Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm
OĞUZHAN ÖMER DEMİR (2020/35455)
- Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanığın sanık tarafından duruşmada sorgulanmasına imkân verilmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının ve ByLock verilerini içeren dijital materyaller üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmaması nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) | Tanık dinletme ve sorgulama hakkı (ceza) | İhlal | Yeniden yargılama |
| Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) | Silahların eşitliği ilkesi / çelişmeli yargılama ilkesi (ceza) | İncelenmesine Yer Olmadığı | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
OĞUZHAN ÖMER DEMİR BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2020/35455) |
|
|
|
Karar Tarihi: 20/5/2026 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
İrfan FİDAN |
|
Üyeler |
: |
Recai AKYEL Selahaddin MENTEŞ Muhterem İNCE Yılmaz AKÇİL |
|
Raportör |
: |
Furkan Samet ESER |
|
Başvurucu |
: |
Oğuzhan Ömer DEMİR |
|
Vekili |
: |
Av. Ali Rıza KAPLAN |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanığın sanık tarafından duruşmada sorgulanmasına imkân verilmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının ve ByLock verilerini içeren dijital materyaller üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmaması nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvurucu hakkında Giresun Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu şüphesiyle soruşturma başlatılmıştır.
3. Soruşturma neticesinde Başsavcılık tarafından başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle 8/3/2017 tarihinde iddianame düzenlenmiştir. İddianamede esas olarak başvurucu hakkında farklı soruşturmalar kapsamında verilen beyanlara dayanılmıştır. İddianamede ayrıca başvurucunun 0 (505)...20 numaralı hat üzerinden ByLock programı kullandığı iddialarına yer verilmiştir.
4. İddianamenin kabulü ile Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülmeye başlanan yargılamada tensip zaptı ile birlikte başvurucunun ByLock görüşme içeriklerinin ilgili kurumlardan istenmesine karar verilmiştir.
5. Başsavcılık tarafından 7/6/2017 tarihinde -başvurucunun mahrem yapılanma içinde olduğuna dair elde edilen bazı delillere istinaden- aynı suçtan birleştirme talepli bir dava daha açılmıştır. Mahkeme tarafından her iki dava dosyası birleştirilmiş ve yargılama dokuz celsede bitirilmiştir.
6. 15/6/2017 tarihli birinci ve ikinci celsede başvurucu hakkında düzenlenen ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı Mahkemeye sunulmuştur. ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında başvurucunun user-ID numarasının 20673, kullanıcı adının berkay0606 ve şifresinin dede.1907 olduğu belirtilmiştir. Yine bu celselerde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından örgütün mahrem yapılanmasına yönelik yürütülen bir soruşturmada ele geçirilen dijital materyallerdeki bazı bilgi ve belgeler dosyaya eklenmiştir. Bu belgelerde başvurucunun örgütün mahrem yapılanmasına 2013 yılında katıldığına, görevinin öğretmen, kod adının Levent, vasfının ise "C" olduğuna dair tespitler yapılmıştır.
7. 14/9/2017 tarihli üçüncü celsede başvurucunun kullandığı 0(505)...20 numaralı GSM hattı ile ByLock programına ait olduğu bildirilen IP adreslerine 1/1/2014 ila 1/8/2016 tarihleri arasında erişim sağlanıp sağlanmadığı hususunun sorulması için Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna (BTK) müzekkere yazılmasına, başvurucu hakkında beyanda bulunan tanıklar E.A., B.Ç. ve H.H.Ç.nin istinabe yoluyla dinlenilmesine karar verilmiştir.
8. 1/12/2017 tarihli dördüncü celsede başvurucu hakkında BTK'ya yazılan müzekkereye cevap verilmiş ve başvurucunun ByLock programına 11/8/2014 - 27/4/2015 tarihleri arasında 18.149 kez giriş yaptığı belirtilmiştir. Bu celsede ayrıca tanık E.A.nın istinabe yoluyla alınan beyanları dosyaya eklenmiştir. Başvurucu, tanıkların huzurda ya da Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla dinlenmesini ve ByLock verileri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep etmiş ancak celse sonunda başvurucunun her iki talebi de reddedilmiştir. Bununla birlikte başvurucuya tanıklara sormak istediği soruları yazılı bir şekilde sunması için bir hafta süre verilmiştir. Başvurucu, Duruşma Tutanağı'nın kendisine tebliğ edilmesinin akabinde tanıklara sorulmasını istediği soruları 11/12/2017 tarihinde Mahkemeye bildirmiştir.
