İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

HASAN RAHMİ KIZIL (2020/38659)

  • Mülkiyet hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, enerji nakil hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atılan taşınmaza ilişkin olarak açılan tazminat davasında ağaç bedelinin düşük belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Mülkiyet hakkıKamulaştırma bedeli, kamu yararıİhlalYeniden yargılama

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

HASAN RAHMİ KIZIL BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/38659)

 

Karar Tarihi: 20/5/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Selahaddin MENTEŞ

Muhterem İNCE

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Nur Hilal MERMER

Başvurucu

:

Hasan Rahmi KIZIL

Vekili

:

Av. Burhan AYKUT

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, enerji nakil hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atılan taşınmaza ilişkin olarak açılan tazminat davasında ağaç bedelinin düşük belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, Van'ın Bahçesaray ilçesi Doğanyayla Mahallesi'nde bulunan 192 ada 13 parsel numaralı taşınmazın malikidir. Söz konusu taşınmaz, tarla vasfında olup toplamda 372,20 m²dir. Taşınmazın 73,05 m² irtifak alanı ve 3,84 m² pilon yeri olmak üzere toplam 76,89 m²lik kısmı üzerinden 1980 yılı sonrasında kamulaştırma yapılmaksızın veya idari irtifak tesis edilmeksizin enerji nakil hattı geçirilmiştir. Başvurucu, Bahçesaray Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketine (TEDAŞ) karşı kamulaştırmasız el atma sebebiyle tazminat davası açmıştır.

3. Mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bu kapsamda 15/10/2018 tarihinde yapılan keşif sonucu düzenlenen raporda taşınmazın kamulaştırmasız el atma tazminatı toplam 2.718,15 TL olarak hesaplanmıştır. Öte yandan raporun taşınmazda tespit edilen ve hattın altında kalan her bir ağaç için maktu değer tespiti kısmında, bir ceviz ağacının maktu bedelinin 2.019,39 TL olduğu belirtilerek ağacın tamamının hesaplamaya dâhil edildiği, diğer ceviz ağacı ile bir erik ağacının ise %20'sinin hattın altında kaldığı belirtilerek ağaçların maktu bedelinin (budama bedeli) sırasıyla 302,91 TL ve 69,91 TL üzerinden hesaplandığı, bu kapsamda ağaçların maktu bedellerinin toplam 2.392,21 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir.

4. Mahkeme, bilirkişi raporunu incelemiş; münavebeye esas alınan ürünlerin brüt geliri ve masraf tutarları hesaplanırken Bahçesaray İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün 2018 yılı resmî verilerine uygun olmayan hesaplar yapıldığı, buna bağlı olarak hesap hataları olduğu, bu sebeple bilirkişi raporu denetime elverişli olmadığından raporun hükme esas alınamayacağı gerekçeleriyle ek bilirkişi raporu alınmasına karar vermiştir. 18/3/2019 tarihli ek bilirkişi raporunda taşınmazda bulunan ve 65-75 yaşlarında olan bir ceviz ağacı üzerinden maktu ağaç bedeli 7.772,06 TL olarak toplam kamulaştırmasız el atma tazminatı ise 7.887,56 TL olarak hesaplanmıştır. Mahkeme ek bilirkişi raporunu incelemiş ve önceki keşifte salınım hesabı yapılarak budanması gereken ağaç sayısının belirtildiği, hesabın Yargıtay kararları doğrultusunda enerji nakil hattı izdüşümü esas alınarak hesaplanması gerektiği, salınım hesabında hattın altında kalan ağaçların iz düşüm hesabında hattın altında kalmayabileceği ihtimalinin bulunduğu ve bu hususun yeni keşif yapılmadan belirlenemeyeceği gerekçeleriyle yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar vermiştir.

