Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm
ERKAN DİNLER (2020/34408)
- Suçta ve cezada kanunilik
- Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)
- Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı
- Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı
- Din ve vicdan özgürlüğü
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, kanunun suç saymadığı fiillerden dolayı mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespitine ilişkin kayıtların hukuka aykırı şekilde elde edilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Suçta ve cezada kanunilik | Suçta ve cezada kanunilik | İhlal Olmadığı | — |
| Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) | Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (hukuka aykırı deliller, bariz takdir hatası vs.) | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
| Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) | Bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkı (ceza) | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
| Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) | Müdafi yardımından yararlanma hakkı (ceza) | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
| Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) | Gerekçeli karar hakkı (ceza) | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
| Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı | Mahkumiyete bağlı tutma | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
| Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı | Kişisel verilerin korunması | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
| Din ve vicdan özgürlüğü | Din özgürlüğü | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
ERKAN DİNLER BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2020/34408) |
|
|
|
Karar Tarihi: 21/4/2026 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
İrfan FİDAN |
|
Üyeler |
: |
Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Yılmaz AKÇİL |
|
Raportör |
: |
Zehra GAYRETLİ |
|
Başvurucu |
: |
Erkan DİNLER |
|
Vekili |
: |
Av. Özcan AKINCI |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, kanunun suç saymadığı fiillerden dolayı mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespitine ilişkin kayıtların hukuka aykırı şekilde elde edilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvurucu 1993 doğumlu olup bireysel başvuru konusu olayların meydana geldiği tarihte astsubay olarak görev yapmaktadır.
3. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içerisindeki yapılanması hakkında başlatılan bir soruşturma kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talebiyle şüpheli sıfatıyla kollukta ifade veren B.İ. başvurucu hakkında da açıklamalarda bulunarak kendisinin örgüt hiyerarşisi içinde astsubaylardan sorumlu olduğunu, kendisine bağlı astsubay gruplarında yer alan başvurucunun "Doğan" kod adını kullandığını, düzenlediği sohbetlere birçok kez katıldığını ve başvurucuyu 2016 yılında H.S. isimli kişiye devrettiğini ifade etmiştir.
4. Başsavcılık tarafından astsubaylar hakkında yürütülen söz konusu soruşturmada 16/4/2018 tarihinde başvurucu yönünden tefrik kararı verilerek soruşturmaya 2018/19910 sayılı dosya üzerinden devam edilmiştir.
5. Diğer taraftan, FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde üst konumda bulunan kişilerin örgüt içi iletişimi sağlamak amacıyla örgütün askerî mahrem yapılanmasında yer alan ve örgütte kendilerinden alt konumda olan kişileri, tespit edilmeyi zorlaştıracak şekilde önceden belirlenen tedbir kuralları doğrultusunda ankesörlü/kontörlü sabit hatlardan aradıklarına dair bilgilere ulaşılması üzerine Başsavcılık tarafından örgütün bu ildeki askerî mahrem yapılanmasına mensup kişilerin belirlenmesi amacıyla soruşturma başlatılmıştır.
6. Başsavcılık, Kayseri ilinde görev yapan asker kişilerden bu yapılanmaya mensup olanların tespiti açısından başka surette delil elde etme imkânı bulunmadığı, bu nedenle il merkezindeki ankesörlü telefonlara ait hatların HTS kayıtlarının BTK'dan getirtilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır.
7. Bu bağlamda Başsavcılık söz konusu ankesörlü telefonlara ait hatların 1/1/2012 ile 1/12/2016 tarihleri arasındaki telekomünikasyon yoluyla iletişimlerin 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması" kenar başlıklı 135. maddesinin (6) numaralı fıkrası uyarınca tespit edilmesi talebinde bulunmuştur. İlgili hakimlikçe talep doğrultusunda, on beş (15) ankesörlü hattın belirlenen tarih aralıklarına dair HTS kayıtlarının getirtilmesine karar verilmiştir.
