İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

ÖMER KAYA (2021/18607)

  • Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, başvurucunun koronavirüs hastalığı sebebiyle tedavi görmek için hastanede kaldığı dönemde kullanamadığı telefonla görüş hakkının sonradan tarafına verilmemesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkıHaberleşme-ceza infaz kurumu uygulamaları (sakıncalı mektup hariç)Açıkça Dayanaktan Yoksunluk—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ÖMER KAYA BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/18607)

 

Karar Tarihi: 22/4/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Rıdvan GÜLEÇ

Ömer ÇINAR

Metin KIRATLI

Raportör

:

Muhammed Kerem ÇÖMEZ

Başvurucu

:

Ömer KAYA

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, başvurucunun koronavirüs hastalığı sebebiyle tedavi görmek için hastanede kaldığı dönemde kullanamadığı telefonla görüş hakkının sonradan tarafına verilmemesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, müracaat tarihinde Bolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) tutuklu olarak bulunmaktadır.   

3. Başvurucu koronavirüs (Covıd-19) hastalığı sebebiyle 21/4/2020-24/4/2020 tarihleri arasında hastanede tedavi gördüğü dönemde yapamadığı telefon görüşünün uygun görülecek bir zaman diliminde yaptırılması talebiyle Bolu İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) başvurmuştur. İnfaz Hâkimliği tarafından şikâyet edenin telefon hakkını kullanamadığına dair başvurusuyla ilgili bilgi ve belgelerin gönderilmesi için 15/12/2020 tarihinde İnfaz Kurumuna müzekkere yazılmıştır. İnfaz Hâkimliğince yazılan müzekkere üzerine İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının (Kurul) 17/12/2020 tarihli kararıyla başvurucunun talebi reddedilmiş ve anılan karar İnfaz Hâkimliğine gönderilmiştir. Kararın gerekçesinde; tüm hükümlü ve tutuklulara salgın hastalık nedeniyle verilen ek telefon görüşme hakkının başvurucunun hastaneden dönmesinden sonra aynı haftanın sonunda 25/4/2020 tarihinde 11.42-11.52 saatleri arasında kendisine kullandırıldığı ve talebinin bu sebeple kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. İnfaz Hâkimliği aynı gerekçelerle 25/12/2020 tarihinde şikâyetin reddine karar vermiştir.

4. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin söz konusu kararına karşı itiraz yoluna başvurmuştur. Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararın usule ve kanuna uygun olduğunu belirterek başvurucunun itirazını kesin olarak reddetmiştir.

5. Başvurucu, nihai kararı 23/3/2021 tarihinde öğrendikten sonra 5/4/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

6. Komisyonca başvurunun kabul edilemez olduğu hususunda oybirliği sağlanamaması nedeniyle kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

7. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

8. Başvurucu; kanunla yetkili kılınmış mercin yazılı emri olmadıkça haberleşme hakkının engellenemeyeceğini, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 66. maddesi uyarınca tanınan on dakikalık telefonla görüşme hakkının tarafına verilmediğini belirterek haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucunun haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına yönelik şikâyeti hakkında Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

9. Başvuru, haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir.

10. Başvurucunun temel iddiası pandemi sürecinde tek bir telefonla görüş hakkının sağlanmadığına ilişkindir. İnfaz Kurumu ise telefon görüşme hakkının başvurucunun hastaneden dönmesinden sonra aynı haftanın sonunda 25/4/2020 tarihinde 11.42-11.52 saatleri arasında kullandırıldığını belirtmiştir.

11. Anayasa'nın 22. maddesinde, herkesin haberleşme özgürlüğüne sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 8. maddesinde de herkesin haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı, haberleşme özgürlüğünün yanı sıra içeriği ve biçimi ne olursa olsun haberleşmenin gizliliğini de güvence altına almaktadır. Haberleşme bağlamında bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve görsel iletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir. Posta, elektronik posta, telefon, faks ve internet aracılığıyla yapılan haberleşme faaliyetlerinin haberleşme özgürlüğü ve haberleşmenin gizliliği kapsamında değerlendirilmesi gerekir (Mehmet Koray Eryaşa [2. B.], B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 49).

12. Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların haberleşme hürriyeti ve aile hayatına saygı hakkının sınırlanması, hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Öte yandan hükümlü ve tutukluların aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Mehmet Zahit Şahin [1. B.], B. No: 2013/4708, 20/4/2016, § 36).

13. Bununla beraber bu yükümlülük yerine getirilirken ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal sonuçlarının gözetilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi ile aile hayatına saygı hakkı ve haberleşme hürriyeti arasında adil bir denge sağlanmalıdır. Ancak ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal sonucu olarak idarenin müdahale konusunda takdir yetkisinin daha geniş olduğu gözetilmelidir (Mehmet Koray Eryaşa, § 89).

14. Öncelikle belirtilmelidir ki somut olayda aile fertleri ve yakınlarıyla haberleşmesinin bütünüyle engellendiğine ilişkin olarak başvurucunun herhangi bir iddiası bulunmamaktadır. Başvurucunun şikâyeti, pandemi sürecinde tek bir telefonla görüş hakkının sağlanmadığına ilişkin olup bireysel başvuru bu kapsamda incelenmiştir.

15. İncelenen başvuruda, başvurucunun bulunduğu B-13 no.lu koğuşun telefon görüşünün 22/4/2020 tarihinde planlandığı ve kendisinin söz konusu tarihte tedavi için hastanede olmasından dolayı telefon görüşünden faydalanamadığı anlaşılmaktadır. Covıd-19 tedbirleri kapsamında ceza infaz kurumlarında bulunan tüm hükümlü ve tutuklulara dışarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması amacıyla kapalı ve açık görüşlerin yerine haftalık ek bir telefon görüş hakkı verilmesine istinaden başvurucunun hastaneden dönmesinden sonra 25/4/2020 tarihinde 11.42-11.52 saatleri arasında hafta sonu telefon görüşü yaptırılmıştır. Diğer bir ifadeyle başvurucunun mahrum kaldığı bir imkâna başka bir tedbir vasıtasıyla kavuştuğu dikkate alındığında haberleşme hürriyetine yönelik bir ihlalin olmadığı sonucuna varılmıştır.

16. Açıklanan gerekçelerle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 22/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, ÖMER KAYA, B. No: 2021/18607, 22.04.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 07, sayfa 536–538

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.