5. Mahkemece 14/6/2019 tarihinde yapılan keşif neticesinde düzenlenen raporda, taşınmazda bulunan ve 65 yaşlarında olan bir ceviz ağacının maktu bedelinin 6.598,94 TL, 40 yaşlarında bir ceviz ağacının ise maktu bedelinin 7.552,06 TL olduğu belirtilerek toplam ağaç maktu bedeli 14.151,00 TL olarak hesaplanmıştır. Aynı zamanda raporun taşınmazdan enerji nakil hattı geçmesi dolayısıyla taşınmazda meydana gelen değer azalışına yönelik açıklamalara yer verilen kısmında enerji nakil hatlarının çok yıllık ağaçların boylanmasında sınırlayıcı etkileri bulunduğu, kavak, ceviz, armut, kayısı gibi yüksek boylu ağaçların yetişmesinde sınırlamalara neden olduğu ifade edilmiştir. Sonuç olarak kamulaştırmasız el atma tazminatı 14.151 TL olarak hesaplanmıştır.

6. Mahkeme ikinci kez yapılan keşif sonrası alınan işbu rapor doğrultusunda 14.151 TL kamulaştırmasız el atma tazminatı üzerinden davanın kabulüne karar vermiştir. Karara karşı TEDAŞ tarafından yapılan istinaf başvurusu neticesinde Van Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) kararın kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne, kamulaştırmasız el atma tazminatının 6.901,85 TL olarak belirlenmesine kesin olarak karar vermiştir. Kararın gerekçesinde Mahkemece 15/10/2018 tarihinde yapılan keşif sonucu (ilk keşif) alınan raporda 40 yaşındaki bir ceviz ağacının budanması gerektiği anlaşıldığından 302,91 TL budama bedeline hükmedilmesi gerekirken ağacın tamamının bedeline hükmedilmesinin yerinde olmadığı belirtilmiştir.

7. Kararda ayrıca dosya içindeki Bahçesaray İlçe Tarım Müdürlüğünden celbedilen ve ağaçların maktu değerlerine ilişkin olan verilerin denetime elverişli olmaması nedeniyle Dairelerinin denetiminden geçen başka dosyalarda meyve ağaçlarının maktu değerlerinin istenmesi için çevre iller Muş, Van, Siirt ve Bitlis İl Tarım Müdürlüklerine müzekkere yazıldığı, gelen yazı cevaplarından Siirt İl Tarım Müdürlüğü verilerinin denetime elverişli olduğunun anlaşılması üzerine Siirt İl Tarım Müdürlüğü resmî verilerine göre değerlendirme yapma yoluna gidildiği ifade edilmiştir. Buna karşılık başvuruya konu dava bakımından Siirt il verilerine göre 65 yaşındaki bir ceviz ağacının değerinin 8.000-12.000 TL aralığında olduğu ancak başvuruya konu davada hükme esas alınan bilirkişi raporunda ceviz ağacı bedelinin 6.598,94 TL olarak belirlendiği, bu bedellerin Siirt il verilerinden düşük olduğu ancak istinaf edenin davalı TEDAŞ olması dolayısıyla dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda belirtilen ceviz ağacının bedeli üzerinden değerlendirme yapılması gerektiği belirtilerek Mahkemece hükmedilen 65 yaşlarındaki bir ceviz ağacının bedeline ilişkin herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Sonuç olarak Bölge Adliye Mahkemesince Siirt il verilerine göre değil Bahçesaray ilçe verilerine göre karar verilmiştir.

8. Başvurucu, nihai kararı 3/11/2020 tarihinde öğrendikten sonra 3/12/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

9. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

10. Başvurucu; Mahkeme tarafından hükme esas alınmayan raporun Bölge Adliye Mahkemesince dikkate alınmak suretiyle ceviz ağacı için budama bedeline hükmedildiğini ancak ceviz ağacının niteliği gereği yüksek boylu olduğunu ve enerji nakil hattının söz konusu ağaca zarar verdiğini, budamanın yeterli olmayacağını, Bölge Adliye Mahkemesince benzer davalarda aksi yönde karar verildiğini, yine Bölge Adliye Mahkemesince Siirt ili verileri baz alınarak karar verilmesinin de hatalı olduğunu belirterek adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihatlarının ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

