İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

İSMAİL KÖSE (2020/36714)

  • Mülkiyet hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, ceza soruşturması kapsamında mal varlığına uygulanan elkoyma tedbiri nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Mülkiyet hakkıSosyal güvenlikİhlalYeniden yargılama

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

İSMAİL KÖSE BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/36714)

 

Karar Tarihi: 20/5/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Selahaddin MENTEŞ

Muhterem İNCE

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Ahmet Faruk TANYILDIZI

Başvurucu

:

İsmail KÖSE

Vekilleri

:

Av. Musab KÖSE

Av. Behice Betül KÖSE

​

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza soruşturması kapsamında mal varlığına uygulanan elkoyma tedbiri nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/10/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

4. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

A.   Bireysel Başvurudan Önceki Süreç

6. Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi silahlı bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve Bakanlar Kurulu tarafından ülke genelinde 21/7/2016 tarihinden itibaren doksan gün süreyle olağanüstü hâl (OHAL) ilan edilmesine karar verilmiştir. Müteaddit defa uzatılan OHAL 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Darbe teşebbüsüne ilişkin süreç, OHAL ilanı, OHAL döneminin gerektirdiği tedbirlere ilişkin detaylı açıklamalar Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri ([GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-20, 47-66) kararında yer almaktadır.

7. Başvurucu hakkında Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanmasına (PDY) üye olma suçundan soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu soruşturmanın başlatıldığı tarihte Yargıtay üyesi olup yapılan soruşturma çerçevesinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) 29/7/2016 tarihinde anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından haklarında soruşturma yürütülen ekli listede gösterilen başvurucu dâhil 196 şüphelinin mal varlığı hakkında elkoyma tedbiri uygulanmasını talep etmiştir.

8. Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik) 1/8/2016 tarihinde Başsavcılığın talebini kabul etmiştir. Hâkimlik tarafından kararın ekinde yer alan diğer şüphelilerle birlikte başvurucunun tüm bankalardaki hesaplarına, tapuda kayıtlı tüm gayrimenkullerine, tüm ulaşım araçlarına ve her türlü hak ve alacaklarına, maaş hesaplarına, son aldıkları maaşları kadar paranın aylık harcamaları için o ay içinde çekmelerine izin verildikten sonra arta kalanı üzerine elkoyma tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararda 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 128. maddesi ile 27/7/2016 tarihli ve 29783 (2. mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (668 sayılı KHK) 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendi dayanak olarak gösterilmiştir.

9. Hâkimlik kararın gerekçesinde; soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelere göre FETÖ/PDY'ye üye oldukları iddiasıyla haklarında soruşturma açılan şüphelilerin bir kısmının tutuklandığı, bir kısmının ise adli kontrol şartı ile serbest bırakıldığı açıklanmıştır. Hâkimlik, tutuklu olan şüphelilerin yakınlarına verdikleri veya vermek istedikleri vekâletnameler ile mal varlıklarını devretmeye çalıştıklarını ifade etmiştir. Hâkimlik, şüphelilerin soruşturmaya konu suçu işlediklerine, mal varlıklarının FETÖ/PDY'nin faaliyetleri neticesinde elde edildiğine ve mal varlıklarını devretmeye çalıştıklarına dair somut delillere dayanan kuvvetli suç şüphesinin bulunduğunu belirtmiştir.

10. Başsavcılık 12/8/2016 tarihinde başvurucu hakkında ifadesinin alınmasına yönelik olarak yakalama kararı çıkarılmasını talep etmiştir. Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliği aynı tarihte talebi kabul ederek adresi belli olmadığı ve aramalara rağmen bulunamadığından ifadesi alınmak üzere başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 98. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca yakalanmasına karar vermiştir.

11. Başvurucu vekili 17/7/2020 tarihinde elkoyma kararına itiraz etmiştir. Hâkimlikçe 17/7/2020 tarihinde itirazın reddine karar verilmiştir. Kararda, soruşturmanın devam ediyor olması ve verilen tedbir kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmaması gerekçe olarak belirtilmiştir.

