İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

ORHAN AKAN (2021/29348)

  • Mülkiyet hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, ruhsat süresinin temdit edilmesine karşılık mera tahsis amacı değişiklik süresinin uzatılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Mülkiyet hakkıRuhsat, lisans, tahsisİhlal Olmadığı—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ORHAN AKAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/29348)

 

Karar Tarihi: 18/5/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Kenan YAŞAR

Metin KIRATLI

Şaban KAZDAL

Raportör

:

Mehmet ALTUNDİŞ

Başvurucu

:

Orhan AKAN

Vekili

:

Av. Yakup Yaşar MİRZAOĞLU

​

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ruhsat süresinin temdit edilmesine karşılık mera tahsis amacı değişiklik süresinin uzatılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/6/2021 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu; Gaziantep İli, Oğuzeli İlçesi, Karadibek (Belören) Mahallesi'nde bulunan 270 parsel sayılı taşınmazda II. Grup (doğaltaş-mermer) işletme ruhsatına sahiptir.

6. Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM) 7/5/2007 tarihli yazıyla Gaziantep ili, Oğuzeli ilçesi, Karadibek (Belören) Mahallesi'nde bulunan 270 parsel sayılı taşınmazın başvurucu uhdesinde doğaltaş-mermer ruhsat sahası olarak kullanılmak üzere tahsis amacı değişikliği talebinde bulunmuştur. Bu talep, Gaziantep Valiliği İl Mera Komisyonunun 13/7/2007 tarihli toplantısında uygun bulunmuş ve Gaziantep Valiliğinin 17/10/2007 tarihli oluru ile söz konusu taşınmazın 54 dekarlık kısmına ilişkin olarak tahsis amacı değişikliği yapılmıştır. Tahsis amacı değişikliği süresi 11/6/2008 tarihinde başlamış, 11/6/2018 tarihinde sona ermiştir. Sürenin sona ermesi üzerine başvurucu 30/6/2018 tarihinden itibaren faaliyetini durdurmuş, 7/8/2018 tarihli dilekçesiyle öncelikle sürenin uzatılmasını, kabul edilmemesi hâlinde ise merayı teslim edeceğini belirtmiştir. Bu başvuru üzerine toplanan İl Mera Komisyonu 12/11/2018 tarihli toplantısında başvurucunun süre uzatım talebini uygun bulmamış, meranın eski hâline getirilmesini istemiştir. Ardından Gaziantep Valiliğinin 6/12/2018 tarihli oluru ile tahsis amacı değişikliği iptal edilmiştir.

7. Bu süreçte 14/2/2019 tarihli ve 7164 sayılı Kanun'la 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7. maddesinde değişiklik yapılmış ve madencilik faaliyetlerine ilişkin izinlerin ruhsat süresi uzadığı sürece geçerli olacağı düzenlenmiştir. Bunun üzerine başvurucu 6/3/2019 tarihli dilekçeyle ruhsatlı sahanın temdit süresinin 28/8/2026 tarihine kadar uzatıldığını ileri sürerek ruhsat süresini de bu süreyle uyumlu olarak yenilenmesi talebinde bulunmuştur. Ancak bu talep, İl Mera Komisyonunun 29/3/2019 tarihli kararıyla reddedilmiş, bu durum 8/5/2019 tarihinde başvurucuya bildirilmiştir.

