İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

HALİME ECER (2021/26088)

  • Yaşam hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, şüpheli ölüme ilişkin etkili bir soruşturma yapılmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Yaşam hakkıÜçüncü kişiler arası eylemler sonucu ölüm/Ağır yaralanma - Usul yükümlülüğüİhlalYeniden yargılama, Manevi tazminat

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

HALİME ECER BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/26088)

 

Karar Tarihi: 11/3/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan y.

:

Recai AKYEL

Üyeler

:

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

İrfan FİDAN

Muhterem İNCE

Raportör

:

Soner GÖÇER

Başvurucu

:

Halime ECER

Vekili

:

Av. Mehmet KARATAŞ, Av. Mesut IŞIK

​

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, şüpheli ölüme ilişkin etkili bir soruşturma yapılmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/3/2021 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucunun oğlu C.E. 9/2/2018 günü saat 02.30 sıralarında kafası ile boynundan yaralanmış ve kalbi durmuş bir hâlde yakınları tarafından özel araçla hastaneye getirilmiş; bir süre adrenalin eşliğinde kalp masajı yapılmasına rağmen hayata döndürülememiştir.

6. Ölüm olayına ilişkin olarak Çukurca Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) resen soruşturma işlemlerine başlanmıştır. Kollukça saat 02.30'da tanzim edilen görüşme tutanağına göre Cumhuriyet savcısınca olay yerinde inceleme yapılması, olay yerinin fotoğraflanması, suç unsuru olabilecek delillere ve C.E.nin cep telefonuna el konulması, müşteki ve tanıkların beyanlarının alınması talimatı verilmiştir.

7. Kollukça olay gününün sabahında saat 08.00 sıralarında tanzim edilen tutanağa göre C.E.nin cesedinin bulunduğu ahırda yapılan ön incelemede giriş kısmında ve kapının arkasında kan lekeleri olduğu görüldüğünden olay yerine herhangi bir müdahale olmaması için güvenlik şeridi çekilmiş ve iki güvenlik koruyucusu görevlendirilmiştir. Tutanakta görgü şahidi veya ahırı gören bir kamera tespit edilemediği ifade edilmiştir.

8. Cumhuriyet savcısının katılımı ile saat 11.00 sıralarında yapılan ölü muayene işleminde kesin ölüm sebebinin tespit edilememesi üzerine aynı gün klasik otopsi işlemi yapılmıştır. İşlem neticesinde ölüm sebebinin "kafatası kırıkları ile birlikte boyun bölgesindeki travma, büyük damar yaralanması ve nefes borusunda meydana gelen parçalanma sonucu meydana gelen dış kanama ve solunum, dolaşım ile fonksiyon bozukluğu olduğu" kanaati bildirilmiştir.

9. Olay sabahı saat 08.00 sıralarında ceset üzerinde, saat 09.00 sıralarında ise C.E.nin cesedinin bulunduğu ahırda olay yeri incelemesi yapılmıştır. Ahır, Çığlı köyü ile Akkaya köyü yolu üzerindedir. Çatısı ile etrafı branda ve tel örgü ile kaplı, 160 metrekare büyüklüğünde olup iki bölmeden oluşmaktadır. Olay yeri inceleme ekibinin olay yerinde aldığı bilgiye göre C.E. saat 02.00 sıralarında ahşap yemliklerin bulunduğu yerde sırtüstü yatar vaziyette bulunmuştur. Olay yeri incelemesi neticesinde ahşap yemliğin ayağında ve zemin üzerinde, ayrıca sulağın yan kısmında kan olduğu belirlenmiştir. Ahırın keçi ve koyunların bulunduğu bölmesinde, zemin üzerinde ahşap saplı ve çift taraflı bir kazma olduğu, kazmanın ahşap sapa bağlandığı yerin iç kısmında kan olduğu değerlendirilen lekeler bulunduğu tespit edilmiştir. Yine aynı bölmede biraz daha içeride, zemin üzerinde iş eldiveninin bir teki görülmüş, kan olduğu değerlendirilen lekeler tespit edilmiştir. Aynı bölmenin duvar kısmında ve kapının iç kısmında da üzerinde kıllar bulunan ve kan olduğu değerlendirilen lekeler görülmüştür. Ahırdaki hayvanların boynuzları da incelenmiş ancak kan veya benzeri bir lekeye rastlanmamıştır. Kazma, iş eldiveni ve kıllar muhafaza altına alınmış; kan olduğu değerlendirilen lekelerden ise svap örneği alınmıştır. İncelemeye, ahır ve civarın fotoğrafları çekilmek ve krokisi çizilmek suretiyle saat 11.30 sıralarında son verilmiştir. Ancak Cumhuriyet savcısının talimatı üzerine saat 17.00 sıralarında tekrar ahıra gelinerek hayvanların boynuzlarından svap örnekleri alınmıştır. Alınan örnekler incelenmek üzere kriminal laboratuvarına gönderilmiştir. Yapılan inceleme neticesinde hayvanların boynuzlarından alınan svap örneklerinde kan tespit edilememiş, buna mukabil kazma ile eldiven üzerinden, ahırın iç duvarından alınan örneklerin insan kanı olduğu tespit edilmiştir. DNA analiz çalışması ile de hem kan örneklerinin hem de ele geçirilen kılların profilinin C.E.nin profili ile benzer olduğu tespit edilmiş ancak hayvanların boynuzlarından alınan svap örneklerinin DNA analiz çalışmasına cevap vermediği kaydedilmiştir.

