İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

İKİNCİ KANAL TELEVİZYON VE RADYO YAYINCILIĞI A.Ş. (2021/13570)

  • İfade özgürlüğü

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, bir televizyon kanalının kapatılması nedeniyle ifade ve basın özgürlükleri ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
İfade özgürlüğüİfade özgürlüğü ile bağlantılı etkili başvuru hakkıKişi Bakımından Yetkisizlik—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

İKİNCİ KANAL TELEVİZYON VE RADYO YAYINCILIĞI A.Ş. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/13570)

 

Karar Tarihi: 5/5/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Kenan YAŞAR

Ömer ÇINAR

Metin KIRATLI

Raportör

:

Fatma Gülbin ÖZTÜRK

Başvurucu

:

İkinci Kanal Televizyon ve Radyo Yayıncılığı A.Ş.

Vekili

:

Av. Devrim AVCI

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, bir televizyon kanalının kapatılması nedeniyle ifade ve basın özgürlükleri ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu şirket ve bünyesinde yayın yapan Hayatın Sesi isimli televizyon kanalı 25/7/2016 tarihli ve 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (668 sayılı KHK) 2. maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamında kurulan komisyonun 27/9/2016 tarihli kararıyla kapatılmış ve başvurucu şirket ticaret sicilinden terkin edilmiştir. 21/11/2016 tarihli ve 9181 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde de terkin işlemi yayımlanmıştır.

3. Başvurucu şirket, Hayatın Sesi isimli televizyon kanalının Bakanlar Kurulu kararı ile kapatıldığını belirterek işlemin iptali için ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştayda dava açmıştır. Danıştay Beşinci Dairesi (Daire) 6/2/2019 tarihli kararı ile kapatma kararının Cumhurbaşkanı'nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca çıkartılan, yasa gücünde ve düzeyinde olan kanun hükmünde kararnameden kaynaklandığını, uyuşmazlığın 6/1/1982 tarihli ve 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 24. maddesinde sayılan uyuşmazlıklardan olmadığını belirterek davanın görev yönünden reddine ve dava dosyasının davayı çözümlemeye görevli ve yetkili olan Ankara İdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

4. Ankara 18. İdare Mahkemesi (Mahkeme) tarafından yürütülen yargılama sonucunda davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir. Mahkeme gerekçeli kararında; anonim şirketlerin tüzel kişiliği kazandığı tarih ile tüzel kişiliği kaybettiği tarihler arasında bir davanın tarafı olabileceğini, tüzel kişiliğin sona erdiği tarihten sonra herhangi bir biçimde davaya taraf olmalarının ya da sona eren kişilikleri adına sıfatları tüzel kişilikle birlikte ortadan kalkan organları tarafından dava açılmasının olanaklı bulunmadığına ilişkin genel açıklamalara yer vermiştir. Başvurucu şirketin 21/11/2016 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ticaret sicilinden terkin edildiğinin ilan edildiğini, eldeki davanın ise 28/11/2016 tarihinde açıldığını belirten Mahkeme dava tarihi itibarıyla başvurucu şirketin tüzel kişiliğinin ortadan kalktığını ve bu sebeple başvurucunun dava açma imkânı bulunmadığını belirtmiştir.

5. Karar, başvurucu tarafından istinaf edilmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesi tarafından yapılan istinaf incelemesi neticesinde 25/11/2020 tarihli kararla başvurucunun istinaf isteminin kesin olarak incelenmeksizin reddine karar verilmiştir. Kararda; başvurucu şirketin dava tarihi itibarıyla ticaret sicilinden terkin edildiği ve davanın açıldığı 28/11/2016 tarihi itibarıyla tüzel kişiliği ortadan kalkan şirketin davada taraf olamayacağı, dolayısıyla istinaf kanun yoluna başvurma hakkından da bahsedilemeyeceği belirtilmiştir.

6. Başvurucu, nihai kararı 1/2/2021 tarihinde öğrendikten sonra 2/3/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

7. Komisyonca başvurunun kabul edilemez olduğu hususunda oybirliği sağlanamaması nedeniyle kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

8. Başvurucu, altmış günlük dava açma süresi içerisinde şirketin kapatılmasına ilişkin karara karşı açtığı davanın ticaret sicilinden terkin edildiği gerekçesiyle dava ehliyeti bulunmaması sebebiyle reddine karar verilmesinin adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı ile ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Şirketin ihyası için Mahkemece kendisine süre verilmediğini de belirten başvurucu, başvuru konusu karar ışığında şirketin kapatılması kararına karşı dava açmasının mümkün olmadığını belirtmiştir.

9. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurunun öncelikle kabul edilebilirlik koşulları yönünden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Esas bakımından ise bireysel başvuruya konu kararda uyuşmazlığın çözümü için yargılama makamınca gerekli araştırmanın yapıldığı, yargılamanın elde edilen bilgi ve belgeler doğrultusunda ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde yürütüldüğü ifade edilmiştir. Ayrıca kararların makul, ayrıntılı ve olgularla uyumlu bir şekilde gerekçelendirildiği vurgulanmıştır.

10. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevaben sunduğu dilekçesinde şirketin kendiliğinden sona ermesinin yasal haklarını mahkemeler önünde ileri sürmesine engel olmaması gerektiğini belirtmiştir. 668 sayılı KHK kapsamında oluşturulan komisyonun kaç kişiden ve kimlerden oluştuğunun bilinmediğini ifade eden başvurucu, şirketin bu komisyonun kararıyla kapatıldığını ancak komisyonun teşekkülünde hukuka aykırılık bulunduğunu ileri sürmüştür. Şirketin kapatılmasına neden olan televizyon kanalının hangi fiil ve yayınları gerekçe gösterilerek kapatma işleminin tesis edildiğinin açıklanmadığını belirten başvurucu, şirket yetkilileri hakkında terör örgütü üyeliği nedeniyle kesinleşen bir mahkûmiyet kararı da bulunmadığını vurgulamıştır. Ayrıca kapatma işleminin dayanağını oluşturan 668 sayılı KHK'nın 2. maddesinin (4) numaralı fıkrasının, Anayasa Mahkemesinin 24/12/2020 tarihli ve E.2017/21, K.2020/77 sayılı kararıyla Anayasa'nın 13., 26. ve 28. maddelerine aykırı bulunarak iptal edildiğini hatırlatmıştır. Başvurucu, Anayasa Mahkemesinin 24/12/2020 tarihli iptal kararında yaptığı tespitlerin eldeki başvuruyu doğrudan etkilediğini iddia etmiştir. Sahibi olduğu televizyon kanalının iptal edilen bu düzenlemeye dayanılarak kapatıldığını, tüzel kişiliğinin yine bu düzenlemeye dayalı olarak sona erdirildiğini ve yine aynı düzenleme kapsamında tüzel kişiliğinin kaybettirilmesi sebebi ile mahkemeler önünde taraf olma imkânının ortadan kaldırıldığını belirterek mahkemeye erişim hakkı ile ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğini öne sürmüştür.

11. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."

12. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar" başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir."

13. 6216 sayılı Kanun'un 46. maddesinde kimlerin bireysel başvuru yapabileceği sayılmış olup, anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre; bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için iki temel ön koşul bulunmaktadır. Bunlardan birincisi başvuruya konu edilen ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı "güncel bir hakkının ihlal edilmesi" ve bunun sonucunda başvurucunun kendisinin "mağdur" olduğunu ileri sürmesi, ikincisi ise bu ihlalden dolayı kişinin "kişisel olarak ve doğrudan" etkilenmiş olması gerekir (Onur Doğanay [2. B.], B. No: 2013/1977, 9/1/2014, § 42).

14. İlke olarak bireysel başvuruda bulunan başvurucu, tüzel kişiliği haiz bir şirket ise şirketin bireysel başvuru anında tüzel kişiliği haiz olması gerektiği gibi bu tüzel kişiliğin bireysel başvuru sürecinin sonuna kadar korunması şirketler tarafından yapılan başvurunun esasının incelenebilmesi için zorunlu bir koşuldur (Gümüşdere İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş. [1. B.], B. No: 2013/5016, 12/6/2018, § 36). Şirketin ticaret sicil kaydının silinmesi ve tüzel kişiliğini yitirmesi olgusu bireysel başvurunun esasının incelenmesine engel teşkil eder (Samanyolu Yayıncılık Hizmetleri A.Ş. (3) [1. B.], B. No: 2016/9785, 10/12/2019, § 20).

15. Anayasa Mahkemesi Hamdi Akın İpek ([2. B.], B. No: 2015/17763, 24/5/2018) kararında iki televizyon kanalının dijital yayın platformundan çıkarıldığı tarihte başvurucunun söz konusu televizyon kanallarının bağlı olduğu iki şirketin ortağı ve yöneticisi konumunda olduğuna değinerek başvuruya konu çıkarma kararından kişisel olarak ve doğrudan etkilenmiş olan başvurucunun mağdur sıfatının bulunduğunu kabul etmiştir. Diğer taraftan başvuruya konu olayda şirketlerin yönetiminin kayyıma devredildiğini dikkate alarak şirket tüzel kişiliğinin başvurmasını güçleştiren hukuki sınırlamalar nedeniyle bu şirketlerin olay tarihinde ortağı ve yöneticisi olan başvurucunun doğrudan ve güncel bir mağduriyetinin söz konusu olduğu sonucuna varmıştır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Özgür Güleç [2. B.], B. No: 2014/11503, 1/2/2017, § 37; Hamdi Akın İpek, § 79).

16. Başvuruda da kapatılan ve yayın faaliyetine son verilen televizyon kanalına ilişkin olarak şirket ortaklarının veya yetkililerinin mağdur sıfatının bulunması sebebiyle dava yoluna gitmesi hâlinde Hamdi Akın İpek kararındaki yaklaşım uyarınca doğrudan ve güncel bir menfaatlerinin bulunduğunu söylemek mümkündür. Bu doğrultuda tüzel kişiliği sona eren ve ticaret sicilinden terkin edilen şirketin, kapatılan televizyon kanalı sebebiyle ifade ve basın özgürlüklerine yönelik bir ihlalin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

17. Açıklanan gerekçelerle başvurunun kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 5/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, İKİNCİ KANAL TELEVİZYON VE RADYO YAYINCILIĞI A.Ş., B. No: 2021/13570, 05.05.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 08, sayfa 247–250

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.