8. Bunun üzerine başvurucu, İl Mera Komisyonu kararının iptali istemiyle Gaziantep 2. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde 7164 sayılı Kanun'un getirdiği haktan yararlandırılması gerektiğini vurgulamıştır. İdare Mahkemesi davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme kararının gerekçesinde, söz konusu taşınmaza ilişkin olarak daha önce yapılan mera vasfının kaldırılarak maden faaliyetlerine tahsis edilmesine yönelik tahsis amacı değişikliğinin süresinin 11/6/2018 tarihinde sona erdiği, bu sürenin uzatılmasına ilişkin yapılan başvurunun idare tarafından uygun bulunmayarak reddedildiği, 6/12/2018 tarihli valilik oluru ile tahsis amacı değişikliğinin iptal edildiği ifade edilmiştir. Bu bağlamda İdare Mahkemesince -her ne kadar maden işletme ruhsatının süresi 28/8/2026 tarihine kadar uzatılmış olsa da- bu durumun tahsis amacı değişikliğinin kendiliğinden uzatıldığı veya geçerliliğini koruduğu anlamına gelmeyeceği açıkça vurgulanmıştır. Dolayısıyla işletme ruhsatının geçerlilik süresinin devam etmesi, mera tahsisinin de aynı şekilde sürdüğü sonucunu doğurmamaktadır. Öte yandan kararın gerekçesinde, 3213 sayılı Kanun'un 7. maddesine 7164 sayılı Kanun ile eklenen ve 28/2/2019 tarihinde yürürlüğe giren yeni hükmün anılan tarihten önce geçerliliğini yitirmiş, yani iptal edilmiş olan tahsis amacı değişikliklerine uygulanamayacağı da belirtilmiştir. Karar istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.

9. Nihai karar başvurucu tarafından 5/6/2021 tarihinde öğrenilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

10. 25/2/1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunun amacı; daha önce çeşitli kanunlarla tahsis edilmiş veya kadimden beri kullanılmakta olan mera, yaylak, kışlak ve kamuya ait otlak ve çayırların tespiti, tahdidi ile köy veya belediye tüzel kişilikleri adına tahsislerinin yapılmasını, belirlenecek kurallara uygun bir şekilde kullandırılmasını, bakım ve ıslahının yapılarak verimliliklerinin artırılmasını ve sürdürülmesini, kullanımlarının sürekli olarak denetlenmesini, korunmasını ve gerektiğinde kullanım amacının değiştirilmesini sağlamaktır."

11. 4342 sayılı Kanun'un "Tahsis Amacının Değiştirilmesi" başlıklı 14. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

   "Tahsis amacı değiştirilmedikçe mera, yaylak ve kışlaktan bu Kanunda gösterilenden başka şekilde yararlanılamaz. Ancak, bu Kanuna veya daha önceki kanunlara göre mera, yaylak ve kışlak olarak tahsis edilmiş olan veya kadimden beri bu amaçla kullanılan arazilerden;

   a) Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının talebi üzerine, 3213 sayılı Maden Kanunu ve 6326 sayılı Petrol Kanunu ile 3/6/2007 tarihli ve 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu hükümlerine göre, arama faaliyetleri sonunda rezervi belirlenen maden ve petrol faaliyeti ile jeotermal kaynak ve doğal mineralli sular için zaruri olan,

   ...

Yerlerin, ilgili müdürlüğün talebi, komisyonun ve defterdarlığın uygun görüşü üzerine, valilikçe tahsis amacı değiştirilebilir ve söz konusu yerlerin tescilleri Hazine adına, vakıf meralarının tescilleri ise vakıf adına yaptırılır.

 ...

Bu Kanun kapsamında, 3213 sayılı Maden Kanunu ve 6326 sayılı Petrol Kanunu hükümlerine göre arama ve işletme faaliyetlerinin yürütülmesi ile ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça çıkartılacak bir yönetmelikle düzenlenir."

12. 31/7/1998 tarihli ve 23419 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Mera Yönetmeliği'nin "Tahsis Amacının Değiştirilmesi" başlıklı 8. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Mera, yaylak ve kışlak alanları ile umuma ait çayır, otlak ve kamu orta mallarının tahsis amacı; zaruri olan hallerde ilgili müdürlüğün Bakanlık İl Müdürlüğüne talebi, Komisyonun ve defterdarlığın uygun görüşü üzerine, talep edilen alanın tamamının veya bir kısmının tahsis amacı valilikçe değiştirilebilir. Tahsis amacı değiştirilen alanların tescilleri Hazine adına, vakıf meralarının tescilleri ise vakıf adına yaptırılır.