10. Kollukça 14/2/2018 günü C.E.nin eşi M.M.nin (Irak vatandaşı) mağdur sıfatıyla tercüman eşliğinde beyanı alınmıştır. M.M., C.E. ile beş ay kadar önce görücü usulüyle evlendiklerini, mutlu bir evlilikleri olduğunu, Üzümlü Sınır Kapısı'ndan aldıkları ürünleri satarak geçindiklerini, olaydan yirmi gün öncesine kadar eşinin ailesi ile aynı evde yaşarlarken aynı evin alt katında oturan ve eşinin akrabası olan M.Y.nin evine geçtiklerini, M.Y. ve eşi ile yaşamaya başladıklarını, C.E.nin son dönemde durgun olup babası gibi yakında öleceğini söylediğini, kavgalı olduğu kimse olmadığını ifade etmiştir. M.M.ye göre C.E.nin bankaya olan 27.000 TL kredi borcu dışında borcu yoktur, bu borcun da yarısını ailesi ödeyeceğini söylemiştir ancak M.M.nin iddiasına göre C.E. 17/1/2018 günü düğünde takılan altınları bozdurmuş, altın bedeli olan 30.000 TL'yi Hakkâri'de -gösterebileceği- bir dükkâna götürüp bırakmıştır. Sorduğunda ise "Bir iş yapacağım, merak etme, o para iki kat olarak gelecek." demiştir. Olay akşamı C.E. arkadaşının yanına gideceğini söyleyerek saat 21.00 sıralarında evden çıkmış, evden çıkmadan önce altınların bozdurulmasıyla ele geçen parayı sormuş, C.E. yine paranın geleceğini, sorun olmadığını söylemiştir. Eve dönmemesi üzerine M.M., C.E.ye mesaj yazmış ancak yanıt alamamıştır. Saat 00.30 sıralarında M.Y.ye sormuş ancak M.Y. bilgisi olmadığını söylemiştir. Saat 01.30 sıralarında ise C.E.nin halen eve gelmemesi üzerine C.E.nin kardeşi E.E.yi aramıştır. Bir süre sonra E.E., C.E.yi evin yaklaşık 500 metre uzağındaki ahırda yerde kanlar içinde bulduklarını söylemiştir. Bunun üzerine hastaneye gitmiş, saat 02.30 sıralarında C.E.nin öldüğü haberini almıştır. M.M. kendisine eşinin ahırdaki hayvanların boynuz darbesi ile öldüğünün söylendiğini, C.E.nin ahıra normalde hiç gitmediğini ifade etmiş; kimseden şüphelenmediğini ve kimseden şikâyetçi olmadığını dile getirmiştir.

11. Kollukça 15/2/2018 günü C.E.nin kardeşi E.E.nin bilgi sahibi sıfatıyla beyanı alınmıştır. E.E., ağabeyi C.E.yi en son olay sabahı gördüğünü, saat 01.00 sıralarında ağabeyinin eşi M.M.nin kendisini arayarak C.E.ye ulaşamadığını söylediğini, bunun üzerine diğer ağabeyi M.E.yle birlikte önce evin etrafını aradıklarını, sonra evin 500 metre kadar uzağındaki ahıra yöneldiklerini, C.E.yi ahırın girişinde sırtüstü yatar vaziyette, boynundan ve kafasından kan akar şekilde bulduklarını ifade etmiştir. E.E., C.E.yi bulduklarında nefes aldığını ancak herhangi bir şey söylemediğini, hemen kuzeni R.E.yi arayarak çağırdıklarını, onun aracıyla C.E.yi hastaneye götürdüklerini söylemiştir. E.E.ye göre ahıra çok sık gitmeyen C.E.de son dönemde herhangi bir değişiklik gözlemlememiştir. Yalnızca bankaya 27.000 TL kredi borcu olan C.E.nin başkaca borcu olup olmadığını bilmemektedir. C.E.nin diğer ağabeyi M.E. de kardeşi C.E.yi en son olay günü öğlen saatlerinde gördüğünü, saat 01.00 sıralarında kardeşi E.E.nin kendisini arayarak C.E.ye ulaşamadıklarını söylediğini, bunun üzerine E.E. ile birlikte C.E.yi aramaya başladıklarını ifade ederek E.E.nin beyanlarına benzer yönde beyanlarda bulunmuştur. E.E. ve M.E.nin ifadelerinde C.E.yi bulduktan sonra kendisine ait araçla hastaneye götürdüklerini beyan ettikleri R.E. ise C.E.yi en son olay günü sabah saatlerinde gördüğünü ifade ederek E.E. ve M.E.nin beyanlarını teyit etmiştir.

