İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

Ş.Y. (2021/22846)

  • Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, sakıncalı bulunarak alıkonulan mektubun iade edilmemesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkıHaberleşme-ceza infaz kurumu uygulamaları (sakıncalı mektup hariç)İhlalYeniden yargılama

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

Ş.Y. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/22846)

 

Karar Tarihi: 18/5/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Kenan YAŞAR

Metin KIRATLI

Şaban KAZDAL

Raportör

:

Derya ATAKUL

Başvurucu

:

Ş.Y.

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, sakıncalı bulunarak alıkonulan mektubun iade edilmemesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu olay tarihinde terör örgütüne üye olma suçundan Dinar T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) hükümözlü olarak bulunmakta olup 8/12/2025 tarihinde tahliye edilmiştir.

3. Başvurucu, aynı İnfaz Kurumunda bulunan arkadaşına mektup göndermek istemiş; İnfaz Kurumu 1/3/2021 tarihli kararıyla mektubun tamamı itibarıyla bir anlam bütünlüğü oluşturmadığı, bu nedenle kısmen sakıncalı olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle mektubun tümünün sakıncalı olduğuna ve alıkonulmasına karar vermiştir. Kararda mektup içeriğinde yer alan "Behlülün Rahmet Anlayışı, Karganın Zekâsı, Sağır Kedi, Genç Üzüm Bağının Sabrı" başlıklı yazıların mektup niteliği taşımadığını, bu başlıklar altında yer verilen "Behlül tabi ben garip kaldım ama benden de garip olanlar var daha devam etmiş haftalar geçmiş. Behlül bir deri bir kemik kalmış. Rüyasında biri gelmiş pat diye yapıştırmış Behlüle tekmeyi..." gibi ifadelerin mesaj içerikli olabileceğini, mektubun muhtelif yerlerinde kırmızı kalemle yazılmış notların bulunduğunu ve başvurucunun yargılandığı suç türü de dikkate alındığında bu içeriklerin örgütsel haberleşme amacıyla kullanılabileceğinin değerlendirildiğini belirtmiştir.

4. Başvurucu; anılan karara karşı Dinar İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) başvurarak mektubun gönderilmesine, uygun görülmemesi hâlinde ise kendisine iade edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İnfaz Hâkimliği 19/3/2021 tarihli kararıyla İnfaz Kurumunun gerekçesine atıfla şikâyetin reddine karar vermiştir.

5. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı Dinar Ağır Ceza Mahkemesine (Mahkeme) itirazda bulunmuştur. Mahkeme, kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle 5/4/2021 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir.

6. Başvurucu, nihai kararı 6/4/2021 tarihinde öğrendikten sonra 28/4/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

7. Komisyonca adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

8. Başvurucu; çocuk hikâye kitapları yazdığını, aynı İnfaz Kurumunda bulunan eski sınıf öğretmeni ve ressam olan arkadaşına incelemesi ve resimlerini çizmesi amacıyla hikâyelerini gönderdiğini, söz konusu metinlerin tek nüsha olduğunu, gönderilmesi uygun görülmediği takdirde kendisine iadesini talep ettiğini ancak bu taleplerinin dikkate alınmadığını ve gerekçesiz karar verildiğini belirterek ifade özgürlüğü ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

9. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucunun temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesinde Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile Anayasa Mahkemesi içtihadının ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında bireysel başvuru formundaki açıklamalarını yinelemiştir.

10. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden şikâyet konusu mektubun incelenmesinden mektubun başvurucunun aynı İnfaz Kurumunda bulunan bir arkadaşıyla haberleşme amacıyla kaleme alındığı, metinde yer yer hikâye niteliğinde anlatımlar bulunduğu ancak muhatabına yönelik kişisel açıklamalara da yer verildiği anlaşılmıştır. Bu çerçevede söz konusu mektubun mahiyeti itibarıyla başvurucunun haberleşme hürriyeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

11. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

12. Mahpusların mektuplarının denetlenmesi ve alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalelerin kanuniliği, meşru amacı, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğu ve ölçülülüğünün denetiminde gözetilmesi gereken genel ilkeler Anayasa Mahkemesince birçok kararda ayrıntılı olarak açıklanmıştır (bkz. Ahmet Temiz [2. B.], B. No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 37-68; Muhittin Pirinççioğlu (3) [1. B.], B. No: 2017/34566, 10/3/2020, §§ 44-57; Cihat Ayik ve Hacı Ali Baştürk [1. B.], B. No: 2017/31506, 10/3/2020, §§ 44-57). Anılan ilkelerden hareketle ceza infaz kurumlarına gelen veya bu kurumlardan gönderilen yazışmalara yapılan müdahalelerin mektubu gönderen, mektubun muhatabı ve mektup içeriği gözetilerek mektuba özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesi ve haberleşme hakkının kötüye kullanıldığının objektif bir şekilde ortaya konulması gerektiği söylenebilir. Dolayısıyla bu kapsamda öncelikle mektubun içeriğindeki hangi sözlerin neden sakıncalı olduğu ilgili mevzuat kapsamında yeterli bir gerekçe ile gösterilmek zorundadır. Ayrıca yazışmanın kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde sakıncalı görülen kısımların çizilmesi suretiyle yazışmanın muhatabına ulaştırılma imkânının olup olmadığı hususunun da ilgili kararlarda tartışılması gerekir (Gökhan Gündüz [2. B.], B. No: 2017/36100, 13/10/2020, § 43; Davut Şen [2. B.], B. No: 2018/14937, 11/2/2021, § 44; İnan Gök (2) [2. B.], B. No: 2018/36333, 24/11/2021, § 44).

13. İncelenen olayda başvurucunun haberleşme hürriyetine yönelik olarak mektubun alıkonulması ve -bu uygulamanın devamı niteliği taşıyan- iade edilmemesi şeklinde gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağı ve meşru amacı vardır (aynı yönde değerlendirmeler için bkz. Ahmet Temiz, §§ 46, 55; Muhittin Pirinççioğlu (3), §§ 45, 47). Bununla birlikte her ne kadar İnfaz Kurumu kararında mektupta yer alan bazı ifadelerin örgütsel haberleşme amacıyla kullanılabileceğine ilişkin değerlendirmelere yer verilmişse de bu değerlendirmelerin mektubun somut içeriğiyle ilişkilendirilerek hangi ifadenin hangi sebeple sakıncalı görüldüğünü ortaya koyacak nitelikte olmadığı görülmüştür. Yargı mercilerinin de anılan değerlendirmeleri denetleyerek somutlaştırmadığı, müdahalenin gerekliliğini ve ölçülülüğünü haklı gösterecek ilgili ve yeterli gerekçenin ortaya konulmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olmadığı kanaatine varılmıştır.

14. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

15. Başvurucu, ihlalin tespiti ile miktar belirtmeksizin maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

16. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

17. Öte yandan yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin haberleşme hürriyetinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Dinar İnfaz Hâkimliğine (E.2021/156, K.2021/184) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE   18/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, Ş.Y., B. No: 2021/22846, 18.05.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 62–65

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.