9. 27/2/2018 tarihli beşinci celsede tanıklar B.Ç. ve H.H.Ç.nin istinabe yoluyla alınan -başvurucunun yazılı olarak sunduğu soruları da cevaplandırdıkları- beyanları dosyaya eklenmiş ve eksikliklerin giderilmesi amacıyla usule ilişkin bazı işlemler yapılmıştır.
10. 15/5/2018 tarihli altıncı celsede başvurucu hakkında beyanda bulunan tanık N.D.nin istinabe yoluyla dinlenilmesine karar verilmiştir. Bu celsede ayrıca iddia makamı tarafından esas hakkında mütalaa sunulmuştur.
11. 10/7/2018 tarihli yedinci celsede tanık N.D.nin istinabe yoluyla alınan beyanları dosyaya eklenmiştir.
12. 11/9/2018 tarihli sekizinci celsede Mahkemece eksikliklerin giderilmesi amacıyla usule ilişkin bazı işlemler yapılmıştır.
13. Başvurucunun tüm bu celselerde savunmaları alınmış; dosyaya giren belgelere, hakkında verilen beyanlara ve esas hakkında mütalaaya karşı diyecekleri sorulmuştur. Başvurucu savunmalarında tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığını ve ByLock programını kullanmadığını ileri sürmüştür.
14. 8/11/2018 tarihli dokuzuncu celsede başvurucu, müdafii huzurunda esas hakkında mütalaaya karşı son kez savunmasını yapmış ve yargılama sona ermiştir. Yapılan yargılama neticesinde başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit görülerek 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
15. Mahkûmiyet kararının ilgili kısmı şu şekildedir:
"...06.04.2017 ve 24.05.2018 tarihli Giresun Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün (KOM) raporlarına göre; 0505[...]20 numaralı GSM hattı üzerinden 35216605554390 IMEI numaralı cep telefonu ile 11.08.2014 tarihinden itibaren [ByLock] programının kullanıldığı tespit edilmiştir.
ID: 20673
Kullanıcı Adı: berkay0606
Şifre: dede.1907.
Adı: berkay'dır.
Sanığın [ByLock] üzerinden yaptığı aramalar incelendiğinde; konumu ile uyumlu olarak, Artvin Çoruh Üniversitesinde, Anadolu Üniversitesinde, Gaziantep Üniversitesinde, Hitit Üniversitesinde görevli öğretim üyelerinin arandığı; diğer yandan Muradiye İlçe Müdürlüğünde, Kırıkkale İl Emniyet Müdürlüğünde çalışan polis memurları ile irtibat halinde olduğu görülmektedir.
Diğer yandan, sanıktan ele geçen 354026071715137 IMEI numaralı cep telefonu üzerinde dijital materyal incelemesi yapılmıştır. Dijital materyal inceleme raporuna göre; bahse konu cep telefonunda [ByLock] isimli programın yüklü olduğu ayrıca [ByLock] yazılımının kalıntılarını silmek için programlanmış kodlar tespit edilen mastercelan.apk isimli uygulamanın bluetooth üzerinden alındığı anlaşılmıştır.
...
Tanık beyanları gözetildiğinde;
Sanık 2010-2015 yılları arasında devlet güvenlik bürokrasisinde hayati önemi haiz Polis Akademisinde FETÖ yapılanması içerisinde polis memurları ve emniyet müdürlerinin sohbet hocalığını yaparak onları sohbetlere çağırarak örgütün emniyet yapılanmasında mahrem imamlık yapmış, yine devlet güvenlik bürokrasisinde hayati önemi haiz BTK'da çalışan uzman yardımcılarının imamlığını yapmış ve onlara örgütün sohbet toplantılarını düzenlemiş, BTK'da çalışan uzman yardımcısına tutuklu olan bir FETÖ üyesi aleyhine olan verilerin silinmesi talimatını vermiş ve sanığın talimatı doğrultusunda bu veri silinmiştir.
...
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun 25.04.2017 tarih ve 2017/64652 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen hard disk içerisinde sanık Oğuzhan Ömer hakkında da bilgiler mevcuttur.
Bu bilgiler doğrultusunda oluşturulan veri inceleme raporuna göre, sanığın örgüt içerisindeki kod adı Levent, görevi öğretmen, vasfı ise C'dir. Sanığın örgütün mahrem yapılanmasına katıldığı tarih ise 2013 yılıdır. 'Öğretmen'ler, 'örgüt üyesi EGM personeli ile bire bir ilgilenen, toplantılar yapan ve örgütsel talimatları doğrudan ileten mahrem imamlardır.' Bu bilgiler, yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan tanık beyanları ile de örtüşmektedir.
