Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm
TAHIRHAN TURAN (2020/38362)
- Mülkiyet hakkı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, enerji nakil hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atılan taşınmaza ilişkin olarak açılan tazminat davasında ağaç bedellerinin ödenmemesi ve aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Mülkiyet hakkı | Kamulaştırma bedeli, kamu yararı | İhlal | Yeniden yargılama |
| Mülkiyet hakkı | Yargılama gideri | İncelenmesine Yer Olmadığı | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
TAHIRHAN TURAN BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2020/38362) |
|
|
|
Karar Tarihi: 17/6/2026 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
İrfan FİDAN |
|
Üyeler |
: |
Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Yılmaz AKÇİL |
|
Raportör |
: |
Nur Hilal MERMER |
|
Başvurucu |
: |
Tahırhan TURAN |
|
Vekili |
: |
Av. Burhan AYKUT |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, enerji nakil hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atılan taşınmaza ilişkin olarak açılan tazminat davasında ağaç bedellerinin ödenmemesi ve aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvurucu, Van'ın Bahçesaray ilçesi Şişli Mahallesi'nde bulunan 120 ada 2 parsel numaralı taşınmazın malikidir. Söz konusu taşınmaz, tarla vasfında olup toplamda 5.191,99 m²dir. Anılan taşınmazın 132,35 m² irtifak alanı ve 3,84 m² pilon yeri olmak üzere toplam 136,19 m²lik kısmı üzerinden 1980 yılı sonrasında kamulaştırma yapılmaksızın veya idari irtifak tesis edilmeksizin enerji nakil hattı geçirilmiştir. Başvurucu, Bahçesaray Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketine (TEDAŞ) karşı kamulaştırmasız el atma sebebiyle tazminat davası açmıştır.
3. Mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, bu kapsamda 1/7/2018 tarihinde yapılan keşif sonucu düzenlenen raporda taşınmazın kamulaştırmasız el atma tazminatı toplam 43.360,55 TL olarak hesaplanmıştır. Öte yandan raporda, taşınmazın değerini etkileyen tüm nitelik ve unsurlar kısmında taşınmaz üzerinde bulunan ve enerji nakil hattı altında kalan ve 30 yaşlarında olan beş ceviz ağacı ile 20 yaşlarında olan altı elma ağacının bulunduğu tespit edilerek kamulaştırmasız el atma tazminatı hesabında söz konusu ağaçların maktu bedelinin 37.351,82 TL olduğu belirtilmiştir.
4. Mahkeme, bilirkişi raporunu incelemiş; münavebeye esas alınan ürünlerin brüt geliri ve masraf tutarları hesaplanırken Bahçesaray İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün 2018 yılı resmî verilerine uygun olmayan hesaplar yapıldığı, buna bağlı olarak da hesap hataları olduğu, bu sebeple bilirkişi raporu denetime elverişli olmadığından raporun hükme esas alınamayacağı ve aynı zamanda enerji nakil hattı iz düşümü esas alınıp rapor düzenlenmesi gerektiği gerekçesiyle ek bilirkişi raporu alınmasına karar vermiştir. 29/3/2019 tarihli ek bilirkişi raporunda taşınmazda 30 yaşlarında beş ceviz ağacı, 25 yaşlarında altı elma ağacı olduğu belirtilerek maktu ağaç bedeli 38.710,58 TL, toplam kamulaştırmasız el atma tazminatı ise 39.703,84 TL olarak hesaplanmıştır. Mahkeme ek bilirkişi raporunu incelemiş ve keşif tutanağının gözlem bölümünde yazılı ağaç sayıları ile düzenlenen raporda çelişki olduğu, keşif tutanağında yazılan hususlara göre salınım hesabı yapıldığında ağaçların etkilenip etkilenmeyeceğinin yeniden keşif yapılmadan belirlenemeyeceği gerekçesiyle yeniden keşif yapılmasına karar vermiştir.
