Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
ELİF ÇAKIR (2021/26033)
- Mülkiyet hakkı
- Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Mülkiyet hakkı | Müsadere ve elkoyma | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
| Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) | Gerekçeli karar hakkı (ceza) | İhlal | Yeniden yargılama |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
ELİF ÇAKIR BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2021/26033) |
|
|
|
Karar Tarihi: 8/4/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Selahaddin MENTEŞ Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR |
|
Raportör |
: |
Furkan Samet ESER |
|
Başvurucu |
: |
Elif ÇAKIR |
|
Vekili |
: |
Av. Öznur TAŞ |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda başkaca temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiaları da bulunmaktadır.
2. Başvurucu hakkında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu şüphesiyle Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından soruşturma başlatılmıştır.
3. Soruşturma neticesinde Başsavcılık tarafından başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma ile 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'a muhalefet suçlarından cezalandırılması talebiyle 4/1/2017 tarihinde iddianame düzenlenmiştir. İddianamede esas olarak başvurucunun örgütle iltisaklı bulunup kapatılan Aktif Sen'e üye olduğu, Bank Asyada bulunan hesabında 17/25 Aralık sürecinden sonra hesap hareketi olduğu, örgütün organize ettiği Samsun Adalet Sarayı önündeki protesto eylemine iştirak ettiği, kızını örgüte ait koleje gönderdiği ve ikametgâhında terör örgütü liderinin isminin yazılı kaset bulunduğu iddialarına yer verilmiştir.
4. Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) tarafından yapılan yargılama neticesinde başvurucunun 6415 sayılı Kanun'a muhalefet suçu yönünden beraatine hükmedilmiş, eylemlerinin bir bütün hâlinde terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu oluşturduğu sabit görülerek 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına 31/1/2018 tarihinde karar verilmiştir.
5. Mahkûmiyet kararının başvurucu ile ilgili kısımları şu şekildedir:
"...Bank Asya hesaplarını gösterir CD üzerinden yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 15/05/2017 tarihli bilirkişi raporuna göre... sanık Elif Çakır‘ın 2004 yılında açmış olduğu hesabında 17/10/2014 tarihinde 6.300,00 TL‘lik katılım hesabı açtığı, 2004 yılından itibaren katılım hesaplarının bulunduğu... sanık Elif Çakır’ın örgütle iltisaklı olması sebebiyle kapatılan Aktif Sen isimli sendikaya üye olduğu ve sendikanın Denetim Kurulu üyeliğini yaptığı, örgütün talimatıyla 15.12.2014 günü Zaman Gazetesi ve Samanyolu Televizyonuna yapılan operasyonu protesto amaçlı olarak Samsun Adalet Sarayı önünde Aktif-Sen organizesinde düzenlenen eylemlere katıldığının belirlendiği, evinde yapılan aramada örgüt elebaşına ait vaaz CD'sinin ele geçirildiği... süreklilik, çeşitlilik ve devamlılık unsurlarını içermeyen eylemlerinin bu haliyle terör örgütüne üye olmak düzeyine ulaşmadığı anlaşılmış olup, açığa çıkan eylemlerinin silahlı terör örgütüne yardım fiili açısından değerlendirilmesi yerinde olacaktır..."
6. Başvurucunun mahkûmiyet kararına karşı istinaf kanun yoluna başvuruda bulunması üzerine dosya Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine (Bölge Adliye Mahkemesi) gönderilmiş ve istinaf incelemesi neticesinde istinaf başvurusunun esastan reddine 5/12/2018 tarihinde kesin olarak karar verilmiştir.
7. 24/10/2019 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286. maddesine eklenen (3) numaralı fıkrada yer alan düzenleme gereğince daha önce bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar bakımından temyiz kanun yolunun açılması üzerine başvurucu tarafından yasal süresi içinde temyiz talebinde bulunulmuş ve dosya Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesine (Daire) gönderilmiştir. Temyiz incelemesi neticesinde temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanmasına 9/11/2020 tarihinde kesin olarak karar verilmiştir.
