İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

HASAN HÜSEYİN SEYİS (2020/40266)

  • Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararında başvurucunun karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddialarının karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ve Anayasa'da güvence altına alınan diğer hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)Gerekçeli karar hakkı (ceza)İhlalYeniden yargılama

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

HASAN HÜSEYİN SEYİS BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/40266)

 

Karar Tarihi: 21/4/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Furkan Samet ESER

Başvurucu

:

Hasan Hüseyin SEYİS

Vekilleri

:

Av. Emine Pınar TEKİNŞEN

Av. Esma GÜNGÖR

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararında başvurucunun karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddialarının karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ve Anayasa'da güvence altına alınan diğer hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucu hakkında Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu şüphesiyle soruşturma başlatılmıştır.

3. Soruşturma neticesinde Başsavcılık tarafından başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle 6/5/2017 tarihinde iddianame düzenlenmiştir. İddianamede esas olarak tanık beyanlarına ve başvurucunun kendi kullanımında olduğunu ikrar ettiği 0 (505)...19 numaralı hat üzerinden ByLock isimli programı kullandığı iddialarına yer verilmiştir.

4. İddianamenin kabulü sonrasında Tokat 2. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülmeye başlanan yargılamada tensip zaptı ile birlikte başvurucunun ByLock programını kullanıp kullanmadığı hususundaki tüm belgelerin ilgili kurumlardan istenmesine; tanıklar H.İ.E., H.R.Y. ve A.İ.nin istinabe yoluyla dinlenilmesine karar verilmiştir.

5. Duruşma beş celsede bitirilmiştir. 27/7/2017 tarihli birinci celsede başvurucu hakkında düzenlenen ByLock raporu mahkemeye sunulmuş; tanıklar H.İ.E. ve H.R.Y.nin istinabe yoluyla alınan beyanları okunarak dosyaya eklenmiştir. Başvurucu, aynı celse alınan savunmasında tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığını ve ByLock isimli programı kullanmadığını ileri sürmüştür. Mahkeme tarafından celse sonunda başvurucunun ByLock programına ait olduğu bildirilen IP adreslerine erişim sağlayıp sağlamadığı hususunun sorulması için Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna (BTK) müzekkere yazılmasına karar verilmiştir.

6. 24/8/2017 tarihli ikinci celsede Mahkeme tarafından eksikliklerin giderilmesi amacıyla usule ilişkin işlemler yapılmıştır.

7. 12/12/2017 tarihli üçüncü celsede tanık A.İ.nin istinabe yoluyla alınan beyanları okunarak dosyaya eklenmiştir. Aynı celse BTK'ya yazılan müzekkereye de cevap verilmiştir. BTK tarafından gönderilen CD içeriğinde başvurucunun 357961050207370 IMEI numaralı telefona takılı 0 (505)...19 numaralı hat ile 13.8.2014- 5.4.2015 tarihleri arasında ByLock sistemine farklı günlerde 31743 kez giriş yaptığı belirtilmiştir.

8. 26/1/2018 tarihli dördüncü celsede iddia makamı tarafından esas hakkında mütalaa sunulmuştur. Mahkeme, başvurucu ve müdafiinin mütalaaya yönelik süre talebinin kabulü ile duruşmanın 2/2/2018 tarihine ertelenmesine karar vermiştir.

9. 2/2/2018 tarihli beşinci celsede başvurucu, müdafii huzurunda esas hakkında mütalaaya karşı savunmasını yapmış ve yargılama sona ermiştir. Yapılan yargılama neticesinde başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit görülerek 7 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

10. Mahkûmiyet kararının ilgili kısmı şu şekildedir:

"...Sanığın By[L]ock programına bağlandığı IP'nin tespit edilmesi amacıyla sunucu yöneticisi tarafından kiralanan ByLock programına ait 46.166.160.137, 46.166.164.177 ve 46.166.164.181 numaralı Hedef IP adresleri üzerinden 357961050207370 IMEI numaralı telefona takılı 505[...]19 numaralı hat ile ilk giriş tarihi olan 13.[]8.2014 tarihi ve son giriş tarihi olan []5.[].4.2015 tarihleri arasında (günün her saatinde ve bulunduğu ortamlarda baz istasyonu bilgilerinden de anlaşılacağı üzere Tokat ilinde bulunduğu her yerde girdiği BTK raporuyla sabittir) By[L]ock sistemine ait farklı günlerde 31743 giriş/bağlantı olduğunun tespit edilmesi,

            ...

