İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

AYŞE BÜŞRA GENÇALİ (2021/32085)

  • Suçta ve cezada kanunilik

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, terör örgütü üyeliği suçundan mahkûmiyet kararıyla sonuçlanan ceza davasında suç oluşturmayan bazı eylemlere dayanılması nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin, ByLock verilerini içeren dijital materyallerin mahkeme huzuruna getirtilmemesi ve bu materyaller üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmaması nedenleriyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Suçta ve cezada kanunilikSuçta ve cezada kanunilikAçıkça Dayanaktan Yoksunluk—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

AYŞE BÜŞRA GENÇALİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/32085)

 

Karar Tarihi: 20/5/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Selahaddin MENTEŞ

Muhterem İNCE

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Furkan Samet ESER

Başvurucu

:

Ayşe Büşra GENÇALİ

Vekili

:

Av. Cahit ÇİFTÇİ

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, terör örgütü üyeliği suçundan mahkûmiyet kararıyla sonuçlanan ceza davasında suç oluşturmayan bazı eylemlere dayanılması nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin, ByLock verilerini içeren dijital materyallerin mahkeme huzuruna getirtilmemesi ve bu materyaller üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmaması nedenleriyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurucu, ayrıca Anayasa'da güvence altına alınan diğer hak ve özgürlüklerinin de ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Başvurucu hakkında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu şüphesiyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından soruşturma başlatılmıştır.

3. Soruşturma neticesinde Başsavcılık tarafından başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle 4/4/2019 tarihinde iddianame düzenlenmiştir. İddianamede esas olarak başvurucu hakkında verilen beyanlara, sigorta kayıtlarına, Bank Asya hesap hareketlerine ve Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kapsamında kapatılan dernek üyeliğine dayanılmıştır. İddianamede ayrıca başvurucunun kendi kullanımında olduğunu ikrar ettiği 0507...20 numaralı hat üzerinden ByLock isimli programı kullandığı iddiasına yer verilmiştir.

4. İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit görülerek 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına 3/2/2020 tarihinde karar verilmiştir. Mahkûmiyet kararında tanık Z.Ş.nin başvurucunun Haziran 2015 yılına kadar örgüt içinde küçük bölgeci olarak görev yaptığına, başvurucunun kendisini mütevelli şahıslar ve sohbet grubuyla tanıştırdığına ve başvurucunun Bahar isimli bir üst ablaya karşı sorumlu olduğuna dair beyanlarına yer verilmiş ve başvurucunun gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla ByLock kullandığı belirtilmiştir.

5. Mahkûmiyet kararının ilgili kısmı şu şekildedir:

"...terör örgütünün her üyesine yüklenmeyen ByLock isimli programın sanığın telefonuna yüklenmiş ve sanık tarafından kullanılmış olması, örgüte müzahir Bahar Kız Öğrenci Yurdunda yönetim memuru olarak çalışmış olması, 2015 yılı Haziran ayında bu görevi tanık [Z.Ş.'ye] devredene kadar örgüt içerisinde küçük bölge ablası olarak faaliyetlerde bulunmuş olması hususları dikkate alındığında sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olduğu mahkememizce kabul edilmiş, sanığın tamamen inkara yönelik olan savunmasına yukarıda açıklandığı üzere delillerin mahiyeti ve ispat gücü anlamında mahkememizde bir tereddüt yaşanmadığından itibar edilmemiştir.

Sanığın örgüt içi tayine tabi olması, İzmir ilinde küçük bölge ablası olması dikkate alındığında örgüt içerisindeki konumu, meydana getirebileceği zarar ve tehlikenin ağırlığı, kastının yoğunluğu ve suçun işleniş şekli göz önüne alınarak başkaca örgüt üyesiyle aynı seviye ve şartlarda değerlendirilmesinin adalete ve hakkaniyete aykırı olacağı kanaatine varılarak sanık hakkında ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği sonucuna varılmıştır..."

6. Başvurucunun mahkûmiyet kararına karşı istinaf kanun yoluna başvuruda bulunması üzerine dosya İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine (Bölge Adliye Mahkemesi) gönderilmiş ve istinaf incelemesi neticesinde istinaf başvurusunun esastan reddine 16/7/2020 tarihinde karar verilmiştir.

7. Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 16. Ceza Dairesine (Daire) gönderilmiş ve temyiz incelemesi neticesinde temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanmasına 18/5/2021 tarihinde kesin olarak karar verilmiştir.

8. Başvurucu, Dairenin onama kararını 13/7/2021 tarihinde öğrenmiş ve 5/8/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

9. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

10. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğunu belirten başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir (Mehmet Şerif Ay [2. B.], B. No: 2012/1181, 17/9/2013).

A. Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

11. Başvurucu; işlendiği tarihte suç olarak kabul edilmeyen fiillere dayanılarak cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğunu, bu yöndeki iddia ve itirazlarına karşılık yargı mercilerince yeterli açıklamalara yer verilmediğini belirterek suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

12. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüş yazısında, başvurucunun başvuru formunda ileri sürdüğü anayasal haklarla ilgili açıklamalara yer verilmiş ve bu hakların ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede, Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.   Başvurucu, Bakanlık görüşüne yönelik ibraz ettiği cevap dilekçesinde başvuru formundaki iddiaları yinelenmiştir.