5. Mahkemece 30/7/2019 tarihinde yapılan keşif neticesinde düzenlenen raporda, taşınmazda bulunan 30 yaşlarındaki beş ceviz ağacının maktu bedelinin 37.210,31 TL olduğu, 6 adet 20 yaşlarındaki elma ağacının maktu bedelinin 1.500,26 TL olduğu belirtilerek toplam ağaç maktu bedeli 38.710,58 TL olarak hesaplanmıştır. Aynı zamanda raporun taşınmazdan enerji nakil hattı geçmesi dolayısıyla taşınmazda meydana gelen değer azalışına yönelik açıklamalara yer verilen kısmında, enerji nakil hatlarının çok yıllık ağaçların boylanmasında sınırlayıcı etkilerinin bulunduğu, kavak, ceviz, armut, kayısı gibi yüksek boylu ağaçların yetişmesinde sınırlamalara neden olduğu ifade edilmiştir. Sonuç olarak kamulaştırmasız el atma tazminatı 39.703,84 TL olarak hesaplanmıştır.
6. Mahkeme, ikinci kez yapılan keşif sonrası alınan işbu rapor doğrultusunda 39.703,84 TL kamulaştırmasız el atma tazminatı üzerinden davanın kabulüne karar vermiştir. Karara karşı TEDAŞ tarafından yapılan istinaf başvurusu neticesinde Van Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) kararın kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne, kamulaştırmasız el atma tazminatının 993,26 TL olarak belirlenmesine kesin olarak karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda enerji nakil hattı altında kaldığı belirtilen 30 yaşlarındaki beş ceviz ağacı ile 25 yaşlarındaki altı elma ağacının hat için tehlike arz ettiği veya kesilmesi gerektiğine dair inandırıcı gerekçe olmadığı, bu sebeple söz konusu ağaçlar için bedel verilemeyeceği gözetilmeden karar verildiği belirtilmiştir.
7. Başvurucu, nihai kararı 2/11/2020 tarihinde öğrendikten sonra 2/12/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
8. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
9. Başvurucu, Bölge Adliye Mahkemesinin ağaç bedellerine ilişkin talebi reddetmesinin tamamen keyfî olup Bölge Adliye Mahkemesince hukuken kabul edilebilir bir gerekçeye yer verilmediğini, Mahkeme tarafından yapılan keşiflerde ağaçların kesilmesi gerektiği yönünde kanaate varılması dolayısıyla ağaç bedellerine hükmedildiğini, Bölge Adliye Mahkemesince bu hususa yönelik tereddütün giderilerek karar verilmesi gerekirken hiçbir araştırma ve inceleme yapılmaksızın ağaç bedellerinin ödenemeyeceğine hükmedildiğini, ceviz ağaçlarının hem enine hem boyuna büyüdüğünü, dosyada mevcut bulunan fotoğraflara da bakıldığında enerji nakil hattının ceviz ağaçlarının ve diğer meyve ağaçlarının tam içinden geçtiğinin görüleceğini, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların çelişkili olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince 993,26 TL olarak hükmedilen kamulaştırmasız el atma tazminatı dikkate alınmadan aleyhe 2.725,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.
10. Başvuru, mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.
11. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
12. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedelinin/kamulaştırmasız el atma tazminatının taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığı yönündeki şikâyetleri daha önce çeşitli kararlarında mülkiyet hakkı kapsamında incelemiştir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi Mehmet Akdoğan ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013), Mukadder Sağlam ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2013/2511, 22/1/2015), Abdülkerim Çakmak ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2014/1964, 23/2/2017), Ali Taşgeldi ([2. B.], B. No: 2018/30814, 16/11/2021) ve Hilmi Kocabey ([1. B.], B. No: 2019/21192, 21/5/2024) kararlarında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu kararlarda taşınmaz bedelinin tespitinin teknik ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bedel tespitinin uzman mahkemelerin ve Yargıtayın bu konudaki uzman dairelerinin yetki ve görevinde olduğunu, Anayasa Mahkemesinin görevinin taşınmazın bedelinin tespiti yönteminin gerçek bedelin ödenmesini temin edip etmediğini incelemekten ibaret bulunduğunu vurgulamıştır. Öte yandan bir temyiz mercii olmadığına, inceleme yetkisinin sınırlı olduğuna ve bir temyiz mercii gibi hareket ederek mahkeme kararlarını her yönüyle hukuka uygunluk denetimine tabi tutmayacağına dikkat çekmiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 46. maddesi uyarınca kamulaştırma bedeli olarak gerçek değerin ödenmesi mülkiyetten yoksun bırakılan malikler için anayasal bir güvencedir. Bu madde ışığında Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine göre müdahalenin ölçülü olabilmesi için gerçek değerin ödenmesini sağlayabilmek amacıyla gerekli usule ilişkin güvencelerin etkili biçimde uygulanması, mahkemelerin ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gerçek değeri belirlemeleri gerekir.