12. Mağdur ve bilgi sahiplerinin beyanlarına göre C.E. ve eşinin aynı evi paylaştıkları M.Y.nin de 19/2/2018 günü kollukça bilgi sahibi sıfatıyla beyanı alınmıştır. M.Y., C.E. ve eşinin bir ay kadar önce kendisi ve eşinin ikamet etmekte olduğu eve taşındıklarını, kendilerinin zaten yazın Van'a taşınacağını hatta bu sebeple C.E.nin mobilya satın almak istediği için aynı köyde dükkân işleten F.Y.ye giderek zaman zaman fikir aldığını belirtmiştir. M.Y., C.E.yi en son olay sabahı gördüğünü, kendisinin ve eşinin akşam önce F.Y.yi sonra ise amcası Yaşar Y.yi evlerinde ziyaret ettiklerini, saat 00.00 sıralarında eve döndüklerinde C.E.nin eşi M.M.nin C.E.nin eve dönmediğini söylediğini, daha sonra M.M.nin haber vermesi ile gelen E.E. ve M.E.nin C.E.yi aramaya başladığını, kendisinin ise evde kaldığını, bir süre sonra C.E.nin yaralı hâlde hastaneye kaldırıldığını öğrendiğini, bunun üzerine hastaneye gittiğini ifade etmiştir.

13. M.Y.nin ifadesinde adı geçen F.Y.nin birkaç kez beyanı alınmıştır:

 i.   İlk olarak 19/2/2018 günü kollukça bilgi sahibi sıfatıyla alınan beyanında F.Y., C.E.yi en son olaydan bir gün önce öğle vakti amcası A.Y.nin evinde gördüğünü, C.E.nin daha önce kendisinin köyde işlettiği dükkâna gelerek tanıdık bir beyaz eşya satıcısı olup olmadığını sorduğunu, Batman'da tanıdığı bir beyaz eşya satıcısının bilgisini verdiğini, buna ilişkin olarak C.E.den para almadığı gibi daha sonra bu konuda da konuşmadıklarını söylemiştir. F.Y. olay günü öğlen saatlerinde rahatsızlanması nedeniyle eve geçtiğini, akşam saatlerinde ise M.Y. ve eşinin evlerine ziyarete geldiklerini, 21.00 sularında ayrıldıklarını, olaydan ise gece 03.00 sularında kuzeni E.Y.nin araması ile haberdar olduğunu ifade etmiştir.

 ii.   7/3/2018 günü kendiliğinden kolluğa başvuran F.Y.nin kollukça ve yine bilgi sahibi sıfatı ile tekrar bilgisine başvurulmuştur. Daha önce C.E.den beyaz eşya veya mobilya için herhangi bir para almadığını ifade eden F.Y. bu kez, C.E.den beyaz eşya veya mobilya için herhangi bir para almadığını ancak C.E.nin olaydan yaklaşık bir ay kadar önce dükkânına gelerek kendisine 30.000 TL para verdiğini, parayı dükkânda çalıştırmasını ve kazancından pay vermesini istediğini söylediğini ileri sürmüştür. F.Y. daha önceki ifadesinde para ile ilgili bir şey sorulmadığı için aklına gelmediğini, daha sonra kolluk kuvvetlerinin C.E.nin ailesine bu parayı sorduğunu duyması üzerine tekrar ifade vermek için geldiğini beyan etmiştir. F.Y.ye göre C.E.nin bu parayı çalıştırmak üzere kendisine vermesinden kardeşi S.Y.nin ve C.E.nin kardeşi E.E.nin haberi vardır.

iii. 10/4/2018 günü F.Y.nin Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmıştır. F.Y., C.E.nin çocukluk arkadaşı olduğunu, bir aile gibi olduklarını, C.E.nin evi ile dükkânının yan yana olduğunu, bu nedenle sık sık dükkânına gidip geldiğini, C.E.nin ölümünden bir ay kadar önce düğününden kalan takıları bozdurarak bedeli olan 30.000 TL'yi kendisine vererek parayı çalıştırıp kârdan pay vermesini istediğini, "Kaçakçılık yapmadığın için sana güveniyorum." dediğini ifade etmiştir. Olay günü bademciklerinden rahatsız olduğu için R.E.nin kendisini hastaneye götürdüğünü, tedavisinden sonra da köye bıraktığını, köye döndüğünde eve geçmeden önce boğazına iyi geleceğini düşünerek bal almak için amcası A.Y.nin evine gittiğini, C.E.yi de en son burada gördüğünü, M.Y.nin kendisini olay günü akşam saatlerinde ziyaret ettiğini, saat 21.30 civarı ayrıldıklarını, sonrasında uyuduğunu, saat 02.30 sıralarında amcasının oğlu E.Y.nin aramasıyla olaydan haberdar olduğunu, E.Y.nin kendisine "C.E.yi köpekler parçalamış." dediğini, bunun üzerine giyinerek evden çıktığını, önce ahıra baktığını, daha sonra bir servise binerek hastaneye gittiğini, hastanede karşılaştığı M.Y.nin kendisinin evinden ayrıldıktan sonra dayısı ve amcalarına gittiğini, saat 00.30'a kadar misafirlikte olduğunu söylediğini belirtmiştir.

