İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

ALİ ALTUN (2020/39012)

  • Mülkiyet hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, enerji nakil hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atılan taşınmaza ilişkin olarak açılan tazminat davasında ağaç bedelinin düşük belirlenmesi ve aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Mülkiyet hakkıKamulaştırma bedeli, kamu yararıİhlalYeniden yargılama
Mülkiyet hakkıYargılama gideriİncelenmesine Yer Olmadığı—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ALİ ALTUN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/39012)

 

Karar Tarihi: 17/6/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Nur Hilal MERMER

Başvurucu

:

Ali ALTUN

Vekili

:

Av. Burhan AYKUT

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, enerji nakil hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atılan taşınmaza ilişkin olarak açılan tazminat davasında ağaç bedelinin düşük belirlenmesi ve aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, Van'ın Bahçesaray ilçesi Cevizlibelen Mahallesi'nde bulunan 108 ada 42 parsel numaralı taşınmazın malikidir. Söz konusu taşınmaz, tarla vasfında olup toplamda 631,82 m²dir. Anılan taşınmazın 52,39 m² irtifak alanı ve 3,84 m² pilon yeri olmak üzere toplam 56,23 m²lik kısmı üzerinden 1980 yılı sonrasında kamulaştırma yapılmaksızın veya idari irtifak tesis edilmeksizin enerji nakil hattı geçirilmiştir. Başvurucu, Bahçesaray Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketine (TEDAŞ) karşı kamulaştırmasız el atma sebebiyle tazminat davası açmıştır.

3. Mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, bu kapsamda 15/10/2018 tarihinde yapılan keşif sonucu düzenlenen raporda taşınmazın kamulaştırmasız el atma tazminatı toplam 1.546,80 TL olarak hesaplanmıştır. Öte yandan raporun taşınmazda tespit edilen ve hattın altında kalan her bir ağaç için maktu değer tespiti kısmında bir ceviz ağacının %20'sinin hattın altında kaldığı belirtilerek söz konusu ağacın maktu bedeli (budama bedeli) 408,56 TL, bir erik ağacının %20'sinin hattın altında kaldığı belirtilerek söz konusu ağacın budama bedeli 37,95 TL olarak hesaplanmıştır.

4. Mahkeme, bilirkişi raporunu incelemiş; münavebeye esas alınan ürünlerin brüt geliri ve masraf tutarları hesaplanırken Bahçesaray İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün 2018 yılı resmî verilerine uygun olmayan hesaplamalar yapıldığı, buna bağlı olarak hesap hataları olduğu, bu sebeple bilirkişi raporu denetime elverişli olmadığından raporun hükme esas alınamayacağı gerekçeleriyle ek bilirkişi raporu alınmasına karar vermiştir. 18/3/2019 tarihli ek bilirkişi raporunda, taşınmazda bulunan 65-70 yaşlarındaki bir ceviz ağacının maktu ağaç bedeli 7.552,06 TL, bir elma ağacının maktu ağaç bedeli 849,13 TL, son olarak 25 yaşlarındaki bir kayısı ağacının maktu bedeli 153,67 TL, toplam kamulaştırmasız el atma tazminatı ise 8.554,86 TL olarak hesaplanmıştır. Mahkeme, ek bilirkişi raporunu incelemiş; önceki keşifte salınım hesabı yapılarak budanması gereken ağaç sayısının belirtildiği, hesabın Yargıtay kararları doğrultusunda enerji nakil hattı iz düşümü esas alınarak hesaplanması gerektiği, salınım hesabında hattın altında kalan ağaçların iz düşüm hesabında altında kalmayabileceği ihtimali olduğu, bu hususun yeni keşif yapılmadan belirlenemeyeceği gerekçeleriyle yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar vermiştir.