13. Bilirkişi, uyuşmazlığın çözümünü etkileyen ve hâkimin hukuki bilgisiyle aydınlatılamayan bilimsel ve teknik meseleleri açıklığa kavuşturmak, bu tür meselelerde mahkemeyi bilgilendirmek amacıyla görüşüne başvurulan uzman kişi olup bilirkişi görüşünün mahkemeyi bağlamayacağı muhakkaktır. Bilirkişi raporu, hâkimin uyuşmazlığı çözerken dikkate alacağı takdirî bir delilden ibarettir. Hâkim; bilirkişi görüşünü içeren raporun yeterliliğini, raporda açıklanan görüş ve kanaatin itibar edilebilirliğini, dayandığı olguları gözönünde bulundurarak hükme esas alınıp alınmayacağını serbestçe değerlendirir ve takdir eder. Bu bağlamda hâkim, bilimsel ve teknik bakımdan yetersiz ve çelişkili bulduğu bilirkişi raporlarını hükme esas almak zorunda değildir. Bu durum, karar verme ve hüküm kurma yetkisinin hâkime ait olmasının doğal bir sonucudur. Aksi takdirde şekil olarak hükmü kuran hâkim olsa da gerçekte hüküm bilirkişi tarafından verilmiş olur ki bu durum yargı yetkisinin devri anlamına gelir (Saadet Esin [2. B.], B. No: 2014/18103, 26/10/2017, § 46).
14. Bununla birlikte bilirkişinin bilimsel veya teknik uzmanlık gerektiren ve objektif olarak bakıldığında mahkemenin vâkıf olmadığı meselelerde görüş beyan ettiği dikkate alındığında mahkemenin bilirkişi raporunu yetersiz görmesi durumunda bunun gerekçesini ortaya koyması gerekir. Mahkemenin gerekçesini açıklamadan bilirkişi raporunu hükme esas alınamaz bulması, raporun lehine olduğu kişi açısından yargılama adaletini olumsuz yönde etkileyebileceği gibi kamulaştırma veya idari irtifak bedelinin tespit edildiği davalarda taşınmazın gerçek bedelinin veya taşınmazda meydana gelen değer kaybının gerçek miktarının tespit edilmesini de engelleyebilir (Saadet Esin, § 47).
15. Başvuruya konu davada Mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunun taşınmazın değerini etkileyen tüm nitelik ve unsurlar kısmında taşınmaz üzerinde bulunan ve enerji nakil hattı altında kalan 30 yaşlarında beş ceviz ağacı ile 20 yaşlarında altı elma ağacının bulunduğuna yönelik tespitlere yer verilmiş ve söz konusu ağaçlar dâhil edilmek suretiyle kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilecek tazminat miktarı belirlenmiştir (bkz. § 3). Yine Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da enerji nakil hatlarının çok yıllık ağaçların boylanmasında sınırlayıcı etkileri olduğu, ceviz ağacı gibi yüksek boylu ağaçların yetişmesinde sınırlamalara neden olduğu açıkça ifade edilmiş (bkz. § 5); kamulaştırmasız el atma tazminatı hesabında ceviz ve elma ağaçlarının bedelleri de dikkate alınmak suretiyle hesaplama yapılmıştır. Buna karşılık Bölge Adliye Mahkemesi, söz konusu ağaçların enerji nakil hattı için tehlike arz ettiği veya kesilmesi gerektiğine dair inandırıcı bir gerekçe bulunmadığından hareketle ağaç bedellerinin ödenemeyeceğine dosyada mevcut bilgi ve belgeler üzerinden karar vermiştir. Sonuç itibarıyla Bölge Adliye Mahkemesince başvurucuya taşınmazın irtifak hakkı bedeli ve pilon yeri bedeli olmak üzere toplam 993,26 TL kamulaştırmasız el atma tazminatı ödenmesine hükmedilmiştir.