14. 10/4/2018 günü M.Y.nin Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmıştır. M.Y., C.E.nin ve ailesinin akrabası olduğunu, evlendikten sonra C.E.nin evlerinin alt katına yerleştiğini, olaydan yirmi gün kadar önce C.E.nin de eşiyle ikamet ettiği eve yerleştiğini ve birlikte yaşamaya başladıklarını, bu süre içinde eşleriyle birlikte gümrükten Irak'a geçip sigara ve çay alıp döndüklerini ifade etmiştir. M.Y., C.E.yi en son öldüğü gün gördüğünü, sabah kahvaltısı sonrası Narlı köyündeki bir kazaya yardım etmek için 50-60 kişi ile oraya gittiklerini, saat 15.00-16.00 civarında köye döndükten sonra ayrıldıklarını, kendisini bir daha görmediğini söylemiştir. M.Y. akşama doğru F.Y.nin evine gittiğini, yemek yediklerini, saat 20.30'a kadar burada kaldıktan sonra ise amcasının evine çay içmeye gittiğini, saat 00.00'da eve döndüğünü, eve döndüğünde C.E.nin eşinin C.E.den haber alamadığını söylediğini, bir süre sonra C.E.nin kardeşlerinin onu aramaya başladıklarını belirtmiştir. M.Y.ye göre C.E.nin ahırda bulunması sonrası kalabalığı görünce kendileri de yola çıkmış; C.E.nin ardından hastaneye gitmiştir.

15. Aynı gün C.E.nin kardeşi M.E.nin de Cumhuriyet savcısı tarafından tanık sıfatıyla ifadesi alınmıştır. M.E. daha önce kollukta verdiği beyanlara benzer yönde beyanlarda bulunmuştur.

16. 22/3/2018 tarihinde Başsavcılığın talebi üzerine şüpheli müdafii ve vekilinin dosya içeriğini inceleme ve belgelerden örnek alma yetkisinin kısıtlanmasına karar verilmiştir. Akabinde yine Başsavcının talebi üzerine önce 3/4/2018 tarihinde C.E.nin aynı ikametgâhı paylaştığı M.Y. ve C.E.nin 30.000 TL verdiği anlaşılan F.Y.nin bir ay süre ile iletişimlerinin tespitine, dinlenmesine, kayda alınmasına ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine, 18/4/2018 tarihinde ise C.E.nin eşi M.M. ile C.E.nin kardeşleri E.E. ve M.E.nin bir ay süre ile 3G ve GPS data verilerini de kapsayacak şekilde iletişimin tespitine, dinlenilmesine, kayda alınmasına ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine karar verilmiştir.

17. 31/1/2019 tarihinde E.E.nin bu kez Cumhuriyet savcısı tarafından tanık sıfatıyla ifadesi alınmıştır. E.E. olay sonrasında öncelikle ağabeyinin eşi M.M.nin olayı görmüş olabileceğini düşündüğünü ancak şu an ağabeyinin ölümü hakkında kimseden şüphelenmediğini belirtmiştir.

18. 4/2/2019 tarihinde Başsavcılığın talebi üzerine C.E.nin kullandığı GSM hattının son iki aylık dönemde aranan ve arayan telefon numaralarının tüm görüşme detaylarının, görüşülen abonelerin kimlik ve adresi bilgileri ile baz istasyon bilgilerinin tespitine karar verilmiştir. C.E.nin kullandığı GSM hattına ilişkin HTS kaydında tespit edilen kişilerin kollukça bilgi sahibi sıfatıyla beyanları alınmıştır. Bir kısmı, günlük işlerden bahsettiğini belirtirken bir kısmı, ne için görüştüklerini hatırlamadıklarını ifade etmiştir. Beyanlar arasında dikkate çeken K.E.nin ifadeleridir. K.E. olay gecesi evdeyken saat 01.40 sıralarında E.E.nin kendisini arayarak C.E.ye ulaşamadıklarını söylemesi üzerine bir iki kez C.E.yi aradığını ancak ona ulaşamadığını, akabinde E.E., M.E. ve M.Y. ile birlikte C.E.yi aramaya başladıklarını, nihayetinde C.E.yi ahırda kanlar içinde bulduklarını, ellerinin titrediğini gördüklerini, bunun üzerine C.E.yi arabayla hastaneye götürdüklerini belirtmiştir.