5. Mahkemece 14/6/2019 tarihinde yapılan keşif neticesinde düzenlenen raporda taşınmazda bulunan 65 yaşlarındaki bir ceviz ağacının maktu bedelinin 7.442,06 TL olduğu, 25 yaşlarındaki üç elma ağacının maktu bedelinin 750,13 TL olduğu, 25 yaşlarındaki bir kayısı ağacının maktu bedelinin 120,67 TL olduğu belirtilerek toplam ağaç maktu bedeli 8.312,86 TL olarak hesaplanmıştır. Aynı zamanda raporun taşınmazdan enerji nakil hattı geçmesi dolayısıyla taşınmazda meydana gelen değer azalışına yönelik açıklamalara yer verilen kısmında enerji nakil hatlarının çok yıllık ağaçların boylanmasında sınırlayıcı etkileri olduğu, kavak, ceviz, armut, kayısı gibi yüksek boylu ağaçların yetişmesinde sınırlamalara neden olduğu ifade edilmiştir. Sonuç olarak kamulaştırmasız el atma tazminatı 8.704,98 TL olarak hesaplanmıştır.

6. Mahkeme, ikinci kez yapılan keşif sonrası alınan işbu rapor doğrultusunda 8.704,98 TL kamulaştırmasız el atma tazminatı üzerinden davanın kabulüne karar vermiştir. Kararda ayrıca TEDAŞ tarafından taşınmaza 1980 tarihinden sonra el atıldığının bildirilmesi ve Bahçesaray Belediyesince ilçeye yönelik elektrik hattı altyapı çalışmalarına 1984 yılında başlandığını, 1986 yılında ise ilçe merkezine ve köylere enerji verilmeye başlandığının belirtilmesinden hareketle 4/11/1983 tarihinden sonraki kamulaştırmasız el atma hükümlerine göre değerlendirme yapıldığını belirtmiştir.

7. Karara karşı TEDAŞ tarafından yapılan istinaf başvurusu neticesinde Van Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kamulaştırmasız el atma tazminatının 800,68 TL olarak belirlenmesine kesin olarak karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda enerji nakil hattı altında kaldığı belirtilen 25 yaşlarındaki üç elma ağacı ile bir kayısı ağacının hat için tehlike arz ettiği veya kesilmesi gerektiğine dair bir tespit bulunmadığı, Mahkemenin el atma tarihini 1984 kabul etmesine göre ağaçların hattın geçtiği tarihten sonra dikildiği anlaşıldığından bu ağaçlar için bedel verilemeyeceği gözetilmeden karar verildiği, yine Mahkemece 15/10/2018 tarihinde yapılan keşif sonucu (ilk keşif) alınan raporda bir ceviz ağacının %20 oranında budanması gerektiği yönündeki görüşe istinaden yalnızca 408,56 TL tutarındaki budama bedeline hükmedilmesi gerekirken ağacın tamamının bedeline hükmedilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca kararda başvurucu aleyhine 2.725 TL vekâlet ücretine hükmedilmiştir.

8. Başvurucu, nihai kararı 3/11/2020 tarihinde öğrendikten sonra 3/12/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

9. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

10. Başvurucu, Mahkeme tarafından hükme esas alınmayan raporun Bölge Adliye Mahkemesince dikkate alınmak suretiyle ceviz ağacı için budama bedeline hükmedildiğini ancak ceviz ağacının niteliği gereği yüksek boylu olduğunu ve enerji nakil hattının söz konusu ağaca zarar verdiğini, budamanın yeterli olmayacağını, Bölge Adliye Mahkemesince benzer davalarda aksi yönde karar verildiğini, yine Bölge Adliye Mahkemesince Siirt ili verileri baz alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince aleyhe 2.725 TL vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihatları ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