...

a) Tahsis amacı değişikliğinde istenecek bilgi ve belgeler:

...

Arama ruhsatı alınan alanlar için, 6326 sayılı Petrol Kanunu ve 3213 sayılı Maden Kanununa göre arama ruhsatı verilen yerlerin tamamı veya bir kısmının mera, yaylak, kışlak alanları içerisinde kalması halinde, bu alanlarda arama yapılabilmesi için ilgili müdürlük veya Genel Müdürlük, Bakanlık İl Müdürlüğünden koordinat değerleri belli; varsa 1/5000, yoksa 1/25000 ölçekli harita, vaziyet planı, arama ruhsatının onaylı örneği ile Komisyonca istenecek diğer bilgi ve belgeleri ekleyerek talep eder.

(Değişik paragraf: RG-29/11/2013-28836) Bu talepler Bakanlık İl Müdürlüğünce, Komisyona gönderilir. Ruhsat sahibince yönetmelik kapsamında istenen bilgi ve belgeler Bakanlık İl Müdürlüğüne sunulur, Komisyonca teknik ekip görevlendirmesi yapılır ve konu ile ilgili Defterdarlık görüşü istenir. Teknik ekibin görevlendirilmesi, teknik ekipçe mera inceleme raporunun tanzimi ve bu raporun Komisyona sunulması en geç 30 gün içinde tamamlanır. Bu sürede çalışmaların tamamlanamaması halinde; sebebi ve çalışmalara başlanacağı tarih bir yazı ile ruhsat sahibi ve ilgili müdürlük veya genel müdürlüğe bildirilir. Defterdarlık görüşü Bakanlık İl Müdürlüğüne ulaştıktan sonra Komisyon 15 gün içerisinde inceleme raporu ve Defterdarlık görüşü ile birlikte kararını oluşturur ve kararı Valilik onayına sunar. Vali, Komisyonun görüşünü esas alarak talebi değerlendirir; izin verir veya red eder.

Arama ruhsatı süresi Petrol Kanunu ile Maden Kanununa göre belirlenen süredir. Arama ruhsatı süresi bitiminde, ruhsat sahibi aradığı yeri terk edecekse, arama yapılan alanları eski vasıf ve kapasitesine getirmekle yükümlüdür. Ruhsat sahibi çalışmalara başlayabilmek için Komisyonca öngörülen teminatı yatırmış ve sözleşmeyi imzalamış olmalıdır.

...

İşletme ruhsatı alınan alanlar için, 6326 sayılı Petrol Kanunu ve 3213 sayılı Maden Kanunu hükümlerine göre işletme ruhsatı alınan yerlerin, mera, yaylak, kışlaklar içinde kalması halinde ilgili müdürlük veya Genel Müdürlük tarafından; onaylı işletme projesi, işletme ruhsatı, işletme izin alanlarını gösterir 1/1000 veya 1/2000 ölçekli imalat haritaları, rezerv durumu, vaziyet planı ile Komisyonca istenecek diğer bilgi ve belgeler eklenerek Bakanlık İl Müdürlüğüne başvuru yapılır.

...

İşletme süresi 6326 sayılı Petrol Kanunu ve 3213 sayılı Maden Kanununda öngörülen süre ile sınırlıdır. Ruhsat sahibi işletme süresi bitiminde, çalışma yapılan alanlar ile zarar verdiği alanları eski vasıf ve kapasitesine getirmekle yükümlüdür. Ruhsat sahibi çalışmalara başlayabilmek için Komisyonca öngörülen teminatı yatırmış ve sözleşmeyi imzalamış olmalıdır. Arama ruhsatı aşamasında üretim yapılması amacıyla tahsis amacı değiştirilmişse işletme ruhsatı alınması halinde aynı alan için tahsis amacı değişikliği işlemi uygulanmaz, ancak eksik olan bilgi ve belgeler tamamlanarak sözleşme Komisyonca yenilenir.