8. Başvurucu, nihai kararı 6/2/2021 tarihinde öğrendikten sonra 8/3/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
9. Komisyon, adil yargılanma hakkı kapsamındaki kanuni hâkim güvencesinin, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, eğitim hakkının, yaşam hakkının ve çalışma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların kabul edilemez olduğuna, diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
10. Başvurucu; mahkûmiyet kararına konu edilen eylemlerinin yasal faaliyetler olduğunu, bankacılık işlemlerini örgüte yardım etmek amacıyla gerçekleştirmediğini ve mahkûmiyet kararında bu savunmalarına yönelik yeterli açıklamalara yer verilmediğini ileri sürmüştür.
11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüş yazısında; başvurucunun başvuru formunda ileri sürdüğü anayasal haklarla ilgili açıklamalara yer verilmiş ve bu hakların ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede, Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
12. Anayasa Mahkemesi, Bank Asya verilerinin mahkûmiyette belirleyici delil olarak kabul edildiği bir yargılamanın şikâyet konusu yapıldığı başvuruda başvurucunun mutat hesap hareketlerine dayanılarak ceza verildiği yönündeki savunması hakkında mahkûmiyet kararında yeterli açıklamalara yer verilmemesini gerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirmiştir (Gürcan Balık [2. B.], B. No: 2020/16435, 17/11/2022).
13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
14. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen birçok başvuruda gerekçeli karar hakkının kapsam ve içeriğini belirlemiştir. Anayasa Mahkemesi özellikle açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/1213, 4/12/2013, §§ 25, 26; Vesim Parlak [2. B.], B. No: 2012/1034, 20/3/2014, §§ 33, 34; Yasemin Ekşi [1. B.], B. No: 2013/5486, 4/12/2013, §§ 56, 57; Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31-39; Münür Ata [2. B.], B. No: 2014/4958, 22/1/2015, §§ 37-43; Hikmet Çelik ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/4894, 15/12/2015, §§ 54-59; Şah Tarım İnşaat Turizm Seyahat Yatçılık San. ve Tic. Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/7847, 9/3/2016, §§ 36-48).
15. Anayasa Mahkemesi Gürcan Balık kararında başvurucunun Bank Asyadaki mevduatına ilişkin ileri sürdüğü iddiasının karar sonucunu değiştirebilecek nitelikte esaslı bir iddia olduğu hâlde bunun gerekçede karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (aynı kararda bkz. §§ 68-72). Anayasa Mahkemesi anılan kararında öncelikle ilgili Yargıtay içtihadına atıf yapmak suretiyle bahse konu Bankada parasal bir işlem yapılmasının kategorik olarak örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilmediğini belirtmiştir. Nitekim Yargıtay kararlarında 22/7/2016 tarihinde faaliyet izni kaldırılıncaya kadar faaliyetlerine devam eden ve FETÖ/PDY ile iltisaklı olan Bank Asyada gerçekleştirilen mutat hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilemeyeceği kabul edilmektedir. Yargıtay önceki tarihli kararlarında mutat işlemlerin dışında kalan, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve Bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemleri suç delili olarak kabul etmiştir (ilgili kararlar için bkz. Gürcan Balık, §§ 39-47). Bununla birlikte Yargıtayın sonraki içtihadında, sanığın örgüte yardım kastıyla, bilerek ve isteyerek bu hesabı açtığını gösterir, kastını ortaya koyan yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken mahkûmiyetine karar verilmesini bozma gerekçesi yaptığı anlaşılmaktadır (bkz. Ruhi Erginer ve diğerleri [2. B.], B. No: 2023/24807, 15/4/2025, §§ 15-17).
16. Kişinin örgüt liderinin talimatı ile işlem yaptığının kuşkuya yer bırakmayacak biçimde tespiti bakımından Bank Asya nezdinde 2014 yılı öncesi de dâhil olmak üzere hesap açılış bilgileri, aylık bakiye gelişimi ve tüm hesap hareketlerine ilişkin kayıtların dosyaya celbedilip incelenmesi, temin edilen kayıtlar üzerinde uzman bilirkişi raporu alınıp örgüt liderinin talimatından sonra ve bu talimat doğrultusunda katılım hesabı açma, döviz veya altın alma, para yatırma vb. işlemlerinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekir (Yargıtay kararları için bkz. Raziye Akçay [2. B.], B. No: 2019/1665, 28/6/2022, §§ 24, 27; Serkan Gölge [2. B.], B. No: 2019/22453, 13/9/2022, §§ 30-39; Hakan Darıcı ve diğerleri [1. B.], B. No: 2021/34045, 20/7/2023, §§ 13-21).
