İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

SADEN ENERJİ ÜRETİM A.Ş. (2020/36834)

  • Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)
  • Mülkiyet hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru; rüzgâr enerjisine dayalı elektrik üretim lisansı başvurusunun yeniden değerlendirilmesi talebinin reddi nedeniyle mülkiyet hakkının, Danıştayın yerleşik içtihadına aykırı ve emsallere göre farklı şekilde hukuk kurallarının hakkaniyete aykırı ve öngörülemez biçimde yorumlanarak davanın reddi nedeniyle de hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (bariz takdir hatası, içtihat farklılığı vs.-idare)Açıkça Dayanaktan Yoksunluk—
Mülkiyet hakkıRuhsat, lisans, tahsisKonu Bakımından Yetkisizlik—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

SADEN ENERJİ ÜRETİM A.Ş. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/36834)

 

Karar Tarihi: 18/2/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Yıldız SEFERİNOĞLU

Kenan YAŞAR

Ömer ÇINAR

Metin KIRATLI

Raportör

:

Seda AYHAN

Başvurucu

:

Saden Enerji Üretim A.Ş.

Vekilleri

:

Av. Mustafa Ayaz YAVUZ

Av. Ramazan YAVUZ

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; rüzgâr enerjisine dayalı elektrik üretim lisansı başvurusunun yeniden değerlendirilmesi talebinin reddi nedeniyle mülkiyet hakkının, Danıştayın yerleşik içtihadına aykırı ve emsallere göre farklı şekilde hukuk kurallarının hakkaniyete aykırı ve öngörülemez biçimde yorumlanarak davanın reddi nedeniyle de hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

A. Bireysel Başvurudan Önceki Süreç

2. Başvurucu, Samsun'da 75,6 MW kurulu gücünde Bafra Rüzgâr Enerji Santrali (RES) Projesi, Denizli ilinde 37 MW kurulu gücünde Honaz RES Projesi ve Kütahya ilinde 27,9 MW kurulu gücünde Simav RES Projesi için rüzgâr enerjisine dayalı elektrik üretim lisansı almak amacıyla 16/9/2002 tarihinde anılan tarihteki ünvanı olan Ezse Elektrik Üretim A.Ş. adıyla Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna (EPDK/Kurum) başvurmuştur.

3. EPDK'nın 29/4/2003 (Bafra RES ve Simav RES Projesi) ve 14/5/2003 (Honaz RES Projesi) tarihli kararlarıyla başvurucuya üretim lisansı verilmesi uygun bulunmuştur. Ancak başvurucunun uygun bulma kararı çerçevesinde belirlenen yükümlülükleri süresi içinde yerine getirmemesi üzerine EPDK'nın 16/10/2003 (Bafra RES ve Simav RES Projesi) ve 30/10/2003 tarihli (Honaz RES Projesi) kararlarıyla lisans başvuruları reddedilmiştir.

4. 1/11/2007 tarihinde EPDK yeni RES başvuruları almaya başlamıştır.

5. O tarihte yürürlükteki hâliyle 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na dayanan 4/8/2002 tarihli ve 24836 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan mülga Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'ne (Yönetmelik) 1/5/2008 tarihinde yapılan değişiklikle geçici 33. madde eklenmiştir. Anılan maddede, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararı ile lisans verilmesi uygun bulunmuş ancak uygun bulma kararında belirlenen yükümlülüklerini 1/5/2008 tarihi itibarıyla yerine getiremediğinden lisans başvurusu reddedilmiş tüzel kişilerin önceki lisans başvurularının 1/5/2008 tarihinden itibaren otuz gün (30) içinde Kuruma başvurması ve daha önce reddedilen lisans başvurusuna konu üretim tesisi için Devlet Su İşleri tarafından Su Kullanım Hakkı Anlaşması'nın ve Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) ile elektrik dağıtım şirketleri tarafından uygun bağlantı görüşlerinin devam ettiğinin tevsik edilmesi hâlinde yeniden incelemeye ve değerlendirmeye alınacağı düzenlenmiştir.

6. Başvurucu 25/5/2008 tarihinde Bafra RES, Honaz RES ile Simav RES Projeleri için mülga Yönetmelik'in geçici 33. maddesi uyarınca başvuru yapmıştır.