İşletme ruhsatı sahibi üç yıl içerisinde söz konusu alanları eski vasıf ve kapasitesine getirmediği takdirde, Komisyon alınan teminatı kullanarak bu görevi yerine getirir, yapılan tüm masraflarla birlikte, geçen sürede meydana gelen ot kaybının değerini de tahsil eder."

 13. 3213 sayılı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"

...

İşletme Ruhsatı : İşletme faaliyetlerinin yürütülebilmesi için verilen yetki belgesi.

İşletme İzni : Bir madenin işletmeye alınabilmesi için izin.

Ruhsat: (Değişik:14/2/2019-7164/5 md.) Madenlerin aranması ve işletilmesi için yönetmelikte belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde Genel Müdürlükçe verilen belge.

...

Maden Hakları : (Değişik:14/2/2019-7164/5 md.) Madenlerin aranması, bulunması, görünür rezervinin geliştirilmesi ve işletilebilmesi için verilen izinler ve maden yataklarının bulunmasına yardımcı olanlara tanınan maddî imkânlar.

...

Maden İşletme Faaliyetleri: (Ek:14/2/2019-7164/5 md.) Üretime yönelik hazırlık çalışmaları ve üretim için yapılan faaliyetler.

Madencilik Faaliyetleri: (Ek:14/2/2019-7164/5 md.) Madenlerin aranması, üretime yönelik hazırlık çalışmaları, üretilmesi, sevkiyatı, cevher hazırlama ve zenginleştirme, atıkların bertarafı, ruhsat sahasındaki stoklama/depolama işlemleri, maden işletmelerinin kapatılması ve çevre ile uyumlu hale getirilmesi ile ilgili tüm faaliyetler ve bu faaliyetlere yönelik geçici tesislerin yapılması."

14. 7164 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle değiştirilen 3213 sayılı Kanun'un 7. maddesinin yirminci fıkrası şöyledir:

"Madencilik faaliyetleri ve/veya bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler için verilmiş izinler, temditler dahil ruhsat hukuku devam ettiği sürece geçerlidir. Ruhsatın temdit edilmesi hâlinde madencilik faaliyetleri ve/veya bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler için verilmiş bütün izinler temdit süresi sonuna kadar hiçbir işleme gerek kalmaksızın uzatılmış sayılır."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Anayasa Mahkemesinin 18/5/2026 tarihinde yaptığı toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu; yaklaşık on yıldır ruhsatlı olarak faaliyette bulunduğu alanda madencilik faaliyeti yaptığını, bu süreçte mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, faaliyetlerini hukuka uygun şekilde sürdürdüğünü ifade etmiştir. Başvurucu 3213 sayılı Kanun'un 7. maddesinde 7164 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle 14/2/2019 tarihinde yapılan değişiklik çerçevesinde geçici tesisler dâhil tüm izinlerinin ruhsat süresinin uzatılmasıyla birlikte otomatik olarak geçerliliğini koruduğunu ve herhangi bir ek işleme gerek olmadığını ileri sürmüştür. Ayrıca aynı bölgede faaliyetlerine devam eden ve benzer hukuki konumda bulunan diğer şirketlere izin verilmeye devam edildiğini belirterek kendisine yönelik uygulamanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, bu bağlamda faaliyet izninin sona erdirilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dolayısıyla mülkiyet hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

17. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."