8. Kolluk görevlilerince bahsi geçen ankesörlü hatlara ait HTS kayıtları incelenmiş ve bu kayıtların analizi sonucunda 1/4/2018 tarihli İnceleme ve Tespit Tutanağı düzenlenmiştir. Anılan tutanakta başvurucunun Kayseri'de bulunan 352...08 numaralı sabit hattan kendisi gibi astsubay olan M.G. isimli kişiyle 5/6/2014 tarihinde ardışık olarak arandığı tespit edilmiştir.
9. Başsavcılık, başvurucu hakkındaki soruşturmanın tamamlanmasının ardından başvurucunun örgütün mahrem asker yapılanması içinde bir "öğretmene" bağlı "öğrenci" konumunda olduğu ve FETÖ/PDY'ye üye olma suçunu işlediği iddiasıyla 27/4/2018 tarihinde iddianame düzenlemiştir. İddianamede delil olarak başvurucunun kendisi gibi astsubay olan M.G. isimli kişiyle sabit hattan ardışık olarak arandığı tespitini içeren HTS İnceleme ve Tespit Tutanağı ile B.İ.nin başvurucu aleyhindeki beyanlarına yer vermiştir. Ayrıca başvurucu ile ardışık araması bulunduğu tespit edilen M.G.nin Başsavcılık tarafından başka bir soruşturma dosyası kapsamında şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinin başvurucu ile ilgili kısımlarına da atıf yapmıştır. Bu bağlamda M.G. ifadesinde; başvurucuyu dönem arkadaşı olduğu için tanıdığını, "Nadir" kod isimli B.İ. ile "Yaşar" kod isimli H.S.nin sohbet gruplarında birlikte yer aldıklarını belirtmiştir.
10. Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) yürütülen yargılamada 3/5/2018 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapılmıştır. Tensip Tutanağı'nda tanıklar B.İ. ile M.G.nin dinlenilmesi için gerekli işlemlerin yapılmasına ve başvurucunun kullanımında olan GSM hattının 1/1/2013 ile 31/12/2016 tarihleri arasındaki HTS kayıtlarının BTK'dan getirtilmesine karar verilmiştir. Tensip Tutanağı'nda ayrıca bahsi geçen kayıtların celse arasında gönderilmesi durumunda 352...08 numaralı sabit hattan başvurucunun kullanımındaki GSM hattının aranıp aranmadığı hususunda inceleme yapılması için bu kayıtlar ile dosyadaki mevcut HTS kayıtlarının bilirkişiye tevdi edilmesi ve duruşmanın ilk celsesinin 26/7/2018 tarihinde görülmesi de kararlaştırılmıştır.
11. Başvurucu, müdafiinin de hazır bulunduğu duruşmanın 26/7/2018 tarihli birinci celsesinde savunma yapmıştır. Başvurucu; savunmasında B.İ.yi tanımadığını, aleyhinde verilen beyanların çelişkili olduğunu belirterek suçlamayı kabul etmemiştir. Mahkeme aynı celsede tanık B.İ.yi dinlemiştir. B.İ. beyanında özetle örgüt hiyerarşisi içinde 2009 yılından itibaren Havacı (hava kuvvetlerinde görevli) astsubaylara yönelik sohbetler vermeye başladığını, "Nadir" kod adını kullandığını, sohbet grubunda yer alan başvurucuyu 2014 yılında "Abdullah" kod adlı H.İ.B. isimli kişiden devraldığını, 2016 yılı Şubat ayında ise "Yaşar" kod isimli kişiye devrettiğini ifade etmiştir.
12. Diğer taraftan celse arasında HTS analizine ilişkin 21/5/2018 tarihli bilirkişi raporu da dosyaya sunulmuştur. Raporda başvurucunun kullanımında olduğu belirtilen 554... 51 numaralı GSM hattının A.D. adına kayıtlı olduğunun anlaşıldığı, 352 ... 08 numaralı sabit hattan başvurucunun kullanımındaki 554...51 numaralı GSM hattının 5/6/2014 tarihinde arandığı ve toplam 57 saniyelik bir görüşme yapıldığı, bu arama yapıldıktan sonra M.G.ye ait GSM hattına mesaj gönderildiği yönündeki tespitlere yer verilmiştir.