19. C.E.nin cep telefonu ve cep telefonuna takılı SIM kartta teknik inceleme yapılmış ve sonuçlar 1/4/2019 havale tarihli teknik inceleme raporu ile Başsavcılığa bildirilmiştir. Raporda; cep telefonunun içerik bilgisinden, arama günlüğünden, çerez kayıtlarından, kişi listesinden, WhatsApp konuşmalarından, internet geçmişinden, yüklü uygulamalardan, resimlerden, videolardan ve seslerden, ayrıca SIM kart içeriğinden soruşturma konusu olaya yönelik herhangi bir bilgiye ulaşılamadığı belirtilmiştir. Ayrıca olay günü ve sonrasında dikkat çeken arayan ve aranan kayıtları incelenmiştir. Buna göre en son yapılan arama 7/2/2018 günü saat 18.59'da H.Ö. ile, en son gelen arama ise 8/2/2018 günü saat 11.52'de M.E. iledir. 8/2/2018 ve 9/2/2018 tarihinde, E.E. adına kayıtlı olup M.M.nin kullanmakta olduğu hat ile E.E., M.E., M.Y. adına kayıtlı olan hatlar arasında çok sayıda cevapsız arama kaydı vardır. İlk cevapsız arama kaydı saat 16.57'dedir, sonrasında görüşme kaydı yoktur. Olaydan sonra ise F.Ü. adına kayıtlı hattan arama ve aranma kayıtları olduğu görülmüştür. Raporda, SMS mesajlarında E.E. adına kayıtlı olup M.M.nin kullandığı hattan sırasıyla saat 20.23 ve 22.04'te gönderilmiş, Türkçesi "Neredesin eve gel." ve "Bana cevap ver şimdi, sen niye eve gelmiyorsun cebel, hayırdır?" olan iki mesaja rastlandığı kaydedilmiştir. Aynı raporda GPRS konum kayıtlarına ilişkin 81 kaydın dökümü de sunulmuştur. Rapora ilişkin kolluk personelince yapılan değerlendirme neticesinde tanzim edilen 22/5/2019 tarihli teknik inceleme raporu araştırma tutanağında 8/2/2018 günü saat 22.52'de gelen iki cevapsız çağrıya dair kaydın silindiği ancak görüşme olmadığı için HTS kaydından numaranın veya numaraların tespitinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.

20. Kollukça tanzim edilen 11/6/2019 tarihli araştırma tutanağı'nda, her ne kadar F.Y. Başsavcılıkça alınan ifadesinde olay günü rahatsız olduğu için hastaneye gittiğini iddia etmiş ise de hastane kayıtlarında yapılan araştırma neticesinde F.Y.nin 8/2/2018 tarihinde herhangi bir hastaneye giriş çıkış kaydı olmadığı, bir gün önce yani 7/2/2018 günü hastaneye giriş yaptığı ve aynı gün çıktığı belirtilmiştir.

21. Kollukça Başsavcılığa gönderilen 17/6/2019 tarihli yazı ekinde yer alan, Hakkâri Adli Tıp Şube Müdürlüğünde görevli uzman hekim tarafından tanzim edildiği anlaşılan bila tarihli adli görüş bildirim raporunda C.E.nin vücudunda tespit edilen her bir yara ve kesici delici alet yahut künt cisim giriş delikleri ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Raporda; toplam sekiz yaradan birinin künt bir cisimle, birinin herhangi bir cisimle ya da yere çarpma sonucu, üçünün boynuz veya kazık gibi ucu küt delici cisimlerle meydana gelebileceği, üçünün ise künt cismin başa teması ile oluşabileceği, boynuz darbesi ile oluşmasının mümkün olmadığı, olay yerinde üzerinde kan tespit edilen kazmanın künt şekilli yaraları oluşturmasının mümkün olduğu, bir kısım yaranın -maktulün boyunun 175-180 cm olduğu gözetildiğinde- kişinin eğilmiş, oturmuş pozisyonda iken boynuz darbesi ile oluşmasının mümkün olmadığı, ahırda bulunan keçilerin boynuzlarında kan tespit edilemediği mütalaa edilmiştir.

22. 18/6/2019 günü C.E.nin Artvin Hopa'da yaşayan kardeşi E.E.nin Cumhuriyet savcısı tarafından tanık sıfatıyla ifadesine başvurulmuştur. E.E. ağabeyinin ölümü sonrası eşi M.M.den öğrendiğine göre ağabeyinin işletmesi için 30.000 TL verdiği F.Y. parayı iddia ettiği gibi kendi dükkânında değil Hakkâri'de bir eczanede teslim almıştır. Dahası F.Y. Batmanlı bir adamla kaçak mücevherat işi yapmaktadır. E.E., F.Y.nin parayı Hakkâri'de bir eczanede aldığını kabul ettiğini ancak kasada muhafaza edilmesi için geçici olarak bıraktığını, köye dönerken parayı aldığını ve dükkâna getirdiğini söylediğini iddia etmiştir. E.E.ye göre hayvanlarla uğraşmaktan nefret eden C.E. ahıra gitmemekte, büyük ağabeyi hayvancılıkla uğraşmakta ve tüm işleri büyük ağabey yapmaktadır. C.E.nin olay günü neden ahıra gittiğini aileden hiç kimse bilmemektedir.

