Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm
AYSEL SEVİLGEN (2021/15746)
- Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, işe iade talebiyle açılan davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) | Mahkemeye erişim hakkı (hukuk) | İhlal | Yeniden yargılama |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
AYSEL SEVİLGEN BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2021/15746) |
|
|
|
Karar Tarihi: 6/5/2026 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
İrfan FİDAN |
|
Üyeler |
: |
Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR |
|
Raportör |
: |
Duygu BAKAY |
|
Başvurucu |
: |
Aysel SEVİLGEN |
|
Vekili |
: |
Av. Hikmet Nilay GÖKSU |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, işe iade talebiyle açılan davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, özel bir bankada portföy yöneticisi olarak çalışmaktayken iş akdi feshedilmiştir. Bunun üzerine Mersin 7. İş Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde işe iade davası açan başvurucu, iş akdinin geçerli bir neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu vekili tarafından "aslının aynıdır" yazılarak paraflanan ara buluculuk son tutanağının fotokopisi de dava dilekçesine ek olarak Mahkemeye ibraz edilmiştir.
3. Dosyayı inceleyen Mahkeme, tensip tutanağı düzenlemiş ve başvurucuya ara buluculuk son tutanağının aslı ya da ara bulucu tarafından onaylanmış suretinin sunulması için bir haftalık kesin süre vermiş; şayet bu süre içinde talep edilen belge sunulmazsa davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verileceğini ihtar etmiştir. Ayrıca ön inceleme duruşmasının 18/12/2019 tarihinde yapılmasına karar vermiştir. Tensip zaptı başvurucu vekiline 30/10/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir.
4. Tensip zaptı, aynı zamanda davalıya da tebliğ edilmiş ve cevap dilekçesi sunması için iki haftalık süre verilmiş ancak davalının talebi üzerine 4/11/2019 tarihli ara kararı ile bu sürenin iki hafta daha uzatılmasına hükmedilmiştir.
5. Yargılamada sadece 18/12/2019 tarihli ön inceleme duruşması açılmıştır. Başvurucu, bu duruşmanın görüldüğü celsede verilen arada ara buluculuk belgesinin aslını dosyaya sunmuş ise de Mahkeme; bir haftalık kesin sürede belge, dosyaya sunulmadığı için davanın dava şartı yokluğundan reddine hükmetmiştir.
6. Başvurucu, davanın reddi kararına karşı istinaf talebinde bulunmuş; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi tarafından yapılan inceleme neticesinde 11/2/2021 tarihli karar ile istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedilmiştir.
7. Başvurucu, nihai kararı 16/3/2021 tarihinde öğrendikten sonra 22/3/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
8. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
9. Başvurucu; 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca avukatların belge onaylama yetkisinin bulunduğunu, bu kapsamda ara buluculuk tutanağının bir örneğinin aslı gibidir yapılmak suretiyle dosyaya eklendiğini, ara bulucu tarafından onaylanmış örneğinin de ilk duruşmada dosyaya ibraz edildiğini, buna rağmen Mahkemece bu belgelerin yok sayılarak davanın usulden reddedildiğini belirtmiştir. Ara buluculuk belgelerinin Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) kayıtlı olduğunu dolayısıyla ara bulucuya gidilip gidilmediğinin UYAP üzerinden de denetlenebileceğini ifade eden başvurucu, ara buluculuk tutanağının Mahkemeye ibrazındaki amacın dava şartının yerine getirilip getirilmediği hususunun tespitine yönelik olduğunu, dolayısıyla avukat tarafından aslı gibidir yapılarak dosyaya sunulan belgenin de aynı işlevi yerine getirdiğini, kaldı ki davada tahkikat aşamasına geçilmeden önce talep edilen belgenin de dosyaya sunulduğunu belirtmiştir. Başvurucu, ayrıca Mahkeme tarafından yanıltıldığını zira ilgili mevzuata göre ara buluculuk tutanağının kesin süre içinde ibraz edilmemesi hâlinde dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkartılmaksızın davanın reddi gerektiğini ancak Mahkemece tahkikat aşamasına geçildikten sonra davanın reddine karar verildiğini ifade ederek ilgili mevzuatın getiriliş amacı dikkate alınmaksızın kanunun katı yorumlanması nedeniyle verilen kararın mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
10. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
11. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).