7. EPDK 2/7/2008 tarihinde TEİAŞ'tan, mülga Yönetmelik'in geçici 33. maddesi uyarınca yapılan başvurularla ilgili olarak uygun bağlantı görüşünün devam edip etmediği hususunda bilgilendirme yapılmasını istemiş; TEİAŞ 22/7/2008 tarihli yazıyla EPDK'ya cevap vermiştir. TEİAŞ bu cevabi yazısında, mülga Yönetmelik'in geçici 33. maddesi kapsamındaki başvuruların 1/11/2007 tarihli yeni RES başvurularına göre öncelik sırasının EPDK tarafından açıklığa kavuşturulmasını talep etmiştir. EPDK 1/8/2008 tarihli yazıyla mülga Yönetmelik'in geçici 33. maddesi kapsamındaki başvuruların 1/11/2007 tarihinde yapılan yeni başvurulardan sonra değerlendirilmesi gerektiğini bildirmiştir.

8. 29/4/2010 tarihli Kurul kararı ile "Geçici 33. madde kapsamında yapılan başvuruların inceleme ve değerlendirme aşamasında bulunan başvuruların sonuçlandırılmasından sonra değerlendirilmesine" karar verilmiştir.

9. Devam eden süreçte TEİAŞ 31/7/2012 tarihinde EPDK'ya mülga Yönetmelik'in geçici 33. maddesi kapsamındaki projelerin bulunduğu bölgelerde bağlanabilir kapasitenin oluştuğunu, söz konusu projelerle ilgili uygulamaya esas Kurum görüşünün bildirilmesi gerektiğini içeren bir yazı göndermiştir. EPDK 3/9/2012 tarihli cevabi yazısında, 1/11/2007 tarihli lisans başvurularına ilişkin değerlendirme sürecinin tamamlandığını, çeşitli nedenlerle boş kapasitenin oluştuğunu belirterek mülga Yönetmelik'in geçici 33. maddesi kapsamında yapılan başvurulara ait uygun bağlantı görüşlerinin yeniden gönderilmesini istemiş; TEİAŞ 15/10/2012 tarihli yazıyla başvurucunun lisans başvurusuna dair uygun bağlantı görüşünün devam ettiğini, bağlanabilir RES kapasitesinin bulunduğunu bildirmiştir.

10. Bu aşamadan sonra EPDK Enerji Piyasası Daire Başkanlığı 19/11/2012 tarihinde başvuruyu değerlendirilmek üzere Kurul görüşüne sunmuş, 18/11/2012 tarihinde Kurul Hukuk Dairesi Başkanlığından konu ile ilgili görüş istenmesine karar vermiştir.

11. Başvurucunun 25/5/2008 tarihli başvurusu neticelendirilmeden 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu yürürlüğe girmiştir.

12. 3/4/2013 tarihinde Kurul mülga Yönetmelik'in geçici 33. maddesi uyarınca yapılan başvuruların yürürlüğe giren 6446 sayılı Kanun hakkındaki değerlendirme çalışmaları sona erdikten sonra ele alınmasına karar vermiştir.

13. Bu arada 6446 sayılı Kanun'a 2/8/2013 tarihli ve 28726 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6495 sayılı Kanun'un 58. maddesiyle geçici 17. madde eklenmiştir. Anılan maddede, rüzgâr enerjisine dayalı üretim faaliyeti için yapılmış lisans başvurularından Kurul kararı ile lisans verilmesi uygun bulunmuş ancak uygun bulma kararı çerçevesinde belirlenen yükümlülükleri süresi içinde yerine getirmediği için bu maddenin yürürlük tarihinden önce lisans başvurusu reddedilmiş tüzel kişilere, maddenin yürürlük tarihinden itibaren bir (1) ay içinde Kuruma başvurması ve TEİAŞ veya elektrik dağıtım şirketleri tarafından uygun bağlantı görüşlerinin devam ettiğinin tevsik edilmesi hâlinde bu başvuruların ön lisans başvurusu olarak kabul edileceği ve Kanunda belirlenen yükümlülüklerin tamamlanması hâlinde ilgililere ön lisans verileceği düzenlenmiştir.

14. Başvurucu bu kez 26/8/2013 tarihinde geçici 33. maddeden doğan haklar saklı tutulmak kaydıyla 6446 sayılı Kanun'un geçici 17. maddesi kapsamında başvuru yapmıştır. Ancak 10/10/2016 tarihinde anılan başvurudan vazgeçtiğini beyan etmiştir.

