Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
MEHMET SADİ ERÇİÇEK VE MUSTAFA ERÇİÇEK (2020/38082)
- Mülkiyet hakkı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasının pasif husumet yokluğundan usulden reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Mülkiyet hakkı | Kamulaştırmasız el atma | Süre Aşımı | — |
| Mülkiyet hakkı | Kamulaştırmasız el atma | İşlemden Kaldırılma | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
MEHMET SADİ ERÇİÇEK VE MUSTAFA ERÇİÇEK BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2020/38082) |
|
|
|
Karar Tarihi: 22/4/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Ömer ÇINAR Metin KIRATLI |
|
Raportör |
: |
Nur Hilal MERMER |
|
Başvurucular |
: |
1. Mehmet Sadi ERÇİÇEK 2. Mustafa ERÇİÇEK |
|
Vekili |
: |
Av. Suat ÇAKMAK |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasının pasif husumet yokluğundan usulden reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucular, Van'ın Saray ilçesi, Keçikaya Mahallesi 228 ve 238 numaralı parselde bulunan taşınmazlarda Karayolları Genel Müdürlüğünce (İdare) yol genişletme çalışmaları yapılması dolayısıyla taşınmazlarına kamulaştırma yapılmaksızın el atıldığı, taşınmazlarının tarıma ve kullanıma elverişsiz hâle geldiği iddialarıyla 7/7/2017 tarihinde Saray (Van) Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) tazminat davası açmıştır.
3. Mahkemece taşınmazlara yönelik keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış, keşifte taşınmazların içinden geçen çay için yeterli kanalların yapılmaması ve su kaynağının kontrol altına alınmaması, İdare tarafından yol çalışması kapsamında yapılan menfezin yeterli olmaması sebepleriyle dava konusu taşınmazları su bastığı, taşınmazların bataklık hâline geldiği, bu suretle ekilip biçilmeye müsait olmadığı gözlemlenmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda da taşınmazların sularla kaplı olduğu, kullanımının mümkün olmadığı belirtilmiştir. Yine raporda İdarece köprü yapımı ve inşaatı nedeniyle doğal dere yatağının değişmesi, dere sularının taşıdığı alüvyonların İdare tarafından yapılan menfezin küçük ve çapsız olması dolayısıyla yolun diğer tarafına geçemediği ve taşınmazlarda biriktiği açıklanmıştır. Devamında ise yapılabilecek bir ıslah çalışmasının maliyetinin zemin bedelinden daha fazla olacağı, taşınmazların sürekli dere yatağının etkisinde kaldığı için yersiz ve sonuçsuz kalacağı vurgulanmıştır. Bu kapsamda taşınmazlara el atıldığı kabul edilmiş, 106.495 TL kamulaştırmasız el atma tazminatı ile 17.859,28 TL ecrimisil bedeli hesaplanmıştır.
4. Mahkeme davanın kabulüne, taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile İdare adına tesciline karar vermiş ve 106.495 TL kamulaştırmasız el atma tazminatı ile 17.859,28 TL ecrimisil bedelinin başvuruculara ödenmesine hükmetmiştir.
5. Karara karşı taraflarca yapılan istinaf başvurusu neticesinde Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) kararın kaldırılmasına ve davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 9/3/2016 tarihli ve E.2015/18-101, K.2016/301 sayılı kararında da değinildiği üzere 18/12/1953 tarihli ve 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Vazife ve salahiyetle" başlıklı 2. maddesinde taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmenin Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün (DSİ) görevleri arasında sayıldığı belirtilerek sebebi ne olursa olsun taşınmazların korunması amacıyla yapılması gereken her türlü işlemden de DSİ sorumlu olduğundan kamulaştırmasız el atma iddiasıyla İdareye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddedilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Ayrıca kararın gerekçe kısmında dava konusu taşınmazlardan 228 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına göre malik olmayan başvurucu Mehmet Sadi Erçicek yönünden aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne hükmedilmesinin hatalı olduğu da vurgulanmış ancak hüküm kısmında adı geçen başvurucu yönünden farklı bir karar verilmemiştir.
6. Başvurucuların karara karşı yaptığı temyiz başvurusu Yargıtay 5. Hukuk Dairesi (Yargıtay Dairesi) tarafından incelenmiş, kararın onanması yönünde karar verilmiştir.
7. Başvurucular, nihai kararı 11/11/2020 tarihinde öğrendikten sonra 23/11/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
8. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
9. Bireysel başvuru tarihinden sonra başvurucu Mustafa Erçiçek'in 6/3/2022 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır.
