İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

TAHIRHAN TURAN (2) (2020/38352)

  • Mülkiyet hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, enerji nakil hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atılan taşınmaza ilişkin olarak açılan tazminat davasında ağaç bedellerinin ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Mülkiyet hakkıKamulaştırmasız el atmaİhlalYeniden yargılama
Mülkiyet hakkıYargılama gideriİncelenmesine Yer Olmadığı—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

TAHIRHAN TURAN BAŞVURUSU (2)

(Başvuru Numarası: 2020/38352)

 

Karar Tarihi: 22/4/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Rıdvan GÜLEÇ

Ömer ÇINAR

Metin KIRATLI

Raportör

:

Nur Hilal MERMER

Başvurucu

:

Tahırhan TURAN

Vekili

:

Av. Burhan AYKUT

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, enerji nakil hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atılan taşınmaza ilişkin olarak açılan tazminat davasında ağaç bedellerinin ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, Van'ın Bahçesaray ilçesi Elmayaka Mahallesi'nde bulunan 213 ada 2 parsel numaralı taşınmazın malikidir. Söz konusu taşınmaz, tarla vasfında olup toplamda 32.623,08 m²dir. Anılan taşınmazın 118,67 m² irtifak alanı ve 10,38 m² pilon yeri olmak üzere toplam 129,05 m²lik kısmı üzerinden 1980 yılı sonrasında kamulaştırma yapılmaksızın veya idari irtifak tesis edilmeksizin enerji nakil hattı geçirilmiştir. Başvurucu, Bahçesaray Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.ye (TEDAŞ) karşı kamulaştırmasız el atma sebebiyle tazminat davası açmıştır.

3. Mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, bu kapsamda 11/5/2018 tarihinde yapılan keşif sonucu düzenlenen raporda taşınmazın kamulaştırmasız el atma tazminatı toplam 21.725,50 TL olarak hesaplanmıştır. Öte yandan raporun kamulaştırmasız el atma tazminatı hesabında enerji nakil hattının altında kalan ve kesilmesi gereken ağaçlar kısmında 65 yaşlarında altı ceviz ağacı bulunduğu belirtilerek toplam kesilecek ağaç bedelinin 19.463,28 TL olduğu belirtilmiştir.

4. Mahkeme, bilirkişi raporunu incelemiş ve ceviz ağacı giderleri hesaplanırken üretim masraf kalemlerinin tek tek kaç TL üzerinden hesaplandığının belirtilmediği ve aynı zamanda enerji nakil hattı izdüşümü esas alınıp rapor düzenlenmesi gerektiği gerekçesiyle ek bilirkişi raporu alınmasına karar vermiştir. 29/3/2019 tarihli ek bilirkişi raporunda 65 yaşlarında iki ceviz ağacı bulunduğu belirtilerek maktu ağaç bedeli 14.884,13 TL olarak, toplam kamulaştırmasız el atma tazminatı ise 15.664,65 TL olarak hesaplanmıştır. Mahkeme ek bilirkişi raporunu incelemiş ve keşif tutanağının "Gözlem" bölümünde yazılan ağaç sayıları ile düzenlenen raporda çelişki olduğu, keşif tutanağında yazılan hususlara göre salınım hesabı yapıldığında ağaçların etkilenip etkilenmeyeceğinin yeniden keşif yapılmadan belirlenemeyeceği gerekçesiyle yeniden keşif yapılmasına karar vermiştir.

5. Mahkemece 30/7/2019 tarihinde yapılan keşif neticesinde düzenlenen raporda taşınmazdaki 60 yaşlarında olan dört ceviz ağacının maktu bedelinin 29.768,25 TL olduğu, 20-25 yaşlarındaki bir kiraz ağacının maktu bedelinin 254,26 TL olduğu belirtilerek toplam ağaç maktu bedeli 30.022,51 TL olarak hesaplanmıştır. Aynı zamanda raporun taşınmazdan enerji nakil hattı geçmesi dolayısıyla taşınmazda meydana gelen değer azalışına yönelik açıklamalara yer verilen kısmında enerji nakil hatlarının çok yıllık ağaçların boylanmasında sınırlayıcı etkileri bulunduğu, kavak, ceviz, armut, kayısı gibi yüksek boylu ağaçların yetişmesinde sınırlamalara neden olduğu ifade edilmiştir. Sonuç kamulaştırmasız el atma tazminatı 30.339,24 TL olarak hesaplanmıştır.

6. Mahkeme ikinci kez yapılan keşif sonrası alınan işbu rapor doğrultusunda 30.339,24 TL kamulaştırmasız el atma tazminatı üzerinden davanın kabulüne karar vermiştir. Karara karşı TEDAŞ tarafından yapılan istinaf başvurusu neticesinde Van Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) kararın kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne, kamulaştırmasız el atma tazminatının 316,73 TL olarak belirlenmesine kesin olarak karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda enerji nakil hattı altında kaldığı belirtilen 60 yaşlarındaki dört ceviz ağacı ile 25 yaşındaki bir kiraz ağacının hat için tehlike arz ettiğine veya kesilmesi gerektiğine dair tespitin bulunmadığı, ağaçların da kesilmediği, bu sebeple söz konusu ağaçlar için bedel verilemeyeceği gözetilmeden karar verildiği belirtilmiştir.