12. Başvurucu vekili, Hâkimlik kararına 10/8/2020 tarihinde itiraz etmiş; Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliği 17/8/2020 tarihinde itirazın reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararda, Hâkimlik kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmaması gerekçe olarak belirtilmiştir. Anılan karar, başvurucuya 2/9/2020 tarihinde tebliğ edilmiştir.   

B. Bireysel Başvurudan Sonraki Süreç

13. Başsavcılıkça 12/12/2023 tarihinde başvurucunun da aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulundan (MASAK) rapor talep edilmiş, MASAK tarafından 4/1/2024 tarihinde rapor düzenlenmiştir. Söz konusu raporda başvurucuya ait dört adet taşınmaz yevmiye kaydının bulunduğu, sahibi olduğu mal varlığını suçtan elde ettiğine dair somut verilere ulaşılamadığı, nihai değerlendirmenin Başsavcılıkça yapılabileceği değerlendirilmiştir. MASAK raporunda ayrıca başvurucunun Asya Katılım Bankasındaki hesap bilgilerine ve başvurucunun para transferi ilişkisinde bulunduğu T.E.D.nin silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yapılan soruşturma kapsamında aranan kişilerden olduğu tespitine değinilmiştir.

14. Başvurucu, kolluk görevlilerince Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliğince 2016 yılında verilen yakalama kararı uyarınca 4/1/2025 tarihinde yakalanmıştır. 8/1/2025 tarihinde Başsavcılık tarafından ifadesi alınarak tutuklamaya sevk edilen başvurucunun Hâkimlikçe sorgusu yapılmış ve aynı tarihte tutuklanmasına karar verilmiştir. Hâkimlik tutuklama kararının gerekçesinde; başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair tevil yollu ikrarı içeren savunma yaptığını, savunmasında ByLock programını indirip kurduğunu kabul ettiğini, hakkındaki tanık beyanları, HTS kayıtları, kolluk tutanakları ve tüm dosya kapsamına göre şüphelinin atılı suçu işlediği yönünde kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğunu, 2016 yılında hakkında çıkarılan yakalama kararına rağmen yaklaşık dokuz yıl kaçak olarak yaşadığını, somut kaçma şüphesinin bulunduğunu belirtmiştir. Yürütülen soruşturma neticesinde başvurucu hakkında FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan kamu davası açılmış, ceza yargılaması Yargıtay 3. Ceza Dairesince (Daire) ilk derece mahkemesi sıfatıyla yürütülmüştür. Dairece 10/4/2025 tarihli celsede başvurucu hakkındaki mal varlığına konulan tüm tedbirlerin 5271 sayılı Kanun'un 128. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir.

15. Dairece yürütülen yargılama neticesinde başvurucu hakkında FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan 27/11/2025 tarihinde mahkûmiyet kararı verildiği, yargılamanın temyiz incelemesinde olduğu tespit edilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

16. 5271 sayılı Kanun’un "Taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma" başlıklı 128. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait;

a) Taşınmazlara,

b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına,

c) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba,

d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklara,

e) Kıymetli evraka,

f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık paylarına,

g) Kiralık kasa mevcutlarına,

h) Diğer malvarlığı değerlerine,

Elkonulabilir. Somut olarak belirlenen Bu taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktan başka bir kişinin zilyetliğinde bulunması halinde dahi, elkoyma işlemi yapılabilir. (Ek cümle: 21/2/2014 – 6526/10 md.) Bu madde kapsamında elkoyma kararı alınabilmesi için ilgisine göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Mali Suçları Araştırma Kurulu, Hazine Müsteşarlığı ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumundan, suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınır. Bu rapor en geç üç ay içinde hazırlanır. Özel sebepler zorunlu kıldığında bu süre talep üzerine iki ay daha uzatılabilir.