II. DEĞERLENDİRME
10. Başvurucular, taşınmazların DSİ tarafından yapılan çalışma ile değil İdare tarafından yapılan çalışma neticesinde sel yatağı hâline geldiğini, idari yargıda DSİ'ye karşı dava açılması durumunda davalarının süre aşımı nedeniyle reddedileceğini, DSİ'ye karşı açılacak ve etkili olabilecek bir dava bulunmadığını, daha önce aynı konuda İdareye karşı açılan davaların kabulle sonuçlandığını belirterek adil yargılanma hakkı ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; Bölge Adliye Mahkemesince husumetin yönlendirilmesi gereken kurumun DSİ olarak gösterildiği, başvurucuların ihlal iddialarının devam etmesi sebebiyle zamanaşımı ya da hak düşürücü süreye tabi olmaksızın DSİ aleyhine idari yargıda tam yargı davası ve adli yargıda kamulaştırmasız el atma davası açmadan bireysel başvuruda bulunmaları hususunun başvuru bakımından yapılacak kabul edilebilirlik (başvuru yollarının tüketilmemesi) değerlendirmesinde gözönünde bulundurulması, yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihatlarının ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
A. Başvurucu Mustafa Erçiçek Yönünden
12. Anayasa Mahkemesi Abdurrahman Beycur ve diğerleri ([GK], B. No: 2023/76490, 31/7/2025) kararında başvurucunun bireysel başvuru tarihinden sonra vefat etmesi hâlinde bireysel başvurudan haberi olmayan mirasçılarının hak kaybına uğramaması için yapılması gerekenler hususunda genel ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi mirasçıların hak kaybına uğramalarını engellemek, bireysel başvuruların neticelendirilmesini sağlamak gerekliliğini birlikte karşılayabilecek bir yol olarak 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 49. maddesinin (7) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 84. maddesinin verdiği yetkiyle 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin başvuru tarihinden sonra ölüm hâli için de uygulanabileceği kanaatine varmıştır. Anılan kararda Anayasa Mahkemesi, başvurucunun bireysel başvuru tarihinden sonra ölmesi hâlinde bu kişi yönünden başvurunun işlemden kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı sonucuna ulaşmıştır. Bunun yanında vefat eden başvurucunun mirasçısı olduğunu bilgi ve belgeleriyle ispat eden kişilerin ise makul bir süre içinde bireysel başvuruyu takip etme iradesini ortaya koymaları hâlinde -mirasçıların menfaatlerinin bulunup bulunmadığını da gözeterek- başvurunun incelenmesine devam edilebileceğini belirtmiştir. Bu kapsamda bireysel başvuru yapıldıktan sonra ölen bir başvurucunun mirasçılarının başvuruyu devam ettirme yönündeki taleplerini Anayasa Mahkemesine iletme yükümlülüğünün kendileri üzerinde olduğu kaydedilmelidir. Öte yandan Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli kıldığı hâllerde başvurucunun bireysel başvuru tarihinden sonra ölmesi durumunda dahi başvurunun incelenmeye devam edilebileceği vurgulanmalıdır. Somut başvuruda başvurucu Mustafa Erçiçek başvuru tarihinden sonra 6/3/2022 tarihinde vefat etmiştir. Başvurucu Mustafa Erçiçek yönünden anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
13. Açıklanan gerekçelerle başvurucu Mustafa Erçiçek yönünden başvurunun işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.
B. Başvurucu Mehmet Sadi Erçiçek Yönünden
14. Başvuruda belirtilen başvurucu yönünden bazı eksiklikler olduğunun tespit edilmesi üzerine Av. Suat ÇAKMAK'a 18/8/2025 tarihinde İçtüzük'ün 66. maddesi uyarınca eksiklik bildiriminde bulunulmuştur. Bu bildirimde başvuru dosyasındaki mevcut vekâletname kapsamında başvurucu Mustafa Erçiçek'in başvurucu Mehmet Sadi Erçiçek'e vekâletname verdiği, Mehmet Sadi Erçiçek'in de Av. Suat Çakmak'ı Mustafa Erçiçek adına yetkili vekil olarak tayin ettiği görülmüştür ancak Mehmet Sadi Erçiçek'in Av. Suat Çakmak'ı kendi adına da yetkili avukat olarak tayin ettiğine dair vekâletnamenin olmadığının tespit edildiği açıklanmıştır. Müzekkerede bildirimin tebliğinden itibaren on beş gün içinde eksikliklerin tamamlanması gerektiği ifade edilerek tespit edilen eksikliklerin geçerli bir mazeret olmaksızın süresinde tamamlanmaması durumunda başvurunun reddedileceği ifade edilmiştir.