7. Başvurucu, nihai kararı 2/11/2020 tarihinde öğrendikten sonra 2/12/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

8. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

9. Başvurucu, Bölge Adliye Mahkemesinin ağaç bedellerine ilişkin talebi reddetmesinin tamamen keyfîyet içerdiğini, Mahkeme tarafından alınan ilk bilirkişi raporunda enerji nakil hattının altında kalan ve kesilmesi gereken ağaçların açıkça belirtildiğini, yine Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da taşınmazın niteliklerini ve değerini etkileyen faktörler arasında dört ceviz ağacına ve bir kiraz ağacına da yer verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların çelişkili olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince 316,73 TL olarak hükmedilen kamulaştırmasız el atma tazminatı dikkate alınmadan aleyhe 2.725 TL vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek mülkiyet hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

10. Başvuru, mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.

11. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

12. Anayasa Mahkemesi kamulaştırma bedelinin/kamulaştırmasız el atma tazminatının taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığı yönündeki şikâyetleri daha önce çeşitli kararlarında mülkiyet hakkı kapsamında incelemiştir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi Mehmet Akdoğan ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013), Mukadder Sağlam ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2013/2511, 22/1/2015), Abdülkerim Çakmak ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2014/1964, 23/2/2017), Ali Taşgeldi ([2. B.], B. No: 2018/30814, 16/11/2021) ve Hilmi Kocabey ([1. B.], B. No: 2019/21192, 21/5/2024) kararlarında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu kararlarda taşınmaz bedelinin tespitinin teknik ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bedel tespitinin uzman mahkemelerin ve Yargıtayın bu konudaki uzman dairelerinin yetki ve görevinde olduğunu, Anayasa Mahkemesinin görevinin taşınmazın bedelinin tespiti yönteminin gerçek bedelin ödenmesini temin edip etmediğini incelemekten ibaret bulunduğunu vurgulamıştır. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin bir temyiz mercii olmadığına, inceleme yetkisinin sınırlı olduğuna ve bir temyiz mercii gibi hareket ederek mahkeme kararlarını her yönüyle hukuka uygunluk denetimine tabi tutmayacağına dikkat çekmiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 46. maddesi uyarınca kamulaştırma bedeli olarak gerçek değerin ödenmesi mülkiyetten yoksun bırakılan malikler için anayasal bir güvencedir. Bu madde ışığında Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine göre müdahalenin ölçülü olabilmesi için gerçek değerin ödenmesini sağlayabilmek amacıyla gerekli usule ilişkin güvencelerin etkili bir biçimde uygulanması, mahkemelerin ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gerçek değeri belirlemeleri gerekir.

13. Bilirkişi, uyuşmazlığın çözümünü etkileyen ve hâkimin hukuki bilgisiyle aydınlatılamayan bilimsel ve teknik meseleleri açıklığa kavuşturmak, bu tür meselelerde mahkemeyi bilgilendirmek amacıyla görüşüne başvurulan uzman kişi olup bilirkişi görüşünün mahkemeyi bağlamayacağı muhakkaktır. Bilirkişi raporu, hâkimin uyuşmazlığı çözerken dikkate alacağı takdirî bir delilden ibarettir. Hâkim; bilirkişi görüşünü içeren raporun yeterliliğini, raporda açıklanan görüş ve kanaatin itibar edilebilirliğini, dayandığı olguları gözönünde bulundurarak hükme esas alınıp alınmayacağını serbestçe değerlendirir ve takdir eder. Bu bağlamda hâkim, bilimsel ve teknik bakımdan yetersiz ve çelişkili bulduğu bilirkişi raporlarını hükme esas almak zorunda değildir. Bu durum, karar verme ve hüküm kurma yetkisinin hâkime ait olmasının doğal bir sonucudur. Aksi takdirde şekil olarak hükmü kuran hâkim olsa da gerçekte hüküm bilirkişi tarafından verilmiş olur ki bu durum yargı yetkisinin devri anlamına gelir (Saadet Esin [2. B.], B. No: 2014/18103, 26/10/2017, § 46).

14. Bununla birlikte bilirkişinin bilimsel veya teknik uzmanlık gerektiren ve objektif olarak bakıldığında mahkemenin vâkıf olmadığı meselelerde görüş beyan ettiği dikkate alındığında mahkemenin bilirkişi raporunu yetersiz görmesi durumunda bunun gerekçesini ortaya koyması gerekir. Mahkemenin gerekçesini açıklamadan bilirkişi raporunu hükme esas alınamaz bulması, raporun lehine olduğu kişi açısından yargılama adaletini olumsuz yönde etkileyebileceği gibi kamulaştırma veya idari irtifak bedelinin tespit edildiği davalarda taşınmazın gerçek bedelinin veya taşınmazda meydana gelen değer kaybının gerçek miktarının tespit edilmesini de engelleyebilir (Saadet Esin, § 47).

