İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

E.C. (2021/13474)

  • Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)
  • Ayrımcılık yasağı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, idari işlemin iptali istemiyle açılan davada iddianame ve kesin mahkûmiyet hükmü ile sonuçlanmayan ceza yargılamasına dayanılarak iptal talebinin reddedilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)Gerekçeli karar hakkı (idare)İhlalYeniden yargılama
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)Masumiyet karinesi (idare)İncelenmesine Yer Olmadığı—
Ayrımcılık yasağıAyrımcılıkİncelenmesine Yer Olmadığı—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

E.C. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/13474)

 

Karar Tarihi: 17/6/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

​GİZLİLİK KARARI VARDIR

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

İsmail ŞAHİN

Başvurucu

:

E.C.

Vekili

:

Av. Bilgehan UTKU

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, idari işlemin iptali istemiyle açılan davada iddianame ve kesin mahkûmiyet hükmü ile sonuçlanmayan ceza yargılamasına dayanılarak iptal talebinin reddedilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Tokat Jandarma Komando Özel Harekât Tabur Komutanlığında Jandarma Uzman Çavuş olarak görev yapan başvurucu hakkında cinsel taciz iddiası ile adli ve idari soruşturma başlatılmıştır.

3. Adli soruşturma sonucunda düzenlenen iddianamede başvurucunun mağdura birden fazla kez mesajla ve telefonla cinsel tacizde bulunduğu belirtilerek cezalandırılması talep edilmiştir. İddianamede mağdurun cep telefonunun incelenmesi sonucu mesaj kayıtları ve mağdur beyanı delil olarak gösterilmiştir. Tokat 1. Asliye Ceza Mahkemesi (Ceza Mahkemesi) 19/4/2016 tarihinde başvurucunun üzerine atılı suçtan mahkûmiyetine ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar vermiştir. Gerekçede mağdur tarafından sunulan mesaj kaydından, iletişim kayıtlarından ve mağdurun beyanından başvurucunun iddia edilen taciz içerikli sözleri mesaj yoluyla ve telefonda söylediğinin belirlendiği gerekçesiyle başvurucunun atılı suçu işlediği sonucuna ulaşılmıştır. Anılan karar, itiraz edilmeden 13/5/2016 tarihinde kesinleşmiştir.

4. Tokat İl Jandarma Komutanlığınca yapılan idari soruşturma sonucunda hazırlanan raporda başvurucunun cinsel tacizde bulunduğu iddiasının adli soruşturmada hakkında düzenlenen iddianamede toplanan ifade ve deliller ile sübuta erdiği belirtilmiştir. Raporda anılan fiilin Jandarma Genel Komutanlığı Uzman Erbaş Yönergesi'nin (Yönerge) 6. bölüm (7) numaralı maddesinde yer alan "Disiplinsizlik ve Ahlaka Uygun Olmayan Davranışlar" şeklinde nitelendirilmesi nedeniyle başvurucunun sözleşmesinin feshedilmesi teklif edilmiştir. Jandarma Genel Komutanlığı tarafından 29/7/2015 tarihli karar ile disiplinsizlik ve ahlaka uygun olmayan davranışlar nedeniyle başvurucunun sözleşmesinin feshedilmesine karar verilmiştir.

5. Başvurucu 4/8/2017 tarihinde Tokat İdare Mahkemesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır. Başvurucu; dava dilekçesinde sözleşme fesih işleminin hukuka aykırı olduğunu, sözleşmesinin feshedilmesini gerektirecek bir eylemde bulunmadığını belirterek kararın iptalini talep etmiştir. Mahkemece 27/12/2018 tarihinde dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Gerekçede başvurucunun sözleşmesinin 18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 12. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi çerçevesinde feshedilebilmesi için bentte yazılı suçlardan mahkûm olma şartının aranmakta olduğu vurgulanmıştır. Bu kapsamda başvurucunun sözleşmesinin feshedildiği ancak sözleşmenin feshine esas alınan cinsel taciz suçu nedeniyle başvurucu hakkında işlem tarihi itibarıyla verilmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı, işlem tarihi sonrasında da başvurucu hakkında HAGB'ye karar verildiği belirtilerek dava konusu işlemin sebep unsuru itibarıyla hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