...
Tüm deliller göstermektedir ki;
Sanık Oğuzhan Ömer Demir'in örgütün gizli haberleşme programı olan [ByLock] programını her türlü şüpheden uzak teknik verilerle tespit edildiği üzere kullanması; 2010-2015 yıllarında Polis Akademisinde çalıştığı görev süresi boyunca emniyet personellerini örgüt toplantılarına çağırması ve bu personellere imamlık yapması, örgütün mahrem yapılanmasında mahrem imamlık görevi üstlenmesi; BTK'da uzman yardımcılarının imamlığını üstlenerek kurumda FETÖ sanığı aleyhine olan bir verinin silinmesi talimatını vermesi; örgüt içerisinde kod isim kullanması şeklindeki hususlar birlikte değerlendirildiğinde, sanığın Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) üyesi olduğu anlaşılmıştır.
...
Sanık Oğuzhan Ömer Demir'in örgütün gizli haberleşme programı olan [ByLock] programını her türlü şüpheden uzak teknik verilerle tespit edildiği üzere kullanması, 2010-2015 yıllarında Polis Akademisinde çalıştığı görev süresi boyunca emniyet personellerini örgüt toplantılarına çağırması ve bu personellere imamlık yapması, örgütün mahrem yapılanmasında mahrem imamlık görevi üstlenmesi, BTK'da uzman yardımcılarının imamlığını üstlenerek kurumda FETÖ sanığı aleyhine olan bir verinin silinmesi talimatını vermesi, örgüt içerisinde kod isim kullanması gibi hususların ortaya koyduğu yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik ile bu çeşitliliğin mahiyeti karşısında sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 314/2. fıkrasında düzenlenen ''silahlı terör örgütüne üye olma'' suçu için temel ceza asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle verilmiştir..."
16. Başvurucunun mahkûmiyet kararına karşı istinaf kanun yolu başvurusunda bulunması üzerine dosya Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine (Bölge Adliye Mahkemesi) gönderilmiş ve istinaf incelemesi neticesinde istinaf başvurusunun esastan reddine 25/2/2019 tarihinde karar verilmiştir.
17. Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesine (Daire) gönderilmiş ve temyiz incelemesi neticesinde temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün düzeltilerek onanmasına 6/7/2020 tarihinde kesin olarak karar verilmiştir.
18. Başvurucu, nihai kararı 5/10/2020 tarihinde öğrendikten sonra 3/11/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
19. Komisyon; silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri ile tanık dinletme ve sorgulama hakkının ihlal edildiği iddiaları dışında kalan şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna, anılan hak ve ilkelerin ihlal edildiği iddialarının kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin ise Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
20. Başvurucu, beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanıkları duruşmada sorgulayamadığını, ByLock verilerini içeren dijital materyaller üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, bu husustaki taleplerinin aşamalar boyunca reddedildiğini ve böylece tanık sorgulama hakkı ile silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
21. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüş yazısında, tanık beyanlarının başvurucuya okunduğu ve gerekçeli kararda belirtilen delillere istinaden mahkûmiyet kararı verildiği belirtilmiş; başvurucunun başvuru formunda ileri sürdüğü anayasal haklarının ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede, Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Bakanlık görüşü başvurucuya tebliğ edilmiş ancak başvurucu herhangi bir cevap dilekçesi ibraz etmemiştir.
22. Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkı yönünden incelenmiştir.
