Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
TEVFİK VURAL (2020/36165)
- Mülkiyet hakkı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi ve kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Mülkiyet hakkı | Kamulaştırma bedeli, kamu yararı | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
| Mülkiyet hakkı | Kamulaştırmada değer kaybı | İhlal | Yeniden yargılama |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
TEVFİK VURAL BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2020/36165) |
|
|
|
Karar Tarihi: 5/5/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR Metin KIRATLI |
|
Raportör |
: |
Nur Hilal MERMER |
|
Başvurucu |
: |
Tevfik VURAL |
|
Vekili |
: |
Av. Suat SERT |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi ve kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu; İzmir'in Kemalpaşa ilçesi, Aşağı Mahallesi'nde bulunan 153 ada 118 parsel sayılı taşınmazın malikidir. Karayolları Genel Müdürlüğü (İdare) tarafından başvurucuya ait taşınmazın 2.693,47 m²lik kısmının Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu Projesi kapsamında kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Kıymet takdiri sonucunda belirlenen bedele ilişkin taraflar arasında uzlaşma sağlanamaması üzerine İdare Kemalpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) başvurucu aleyhine kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açmıştır.
3. Mahkemece yapılan keşifler neticesinde düzenlenen bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın kullanım ve imar durumu dikkate alındığında 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planında tarımsal niteliği korunacak alanlar kapsamında kaldığı, belediye hizmetlerinden yararlanmadığı, belediyenin gelişme yönünde olmadığı, etrafında meskûn mahal bulunmadığı, organize sanayi bölgesi dışında olduğu, en yakın yerleşim yerine 600 metre uzaklıkta bulunduğu, imar parseli olmadığı hususları dikkate alınarak taşınmazın arazi/tarla vasfında olduğu kabul edilmiştir. Öte yandan taşınmazın kuru tarım arazisi niteliğinde olduğunun anlaşılması nedeniyle buğday, kavun münavebesi dikkate alınarak kamulaştırma bedelinin tespit edildiği açıklanmıştır.
4. Sonuç olarak Mahkemece taşınmazın m² değeri 40,92 TL olarak hesaplanmış, kamulaştırma bedeli 114.382,44 TL olarak belirlenerek davanın kabulüne ve taşınmazın tapu kaydının iptali ile İdare adına tesciline karar verilmiştir. Taraflarca temyiz edilen Mahkeme kararı Yargıtay 5. Hukuk Dairesince (Daire) 27/6/2019 tarihinde onanmıştır. Tarafların karar düzeltme talepleri üzerine ise Daire, Mahkeme kararının vekâlet ücreti yönünden düzeltilmesi suretiyle onanmasına karar vermiştir.
5. Başvurucu, nihai kararı 9/10/2020 tarihinde öğrendikten sonra 9/11/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
6. Komisyon makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilemez olduğuna, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
7. Başvurucu, kamulaştırılan taşınmazın arsa vasfında olduğunu ancak gerekçesiz olarak arazi/tarla vasfında kabul edilerek kamulaştırma bedelinin hesaplandığını belirtmiştir. Aynı nitelikte olan komşu taşınmaz hakkında görülen bedel ve tescil davasında taşınmazın m² birim değerinin 262 TL olarak tespit edildiğini, kendilerine ait taşınmazın ise m² birim değerinin 40,92 TL olarak belirlendiğini ifade etmiştir. Taşınmazın bulunduğu ilçede en çok kiraz ve zeytin yetiştirildiğini, buna rağmen yerleşik Yargıtay içtihadına aykırı olarak buğday, kavun münavebesi dikkate alınarak hesaplama yapıldığını, böylece kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiğini, kamulaştırma bedelinin yedi yılın sonunda yasal faiz uygulanarak ödendiğini ve bedelin değer kaybına uğradığını iddia etmiştir. Sonuç olarak başvurucu, açıklanan nedenlerle mülkiyet hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
8. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, kamulaştırma bedelinin ödenmesi hâlinde başvurucunun mağdur sıfatının devam edip etmediğinin değerlendirilmesi gerektiği, diğer hak ihlali iddialarının ise kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru formunda belirtilen iddialarını yinelemiştir.
9. Başvuru, mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.
A. Kamulaştırma Bedelinin Düşük Belirlenmesi Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
10. Anayasa Mahkemesi kamulaştırma bedelinin/kamulaştırmasız el atma tazminatının taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığı yönündeki şikâyetleri daha önce çeşitli kararlarında mülkiyet hakkı kapsamında incelemiştir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi Mehmet Akdoğan ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013), Mukadder Sağlam ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2013/2511, 22/1/2015), Abdülkerim Çakmak ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2014/1964, 23/2/2017), Ali Taşgeldi ([2. B.], B. No: 2018/30814, 16/11/2021) ve Hilmi Kocabey ([1. B.], B. No: 2019/21192, 21/5/2024) kararlarında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu kararlarda taşınmaz bedelinin tespitinin teknik ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bedel tespitinin uzman mahkemelerin ve Yargıtayın bu konudaki uzman dairelerinin yetki ve görevinde olduğunu, Anayasa Mahkemesinin görevinin taşınmazın bedelinin tespiti yönteminin gerçek bedelin ödenmesini temin edip etmediğini incelemekten ibaret bulunduğunu vurgulamıştır. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin bir temyiz mercii olmadığına, inceleme yetkisinin sınırlı olduğuna ve bir temyiz mercii gibi hareket ederek mahkeme kararlarını her yönüyle hukuka uygunluk denetimine tabi tutmayacağına dikkat çekmiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 46. maddesi uyarınca kamulaştırma bedeli olarak gerçek değerin ödenmesi mülkiyetten yoksun bırakılan malikler için anayasal bir güvencedir. Bu madde ışığında Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine göre müdahalenin ölçülü olabilmesi için gerçek değerin ödenmesini sağlayabilmek amacıyla gerekli usule ilişkin güvencelerin etkili bir biçimde uygulanması, mahkemelerin ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gerçek değeri belirlemeleri gerekir.
