İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

ŞABAN UMUT VE DİĞERLERİ (2020/34798)

  • Mülkiyet hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, kamu görevinden çıkarılan ve resen emekliye sevk edilen başvuruculara ödenen emekli aylıklarının başvurucuların emekliye ayrılma talebinin bulunmadığı gerekçesiyle iadesinin istenilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Mülkiyet hakkıSosyal güvenlikİhlalYeniden yargılama

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ŞABAN UMUT VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/34798)

 

Karar Tarihi: 7/1/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Rıdvan GÜLEÇ

Kenan YAŞAR

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Cihan BAYDERE

Başvurucular

:

Şaban UMUT ve diğerleri [bkz. ekli listenin (C) sütunu]

Vekilleri

:

[bkz. ekli listenin (F) sütunu]

​

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamu görevinden çıkarılan ve resen emekliye sevk edilen başvuruculara ödenen emekli aylıklarının başvurucuların emekliye ayrılma talebinin bulunmadığı gerekçesiyle iadesinin istenilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/11/2020 tarihinde yapılmıştır. Aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle süresinde yapılan 2022/9471, 2022/71451, 2022/17684, 2022/16016, 2022/69387 numaralı bireysel başvuruyla ilgili dosyaların 2020/34798 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, 2022/9471, 2022/71451, 2022/17684, 2022/16016, 2022/69387 numaralı bireysel başvuru dosyalarının kapatılmasına ve incelemenin 2020/34798 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmelidir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Bazı başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Genel Bilgiler

5. Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi silahlı bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve Bakanlar Kurulu tarafından ülke genelinde 21/7/2016 tarihinden itibaren doksan gün süreyle olağanüstü hal (OHAL) ilan edilmesine karar verilmiştir. OHAL 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Darbe teşebbüsüne ilişkin süreç, OHAL ilanı, OHAL döneminin gerektirdiği tedbirlere ilişkin detaylı açıklamalar Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri ([GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-20, 47-66) kararında yer almaktadır.

B.   Başvuruya İlişkin Olay ve Olgular

6. Başvurucular, Türk Silahlı Kuvvetlerinde subay olarak görev yapmaktayken 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (667 sayılı KHK) ile 25/7/2016 tarihli ve 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (668 sayılı KHK) kapsamında kamu görevinden çıkarılmıştır.

7. Başvurucular Millî Savunma Bakanlığınca (MSB) resen emekli edilmiş ve Sosyal Güvenlik Kurumunca (SGK) tesis edilen işlemlerle 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 39. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında 15/8/2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere başvuruculara emekli aylığı bağlanmıştır.

8. MSB tarafından 24/4/2017 tarihinde tesis edilen işlemle kanun hükmünde kararnamelerle Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiği kesilen kişiler hakkında resen emeklilik işlemi tesis edilmesinin mevzuata uygun olmadığı, bu nedenle başvurucuların da aralarında olduğu söz konusu kişilerin resen emeklilik işlemlerinin iptal edildiği SGK'ya bildirilmiştir.

9. Daha sonra SGK tarafından başvurucuların resen emeklilik işleminin iptal edilmesi nedeniyle başvuruculara resen emekli aylığı bağlama işlemi iptal edilmiş ve başvuruculara emeklilik talebinde bulunabileceği bildirilmiştir. Başvurucular tarafından verilen dilekçeler ile emeklilik talebinde bulunulması üzerine başvuruculara 5434 sayılı Kanun'un 39. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca 1/6/2017 ve 1/7/2017 tarihlerinden itibaren emekli aylığı bağlanmıştır.

10. SGK tarafından tesis edilen işlemlerle 15/8/2016-1/6/2017 ve 15/8/2016-1/7/2017 tarihleri arasında yersiz olarak ödenen emekli aylıklarının başvuruculardan tahsilinin istenilmesi üzerine başvurucular tarafından bu işlemlerin iptali ile borcun tahsili için aylıklarından yapılan kesintilerin yasal faiziyle birlikte iadesi talebiyle davalar açılmıştır.

11. Ankara İdare Mahkemelerince verilen kararlarla dava konusu işlemlerin iptaline ve yapılan kesintilerin yasal faiziyle birlikte başvuruculara iadesine hükmedilmiştir. Kararların gerekçesinde, başvurucuların emekliliğe hak kazanacak kadar hizmet süresinin bulunduğu, resen emekli edilen başvurucuların bu işleme itiraz etmeyerek emekli aylığını kabul ettiği, idarenin hatalı işlemi ile ilgili olarak başvuruculara yüklenebilecek bir kusurun olmadığı hususlarına yer verilmiştir.

12. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesince (İstinaf Mahkemesi) verilen kararlarla idarenin istinaf başvuruları kabul edilerek mahkeme kararlarının kaldırılmasına ve davaların reddine kesin olarak karar verilmiştir. Kararların gerekçesinde, 5434 sayılı Kanun'un 91. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca açıkta bulunan başvurucuların emeklilik işleminin yapılması için başvurularının bulunması gerektiği, idarece açıkça hatalı olarak tesis edilen resen emeklilik işlemlerinin her zaman geri alınabileceği, tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı hususlarına yer verilmiştir.

13. Nihai karar başvurucu tarafından 20/10/2020 tarihinde öğrenilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

14. 5434 sayılı Kanun'un mülga 39. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Emekli aylığı aşağıdaki hallerde bağlanır:

...

ç) 87 nci maddenin (a, b, c, d, e, g, h, i, j ve m) fıkralarında gösterilenlerden 25 fiili hizmet yılını dolduran iştirakçilerden kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını dolduranların istekleri üzerine,

...

e) Subay ve askeri memurlarla, gedikli subay ve gedikli erbaşların ahlak noktasından hüküm ile veya yetersizlik veya disiplin sebeplerinden dolayı sicilleri üzerine veyahut askeri mahkemelerce verilecek kararlar üzerine kurumlarınca resen;

..."

15. 5434 sayılı Kanun'un mülga 87. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Aşağıda yazılı sebeplerle, emeklilik hakkı tanınan vazifelerden ayrılanların, Sandıkla ilgileri kesilir ve o tarihe kadar aylık ve ücretlerinden kesilerek Sandıkta birikmiş kesenekleri (34 ve 38 inci maddelerde yazılı kesenek ve karşılık toplamlarının kesenek itibar edilen kısımları dahil) faizsiz olarak kendilerine ödenir.

...

e) İdareten veya cezaen vazifelerine son verilenler;

..."

16. 5434 sayılı Kanun'un mülga 91. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Bu Kanuna göre bağlanan çeşitli mahiyetteki aylıkların ödenmesi aşağıdaki fıkralarda yazılı tarihlerden başlar:

...

c) Her ne suretle olursa olsun açıkta bulunanlardan emekli aylığına müstahak olanların veya ölenlerin emekli ve adi malullük aylıklarıyla dul ve yetimlerine bağlanacak aylıklar, son ayrıldıkları kurumlara kendileri veya dul ve yetimleri tarafından yazı ile yapılacak müracaat tarihlerini takip eden ay başından;

..."

17. 5434 sayılı Kanun'un mülga 121. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Her ne suretle olursa olsun istihkaklarından fazla yapılan ödemeler, ilgililerin, varsa sonraki her çeşit istihkaklarından hüküm alınmaksızın kesilmek suretiyle geri alınır. Ancak ilgili, Sandıkça yapılan bu muamelenin yersizliği hakkında Danıştay’da dava açabilir."

B. Uluslararası Hukuk

18. İlgili uluslararası hukuk için bkz. Uğur Ziyaretli [2. B.], B. No: 2014/5724, 15/2/2017, §§ 28-31.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Anayasa Mahkemesinin 7/1/2026 tarihinde yaptığı toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü

20. Başvurucular; İstinaf Mahkemesince olayla ilgisiz yasal düzenleme esas alınarak hüküm kurulduğunu, idarenin savunma dilekçesi vermemesine ve ilk dilekçesini istinaf dilekçesi olarak vermesine rağmen idare lehine hareket edilerek karar verildiğini, Anayasa'nın 125. maddesi gereğince idarenin kendi kusurundan doğan zararları ödemekle yükümlü olduğunu, kendilerinin kusurlu bir hareketinin bulunmadığını iddia ederek mülkiyet hakkının, adil yargılanma hakkının ve sosyal güvenlik hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

21. Bakanlık görüşünde, bir kısım mevzuat hükümlerine yer vererek ilgili kurumlardan temin edilen belgelerin verilecek kararda dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.

22. Başvurucuların bir kısmı, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru formundaki iddialarını tekrarlayarak Bakanlık görüşünde bu iddiaların karşılanmadığını ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

23. Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucuların şikâyetlerinin özü, kendilerine yapılan emekli aylığı ödemelerinin geri istenilmesinin hukuka aykırı olduğu iddiasına ilişkin olduğundan başvuru mülkiyet hakkı kapsamında incelenecektir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmayan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir. 

2. Esas Yönünden

a.   Mülkün Varlığı

26. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dahildir (Mahmut Duran ve diğerleri [2. B.], B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

27. Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı, bireylere bir tür sosyal güvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge [2. B.], B. No: 2013/2166, 25/6/2015, § 36). Ayrıca mülkiyet hakkının belli şartlar altında ortadan kaldırılması, onun en azından ortadan kaldırılıncaya kadar mülk olarak kabul edilmesine engel teşkil etmez (Bülent Akgül [2. B.], B. No: 2013/3391, 16/9/2015, § 56).

