Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm
İMECE GIDA MADDELERİ VE TEKSTİL ÜRÜNLERİ TURİZM TİCARET A.Ş. (2020/33857)
- Mülkiyet hakkı
- Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi ve hükmedilen bedelin değer kaybına uğraması nedenleriyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle ise makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Mülkiyet hakkı | Kamulaştırma bedeli, kamu yararı | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
| Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) | Makul sürede yargılanma hakkı (hukuk) | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
| Mülkiyet hakkı | Kamulaştırmada değer kaybı | İhlal | Yeniden yargılama |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
İMECE GIDA MADDELERİ VE TEKSTİL ÜRÜNLERİ TURİZM TİCARET A.Ş. BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2020/33857) |
|
|
|
Karar Tarihi: 20/5/2026 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
İrfan FİDAN |
|
Üyeler |
: |
Recai AKYEL Selahaddin MENTEŞ Muhterem İNCE Yılmaz AKÇİL |
|
Raportör |
: |
Nur Hilal MERMER |
|
Başvurucu |
: |
İmece Gıda Maddeleri ve Tekstil Ürünleri Turizm Ticaret A.Ş. |
|
Vekili |
: |
Av. Merve HAKİMOĞLU |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi ve hükmedilen bedelin değer kaybına uğraması nedenleriyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle ise makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Karayolları Genel Müdürlüğü (İdare) 4/8/2011 tarihinde başvurucu şirkete ait Trabzon'un Akçaabat ilçesi Yıldızlı Mahallesinde bulunan 101 ada 70 parsel sayılı taşınmazın ve taşınmaz üzerinde bulunan Alışveriş Merkezinin (AVM) yol ve emniyet sahası olarak kullanılmak üzere kamulaştırılmasına karar vermiştir. Kıymet Takdir Komisyonunca arsa bedeli m² birim fiyatı 700 TL olmak üzere toplam 2.378.418 TL, bina bedeli ise 10.211.848,02 TL olarak belirlenmiş toplam kamulaştırma bedeli 12.590.266,02 TL olarak tespit edilmiştir. İdare ile başvurucu arasında Komisyon tarafından belirlenen bedel üzerinden anlaşma sağlanamaması üzerine İdare tarafından Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açılmıştır.
3. Mahkemece yapılan keşif sonucunda alınan bilirkişi raporunda taşınmazın arsa vasfında olduğu ve üzerinde AVM bulunduğu da dikkate alınarak taşınmazın arsa bedeli m² birim fiyatı 2.783,85 TL olmak üzere toplam 8.786.555,60 TL olarak tespit edilmiş, bu bedele bina bedeli ve ilave imalat bedelleri de eklenmek suretiyle toplam kamulaştırma bedeli 22.089.376 TL olarak tespit edilmiştir. Rapora taraflarca yapılan itiraz üzerine Mahkemece ek bilirkişi raporu alınmış ve bu raporda önceki raporda emsal olarak kabul edilemeyeceği belirtilen taşınmaz emsal olarak değerlendirilmek suretiyle toplam kamulaştırma bedeli 22.391.586,83 TL olarak belirlenmiştir. Mahkemece ek bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin 22.391.586,83 TL olarak belirlenmesine ve dava konusu taşınmazın başvurucu adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir.
4. Tarafların temyiz talebinde bulunmaları üzerine mahkeme kararı Yargıtay 5. Hukuk Dairesince (Yargıtay Dairesince) bozulmuştur. Bozma kararında hükme esas alınan bilirkişi kurulunun kök raporunda eski tarihli satışın emsal alındığı, ek raporda ise kök raporda vergi resim ve harçtan kaçınmak için muvazaalı olduğu gerekçesiyle emsal alınmayan satışın emsal alındığı, bu sebeple bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığı belirtilerek yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği belirtilmiştir.