15. Başvurucu, aradan geçen zaman zarfında mülga Yönetmelik'in geçici 33. maddesi uyarınca yaptığı başvurusu neticelendirilmediğinden bahisle başvurunun akıbeti hakkında bilgi ve mülga Yönetmelik'in geçici 33. maddesi uyarınca ön lisans verilmesi talebiyle 4/8/2017 ve 29/8/2017 tarihli dilekçelerle yeniden başvuru yapmıştır. 28/9/2017 tarihinde Kurul başvurucunun talebini reddetmiştir. Kurul kararında aynı proje için benzer hakları ihtiva eden hükümler uyarınca aynı işlemlerin iki defa yapılmasının mümkün olmadığı gerekçesine yer verilmiştir. Başvurucunun, bu karara karşı 8/11/2017 tarihinde yaptığı itiraz 1/2/2018 tarihinde reddedilmiştir.

B. Bireysel Başvuruya Konu Süreç

16. Başvurucu 28/9/2017 tarihli Kurul kararı ile bu karara karşı 8/11/2017 tarihinde yaptığı itirazın zımnen reddine dair işlemin iptali talebiyle Ankara 13. İdare Mahkemesinde (2020/36834 sayılı bireysel başvuruya konu), 28/9/2017 tarihli Kurul kararı ile bu karara karşı 8/11/2017 tarihinde yaptığı itirazın 1/2/2018 tarihli Kurul kararıyla reddine dair işlemin iptali talebiyle yine Ankara 13. İdare Mahkemesinde (2020/36836 sayılı bireysel başvuruya konu) dava açmıştır.

17. Ankara 13. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 9/4/2019 tarihinde her iki davada aynı gerekçelerle dava konusu işlemlerin iptaline karar vermiştir. Kararların gerekçesinde, hem mülga Yönetmelik'in geçici 33. maddesinin hem de 6446 sayılı Kanun'un geçici 17. maddesinin daha önce lisans başvurusu uygun bulma kararında belirlenen yükümlülükleri yerine getiremediğinden reddedilenlerin lisans başvuru süreçlerini canlandırma amacına yönelik düzenlemeler olduğu, bu yönden ortak hükümler ihtiva ettiği vurgulanmıştır. Bunun yanında mülga Yönetmelik'in geçici 33. maddesinde elektrik üretim kaynakları arasında herhangi bir fark gözetilmeden doğrudan lisans verme sürecine dair düzenlemelere yer verilmişken 6446 sayılı Kanun'un geçici 17. maddesinde özel olarak rüzgâr enerjisine dayalı tesisler için öncelikle ön lisans verileceği düzenlenmiştir. Böylelikle 6446 sayılı Kanunla artık doğrudan lisans verilmesi yerine öncelikle ön lisans verilmesini öngören bir uygulama değişikliğine gidilmiştir. Mahkemeye göre her iki düzenleme ilgililere farklı statüde, farklı haklar sağlamaktadır. Özellikle sonradan yürürlüğe giren 6446 sayılı Kanun'un geçici 17. maddesinde mülga Yönetmelik'in geçici 33. maddesine herhangi bir atfın bulunmaması düzenlemelerin birbirini ilga etmediğine işaret etmektedir. Ayrıca benzer bir davada Danıştay Onüçüncü Dairesi tarafından EPDK'nın 6446 sayılı Kanun'un geçici 17. maddesinin mülga Yönetmelik'in geçici 33. maddesi kapsamında yapılan başvuruları kapsadığı şeklinde yaptığı savunmaya itibar edilmemiştir. Son olarak EPDK'nın mülga Yönetmelik'in geçici 33. maddesi uyarınca yapılan başvuruların 1/11/2007 tarihli yeni RES başvurularından sonra incelenmesine dair kararını değerlendiren Mahkeme, mülga Yönetmelik'in geçici 33. maddesi uyarınca başvuran başka bir şirketin TEİAŞ'a uygun bağlantı görüşünün devam ettiğinin bildirilmesi talebiyle yaptığı başvurunun "1/11/2007 tarihli yeni RES başvurularının sisteme bağlantısı için yapılacak olan yarışma sonuçlandıktan sonra 2013 yılı sonrası iletim sistemi kapasitesi üzerinden değerlendirileceği" belirtilmek suretiyle reddine ilişkin işlemin iptali talebiyle dava açtığını, dava konusu işlemin mülga Yönetmelik'in geçici 33. maddesi uyarınca yapılan başvuruların daha sonra değerlendirilmesine imkân veren herhangi bir düzenleme olmadığı gerekçesiyle iptal edildiğini, kararın Danıştay Onüçüncü Dairesi tarafından onandığını tespit etmiştir. Mahkemeye göre -TEİAŞ'ın 15/10/2012 tarihli uygun bağlantı görüşünün devam ettiğine dair yazısı gözetildiğinde- başvurucunun mülga Yönetmelik'in geçici 33. maddesi uyarınca yaptığı başvurunun askıya alınması en baştan itibaren mümkün değildir. Mahkeme en geç TEİAŞ'ın uygun bağlantı görüşünün devam ettiği hususundaki 15/10/2012 tarihli yazının EPDK'ya gönderilmesiyle başka bir şarta bağlı olmaksızın başvurucunun talebinin yeniden inceleme ve değerlendirmeye alınması gerekirken aksi yönde tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığını belirtmiştir.