12. Başvuru, mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.

13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

14. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedelinin/kamulaştırmasız el atma tazminatının taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığı yönündeki şikâyetleri daha önce çeşitli kararlarında mülkiyet hakkı kapsamında incelemiştir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi Mehmet Akdoğan ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013), Mukadder Sağlam ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2013/2511, 22/1/2015), Abdülkerim Çakmak ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2014/1964, 23/2/2017), Ali Taşgeldi ([2. B.], B. No: 2018/30814, 16/11/2021) ve Hilmi Kocabey ([1. B.], B. No: 2019/21192, 21/5/2024) kararlarında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu kararlarda taşınmaz bedelinin tespitinin teknik ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bedel tespitinin uzman mahkemelerin ve Yargıtayın bu konudaki uzman dairelerinin yetki ve görevinde olduğunu, Anayasa Mahkemesinin görevinin taşınmazın bedelinin tespiti yönteminin gerçek bedelin ödenmesini temin edip etmediğini incelemekten ibaret bulunduğunu vurgulamıştır. Öte yandan bir temyiz mercii olmadığına, inceleme yetkisinin sınırlı olduğuna ve bir temyiz mercii gibi hareket ederek mahkeme kararlarını her yönüyle hukuka uygunluk denetimine tabi tutmayacağına dikkat çekmiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 46. maddesi uyarınca kamulaştırma bedeli olarak gerçek değerin ödenmesi mülkiyetten yoksun bırakılan malikler için anayasal bir güvencedir. Bu madde ışığında Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine göre müdahalenin ölçülü olabilmesi için gerçek değerin ödenmesini sağlayabilmek amacıyla gerekli usule ilişkin güvencelerin etkili biçimde uygulanması, mahkemelerin ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gerçek değeri belirlemeleri gerekir.

15. Bilirkişi, uyuşmazlığın çözümünü etkileyen ve hâkimin hukuki bilgisiyle aydınlatılamayan bilimsel ve teknik meseleleri açıklığa kavuşturmak, bu tür meselelerde mahkemeyi bilgilendirmek amacıyla görüşüne başvurulan uzman kişi olup bilirkişi görüşünün mahkemeyi bağlamayacağı muhakkaktır. Bilirkişi raporu, hâkimin uyuşmazlığı çözerken dikkate alacağı takdirî bir delilden ibarettir. Hâkim; bilirkişi görüşünü içeren raporun yeterliliğini, raporda açıklanan görüş ve kanaatin itibar edilebilirliğini, dayandığı olguları gözönünde bulundurarak hükme esas alınıp alınmayacağını serbestçe değerlendirir ve takdir eder. Bu bağlamda hâkim, bilimsel ve teknik bakımdan yetersiz ve çelişkili bulduğu bilirkişi raporlarını hükme esas almak zorunda değildir. Bu durum, karar verme ve hüküm kurma yetkisinin hâkime ait olmasının doğal bir sonucudur. Aksi takdirde şekil olarak hükmü kuran hâkim olsa da gerçekte hüküm bilirkişi tarafından verilmiş olur ki bu durum yargı yetkisinin devri anlamına gelir (Saadet Esin [2. B.], B. No: 2014/18103, 26/10/2017, § 46).

16. Bununla birlikte bilirkişinin bilimsel veya teknik uzmanlık gerektiren ve objektif olarak bakıldığında mahkemenin vâkıf olmadığı meselelerde görüş beyan ettiği dikkate alındığında mahkemenin bilirkişi raporunu yetersiz görmesi durumunda bunun gerekçesini ortaya koyması gerekir. Mahkemenin gerekçesini açıklamadan bilirkişi raporunu hükme esas alınamaz bulması, raporun lehine olduğu kişi açısından yargılama adaletini olumsuz yönde etkileyebileceği gibi kamulaştırma veya idari irtifak bedelinin tespit edildiği davalarda taşınmazın gerçek bedelinin veya taşınmazda meydana gelen değer kaybının gerçek miktarının tespit edilmesini de engelleyebilir (Saadet Esin, § 47).

17. Başvurucu, ağaç maktu bedellerine ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesince Siirt il verileri dikkate alınmak suretiyle karar verilmesinden yakınmakta ise de Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda Siirt il verilerine göre değerlendirme yapıldığına dair herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir. Sonuç olarak başvurucunun Siirt il verilerine göre inceleme ve değerlendirme yapıldığına dair iddiasının bir temeli bulunmamaktadır.