5. Mahkemece bozma kararına uyularak bozma kararı doğrultusunda yeni bir heyet ile keşif yapılmasına karar verilmiş ve yapılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda taşınmazın arsa vasfında olduğu değerlendirilerek taşınmazın değerine etki eden faktörler tek tek sayılmıştır. Bu kapsamda taşınmazın belediyenin tüm hizmetlerinden yararlandığı belirtilmiş, Trabzon il merkezine ve Akçaabat ilçe merkezine yakınlığından bahsedilmiştir. Yine taşınmazın denize olan konumuna, eğitim merkezlerine, hastanelere, Trabzon Şehir Stadyumu'na, otel, lüks daireler ve ticarethanelere olan yakınlığına yönelik açıklamalara yer verilmiş; taşınmazda bulunan değer artırıcı üstünlük ve değer azaltıcı eksikliklerin tayin ve tespitinde taşınmazın dava tarihindeki durumu esas alınarak değerlendirme yapıldığı açıkça ifade edilmiştir. Bu tespitler ışığında taşınmazın arsa bedeli 9.458.798,50 TL olarak tespit edilmiş; bu bedele taşınmaz üzerindeki yapı ve inşaat imalatları, AVM'deki elektriksel altyapı ve sistemleri ile mekanik donanımların bedelleri de eklenmek suretiyle toplam kamulaştırma bedeli 26.660.657,78 TL olarak belirlenmiştir.
6. Tarafların itirazı üzerine Mahkemece ek bilirkişi raporu alınmış, raporda tarafların itirazı her bir ihtisas mühendisi tarafından ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Bu kapsamda düzenleme ortaklık payı oranının taşınmazın bedeline etkisi hakkında detaylı açıklama yapılmış ve düzenleme ortaklık payı oranı ne kadar yüksek ise arsa birim m² oranının da doğru orantılı olarak yükseleceği vurgulanmıştır. Buradan hareketle dava konusu taşınmazın düzenleme ortaklık payı oranının %5,5648 olduğu belirtilerek düzenleme ortaklık payı oranı %20, %30 veya %40 olan parsellerin dava konusu taşınmazla komşu olsalar bile arsa birim m² bedellerinin aynı olamayacağı ifade edilmiştir. Öte yandan ilk rapordan farklı olarak bina yapılmadan önce yapılmış olan fore kazık uygulaması bedeli de hesaba katılmış, elektrik ve makine işlerine yönelik bedellere de ilave hesaplar yapılarak bu bedeller de artırılmıştır. Sonuç olarak toplam kamulaştırma bedeli 26.940.899,12 TL olarak tespit edilmiştir.
7. Mahkemece ek bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin 26.940.899,12 TL olarak belirlenmesine karar verilmiştir. Karar, Yargıtay Dairesince yapılan temyiz ve karar düzeltme incelemelerinden geçerek kesinleşmiştir.
8. Başvurucu, nihai kararı 14/10/2020 tarihinde öğrendikten sonra 5/11/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvuru, süresi içinde yapılmıştır.
9. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
10. Başvurucu, taşınmaza emsal olabilecek tüm taşınmazların dosyaya sunulmasına karşın Mahkemece bu emsallerden daha düşük bedelli taşınmazlar emsal alınarak başvuruya konu taşınmazın değerinin belirlendiğini, dosyaya sunulan emsal taşınmazların değerlendirmeye alınmamasının gerekçelendirilmediğini, başvuruya konu taşınmazın bitişiğinde bulunan ve m² birim fiyatı 6.000 TL olarak belirlenen taşınmazın herhangi bir resmî kayda veya bilimsel veriye dayanmaksızın emsal taşınmaz olarak değerlendirilmediğini, taşınmazın metrekare fiyatının ise belirtilen taşınmazın yarısından az olacak şekilde 2.783,85 TL olarak belirlendiğini, taşınmazın değer artırıcı özelliklerinin tam anlamıyla değerlendirmeye alınmadığını, AVM'nin özellikleri değerlendirilmeden sıradan bir yapı gibi bedel belirlendiğini, hükmedilen tazminatın değer kaybına uğradığını ve yargılamanın uzun sürdüğünü belirterek mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; kamulaştırma bedelinin ödenmesi hâlinde başvurucunun mağdur sıfatının devam edip etmediğinin değerlendirilmesi gerektiği, diğer hak ihlali iddialarının ise kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu belirtilmiş ve Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihatları ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği görüşü bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru formunda belirtilen iddialarını yinelemiştir.