13. Tanık M.G.nin istinabe mahkemesince alınan beyanı da duruşmanın birinci celsesinde okunmuştur. Bu bağlamda tanık M.G. 11/7/2018 tarihinde istinabe mahkemesince alınan beyanında özetle başvurucuyu hem Hava Astsubay Meslek Yüksek Okulundan arkadaş olmaları hem de Kayseri 12. Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığında birlikte çalışmış olmaları nedeniyle tanıdığını, başvurucuyla bu çalışma döneminde aynı evde kaldıklarını ve B.İ. isimli kişinin sohbetlerine birkaç kez katıldıklarını, ayrıca 352...08 numaralı sabit hattan B.İ. tarafından arandıklarını ifade etmiştir.
14. Başvurucu, tanık beyanı ve bilirkişi raporuna karşı savunmasında aleyhe hususları kabul etmediğini belirtmiştir.
15. Mahkeme iddia makamının esas hakkındaki mütalaasına karşı savunma hazırlığı yapabilmesi için başvurucuya süre verilmesine ve duruşmanın sonraki celsesinin 7/8/2018 tarihinde yapılmasına karar vermiştir.
16. Duruşmanın 7/8/2018 tarihli ikinci celsesinde esas hakkındaki mütalaaya karşı başvurucunun yazılı olarak sunduğu savunma dilekçesi okunmuştur. Mahkeme başvurucunun atılı suçtan hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Kararda, tanık beyanlarına ve başvurucunun sabit/ankesörlü/kontörlü hatlardan kendisi gibi asker olan diğer kişilerle ardışık olarak arandığına dair tespite dayanarak başvurucunun atılı suçu işlediği sonucuna ulaşılmıştır. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:
"FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü içerisinde öğretmen pozisyonunda bulunan mahrem sorumlu [B.İ.nin] beyanına göre sanık Erkan Dinler'in 2014 yılının başı veya ortalarından itibaren sohbet imamlığını yaptığı oturmalara katılmaya başladığını, sanığı 'Abdullah' kod adlı [H.İ.B.] isimli sohbet imamından devraldığını, sanık Erkan Dinler'in de yer aldığı bu grubu geçici görevi nedeniyle Güneydoğuya gittiği üç aylık bir zaman diliminde 'Yaşar' kod adlı astsubay sohbet imamı [H.S.ye] devrettiğini ve geri döndüğünde tekrar aynı grubu devraldığını, sanığında 15 Temmuz hain darbe girişimine kadar gerçekleşen sohbetlere iştirak ettiğini, sanığın kod adı kullanmadığını, katalog evlilik yapmadığını ,sanığın zaman zaman burs veya bağış adı altında para verdiğini ve 17-25 Aralık sürecinden sonra örgüt ve faaliyetlerini sorgular hale geldiğini bildiğini beyan etmiştir.
Yine 11.07.2018 tarihinde Gevye Asliye Ceza Mahkemesince talimat yolu ile dinlenen tanık [M.G.nin] beyanına göre; sanık Erkan'ı Hava Astsubay Meslek Yüksek Okulundan arkadaşı olması hem de olay tarihinden önce Kayseri 12. Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığında birlikte çalışmaları hem de bekar oldukları dönemde Kayseri'de ev arkadaşı olması nedeniyle tanıdığını, sanık Erkan ile Kayseri'de kaldıkları dönemde Nadir kod isimli [B.İ.nin] sohbetlerine 2-3 defa katıldıklarını, .... sanığın [B.İ.] isimli şahsa 1 ya da 2 kez himmet adı altında para verdiğini gördüğünü ancak verdiği paranın miktarını bilmediğini, sanığın örgüt içerisinde herhangi bir görevi olduğuna şahit olmadığını, [H.S.] isimli şahsın [B.İ.nin] 2 ay süre ile Kayseri'den ayrılmasından sonra tanıdığını, [H.S.] isimli şahsın sanık Erkan Dinler ve kendisi ile irtibat kurmaya çalıştığını ancak görüşmek istemediklerini, iddianamede bildirilen 0352 222 79 08 numaralı sabit hattan bu şahısların sanık Erkan'ı ve kendisini birkaç sefer aradıklarını ... beyan etmiştir.
