İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

MUSTAFA ŞENOL (2020/27856)

  • Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, kamu görevinden çıkarılan başvurucunun yargısal süreçlerde kullanmak üzere hakkında yürütülen idari soruşturma dosyasıyla ilgili bilgi edinme talebinin reddedilmesi nedeniyle kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkıKişisel verilerin korunmasıİhlalYeniden yargılama, Manevi tazminat

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

MUSTAFA ŞENOL BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/27856)

 

Karar Tarihi: 17/6/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Derya ATAKUL

Başvurucu

:

Mustafa ŞENOL

Vekili

:

Av. Metin İRİZ

​

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamu görevinden çıkarılan başvurucunun yargısal süreçlerde kullanmak üzere hakkında yürütülen idari soruşturma dosyasıyla ilgili bilgi edinme talebinin reddedilmesi nedeniyle kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/8/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

A. Arka Plan Bilgisi

5. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde bir askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl (OHAL) ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

6. OHAL döneminde alınan tedbirlerden biri de terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca [MGK] karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişilerin Cumhurbaşkanı'nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan kanun hükmünde kararnameler (KHK) ile kamu görevinden çıkarılmasıdır. Bu kapsamda darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olan FETÖ/PDY'nin yanı sıra diğer terör örgütleriyle ilgisi nedeniyle de çok sayıda kamu görevlisinin meslekten çıkarıldığı bilinmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 56-60).

7. Akabinde meslekten çıkarılan kamu görevlilerinin meslekten çıkarılmalarına ilişkin olarak kurumlarından bilgi taleplerinde bulunmaları üzerine kamu kurum ve kuruluşları tarafından izlenecek usul ve esaslara dair Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunca (Kurul) 4/8/2016 tarihinde 2016/1 sayılı ilke kararı yayımlanmıştır (bkz. § 19).

B.   Somut Olaya İlişkin Bilgi

8. Başvurucu, İstanbul'da bulunan bir lisede matematik öğretmeni olarak görev yaparken 1/9/2016 tarihli ve 29818 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 15/8/2016 tarihli ve 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname (672 sayılı KHK) ile kamu görevinden çıkarılmıştır.

9. Başvurucu, kamu görevinden çıkarılmasının gerekçesinin ve hakkındaki idari soruşturma dosyasının bir örneğinin 9/10/2003 tarihli ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında kendisine verilmesi talebiyle 22/2/2019 tarihinde Millî Eğitim Bakanlığına (MEB) başvuru yapmıştır. Başvurucunun talebi, istediği bilgi ve belgelerin Kurulun 2016/1 sayılı ilke kararı (bkz. § 19) gereğince 4982 sayılı Kanun'un kapsamı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle 12/3/2019 tarihinde reddedilmiştir.

10. Başvurucunun anılan işlemin iptali talebiyle açtığı dava Ankara 2. İdare Mahkemesinin (Mahkeme) 27/12/2019 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Mahkeme kararının gerekçesinde Kurulun 2016/1 sayılı ilke kararına da atıf yapılarak başvurucunun talep ettiği belgelerin OHAL KHK'sı ile görevinden çıkarılmasına ilişkin olduğu, kamu görevine iadesine yönelik davanın hâlen devam ettiği, başvurucunun talebinin 4982 sayılı Kanun'un 19. ve 20. maddeleri uyarınca kapsam dışında olduğu belirtilmiştir.

11. Başvurucunun istinaf talebi Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. Dava Dairesinin 17/6/2020 tarihli kararı ile Mahkeme kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.

12. Nihai karar başvurucuya 27/7/2020 tarihinde tebliğ edilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

13. 4982 sayılı Kanun'un "Amaç" başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunun amacı; demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir."

14. 4982 sayılı Kanun'un "Bilgi verme yükümlülüğü" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler."

15. 4982 sayılı Kanun'un "Devlet sırrına ilişkin bilgi veya belgeler" başlıklı 16. maddesi şöyledir:

"Açıklanması hâlinde Devletin emniyetine, dış ilişkilerine, millî savunmasına ve millî güvenliğine açıkça zarar verecek ve niteliği itibarıyla Devlet sırrı olan gizlilik dereceli bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır."

16. 4982 sayılı Kanun'un "İstihbarata ilişkin bilgi veya belgeler" başlıklı 18. maddesi şöyledir:

"Sivil ve askerî istihbarat birimlerinin görev ve faaliyetlerine ilişkin bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.

   Ancak, bu bilgi ve belgeler kişilerin çalışma hayatını ve meslek onurunu etkileyecek nitelikte ise, istihbarata ilişkin bilgi ve belgeler bilgi edinme hakkı kapsamı içindedir."

17. 4982 sayılı Kanun'un "İdari soruşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler" başlıklı 19. maddesi şöyledir:

"Kurum ve kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idarî soruşturmalarla ilgili olup, açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde;

a) Kişilerin özel hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak,

b) Kişilerin veya soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini tehlikeye

sokacak,

c) Soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek,

d) Gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek, bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır."