23. 12/8/2020 günü Cumhuriyet savcısı tarafından başvurucu Halime Ecer'in müşteki sıfatıyla beyanları alınmıştır. Başvurucu; oğlu C.E.yi ahırda bulup hastaneye götürdüklerinde ahırda kan olduğunu, döndükleri zaman kanın yerde olmadığını gördüğünü, soruşturunca H.Y. ve Ö.E.nin kanı, hayvanların basmasını önlemek için temizlediğini öğrendiğini ifade etmiştir. Ayrıca C.E.nin düğünde takılan altınları satarak parayı işletmesi için F.Y.ye verdiğini ancak daha sonra paranın F.Y.nin dükkânda değil suç işlemek için kullandığını öğrenen C.E.nin parasını istediğini, ölüm sonrası paranın kendisinde olduğunu inkâr eden F.Y.nin daha sonra kendilerine amcası A.Y. vasıtasıyla 50.000 TL gönderdiğini, aradaki farkın parayı işletme bedeli olduğunu söylediğini ileri sürmüştür. Başvurucu; ölüm olayı sırasında hamile olan gelinin olaydan sonra Irak'a gittiğini, iki defa gelinini ziyaret etmeye çalıştığını ancak gelinine ve torununa ulaşamadığını söylemiştir. Aynı gün C.E.nin Artvin Hopa'da yaşayan kardeşi E.E.nin Cumhuriyet savcısı tarafından bir kez daha ifadesine tanık sıfatıyla başvurulmuştur. E.E. önceki beyanlarını tekrar etmiş, olay sonrası H.Y. ve Ö.E.nin daha olay yerinde inceleme yapılmadan ahırdaki kan izlerini temizlediklerini öğrendiğini ifade etmiştir.

24. Soruşturma dosyası üzerindeki kısıtlama kararı, başvurucu vekilinin 12/8/2020 tarihli dilekçesi üzerine Başsavcılığın talebiyle aynı gün kaldırılmıştır. Başvurucu vekili 16/9/2020 tarihli dilekçeyle soruşturmanın genişletilmesine ve toplanmasına istedikleri delillere dair taleplerini bildirmiştir. Başvurucu vekili bu kapsamda olay sonrası Başsavcılık tarafından verilen talimatların geç ifa edildiğini, saat 02.30 sıralarında olay yerinin incelenmesi talimatı verildiği hâlde kolluğun ilk kez olay gününün sabahında, saat 08.00 civarında olay yerine gittiğini, telefon, cüzdan gibi delil olabilecek eşyaların aranmadığını, M.Y. ve F.Y.nin beyanlarında çelişkiler olduğunu ileri sürerek adı geçenlerin, eşlerinin, olay yerini temizledikleri şüphesi bulunan H.Y. ile Ö.E.nin, C.E.nin olay sonrası ülkeyi terk eden ve izini kaybettiren eşi M.M.nin beyanlarının alınmasını, C.E.nin telefonundan silindiği anlaşılan iki cevapsız aramayı kimlerin yaptığının tespit edilmesini talep etmiştir.

25. Başvurucu Halime Ecer'in ve E.E.nin ifadelerinde isimleri geçen H.Y. ve Ö.E.nin kolluk tarafından 30/11/2020 tarihinde bilgi sahibi sıfatıyla beyanları alınmıştır. Ö.E. olay gecesi babasının kendisini uyandırması üzerine ahıra gittiğini, aile büyüğü olan Ş.E.nin kendisine, E.Y.ye ve C.B.ye el feneri vererek "Gidin ahırı arayın, insan veya hayvan izi falan var mı, gidin bakın." dediğini, bunun üzerine ahıra gittiklerini söylemiştir. Ö.E. ahırda ve ahırın giriş kısmında yoğun şekilde kan olduğunu, yerde boğuşma ve çırpınma sonucu oluşabileceğini düşündüğü izler gördüğünü, içerisinin çok dağınık olduğunu, yerde cep telefonu ve para gördüklerini, cep telefonunu ve parayı alarak M.E.nin eşine teslim ettiklerini ancak olay yerini kimin temizlediğini, delilleri kimin yok ettiğini bilmediğini ileri sürmüştür. H.Y. ise olay gecesi kalabalığın sesini duyması üzerine evden çıkıp olay yerine gittiğini, ahırda C.E.yi kanlar içinde yatarken gördüğünü, daha sonra C.E.nin hastaneye götürüldüğünü, olay yerini temizlemediğini, delilleri karartmadığını ifade etmiştir.

26. Başsavcılıkça 25/1/2021 tarihinde şüpheliler M.Y., F.Y., M.M. ve M.E. hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Kararda, yapılan iş ve işlemler ile toplanan deliller özetlenmiş; soyut tespitler dışında C.E.yi öldüren fail/failler ya da fail/failler ile irtibatlandırılabilecek herhangi bir delil, iz, emare tespit edilemediği, soruşturma sürecinde şüpheli olarak ifadeleri alınan kişiler hakkında kamu davası açmaya yeter şüphe bulunmadığı belirtilmiştir. Başsavcılıkça ayrıca aynı gün daimî arama kararı alınmıştır. Kararda, C.E.yi öldüren fail ya da faillere ulaşmayı sağlayacak herhangi bir delil, iz, emare tespit edilemediği belirtilerek atılı suçu işlediği iddia edilen ve kimliği tespit edilemeyen şüphelinin/şüphelilerin zamanaşımı tarihine kadar sürekli olarak araştırılmasına devam edilmesine karar verilmiştir.

