İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

ABDURRAHMAN ANLAMAZ VE DİĞERLERİ (2020/37750)

  • Mülkiyet hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasının pasif husumet yokluğundan usulden reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Mülkiyet hakkıKamulaştırmasız el atmaBaşvurunun Reddi—
Mülkiyet hakkıKamulaştırmasız el atmaAçıkça Dayanaktan Yoksunluk—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ABDURRAHMAN ANLAMAZ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/37750)

 

Karar Tarihi: 6/5/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Kenan YAŞAR

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Nur Hilal MERMER

Başvurucular

:

1. Abdurrahman ANLAMAZ

2. Memet Nebi ANLAMAZ

3. Memet Salih ANLAMAZ

Vekili

:

Av. Suat ÇAKMAK

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasının pasif husumet yokluğundan usulden reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

A. Bireysel Başvuruya Konu Yargılama Süreci

2. Başvurucular; Van'ın Saray ilçesi Keçikaya Mahallesi 237, 241 ve 246 numaralı parselde bulunan taşınmazların malikidir. Başvurucular, maliki oldukları taşınmazlarda Karayolları Genel Müdürlüğünce (İdare) yol genişletme çalışmaları yapılması dolayısıyla taşınmazlarına kamulaştırma yapılmaksızın el atıldığı ve taşınmazların tarıma ve kullanıma elverişsiz hâle geldiği iddialarıyla Saray (Van) Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) tazminat davası açmıştır.

3. Mahkemece taşınmazlara yönelik keşif ve bilirkişi incelemeleri yaptırılmış, keşifler neticesinde taşınmazların içinden geçen çay için yeterli kanalların yapılmaması ve su kaynağının kontrol altına alınmaması, İdare tarafından yol çalışması kapsamında yapılan menfezin yeterli olmaması sebebiyle dava konusu taşınmazları su bastığı, taşınmazların bataklık hâline geldiği, balçıkla kaplı olduğu, bu suretle ekilip biçilmeye müsait olmadığı gözlemlenmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda da taşınmazların sularla kaplı olduğu, yüzeyinde kum, kil ve çamur olduğu, taşınmazların kullanımının mümkün olmadığı, İdarece köprü yapımı nedeniyle doğal dere yatağının değişmesi, dere sularının taşıdığı alüvyonların İdare tarafından yapılan menfezin küçük ve çapsız olması dolayısıyla yolun diğer tarafına geçemediği ve taşınmazlarda biriktiği, yapılabilecek bir ıslah çalışmasının maliyetinin zemin bedelinden daha fazla olacağı ve taşınmazın sürekli dere yatağının etkisinde kaldığı için yersiz ve sonuçsuz kalacağı açıklanmıştır. Bu kapsamda taşınmazlara el atıldığı kabul edilmiş ve 196.175 TL kamulaştırmasız el atma tazminatı ile 32.898,69 TL ecrimisil bedeli hesaplanmıştır.

4. Mahkeme, bilirkişi raporu doğrultusunda sular altında kalan taşınmazlar yönünden davanın kabulüne, taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile İdare adına tesciline karar vermiş; 196.175 TL kamulaştırmasız el atma tazminatı ile 32.898,69 TL ecrimisil bedelinin başvuruculara ödenmesine hükmetmiştir.

5. Karara karşı İdare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve davanın idari yargının görev alanına girmesi nedeniyle görevsizlikten reddedilmesi gerektiği savunulmuştur.

6. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) kararın kaldırılmasına ve davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 9/3/2016 tarihli E.2015/18-101, K.2016/301 sayılı kararında da değinildiği üzere 18/12/1953 tarihli ve 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Vazife ve salahiyetler" başlıklı 2. maddesinde taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmenin Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün (DSİ) görevleri arasında sayıldığı belirtilerek sebebi ne olursa olsun taşınmazların korunması amacıyla yapılması gereken her türlü işlemden DSİ sorumlu olduğundan kamulaştırmasız el atma iddiasıyla Karayolları Genel Müdürlüğüne karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddedilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

7. Başvurucuların karara karşı yaptığı temyiz başvurusu Yargıtay 5. Hukuk Dairesi tarafından incelenmiş ve kararın onanmasına karar verilmiştir.

8. Başvurucular, nihai kararı 9/11/2020 tarihinde öğrendikten sonra 23/11/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

9. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

10. Öte yandan Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan nüfus kaydı sorgulaması neticesinde başvurucu Abdurrahman Anlamaz'ın bireysel başvuruda bulunmadan önce 26/5/2020 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır.