(2) Birinci fıkra hükmü;

a) Türk Ceza Kanununda tanımlanan;

…

18. (Değişik: 2/12/2014-6572/41 md.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),

...      hakkında uygulanır"

(3) Taşınmaza elkonulması kararı, tapu kütüğüne şerh verilmek suretiyle icra edilir.

(4) Kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen elkoyma kararı, bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur.

(5) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba elkonulması kararı, teknik iletişim araçlarıyla ilgili banka veya malî kuruma derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili banka veya malî kuruma ayrıca tebliğ edilir. Elkoyma kararı alındıktan sonra, hesaplar üzerinde yapılan bu kararı etkisiz kılmaya yönelik işlemler geçersizdir.

...

(7) Hak ve alacaklara elkoyma kararı, ilgili gerçek veya tüzel kişiye teknik iletişim araçlarıyla derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili gerçek veya tüzel kişiye ayrıca tebliğ edilir.

...”

17. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;

...

i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,

j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.

(2) Birinci fıkranın (e) ve (f) bentlerinde belirtilen kararları veren merciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen karara geçirilir.

(3) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.

(4) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder."

18. 5271 sayılı Kanun'un 142. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.

(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır."

19. 668 sayılı KHK'nın "Soruşturma ve kovuşturma işlemleri" başlıklı 3. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince;

...

(ı) 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesi uyarınca yapılacak elkoymaya, maddenin birinci fıkrasında belirtilen rapor alınmadan, sulh ceza hâkimliğince karar verilebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı da elkoymaya karar verebilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, beş gün içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren on gün içinde açıklar; aksi halde elkoyma kendiliğinden kalkar.

..."

B. Uluslararası Hukuk

20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez."

21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), suç isnadına bağlı olarak yapılan elkoyma işlemlerini Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamında değerlendirmektedir. AİHM'e göre kamu makamlarınca kişilerin mülküne el konulması mülkiyet hakkına müdahale teşkil etmektedir. AİHM, bu suretle yapılan müdahalenin mülkiyetin kullanılmasının kontrolüne ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelenmesi gerektiği görüşündedir (Raimondo/İtalya, B. No: 12954/87, 22/2/1994, § 27; Andrews/Birleşik Krallık (k.k.), B. No: 49584/99, 26/9/2002; Adamczyk/Polonya (k.k.), B. No: 28551/04, 7/11/2006; JGK Statyba Ltd ve Guselnikovas/Litvanya, B. No: 3330/12, 5/11/2013, § 117). Buna göre elkoyma işlemiyle başvurucu, mülkünden tamamıyla yoksun bırakılmamakta, başvurucunun mülkünden yararlanması veya tasarrufta bulunması geçici olarak sınırlandırılmaktadır. AİHM ayrıca elkoyma işleminin -kimi durumlarda- muhtemel bir müsadere kararının uygulanmasını güvence altına almaya yönelik olarak geçici bir tedbir şeklinde uygulandığına da dikkat çekmektedir (Rafig Aliyev/Azerbaycan, B. No: 45875/06, 6/12/2011, § 118).

22. AİHM, elkoyma yoluyla yapılan müdahalenin öncelikle iç hukukta yeterli bir temelinin olması ve kamu yararına dayalı meşru bir amacı içermesi gerektiğini kabul etmektedir (Ali Esen/Türkiye, B. No: 74522/01, 24/7/2007, § 32). Nitekim Viktor Konovalov/Rusya (B. No: 43626/02, 24/5/2007) kararında, iç hukukta bu konuda bir düzenleme bulunmadığı hâlde el konulan aracın nihai karar beklenmeden satılması suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi anlamında hukuka dayalı olma gerekliliğini karşılamadığı sonucuna varmıştır (Viktor Konovalov/Rusya, §§ 38-47). Bununla birlikte AİHM, elkoyma yönünden kamu makamlarının geniş bir takdir yetkisi olduğunu kabul etmektedir (Dzinic/Hırvatistan, B. No: 38359/13, 17/5/2016, § 68). AİHM ayrıca muhtemel bir müsadere için elkoyma tedbirinin uygulanmasının kamu yararına dayalı olup meşru bir amacı da içerdiğini sıklıkla içtihatlarında belirtmektedir (Borzhonov/Rusya, B. No: 18274/04, 22/1/2009, § 58; East West Alliance Limited/Ukrayna, B. No: 19336/04, 23/1/2014, § 187).