12. İşe iade davasının dava şartı yokluğundan reddedilmesi suretiyle uyuşmazlığın esasının incelenmemesinin mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır.
13. Öte yandan mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hak olmayıp sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte sınırlandırmanın kanuna dayanması, meşru amacının bulunması ve ölçülü olması gerekir (Serkan Acar [1. B.], B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38).
14. Başvuru konusu olayda ara buluculuk belgesinin onaylı örneğinin yasal bir haftalık kesin süreden sonra verildiği, dosya içinde bulunan ara buluculuk tutanağının başvurucu vekili tarafından onaylanmış sureti olduğu gerekçesiyle verilen usulden ret kararıyla yapılan müdahalenin kanun tarafından öngörülme ölçütünü karşıladığı, karar gerekçesinde dayanılan 12/10/2017 tarihli ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin (2) numaralı fıkrasından anlaşılmıştır. Söz konusu fıkrada ara buluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya ara bulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmek zorunda olduğuna işaret edilmiştir. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde Mahkemece davacıya son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderileceği belirtilmiştir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Diğer yandan iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların daha kısa sürede, daha az masrafla, işçi ve işverenin eşit bir düzeyde tatmini sağlanarak yargıya taşınmadan çözümlenmesi için ara buluculuğun dava şartı olarak düzenlenmesinin meşru bir amacı olduğu açıktır.
15. Bununla birlikte mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığı da incelenmelidir. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik, öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını; gereklilik, ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).
16. Dava hakkının bağlandığı usul kurallarına uyulmaması nedeniyle uyuşmazlıkların esası hakkında karar verilmemesi suretiyle mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin usul ekonomisi ile iyi adalet yönetimi ilkesinin sağlanarak kamu yararı amacının gerçekleştirilmesi bakımından elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez (Ahmet Erdem [1. B.], B. No: 2018/34944, 6/10/2021, § 63). Somut olaydaki müdahalenin ölçülülüğünün değerlendirilmesi bakımından asıl önem taşıyan ölçüt ise orantılılıktır. Bu itibarla uygulanan tedbirle başvurucuya aşırı ve orantısız bir külfet yüklenip yüklenmediğinin tespiti gerekmektedir.
17. Somut olayda başvurucu, işe iade davası açmıştır. Başvurucu vekili, dava dilekçesinin ekinde ara buluculuk tutanağının fotokopisini "aslının aynıdır" yazarak Mahkemeye ibraz etmiştir. Mahkeme, tensip tutanağıyla ara buluculuk son tutanağının aslı ya da ara bulucu tarafından onaylanmış suretinin dosyaya bir haftalık kesin süre içinde sunulması hususunda ara karar tesis etmiştir. Başvurucu, bir haftalık kesin süreden sonra ön inceleme duruşmasında ara buluculuk son tutanağının aslını Mahkemeye elden sunmuştur. Mahkeme, bu belgenin yasal bir haftalık kesin süreden sonra sunulduğu gerekçesiyle davayı dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddetmiştir.
18. 7036 sayılı Kanun'un 3. maddesi kapsamında kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatına ilişkin olarak açılacak davalarda ara bulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak öngörülmüştür. Ara buluculuğa başvurma zorunluluğunun kişilerin hak aramalarını imkânsız hâle getiren veya aşırı derecede zorlaştıran etkisiz ve sonuçsuz bir sürece neden olmadıkça hak arama hürriyetini sınırladığı söylenemez. Dava şartı olmanın bir sonucu olarak ara buluculuğa başvurma bir zorunluluk arz etmekte ise de bu zorunluluk yalnızca ara buluculuğa başvuru ile sınırlı olup ara buluculuk sürecinin işleyişi ve sonucu üzerinde taraf iradelerinin egemen olduğu açıktır. Taraflar istedikleri zaman süreci sonlandırabilecekleri gibi süreç sonunda anlaşmaya varıp varmamak konusunda da tercih hakkına sahiptir. Anlaşmaya varılamaması hâlinde ise uyuşmazlığın çözümü için yargı yoluna başvurulması mümkündür. Bu bakımdan Kanun'un ara buluculuk süreci ve sonucu yönünden taraf iradelerini esas aldığı görülmektedir (AYM, E.2017/178, K.2018/82, 11/7/2018, § 24).