B. Bireysel Başvurudan Sonraki Süreç

11. Bireysel başvuru sonrasında başvurucular aynı Mahkeme nezdinde bu kez DSİ'ye karşı kamulaştırmasız el atma ve ecrimisil talepleriyle tazminat davası açmıştır. Mahkeme, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırmış; alınan raporda taşınmazların dere yatağının yön değiştirmesi nedeniyle ıslahı mümkün olmayan dere yatağı ve etkisinde kalan alan hâline geldiği tespit edilmiş, kamulaştırmasız el atma tazminatı toplam 257.910,47 TL, ecrimisil bedeli ise toplam 27.698,24 TL olarak hesaplanmıştır.

12. Mahkeme, DSİ'nin görevlerinden birinin taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek olduğunu vurgulayarak ıslahı mümkün olmayan dere yatağı hâline gelen taşınmazlara kamulaştırmasız el atıldığı olgusunu kabul etmiş; davanın el atılan taşınmazlar yönünden kabulüne, taşınmazların dere yatağı olarak tapudan terkinine karar vermiş, son olarak talebe bağlı kalarak toplam 0,56 TL kamulaştırmasız el atma tazminatına ve toplam 0,56 TL ecrimisil bedeline hükmetmiştir. Karara karşı DSİ tarafından yapılan istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilmiş ve davacı Abdurrahman Anlamaz'ın davadan önce 26/5/2020 tarihinde vefat ettiği dikkate alınarak ölü davacı adına açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, diğer davacılar yönünden ise Mahkemece hükmedilen tutarlar üzerinden davanın kabulüne kesin olarak karar verilmiştir.

13. Başvurucu Abdurrahman Anlamaz hariç diğer başvurucular, bu kez önceki davadaki bilirkişi raporunda belirtilen tutarlar nedeniyle aynı Mahkeme nezdinde ek dava açmış ve bu ek davada Mahkemece yine talebe bağlı kalınarak toplam 119.439,19 TL kamulaştırmasız el atma tazminatı ile toplam 11.311,56 TL ecrimisil bedeline hükmedilmiştir. Karara karşı DSİ tarafından yapılan istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmiş ve karar 21/11/2024 tarihinde kesinleşmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

14. Başvurucular, taşınmazların DSİ tarafından yapılan çalışma ile değil İdare tarafından yapılan çalışma neticesinde sel yatağı hâline geldiğini, idari yargıda DSİ'ye karşı dava açmaları durumunda davalarının süre aşımı nedeniyle reddedileceğini, DSİ'ye karşı açılacak ve etkili olabilecek bir dava olmadığını, daha önce aynı konuda İdareye karşı açılan davaların kabulle sonuçlandığını belirterek adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

15. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, Bölge Adliye Mahkemesince husumetin yönlendirilmesi gereken kurumun DSİ olarak gösterildiği, başvurucuların ihlal iddialarının devam etmesi sebebiyle zamanaşımı ya da hak düşürücü süreye tabi olmaksızın DSİ aleyhine idari yargıda tam yargı davası ve adli yargıda kamulaştırmasız el atma davası açmadan bireysel başvuruda bulunmaları hususunun yapılacak kabul edilebilirlik (başvuru yollarının tüketilmemesi) değerlendirmesinde gözönünde bulundurulması gerektiği belirtilmiş; yapılacak incelemede Anayasa'nın, ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihatlarının ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

A. Başvurucu Abdurrahman Anlamaz Yönünden

16. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 51. maddesi ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 83. maddesi gereği başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit edilmesi hâlinde başvuru reddedilir ve yargılama giderleri dışında ilgilinin 2.000 Türk lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilir.

17. Anılan düzenlemelerde genel olarak bir hakkın öngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasının bireysel başvuru alanında özel olarak ele alındığı açıkça görülmektedir. Bu bağlamda bireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve Anayasa Mahkemesinin başvuruyu gereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (S.Ö. [2. B.], B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28; Mehmet Güven Ulusoy [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015, § 31).

18. Bu kapsamda özellikle Anayasa Mahkemesini yanıltmak amacıyla gerçek olmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması, başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi verilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusu değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında Anayasa Mahkemesinin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat oluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmak kaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya tahrik edici bir üslup kullanılması, söz konusu başvuru yolu kapsamında ihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçla bağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuru hakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (S.Ö., § 29; Mehmet Güven Ulusoy, § 32; Osman Sandıkçı [1. B.], B. No: 2013/6297, 10/3/2016; Selman Kapan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/7302, 20/4/2016).

19. Başvurucu Abdurrahman Anlamaz 26/5/2020 tarihinde vefat etmiştir. Buna rağmen Av. Suat Çakmak 23/11/2020 tarihinde Abdurrahman Anlamaz'ın anayasal haklarının ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuru yapmış, başvuru formunda da Abdurrahman Anlamaz'ın ölümünden bahsetmemiştir.