23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
24. Anayasa Mahkemesi, birçok kararında tanık kavramını sanığa isnat edilen fiil hakkında bilgi veren herhangi bir kişi şeklinde özerk olarak yorumlamış ve tanık sorgulama hakkı ile ilgili ilkeleri belirlemiştir. Anayasa Mahkemesi, tanık sorgulama hakkıyla ilgili olarak verdiği kararlarında somut bir yargılama öncesinde veya haricinde elde edilen tanık beyanlarının delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar verip vermediğini değerlendirmek için üç aşamalı bir test uygulanması gerektiğini ifade etmektedir. Buna göre ilk olarak tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedeninin varlığına bakılmalıdır. Ancak buna ilişkin geçerli bir nedenin ortaya konulmamış olması, tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğinin kabul edilmesi için yeterli değildir. İkinci olarak sanığın sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı tanık tarafından verilen beyanın mahkûmiyetin dayandığı tek veya belirleyici delil olup olmadığı değerlendirilmelidir. Sorgulama veya sorgulatma imkânı tanınmayan tanığın beyanının tek veya belirleyici delil olduğunun tespit edilmesi durumunda ise üçüncü aşama olarak savunma tarafının maruz kaldığı bu zorlukların telafi edilmesi amacıyla yeterli düzeyde karşı dengeleyici güvenceler sağlayan bir usulün yürütülüp yürütülmediği ortaya konulmalıdır (Atila Oğuz Boyalı [2. B.], B. No: 2013/99, 20/3/2014, §§ 34-56; Selçuk Demir [2. B.], B. No: 2014/9783, 22/1/2015, §§ 27-46; AZ. M. [2. B.], B. No: 2013/560, 16/4/2015, §§ 45-67; Baran Karadağ [2. B.], B. No: 2014/12906, 7/5/2015, §§ 49-76; Orhan Güleryüz [1. B.], B. No: 2019/30221, 28/12/2021, §§ 33-42; Abdurrahim Balur [2. B.], B. No: 2013/5467, 7/1/2016, § 80; Onur Urbay [1. B.], B. No: 2014/6222, 6/3/2019, §§ 36, 40; Zekeriya Sevim [2. B.], B. No: 2018/18989, 16/6/2021, §§ 44, 51; Metin Akdemir (2) [1. B.], B. No: 2020/3964, 21/9/2022, § 36; Uğur Özcan [1. B.], B. No: 2021/12137, 26/7/2022, § 40).
25. Tanık sorgulama hakkına ilişkin testin birinci aşaması kapsamında tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığının ortaya konulması gerekliliği esasen -anayasal düzeyde bir ilke olan- hükme temel alınan delillerin hâkim huzurunda ikame edilmesi zorunluluğunu ifade eden doğrudan doğruyalık ilkesinin bir sonucudur. Bu kapsamda hakkaniyete uygun yargılanma hakkının özel bir görünümü olan doğrudan doğruyalık ilkesi uyarınca hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilecek ve bu deliller hâkimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edilecektir. Bu bağlamda ceza yargılamasında kural olarak özellikle tanık beyanlarının esas hakkında kararı verecek hâkim/mahkeme tarafından alınması, tanık beyanlarının bu hâkim/mahkeme tarafından takdir edilmesi gerekir (Erdal Sonduk [GK], B. No: 2020/23093, 15/2/2024, §§ 43-46).
26. Sanığın, aleyhinde beyanda bulunan tanıklarla esas hakkında kararı verecek hâkimin huzurunda yüz yüze gelmesi, onların güvenilirliğini bu esnada test etme fırsatı elde etmesi adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkı bakımından da büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle sanığın suçluluğu konusunda karar verecek hâkim, sağlıklı gözlem yapabilmek ve sadece iddia makamının yorum şekliyle değil savunma makamının iddia ve itirazlarını da değerlendirerek doğru bir vicdani kanaate ulaşabilmek için anlatımlarıyla sanığın hukuki durumunu önemli ölçüde etkileyecek tanıkları huzurda dinlemelidir. Dolayısıyla tanıkların duruşma öncesinde veya haricindeki dinlenmeleri sırasında düzenlenmiş tutanakların veya yazılı açıklamaların duruşmada okunması huzurda dinlemenin eş değeri olarak değerlendirilemez (bazı farklılıklar ve eklemelerle birlikte bkz. Erdal Sonduk, § 45).
27. Nitekim 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 210. maddesinin (1) numaralı fıkrası olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise bu tanığın duruşmada mutlaka dinleneceğini öngörmektedir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez. Anılan hükmün gerekçesinde de "Delillerin hükmü verecek mahkeme huzurunda ortaya konulması, tartışılması ve irdelenmesi adil yargılama ilkesinin temel gereklerindendir. Bu itibarla, duruşmada sanık ve tanığın ifadesine ait tutanakların okunması ile yetinilmesi, ancak zorunlu hâllerde kabul olunabilir." denilerek bu husus vurgulanmıştır (Erdal Sonduk, § 53). Kaldı ki Yargıtayın da bazı kararlarında 5271 sayılı Kanun’un 210. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan, olayın delilinin tanık açıklamalarından ibaret olduğu durumlar hakkında genişletici bir yaklaşım benimsediği ve tanık ya da tanıkların beyanının tek değil belirleyici delil olduğu durumları da anılan hükmün kapsamında gördüğü anlaşılmaktadır (birçok karar arasından bkz. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17/3/2021 tarihli ve E.2019/37533, K.2021/118; (kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 15/2/2021 tarihli ve E.2020/220, K.2021/1681; Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 11/12/2024 tarihli ve E.2023/1657, K.2024/17714 sayılı kararları).