[Tanıkların ifadelerine göre örgütle iltisakının olması, örgüte ait evde kalması ve sohbetlere katılması hususları] birlikte değerlendirildiğinde; sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile önceden süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arz eden organik bağının bulunduğu ve sanığın eylemlerinin bir bütün halinde 3713 sayılı TMK'nın 7. maddesinin 1. fıkrasının yollamasıyla 5237 sayılı TCK'nın 314/2. maddesinde düzenlenen Silahlı Terör Örgütü üyesi olma suçunu oluşturduğu [anlaşılmıştır]..."

11. Başvurucunun mahkûmiyet kararına karşı istinaf başvurusunda bulunması üzerine dosya, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine (Bölge Adliye Mahkemesi) gönderilmiş ve istinaf incelemesi neticesinde istinaf başvurusunun esastan reddine 2/7/2018 tarihinde karar verilmiştir.

12. Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesine (Daire) gönderilmiş ve temyiz incelemesi neticesinde temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanmasına 22/10/2020 tarihinde kesin olarak karar verilmiştir.

13. Daire kararının ilgili kısmı şu şekildedir:

"...Sanık Hasan Hüseyin Seyis yönünden tüm dosya kapsamı gözetilerek diğer delillerin atılı suçun sübutu için yeterli olduğu görülmekle, sanığın ByLock kullanıcısı olduğunu bildiren ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının dosyaya gelmesi beklenilmeden karar verilmesi sonuca etkili bulunmamıştır..."

14. Başvurucu nihai kararı 18/12/2020 tarihinde öğrendikten sonra 31/12/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

15. Komisyon, eşitlik ile suçta ve cezada kanunilik ilkelerinin ihlal edildiğine yönelik iddiaların kabul edilemez olduğuna; adil yargılanma hakkının, ifade özgürlüğünün ve din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiğine yönelik iddiaların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin ise Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

16. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğunu belirten başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir (Mehmet Şerif Ay [2. B.], B. No: 2012/1181, 17/9/2013).

17. Başvurucu; ifadeleri belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanıkları sorgulayamadığını, tanık beyanlarının gerçekliğinin ispatına yönelik talep ettiği araştırmaların yapılmadığını, bu araştırmaların neden yapılmadığı hususunda herhangi bir gerekçe ortaya konmadığını ve böylece davanın sonucuna etkili itiraz ve savunmalarına yanıt verilmediğini beyan etmiş; adil yargılanma hakkı kapsamında kalan güvenceleri başta olmak üzere bazı anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

18. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüş yazısında, başvurucunun başvuru formunda ileri sürdüğü anayasal haklarla ilgili açıklamalara yer verilmiş; bu hakların ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede, Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiş ve kabul edilebilirlik kriterlerinin öncelikli olarak incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır.   Başvurucu ibraz ettiği cevap dilekçesinde ise başvuru formundaki iddiaları yinelemiştir.

19. Başvuru, adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmiştir.

20. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

21. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen birçok başvuruda gerekçeli karar hakkının kapsam ve içeriğini belirlemiştir. Anayasa Mahkemesi, özellikle açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olması hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/1213, 4/12/2013, §§ 25, 26; Yasemin Ekşi [1. B.], B. No: 2013/5486, 4/12/2013, §§ 56, 57; Vesim Parlak [2. B.], B. No: 2012/1034, 20/3/2014, §§ 33, 34; Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31-39; Münür Ata [2. B.], B. No: 2014/4958, 22/1/2015, §§ 37-43; Hikmet Çelik ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/4894, 15/12/2015, §§ 54-59; Şah Tarım İnşaat Turizm Seyahat Yatçılık San. ve Tic. Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/7847, 9/3/2016, §§ 36-48).

22. Anayasa Mahkemesi, Metin Birdal ([GK], B. No: 2014/15440, 22/5/2019) kararında ise, temel hak ve özgürlükler kapsamında kalan birtakım eylemlerin terör örgütü üyeliği suçundan mahkûmiyet kararında delil olarak değerlendirilmesini incelemiştir (Metin Birdal, §§ 60-72). Anayasa Mahkemesine göre yargı mercilerince başvurucunun terör örgütünün hiyerarşik yapısına dâhil olduğunu gösteren deliller birlikte incelenmeli; temel haklar kapsamında kalan her bir delil terör örgütünün amacı, niteliği, bilinirliği, kullandığı şiddetin türü ve yoğunluğu ile somut olayın ilgili diğer şartları dikkate alınarak değerlendirilmelidir (Metin Birdal, § 72).

23. Vurgulamak gerekir ki bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi, bir yargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir. Dolayısıyla başvurucuya isnat edilen silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sübuta erip ermediği veya toplanan delillerin suçun sübutu için yeterli olup olmadığı meselesi, ilkesel olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır (bkz. Metin Birdal, § 47; Yılmaz Çelik [GK], B. No: 2014/13117, 19/7/2018, § 45). Bundan başka bir ceza yargılamasında hangi delillerin hükme esas alınabileceğinin belirlenmesi meselesi de esas itibarıyla Anayasa Mahkemesinin görev alanında değildir (Türk ceza muhakemesi hukuku uygulamasına ilişkin bazı değerlendirmeler için bkz. Metin Birdal, §§ 67-71). Bununla birlikte mahkûmiyet kararında davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddialara makul bir gerekçe ile yanıt verilmediğine yönelik iddiaların adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmesi gerekmektedir.