20. Kamu gücü tarafından hakkı ihlal edilen kişinin bireysel başvuru yapmadan önce ölmesi durumunda ölen kişi adına bir başkası tarafından bireysel başvuru yapma imkânı bulunmamaktadır (Abdurrehman Uray [1. B.], B. No: 2013/6140, 5/11/2014, § 30).

21. Açıklanan gerekçelerle başvuru tarihinden önce vefat eden başvurucu adına vekâlet ilişkisi sona eren avukat tarafından yapılan bireysel başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

22. Öte yandan Av. Suat Çakmak hakkında Anayasa Mahkemesini yanıltıcı nitelikte başvuru yapması nedeniyle 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve İçtüzük’ün 83. maddesi uyarınca takdiren 2.000 TL disiplin para cezasına hükmedilmesi gerekir.

B. Diğer Başvurucular Yönünden

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Kamulaştırmasız el atılan taşınmaz başvurucuların mülkiyetinde olduğundan mülkün varlığı noktasında tartışma bulunmamaktadır. Başvuruya konu davanın husumetten reddedilmesi nedeniyle başvurunun mülkiyet hakkının usule ilişkin güvenceleri bakımından ele alınması gerekmektedir.

24. Anayasa Mahkemesi Hasan Mutlu ([1. B.], B. No: 2018/22691, 30/6/2021, §§ 38-40) ve Hadice Rüzgar ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2019/17376, 12/1/2022, §§ 22-45) kararlarında, bireysel başvuru kapsamındaki inceleme yetkisinin sınırları ve niteliği gözetildiğinde yargılama makamlarının kanaatinin sorgulanabilmesi için daha öte bir inceleme yapılmasına yetecek verileri/dayanakları başvurucuların somut biçimde göstermesi gerektiğini vurgulamıştır.

25. Başvurucular daha önce aynı yere ilişkin olarak İdareye karşı açılan davaların Yargıtay nezdinde lehe sonuçlandığını iddia etmiştir. Başvuruya konu olayda Bölge Adliye Mahkemesi, meydana gelebilecek su taşkınları ve sellere karşı özel mülkiyette bulunan taşınmazların korunması amacıyla yapılması gereken her türlü işlemden DSİ'nin sorumlu olduğunu belirtmiş; bu nedenle kamulaştırmasız el atma iddiasıyla Karayolları Genel Müdürlüğüne karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin bu kararını DSİ'nin görev ve yetkilerini düzenleyen özel kanun hükmüne ve yargısal içtihada dayandırdığı anlaşılmaktadır (bkz. § 6). Dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesinin daha önce verilen kararların aksi yönünde karar vermesinin gerekçesini de ortaya koyduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca başvuru formu ve ekleri incelendiğinde emsal olarak sunulan kararların (Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 8/6/2017 tarihli ve E.2016/19191, K.2017/1571 sayılı kararı) işbu davadan önce verildiği, bu kapsamda başvurucuların güncel ve yeni içtihatların bulunduğuna dair herhangi bir açıklama yapmadığı görülmüştür.

26. Öte yandan başvurucular, davanın husumetten reddedilmesi kararı sonrasında DSİ'ye karşı açılabilecek bir davanın olumlu sonuçlanmayacağını, bu suretle zararlarının giderilmesinin engellendiğini iddia etmişse de bireysel başvurudan sonraki süreçte aynı Mahkeme nezdinde ve aynı taleplerle bu kez DSİ'ye karşı davalar açmıştır. Nihai olarak başvurucuların taşınmazlarının dere yatağı hâline geldiği dikkate alınarak, bir başka ifadeyle taşınmazlarına kamulaştırmasız el atıldığı olgusu kabul edilerek başvurucular lehine kamulaştırmasız el atma tazminatı ve ecrimisil bedeli ödenmesine hükmedilmiştir.

27. Yargılama makamlarınca başvurucuların davasının husumet yönüyle reddedilmesinin makul bir gerekçeye dayandığı, süreçte başvurucuların zararlarının giderilmesi yönünde karar verildiği, netice itibarıyla başvurucuların iddialarını somut olarak delillendiremedikleri de dikkate alınarak mülkiyet hakkına yönelik bir ihlalin bulunmadığının açık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

28. Açıklanan gerekçelerle mülkiyet hakkının ihlali iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucu Abdurrahman Anlamaz yönünden başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle REDDİNE,

B. Diğer başvurucular yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Av. Suat Çakmak'ın 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 83. maddesi uyarınca 2.000 TL disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMASINA,

Ç. Kararın bir örneğinin Van Barosuna GÖNDERİLMESİNE,

D. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA 6/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, ABDURRAHMAN ANLAMAZ VE DİĞERLERİ, B. No: 2020/37750, 06.05.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 08, sayfa 497–501

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.