28. Somut olayda başvurucu, kendisi hakkında beyanda bulunan tanıklarla herhangi bir şekilde yüz yüze gelmemiştir. Tanıkların istinabe mahkemesi tarafından alınan beyanları başvurucu ve müdafiine okunmuş ancak tanıkların duruşmada dinlenilmesine ilişkin herhangi bir çaba gösterilmemiştir. İlgili Duruşma Tutanakları ve gerekçeli kararda da tanıkların Mahkemede hazır edilememesinin veya aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle dinlenilmemesinin hangi geçerli nedene dayandığına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir. Ancak buna ilişkin geçerli bir nedenin ortaya konulmaması, tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğinin kabul edilmesi için yeterli değildir. İkinci olarak hükmün, tek başına veya belirleyici ölçüde başvurucunun sorgulama veya sorgulatma imkânına sahip olmadığı bir tanık tarafından verilen ifadeye dayalı olup olmadığı ortaya çıkarılmalıdır.
29. Testin ikinci aşaması uygulanırken delilin tekliği ifadesinden o delilin sanık aleyhine yegâne delil olması, delilin belirleyiciliğinden ise davanın sonucunu ağırlıklı olarak etkileme eğilimi olan delil anlaşılmalıdır (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Baran Karadağ, § 65). Belirtilmelidir ki bir delilin belirleyici olup olmadığı sadece başvurucunun mahkûmiyeti yönünden değil temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi açısından da dikkate alınmalıdır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hasan Bati [2. B.], B. No: 2019/8419, 28/6/2022, §§ 33-35). Aksi hâlde suçun sübutu tespit edilerek mahkûmiyete karar verilmesi dışındaki sonuçlar yönünden adil yargılanma hakkının güvenceleri anlamsızlaşır. Bu bakımdan mahkûmiyet hükmünün yalnızca sorgulanmamış tanığın ifadesine dayandığı veya cezanın alt sınırdan uzaklaşılmasında sadece sorgulanmamış tanığın ifadesine dayanıldığı bir durumda delilin tek olduğu söylenebilir. Buna karşılık mahkûmiyet hükmü kurulurken veya cezanın alt sınırdan uzaklaşılmasında sorgulanmamış tanığın ifadesinin yanında başka delilin/delillerin de bulunduğu ancak bu delilin/delillerin ağırlığının sorgulanmamış tanığın ifadesine nazaran daha az olduğu hâllerde sorgulanmamış tanığın ifadesinin belirleyici delil olduğu ifade edilebilir. Diğer delillerin ispat gücünün sorgulanmamış tanığın ifadesine nazaran daha yüksek olduğu hâllerde sorgulanmamış tanığın ifadesinin belirleyici delil olduğunun kabulü mümkün olmayacaktır.
30. Duruşmada sorgulanmayan tanığın ifadesinin tek veya belirleyici delil olup olmadığı hususu öncelikle mahkûmiyet gerekçesine bakılarak tespit edilir. Bu açıdan mahkemenin sorgulanmamış tanığın ifadesinin ağırlık derecesini gerekçeli kararda tartışmış olması beklenir. Ancak gerekçeli kararda bu tartışmanın yapılmadığı veya mahkemenin değerlendirmesinin bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içerdiği hâllerde Anayasa Mahkemesinin kendisi bu değerlendirmeyi yapacaktır.
31. Somut olayda Mahkeme; başvurucu yönünden vermiş olduğu mahkûmiyet kararını ByLock deliline, başka bir soruşturmada elde edilip içinde başvurucunun örgütün mahrem yapılanmasında görev yaptığına ilişkin bilgiler bulunan dijital materyallere ve tanık beyanlarına dayandırmıştır.