18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Bu doğrultuda başvurucunun temel şikâyeti 3213 sayılı Kanun'un 7. maddesinde 7164 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle 14/2/2019 tarihinde yapılan değişiklik çerçevesinde ruhsat süresinin uzatılmasına karşılık mera tahsis amacı değişiklik süresinin uzatılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine yöneliktir. Başvurucu ayrıca adil yargılanma hakkı kapsamında da çeşitli iddialarda bulunmuş olmakla birlikte bu iddiaların esas itibarıyla mülkiyet hakkının usule ilişkin güvenceleri çerçevesinde değerlendirilmesinin daha isabetli olacağı kanaatine varılmıştır.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a.   Mülkün Varlığı

20. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse, önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/1178, 5/11/2015, §§ 49-54). Bu nedenle öncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü [2. B.], B. No: 2013/382, 16/4/2013, § 26; İhsan Vurucuoğlu [1. B.], B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31).

21. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dahildir (Mahmut Duran ve diğerleri [2. B.], B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

22. Meşru beklenti objektif temelden uzak bir beklenti olmayıp belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma ihtimalinin yüksek olduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadına ya da ayni menfaatle ilgili hukuki bir işleme dayanan yeterli derecede somut nitelikteki bir beklentidir (Selçuk Emiroğlu [1. B.], B. No: 2013/5660, 20/3/2014, § 28; Mehmet Şentürk [GK], B. No: 2014/13478, 25/7/2017, § 42). Dolayısıyla Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ortak koruma kapsamında olan meşru beklentiye dayalı mülkiyet hakkının tespiti mevcut hukuk sisteminde iddia edilen mülkiyet iddiasının tanınmasına bağlı olup bu tespit, mevzuat hükümleri ve yargı kararları ile yapılmaktadır (Üçgen Nakliyat Ticaret Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/845, 20/11/2014, § 37). Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece mülkiyet hakkı kapsamında ileri sürülebilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi [1. B.], B. No: 2012/636, 15/4/2014, § 37).

23. Olayda başvurucunun sahip olduğu II. grup (doğaltaş-mermer) işletme ruhsatı, ekonomik değer taşıyan ve ticari faaliyet yürütme imkânı sağlayan bir hak olmakla birlikte ruhsat süresinin sona erdiği hususunda herhangi bir uyuşmazlık yoktur. Bu nedenle süresi dolmuş bir ruhsatın mevcut ve devam eden bir mülkiyet hakkı olarak değerlendirilmesi kural olarak mümkün değildir. Bununla birlikte sonradan yürürlüğe giren mevzuatın belirli şartlar altında ruhsatın devamına imkân tanıması ve başvurucunun bu düzenlemeden yararlanmak üzere başvuruda bulunması karşısında uyuşmazlığın meşru beklenti çerçevesinde ele alınması gerekir. Bu bağlamda ruhsat süresinin sona erdiği açık olmakla birlikte sonradan yürürlüğe giren mevzuatın ruhsatın devamına imkân tanıdığı ve başvurucunun bu düzenlemeden yararlanmak üzere başvuruda bulunduğu dikkate alındığında başvurucunun salt bir beklenti içinde olmadığı, aksine hukuki dayanağı bulunan bir meşru beklentiye sahip olduğu kabul edilmelidir.

b. Müdahalenin Varlığı ve Türü

24. Anayasa'nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence altına alınan mülkiyet hakkı kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, semerelerinden yararlanma ve tasarruf etme olanağı veren bir haktır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması, mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan [1. B.], B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53).

25. Anayasa'nın 35. maddesi ile mülkiyet hakkına temas eden diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa'nın mülkiyet hakkına müdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği görülmektedir. Buna göre Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu belirtilmek suretiyle mülkten barışçıl yararlanma hakkına yer verilmiş; ikinci fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi belirlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında genel olarak mülkiyet hakkının hangi koşullarda sınırlanabileceği belirlenerek aynı zamanda mülkten yoksun bırakmanın şartlarının genel çerçevesi de çizilmiştir. Maddenin son fıkrasında ise mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırı olamayacağı kurala bağlanmak suretiyle devletin mülkiyetin kullanımını kontrol etmesine ve düzenlemesine imkân sağlanmıştır. Anayasa'nın diğer bazı maddelerinde de devlet tarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özel hükümlere yer verilmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki mülkten yoksun bırakma ve mülkiyetin düzenlenmesi, mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, §§ 55-58).