12. Başvuru, mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.

13. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedelinin/kamulaştırmasız el atma tazminatının taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığı yönündeki şikâyetleri daha önce çeşitli kararlarında mülkiyet hakkı kapsamında incelemiştir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi Mehmet Akdoğan ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013), Mukadder Sağlam ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2013/2511, 22/1/2015), Abdülkerim Çakmak ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2014/1964, 23/2/2017), Ali Taşgeldi ([2. B.], B. No: 2018/30814, 16/11/2021) ve Hilmi Kocabey ([1. B.], B. No: 2019/21192, 21/5/2024) kararlarında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu kararlarda taşınmaz bedelinin tespitinin teknik ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bedel tespitinin uzman mahkemelerin ve Yargıtayın bu konudaki uzman dairelerinin yetki ve görevinde olduğunu, Anayasa Mahkemesinin görevinin taşınmazın bedelinin tespiti yönteminin gerçek bedelin ödenmesini temin edip etmediğini incelemekten ibaret olduğunu vurgulamıştır. Öte yandan bir temyiz mercii olmadığına, inceleme yetkisinin sınırlı olduğuna ve bir temyiz mercii gibi hareket ederek mahkeme kararlarını her yönüyle hukuka uygunluk denetimine tabi tutmayacağına dikkat çekmiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 46. maddesi uyarınca kamulaştırma bedeli olarak gerçek değerin ödenmesi mülkiyetten yoksun bırakılan malikler için anayasal bir güvencedir. Bu madde ışığında Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine göre müdahalenin ölçülü olabilmesi için gerçek değerin ödenmesini sağlayabilmek amacıyla gerekli usule ilişkin güvencelerin etkili biçimde uygulanması, mahkemelerin ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gerçek değeri belirlemeleri gerekir.

14. Bilirkişi, uyuşmazlığın çözümünü etkileyen ve hâkimin hukuki bilgisiyle aydınlatılamayan bilimsel ve teknik meseleleri açıklığa kavuşturmak, bu tür meselelerde mahkemeyi bilgilendirmek amacıyla görüşüne başvurulan uzman kişi olup bilirkişi görüşünün mahkemeyi bağlamayacağı muhakkaktır. Bilirkişi raporu, hâkimin uyuşmazlığı çözerken dikkate alacağı takdirî bir delilden ibarettir. Hâkim; bilirkişi görüşünü içeren raporun yeterliliğini, raporda açıklanan görüş ve kanaatin itibar edilebilirliğini, dayandığı olguları gözönünde bulundurarak hükme esas alınıp alınmayacağını serbestçe değerlendirir ve takdir eder. Bu bağlamda hâkim, bilimsel ve teknik bakımdan yetersiz ve çelişkili bulduğu bilirkişi raporlarını hükme esas almak zorunda değildir. Bu durum, karar verme ve hüküm kurma yetkisinin hâkime ait olmasının doğal bir sonucudur. Aksi takdirde şekil olarak hükmü kuran hâkim olsa da gerçekte hüküm, bilirkişi tarafından verilmiş olur ki bu durum yargı yetkisinin devri anlamına gelir (Saadet Esin [2. B.], B. No: 2014/18103, 26/10/2017, § 46).

15. Bununla birlikte bilirkişinin bilimsel veya teknik uzmanlık gerektiren ve objektif olarak bakıldığında mahkemenin vâkıf olmadığı meselelerde görüş beyan ettiği dikkate alındığında mahkeme, bilirkişi raporunu yetersiz görmesi durumunda bunun gerekçesini ortaya koymalıdır. Mahkemenin gerekçesini açıklamadan bilirkişi raporunu hükme esas alınamaz bulması, raporun lehine olduğu kişi açısından yargılama adaletini olumsuz yönde etkileyebileceği gibi kamulaştırma veya idari irtifak bedelinin tespit edildiği davalarda taşınmazın gerçek bedelinin veya taşınmazda meydana gelen değer kaybının gerçek miktarının tespit edilmesini de engelleyebilir (Saadet Esin, § 47).

