek uluslararası yükümlülükler ve gerekse kayıt uyumsuzluğu bağlamında idari veya yargısal makamları harekete geçirecek koşulların oluştuğu söylenemez (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Osman Çalışkan, § 12).

13. Diğer yandan Anayasa Mahkemesi; kimliğin belirlenmesindeki en önemli unsurlardan olan ismin vazgeçilemezlik, devredilemezlik ve kişiye sıkı surette bağlı olma niteliklerinin kişinin mevcut statüsünü etkilemesi muhakkak olduğundan kişinin isminin korunması ve kamu düzenini bozmadığı müddetçe değiştirilmesine imkân tanınması yönünde devletin pozitif yükümlülüklerinin bulunduğunu değerlendirmiştir. Söz konusu pozitif yükümlülükler, somut olayın özellikleri gözönünde bulundurularak idari ve yargısal karar vericiler tarafından kişilerin bu yöndeki makul taleplerinin karşılanmasını veya taleplerin reddi durumunda buna ilişkin ilgili ve yeterli gerekçeler sunulmasını gerektirir (Hacı Ahmet Eskikanbur, § 32; H.K., § 36; Osman Çalışkan, § 13).

14. Kamunun üstün yararının söz konusu olduğu istisnai durumlarda isim değişikliğine ilişkin taleplerin kabul edilmemesi makul karşılanabilir. Ancak bu gibi hâllerde de kamu makamları buna ilişkin ilgili ve yeterli gerekçe sunmalıdır. İdari ve yargısal makamlar her durumda bireyin ismini değiştirebilmesindeki kişisel yarar ile kamu menfaatleri arasında adil bir denge kurmalıdır. Bununla birlikte başvurucunun haklı nedenlerini ortaya koyma ve buna ilişkin delillerini mahkemeye sunma yükümlülüğünün bulunduğu kabul edilmelidir. Haklı nedenin bulunup bulunmadığını anayasal güvenceleri de dikkate alarak değerlendirmek derece mahkemelerinin görevidir (Turgay Karaca [2. B.], B. No: 2018/34343, 27/1/2021, §§ 36, 46; H.K., §§ 40, 41). Bu bağlamda nüfus kayıtlarındaki karışıklığın önlenmesi ve soy bağının sağlıklı bir şekilde tespit edilmesinin temel unsuru olan soyadına ilişkin meselelerin değerlendirilmesinde de anılan mercilerin ilgili ve yeterli gerekçe sunma yükümlülüğü altında bulunduğu kabul edilmelidir (Osman Çalışkan, § 14).

15. Somut olayda başvurucu, özel hayatında hâlihazırda Tsitladze kelimesini soyadı olarak kullandığını ve Gürcistan ile olan güçlü bağlarını gerekçe göstererek soyadı değiştirme talebinde bulunmuştur. Başvuru dosyasına sunulan bilgiler -tanık beyanları ve yazışmalar- ile haricî araştırmalar neticesinde Mahkemece -sosyal medya ve haberler- elde edilen bulgulara göre başvurucunun yıllardır İsa Altun ad ve soyadının ardından Tsitladze kelimesini soyadı olarak kullandığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu anlamda başvurucunun almak istediği soyadının çevresinde belirli bir ölçüde bilinir hâle geldiğini kabul etmek gerekir. Ayrıca toplum yaşamını düzenleyen hukuk kurallarına uymanın bir gereği olarak kamusal makamlarca kişilere ait çeşitli bilgilerin başta nüfus kütükleri olmak üzere kayıt altına alındığı ve söz konusu nüfus kütüklerinin kamu düzeninin temel dayanaklarından birini oluşturduğu gözetildiğinde sözü edilen bilinirliğin otomatik olarak başvurucunun ilgili talebinin karşılanmasını gerektirmeyeceği de açıktır (nüfus bilgilerinin kamu düzeniyle ilişkisi için bkz. Abdullah Yılmaz [1. B.], B. No: 2018/33702, 15/3/2022, § 36).

16. Ancak somut olayda yargı mercileri, Soyadı Nizamnamesi'nde yeni soyadının Türk dilinden alınması gerektiğini vurgulamanın dışında Tsitladze kelimesinin neden soyadı olarak kullanılamayacağına ilişkin herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Ayrıca başvurucunun Gürcistan ile olan güçlü bağlarını -dil, kültür, aile- soyadı değişikliği için haklı bir neden olarak kabul etmeyen yargı mercileri, mevcut durumun neden isim değişikliği için yeterli olmadığını ve değişiklik talebinin reddinin kamusal menfaat çerçevesindeki gerekliliklerini yeterli gerekçeyle ortaya koymamıştır. Dolayısıyla somut olayda yukarıda belirtilen bağlamlarda isim değişikliğinden beklenen kişisel menfaat ile kamusal menfaat arasında adil bir dengeleme yapıldığı söylenemeyecektir.

17. Bununla birlikte Mahkemenin tanıklarca başvurucunun adının Soso, soyadının Tsitladze olarak tanındığının belirtilmesine rağmen salt bu kimselerin İsa Altun ad ve soyadından da haberdar olduklarını veya bu ad ve soyadıyla da hitap ettiklerini beyan etmelerini değerlendirerek sınırlı bir inceleme ve gerekçelendirme yaptığı gözönüne alındığında başvurucunun iddialarının tam olarak karşılandığı da söylenemez. Öte yandan Mahkeme tarafından başvurucunun gerçekte kullandığı ad ve soyadına ilişkin çevresel tanınırlık kapsamında bir kolluk araştırmasının da yaptırılmadığı sabittir. Buna göre somut olayın koşullarında başvurucunun haklı nedenini ortaya koymak bakımından üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediğine ya da ortaya konulan nedenlerin yeterli olup olmadığına ilişkin mahkeme gerekçelerinin ilgili ve yeterli olmadığı anlaşılmıştır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Osman Çalışkan, § 17).

18. Neticede isim değişikliği konusunda çatışan menfaatlerin dengelenmesine yönelik somut başvuru özelinde değerlendirme yapılmaması ve ret kararının anayasal güvenceleri gözeten ilgili ve yeterli gerekçe içermemesi nedeniyle özel hayata saygı hakkı yönünden devletin pozitif yükümlülüklerinin yerine getirilmediği sonucuna varılmıştır (benzer yöndeki karar için bkz. Osman Çalışkan, § 18).

19. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

20. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

21. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

22. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin özel hayata saygı hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Şavşat Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2019/436, K.2020/121) GÖNDERİLMESİNE,

Ç. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

D. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/7/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, İSA ALTUN, B. No: 2021/34073, 22.07.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 10, sayfa 400–404

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.