13. Mevcut başvuruda başvurucu hakkındaki ByLock tespitinin, -ByLock verilerini içeren dijital materyallerin çözümlenmesi üzerine- user-ID numarası ve buna bağlı alt verilere ilişkin düzenlenen ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı yerine, yalnızca ByLock sorgu sonucu raporuna ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan getirtilen CGNAT kayıtlarına dayandırıldığı anlaşılmaktadır.

14. Buna karşın Yargıtay içtihadı uyarınca kişinin ByLock kullanıcısı olduğunun tespiti açısından -somut olayda da olduğu gibi- sadece CGNAT kayıtları yeterli delil olarak kabul edilmemektedir [birçok karar arasından bkz. (kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 30/6/2021 tarihli ve E.2020/2018, K.2021/4527; Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 4/10/2022 tarihli ve E.2021/18943, K.2022/5428 sayılı kararları] (benzer yönde bkz. Mehmet Ayko [1. B.], B. No: 2019/41322, 7/1/2025, § 20; Atakan Yıldırım [2. B.], B. No: 2021/8629, 14/1/2025, § 29; Uğur Özçiftçi [1. B.], B. No: 2021/43521, 15/1/2025, § 20).

15. Diğer yandan Anayasa Mahkemesi, Şerif Özmutlu ([GK], B. No: 2020/36986, 25/9/2025) kararına konu olayda, terör örgütü üyeliği suçundan kesinleşen mahkûmiyet kararında yargı makamlarının ByLock programının kullanıldığına dair birtakım veriler dışındaki diğer delilleri de esas almak suretiyle başvurucunun örgüt hiyerarşisi içindeki faaliyetlerini değerlendirmiş; örgütün nihai amacının herkesçe bilinir hâle geldiği olaylardan sonra dahi başvurucunun gerçekleştirdiği örgütsel faaliyetlerin varlığını ortaya koyarak örgütün nihai amacını bildiği kanaatine varmıştır. Anayasa Mahkemesi, yargı makamlarının bu tespitlerinin somut olayın şartlarına göre temelsiz ve keyfî olmadığı, kanun koyucunun yasak olarak belirlediği fiilin kapsamını suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırı olacak şekilde genişletmediği, örgüt üyeliğine ilişkin kuralın özüyle çelişmediği ve öngörülebilir olduğu sonucuna ulaşmıştır (Şerif Özmutlu, §§ 76-87).

16. Somut olayda mahkûmiyet kararının tek başına başvurucunun ByLock programını kullandığına ilişkin tespitleri içeren delillere dayandığı söylenemez. Nitekim başvurucu hakkındaki mahkûmiyet kararının ByLock programını kullandığına ilişkin tespitleri içeren delillerin yanı sıra başvurucunun örgütsel konumuna ve eylemlerine ilişkin bilgi veren tanık beyanlarına dayandığı anlaşılmıştır. Başvurucunun örgütün nihai amacının herkesçe bilinir hâle geldiği olaylardan sonra dahi gerçekleştirdiği örgütsel faaliyetler ve konumu dikkate alındığında mevcut başvuruda da Şerif Özmutlu kararından ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

17. Açıklanan gerekçelerle, başvurucunun   Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddiasının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. ByLock Verilerini İçeren Dijital Materyallerin Mahkeme Huzuruna Getirtilmemesi ve Bu Materyaller Üzerinden Bilirkişi İncelemesi Yaptırılmaması Nedenleriyle Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

18. Başvurucu, ByLock verilerini içeren dijital materyallerin Mahkeme huzuruna getirtilmemesi ve bu veriler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmaması nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

19. Bakanlık görüş yazısında, başvurucunun başvuru formunda ileri sürdüğü anayasal haklarla ilgili açıklamalara yer verilmiş ve bu hakların ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.   Başvurucu, Bakanlık görüşüne yönelik ibraz ettiği cevap dilekçesinde ise başvuru formundaki iddiaları yinelenmiştir.

20. Anayasa Mahkemesi Şerif Özmutlu kararında, yargı makamlarının başvurucu hakkında ByLock delilinin tek veya belirleyici delil olarak değerlendirmediği durumlarda salt ByLock verilerini içeren dijital materyallerin mahkeme huzuruna getirtmemesinin ve bu veriler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırmamasının, yargılamanın bütünü itibarıyla başvurucuyu iddia makamı karşısında usule ilişkin imkânlardan yararlanma noktasında önemli ölçüde dezavantajlı konuma düşürmediği sonucuna ulaşmıştır (Şerif Özmutlu, §§ 90-101).

21. Neticede başvurucunun ByLock uygulamasını kullandığına ilişkin tespiti içeren delillerin yanı sıra terör örgütü üyeliği suçundan kesinleşen mahkûmiyet kararlarında önemli ağırlıkta diğer delillere dayanan mevcut başvuru yönünden de Şerif Özmutlu kararından ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

22. Açıklanan gerekçelerle, başvurucunun   Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddialarının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.   

C. Diğer İhlal İddiaları

23. Başvurucu, adil yargılanma hakkı kapsamındaki diğer bazı güvencelerin yanı sıra birçok anayasal hakkının ihlal edildiğini de ileri sürmüştür. Bireysel başvuruya konu olay ve olgular, başvurucunun ihlal iddiaları ve başvuruya konu temel şikâyetlere ilişkin yukarıda yapılan tespitler birlikte değerlendirildiğinde başvurucunun Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ortak koruma alanında yer alan temel haklara ilişkin diğer şikâyetlerinin kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 20/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, AYŞE BÜŞRA GENÇALİ, B. No: 2021/32085, 20.05.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 330–334

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.