11. Başvuruya konu olayda başvurucuya ait olup kamulaştırılan taşınmazın arazi/tarla vasfında olduğu kabul edilerek net gelir yöntemine göre kamulaştırma bedelinin tespit edildiği anlaşılmıştır. Mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporlarında taşınmazın imar ve kullanım durumu detaylı olarak açıklanmış (bkz. § 3), bu açıklamalar ışığında taşınmazın tarım arazisi vasfında kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Başvurucunun bilirkişi raporundaki açıklamaların aksini ortaya koyacak veya farklı değerlendirme yapmayı gerektirecek bilgi ve belge sunmadığı da dikkate alındığında hükme esas alınan bilirkişi raporlarında ve Mahkeme kararında taşınmazın arazi/tarla vasfı taşıdığına ilişkin ilgili ve yeterli gerekçe bulunduğu değerlendirilmiştir.
12. Başvurucu, dava konusu taşınmazla aynı bölgede ve aynı nitelikte olduğunu iddia ettiği başka bir taşınmazın kamulaştırma bedelinin kiraz ürünü dikkate alınmak suretiyle daha yüksek belirlendiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun emsal olduğunu iddia ettiği taşınmaza ilişkin olarak görülen kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında taşınmazın sulu kapama zeytin bahçesi ve yine sulu kapama kiraz bahçesi olduğunun tespit edildiği ve taşınmazın belirtilen nitelikleri dikkate alınarak kamulaştırma bedelinin belirlendiği görülmüştür. Kamulaştırılan taşınmazın ise kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu yargılama sürecinde alınan bilirkişi raporlarıyla tespit edilmiştir (bkz. § 3). Başvurucunun emsal olarak gösterdiği taşınmaz ile dava konusu taşınmazın aynı nitelikte olmadığı anlaşılmış olup bu kapsamda Mahkemenin ulaştığı kanaatin keyfî olduğu söylenemez.
13. Başvurucu; bilirkişi raporlarında taşınmazın bulunduğu ilçede en çok kiraz ve zeytin yetiştirildiğini, buna rağmen buğday, kavun münavebesi dikkate alınarak hesaplama yapıldığını ileri sürmüştür. Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu, bu kapsamda buğday ve kavun münavebesi uygulandığı ifade edilmiştir. Başvurucunun anılan hususta bilirkişi raporundaki açıklamaların aksini ortaya koyacak veya farklı değerlendirme yapmayı gerektirecek bilgi ve belge sunmadığı görülmüştür. Başvurucunun iddia ve itirazının Mahkeme tarafından değerlendirildiği, netice itibarıyla Mahkemece ilgili ve yeterli gerekçe ile kamulaştırma bedelinin belirlendiği sonucuna ulaşılmıştır.
14. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin önceki içtihatlarında ortaya koyduğu ilkeler uyarınca Mahkeme tarafından hükmedilen kamulaştırma bedelinin Anayasa'nın 46. maddesinin birinci fıkrasında yer alan gerçek karşılık güvencesine aykırılık teşkil etmediği değerlendirilmiştir.
15. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kamulaştırma Bedelinin Değer Kaybına Uğratılması Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
16. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Ali Şimşek ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2014/2073, 6/7/2017), Mehmet Akdoğan ve diğerleri, Kadir Çakar ([1. B.], B. No: 2015/18908, 21/3/2018), Hanım Çeyiz ve Mehmet Gündüz ([1. B.], B. No: 2015/19289, 17/7/2018), Türkan Poyraz ([1. B.], B. No: 2015/15388, 13/9/2018) ve Emine Dilek Onaran ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2017/19987, 12/2/2020) kararlarında kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasına veya uğratılarak ödenmesine ilişkin şikâyetleri inceleyerek uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede kamulaştırma bedellerinin enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılmasının veya uğratılarak ödenmesinin başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Somut başvuruda da anılan kararlarda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
17. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
18. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile miktar belirtmeksizin maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
19. Kamulaştırma bedelinin değer kaybetmesi nedeniyle tespit edilen mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
20. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Kemalpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2017/691, K.2018/239) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 446,90 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.446,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 5/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, TEVFİK VURAL, B. No: 2020/36165, 05.05.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 08, sayfa 215–219
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.