23. AİHM'e göre mülkün kamu yararına kullanılmasının kontrolü kapsamında mülke el konulması hususunda devletlerin geniş bir takdir yetkisi bulunmakla birlikte bu yetkinin tanınması, kişilerin mülkünden geçici süreyle de olsa yoksun bırakılması gibi ağır bir sonuca da yol açmaktadır. Bu nedenle başvurucunun mülkiyet hakkına elkoyma suretiyle yapılan müdahalenin keyfî veya öngörülemez olmaması için usule ilişkin bazı güvenceler öngörülmelidir. AİHM, özellikle elkoyma ve müsadere yoluyla yapılan müdahaleler yönünden verdiği kararlarında keyfî müdahalelerden korunmak amacıyla mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden bu önlemlerin kanun dışı veya keyfî ya da makul olmayan şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının kişilere tanınması güvencesinin sağlanması gerektiğini belirtmektedir. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününe bakılarak yapılmalıdır (AGOSI/Birleşik Krallık, B. No: 9118/80, 24/10/1986, § 60; Saccoccia/Avusturya, B. No: 69917/01, 18/12/2008, § 89; elkoyma ile ilgili kararlar için bkz. Dzinic/Hırvatistan, § 68; Borzhonov/Rusya, §§ 60, 61).

C. Yargıtay Kararları

24. Koruma tedbirlerinden olan elkoyma tedbirine dayalı tazminat istemine ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 5/11/2025 tarihli ve E.2022/4121, K.2025/7691 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:

"...Tazminat davasına konu Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/3971 D.İş sayılı kararı ile 29.07.2016 tarihinde davacının malvarlığına tedbir konulmasına karar verildiği, Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 21.11.2016 tarihli 2016/6195 D.İş sayılı kararı ile malvarlıklarına ilişkin tedbir kararlarının kaldırıldığı, uygulanan tedbir kararının 5271 sayılı Kanun'un 128 inci maddesinin birinci ve ikinci maddesi ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince verildiği, davacının tazminat talebinin CMK'nın 141/1-j maddesi uyarınca banka maaş hesabına bloke konulması dolayısıyla parasını kullanamadığı ve faiz gelirinden yoksun kaldığına yönelik olduğu dikkate alındığında davacının maaş hesabında tedbir tarihi itibarıyla ne kadar paranın olduğu, tedbir kararının kaldırılmasından sonra iade edilen miktarın ne kadar olduğu, yasal faiz işletilip işletilmediği araştırılarak el konulan paraya faiz işletilmemiş ise; bilirkişi marifetiyle bu döneme ilişkin uygulanacak yasal faizin tespiti ile maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesi gerektiği..."

25. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 18/9/2023 tarihli ve E.2021/6203, K.2023/2985 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:

"...Davacının tazminat sebebinin zamanında geri verilmemeye ilişkin olduğu, dava dosyası içerisinde yer almayan tazminata konu el koyma işlemlerinin denetime elverişli olacak şekilde aslının ya da onaylı örneğin dosya içerisine alınması, el konulan eşyaların net olarak belirlenmesinden sonra davacının eşyalarına el konulması nedeniyle uğradığı zarar olup olmadığı belirlenerek CMK'nın 141/1-j maddesindeki "zamanında geri verilmeyen" koşullarının oluşup oluşmadığının karar yerinde tartışılması suretiyle hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve araştırma neticesinde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Anayasa Mahkemesinin 20/5/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