28. Eldeki olayda SGK tarafından başvuruculara 15/8/2016-1/6/2017 ve 15/8/2016-1/7/2017 dönemlerine ilişkin olarak 5434 sayılı Kanun uyarınca ödenen emekli aylıklarının başvuruculardan tahsili yönünde işlemler tesis edilmiştir. Emekli aylıklarının başvuruculara ödenmesiyle başvurucuların mevcut mal varlığı hâline geldiği ve başvurucular yönünden mülk teşkil ettiği hususu tartışmazsızdır.

b. Müdahalenin Varlığı ve Türü

29. Malikin mülkünü kullanma, mülkün semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan [1. B.], B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53). Anayasa'nın 35. maddesi ile mülkiyet hakkına temas eden diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa'nın mülkiyet hakkına müdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği hatırlatılmalıdır (Anayasa'nın 35. maddesinin yapısı ve içerdiği üç kural ile ilgili olarak bkz. Recep Tarhan ve Afife Tarhan, §§ 55-58).

30. Başvuruculara ödenmek suretiyle başvurucuların mevcut mal varlığına dâhil olan emekli aylıklarının geri istenmesi yönündeki işlemlerin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır. Başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin amacı da dikkate alındığında emekli aylıklarının iadesine yönelik işlemlerin mülkiyetten barışçıl yararlanmaya ilişkin birinci kural çerçevesinde incelenmesi gerekir.

c. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı 

31. Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62).

i. Kanunilik

32. Olayda başvurucuların mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden emekli aylıklarının iadesi yönündeki işlemler 5434 sayılı Kanun'un 39. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ile 5434 sayılı Kanun'un 121. maddesine dayandırılmıştır. Anılan işlemler ile başvuruculara emekli aylığı bağlanabilmesi için talepte bulunulması gerektiği, buna karşılık başvuruculara resen emekli aylığı bağlandığı, bu nedenle resen emekli aylığının bağlandığı dönem ile talepte bulunulan dönem arasında ödenen emekli aylıklarının maaşlarından kesilerek tahsil edileceği bildirilmiştir. İstinaf Mahkemesi ise 5434 sayılı Kanun'un 91. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca başvurucuların emeklilik işleminin yapılması için başvurularının bulunması gerektiğini, fakat başvurucuların talebi olmadan emekli aylıklarının bağlandığını belirtmiştir.

33. 5434 sayılı Kanun'un 39. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendine göre bu hüküm kapsamına girenlerin emekli aylığının bağlanabilmesi için talepte bulunmaları gerekir. 5434 sayılı Kanun'un 91. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde emekli aylıklarının talep tarihini takip eden aydan itibaren ödeneceği belirtilmiştir. 5434 sayılı Kanun'un 121. maddesine göre ise idarece fazla yapılan ödemelerin ilgililerden tahsil edileceği belirtilmiştir. Bu durumda başvuruya konu işlemlerin kanuni dayanaklarının bulunduğu görülmektedir.

ii. Meşru Amaç

34. Başvuruculara ödenen emeklilik aylıklarının iadesinin istenmesinin temelinde yatan amaç, sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlılığının sağlanmasıdır. Bu amacın kamu yararına dönük olduğu açıktır. Bu nedenle müdahalenin sosyal güvenlik sisteminin devamlılığını ve sınırlı kamusal kaynakların doğru şekilde harcanmasını gözeten meşru bir amacının bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.

iii. Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

35. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukuk devleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki, ancak durumun gerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir. Bireylerin hak ve özgürlüklerinin, somut koşulların gerektirdiğinden daha fazla sınırlandırılması kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamına geleceğinden hukuk devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).

36. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir. Öngörülen tedbirin maliki ulaşılmak istenen kamu yararı karşısında olağandışı ve aşırı bir yük altına sokması durumunda müdahalenin orantılı ve dolayısıyla ölçülü olduğundan söz edilemez (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012; E.2012/149, K.2013/63, 22/5/2013; E.2013/32, K.2013/112, 10/10/2013; E.2013/15, K.2013/131, 14/11/2013; E.2013/158, K.2014/68, 27/3/2014; E.2013/66, K.2014/19, 29/1/2014; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2015/43, K.2015/101, 12/11/2015; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

37. Hukuka aykırı ödemelerin tahsiline ilişkin uyuşmazlıklarda mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin orantılılığının değerlendirilebilmesi için başvurucuya kanuna aykırı olarak ödeme yapılması biçiminde ortaya çıkan sonuca tarafların katkı derecelerine de bakılması gerekmektedir. Bu bağlamda tarafların yasal yükümlülüklerinin neler olduğu, bunların yerine getirilmesinde ihmalkârlık gösterilip gösterilmediği ve varsa bir ihmalkârlık bunun hukuka aykırı sonucun doğmasında bir etkisinin bulunup bulunmadığı da gözönünde bulundurulmalıdır.