32. Yargıtay özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Yalçınkaya/Türkiye (B. No: 15669/20, 26/9/2023) kararından sonraki tarihlerde verdiği kararlarda yazışmalarında örgütsel içerik tespit edilemeyen sanıkların ByLock programını örgütsel iletişim amacıyla kullanıp kullanmadıklarının ve örgüt yapılanmasına dâhil olup olmadıklarının hukuki bir kesinlik içinde ortaya konulabilmesi için -somut olayın özelliğine göre ve ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanaklarına yansıyan verilere yönelik- yapılması gerekli görülen araştırma işlemlerini güncel ve istikrarlı içtihatlarında belirlemiştir (bkz. Ali Bayram İskender [GK], B. No: 2020/31370, 25/9/2025, §§ 19-25).
33. Bu çerçevede Yargıtayın anılan kararlarında ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'na göre sanığı arkadaş listesine ekleyen, sanığın kendi listesine eklediği veya irtibatlı olduğu (roster kayıtları) -kimlik bilgileri belirlenebilmiş olan- diğer ByLock kullanıcıları hakkında herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığının araştırılması, varsa bu kişilerin sanıkla ilgili olarak aşamalarda verdikleri tüm ifadelerin getirtilerek icabında tanık olarak dinlenmelerinin sağlanması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca -lüzum görülmesi hâlinde- Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nde (UYAP) araştırma yapılarak sanık hakkında verilmiş herhangi bir ifade bulunup bulunmadığının da araştırılması, varsa bu İfade Tutanaklarının onaylı örneklerinin getirilerek duruşmada 5271 sayılı Kanun'un 217. maddesi uyarınca sanık ve müdafiine okunması, aynı Kanun'un 210. maddesi kapsamında tek veya belirleyici ifade yahut beyan sahiplerinin duruşmada tanık sıfatıyla dinlenerek bunun sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.
34. Nitekim Anayasa Mahkemesi, Ali Bayram İskender kararında başvurucunun ByLock programını kullandığına dair tespitin terör örgütüne üye olma suçundan kesinleşen mahkûmiyet kararında belirleyici delil olarak kabul edildiği somut olayda, kişilerin örgüt talimatı ile ByLock ağına dâhil olduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullandıklarının belirlenmesi açısından Yargıtayın ilkesel olarak ortaya koyduğu ve yapılmasını gerekli gördüğü araştırmaların yerine getirilmediği kanaatine ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi; anılan kararda başvurucunun -ByLock programını kullanmadığına yönelik itirazının yanı sıra- anılan programı örgütsel iletişim amacıyla kullanmadığına dair iddiasının kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bir iddia olduğu ancak yargı makamları tarafından bu iddia hakkında somut bir değerlendirmede bulunulmadığı, bu eksikliğin kanun yolu incelemeleri sırasında da telafi edilmediği kanaatine varmıştır. Anayasa Mahkemesi, bu nedenle başvurucunun mahkûmiyeti için gerekli olan yeterli gerekçenin ortaya konulamadığını değerlendirmiş ve ihlal sonucuna ulaşmıştır (Ali Bayram İskender, §§ 47-58).
35. Somut olaydaki mahkûmiyet kararı incelendiğinde başvurucunun örgüt talimatı ile ByLock ağına dâhil olduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullandığının belirlenmesi açısından Yargıtayın ilkesel olarak ortaya koyduğu ve yapılmasını gerekli gördüğü araştırmaların yerine getirilmediği anlaşılmıştır.
36. Benzer şekilde her ne kadar Garson kod adlı gizli tanıktan ele geçirilen bazı veriler hükme esas alınmış ise de Yargıtay kararlarına göre Garson kod adlı gizli tanıktan ele geçirilen veriler, mahkȗmiyet için yeterli olmayıp bunun için destekleyici bir ifade, beyan yahut başkaca bilgi ve belge bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir (Sinan Bulut [1. B.], B. No: 2019/14914, 10/5/2023, §§ 27, 47; M.G. [2. B.], B. No: 2020/5305, 11/5/2023, § 32).
37. Buna karşın mahkûmiyet kararına ByLock kullanımının ve Garson kod adlı gizli tanıktan ele geçirilen verilerin yanı sıra bazı tanık beyanlarının da esas alındığı anlaşılmış, hükme esas alınan tanık beyanlarında başvurucunun örgütsel faaliyetleri ile ilgili anlatımlar olduğu tespit edilmiştir.