27. Başvurucu; mal varlığına uygulanan elkoyma tedbiri nedeniyle bakmakla yükümlü olduğu ailesinin ekonomik olarak zor durumda bırakıldığını, kaçak olan kişilerin yargılanması esnasında ailesinin yoksulluğa düşmemesi için mal varlığı üzerindeki tedbirin kaldırılması gerektiğini, kendisinin yakalanmasını sağlamak amacıyla konulan ekonomik tedbirlerin ailesi için cezaya dönüştüğünü, emekli maaşının üzerine bloke konulmasının hukuka aykırı olduğunu, avukatına bıraktığı vekâletname üzerinde de bloke bulunduğunu, bu kapsamda mülkiyet, adil yargılanma hakları ile suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

28. Bakanlık görüşünde; başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yakalama kararı bulunduğu, başvurucunun firari olduğu ve bu nedenle hakkındaki yakalama ve elkoyma kararlarının devam ettiği açıklanmıştır. Elkoyma kararının şartları oluşmadığı iddiası 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi uyarınca tazminat davasında ileri sürülebileceğinden başvurucunun öncelikle etkili başvuru yollarını tüketip tüketmediğinin değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Ayrıca başvurucunun emekli maaşına bloke konulduğu iddiasına ilişkin olarak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanlığına yazı yazarak ilgili bilgi ve belgeleri talep ettiği, SGK'nın cevabi yazısından başvurucunun vekili aracılığıyla 6/9/2016 tarihinde emeklilik talebinde bulunduğunun, 12/10/2016 tarihinde başvurucunun çalıştığı kurumdan emeklilik işlemlerinin başlatılabilmesi için gerekli bilgi ve belgelerin istendiğinin, söz konusu bilgi ve belgelerin 24/1/2017 tarihinde iletildiğinin, başvurucuya 15/9/2016 tarihinden başlamak üzere emeklilik aylığı bağlandığının ve 123.537,14 TL emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiğinin, emeklilik talebi ve aylık bağlama tarihleri (15/9/2016-31/10/2019) arasında geçen süre için ayrıca 265.081,46 TL tahakkuk ettirildiğinin ancak söz konusu ödemelerin tahsil edilmemesi nedeniyle iade edildiğinin anlaşıldığı belirtilmiştir. Söz konusu yazıda ayrıca 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 97. maddesinin dördüncü fıkrasına göre, bağlanan aylık ve ödemelerini aralıksız on iki ay boyunca tahsil etmeyenlerin aylıklarının SGK'nın “Gelir/Aylık Ödemeleri ve İadeleri Hesabı”na aktarıldığı, bu duruma ilişkin bilginin başvurucunun Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi'nde kayıtlı adresi bulunmadığından eski adresine ve emekli olduğu Kuruma gönderildiği belirtilmiştir. SGK tarafından ayrıca aylık ve gelirlerin ödenmesine ilişkin olarak başvurucunun Kurumlarına müracaatta bulunmadığı ancak bireysel başvuru yaptıktan sonra ödemelerin başvurucunun D. Bank Etimesgut Şubesindeki hesabına gönderilmesi için işlemlerin başlatıldığı bildirilmiştir.

29. Başvurucu vekili; Bakanlık görüşüne karşı beyanında her ne kadar SGK tarafından emekli maaşı üzerinde bloke bulunmadığı belirtilmişse de başvurucunun emeklilik işlemlerini vekil olarak kendisinin başlattığını, emekli ikramiyesinin ve maaşlarının başvurucunun banka hesabına yatırıldığını ancak Hâkimliğin 1/8/2016 tarihli kararıyla banka hesaplarına elkoyma tedbiri uygulandığını, dolayısıyla banka hesabına yatırılan emekli ikramiyesi ve emekli maaşlarının söz konusu tedbir nedeniyle bankadan çekilemediğini belirtmiştir. Başvurucu vekili ayrıca emeklilik işlemlerini takip ederken vekâletnamenin aslını SGK'ya verdiğini, SGK tarafından vekâletnamenin aslının kendisine iade edilmediğini, ilgili noterden vekâletnamenin onaylı bir suretini istediğini ancak Başsavcılığın vekâletname üzerinde bloke kararı olması nedeniyle onaylı suretinin verilmeyeceğinin bildirildiğini, bu şekilde vekâletname üzerinde de bloke işleminin uygulandığını öğrendiğini, banka hesaplarındaki blokenin kaldırılması durumunda dahi vekâletname olmadığı için paranın çekilemeyeceğini vurgulamıştır.

30. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvuruda bulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu zorunlu kılar (Necati Gündüz ve Recep Gündüz [1. B.], B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher Ergun ve diğerleri [1. B.], B. No: 2012/13, 2/7/2013 § 26).

31. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir hukuk yoludur. Bu nedenle kanunlarda yer alan idari ve yargısal başvuru yollarının bireysel başvurudan önce tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemelerinde, olağan kanun yolları ile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetim mekanizması çerçevesinde giderilememesi durumunda başvurulabilir. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dile getirilmeyen iddialar Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (Bayram Gök [2. B.], B. No: 2012/946, 26/3/2013, §§ 16-20).

32. Ancak belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuru yolları ibaresinin başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili başvuru yolları olarak anlaşılması gerekmektedir. Ayrıca başvuru yollarını tüketme kuralı ne kesin ne de şeklî olarak uygulanabilir olup bu kurala uyulmasının denetlenmesinde münferit başvurunun koşullarının dikkate alınması esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru yollarının varlığının değil aynı zamanda bunların uygulama şartları ile başvurucunun kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Bu nedenle başvurucunun, kendisinden başvuru yollarının tüketilmesi noktasında beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediğinin başvurunun özellikleri dikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A. [1. B.], B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28; Işıl Yaykır [2. B.], B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 42).

33. Başvuru konusu olayda başvurucunun mal varlığına 1/8/2016 tarihinde elkoyma tedbiri uygulanmıştır. Başvurucu hakkında yürütülen yargılama sırasında 10/4/2025 tarihinde ise Dairece mal varlığına konulan tüm tedbirlerin kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Başvurucu, mal varlığına uygulanan elkoyma tedbiri nedeniyle zarara uğradığını iddia etmektedir.

34. Başvurucunun iddia edilen ihlalin tespitini ve tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise öncelikle bu yolu tüketmesi zorunludur. Bu durumda 5271 sayılı Kanun’un 141. ve 142. maddelerinde öngörülen tazminat yolunun başvurucunun şikâyetleri açısından tüketilmesi gereken bir yol olup olmadığının incelenmesi gerekir.

35. 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (j) bendinde, eşyasına veya diğer mal varlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı hâlde el konulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer mal varlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen kişiler için tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır (benzer değerlendirmeler için bkz. Nuray Işık [2. B.], B. No: 2014/7561, 28/9/2016, §§ 33-35).

36. AİHM içtihatlarında da değinildiği üzere temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla öngörülen mekanizmaların sadece teoride mevcut olması yeterli olmayıp bu mekanizmaların özellikle pratikte de ulaşılabilir ve etkin olması gerekmektedir (Tanrıkulu/Türkiye, B. No: 23763/94, 8/7/1999, § 76).

37. Somut olayda başvurucunun mal varlığına uygulanan elkoyma tedbiri yargılama yürütülürken Dairece kaldırılmıştır. Bu kapsamda başvurucu, elkoyma tedbiri nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararlara yönelik olarak 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesine dayanarak tazminat talebinde bulunma imkânına sahiptir. Anılan Kanun’un 141. maddesi ile öngörülen hukuk yolunun Yargıtayın yerleşik içtihatları uyarınca teoride ve pratikte başarı şansı sunan etkili bir yol olduğu anlaşılmaktadır (Yargıtay kararları için bkz. §§ 24, 25). Bu kapsamda hâlihazırda etkin ve erişilebilir bir çözüm imkânı sunan hukuk yoluna başvurulmaksızın bireysel başvurunun incelenmesi, bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesi gereği mümkün değildir.

38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 20/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, İSMAİL KÖSE, B. No: 2020/36714, 20.05.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 265–273

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.