Mahkememizce sanığa ait HTS kayıtları Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığından celp edilmiş ve sanığa ait 0 .... 51 gsm numarası ile iddianameye konu olan 0 352 222 79 08 numaralı sabit hattan ardışık arama yapılıp yapılmadığı hususu mahkememizce Bilirkişi marifetiyle incelettirilmiş düzenlenen rapora göre sanığın GSM hattının 05.06.2014 tarihinde belirtilen sabit hattan arandığı ve 57 saniyelik bir görüşme gerçekleştiği akabinde Erken Dinler'in astsubaylara yönelik ardışık aramalar iddiası ile yargılanan ve söz konusu dosyanın yargılaması sırasında mahkememizde tanık olarak beyanları başvurulan astsubaylar [Ö.F. G.] ve [M.G.] ile mesajlaştığı belirtilmiştir.
Her ne kadar sanık suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiş ise de; ayrıntılı ve kendi içerisinde uyumlu tanık beyanları ve tanıklardan [B.İ.nin] örgütte askeri personelden sorumlu öğretmen konumunda olması, etkin pişmanlık kapsamında verdiği ayrıntılı ve samimi beyanları dikkate alındığında sanığın örgütçe yakın takip edildiği, her döneminde kendisi ile ilgilenen abisi tarafından yerinin eğitim göreceği kurumdaki yeni abisine aktarıldığı, örgütün genel işleyişinde üyelerine takdir hakkı tanımayıp askeri okullara girecek kişileri örgüte bağlılık seviyesi en yüksek üyeleri arasından kendisinin belirlediği, hatta silahlı kuvvetler mensuplarının örgütün gizli haberleşme programı olan [ByLock] programını kullanmasına dahi sıcak bakmadığı ve haberleşmeleri ankesörlü veya kontörlü telefonlardan yapmak şeklinde üyelerinin deşifre olmaması için gizliliğe maksimum seviyede önem verildiği, özellikle hava kuvvetlerine ve pilot personele özel önem verdiği, hain 15 Temmuz darbe girişiminde de görüldüğü üzere en aktif kullanılan kuvvetlerden birinin hava kuvvetleri ve pilotlar olduğu, bu durum dikkate alındığında sanığın inkara yönelik savunması suçtan kurtarmaya yönelik olduğu kanaati ile bu yöndeki beyanına itibar edilmemiştir."
17. Anılan hükme yönelik istinaf başvurusu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesince (Bölge Adliye Mahkemesi) 17/4/2019 tarihinde esastan reddedilmiştir.
18. Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz edilmesi üzerine mahkûmiyet hükmüne yönelik olarak verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararını 9/7/2020 tarihinde onamıştır.
19. Başvurucu nihai kararı 5/10/2020 tarihinde öğrendikten sonra 23/10/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
20. Komisyon başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
21. Başvurucu; cezalandırılmasında delil olarak kabul edilen eylemlerinin yasal faaliyetler olduğunu, bu faaliyetlerin terör örgütüne üye olma suçunun delilleri olarak kabul edilmesi ve bu kapsamda yapılan değerlendirmelerin terör örgütüne üye olma kastının ortaya konulması yönünden hiçbir şekilde yeterli olmamasının ceza kanunlarının geniş ve keyfî bir şekilde yorumlanması anlamına geleceğini ileri sürmüş, bu nedenle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
22. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde ilk olarak başvurucunun şikâyetlerinin kabul edilebilirliği hakkında inceleme yapılması gerektiğini belirterek başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların, delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin kanun yolu şikâyeti niteliğinde olup olmadığı hususunun Anayasa Mahkemesinin dikkatine sunulduğunu ifade etmiştir. Bakanlık görüşünde; dava konusu maddi olay ve olgular ile delillerin Mahkemece değerlendirildiği, Mahkemenin hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması, uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucu ve kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini gerekçelendirdiği belirtilmiştir.
