İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

BELGİN ÖZDEMİR VE DİĞERLERİ (2020/35815)

  • Mülkiyet hakkı
  • Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru; kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Mülkiyet hakkıKamulaştırma bedeli, kamu yararıİhlalYeniden yargılama
Mülkiyet hakkıKamulaştırma bedeli, kamu yararıİşlemden Kaldırılma—
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)Makul sürede yargılanma hakkı (hukuk)Başvuru Yollarının Tüketilmemesi—
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)Makul sürede yargılanma hakkı (hukuk)İşlemden Kaldırılma—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

BELGİN ÖZDEMİR VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/35815)

 

Karar Tarihi: 22/7/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Selahaddin MENTEŞ

Yılmaz AKÇİL

Şaban KAZDAL

Raportör

:

Nur Hilal MERMER

Başvurucular

:

1. Belgin ÖZDEMİR

2. Nedime KANUN

3. Hakan KOZACIOĞLU

4. Hatice PAYDAK

5. Mehmet KANUN

6. Mehmet Can SABUNCUOĞLU

7. Nazire ALTINEL

8. Necmettin ÇİĞDEM

9. Özcan BİLDİRİCİ

10. Rengin ARICAN

11. Rüçhan HUMBARACI

12. Tarhan KOZACIOĞLU

13. Ülker ATILAN

14. Zerrin ÇEŞMEBAŞI

15. Muna EZERER

Vekilleri

:

Av. Adil AKTAY

Av. Utku Çağrı AKTAY

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucular, Mersin'in Tarsus ilçesi, Nacarlı köyü, 800 sayılı parselde bulunan taşınmazın hissedar malikleridir. Başvurucular, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce (İdare) taşınmazlarına sulama kanalı yapılmak suretiyle fiilen el konulduğu iddiasıyla İdareye karşı Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) tazminat davası açmıştır.

3. Mahkeme, kamulaştırmasız elkoyma kavramının 31/8/1956 tarihli ve 6830 sayılı İstimlak Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 9/10/1956 tarihinden sonraki olgular için geçerli olduğunu, bu tarihten önceki elkoymaların 5/1/1961 tarihli ve 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkındaki Kanun hükümleri uyarınca kamulaştırılmış sayıldığını, dava konusu taşınmaza da 1938 yılında sulama kanalı yapılmak suretiyle el konulduğunu, taşınmazın 1960 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında da sulama kanalı vasfıyla davacılar adına tescil edildiğini belirtmiş; İdare tarafından yapılan elkoymanın 9/10/1956 tarihinden önce olması nedeniyle 221 sayılı Kanun uyarınca taşınmazın İdarece kamulaştırılmış sayıldığını ve davacıların her türlü dava hakkının düştüğünü kabul ederek davanın reddine karar vermiştir. Karar, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi nezdinde yapılan temyiz ve karar düzeltme incelemelerinden geçerek kesinleşmiştir.

4. Başvurucular, nihai kararı 15/10/2020 tarihinde öğrendikten sonra 16/11/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

5. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvurucu Hatice Kanun'un 14/8/2024 tarihinde vefat etmesi üzerine mirasçıları olan Mehmet Kanun, Nedime Kanun, Necmettin Çiğdem, Muna Ezerer 24/12/2024 tarihinde başvuruya katılma talebinde bulunmuştur. Başvurucu Mehmet Can Sabuncuoğlu'nun 22/7/2025 tarihinde, başvurucu Mehmet Kanun'un 29/5/2026 tarihinde vefat ettiği tespit edilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

7. Başvurucular 221 sayılı Kanun'da yer alan ve dava açma haklarını sınırlandıran düzenlemenin mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, taşınmazlarına kamulaştırmasız olarak el atıldığının kabulü gerektiğini ve yargılamanın uzun sürdüğünü belirterek mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

8. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihatlarının ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında başvuru formunda belirtilen iddialarını yinelemiştir.