27. Başvurucu, ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmiştir. Hakkâri Sulh Ceza Hâkimliğinin 4/3/2021 tarihli kararıyla itirazın reddine karar verilmiştir. Başvurucu vekili kararı 11/3/2021 günü öğrenmiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Anayasa Mahkemesinin 11/3/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

29. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay ([2. B.], B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

30. Başvurucu; olay yeri incelenmesi, bilgi sahiplerinin beyanlarının alınması ve maktulün telefonuna el konulması başta olmak üzere Başsavcılık talimatlarının geç yerine getirildiğini, bir kısmının ise yerine getirilmediğini, makul bir hızla hareket edilmediği için bir kısım delilin kaybolduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca kısıtlama kararı nedeniyle dosyaya etkin katılım sağlayamadığını, soruşturmanın üç yıl aşkın bir süre devam ettiğini, gecikmeler nedeniyle bir kısım delilin kaybolduğunu, böylelikle maddi gerçeğin ortaya çıkmasının imkânsız hâle geldiğini iddia etmiştir. Başvurucuya göre yaşam, adil yargılanma ve etkili başvuru hakları ihlal edilmiştir.

31. Bakanlık görüşünde; öncelikle başvurunun kabul edilebilirlik şartlarını karşılayıp karşılamadığının incelenmesi, şikâyetlerin esasına ilişkin olarak ise başvuruya dair ilgili kurumlardan temin edilen bilgi ve belgelerin yapılacak incelemede dikkate alınması gerektiği dile getirilmiştir.

32. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru formundaki benzer iddiaları yinelemiştir.

2. Değerlendirme

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurunun yaşam hakkının usul boyutu kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

34. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

35. Yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülükleri kapsamında devlet, yaşam hakkını korumak için oluşturulan yasal ve idari çerçevenin gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili bir yargısal sistem kurmakla yükümlüdür. Bu usul yükümlülüğü şüpheli her ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirir (Fatma Akın ve Mehmet Eren [GK], B. No: 2017/26636, 10/11/2021, § 97).

36. Ölüme kasten neden olunması veya ölümün saldırı sonucu meydana gelmesi hâlinde etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğü ölüm olayı hakkında ceza soruşturması yürütülmesini gerektirir (Asya Göres ve diğerleri [GK], B. No: 2018/15851, 1/12/2022, § 74). Bu tür soruşturmanın Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği şekilde etkili olduğunun kabul edilebilmesi için soruşturma makamları resen harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeli; soruşturma makul bir özen ve süratle yürütülmeli, soruşturma veya sonuçları gerektiği ölçüde kamu denetimine açık olmalı ve ölen kişinin yakınları meşru menfaatlerini korumak için soruşturma sürecine gerekli olduğu ölçüde katılabilmelidir (Salih Akkuş [1. B.], B. No: 2012/1017, 18/9/2013, § 30; Fatma Akın ve Mehmet Eren, § 99). Bununla birlikte etkili soruşturma yürütme bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Anayasa’nın 17. maddesi başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları mahkûmiyetle sonuçlandırma ödevi de yüklemez (Fatma Akın ve Mehmet Eren, § 98).

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

37. Başvurucunun oğlu C.E.nin olay gecesi 02.30 sıralarında kafası ve boynundan yaralanmış ve kalbi durmuş bir hâlde yakınları tarafından özel araçla hastaneye getirilmesi üzerine Başsavcılıkça resen soruşturma işlemlerine başlanmıştır. Her ne kadar soruşturma sürecinde bir kısım şüpheli yönünden iletişimin tespiti ve dinlenmesi tedbirine başvurulacağı için kısıtlama kararı verilmiş ise de (bkz. § 16) daha sonra başvurucunun talebi üzerine kısıtlılık kaldırılmıştır (bkz. § 24). Yine soruşturma sürecinde başvurucu dâhil olmak üzere C.E.nin yakınlarının şikâyetleri dinlenmiştir (bkz. § 23). Talepleri doğrultusunda bir kısım bilgi sahibinin de ifadesine başvurulmuştur (bkz. § 25). Kısacası resen ve derhâl başlatılan soruşturmada başvurucunun ve ölen kişinin diğer yakınlarının meşru menfaatlerini korumak için soruşturma sürecine gerekli olduğu ölçüde katılmalarına olanak sağlanmıştır.

38. Somut başvuru bakımından asıl irdelenmesi gereken husus; ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delillerin tespit edilip edilmediği, soruşturmanın makul bir özen ve süratle yürütülüp yürütülmediğidir.

39. C.E. olay gecesi saat 02.30 sıralarında kafası ve boynundan yaralanmış ve kalbi durmuş bir hâlde yakınları tarafından özel araç ile hastaneye getirilmiştir. Kollukça saat 02.30'da tanzim edilen nöbetçi cumhuriyet savcısı görüşme tutanağından (bkz. § 6) soruşturma makamının olaydan saat 02.30 sıralarında haberdar olduğu anlaşılmıştır. Görüşme Tutanağı'na göre soruşturma savcısı; olay yerinde inceleme yapılması, olay yerinin fotoğraflanması, suç unsuru olabilecek delillere, ayrıca C.E.nin cep telefonuna el konulması, müşteki ve tanıkların beyanlarının alınması talimatı vermiştir.

