Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
F.A. (2) (2020/36278)
- Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, mahpusun kapalı görüşlerinin dinlenmesi ve kaydedilmesi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı | Haberleşme-ceza infaz kurumu uygulamaları (sakıncalı mektup hariç) | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
F.A. BAŞVURUSU (2) |
|
(Başvuru Numarası: 2020/36278) |
|
|
|
Karar Tarihi: 10/2/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Yıldız SEFERİNOĞLU Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR Metin KIRATLI |
|
Raportör |
: |
Yücel ARSLAN |
|
Başvurucu |
: |
F. A. |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, mahpusun kapalı görüşlerinin dinlenmesi ve kaydedilmesi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 5/11/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu, başvuru tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Silivri 7 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Kurum) kalmaktadır. Başvurucu, kapalı ve açık görüşlerin kayıt altına alınması nedeniyle haklarının ihlal edildiğini belirterek Silivri 2. İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) şikâyet başvurusunda bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği 18/9/2020 tarihinde kapalı görüşlerinin dinlenilmesi ve kaydedilmesine ilişkin olarak talebin kabulüne, açık görüşlerin video ile kayıt altına alınmasına ilişkin talebin ise reddine karar vermiştir.
6. Kararın gerekçesinde; Anayasa Mahkemesinin Eşref Köse ([1. B.], B. No: 2017/38098, 3/6/2020) kararına atıfta bulunularak kapalı görüşlerin dinlenmesi ve teknik araçlarla kaydedilmesi ve bu kayıtların daha sonradan mahpusların aleyhine kullanılması ihtimalinin olduğu, bu işlemin kanuni bir dayanağının bulunmadığı, uygulama kapsamının sadece idarenin geniş takdir yetkisine bırakılmasının haberleşmenin gizliliği, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına yönelik ağır bir müdahale niteliği taşıdığı belirtilmiştir. Kararda ayrıca açık görüşlerin video ile kayıt altına alınmasının 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 8. maddesine uygun olarak yerine getirildiği, yapılan video kaydının kurum güvenliği ve firarların önlenmesi amacıyla alınan fiziki tedbirlerden biri olduğu ifade edilmiştir.
7. Başvurucunun bu karara itirazını Silivri Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) kararın usul ve yasaya uygun olduğu ve verilen kararın gerekçesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığını belirterek 19/10/2020 tarihinde reddetmiştir.
8. Nihai karar başvurucu tarafından 4/11/2020 tarihinde öğrenilmiştir.
9. Başvurucu 5/7/2021 tarihinde denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle tahliye edilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
10. Uyuşmazlık Mahkemesinin 22/12/2025 tarihli ve E.2025/385, K.2025/814 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"44. Dava, davacının kapalı ceza infaz kurumunda eğitim, spor, haftalık telefon görüşmesi, aylık açık görüş vb haklarının verilmemesi şeklindeki uygulamalardan kaynaklanan mahrumiyet ve dolayısı ile hak kaybına sebep olan işlemler nedeniyle zarara uğradığından bahisle açıldığından, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 141 ve devamı maddelerinde öngörülen koruma tedbirleri nedeniyle açılmış bir davadan söz edilemeyeceği gibi 4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu'nun amacı, kapsamı ve 4. maddesinde öngörülen şikayetleri incelemekle sayma suretiyle özel olarak görevlendirilen infaz hakimliğinin görevi kapsamında da bulunmamaktadır.
45. İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu kurala bağlayan Anayasa'nın 125. maddesine göre; idare işlevi ifa edilirken personelinin davranışları nedeniyle verilen zararları idarenin hizmet kusuru esasına göre tazmin etmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk veya aksaklık ile personeli üzerindeki gözetim ve denetim görevinin gereği gibi yerine getirilmemesi sonucunda hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi idarenin hizmet kusuruna dayalı tazmin sorumluluğunun doğmasına yol açar. İdarenin bu hukuki sorumluluğundan kaynaklanan uyuşmazlıkların görüm ve çözümünde kural olarak idarî yargı mercileri görevlidir.