15. Başvuruya konu davada Mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda enerji nakil hattının altında kalan ve kesilmesi gereken ceviz ağaçlarına yönelik tespitlere yer verilmiş ve söz konusu ağaçlar dâhil edilmek suretiyle kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilecek tazminat miktarı belirlenmiştir (bkz. § 3). Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da enerji nakil hatlarının çok yıllık ağaçların boylanmasında sınırlayıcı etkileri olduğu, ceviz ağacı gibi yüksek boylu ağaçların yetişmesinde sınırlamalara neden olduğu açıkça ifade edilmiş (bkz. § 5), kamulaştırmasız el atma tazminatı hesabında ceviz ve kiraz ağaçlarının bedelleri de dikkate alınmak suretiyle karar verilmiştir. Buna karşılık Bölge Adliye Mahkemesi, söz konusu ağaçların enerji nakil hattı için tehlike arz ettiğine veya kesilmesi gerektiğine dair tespit bulunmadığı ve ağaçların hâlihazırda kesilmediğinden hareketle ağaç bedellerinin ödenemeyeceğine dosyadaki bilgi ve belgeler üzerinden karar vermiştir. Sonuç itibarıyla Bölge Adliye Mahkemesince başvurucuya taşınmazın irtifak hakkı bedeli, pilon yeri kamulaştırma bedeli ve yapı değer düşüklüğü bedeli olmak üzere toplam 316,73 TL kamulaştırmasız el tazminatı ödenmesine hükmedilmiştir.

16. Bölge Adliye Mahkemesince söz konusu ağaçların enerji nakil hattı için tehlike arz ettiğine yönelik bilirkişi raporlarında tespit bulunmadığı değerlendirilmiş ise de dosyadaki ilk raporda hattın altında kalan ve kesilmesi gereken ağaçlara yönelik hesaplama yapılmış, bu ağaçların ceviz ağaçları olduğu açıkça belirtilmiştir. Öte yandan Mahkemece ağaçların izdüşüm hesabına göre enerji nakil hattının altında kalıp kalmadığının tespit edilmesi amacıyla ikinci kez keşif yapılmasına karar verildiğine de dikkat çekmek gerekir. Bu kapsamda yapılan keşif sonucu alınan ve hükme de esas alınan bilirkişi raporunda enerji nakil hatlarının ceviz ağacı gibi yüksek boylu ağaçların yetişmesine engel olduğuna yönelik açıklamalara yer verilmek suretiyle dört adet 60 yaşlarındaki ceviz ağacının ve bir adet 20-25 yaşlarındaki kiraz ağacının bedeline yönelik hesaplamalara yer verildiği görülmektedir. Sonuç olarak Mahkemece ağaç bedellerinin ödenmesi yolundaki kanaate ikinci kez yapılan keşif sonrası varıldığı da açıktır.

17. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda enerji nakil hatlarının, ceviz ağacı gibi yüksek boylu ağaçların yetişmesine engel teşkil ettiği açıkça ifade edilmiş ve Mahkemece söz konusu ağaçların bedelleri de dâhil edilmek suretiyle kamulaştırmasız el atma tazminatı belirlenmesi yoluna gidilmiştir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesince, ağaçların hâlihazırda kesilmediğinden hareketle, aksi kanaatle hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.

18. Sonuç olarak Bölge Adliye Mahkemesince, ağaçların tehlike arz edip etmediği hususunda hükme esas alınan bilirkişi raporu ile hükümde ortaya konulan hususların aksine kanaat oluşmasına sebebiyet veren durumlar ilgili ve yeterli gerekçe ile açıklanmaksızın Mahkeme tarafından 30.339,24 TL tutarında belirlenen kamulaştırmasız el atma tazminatının 316,73 TL tutarına indirilmek suretiyle karar verildiği değerlendirilmiştir. Buna göre kamulaştırmasız el atma tazminatının belirlenmesine ilişkin yargısal süreçte gerçek bedelin teminini sağlayacak şekilde mülkiyet hakkının usule ilişkin güvencelerinin yerine getirilemediği anlaşılmıştır. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediği ve kamu yararı ile mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengenin kurulamadığı sonucuna ulaşılmıştır.

19. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

20. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden hüküm altına alınan aleyhe vekâlet ücretine yönelik iddia yönünden bu aşamada bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir (bazı farklılıklarla birlikte benzer yöndeki karar için bkz. Serap Ustaalioğlu [1. B.], B. No: 2020/3011, 30/3/2023, § 24).

III. GİDERİM

21. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 40.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

22. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

23. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne ya da reddine karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

24. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Van Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine (E.2020/514, K.2020/557) iletilmek üzere Bahçesaray Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2018/8, K.2019/344) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 446,90 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.446,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, TAHIRHAN TURAN (2), B. No: 2020/38352, 22.04.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 07, sayfa 494–499

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.