38. İdarenin "iyi yönetişim" ilkesine uygun hareket etme yükümlülüğü bulunmaktadır. "İyi yönetişim" ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin; uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir (Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım [1. B.], B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 68).

39. İdarenin hatalı işleminden kaynaklanan mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığının tespitinde; idarenin hatalı işlemi karşısındaki tutumunun yanında, işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalı işlem nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacağa kanuni faiz gibi yaptırımların öngörülüp görülmediği önem arz etmektedir (Tevfik Baltacı [2. B.], B. No: 2013/8074, 9/3/2016, § 71).

40. Sosyal adaletin gereği olarak idarenin tesis ettiği hatalı işlemi somut olayın koşullarına göre geri alabileceği veya belli durumlarda kaldırabileceği hususunda kuşku yoktur. Bu tespit hatalı idari işlemden kaynaklanan sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerlidir. Aksi durum kişilerin sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği gibi sosyal güvenlik fonlarına katkıda bulundukları hâlde kanunlardaki koşulları sağlamadıkları gerekçesiyle ödemelerden mahrum kalan kimseler yönünden adil olmayan sonuçlar doğurabilir. Bu durum, sınırlı kamu kaynaklarının uygun olmayan yöntemlerle dağıtımına cevaz verilmesi anlamına gelebileceğinden kamu yararı ile örtüşmez (Tevfik Baltacı, § 74; benzer yönde bkz. Moskal/Polonya, B. No: 10373/05, 15/9/2009, § 73).

(2) İlkelerin Olaya Uygulanması

41. Başvuru konusu olayda elverişlilik ve gereklilik ilkeleri yönünden tartışılmayı gerektirecek bir yön bulunmamaktadır. Asıl üzerinde durulması gereken müdahalenin orantılı olup olmadığıdır. Bu itibarla yapılan müdahale ile başvuruculara aşırı ve orantısız bir yük yüklenip yüklenmediğinin tespiti gerekmektedir.

42. Başvurucuların kamu görevinden çıkarıldığı aşamada emekliliğe hak kazanacak şekilde hizmet sürelerinin bulunduğu konusunda tartışma yoktur. Uyuşmazlık başvuruculara emekli aylığı bağlanabilmesi için başvurucuların emeklilik dilekçesi vermesi gerekirken idarece hatalı olarak başvuruculara resen emekli aylığının bağlanmasından kaynaklanmaktadır.

43. Eldeki olayda başvurucular kamu görevinden çıkarıldığı gün idarece emekli edilmiş ve daha sonra başvuruculara emekli aylığı bağlanmıştır. Başvurucuların emeklilik işlemlerini idare kendi inisiyatifi ile tesis ettiğinden emekli aylığı bağlanmasında başvurucuların herhangi bir kusurunun bulunduğu ileri sürülemez. Bunun yanında söz konusu resen emeklilik işlemleri tesis edilmeseydi başvurucuların kendi isteğiyle emeklilik talebinde bulunamayacağına dair bir iddia da idarece öne sürülmemiştir. Diğer yandan başvurucular kendilerine resen emekli aylığı bağlanması işlemine karşı itiraz etmemiş ve emekli edilmeleri işlemlerinin iptali üzerine kısa süre içerisinde dilekçe vererek emekli aylığı bağlanması talebinde bulunmuştur.

44. Bu durumda idarenin kendiliğinden tesis ettiği ve hatalı olduğunu düşündüğü işlemlerini iptal etmesi nedeniyle oluşan olumsuz sonuçların başvurucular üzerinde bırakıldığı anlaşılmaktadır. Bütün bu hususlar gözetildiğinde ilgili idari işlemlerin tesisinde bir kusuru bulunmayan başvuruculara ilgili dönemde emeklilik şartlarını sağlamalarına rağmen ödenen emekli aylıklarının iadesi yönünde işlem tesis edilerek aşırı bir külfet yüklendiği, kamu yararı ile özel yarar arasında kurulması gereken makul dengenin başvurucular aleyhine bozulduğu sonucuna ulaşılmıştır.

45. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

VI. GİDERİM

46. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile değişen miktarlarda maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

47. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

48. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

VII. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvuruların BİRLEŞTİRİLMESİNE,

B. Talepte bulunan başvurucu yönünden kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,

C. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

D. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

E. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (D) sütununda belirtilen mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

F. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,

G. Vekille temsil edilen başvuruculara ekli listenin (H) sütununda belirtilen vekâlet ücretleri ile ekli listenin (E) sütununda belirtilen harçların listede gösterildiği şekilde ÖDENMESİNE,

H. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

I. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 7/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, ŞABAN UMUT VE DİĞERLERİ, B. No: 2020/34798, 07.01.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 01, sayfa 279–287

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.