16. Bölge Adliye Mahkemesince söz konusu ağaçların enerji nakil hattı için tehlike arz ettiğine yönelik bilirkişi raporlarında inandırıcı bir gerekçe bulunmadığı değerlendirilmiş ise de dosyada mevcut olan ilk raporda enerji nakil hattının altında bulunan ağaçların taşınmazın değerine etki ettiği açıkça ifade edilerek ceviz ve elma ağaçları için hesaplama yapılmıştır. Öte yandan Mahkemece ağaçların iz düşüm hesabına göre enerji nakil hattının altında kalıp kalmadığının tespit edilmesi amacıyla ikinci kez keşif yapılmasına karar verildiğine de dikkat çekmek gerekir. Bu kapsamda yapılan keşif sonucu alınan ve hükme de esas alınan bilirkişi raporunda enerji nakil hatlarının ceviz ağacı gibi yüksek boylu ağaçların yetişmesine engel olduğuna yönelik açıklamalara yer verilmek suretiyle 30 yaşlarındaki beş ceviz ağacının ve 20 yaşlarındaki altı elma ağacının bedeline yönelik hesaplamalara yer verildiği görülmüştür. Sonuç olarak Mahkemece ağaç bedellerinin ödenmesi yolundaki kanaate ikinci kez yapılan keşif sonrası varıldığı da açıktır.
17. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda enerji nakil hatlarının ceviz ağacı gibi yüksek boylu ağaçların yetişmesine engel teşkil ettiği açıkça ifade edilmiş ve Mahkemece söz konusu ağaçların bedelleri de dâhil edilmek suretiyle kamulaştırmasız el atma tazminatı belirlenmesi yoluna gidilmiştir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesinin ağaçların hâlihazırda kesilmediğinden hareketle aksi kanaatle hüküm kurduğu anlaşılmıştır.
18. Sonuç olarak Bölge Adliye Mahkemesince ağaçların tehlike arz edip etmediği hususunda hükme esas alınan bilirkişi raporu ile hükümde ortaya konulan hususların aksine kanaat oluşmasına sebebiyet veren durumlar ilgili ve yeterli gerekçe ile açıklanmaksızın Mahkeme tarafından 39.703,84 TL tutarında belirlenen kamulaştırmasız el atma tazminatı 993,26 TL tutarına indirilmek suretiyle karar verildiği değerlendirilmiştir. Buna göre kamulaştırmasız el atma tazminatının belirlenmesine ilişkin yargısal süreçte gerçek bedelin teminini sağlayacak şekilde mülkiyet hakkının usule ilişkin güvencelerinin yerine getirilemediği anlaşılmıştır. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediği ve kamu yararı ile mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengenin kurulamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
19. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
20. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden hüküm altına alınan aleyhe vekâlet ücretine yönelik iddia yönünden bu aşamada bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir (bazı farklarla birlikte benzer yöndeki karar için bkz. Serap Ustaalioğlu [1. B.], B. No: 2020/3011, 30/3/2023, § 24).
III. GİDERİM
21. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılamaya hükmedilmesi ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
22. Başvuruda tespit edilen mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100). Diğer taraftan mülkiyet hakkı yönünden ihlalin niteliğine göre yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
23. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Diğer ihlal iddiasının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,
Ç. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Van Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine (E.2020/512, K.2020/556) iletilmesi için Bahçesaray Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2018/9, K.2019/345) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 446,90 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.446,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 17/6/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, TAHIRHAN TURAN, B. No: 2020/38362, 17.06.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 553–558
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.