17. Dernek ve sendika üyeliğine ilişkin Yargıtay uygulaması ise kişilerin örgüte bağlı dernek ve sendika üyesi olma şeklindeki eylemlerinin sempati ve iltisak boyutunu aşan, örgüte yardım etme kastıyla hareket edildiğini ispat eden faaliyetler kapsamında değerlendirilmeyeceği ve bu nedenle atılı suçun delili olarak kabul edilemeyeceği yönündedir (Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 30/6/2022 tarihli ve E.2021/13507, K.2022/4206; 29/9/2022 tarihli ve E.2021/21414, K.2022/5210 sayılı kararları; ayrıca bkz. Hakan Darıcı ve diğerleri, §§ 17-19). Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarına göre kişilerin konumları ve kişisel özellikleri nazara alınarak FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu kabul edilen dernek ve sendikaya üye olma eylemlerinin anayasal örgütlenme özgürlüğü dışında ve örgütsel faaliyet veya örgüte yardım kastıyla hareket edilip edilmediğini ortaya koyan değerlendirmelerin yapılması gerekmektedir (bkz. Ruhi Erginer ve diğerleri, § 25; Cemile Doğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2022/20577, 19/11/2024, § 18; ayrıca Yahya Turgut [GK], B. No: 2021/43694, 9/10/2024, § 56).
18. Vurgulamak gerekir ki bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi, bir yargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir. Dolayısıyla başvurucu hakkında isnat edilen terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçunun sübuta erip ermediği veya toplanan delillerin suçun sübutu için yeterli olup olmadığı meselesi, ilkesel olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır (bkz. Metin Birdal [GK], B. No: 2014/15440, 22/5/2019, § 47; Yılmaz Çelik [GK], B. No: 2014/13117, 19/7/2018, § 45). Bundan başka bir ceza yargılamasında hangi delillerin hükme esas alınabileceğinin belirlenmesi meselesi de esas itibarıyla Anayasa Mahkemesinin görev alanında değildir (Türk ceza muhakemesi hukuku uygulamasına ilişkin bazı değerlendirmeler için bkz. Metin Birdal, §§ 67-71). Bununla birlikte mahkûmiyet kararında davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddialara makul bir gerekçe ile yanıt verilmemesi, Anayasa'nın 36. maddesiyle düzenlenen adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmelidir.
19. Somut olayda Mahkeme tarafından başvurucunun sendika üyeliği ile Bank Asya hesabındaki hareketler birlikte değerlendirilerek başvurucunun terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. Mahkemenin gerekçesinde hükme esas aldığı delillerin ağırlığı ve belirleyiciliği hususunda herhangi bir değerlendirmede bulunmadığı anlaşılmıştır.
20. Başvurucu hakkında Bank Asya hesap hareketleri dışında başka deliller hükme esas alınmış ise de, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesinin sendika üyeliği başta olmak üzere diğer delillere ilişkin tespitleri dikkate alındığında Bank Asya hesap hareketlerinin başvurucunun cezalandırılmasında belirleyici delil hâlini aldığı anlaşılmıştır. Mahkeme kararına göre başvurucu hakkındaki Bank Asya hesap hareketleri başvurucunun FETÖ/PDY lideri ve yöneticilerinin talimatı doğrultusunda hareket ettiğini göstermekte, örgütsel saikle bankacılık işlemleri yaptığını ortaya koymaktadır. Başvurucu ise aşamalar boyunca hesap hareketlerinin mutat işlemler olduğunu beyan etmiş, bu kapsamda umre ziyareti için temin etmiş olduğu parasını aracı şirketin talebi üzerine Bank Asya üzerinden gönderdiğini ileri sürmüştür.