23. Başvurucunun iddiaları suçta ve cezada kanunilik ilkesi kapsamında incelenmiştir.
24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
25. Anayasa’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesinin birinci fıkrasında yer alan suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hangi fiillerin yasaklandığının ve bu yasak fiillere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerekmektedir (AYM, E.2019/9, K.2019/27, 11/4/2019, § 13). Anayasa’nın 38. maddesine koşut olarak 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2. maddesinde de düzenlenen ilke, yasaklanan eylemlerin ve bu yasak eylemlere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesini, kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olmasını gerektirmektedir. Yargı organları, terör suçları da dâhil olmak üzere tüm suçlar bakımından suça veya cezaya ilişkin olguları değerlendirirken ve özellikle fiillerin bir suça karşılık gelip gelmediğini belirlerken suç ve cezaların kanuniliği ilkesini anlamsız kılacak şekilde öngörülemez bir yaklaşımda bulunmamalıdır (Mehmet Emin Karamehmet ve diğerleri [2. B.], B. No: 2017/4902, 28/1/2020, § 47). Bu nedenle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin denetlenmesinde normun mevcut deliller çerçevesinde somut olaya uygulanış biçiminin yasal düzenlemeyle bağdaşmaz ve öngörülemez bir sonuca yol açıp açmadığı incelenmelidir (Bilal Celalettin Şaşmaz [1. B.], B. No: 2019/20791, 18/10/2022, § 62).
26. Anayasa Mahkemesi de önüne gelen birçok başvuruda FETÖ/PDY'ye üyelik suçu bağlamında suçta ve cezada kanunilik ilkesinin kapsam ve içeriğini incelemiş, ayrıntılı değerlendirmelerde bulunmuştur (Hasan Sarıcı [GK], B. No: 2018/37695, 9/10/2024, §§ 26-52; Bilal Celalettin Şaşmaz, §§ 44-64; Yahya Turgut [GK], B. No: 2021/43694, 9/10/2024, §§ 44-58).
27. Suçta ve cezada kanunilik ilkesine yönelik şikâyetleri kapsayan başvurularda çözümlenmesi gereken öncelikli meselenin başvurucunun FETÖ/PDY'ye üye olma suçunda delil olarak kabul edilen fiilleri işlediği sırada cezai yönden bir sorumluluk altına sokulabileceğini makul olarak öngörebilmesinin mümkün olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Anayasa Mahkemesi; başvurucunun örgütün terör niteliğini ve amaçlarını bildiği, örgütün bir parçası olmayı istediği, örgütün hayatta kalmasına ve amaçlarının gerçekleştirilmesine devamlı bir irade ile katkı sağladığı ortaya konulduğu takdirde söz konusu fiillerden dolayı cezai yönden bir sorumluluk altına sokulabileceğini kabul etmiştir (Bilal Celalettin Şaşmaz, § 40; Hasan Sarıcı, § 33).
28. Terör örgütüne üye olma suçuna bağlanan ağır cezai yaptırımlar gözetildiğinde -örgütün nihai amacının herkesçe bilindiğinin kabul edilebileceği, kesin bir tarihin verilmesi yoluna gidilmemiş olmakla birlikte- örgütün nihai amacının herkesçe bilinir hâle geldiği olaylardan (Bilal Celalettin Şaşmaz, § 11) önce yasal zeminde faaliyet gösteren bir sivil toplum örgütüne bağlı olduğu düşüncesi ile hareket ederek hataya düşenler ile FETÖ/PDY'nin amaç ve yöntemlerini bilen örgüt mensuplarının birbirlerinden dikkatli şekilde ayrılması yoluna gidilmiştir (Yahya Turgut, § 53; Bilal Celalettin Şaşmaz, § 54; Hasan Sarıcı, § 36).
29. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi, örgütün nihai amacının herkesçe bilinir hâle geldiği olaylardan sonra dahi terör örgütü hiyerarşisi içinde gerçekleştirildiği tespit edilen örgütsel faaliyetlerin varlığının ortaya konulması suretiyle örgütün nihai amacının bilindiği sonucuna varılan durumlarda Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edilmediğine de karar vermiştir (Yahya Turgut, §§ 57-59).
30. Başvuruya konu olayda Mahkeme, tanıklar B.İ. ve M.G.nin beyanlarını ve başvurucunun GSM hattına sabit telefonlardan arama yapıldığını gösteren bilirkişi raporunu birlikte değerlendirmek suretiyle mahkûmiyet sonucuna ulaşmıştır (bkz. § 16). Başvurucu ve müdafinin hazır bulundukları duruşmanın birinci celsesinde dinlenen tanık B.İ. beyanında örgüt hiyerarşisi içinde 2009 yılından itibaren Havacı astsubaylara yönelik sohbetler vermeye başladığını ve 2014 yılında kendi sohbet grubunda yer alan başvurucuyu 2016 yılı Şubat ayında başka bir kişinin sohbet grubuna devrettiğini ifade etmiştir. Beyanları hükme esas alınan diğer tanık M.G. ise başvurucuya ilişkin beyanında B.İ. isimli kişinin sohbetlerine birkaç kez katıldıklarını, ayrıca 352...08 numaralı sabit hattan B.İ. tarafından arandıklarını ifade etmiştir.
31. Anayasa Mahkemesi, sohbetlere katılma eyleminin başvurucunun örgüte üye olma suçundan cezalandırılmasında delil olarak kullanılabilmesi için başvurucunun katıldığı sohbetlerin örgütsel özellik taşıdığının belirlenmesini beklemektedir (Hasan Sarıcı, § 37; ayrıca örgütsel alanda kalan sohbet toplantılarının özelliklerine ilişkin olarak bkz. Bilal Celalettin Şaşmaz, § 20). Yargıtay kararlarında kritik olduğu belirtilen tarihlerden sonra devam etmeyen, gizlilik ve himmet vermek/toplamak gibi örgütsel özellik taşıdığı da belirlenemeyen dinî sohbetlere katılmaktan ibaret eylemlere istinaden mahkûmiyet kararı verilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir [birçok karar arasından bkz. (kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 10/2/2021 tarihli ve E.2019/10348, K.2021/972; 10/5/2018 tarihli ve E.2017/4179, K.2018/1541; Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 18/01/2023 tarihli ve E.2022/39058, K.2023/114; 6/2/2024 tarihli ve E.2023/1356, K.2024/1494 sayılı kararları].
32. Cezai sorumlulukların kapsamını belirlemek, buna bağlı olarak da suçun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığını ya da bunun karşılığı olan cezanın derecesini değerlendirmek derece mahkemelerinin görevidir. Suçta ve cezada kanunilik ilkesinin gereği olarak derece mahkemelerinin bu değerlendirme kapsamındaki yorumlarının suçun tanımlandığı ve cezanın belirlendiği kuralın özüyle çelişmemesi, öngörülebilir olması gerekir (Ali Acar [1. B.], B. No: 2022/80119, 29/4/2025, § 125). Eldeki başvuruda Mahkemenin, tanık beyanlarından ve GSM hattına sabit telefondan arama yapıldığını gösteren bilirkişi raporundan hareketle başvurucunun 2014 yılından 2016 yılına kadar astsubaylara yönelik sohbetlere iştirak ettiğini değerlendirmek suretiyle oluşturduğu kabulünün somut olayın şartlarına göre temelsiz ve keyfî olmadığı vurgulanmalıdır. Nitekim Mahkeme, örgütün nihai amacının herkesçe bilinir hâle geldiği olaylardan sonra dahi başvurucunun terör örgütü hiyerarşisi içinde gerçekleştirdiği örgütsel faaliyetlerin varlığını ortaya koyarak örgütün nihai amacını bildiği sonucuna varmış ve aksi yöndeki savunmalarına itibar etmemiştir.