38. Bu kapsamda hükme esas alınan beyanlarda,
i. Tanık E.A., Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına (TİB) başladıktan sonra bir kısım arkadaşı ile bir grup oluşturduklarını, bu gruptan akademisyen ve üç oğlu olan ismini daha sonra Oğuzhan Ömer olarak bildiği şahsın sorumlu olduğunu, 17-25 Aralık sürecine kadar haftada bir bazen de on beş günde bir birbirlerinin evinde sohbet toplantıları yaptıklarını, 17-25 Aralık sürecinden sonra da tedbir amaçlı bu sohbetlerin zamanının ayda bire kadar çıktığını, bu toplantılarda Fetullah Gülen'in kitaplarını okuduklarını, kurumda çalıştığı sırada 17-25 Aralık sürecinin yaşandığını ve kurum içinde yönetim değişikliklerinin yapıldığını, BTK bünyesinde Teknik Sistemler Dairesinde görev yaptığını, süreçten sonra Kurum Veri Merkezinin giriş kapısında polislerin nöbet tutmaya başladığını, veri merkezi sunucularında sorun olduğunda veya ihtiyaç durumunda ilgili sunucunun sorumlusu ile çalıştığı kısımdaki görevlilerden birisinin merkezî girişe kayıt yaptırarak beraber soruna müdahale ettiğini, bir gece sanık Oğuzhan Ömer'in evine elinde bir IP numarası yazılı kâğıt ile geldiğini, bir IP adresli sunucu ile ilgili olarak TİB Bilgi Sistemleri Dairesinde çalışan M.C.ye yardım etmesini kendisine söylediğini, ertesi gün M.C. ile merkezî sistem odasına indiklerini, TİB'de çalışan ve o sıralarda tutuklu bulunan B.K.nın test işlemleri için kullandığı ilgili sunucudaki daha önceden silinmiş olan verileri geri getirilemeyecek şekilde yeniden formatladıklarını, olaydan sonra Oğuzhan Ömer'in yanına geldiğini ve önceden verdiği IP numarası ile ilgili ne yaptığını sorduğunu, kendisinin de gerekeni yaptığını söylediğini, bu olaydan sonra da sanık Oğuzhan Ömer ile sohbetlere devam ettiklerini ve ona ''abi'' diye hitap ettiklerini,
ii. Tanık B.Ç., 2010 yılında kardeşinin hayatını kaybetmesi sonrasında boşluğa düştüğünü, yapının devletin tüm kurumlarını sarması neticesinde yapı ile tanışmak istediğini, devresi olan ve polis akademisinde akademisyen olarak görev yürüten Oğuzhan Ömer Demir ile tanışınca örgütün toplantılarına katılmaya başladığını, bu toplantılara Oğuzhan Ömer'in imamlık yaptığını, üç kişilik grupla beş-altı ay kadar haftada bir ve on beş günde bir olmak üzere toplantılar gerçekleştirdiklerini,
iii. Tanık H.H.Ç., 2013 yılında Polis Akademisinde göreve başladığını, 2014 yılı Ağustos ayına kadar Akademide çalıştığını, Akademi süresince Akademide öğretim üyesi olarak görev yapan Oğuzhan Ömer'in kendisi ile irtibata geçtiğini ve kendisini örgütün sohbet toplantılarına çağırdığını,
iv. Tanık N.D., 2012 yılına kadar Polis Akademisinde okutman olarak görev yaptığını, sanığın FETÖ'nün Polis Akademisi sorumlusu Orhan kod adlı R.A.nın ekibi içinde yer aldığını, sanığın Akademi öğretim üyeleri ve öğrencilerinin FETÖ kapsamında organizasyonu ile ilgilendiğini, Akademi içindeki birtakım kişilerce oluşturulan grubun sorumlusu olduğunu anlatan ifadelerde bulunmuştur.
39. Gerekçeli karar içeriği, hükme esas alınan ByLock kullanımı ve Garson kod adlı gizli tanıktan ele geçirilen verilere ilişkin Yargıtay uygulaması ile başvurucu hakkında verilen tanık beyanları gözönüne alındığında, duruşmada dinlenmeyen tanıkların beyanlarının başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olduğu yönündeki kanaatin oluşmasında önemli ağırlıkta dikkate alındığı sonucuna ulaşmak mümkündür. Somut olayda Mahkeme ayrıca verilecek cezayı belirlerken cezanın alt sınırından uzaklaşarak başvurucunun teşdiden cezalandırılmasına karar vermiştir. Gerekçeli karar içeriğinden ise alt sınırdan uzaklaşma nedeni olarak sorgulanamayan tanıkların beyanlarının esas alındığı anlaşılmıştır (bkz. § 15). Dolayısıyla sorgulama imkânı tanınmayan tanıkların anlatımlarının hem mahkûmiyet hükmü hem de cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesi bakımından belirleyici delil olarak esas alındığının kabul edilmesi gerekmektedir.