15. Eksiklik bildiriminin 24/8/2025 tarihinde Av. Suat ÇAKMAK'a tebliğ edildiği, tebliğden itibaren on beş gün içinde anılan eksikliklerin tamamlanmadığı görülmüştür.
16. Başvuru evrakındaki eksikliklerin tamamlanmasıyla ilgili mevzuat hükümleri şöyledir:
i. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel başvuru usulü" başlıklı 47. maddesinin (6) numaralı fıkrasına göre başvuru evrakında herhangi bir eksiklik olması hâlinde Anayasa Mahkemesi Yazı İşleri Birimi, eksikliğin giderilmesi için başvurucu veya varsa vekiline on beş günü geçmemek üzere bir süre verir ve geçerli bir mazeret olmaksızın bu sürede eksikliğin tamamlanmaması durumunda başvurunun reddine karar verileceğini bildirir.
ii. Anayasa Mahkemesi, İçtüzük'ün "Form ve eklerinin ön incelemesi ve eksiklikler" başlıklı 66. maddesi uyarınca başvuru formunda veya eklerinde herhangi bir eksiklik tespit edilmesi hâlinde bunların tamamlattırılması için başvurucuya, varsa avukatına veya kanuni temsilcisine on beş günü geçmemek üzere kesin süre verir. Eksikliklerin tamamlattırılmasına dair yazıda, başvurucuya verilen kesin sürede eksiklikleri geçerli bir mazereti olmaksızın tamamlamadığı takdirde başvurusunun reddine karar verileceği bildirilir. Tespit edilen eksikliklerin verilen kesin sürelerde tamamlanmadığı hâllerde Komisyonlar Başraportörü tarafından başvurunun reddine karar verilir ve bu durum başvurucuya tebliğ edilir. Bu karara karşı tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde Komisyona itiraz edilebilir. Bu konuda Komisyonların verdiği kararlar kesindir.
17. İçtüzük'te eksikliklerin verilen kesin sürelerde tamamlanmadığı hâllerde başvurunun Komisyonlar Başraportörü tarafından reddedileceği belirtilse de eksikliklerin süresinde tamamlanıp tamamlanmadığı bireysel başvurunun her aşamasında resen gözetilmesi gereken bir husustur. Bu bağlamda eksikliklerin süresinde tamamlanması başvurunun esastan incelenebilmesi için ön şarttır (Mehmet Encu ve diğerleri [2. B.], B. No: 2014/11864, 24/2/2016, § 36).
18. Anılan tespit ve değerlendirmeler çerçevesinde somut başvuruya dönüldüğünde; eksiklik bildirim yazısını 24/8/2025 tarihinde tebliğ alan, başvuruda tespit edilen eksiklikleri tamamlaması için kendisine on beş günlük süre verilen ve bildirilen eksikliklerin eksiklik bildirim yazısının tebliğinden itibaren on beş gün içinde mazeret olmaksızın giderilmemesi hâlinde başvurunun reddine karar verileceği hususu kendisine ihtar edilen vekil verilen kesin süre 8/9/2025 tarihinde dolmasına rağmen eksiklik bildiriminde belirtilen belgeleri ibraz etmemiştir. 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuruların Kanun'a ve İçtüzük'te belirtilen düzenlemelere uygun olarak yapılması zorunludur.
19. Başvurucu, müzekkereye karşı beyanda bulunmamış; anılan süre içinde eksikliği tamamlamadığı gibi bu süre içinde herhangi bir mazeret de ileri sürmemiştir. Başvurucunun bu durumu dikkate alındığında bireysel başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden bulunmadığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurunun takipsiz bırakıldığı ve incelenmesine devam etmeyi gerekli kılan başka bir haklı neden de bulunmadığı anlaşılmıştır.
20. Açıklanan gerekçelerle başvurunun Mehmet Sadi Erçiçek yönünden geçerli mazeret olmaksızın eksikliğin süresinde giderilmemesi nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucu Mustafa Erçiçek yönünden başvurunun İŞLEMDEN KALDIRILMASINA,
B. Başvurucu Mehmet Sadi Erçiçek yönünden başvurunun geçerli mazeret olmaksızın eksikliğin süresinde giderilmemesi nedeniyle REDDİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu Mehmet Sadi Erçiçek üzerinde BIRAKILMASINA 22/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, MEHMET SADİ ERÇİÇEK VE MUSTAFA ERÇİÇEK, B. No: 2020/38082, 22.04.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 07, sayfa 489–493
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.