19. 7036 sayılı Kanun'un 3. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ara buluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya ara bulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde Mahkemece davacıya son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde Mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderileceği, ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddedileceği hususları hüküm altına alınmıştır.
20. Başvuruya konu olayda taraflar arasında yürütülen ara buluculuk görüşmeleri sonucunda 23/10/2019 tarihli ve "Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı" başlıklı belge düzenlenmiştir. Son tutanakta taraf vekilleri ve başvurucu asil ile yapılan müzakerelerde işe iade konusunda bir anlaşmaya varılamadığının belirtildiği ve tutanağın taraflar ile ara bulucu tarafından imzalandığı anlaşılmıştır. Buna göre 7036 sayılı Kanun'un 3. maddesi kapsamında dava şartı olarak ara bulucuya başvuru yapılmış, görüşmeler sonucunda tarafların iradelerinin işe iade konusunda anlaşma sağlanamadığı yönünde olduğu belgelenmiştir.
21. Mahkeme, düzenlenen tensip tutanağında başvurucuya ara buluculuk son tutanağının aslı ya da ara bulucu tarafından onaylanmış suretinin sunulması için bir haftalık kesin süre vermiş; bu süre içinde talep edilen belge sunulmazsa davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verileceğini ihtar etmiştir. Tensip tutanağında aynı zamanda ön inceleme duruşmasının yapılmasına da karar vermiştir. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 25. maddesinin (2) numaralı fıkrasında Kanunla belirtilen durumlar dışında hâkimin kendiliğinden delil toplayamayacağı düzenlenmiştir. Uyuşmazlıkta da başvurucunun kesin süre içinde son tutanağın aslı ya da ara bulucu tarafından onaylanmış suretini sunmadığı, ancak ön inceleme duruşmasında ara buluculuk tutanağının aslını Mahkemeye sunduğu görülmektedir.
22. Yargıtay, kararlarında kesin süre kuralının amacının davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek olduğunu belirtmektedir (birçok karar arasından bkz. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 9/5/2007 tarihli ve E.2007/1903, K.2007/5192 sayılı; 18/12/2025 tarihli ve E.2024/3987, K. 2025/6060 sayılı; Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 12/1/2026 tarihli ve E.2025/1371, K.2026/150 sayılı; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10/7/2008 tarihli ve E.2007/7232, K.2008/9320 sayılı kararları). Hukuk Genel Kurulu, kesin süreye konu işlemin süresi içinde yapılmamasına rağmen davanın uzamasına sebebiyet vermemek suretiyle işlem gereğinin yerine getirilmesi hâlinde kesin sürenin gereğinin yerine getirilmiş sayılacağını kabul etmektedir (bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/6/2009 tarihli ve E.2009/2-225, K.2009/277 sayılı kararı; benzer yönde değerlendirme içeren karar için bkz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 28/6/2012 tarihli ve E.2012/11825, K.2012/16385 sayılı kararı).
23. Bu noktada 7036 sayılı Kanun'un 3. maddesi anlamında ara bulucuya başvurulmuş olması, dava şartının gerçekleştiği ve fiilî durumun ispatı yönünden son tutanağın aslının ön inceleme duruşmasında davanın uzamasına neden olunmaksızın Mahkemeye verildiği gözetildiğinde Mahkemenin bir haftalık kesin süreye uyulmadığı için davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesine ilişkin yorumunun davanın esasının incelenmesini imkânsız hâle getirdiği ve ara buluculuk şartına ilişkin kurallar bakımından aşırı şekilci bir yaklaşım sergilediği anlaşılmıştır. Bu yorumun başvurucu üzerinde ağır bir külfete sebep olduğu ve bu suretle başvurucunun katlanmak zorunda kaldığı külfetin hedeflenen meşru amaçlarla karşılaştırıldığında ölçüsüz olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
24. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
25. Başvurucu, ihlalin tespiti ve yeniden yargılama talebinde bulunmuştur.
26. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Mersin 7. İş Mahkemesine (E.2019/483, K.2019/41) GÖNDERİLMESİNE,
Ç. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 6/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, AYSEL SEVİLGEN, B. No: 2021/15746, 06.05.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 08, sayfa 542–547
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.