6. Davalı idare, anılan karara karşı istinaf talebinde bulunmuştur. Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) 31/12/2019 tarihinde davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar vermiştir. Gerekçede sözleşmenin feshi işleminin 3269 sayılı Kanun'un 12. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendinde sayılan suçlardan birinden hüküm giyilmesi nedeniyle tesis edilmediği, başvurucu hakkında adli soruşturma dosyasındaki cinsel taciz suçundan düzenlenen iddianame nedeniyle tesis edildiği vurgulanmıştır. Gerekçenin ilgili kısmı şu şekildedir:

"Bakılan davada iptali istenilen dava konusu işlemde, sebep unsuruna yer verilmemiş olmakla birlikte dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerden, sözleşme fesih işleminin, 3269 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 4.fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendinde sayılan suçlar nedeniyle hüküm giyilmesi nedeniyle tesis edilmediği, davacı hakkında, Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 25/06/2015 tarih ve 2014/6918 soruşturma sayılı dosyasında "cinsel taciz ve kişilerin huzur ve sükununu bozma" suçundan iddianame düzenlenmesi nedeniyle tesis edildiği anlaşılmakta olup, davacıya isnat edilen fiilin niteliği ile davacının görevinin önem ve özelliği birlikte değerlendirildiğinde, iddianame kapsamında alınan ifadelere ve toplanan delillere göre davacıya isnat edilen fiil Jandarma Genel Komutanlığı'nın disiplinini esastan sarsacak ve itibarını zedeleyecek nitelikte olduğundan, kendisinden istifade edilmesine ve kamu hizmetine devamına imkân kalmadığı anlaşılan davacının sözleşmesinin feshine ilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Öte yandan, davacı hakkında açılan ceza davasında Tokat 1.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 19/04/2016 tarih ve E:2005/496, K:2016/295 sayılı kararı ile, cinsel taciz suçunu işlediği gerekçesiyle 5.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir."

7. Başvurucu, anılan karara karşı temyiz talebinde bulunmuştur. Danıştay Onikinci Dairesi (Danıştay), 11/11/2020 tarihinde temyize konu kararın usule ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle kararı onamıştır.

8. Başvurucu, nihai kararı 8/3/2021 tarihinde öğrendikten sonra 31/3/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

9. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

10. Başvurucu; HAGB kararının mahkûmiyet hükmü olmadığını, dolayısıyla hiçbir hüküm ve sonuç doğurmaması gerektiğini, buna rağmen anılan karar nedeniyle sözleşmesinin feshedildiğini beyan etmiştir. Başvurucu; sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin usul ve esasların 3269 sayılı Kanun'da düzenlenmiş olduğunu, buna karşın devam eden bir ceza yargılaması ve HAGB kararı dayanak gösterilerek sözleşmesinin feshedildiğini, sözleşme feshine ilişkin koşulların oluşmamasına rağmen hatalı bir şekilde bu hâller oluşmuş gibi işlem tesisinin adil yargılanma hakkının, hukuk devleti ilkesinin, eşitlik ilkesinin ve masumiyet karinesinin ihlaline yol açtığını ileri sürmüştür.

11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvuru konusu olaya ilişkin Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına yer verildikten sonra yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

12. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Kamu görevinden çıkarmaya yönelik tesis edilen işlemler, muhatabının mesleki yaşamına ağır bir müdahale olmakla birlikte özel hayata saygı hakkının otomatik olarak uygulanabilirliğini sağlamamaktadır (Tamer Mahmutoğlu [GK], B. No: 2017/38953, 23/7/2020, § 96). Açık bir şikâyetin olmadığı, mesleki hayata yönelik müdahalenin başvurucunun özel hayatını ciddi şekilde etkilediği ve bu etkinin belirli bir ağırlık düzeyine ulaştığı yönünden yeterli ve ikna edici açıklamalarda bulunulmadığı durumda özel hayata saygı hakkı çerçevesinde bir değerlendirme yapılması mümkün değildir. Somut başvuruda bu bağlamda herhangi bir iddiada ve açıklamada bulunulmamıştır (aynı yönde değerlendirmeler için bkz. Mustafa Deniz [2. B.], B. No: 2019/18125, 1/10/2025, § 14; B.C. [2. B.], B. No: 2021/29094, 8/1/2025, § 16). Başvurucu, adil yargılanma hakkı kapsamında iddialar ileri sürmüştür. Bu kapsamda başvuru gerekçeli karar hakkı çerçevesinde ele alınmıştır.