26. İncelenen olayda Gaziantep ili, Oğuzeli ilçesi, Karadibek (Belören) Mahallesi'nde bulunan 270 parsel sayılı taşınmazın başvurucu uhdesinde II. grup işletme (doğaltaş-mermer) ruhsat sahası olarak kullanılmak üzere 54 dekarlık kısmına ilişkin olarak tahsis amacı değişikliği yapılmıştır. Tahsis amacı değişikliği süresi 11/6/2008 tarihinde başlamış ve 11/6/2018 tarihinde sona ermiş; ardından Gaziantep Valiliğinin 6/12/2018 tarihli oluru ile tahsis amacı değişikliği iptal edilmiştir. Bu yönüyle tahsis amacı değişiklik süresinin uzatılması talebinin uygun görülmemesi ve akabinde iptal edilmesi şeklinde ortaya çıkan müdahalenin kamu makamlarının meraların korunması, geliştirilmesi ve amacı dışında kullanılmasının önlenmesi için gerçekleştirildiği açıktır. Bu itibarla başvuruya konu müdahalenin mülkiyetin kullanımını düzenleme ve kontrole ilişkin üçüncü kural çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

c. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

27. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

28. Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen 13. maddesi de gözönünde tutulmalıdır. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62).

i. Kanunilik

29. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi gereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması, müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanun hükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company [2. B.], B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye Çiftçi ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55).

30. Mera niteliğindeki taşınmazların kullanım biçimini düzenleyen 4342 sayılı Kanun, anılan taşınmazların asıl amacı dışında kullanımına yalnızca belirli koşullar altında ve kamu yararı gerekçesiyle izin verilmesini mümkün kılmıştır. Bu kapsamda 4342 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca kamu yatırımları ve kamu yararı gerektiren özel yatırımlar için meraların tahsis amacı değiştirilebilmektedir. Somut olayda da MİGEM'in talebi üzerine taşınmazın 54 dekarlık kısmı için tahsis amacı değiştirilmiş ancak tahsis amacı değişikliği Gaziantep Valiliğinin 6/12/2018 tarihli oluru ile iptal edilmiştir. Dolayısıyla müdahalenin açık ve öngörülebilir bir kanuni düzenlemeye dayandığı, bu yönüyle müdahalenin kanunilik koşulunu karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

31. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilir. Kamu yararı kavramı, mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda sınırlandırılmasına imkân verdiğinden, bir sınırlandırma amacı olmasının yanı sıra mülkiyet hakkının kamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu anlamda bir sınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır. Kamu yararı kavramı, devlet organlarının takdir yetkisini de beraberinde getiren bir kavram olup objektif bir tanıma elverişli olmayan bu ölçütün her somut olay temelinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir (Nusrat Külah [2. B.], B. No: 2013/6151, 21/4/2016, §§ 53, 56; Yunis Ağlar [1. B.], B. No: 2013/1239, 20/3/2014, §§ 28, 29).

32. 4342 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca mera niteliğindeki alanların tahsis amacı kamu yatırımları ile kamu yararı taşıyan özel yatırımlar doğrultusunda değiştirilebilmektedir. Anılan düzenleme, yer altı ve yer üstü kaynaklarının kamu yararına uygun biçimde değerlendirilmesini ve ülkenin kalkınma öncelikleri doğrultusunda ekonomik faaliyetlerin desteklenmesini amaçlamaktadır. Bu çerçevede maden arama ve işletme faaliyetleri gibi stratejik önemi olan sektörlerde doğal kaynakların ekonomiye kazandırılması kamu yararının bir gereği olarak kabul edilmekte, bu faaliyetlerin yürütülebilmesi için gerekli taşınmazların belirli koşullar altında ve kural olarak geçici nitelikte olmak üzere farklı amaçlarla kullanılması mümkün olmaktadır. Bununla birlikte kamu yararının ortadan kalkması, tahsis süresinin sona ermesi veya tahsis koşullarının ihlal edilmesi gibi hâllerde, tahsis amacının değiştirilmesi ya da tahsisin iptal edilmesi de kamu yararına dayanan meşru bir müdahale olarak değerlendirilmelidir.