24. Başvurucu hakkında kurulan mahkûmiyet hükmüne dayanak olarak değerlendirilen deliller ve bu delillere ilişkin anayasal güvenceler, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihadı yönünden ele alınacak olursa öncelikle Yargıtay, örgütün profesyonel eylemlerinin kamuoyunca bilinir hâle geldiği süreçten önce icra edilen yapılanmanın evlerinde kalmak ve sohbetlere katılmak gibi faaliyetlerin nitelik, içerik ve mahiyeti itibarıyla silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiğinin somut delil ve olgularla ortaya konulmadıkça örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceğine karar vermiştir (birçok karar arasından bkz. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 21/10/2024 tarihli ve E.2022/7057, K.2024/11904 sayılı; 21/10/2024 tarihli ve E.2022/5877, K.2024/11981 sayılı; 6/2/2024 tarihli ve E.2023/24146, K.2024/1337 sayılı kararları; Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 30/10/2018 tarihli ve E.2017/3689, K.2018/3718 sayılı kararı). Anayasa Mahkemesi, sohbetlere katılma eyleminin başvurucunun örgüte üye olma suçundan cezalandırılmasında delil olarak kullanılabilmesi için başvurucunun katıldığı sohbetlerin örgütsel özellik taşıdığının belirlenmesini beklemektedir (Hasan Sarıcı [GK], B. No: 2018/37695, 9/10/2024, § 37). Ayrıca örgütsel alanda kalan sohbet toplantılarının özelliklerine ilişkin olarak bkz. Bilal Celalettin Şaşmaz [1. B.], B. No: 2019/20791, 18/10/2022, § 20). Yargıtay kararlarında kritik olduğu belirtilen tarihlerden sonra devam etmeyen, gizlilik ve himmet vermek/toplamak gibi örgütsel özellik taşıdığı da belirlenemeyen dinî sohbetlere katılmaktan ibaret eylemlere istinaden mahkûmiyet kararı verilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir [birçok karar arasından bkz. (kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 10/2/2021 tarihli ve E.2019/10348, K.2021/972; 10/5/2018 tarihli ve E.2017/4179, K.2018/1541; Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 18/01/2023 tarihli ve E.2022/39058, K.2023/114; 6/2/2024 tarihli ve E.2023/1356, K.2024/1494 sayılı kararları].

25. Yargıtayın ByLock deliline yönelik içtihadı incelendiğinde ise kişinin ByLock kullanıcısı olduğunun tespiti açısından sadece CGNAT kayıtlarının yeterli delil olarak kabul edilmediği anlaşılmıştır [birçok karar arasından bkz. (kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 30/6/2021 tarihli ve E.2020/2018, K.2021/4527; Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 4/10/2022 tarihli ve E.2021/18943, K.2022/5428 sayılı kararları] (benzer yönde bkz. Mehmet Ayko [1. B.], B. No: 2019/41322, 7/1/2025, § 20; Atakan Yıldırım [2. B.], B. No: 2021/8629, 14/1/2025, § 29; Uğur Özçiftçi [1. B.], B. No: 2021/43521, 15/1/2025, § 20).

26. Nitekim Anayasa Mahkemesi, Ali Bayram İskender ([GK], B. No: 2020/31370, 25/9/2025) kararında, başvurucunun ByLock programını kullandığına dair tespitin terör örgütüne üye olma suçundan kesinleşen mahkûmiyet kararında belirleyici delil olarak kabul edildiği somut olayda kişilerin örgüt talimatı ile ByLock ağına dâhil olduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullandıklarının belirlenmesi açısından Yargıtayın ilkesel olarak ortaya koyduğu ve yapılmasını gerekli gördüğü araştırmaların yerine getirilmediği kanaatine ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi, anılan kararda başvurucunun -ByLock programını kullanmadığına yönelik itirazının yanı sıra- anılan programı örgütsel iletişim amacıyla kullanmadığına dair iddiasının kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bir iddia olduğu ancak yargı makamları tarafından bu iddia hakkında somut bir değerlendirmede bulunulmadığı, bu eksikliğin kanun yolu incelemeleri sırasında da telafi edilmediği kanaatine varmıştır. Anayasa Mahkemesi, bu nedenle başvurucunun mahkûmiyeti için gerekli olan yeterli gerekçenin ortaya konulamadığını değerlendirmiş ve ihlal sonucuna ulaşmıştır (Ali Bayram İskender, §§ 47-58).