18. EPDK, anılan Mahkeme kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) 12/12/2019 ve 18/12/2019 tarihlerinde kararların kaldırılmasına ve davaların reddine karar vermiştir.

19. Bölge İdare Mahkemesi kararlarının gerekçesinde, yine üretim lisansı verilebilmesi için 6446 sayılı Kanunla öngörülen ön lisans ve lisans şeklindeki değişikliğe vurgu yapılarak başvurucunun mülga Yönetmelik'in geçici 33. maddesi uyarınca yaptığı başvuru sürecinin 6446 sayılı Kanun'un geçici 17. maddesi uyarınca yaptığı başvuru ile kesildiğini belirtmiştir. Bölge İdare Mahkemesine göre anılan geçici maddeler yürürlüğe girdiği tarihten önce belirlenen dönemlerde gerçekleşmeyen projelerin yatırıma dönüşmesine imkân vermektedir. Farklı dönemlerde yürürlüğe giren ve yürürlüğe girme tarihinden önce gerçekleşmeyen projelerin tamamlanmasını amaçlayan her geçici madde belirlediği yükümlülüklerin kendi şartları içinde belirlenen sürede yerine getirilmesini amaçlamaktadır. Bu bağlamda aynı projeler nedeniyle tekrar tekrar yapılan her bir başvuruyla lisans alma sürecinin ayrı ayrı yürütülmesi mümkün değildir. Başvurucunun 6446 sayılı Kanun'un geçici 17. maddesi uyarınca başlattığı süreç de kendi iradesiyle sonlandırılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun tekrar mülga Yönetmelik'in geçici 33. maddesi hükümlerine tabi olma talebi geçici maddenin -projelerin yatırıma dönüştürülmesini sağlama, bazı aksamalar nedeniyle gerçekleşmeyen projeleri kazanma- amacına uygun değildir.

20. Başvurucu, Bölge İdare Mahkemesi kararlarına karşı temyiz talebinde bulunmuştur. Bölge İdare Mahkemesi kararları Danıştay Onüçüncü Dairesince 29/9/2020 tarihinde onanmıştır.

21. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

22. Aralarında bağlantı bulunması nedeniyle süresi içinde yapılan 2020/36836 numaralı başvurunun süresinde yapılan 2020/36834 numaralı başvuru ile birleştirilmesine karar verilmesi gerekir.

A. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

23. Başvurucu; 6446 sayılı Kanun'un geçici 17. maddesinde mülga Yönetmelik'in geçici 33. maddesinin ilga edildiğine dair açık bir düzenleme bulunmadığını, Bölge İdare Mahkemesinin düzenlemeler arasında zımni ilga ilişkisi olduğuna dair yorumunun düzenlemelerin lafzına ve amacına aykırılık taşıdığını, açık ve bariz takdir hatasıyla yapılan yorumun hukuki öngörülebilirlik ve belirlilik ilkesine aykırı olduğunu, mahkemelerce iddia ve itirazları karşılanmadan karar verildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, mülga Yönetmelik'in geçici 33. maddesi uyarınca yaptığı başvurunun uzun süre keyfî şekilde sürüncemede bırakıldığını, 6446 sayılı Kanun'un geçici 17. maddesiyle mülga Yönetmelik'in geçici 33. maddesinde aranmayan rüzgâr ölçüm zarureti getirilmesi ve yapılan ölçümlerin tatmin edici bulunmaması nedeniyle 6446 sayılı Kanun'un geçici 17. maddesi uyarınca yaptığı başvurudan vazgeçtiğini, her iki düzenlemenin birbirinden bağımsız düzenlemeler olduğunu, 6446 sayılı Kanun'da mülga Yönetmelik'in geçici 33. maddesi uyarınca yapılan başvuruların akıbeti hakkında bir düzenlemeye yer verilmediğini ifade etmiştir. Son olarak başvurucu kendisiyle benzer şekilde her iki düzenleme kapsamında başvuru yapan şirketlerin açtığı davalarda dava konusu işlemlerin iptal edildiğini, Danıştay Onüçüncü Dairesinin her iki düzenleme uyarınca yapılan başvuru süreçlerini birbirinden ayrı olarak değerlendirdiğini, yerleşik hâle gelen bu içtihada -gerekçesiz şekilde- aykırı karar verildiğini ileri sürerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden şikâyet etmiştir.

24. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun 18/1/2021 tarihinde EPDK'ya yeniden başvurduğunu, başvuru dilekçesinde her iki düzenlemenin birbirini ikame ettiği ve tercih hakkı olmadığı hususunda bilgilendirme yapılmadığından iradesinde hataya sebebiyet verilmesi nedeniyle 6446 sayılı Kanun'un geçici 17. maddesi uyarınca yaptığı başvurudan vazgeçtiğini, vazgeçme talebinin yok hükmünde ve/veya geçersiz sayılarak 6446 sayılı Kanun'un geçici 17. maddesi uyarınca ön lisans verilmesi ile iş ve işlemlerine devam edilmesi talebinde bulunduğunu, anılan talebin reddedildiğini, Kurulun talebin reddi kararına ve itirazın reddi kararına karşı ayrı ayrı dava açıldığını, bu davalardan birinin ise reddedildiğini, kararların henüz kesinleşmediğini belirtmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.

25. Başvuru, adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkı yönünden incelenmiştir.

26. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlık konusunda varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (konuya ilişkin birçok karar arasından bkz. Ahmet Sağlam [2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013).

27. Ancak temel hak ve özgürlüklere müdahalenin söz konusu olduğu durumlarda yargılama mercilerinin takdir ve değerlendirmelerinin Anayasa'daki güvencelere etkisini nihai olarak değerlendirecek merci, Anayasa Mahkemesidir. Bu itibarla Anayasa'da öngörülen güvenceler dikkate alınarak bireysel başvuru kapsamındaki temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğine ilişkin herhangi bir inceleme kanun yolunda gözetilmesi gereken hususun incelenmesi olarak nitelendirilemez (Şahin Alpay (2) [GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, § 53).

28. Başvurucunun Bafra RES ve Simav RES ile Honaz RES projeleri için yaptığı üretim lisansı başvuruları sırasıyla 29/4/2003 ve 14/5/2003 tarihlerinde uygun bulunmuş, ancak uygun bulma kararı çerçevesinde belirlenen yükümlülüklerini süresi içinde yerine getirmediğinden 16/10/2003 ve 30/10/2003 tarihlerinde reddedilmiştir.

29. O tarihte yürürlükteki hâliyle 4628 sayılı Kanun'a dayanan mülga Yönetmelik'e 1/5/2008 tarihli değişiklik ile eklenen geçici 33. maddeyle daha önce Kurul kararı ile lisans verilmesi uygun bulunan ancak uygun bulma kararında belirlenen yükümlülüklerini yerine getiremediği için lisans başvurusu reddedilenlere önceki lisans başvurularının yeniden incelenmesi ve değerlendirilmesi için yeni bir başvuru hakkı verilmiştir (bkz. § 5). Başvurucu, anılan maddenin sağladığı haktan yararlanmak maksadıyla 25/5/2008 tarihinde başvuru yapmıştır.

