İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

YÜKSEL TURHAN (2020/40106)

  • Mülkiyet hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, üçüncü kişinin devretmeyi taahhüt ettiği taşınmaz üzerine taraf olmadığı davada konulan ihtiyati tedbir nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Mülkiyet hakkıGeçici hukuki koruma (İhtiyati tedbir, haciz, ihtiyati haciz)Açıkça Dayanaktan Yoksunluk—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

YÜKSEL TURHAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/40106)

 

Karar Tarihi: 21/4/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Gökhan SÖNMEZ

Başvurucu

:

Yüksel TURHAN

Vekili

:

Av. Oğuzhan BOZKURT

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, üçüncü kişinin devretmeyi taahhüt ettiği taşınmaz üzerine taraf olmadığı davada konulan ihtiyati tedbir nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu ile aralarında H.İ.nin de bulunduğu arsa sahipleri arasında 9/7/2013 tarihli "Düzenleme Şeklinde Kat Karşılığı Sözleşmesi" imzalanmıştır. Sözleşmede başvurucunun bağımsız bölümlerden oluşan bina meydana getirmesi karşısında belirlenen bağımsız bölümlerin arsa sahiplerine teslim edilmesi kararlaştırılmıştır. Ayrıca taraflar sözleşme tarihinden itibaren en geç 5 ay içinde alınacak ruhsat tarihinden itibaren 18 ay içinde bağımsız bölümlerin teslim edilmesi konusunda da anlaşmıştır.

3. Başvuru konusu taşınmazı kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca başvurucuya devretmeyi taahhüt eden arsa sahibi H.İ. aleyhine 7/11/2017 tarihinde boşanma ve mal rejiminin tasfiyesi davası açılmıştır. Ankara Batı 3. Aile Mahkemesi (Aile Mahkemesi) aynı tarihte, tapu sicilinde arsa sahibi adına kayıtlı taşınmaz üzerine üçüncü kişilere devir ve temliki önler nitelikte ihtiyati tedbir konulmasına karar vermiştir.

4. H.İ. 23/1/2018 tarihli cevap dilekçesi ile ihtiyati tedbire itiraz etmiştir. Cevap dilekçesinde başvuru konusu taşınmazın tapuda adına kayıtlı olsa da sözleşme gereği yükleniciye ait olduğunu belirtmiştir.

5. Başvurucu 22/2/2018 tarihinde, tedbirin kaldırılması talebiyle itiraz etmiştir. Aile Mahkemesi 5/6/2018 tarihli celsede, tedbirin kaldırılması talebinin taşınmazların değerinin bilirkişi marifetiyle belirlenmesinden sonra değerlendirilmesine karar vermiştir. Başvurucu 5/11/2019 tarihinde, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Aile Mahkemesi 30/1/2020 tarihli celsede talebi reddetmiştir.

6. Başvurucu, başvuru konusu taşınmazın adına tesciline karar verilmesi talebiyle H.İ. aleyhine dava açmıştır. Ankara Batı 4. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Hukuk Mahkemesi), tarafların aralarında sulh olması nedeniyle dava konusu taşınmazın başvurucu adına tesciline karar vermiştir. Karar, tarafların kanun yolundan feragat etmesi nedeniyle 23/9/2020 tarihinde kesinleşmiştir.

7. Başvurucu, Asliye Hukuk Mahkemesi kararının kesinleşmesi sonrasında kararın tescili için Etimesgut Tapu Müdürlüğüne başvurması ancak tedbir şerhi nedeniyle kararın yerine getirilememesi üzerine tedbirin kaldırılması talebiyle Aile Mahkemesine 5/10/2020 ve 21/12/2020 tarihlerinde başvurmuştur.