18. Başvuruya konu davada Mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda taşınmazda tespit edilen ve enerji nakil hattının altında kalan ağaçlar kısmında bir ceviz ağacının %20'lik kısmına yer verilmiştir (bkz. § 3). Mahkemece ikinci kez yapılan keşif sonrası alınan ve aynı zamanda hükme de esas alınan bilirkişi raporunda ise 65 yaşlarındaki bir ceviz ağacının tamamının maktu bedeli kamulaştırmasız el atma tazminatı hesabında dikkate alınmıştır. Ayrıca raporda, ceviz ağaçlarının yüksek boylu ağaçlar olmaları dolayısıyla enerji nakil hattı bakımından engel teşkil edeceği de açıkça vurgulanmıştır (bkz. § 5). Öte yandan Mahkemece ağaçların iz düşüm hesabına göre enerji nakil hattının altında kalıp kalmadığının tespit edilmesi amacıyla ikinci kez keşif yapılmasına karar verildiğine de dikkat çekmek gerekir. Netice itibarıyla Mahkemece hükme esas alınan son raporda, önceki raporda %20'lik kısmı yönünden bedel ödenmesi gerektiği belirtilen bir ceviz ağacının tamamının bedelinin ödenmesi gerektiği yönünde kanaat belirtildiği görülmüştür. Bu kanaatin ikinci kez yapılan keşif sonrası ortaya çıktığı da açıktır.

19. Buna karşılık Bölge Adliye Mahkemesi, Mahkemece hükme esas alınan raporu dikkate almayıp önceki rapor doğrultusunda bir ceviz ağacı yönünden yalnızca budama bedelinin ödenmesi gerektiği yönünde değerlendirmede bulunmuş ancak bu değerlendirmeye ilişkin Mahkeme tarafından tespit edilen hususların aksini ortaya koyar nitelikte -örneğin söz konusu ağacın hattın altında kalmadığına dair bir tespit vs.- yeterli bir gerekçe sunmamıştır. Bir başka ifadeyle Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Mahkemece alınan ilk bilirkişi raporu ve son bilirkişi raporu arasındaki farklılığın gerekçesi izah edilmeksizin ve son raporda belirtilen hususlar bakımından ilgili ve yeterli gerekçe ortaya konulmaksızın kamulaştırmasız el atma tazminatı hesabından bir ceviz ağacının tamamının bedeli çıkarılıp yalnızca ağaçların budama bedelinin ödenmesi yolunda karar verildiği anlaşılmıştır.

20. Sonuç olarak Bölge Adliye Mahkemesince enerji nakil hattının söz konusu ceviz ağacına etkisine ilişkin ilgili ve yeterli inceleme yapılmaksızın, bilirkişi raporları arasındaki farklılığa ilişkin detaylı açıklama getirilmeksizin karar verildiği değerlendirilmiştir. Buna göre yargısal sürecin bütününe bakıldığında mülkiyet hakkının korunmasında usule ilişkin güvencelerin somut olayda yerine getirilmediği, başvurucunun bu güvencelerden yararlandırılmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla Anayasa'nın 46. maddesinin birinci fıkrasında yer alan gerçek karşılık güvencesi çerçevesinde ve Anayasa'nın 13. ile 35. maddelerinin gerektirdiği mülkiyet hakkının korunması gerekliliği ile müdahalenin dayandığı kamu yararı arasında olması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu ve başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

21. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

22. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden hüküm altına alınan aleyhe vekâlet ücretine yönelik iddia yönünden bu aşamada bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir (bazı farklarla birlikte benzer yöndeki karar için bkz. Serap Ustaalioğlu [1. B.], B. No: 2020/3011, 30/3/2023, § 24).

III. GİDERİM

23. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılamaya hükmedilmesi ile   maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

24. Başvuruda tespit edilen mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).   Diğer taraftan mülkiyet hakkı yönünden ihlalin niteliğine göre yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

25. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Diğer ihlal iddiasının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

Ç. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Van Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine (E.2020/274, K.2020/544) iletilmesi için Bahçesaray Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2018/403, K.2019/293) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 446,90 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.446,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 17/6/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, ALİ ALTUN, B. No: 2020/39012, 17.06.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 559–564

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.