16. Başvurucu, ağaç maktu bedellerine ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesince Siirt il verileri dikkate alınmak suretiyle karar verilmesinden yakınmakta ise de Bölge Adliye Mahkemesince Bahçesaray ilçesinin verilerinin hatalı olması dolayısıyla benzer dosyalarda Siirt il verilerinin dikkate alınarak karar verildiği belirtilmiş ancak Siirt il verilerinin Bahçesaray ilçe verilerine nazaran daha yüksek olması (bkz. § 7) ve istinaf yoluna başvuranın da TEDAŞ olmasından hareketle başvuruya konu davada Siirt il verilerini uygulamayıp Bahçesaray ilçe verileri kapsamında değerlendirme yapma yoluna gidildiği açıklanmıştır. Bir başka ifadeyle, başvurucunun iddiasının aksine somut olayda Siirt il verilerinin uygulanması gibi bir durum söz konusu değildir. Sonuç olarak başvurucunun Siirt il verilerine göre inceleme ve değerlendirme yapıldığına dair iddiasının bir temeli bulunmamaktadır.

17. Başvuruya konu davada Mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda taşınmazda tespit edilen ve enerji nakil hattının altında kalan ağaçlar kısmında bir ceviz ağacının tamamına, diğer bir ceviz ve bir erik ağacının ise %20'lik kısmına yer verilmiştir (bkz. § 3). Mahkemece ikinci kez yapılan keşif sonrası alınan ve aynı zamanda hükme de esas alınan bilirkişi raporunda ise iki ceviz ağacının tamamının maktu bedeli kamulaştırmasız el atma tazminatı hesabında dikkate alınmıştır. Ayrıca raporda, ceviz ağaçlarının yüksek boylu olması dolayısıyla enerji nakil hattı bakımından engel teşkil edeceği açıkça vurgulanmıştır (bkz. § 5). Öte yandan ağaçların iz düşüm hesabına göre enerji nakil hattının altında kalıp kalmadığının tespit edilmesi amacıyla ikinci kez keşif yapılmasına Mahkemece karar verildiğine de dikkat çekmek gerekir. Netice itibarıyla Mahkemece hükme esas alınan son raporda, önceki raporda %20'lik kısmı yönünden bedel ödenmesi gerektiği belirtilen ceviz ağacının tamamının bedelinin ödenmesi gerektiği yönünde kanaat belirtildiği görülmüştür. Bu kanaatin ikinci kez yapılan keşif sonrası ortaya çıktığı da açıktır.

18. Buna karşılık Bölge Adliye Mahkemesi, Mahkemece hükme esas alınan raporu dikkate almayıp önceki rapor doğrultusunda bir ceviz ağacı yönünden yalnızca budama bedelinin ödenmesi gerektiği yönünde değerlendirmede bulunmuş ancak bu değerlendirmeye ilişkin Mahkeme tarafından tespit edilen hususların aksini ortaya koyar nitelikte -örneğin söz konusu ağacın hattın altında kalmadığına dair bir tespit vs.- yeterli bir gerekçe sunmamıştır. Bir başka ifadeyle Bölge Adliye Mahkemesince, Mahkemece alınan ilk bilirkişi raporu ve son bilirkişi raporu arasındaki farklılığın gerekçesi izah edilmeksizin ve son raporda belirtilen hususlar bakımından ilgili ve yeterli gerekçe ortaya konulmaksızın kamulaştırmasız el atma tazminatı hesabından bir ceviz ağacının tamamının bedelinin çıkarılıp yalnızca ağacın budama bedelinin ödenmesi yolunda karar verildiği anlaşılmıştır.

19. Sonuç olarak kamulaştırmasız el atma tazminatının belirlenmesine ilişkin yargısal süreçte gerçek bedelin teminini sağlayacak şekilde mülkiyet hakkının usule ilişkin güvencelerinin yerine getirilemediği anlaşılmıştır. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediği ve kamu yararı ile mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengenin kurulamadığı sonucuna ulaşılmıştır.

20. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

21. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılamaya hükmedilmesi ile   maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

22. Başvuruda tespit edilen mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).   Diğer taraftan mülkiyet hakkı yönünden ihlalin niteliğine göre yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

23. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Van Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine (E.2020/277, K.2020/546) iletilmesi için Bahçesaray Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2018/417, K.2019/294) GÖNDERİLMESİNE,

Ç. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

D. 446,90 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.446,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 20/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, HASAN RAHMİ KIZIL, B. No: 2020/38659, 20.05.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 282–287

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.