33. Olayda tahsis amacı değişikliği işlemi, MİGEM'in talebi ve İl Mera Komisyonunun uygun görüşü üzerine Gaziantep Valiliğinin oluru ile gerçekleştirilmiştir. Ancak bu tahsis süreli olarak yapılmıştır. Sürenin dolması üzerine başvurucunun faaliyetini durdurduğu ve sürenin uzatılmaması hâlinde taşınmazı teslim edeceğini açıkça beyan ettiği görülmüştür. İl Mera Komisyonunun 12/11/2018 tarihli kararıyla kamu yararının yeniden değerlendirilmesi neticesinde uzatma talebi uygun görülmemiş, Gaziantep Valiliğinin 6/12/2018 tarihli oluru ile tahsis amacı değişikliği iptal edilmiştir. Bu durumda tahsis amacı değişikliği işleminin iptal edilmesinin kamu yararına dayalı meşru bir amacı olduğu açıktır.

iii.   Ölçülülük

(1)   Genel İlkeler

34. Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaçla bu amacın gerçekleştirilmesi için kullanılan araç arasında makul bir ölçülülük ilişkisi olup olmadığı değerlendirilmelidir.

35. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016).

36. Ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş olacaktır. Müdahalenin ölçülülüğünü değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; bir taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahalenin niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate alacaktır (Arif Güven [2. B.], B. No: 2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).

37. Anayasa'nın 35. maddesi usule ilişkin açık bir güvenceden söz etmemektedir. Bununla birlikte mülkiyet hakkının gerçek anlamda korunabilmesi bakımından bu madde, Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da ifade edildiği üzere mülk sahibine müdahalenin kanun dışı veya keyfî ya da makul olmayan şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınması güvencesini kapsamaktadır. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününe bakılarak yapılmalıdır (Züliye Öztürk [1. B.], B. No: 2014/1734, 14/9/2017, § 64; Bekir Yazıcı [GK], B. No: 2013/3044, 17/12/2015, § 71).

38. Mülkiyet hakkının usule ilişkin güvenceleri hem özel kişiler arasındaki mülkiyet uyuşmazlıklarında hem de taraflardan birinin kamu gücü olduğu durumlarda geçerlidir. Bu bağlamda mülkiyet hakkının korunmasının söz konusu olduğu durumlarda usule ilişkin güvencelerin somut olayda yerine getirildiğinden söz edilebilmesi için mahkemelerin kararlarında konu ile ilgili ve yeterli gerekçe bulunmalıdır. Ayrıca belirtmek gerekir ki bu zorunluluk davacının bütün iddialarına cevap verilmesi anlamına gelmemekle birlikte mülkiyet hakkını ilgilendiren, davanın sonucuna etkili esasa ilişkin temel iddia ve itirazların yargılama makamlarınca özenli bir şekilde değerlendirilerek karşılanması gerekir (Kamil Darbaz ve Gmo Yapı Grup End. San. Tic. Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2015/12563, 24/5/2018, § 53).

(2)   İlkelerin Olaya Uygulanması

39. Başvuru konusu olayda başvurucu uhdesinde bulunan maden işletme ruhsat sahasına isabet eden ve Gaziantep ili, Oğuzeli ilçesi, Karadibek (Belören) Mahallesi'nde bulunan 270 parsel sayılı taşınmazın tahsis amacının mera vasfından çıkarılarak madencilik faaliyetlerine tahsis edilmesi MİGEM'in talebi üzerine gerçekleştirilmiştir. Bu talep, İl Mera Komisyonunca uygun bulunmuş ve Gaziantep Valiliğinin oluru ile 54 dekarlık alan bakımından tahsis amacı değişikliği yapılmıştır. Tahsis amacı değişikliği 11/6/2008 tarihinde başlamış, 11/6/2018 tarihinde sona ermiştir (bkz. § 6).