12. Başvurucu, başvuru tarihinden sonra ek beyan olarak sunduğu dilekçede taşınmaz üzerindeki AVM'yi hizmete açtıkları 2005 yılından gerçek anlamda 2008 yılına kadar işletebildiklerini, kamulaştırma söylentileri nedeniyle AVM'den ayrılmalar başladığından hasılatın düştüğünü, AVM'nin bu nedenle 2011 yılında kapatıldığını, kamulaştırmanın 2014 yılında yapıldığını, ilk ödemenin ise 2/9/2015 tarihinde gerçekleştiğini, bu nedenle zarara uğradığını ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ancak başvuru formu ve eklerinde bu şikâyete açık bir biçimde yer vermemiştir. Bu durumda başvuru formu ve eklerinde yer almayıp başvuru süresi sona erdikten sonra dile getirilen şikâyetin değerlendirilebilmesi mümkün görünmemiştir. Öte yandan başvurucunun makul sürede yargılanma hakkına yönelik ihlal iddiası dışındaki diğer tüm iddiaları mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.
A. Kamulaştırma Bedelinin Düşük Belirlendiğine İlişkin İddia
13. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedelinin/kamulaştırmasız el atma tazminatının taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığı yönündeki şikâyetleri daha önce çeşitli kararlarında mülkiyet hakkı kapsamında incelemiştir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi Mehmet Akdoğan ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013), Mukadder Sağlam ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2013/2511, 22/1/2015), Abdülkerim Çakmak ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2014/1964, 23/2/2017), Ali Taşgeldi ([2. B.], B. No: 2018/30814, 16/11/2021) ve Hilmi Kocabey ([1. B.], B. No: 2019/21192, 21/5/2024) kararlarında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu kararlarda taşınmaz bedelinin tespitinin teknik ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bedel tespitinin uzman mahkemelerin ve Yargıtayın bu konudaki uzman dairelerinin yetki ve görevinde olduğunu, Anayasa Mahkemesinin görevinin taşınmazın bedelinin tespiti yönteminin gerçek bedelin ödenmesini temin edip etmediğini incelemekten ibaret bulunduğunu vurgulamıştır. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin bir temyiz mercii olmadığına, inceleme yetkisinin sınırlı olduğuna ve bir temyiz mercii gibi hareket ederek mahkeme kararlarını her yönüyle hukuka uygunluk denetimine tabi tutmayacağına dikkat çekmiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 46. maddesi uyarınca kamulaştırma bedeli olarak gerçek değerin ödenmesi mülkiyetten yoksun bırakılan malikler için anayasal bir güvencedir. Bu madde ışığında Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine göre müdahalenin ölçülü olabilmesi için gerçek değerin ödenmesini sağlayabilmek amacıyla gerekli usule ilişkin güvencelerin etkili biçimde uygulanması ve mahkemelerin ilgili ve yeterli gerekçeyle gerçek değeri belirlemeleri gerekir.
14. Başvuruya konu olayda başvurucu; taşınmaza emsal olabilecek tüm taşınmazların dosyaya sunulmasına karşın Mahkemece bu emsallerden daha düşük bedelli taşınmazlar emsal alınarak başvuruya konu taşınmazın değerinin belirlendiğini, dosyaya sunulan emsal taşınmazların değerlendirmeye alınmamasının gerekçelendirilmediğini, ayrıca başvuruya konu taşınmazın bitişiğinde bulunan ve m² birim fiyatı 6.000 TL olarak belirlenen taşınmazın herhangi bir resmî kayda veya bilimsel veriye dayanmaksızın emsal taşınmaz olarak değerlendirilmediğini ileri sürmüştür. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında, başvurucunun emsal olarak belirttiği taşınmazın satışının diğer emsal taşınmazlara oranla yüksek olduğu belirtilerek söz konusu satışın muvazaalı olduğu kanaatine varılması dolayısıyla emsal taşınmaz olarak belirlenmediğinin ifade edildiği görülmüştür. Dolayısıyla Mahkemece başvurucunun söz konusu iddiasına yönelik olarak diğer emsal taşınmazların satış oranlarıyla mukayese edilmek suretiyle değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Diğer taraftan Mahkemece hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmaz ile emsal olarak belirtilen taşınmazlar arasındaki m² birim fiyatına ilişkin farklılığın taşınmazların düzenleme ortaklık payı oranıyla alakalı olabileceği açıklanmıştır (bkz. § 6).