46. Bu itibarla, 1721 sayılı Kanun, 5275 sayılı Kanun ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve ilgili mevzuat ile Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü'ne ceza infaz kurumları ve burada bulunan hükümlü ve tutuklulara yönelik olarak verilen görev ve yetkilerin kullanılması ya da kullanılmaması nedeniyle ortaya çıkan mahrumiyet ve dolayısı ile hak kaybına sebep olan işlem ve eylemlerinden kaynaklandığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın, hizmet kusuru esasına göre tazmini istemiyle açılan davanın idare hukuku esaslarına göre idarî yargı merciince çözümlenmesi gerekmektedir."
11. Bursa Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin 22/11/2024 tarihli ve E.2023/2621, K.2024/3373 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Davacı tarafından, ...Kapalı Ceza İnfaz Kurumu bünyesinde hükümlü olarak bulunduğu dönemde yakınları ile yaptığı kapalı görüşlerin dinlendiği ve kayda alındığı ileri sürülerek, meydana gelen olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle, uğradığı maddi ve manevi zararlarının karşılanması talebiyle yaptığı başvurunun reddine dair ... Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü işleminin iptali ile, söz konusu süreçte uğradığı zararlarının karşılığı olmak üzere 500 TL maddi ve 400.000 TL manevi tazminatın, hak ediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davada, maddi tazminat istemi yönünden yapılan değerlendirmede; davacının ... söz konusu uygulama nedeniyle ... yaptığı başvurular esnasında 2019 yılı Eylül ve Kasım ayları arasında kırtasiye masrafı olarak harcanan tutarın karşılığı olarak uğradığını ileri sürdüğü ve tahsilini istediği maddi zararlarını ve bu zararlarının toplam tutarını açıkça ve şüpheye yer verilmeyecek biçimde ispata elverişli bilgi ve belgelerin dava dosyasına sunulamamış olması sebebiyle, ... iddia ettiği maddi zararlarını ispatlayamadığı ..., manevi tazminat istemi yönünden yapılan değerlendirmede; davacının ... İnfaz Kurumu bünyesinde hükümlü olarak bulunduğu dönemde yakınları ile yaptığı kapalı görüşlerin dinlendiği ve kayda alındığı iddiaları ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı bireysel başvuruda, Mahkemece davacının haberleşme hürriyeti ile özel hayata ve aile hayatına saygı haklarının ihlal edildiğine karar verildiği görülmekte olup, söz konusu hak ihlaline neden olan anılan kurum uygulamasının... idarenin hizmet kusuru olarak nitelendirilmesi gerektiği ve bahse konu uygulama nedeniyle haberleşme hürriyeti ile özel hayata ve aile hayatına saygı haklarının ihlal edildiği anlaşılan davacının, idarenin hizmet kusuru nedeniyle anılan süreçte yaşadığı elem ve üzüntünün kısmen de olsa hafifletilebilmesi amacıyla toplam 20.000 TL manevi tazminatın, davalı idareye başvuru tarihi olan 30.05.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği kanaatine varıldığı,... davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 20.000 TL manevi tazminatın, davalı idareye başvuru tarihi olan 30.05.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin (380.000 TL) manevi tazminat isteminin reddine ilişkin Eskişehir 2. İdare Mahkemesi'nin ...kararının;... istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir....Dosyadaki belgeler ile istinaf dilekçelerindeki iddiaların incelenmesinden; istinaf başvurularına konu kararın ve dayandığı gerekçelerin hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varılmıştır."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