30. Anılan başvuru neticelendirilmeden kanun değişikliği yapılmış ve 6446 sayılı Kanun yürürlüğe girmiştir. 6446 sayılı Kanun'a 2/8/2013 tarihli değişiklik ile eklenen geçici 17. maddeyle rüzgâr enerjisine dayalı üretim faaliyeti için yapılmış lisans başvurularından EPDK kararı ile lisans verilmesi uygun bulunan ancak uygun bulma kararında belirlenen yükümlülüklerini yerine getiremediği için bu maddenin yürürlük tarihinden önce lisans başvurusu reddedilenlere -diğer bazı şartların yerine getirilmesi hâlinde- önceki başvurularının ön lisans başvurusu olarak kabul edileceği düzenlenmiştir (bkz. § 13). Başvurucu anılan maddenin sağladığı haktan yararlanmak maksadıyla başka bir başvuru daha yapmış, daha sonra başvurusundan vazgeçmiştir.

31. Başvurucu bireysel başvuru formunda, Danıştay Onüçüncü Dairesince yukarıda zikredilen her iki düzenleme uyarınca ayrı ayrı başvuru yapan şirketlerin açtığı davalardan farklı karar verildiğini ileri sürdüğünden öncelikle başvurucunun başvuru formu ekinde sunduğu ve aynı mahiyette olduğunu ileri sürdüğü kararların incelenmesi gerekmektedir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden Danıştay Onüçüncü Dairesinin ilgili kararlarının incelenmesi neticesinde bu kararların mülga Yönetmelik'in geçici 33. maddesi uyarınca yapılan başvurulara TEİAŞ tarafından uygun bağlantı görüşü verilmemesi ve anılan başvuruların askıya alınması işlemlerine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır (ilgili kararlar için bkz. Danıştay Onüçüncü Dairesinin 31/10/2012 tarihli ve E.2010/3721, K.2012/2641; 16/12/2014 tarihli ve E.2011/2129, K.2014/4295; 16/12/2014 tarihli ve E.2010/3457, K.2014/4293 sayılı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/11/2017 tarihli ve E.2015/3395, K.2017/3788 sayılı kararları).

32. Anılan kararların mülga Yönetmelik'in geçici 33. maddesi uyarınca yapılan başvurular üzerine TEİAŞ'ın uygun bağlantı görüşüne dair bir karar vermesinin zorunlu olduğu, görüş vermekten kaçınamayacağı, hareketsiz kalamayacağı, TEİAŞ tarafından yapılması gereken işlemlerin belli bir tarihten sonra yapılacağına ilişkin herhangi bir hükmün bulunmadığı şeklinde değerlendirmeler içerdiği tespit edilmiştir. Başvurucunun emsal olduğunu ileri sürdüğü bir diğer yargı kararı ise 6446 sayılı Kanun'un geçici 17. maddesi uyarınca ön lisans verilmesi talebiyle yapılan başvurunun, başvuru ekinde ibraz edilen belgelerde eksiklik bulunması hâlinde 6446 sayılı Kanun'un uygulanmasına yönelik çıkarılan Yönetmelik'in 13. maddesinin birinci fıkrasında yer alan -gereğine uygun olarak yapılmadığı tespit edilen ön lisans başvurularındaki eksikliklerin on beş iş günü içinde giderilmesinin istenmesi- düzenlemenin uygulanamayacağından bahisle reddedilmesine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. EPDK 6446 sayılı Kanun'un geçici 17. maddesi uyarınca yapılan başvuruyu af başvurusu olarak nitelendirerek ilk kez yapılan bir ön lisans başvurusu olmadığından başvuru ekinde ibraz edilen belgelerde eksiklik bulunması hâlinde eksikliğin giderilmesi için süre verilemeyeceği gerekçesiyle başvurunun reddine karar vermiştir. Danıştay Onüçüncü Dairesi ise 6446 sayılı Kanun ve dayanak Yönetmelikte ön lisans başvuruları arasında "ilk-son başvuru" şeklinde bir ayrıma yer verilmediğine, 6446 sayılı Kanun'un geçici 17. maddesi uyarınca yapılan başvuruların da anılan Kanun'a dayanan Yönetmelik hükümlerinde sağlanan haklardan yararlanması gerektiğine işaret etmiştir (ilgili karar için bkz. Danıştay Onüçüncü Dairesinin 18/6/2019 tarihli ve E.2015/3880, K.2019/2134 sayılı kararı).