A.   Başvurucular Mehmet Can Sabuncuoğlu ile Mehmet Kanun Yönünden

 9. Anayasa Mahkemesi Abdurrahman Beycur ve diğerleri ([GK], B. No: 2023/76490, 31/7/2025) kararında başvurucunun bireysel başvuru tarihinden sonra vefat etmesi hâlinde bireysel başvurudan haberi olmayan mirasçılarının hak kaybına uğramaması için yapılması gerekenler hususunda genel ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi mirasçıların hak kaybına uğramalarını engellemek, bireysel başvuruların neticelendirilmesini sağlamak gerekliliğini birlikte karşılayabilecek bir yol olarak 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 49. maddesinin (7) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 84. maddesinin verdiği yetkiyle 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 26. maddesinin başvuru tarihinden sonra ölüm hâli için de uygulanabileceği kanaatine varmıştır. Anılan kararda Anayasa Mahkemesi, başvurucunun bireysel başvuru tarihinden sonra ölmesi hâlinde bu kişi yönünden başvurunun işlemden kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı sonucuna ulaşmıştır. Bunun yanında vefat eden başvurucunun mirasçısı olduğunu bilgi ve belgeleriyle ispat eden kişilerin ise makul bir süre içinde bireysel başvuruyu takip etme iradesini ortaya koymaları hâlinde -mirasçıların menfaatlerinin bulunup bulunmadığını da gözeterek- başvurunun incelenmesine devam edilebileceğini belirtmiştir. Bu kapsamda bireysel başvuru yapıldıktan sonra ölen bir başvurucunun mirasçılarının başvuruyu devam ettirme yönündeki taleplerini Anayasa Mahkemesine iletme yükümlülüğünün kendileri üzerinde olduğu kaydedilmelidir. Öte yandan Anayasa’nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli kıldığı hâllerde başvurucunun bireysel başvuru tarihinden sonra ölmesi durumunda dahi başvurunun incelenmeye devam edilebileceği vurgulanmalıdır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

10. Açıklanan gerekçelerle başvurucular Mehmet Can Sabuncuoğlu ile Mehmet Kanun yönünden başvurunun işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.

B. Diğer Başvurucular Yönünden

1.   Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

11. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

12. Başvuruya konu uyuşmazlığın da dayanağı olan 221 sayılı Kanun, Anayasa Mahkemesinin 21/4/2022 tarihli ve E.2021/19, K.2022/46 sayılı norm denetimi kararı ile iptal edilmiştir. Kararda, anayasal ögeleri dikkate almayan, bu çerçevede kamulaştırmada kamu yararının bulunup bulunmadığının yargısal olarak denetlenmesine imkân tanımayan, gerçek karşılık ve diğer anayasal ölçütleri karşılamayan kuralın Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen sınırlamanın Anayasa’nın sözüne aykırı olamayacağı hükmüne aykırılık teşkil ettiği, kanunda Anayasa’nın açık güvencelerine aykırı olarak öngörülen kamulaştırmanın birey için katlanılabilir bir külfete dönüşmesini engelleyecek herhangi bir telafi mekanizmasına da yer verilmediği açıklanmıştır.

13. Yine Anayasa Mahkemesi Ferhat Geneci ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2019/13161, 7/2/2024) kararında 221 sayılı Kanun'un norm denetimi kararıyla iptal edildiğini vurgulamış ve başvurucuların dava haklarının düştüğü kabul edilmek suretiyle kamulaştırma bedelinin ödenmemesi yönündeki mülkiyet haklarına yapılan müdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettiğine karar vermiştir.

14. Başvuruya konu olayda Mahkeme, başvuruculara ait taşınmaza 9/10/1956 tarihinden önce sulama kanalı inşa edilmek suretiyle el atıldığını, bu itibarla 221 sayılı Kanun hükmü uyarınca kamulaştırılmış sayıldığını, başvurucuların her türlü dava hakkının düştüğünü kabul etmiştir.

15. Somut başvuruda Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamında verdiği Ferhat Geneci ve diğerleri kararından ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığı, bu kapsamda Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerindeki güvenceler ışığında başvurucuların mülkiyet haklarına yapılan müdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettiği değerlendirilmiştir.

16. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

2. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

17. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest olan, yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi ya da icra edilmemesi şikâyetiyle yapılan başvurular ile yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

18. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III.   GİDERİM

19. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılamaya hükmedilmesi ile   maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

20. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100). Diğer taraftan ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucular Mehmet Can Sabuncuoğlu ile Mehmet Kanun yönünden başvurunun İŞLEMDEN KALDIRILMASINA,

B. 1. Diğer başvurucular yönünden   makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Diğer başvurucular yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

Ç.   Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2009/350, K.2013/488) GÖNDERİLMESİNE,

D. Diğer başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 446,90 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.446,90 TL yargılama giderinin diğer başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben diğer başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/7/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, BELGİN ÖZDEMİR VE DİĞERLERİ, B. No: 2020/35815, 22.07.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 10, sayfa 355–359

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.