40. Başvurucu, taşınmaz üzerinde yürütmekte olduğu faaliyetin dayanağı olan tahsis süresinin sona ermesi üzerine 30/6/2018 tarihi itibarıyla faaliyetlerine son vermiştir. Bu sürecin hemen ardından 7/8/2018 tarihli dilekçeyle idareye başvurarak öncelikle tahsis süresinin uzatılmasını talep etmiş; bu talebin idarece uygun görülmemesi hâlinde ise söz konusu taşınmazı idareye teslim edeceğini açık şekilde beyan etmiştir. Başvurucunun bu yöndeki irade beyanı, sürecin farkında ve denetiminde olduğunu, mevcut tahsisin sona erdiğini, buna bağlı olarak sahanın boşaltılması yükümlülüğünün doğduğunu kabul ettiğini ortaya koymaktadır. Bu durumda taşınmaz üzerindeki tahsis amacı değişikliğinin sona erdiği ve başvurucunun tasarruf yetkisinin ortadan kalktığı hususu yalnızca idarenin tek taraflı işleminden değil aynı zamanda başvurucunun açık rızası ve kabulüne dayalı olarak gerçekleşmiştir (bkz. § 6). İdarenin bu kapsamda tesis ettiği işlemler hakkında başvurucu bilgilendirilmiş ve başvurucunun sürece yönelik açık yazılı beyanları da doğrulanmıştır. Bu kapsamda İdare Mahkemesi, başvurucunun faaliyetini sürdürebilmesine olanak tanıyan tahsis işleminin hukuken sona erdiğini, artık yürürlükte olan geçerli bir idari tahsis kararının bulunmadığını tespit etmiştir (bkz. § 8).

41. Başvurucu, 28/2/2019 tarihinde yürürlüğe giren 7164 sayılı Kanun'la 3213 sayılı Kanun'un 7. maddesine eklenen düzenleme uyarınca madencilik faaliyetlerine ilişkin çeşitli izinlerin ruhsat süresiyle paralel şekilde uzatıldığını, daha önce tesis edilmiş tahsis amacı değişikliklerinin de uzatılmış sayılması gerektiğini ileri sürmüşse de İdare Mahkemesi, bu iddiayı hukuken dayanaksız bularak kabul etmemiştir. Kararda, anılan yasal düzenlemenin yalnızca yürürlüğe girdiği tarihte geçerliliğini koruyan, hukuken sona ermemiş ve yürürlükte bulunan izin ve tahsis işlemleri bakımından uygulanabileceğini değerlendirmiştir. Buna karşılık yürürlük tarihinden önce idare tarafından açık ve kesin şekilde sona erdirilmiş, ilgili tarafın da bu işlemi açıkça kabul ettiği durumlarda söz konusu düzenlemenin geçmişe etkili olarak uygulanmasının mümkün olmadığı sonucuna varmıştır (bkz. § 8). İdare Mahkemesi, bu değerlendirmeyi yasal düzenlemenin kapsamı ve uygulanabilirlik şartları çerçevesinde yapmış olup değerlendirme somut olayın koşullarına göre öngörülebilir niteliktedir.

42. Netice itibarıyla mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemediği, müdahalenin kamu yararını gerçekleştirmeye yönelik meşru bir amaç taşıdığı ve mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi bozmadığı değerlendirilmiştir. Bu çerçevede müdahalenin orantılı ve ölçülü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

43. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 18/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, ORHAN AKAN, B. No: 2021/29348, 18.05.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 72–82

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.