21. Mahkeme kararı incelendiğinde birtakım banka verilerinin dikkate alındığı ancak özellikle Yargıtay içtihadında yer verilen (bkz. Ruhi Erginer ve diğerleri, §§ 15-17) ilkelerin herhangi bir şekilde kararda tartışılmadığı anlaşılmıştır. Bu çerçevede Yargıtay içtihadında ortaya konulması gerektiği belirtilen, başvurucunun örgütsel faaliyet veya örgüte yardım kastıyla, bilerek ve isteyerek bu hesabı açtığını gösterir, kastını ortaya koyan yeterli delil bulunup bulunmadığı hususunun kararda değerlendirilmediği görülmüştür. Dolayısıyla mahkûmiyet kararında başvurucunun örgüt liderinin ve yöneticilerinin Bank Asyaya destek olunması şeklindeki talimatı üzerine örgütsel faaliyet kastıyla hesap açtığının ve bankacılık işlemleri yaptığının yeterli gerekçeyle ortaya konulamadığı değerlendirilmiştir.
22. Mahkûmiyet gerekçesi incelendiğinde başvurucunun durumunun bireysel olarak hiç tartışılmadığı ve başvurucunun başta Bank Asya hesap hareketleri olmak üzere aleyhinde kullanılan delillere yönelik ileri sürdüğü savunmalarının irdelenmediği kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun suç işlemek amacıyla kurulmuş örgütün amacını gerçekleştirmesine katkı sağlamak için hareket etmediğine ve söz konusu işlemlerin rutin bankacılık işlemleri olduğuna ilişkin iddiaları başta olmak üzere kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki iddialarının gerekçede karşılanmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
Basri BAĞCI ve Ömer ÇINAR bu sonuca katılmamıştır.
24. Mevcut başvuruda ulaşılan sonuç ve uygun görülen giderim gözetildiğinde yapılacak yeniden yargılamada başvurucunun yargılamanın esasına ilişkin diğer şikâyetlerinin değerlendirilebileceği anlaşıldığından başvurucunun eldeki başvuruda değerlendirme konusu yapılmayan diğer ihlal iddiaları hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca inceleme yapılmasının gerekli olmadığına karar verilmesi gerekir.
B. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
25. Başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının başvurucu tarafından temellendirilmediği anlaşıldığından Cemal Günsel ([GK], B. No: 2016/12900, 21/1/2021) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
26. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 2.500.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
27. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
28. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
29. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Basri BAĞCI ve Ömer ÇINAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA OYBİRLİĞİYLE,
D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2017/43, K.2018/40) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
F. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 8/4/2026 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY
Başvurucu, karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddialarının karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş, Mahkememiz çoğunluğu tarafından, başvurucunun Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği kabul edilmiştir. Aşağıda belirtilen nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Başvurucu olayların gerçekleştiği tarihte öğretmen olarak görev yapmaktadır. Başvurucuya iddianameye konu eylemler ve dosya kapsamı hakkında bilgi verilmiş ve savunması alınmıştır. Yerel mahkeme gerekçeli kararında, başvurucunun Aktif- Sen’e üye olduğu ve sendikanın denetim kurulunda görev aldığı, Bank Asya hesapları üzerinde yapılan incelemede 2004 yılından beri katılım hesaplarının bulunduğu ve 17.10.2014 tarihinde 6.500 TL’lik katılım hesabı açtığı, Zaman gazetesi ve Samanyolu Televizyonuna yapılan operasyonları protesto etmek amacı ile Samsun Adalet Sarayı önünde Aktif Sen tarafından düzenlenen eylemlere katıldığı , evinde yapılan aramalarda örgüt elebaşısına ait vaaz CD’sinin ele geçirildiği, bu eylemlerin terör örgütü üyesi olma düzeyine ulaşmadığı, söz konusu eylemlerin silahlı terör örgütüne yardım fiili açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek başvurucu hakkında terör örgütü üyesi olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan mahkûmiyet kararı vermiştir.