40. Tanıkların yazılı beyanları duruşmada okunmuş ise de; başvurucu, tanıkların beyanlarının tespiti sırasında hazır bulunmadığından ses ve görüntü nakli yoluyla da olsa onları sorgulayamamış ve tanıkların anlatımlarını kendi argümanlarıyla test etme fırsatı elde edememiştir. Başvurucunun hazır bulunduğu bir ortamda test edilememiş bahse konu tanık beyanlarının ise hem mahkûmiyet hükmünde hem de cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesinde belirleyici delil olarak esas alındığı anlaşılmıştır.
41. Doğrudan doğruyalık ilkesine de aykırılık oluşturan bu durumun uyuşmazlığın aydınlatılmasında bir zafiyete yol açma riski bulundurduğu açıktır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Selçuk Arslan [GK], B. No: 2020/19752, 6/2/2025, § 94). Bununla birlikte doğrudan doğruyalık ilkesi kapsamında güvenilirliği ve doğruluğu test edilmemiş tanık beyanlarının hem mahkûmiyet hükmü hem de cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesinde belirleyici delil olarak esas alınmasına rağmen savunma tarafına karşılaştığı zorlukları telafi edecek karşı dengeleyici güvencelerin tanınmadığı anlaşılmıştır.
42. Her ne kadar başvurucuya tanıklara yazılı bir şekilde soru sorma imkânı tanınmış ise de bu durumun tek başına savunma tarafının maruz kaldığı zorlukları telafi edecek güvenceler içerdiği söylenemeyecektir. Kaldı ki başvurucu hakkında diğer tanıklara nazaran çok daha geniş beyanlarda bulunan E.A.ya yargılama boyunca yazılı olarak dahi soru sorulması mümkün olmamıştır. Bu bağlamda somut olayda hiçbir şekilde dinlenmemiş ve dinlenmesi için de herhangi bir çaba gösterilmemiş tanıkların duruşmada veya SEGBİS gibi vasıtaların kullanılması suretiyle dinlenmemesinin ve yazılı beyanlarının hükme esas alınmasının bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelediği sonucuna ulaşılmıştır.
43. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
44. Mevcut başvuruda ulaşılan sonuç ve uygun görülen giderim gözetildiğinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği yönündeki iddialar hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
III. GİDERİM
45. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
46. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
47. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
48. Tanık sorgulama hakkı, tanığın yargılama evrelerindeki beyanlarının delil değeriyle ilgili bir derecelendirme yapılmasını güvence altına almamaktadır. Diğer bir ifadeyle bu hak, tanığın duruşmadaki beyanlarına üstünlük tanınması gerektiği yönünde bir güvence içermemektedir. Savunmaya duruşmada tanığı sorgulama fırsatı tanındığı ve sanığın diğer haklarına saygı gösterildiği sürece tanığın yargılama evresindeki beyanlarının hangisine itibar edileceği meselesi karar veren mahkemenin takdirindedir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Musa Yılmaz Acar [1. B.], B. No: 2013/1664, 16/7/2014, § 53).
49. Başvurucunun herhangi bir bilgi ve belge ibraz etmemesi nedeniyle maddi tazminat talebinin, ihlalin niteliğine göre yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacak olması nedeniyle de manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,
Ç. Kararın bir örneğinin tanık sorgulama hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2017/84, K.2018/272) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 446,90 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.446,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 20/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
_________________________
50 5[...]20 numaralı GSM hattına ilişkin hedef IP bilgilerini içerir BTK CD'si incelendiğinde; [ByLock] programına 11.08.2014-27.04.2015 tarihleri arasında 18.149 kez giriş yapıldığı anlaşılmaktadır. [ByLock] baz istasyon bilgilerinden programın Ankara ilinde kullanıldığı gözükmektedir. Sanık 2010-2015 yılları arasında Polis Akademisinde görevli olduğundan bu hattı ve [ByLock] programını Ankara ilinde kullandığı tespit edilmiştir.
206 73 ID numaralı kullanıcıyı [ByLock] programında ekleyenlerin bu kullanıcıya verdikleri isimler: 'oğzhan demet', 'OğuzhanOmer', 'ohanomer', 'Oğuzhan'dır.
AYM, OĞUZHAN ÖMER DEMİR, B. No: 2020/35455, 20.05.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 254–264
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.