33. Başvurucu, istikrar kazanmış içtihadın olduğunu ileri sürmüşse de yukarıda zikredilen kararlardan görüldüğü üzere başvurucunun iddiasının aksine Danıştay Onüçüncü Dairesinin mülga Yönetmelik'in geçici 33. maddesi ile 6446 sayılı Kanun'un geçici 17. maddesi kapsamında yapılan başvuruların birbirinden bağımsız niteliği haiz süreçler olduğuna dair değerlendirmesi bulunmamaktadır. Başvurucu, her iki başvurunun birbirinden farklı olarak değerlendirilmesi gerektiğine dair yargısal içtihat sunamamıştır. Bunun yanında başvurucunun ileri sürdüğü şekliyle bu alanda müstakar hâle gelen bir karar da tespit edilememiştir. Dolayısıyla bu veya benzer iddialara ilişkin olarak yargısal merciler tarafından verilen derin ve süregelen bir içtihat aykırılığının varlığından ya da içtihat farklılığından bahsedilemeyecektir.

34. Mülga Yönetmelik'in geçici 33. maddesi uyarınca başlayan süreç boyunca alınan kararlara karşı dava açma yoluna başvurmadığı tespit edilen başvurucunun, 6446 sayılı Kanun'un geçici 17. maddesi uyarınca yaptığı başvurudan da 6446 sayılı Kanun ile yeni getirilen şartları sağlayamaması nedeniyle ve iradi olarak vazgeçtiğinin (bkz. § 14) altı çizilmelidir.

35. Bu noktada 6446 sayılı Kanun'un geçici 10. maddesinde Kanun'un yürürlüğe girdiği 30/3/2013 tarihine kadar EPDK tarafından sonuçlandırılmamış tüm lisans başvurularının ön lisans başvurusu olarak değerlendirilip sonuçlandırılacağının, anılan Kanun'a dayanan ve 2/11/2013 tarihinde yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin geçici 8. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Kurumca henüz sonuçlandırılmamış olan üretim ve otoprodüktör lisansı başvurularının ön lisans başvurusu olarak değerlendirileceğinin ve bu Yönetmelik'te düzenlenen ön lisans başvurularına ilişkin düzenlemeler çerçevesinde sonuçlandırılacağının kurala bağlandığı belirtilmelidir. Anılan düzenlemelerde sınırlayıcı, kısıtlayıcı veya istisnai bir kayıt ve şarta yer verilmediği, başvurular arasında bir ayrım yapılmadığı görülmektedir.

36. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi, çok istisnai durumlarda temel hak ve özgürlüklerden biri ile doğrudan ilgili olmayan bir şikâyeti kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin yasak kapsamına girmeden inceleyebilir. Açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin temelden sarsıldığı ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvencelerin anlamsız hâle geldiği çok istisnai hâllerde, aslında yargılamanın sonucuna ilişkin olan bu durumun bizatihi kendisi usule ilişkin bir güvenceye dönüşmüş olur. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin, mahkemelerin değerlendirmelerinin usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getirip getirmediğini ve açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin temelden sarsılıp sarsılmadığını incelemesi yargılamanın sonucunu değerlendirdiği anlamına gelmez. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mahkemelerin delillerle ilgili değerlendirmelerine ancak açık bir keyfîlik ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getiren bir uygulama varsa müdahale edebilecektir (Ferhat Kara [GK], B. No: 2018/15231, 4/6/2020, § 149; M.B. [GK], B. No: 2018/37392, 23/7/2020, § 83).

37. Anayasa Mahkemesinin yargı mercilerinin hukuk kurallarıyla ilgili yorumlarından dolayı hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşabilmesi için yorumun açıkça keyfî ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getirecek nitelikte olması, bunun yargılamanın hakkaniyetini zedelemesi gerekir.

38. Başvuru konusu olayda ise başvurucunun uyuşmazlığın çözümü için esaslı nitelikteki iddia ve itirazlarının yargı mercilerinin kararlarında konu ile ilgili makul ve yeterli bir gerekçe ile karşılandığı, yargı mercilerinin yorumlarının usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getiren derecede keyfîlik veya bariz takdir hatası içermediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda başvurucunun iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

40. Başvurucu, aynı durumda olan şirketlere rüzgâr enerjisine dayalı üretim lisansı verilirken başvurusunun reddinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

41. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse, önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/1178, 5/11/2015, §§ 49-54). Bu nedenle öncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü [2. B.], B. No: 2013/382, 16/4/2013, § 26; İhsan Vurucuoğlu [1. B.], B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31).

42. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dahildir (Mahmut Duran ve diğerleri [2. B.], B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

43. Mülkiyet hakkının özel hukukta veya idari yargıda kabul edilen mülkiyet hakkı kavramlarından farklı bir anlam ve kapsamı olup bu alanlarda kabul edilen mülkiyet hakkı, yasal düzenlemeler ile yargı içtihatlarından bağımsız olarak özerk bir yorum ile ele alınmalıdır (Hüseyin Remzi Polge [2. B.], B. No: 2013/2166, 25/6/2015, § 31; Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, § 51).

44. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı; mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahibi olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı, kişinin bu konudaki menfaati ne kadar güçlü olursa olsun Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramı içinde değildir. Bu bağlamda belirtmek gerekir ki Anayasa'nın 35. maddesi soyut bir temele dayalı olarak mülkiyete erişmeyi ve mülkiyeti edinmeyi değil mülkiyet hakkını güvence altına almaktadır. Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda bir ekonomik değer veya icrası mümkün bir alacağı elde etmeye yönelik meşru bir beklenti Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi [1. B.], B. No: 2012/636, 15/4/2014, §§ 36, 37; Mehmet Şentürk [GK], B. No: 2014/13478, 25/7/2017, §§ 41, 53; Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, §§ 52-54).

45. Meşru beklenti objektif temelden uzak bir beklenti olmayıp belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma ihtimalinin yüksek olduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadına ya da ayni menfaatle ilgili hukuki bir işleme dayanan yeterli derecede somut nitelikteki bir beklentidir (Selçuk Emiroğlu [1. B.], B. No: 2013/5660, 20/3/2014, § 28; Mehmet Şentürk, § 42). Dolayısıyla Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ortak koruma kapsamında olan meşru beklentiye dayalı mülkiyet hakkının tespiti mevcut hukuk sisteminde iddia edilen mülkiyet iddiasının tanınmasına bağlı olup bu tespit, mevzuat hükümleri ve yargı kararları ile yapılmaktadır (Üçgen Nakliyat Ticaret Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/845, 20/11/2014, § 37). Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece mülkiyet hakkı kapsamında ileri sürülebilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, § 37).

46. Tüzel kişilerin elektrik piyasasında faaliyet gösterme iznini ifade eden lisansın ekonomik manada mülk teşkil ettiği açıktır ancak başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinin kapsamına giren bir mülkünün varlığının söz konusu olabilmesi için kamu otoriteleri tarafından usulüne uygun olarak başvurucuya lisans verilmiş olması veya lisans verileceğine dair meşru bir beklentisinin bulunması gerekmektedir.

47. Başvurucunun üretim lisansı verilmesi talebiyle yaptığı başvuru daha önce yükümlülüklerini süresi içinde yerine getirmediğinden reddedilmiş, daha sonra ise projelerin yatırıma dönüştürülmesini sağlama, bazı aksamalar nedeniyle gerçekleşmeyen projeleri kazanma amacına yönelik olarak düzenlenen geçici maddelerle başvurucu önceki başvurusunun yeniden incelenme ve değerlendirilmesi imkânını elde etmiştir. Bu düzenlemeler ile üretim lisansı reddedilenlere lisans/ön lisans verildiğinden bahsetmek mümkün değildir. Başvurucuya rüzgâr enerjisine dayalı üretim tesisi kurma izni veren bir lisansın bulunmadığının altı çizilmelidir. Başvurucu açısından kesinleşmiş bir lisans söz konusu değildir. O hâlde başvurucunun lisansının (mevcut mülkünün) bulunduğu söylenemez.

48. Öte yandan başvurucu kendisine lisans verilmesini gerektiren açık bir kanun hükmü veya yerleşik hâle gelen bir içtihadın varlığını gösterememiştir. Buna göre başvurucuya lisans verilmesini gerektiren bir meşru beklenti de bulunmamaktadır.

49. Somut olayda başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamına giren bir ekonomik değeri veya en azından böyle bir değeri elde etme yönünde meşru beklentisi bulunmadığı anlaşılmıştır.

50. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvuruların BİRLEŞTİRİLMESİNE,

B. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 18/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, SADEN ENERJİ ÜRETİM A.Ş., B. No: 2020/36834, 18.02.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 04, sayfa 257–266

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.