27. Somut olayda başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet kararı tanık beyanlarına ve ByLock tespitine dayanmaktadır.

28. Başvurucu hakkında beyanda bulunan;

 i.   Tanık H.İ.E., başvurucunun 2011-2012 yılları arasında komiser yardımcılığı kursunda örgüte ait evde kaldığını, kursiyerler olarak her hafta sohbet toplantılarına katıldıklarını, bu toplantılara başvurucunun da geldiğini, toplantılarda dinî sohbetler yapıldığını ve namaz kılındığını,

 ii.   Tanık H.R.Y., 2013 yılında yapmış olduğu binayı kiraya verdiğini, bu binada öğrenciler ve memurların kaldığını, bu konu ile ilgili o dönem örgüte ait olan İsmail Bol Pansiyonu müdürü olan H. ile tartıştığını, H.nin kendisine hitaben "Emniyeti üzerinize süreceğim, binayı mühürlettireceğim." şeklinde sözler söylediğini, devam eden süreçte o dönem Turhal Şehit Şevket Bitmez Karakolunda görev yapan başvurucunun başka bir polis memuru ile birlikte binasıyla ilgili olarak Valilik ve belediyeye yazılar yazdığını, bu nedenlerle başvurucunun da örgüt ile bağlantılı olduğunu düşündüğünü ve ilgili yerlere şikâyette bulunduğunu,

 iii.   Tanık A.İ., darbe girişiminin yaşandığı gece kendisinin Turhal İlçe Emniyet Müdürlüğünde amir olarak görev yaptığını, darbe girişiminin yaşandığı gece komiser yardımcısı olan başvurucuyu arattığını, başvurucunun izinli ve raporlu olmamasına rağmen ihtiyaç olursa geleceğini söylediğini, gece boyunca gelmediğini, 17-25 Aralık tarihinden sonra başvurucunun hükûmete yönelik eleştirel beyanlarda bulunduğunu ancak kendisinden örgütü övücü sözler duymadığını ifade etmiştir.

29. Tanık beyanları incelendiğinde başvurucunun Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere örgütün kriminal yönünün ortaya çıkmasından sonra da örgütsel eylemlerinin devam ettiğine ilişkin somut bir anlatımın bulunmadığı görülmüştür. Dahası Mahkeme tarafından bu beyanların örgütün kriminal yönünün ortaya çıkmasından sonraki süreci kapsadığına ilişkin herhangi bir tespit de yapılmamıştır.

30. Başvurucu hakkındaki ByLock tespitinin ise -ByLock verilerini içeren dijital materyallerin çözümlenmesi üzerine- user-ID numarası ve buna bağlı alt verilere ilişkin düzenlenen ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı yerine yalnızca ByLock sorgu sonucu raporuna ve BTK'dan getirtilen CGNAT kayıtlarına dayandırıldığı anlaşılmıştır.

31. Başvurucu, aşamalar boyunca tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığını ve ByLock isimli programı kullanmadığını ileri sürmüştür. Buna karşın Mahkeme, hükme esas aldığı tanık beyanlarındaki anlatımların örgütsel niteliğine ve Yargıtayca kritik olduğu belirtilen tarihlerden sonra devam edip etmediğine ilişkin herhangi bir açıklamaya yer vermediği gibi ByLock programına ilişkin Yargıtayın ilkesel olarak ortaya koyduğu ve yapılmasını gerekli gördüğü araştırmaları da yapmamıştır. Dolayısıyla başvurucunun hem tanık beyanlarına hem de ByLock programını kullandığına ilişkin tespitlere yönelik ileri sürdüğü savunmalarına cevap verilmemiş, davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki bu savunmalar makul bir gerekçe ile bertaraf edilmemiştir (Benzer yönde değerlendirmeler için bkz. Ali Bayram İskender, §§ 47-58).

32. Açıklanan gerekçelerle, başvurucunun   Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

33. Mevcut başvuruda ulaşılan sonuç ve uygun görülen giderim gözetildiğinde yapılacak yeniden yargılamada başvurucunun diğer şikâyetlerinin değerlendirilebileceği anlaşıldığından başvurucunun değerlendirme konusu yapılmayan diğer ihlal iddiaları hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

III. GİDERİM

34. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması, maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuştur.

35. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

36. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

37. Başvurucu; maddi zarara ilişkin olarak bilgi/belge sunmadığından maddi tazminat talebinin, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından da manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

Ç. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK BULUNMADIĞINA,

D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Tokat 2. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2017/57, K.2018/65) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

Ğ.   Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 21/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, HASAN HÜSEYİN SEYİS, B. No: 2020/40266, 21.04.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 07, sayfa 235–241

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.