33. Mahkemenin bu yorumunun kanun koyucunun yasak olarak belirlediği fiilin kapsamını suç ve cezaların kanuniliği ilkesine aykırı olacak şekilde genişletmediği, örgüt üyeliğine ilişkin kuralın özüyle çelişmediği ve öngörülebilir olduğu anlaşılmıştır. Buna göre başvurucunun yukarıda anılan eylemleri dolayısıyla bu oluşumun suç işlemek amacında olduğuna ve üzerine atılı örgüt üyeliği suçunun unsurlarını bilebilecek konumda bulunduğuna ilişkin varılan sonucun temelsiz olduğu söylenemez.
34. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
B. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
35. Başvurucu, 5271 sayılı Kanun'da öngörülen usul hükümlerine uyulmaksızın ankesörlü/sabit hatların HTS kayıtlarının getirtilmesi yönünde karar alınmasının ve bu kayıtların mahkûmiyet kararında delil olarak kullanılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
36. Anayasa Mahkemesi, Murat Albayrak ([GK], B. No: 2020/16168, 8/3/2023) kararında ankesörlü veya sabit hatlar aracılığıyla kurulan iletişimlerin örgütsel boyutuna ve bu iletişimlere konu HTS kayıtlarının hukuka uygun delil olup olmadığının değerlendirilmesine yönelik ilkeleri belirlemiştir. Anayasa Mahkemesi bu kararda, Yargıtayın birçok kararında ankesörlü/kontörlü sabit hatlara ilişkin HTS kayıtlarının bir delil olarak elde ediliş yönteminin hukuka uygun olduğuna dair değerlendirmelerde bulunduğunu da belirterek başsavcılığın hâkimlik kararı doğrultusunda ankesörlü/kontörlü sabit hatlarla yapılan iletişime dair BTK'dan HTS kayıtlarının getirtilmesinin ve bu kayıtlar üzerinde şüpheli olabilecek kişilerin tespiti amacıyla kolluk birimlerine teknik analiz yaptırılmasının bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren uygulama olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etmiştir (Murat Albayrak, §§ 67, 68, 102-108). Başvurucunun bu yöndeki itirazları dikkate alındığında anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamıştır.
37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Diğer İhlal İddiaları
38. Başvurucunun, yargılama ve kanun yolu incelemesi yapan makamların doğal hâkim güvencesine sahip, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıklarına ilişkin iddiasının Mustafa Başer ve Metin Özçelik ([1. B.], B. No: 2015/7908, 20/1/2016, §§ 119-133), Hüseyin Talaz ([1. B.], B. No: 2017/26769, 15/12/2020, §§ 78-80), avukat görüşünün görevli yanında ve kamera kaydına alınarak yapılması nedeniyle müdafi yardımından yararlanamadığı iddiasının Orhan Patarya ([GK], B. No: 2019/42695, 20/5/2021), esaslı iddialarının yanıtsız bırakıldığı iddiasının Abdullah Topçu ([1. B.], B. No: 2014/8868, 19/4/2017, §§ 77, 78), Mehmet Yavuz ([1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, §§ 49-52), Yasemin Ekşi ([1. B.], B. No: 2013/5486, 4/12/2013, §§ 53-59), mahkȗmiyete bağlı tutmaya bağlı olarak kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın Ç.Ö. ([GK], B. No: 2014/5927, 19/7/2018, §§ 36-39) kararları doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
39. Başvurucunun internet trafik bilgilerinin mevzuatta belirlenen süreden fazla tutulduğu şikâyeti yönüyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasının Ertan Erçıktı (3) ([1. B.], B. No: 2018/14040, 30/6/2021), siyasi ve dinî görüşleri nedeniyle cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasının Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt ([2. B.], B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17) kararları doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 38. maddesinde güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 21/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, ERKAN DİNLER, B. No: 2020/34408, 21.04.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 07, sayfa 221–228
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.