13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

14. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve buna uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmaz. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesi için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

15. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması, bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi, gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

16. Bölge İdare Mahkemesi, başvurucu hakkında tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğunu kabul ederken idarenin başvurucu hakkında cinsel taciz suçundan düzenlenen iddianameye dayandığını ve bu kapsamda alınan ifadelere ve toplanan delillere göre başvurucuya isnat edilen fiilin Jandarma Genel Komutanlığının disiplinini esastan sarsacak ve itibarını zedeleyecek nitelikte olduğu sonucuna varmış ancak iddianame kapsamındaki delilleri değerlendirmemiştir. Kararda ayrıca başvurucunun cinsel taciz suçunu işlediği gerekçesiyle cezalandırıldığı ve HAGB kararı verildiği bilgisine yer verilmiştir. İddianameye ve HAGB kararına atıfta bulunulması yeterli olmayıp ceza yargılamasına konu olay ve olguların da Bölge İdare Mahkemesi tarafından irdelenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda olayın meydana geliş şekli, fiilin özelliği, ağırlığı gibi olaya özgü durumlar değerlendirilerek karar sonucuna ulaşılma nedeni ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya konulmalıdır (Diren Taş [1. B.], B. No: 2019/38230, 24/1/2024, § 34).

17. Ceza soruşturması ve yargılamasında yer alan bilgi ve belgelere ulaşılarak söz konusu verilerin başvurucu hakkında tesis edilen işleme olan etkisinin değerlendirilmesinin önünde -masumiyet karinesine uygun olmak koşuluyla- herhangi bir engel bulunmamaktadır. Ceza yargılamasında yer alan verilerin sözleşmenin feshedilmesine olan etkisinin Bölge İdare Mahkemesince ortaya konulması gerekmektedir. Olaya bakıldığında ise Bölge İdare Mahkemesi tarafından iddianame ve HAGB kararına konu fiil esas alınmakla birlikte ceza yargılamasında yer alan olguların başvurucunun yapacağı göreve olumsuz etkisi irdelenmemiştir. Öte yandan Bölge İdare Mahkemesinin ceza yargılamasında yer alan bilgi ve belgeleri herhangi bir biçimde değerlendirmediği anlaşılmaktadır.

18. Kural olarak mahkeme kararlarında esasa ilişkin hususlarda yeterli gerekçe bulunması hâlinde kanun yolu merciince bu karara atıf yapılarak değerlendirme yapılması makul görülebilir. Mahkeme kararlarında gerekçe bulunmadığı hâllerde ise kişilerin ileri sürdüğü esaslı itirazlar, kanun yolu mercii tarafından gerekçeli şekilde karşılanmalıdır. Somut olayda Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen bağlamda bir gerekçe içermediği, Danıştay tarafından ise bu karara atıf yapılarak herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır (Diren Taş, § 36).

19. Sonuç olarak başvurucu hakkında iddianame ve HAGB kararı kapsamında elde edilen verilerin sözleşmenin feshedilmesini neden ve nasıl haklılaştırdığı hususunun yargılama mercilerinin gerekçelerinde yer almadığı görülmüştür. Yargılama mercileri, başvurucu hakkındaki bilgileri değerlendirmediğinden başvurucunun sözleşmenin feshedilmesinin haksız olduğuna ilişkin iddiaları yeterli şekilde açıklığa kavuşturulamamıştır. Bu itibarla yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

20. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

21. Başvurucunun masumiyet karinesinin ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürdüğü görülmekte ise de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden diğer ihlal iddiaları hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasının gerek olmadığı değerlendirilmiştir.

III. GİDERİM

22. Başvurucu, ihlalin tespitine ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

23. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

24. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne veya reddine karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

IV.   HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun niteliği gereği kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin GİZLİ TUTULMASINA,

B. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

Ç. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması için Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesine (E.2019/339, K.2019/904) iletilmek üzere Tokat 1. İdare Mahkemesine (E.2018/571, K.2018/724) GÖNDERİLMESİNE,

E. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 17/6/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, E.C., B. No: 2021/13474, 17.06.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 580–585

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.