40. Kolluk, ancak olay gününün sabahında, saat 08.00 sıralarında C.E.nin cesedinin bulunduğu ahıra gitmiştir (bkz. § 7). Nitekim olay yeri inceleme işlemi de saat 09.00 sıralarında yapılmıştır (bkz. § 9). Kollukça ahırda delillerin kaybolmaması için tedbir alınmazdan evvel olay mahalline giren hatta burada bulunan cep telefonu, para gibi bir kısım delili alanların olduğu görülmüştür. Her ne kadar C.E.ye ait olduğu anlaşılan cep telefonu sonradan soruşturma makamlarına teslim edilmişse de olay yerinin bütünlüğü bozulduğu gibi kaybolan ya da tadil edilen delillerin olması ihtimal dâhilindedir. Dahası bahsi geçen cep telefonu üzerinde yapılan incelemede olay akşamı saat 22.52'de gelen iki cevapsız çağrıya dair kaydın silindiği ancak görüşme olmadığı için HTS kaydından numaranın veya numaraların tespitinin mümkün olmadığı bildirilmiştir (bkz. § 19). Cumhuriyet Savcısı Görüşme Tutanağı'nın 02.30'da tanzim edildiği gözetildiğinde en geç bu saat itibarıyla olaydan haberdar olunmasına rağmen ancak saat 08.00 sıralarında olay yerine gidilerek olay yerine herhangi bir müdahale olmaması için tedbir alınmıştır. Soruşturma dosyası kapsamında neden derhâl olay yerinde güvenlik tedbiri alınmadığı, buna engel bir durum olup olmadığına dair bir veri de yoktur. Yine olay yerine girdiğini ikrar eden kişinin beyanında adı geçenlerin de bu hususta ifadeleri alınmış değildir.

41. Başvurucu ile C.E.nin kardeşi E.E.nin olayın yaşandığı ahırdaki delilleri yok ettiklerini ileri sürdükleri H.Y. ve Ö.E.nin bilgi sahibi sıfatıyla beyanlarına başvurulmuştur. H.Y. iddiaları genel olarak reddetmiş ise de Ö.E. olay gecesi aile büyüğü olan Ş.E.nin kendisine, E.Y.ye ve C.B.ye el feneri vererek "Gidin ahırı arayın, insan veya hayvan izi falan var mı, gidin bakın." dediğini, bunun üzerine ahıra gittiklerini, ahırda gördükleri cep telefonu ve parayı alarak M.E.nin eşine teslim ettiklerini ifade etmiştir (bkz. § 25). Ö.E.nin ifadesinde adları geçenlerden Ş.E. dinlenmemiş, C.B. ve E.Y. dinlenmiş fakat kendilerine bu hususta bir şey sorulmamıştır.

42. Hakkâri Adli Tıp Şube Müdürlüğünde görevli uzman hekim tarafından tanzim edilen adli görüş bildirim raporunda; C.E.nin vücudunda tespit edilen yaraların bir kısmının künt cismin başa teması ile oluşabileceği, boynuz darbesi ile oluşmasının mümkün olmadığı, diğer yaraların boynuz darbesi ile oluşması mümkün ise de ahırdaki keçilerin boynuzlarında kan tespit edilemediği mütalaa edilmiştir (bkz. § 21). Nitekim Başsavcılıkça dosyada kasten öldürme suçundan daimî arama kararı verilmiştir.

43. Soruşturma sürecinde başvurucu ve bir kısım müşteki, C.E.nin işletmesi için 30.000 TL verdiği F.Y.nin parayı -iddia ettiği gibi- kendi dükkânında kullanmadığını, Batmanlı bir adam ile kaçak mücevherat işi yapmakta kullandığını ileri sürmüş ise de bu husus yeterince araştırılmadığı gibi Başsavcılıkça alınan ifadesinde olay günü rahatsız olduğu için hastaneye gittiğini iddia eden F.Y.nin hastane kayıtlarında yapılan araştırma neticesinde olay günü hastaneye giriş çıkış kaydı olmadığı tespit edilmesine rağmen bu husus da açıklığa kavuşturulmamıştır.

44. Anılan eksiklikler nedeniyle başvuruya konu soruşturmanın etkili kabul edilmesi için aranan ölçütleri karşılamadığı sonucuna varılmıştır.

45. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.   

V. GİDERİM

46. Başvurucu; ihlalin tespiti, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararın ilgili soruşturma merciine gönderilmesi ile 200.000 TL maddi, 500.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

47. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği soruşturma makamının yapması gereken iş, yeniden soruşturma işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek soruşturma sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

48. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin soruşturmanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı, varılan sonuçtan bağımsız olup soruşturma, şüpheli kişi veya kişiler hakkında kamu davası açılması gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak soruşturmanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak soruşturma sonunda da delillerin soruşturmayla ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili soruşturma makamına aittir.

49. İhlalin niteliği dikkate alınarak başvurucuya 330.000 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Başvurucu, uğradığını iddia ettiği maddi zararla ilgili bilgi ve belge sunmadığından maddi tazminat talebi reddedilmelidir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

Ç.   Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere Çukurca Cumhuriyet Başsavcılığına (Sor.2018/102) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 330.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 40.000 TL vekâlet ücretinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 11/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, HALİME ECER, B. No: 2021/26088, 11.03.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 05, sayfa 530–540

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.