15. Başvurucu, taşınmazın değer artırıcı özelliklerinin tam anlamıyla değerlendirmeye alınmadığını ileri sürmüş ise de Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazın dava tarihindeki durumunun esas alındığı ve taşınmaza etki eden faktörler tahdidi olarak sayılmak suretiyle değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır (bkz. § 5). Bu kapsamda başvuruya konu taşınmaz yönünden Kıymet Takdir Komisyonunca belirlenen bedelin oldukça üzerinde bir bedel tespit edilmiştir (bkz. § 2).
16. Başvurucu, AVM'nin özellikleri değerlendirilmeden sıradan bir yapı gibi bedel belirlendiğini ileri sürmüştür. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında AVM'de kullanılan malzemelerin kalitesi dikkate alınarak piyasa fiyatlarının üzerinde hesaplamalar yapıldığının açıklandığı, ayrıca raporda dava konusu taşınmaz üzerindeki yapı ve inşaat imalatları, elektriksel altyapı ve sistemleri ve mekanik donanımlar ayrı ayrı değerlendirmeye alınmak suretiyle hesaplama yapıldığı görülmüştür. Dolayısıyla Mahkemece başvuruya konu taşınmazın üzerinde bulunan binaya yönelik yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmak suretiyle karar verildiği anlaşılmaktadır.
17. Sonuç olarak somut başvuruda başvurucunun bedelin belirlenmesine ilişkin sürece katılarak savunma ve itirazlarını ortaya koyma imkânına sahip olduğu, kamu gücü kullanılarak elinden alınan taşınmazın gerçek bedelinin ödenmesi gerekliliğine ilişkin ilkeler de dikkate alındığında mülkiyet hakkının usuli güvencelerinin sağlandığı, ödenen bedelin gerçek bedel olmadığına ilişkin şikâyetlerin ilgili ve yeterli gerekçelerle karşılandığı anlaşılmaktadır. Sonuç olarak mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemediği ve kamu yararı ile mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengenin bozulmadığı değerlendirilmiştir.
18. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kamulaştırma Bedelinin Değer Kaybına Uğramasına İlişkin İddia
19. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Ali Şimşek ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2014/2073, 6/7/2017), Mehmet Akdoğan ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013), Kadir Çakar ([1. B.], B. No: 2015/18908, 21/3/2018), Hanım Çeyiz ve Mehmet Gündüz [1. B.], (B. No: 2015/19289, 17/7/2018), Türkan Poyraz ([1. B.], B. No: 2015/15388, 13/9/2018) ve Emine Dilek Onaran ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2017/19987, 12/2/2020) kararlarında kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasına (veya uğratılarak ödenmesine) ilişkin şikâyetleri inceleyerek uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede kamulaştırma bedellerinin enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılmasının (veya uğratılarak ödenmesinin) başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Somut başvuruda da anılan kararlarda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
20. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmı yönünden Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
21. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest olan, yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi ya da icra edilmemesi şikâyetiyle yapılan başvurular ile yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda, anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
22. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
23. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılamaya hükmedilmesi ile 20.000.000 TL maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
24. Kamulaştırma bedelinin değer kaybetmiş olması nedeniyle tespit edilen mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100). Diğer taraftan mülkiyet hakkı yönünden ihlalin niteliğine göre yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğradığına ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2017/233, K.2019/179) GÖNDERİLMESİNE,
Ç. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
D. 446,90 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.446,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 20/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, İMECE GIDA MADDELERİ VE TEKSTİL ÜRÜNLERİ TURİZM TİCARET A.Ş., B. No: 2020/33857, 20.05.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 248–253
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.