12. Anayasa Mahkemesinin 10/2/2026 tarihinde yaptığı toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım Talebi
13. Başvurucu, adli yardım talebinde bulunmuştur.
14. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay ([2. B.], B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkı ile Haberleşme Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
15. Başvurucu; kapalı görüşlerin teknik araçlarla dinlenilmesi ve kayda alınması yönünden şikâyetinin İnfaz Hâkimliğince kabulüne karar verildiğini, söz konusu kararda da ayrıntılı şekilde izah edildiğine değinerek dört yıl boyunca kanunilik, meşru amaç ve demokratik toplumda gerekli olma şartları gerçekleşmeden kapalı görüşlerin dinlenildiğini ve kayda alındığını belirtmiştir. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğince kabulüne karar verilen talebine esas teşkil eden söz konusu iddialarına dayanarak özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve belirtilen sürede gerçekleşen hak ihlalinin tespiti ile manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru formunda İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi tarafından başvurucunun talebinin reddine karar verilen hususlar dile getirilmemiştir.
16. Bakanlık görüşünde, başvurucunun açık ve kapalı görüşlerinin dinlenilip kaydedilmesi akabinde denetiminin yapılarak en geç bir yıl içinde silindiği hususuna mağdur sıfatı bakımından yapılacak inceleme bağlamında dikkat çekilmiştir. Başvurucunun somut olayda açık ve kapalı görüşlerinin dinlenilip kaydedildiğine ilişkin iddiasına yönelik sunduğu bir dilekçenin mevcut olmadığı ve kapalı görüşlerinin dinlenilip kaydedilmesine yönelik olarak idari mercilere usulüne uygun olarak yaptığı bir müracaat görünmediği hususu da olağan kanun yollarının tüketilmesi bakımından yapılacak inceleme kapsamında Anayasa Mahkemesinin dikkatine sunulmuştur.
17. Bakanlık görüşünde esas yönünden ise başvurucunun yapmış olduğu telefon görüşmelerinin kayıt altına alındığı ve Kurumda barındırıldığı süre içinde yapmış olduğu kapalı telefon görüşlerinin silinerek 8/8/2023 tarihinde tutanak altına alındığı belirtilmek suretiyle başvurucunun özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.
18. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru dilekçesindeki iddialarını tekrarlamış; bu iddialarına ek olarak ise duruşma talep etmesine rağmen Ağır Ceza Mahkemesince dosya üzerinden karar verildiğini, Cumhuriyet savcısının görüşünün kendisine bildirilmediğini ve bu suretle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca beyanında, başvuru dilekçesinde talep ettiği 100.000 TL manevi tazminat miktarının 500.000 TL olarak güncellenmesini istemiştir.
2. Değerlendirme
19. Başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 20. ve 22. maddelerinde güvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
20. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği, Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikle yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek [1. B.], B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
21. İncelenen olayda başvurucu dört yıl boyunca kapalı görüşlerinin dinlenip kayda alınması nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve bunun İnfaz Hâkimliğinin kararıyla da tespit edildiğini belirtmiştir. Başvurucunun Anayasa Mahkemesi önünde ileri sürdüğü iddialarına ilişkin olarak İnfaz Hâkimliğinin 18/9/2020 tarihli kararıyla (bkz. § 5) Anayasa Mahkemesinin Eşref Köse kararı çerçevesinde ileriye dönük olarak özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlaline ilişkin durumun ortadan kaldırıldığı anlaşılmaktadır.
22. Başvurucunun şikâyetinin kabulüne ilişkin söz konusu karar sonrasında kapalı görüşlerinin teknik araçlarla dinlendiği ve kayda alındığı döneme dair maddi ve/veya manevi zararlarının giderilmesi amacıyla herhangi bir idari veya yargısal başvuru yolunu tükettiğine yönelik bilgi veya belge sunmadığı görülmüştür. Dolayısıyla başvurucunun özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddiasını öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmediği, olağan kanun yollarının tüketilmesi konusunda gerekli özeni göstermeyerek bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.
23. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,
C. Başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 10/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, F.A. (2), B. No: 2020/36278, 10.02.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 03, sayfa 148–152
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.