8. Başvurucu, yargılama devam etmekteyken 30/12/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

9. Aile Mahkemesi 4/2/2021 tarihli celsede ihtiyati tedbirin kaldırılması talebini reddetmiştir.

10. Başvurucunun en son 2/9/2022 tarihinde ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep etmesi üzerine Aile Mahkemesi, 27/10/2022 tarihli celsede başvurucu ile H.İ. arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca H.İ.ye isabet eden bağımsız bölümlerin tespit edilmesi için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar vermiştir. Aile Mahkemesi, bilirkişi incelemesi sonucunda başvuru konusu taşınmazın sözleşme gereği yükleniciye ait olduğu gerekçesiyle tedbirin kaldırılmasına 31/5/2023 tarihinde karar vermiştir. Karar 10/7/2023 tarihinde icra edilmiştir. Başvurucu, dava konusu taşınmazı 14/7/2023 tarihinde üçüncü kişiye devretmiştir.

11. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

12. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

13. Başvurucu taşınmaz üzerine konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmaması nedeniyle taşınmazı satamamasından ve inşaat faaliyetleri nedeniyle kullandığı kredi borçlarının faizini ödemek zorunda kalmasından yakınmıştır.

14. Başvuru, mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.

15. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir." denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsar (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallarla bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve diğerleri [2. B.], B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60). 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 705. maddesinin birinci fıkrasında taşınmaz mülkiyetinin kural olarak tescille kazanılacağı belirtilmiş ise de bu kuralın istisnalarına yer verilmiş ve mahkeme kararı mülkiyetin tescilden önce kazanıldığı hâller arasında sayılmıştır (İbrahim Mehmet Rifat Özbek ve Osman Mehmet Mithat Özbek [1. B.], B. No: 2021/27603, 17/7/2024, § 35). Somut olayda başvurucu, taşınmazın mülkiyetini Asliye Hukuk Mahkemesinin kararının kesinleşmesi ile 23/9/2020 tarihinde kazandığından mülkün varlığı noktasında tereddüt bulunmamaktadır.

16. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti. ([GK], B. No: 2014/17196, 25/10/2018), İhsan Metin ([2. B.], B. No: 2015/7044, 23/1/2019), İbrahim Geçer ([1. B.], B. No: 2014/19056, 19/2/2019) ve Şeyhmus Terece ([GK], B. No: 2017/26532, 23/7/2020) kararlarında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede mülkiyet hakkını sınırlandıran bir tedbirin ölçülü olabilmesi için kapsamı ve süresi itibarıyla orantılı olarak uygulanması gerektiği ve tedbirin makul olmayan bir süre devam etmesinin mülkiyet hakkının tanıdığı yetkilerin kullanılmasının belirsiz olacak şekilde ötelenmesi suretiyle mülk sahibine orantısız bir külfet yüklediği gerekçesiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.

17. Başvuruya konu somut olayda taşınmaz arsa sahibi H.İ.nin mülkiyetinde iken 7/11/2017 tarihinde taşınmazın tapu kaydına ihtiyati tedbir konulduğu, başvurucunun dava konusu taşınmazın mülkiyetini Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı ile 23/9/2020 tarihinde kazandığı, tedbirin itiraz üzerine 31/5/2023 tarihinde kaldırıldığı ve bu kararın 10/7/2023 tarihinde icra edildiği görülmektedir. Dolayısıyla olayda mülkiyet hakkını sınırlandıran tedbir sürecinin yaklaşık 2 yıl 9 ay sürdüğü tespit edilmiştir. Tedbir süreci bir bütün olarak ele alındığında söz konusu sürenin makul olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda tedbirin haksız olarak uygulandığının tespiti hâlinde uğranılan zararın giderimine ilişkin tazminat yolunun varlığı da dikkate alındığında mülkiyet hakkını sınırlandıran söz konusu tedbirin başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemediği değerlendirilmiştir. Sonuç olarak ihtiyati tedbirin makul süreyi aştığı şikâyeti yönünden devletin mülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülüklerinin somut olayda yerine getirildiği kanaatine varıldığından bu şikâyet yönünden bir ihlalin olmadığı açıktır.

18. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 21/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, YÜKSEL TURHAN, B. No: 2020/40106, 21.04.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 07, sayfa 232–234

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.