Yargılamada başvurucuya esas hakkında mütalaaya savunma imkânı tanınmış ve başvurucunun savunması sonrasında hüküm verilmiştir. Yargılamayı yapan Mahkeme tüm dosya kapsamını nazara alarak, hukuk kurallarını nasıl uyguladığını ve yorumladığını, ayrıca takdir yetkisini gerekçelendirerek hüküm kurmuştur. Yerel Mahkemenin kararı istinaf ve temyiz kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir. Buna göre, başvurucunun bireysel başvurusunda yer alan iddiaları kanun yolu şikâyeti niteliğini haiz olup, bireysel başvuruda bu hususların değerlendirilmesi mümkün değildir.
Anayasa Mahkemesi, Aydın Yavuz ve Diğerleri başvurusunda (Başvuru Numarası: 2016/22169, Karar Tarihi: 20/6/2017, R.G. Tarih ve Sayı: 30/6/2017-30110) darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanmaya ilişkin olarak FETÖ/PDY örgütünün özellikleri hakkında kapsamlı açıklamalara yer vermiştir. Söz konusu kararda Millî Güvenlik Kurulu’nun (MGK) 20/7/2016 tarihli toplantısında darbe girişiminin değerlendirildiği, FETÖ/PDY’nin başlangıçta özellikle din ve eğitim alanında faaliyet göstererek toplumda meşruiyet kazanmaya çalıştığı, FETÖ/PDY’nin bünyesinde bulunan ışık (talebe) evleri, okullar, yurtlar ve dershaneler aracılığıyla ulaştığı gençleri amaçları doğrultusunda yetiştirdiği ve bu kişilerin yapılanmanın insan kaynağını oluşturduğu, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla milleti ve devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı, yetkili makamlar tarafından yapılan çok sayıda sözlü ve yazılı açıklamada genel olarak, darbe teşebbüsünün Fetullah Gülen'in talimatı ile başlatıldığı ve onun onayladığı plan doğrultusunda TSK içinde yuvalanmış FETÖ/PDY mensupları, örgüt yöneticisi konumundaki kamu görevlileri, siviller ile polis ve jandarma içine sızmış FETÖ/PDY üyeleri tarafından icra edildiği belirtilmiştir. Söz konusu kararda, FETÖ/PDY terör örgütünün ortaya çıkması ve toplumda meşruiyet kazanmasındaki en önemli unsur, eğitim faaliyetleri olarak belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin aynı kararında (Aydın Yavuz ve Diğerleri Başvurusu), yetkili makamlarca ve soruşturma mercilerince 15 Temmuz darbe teşebbüsünün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY'ye ilişkin olarak özellikle son yıllarda yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda bu yapılanmanın özelliklerine ve faaliyetlerine ilişkin birçok tespit ve değerlendirmeye yer verilerek, özetle; FETÖ/PDY'nin yöneticileri ve üyelerinin, faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttüğü ve gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandığı, gizlilik anlayışı, devlet yönetimi bakımından önemli görülen TSK, yargı, emniyet ve mülki idare birimlerinde ayrı bir titizlikle uygulandığı, FETÖ/PDY'nin gerçek amacının devleti ele geçirmek olduğu belirtilmiştir.
Yine Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanması bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi yargılamayı yapan mercilerin görevidir. Anayasa Mahkemesinin görevi ise, mahkemelerin yorumlarının açıkça keyfi veya bariz takdir hatası içerecek nitelikte olup olmadığını incelemektir. Başvurucu hakkında mahkûmiyet kararı veren yerel mahkeme, somut olay bağlamında Bank Asya hesap hareketlerini ve Aktif Sen üyeliğini, Zaman Gazetesi ve Samanyolu TV için yapılan protesto eylemlerini değerlendirmiş, kararını gerekçelendirmiş ve hüküm kurmuştur. Yerel mahkeme gerekçeli kararında başvurucu hakkında mahkûmiyet hükmü kurarken tek ve belirleyici delil olarak sendika üyeliğine ya da Bank Asya’ya katılım hesabı açılmasına dayanmamış, tüm delilleri birlikte nazara almıştır. Yerel mahkemenin kararı gerekçeli olup, hukuk kurallarının uygulanmasında bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik de mevcut değildir.
Açıklanan nedenlerle başvurucunun, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edilmediği kanaatinde olduğumuzdan, aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
|
AYM, ELİF ÇAKIR, B. No: 2021/26033, 08.04.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 06, sayfa 564–571
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.