18. 4982 sayılı Kanun'un "Adli soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler" başlıklı 20. maddesi şöyledir:

"Açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde;

a) Suç işlenmesine yol açacak,

b) Suçların önlenmesi ve soruşturulması ya da suçluların kanunî yollarla yakalanıp kovuşturulmasını tehlikeye düşürecek,

c) Yargılama görevinin gereğince yerine getirilmesini engelleyecek,

d) Hakkında dava açılmış bir kişinin adil yargılanma hakkını ihlâl edecek, nitelikteki bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.

4.4.1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, 18.6.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6.1.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ve diğer özel kanun hükümleri saklıdır."

19. Kurulun 4/8/2016 tarihli ve 2016/1 sayılı İlke Kararı şöyledir:

"Bilindiği üzere, Fethullahçı Terör Örgütünün (FETÖ/PDY) 15 Temmuz 2016 tarihli silahlı darbe teşebbüsü neticesinde 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde Olağanüstü Hal ilan edilmiş ve alınan Olağanüstü Hal Kararı Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21/07/2016 tarihli ve 1116 Karar Nolu kararı ile onaylanmıştır. Bu çerçevede Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamelerinde yer alan tedbirler ile bunların uygulanmasına ilişkin işlemlerle ilgili olarak yapılacak olan bilgi edinme başvurularının yanıtlanmasında izlenecek usul ve esaslara ilişkin olarak;

    1-Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamelerinin eki listelerde sayılarak kamu görevinden çıkartılan kişiler ile kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin bilgi ve belgeler hakkındaki bilgi edinme başvurularının 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun 16 ncı, 19 uncu ve 20 nci maddeleri uyarınca bilgi edinme hakkı kapsamı dışında değerlendirilmesi ve konu ile ilgili uygulamanın bu doğrultuda yapılması gerektiği,

   2- Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve bu nedenlerle haklarında idari veya adli soruşturma başlatılan, açığa alınan ve/veya 667 sayılı Kanunun Hükmünde Kararnamenin 3 ve 4. maddeleri uyarınca kamu görevinden çıkartılan kişilerle ilgili bu işlemler ile bu kapsamda yürütülen adli ve idari soruşturmalara ilişkin bilgi ve belgelerin 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu uyarınca talep edilmesi durumunda başvuruların mezkur Kanunun 19 uncu ve 20 nci maddeleri uyarınca bilgi edinme hakkı kapsamı dışında değerlendirilerek bu doğrultuda uygulamaya gidilmesi gerektiği,

   Hususlarının 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun 14 üncü maddesinin Kurulumuza tanıdığı yetki çerçevesinde; 4982 sayılı Kanun kapsamında yer alan kamu kurum ve kuruluşlarına bildirilmesine oybirliğiyle karar verilmiştir."

B. Uluslararası Hukuk

20. İlgili uluslararası hukuk için bkz. Yaman Akdeniz (2) [GK], B. No: 2016/6815, 15/2/2023, §§ 21-31; Arif Ali Cangı [GK], B. No: 2016/4060, 17/9/2020, §§ 35-50.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Anayasa Mahkemesinin 17/6/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

22. Başvurucu; kamu görevinden çıkarılmasına yönelik olarak çalıştığı kurum tarafından yürütülen idari soruşturmaya ilişkin dosyanın içeriğinden haberdar edilmediğini, idari ve yargısal başvurularında kullanmak üzere dosyaya erişim talebinin de herhangi bir hukuki gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini belirtmiştir. Başvurucu, kişisel verilerini içeren soruşturma dosyasına erişimin engellenmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının; dosya içeriğini bilmeden idari ve yargısal merciler önünde savunma yapmaya zorlanması nedeniyle ise savunma hakkının ve silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

23. Bakanlık görüşünde; öncelikle başvurunun kabul edilebilirlik koşulları yönünden değerlendirilmesi gerektiği, bilgi edinme hakkının Anayasa’da güvence altına alınmış olmakla birlikte Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve buna ek protokoller kapsamında korunmadığı, dolayısıyla başvurunun bu kısmının Anayasa ve AİHS’nin ortak koruma alanı dışında kalması nedeniyle konu bakımından yetkisizlik gerekçesiyle kabul edilemez bulunmasının uygun olacağı belirtilmiştir. Bakanlık görüşünde ayrıca başvurucunun talebinin reddine ilişkin işlemin 4982 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerine dayandığı ve söz konusu düzenlemelerin erişilebilir, öngörülebilir ve bilinebilir nitelikte olduğu, ayrıca idari yargı mercilerince başvurucunun talebinin incelenerek ilgili ve yeterli gerekçelerle davanın reddine karar verildiği ifade edilmiştir. Bu kapsamda yargı makamlarının maddi olay ve olgular ile ileri sürülen iddiaları ve delilleri değerlendirdiği, hukuk kurallarını yorumlayıp uyguladığı ve ulaşılan sonucu gerekçelendirdiği vurgulanmıştır.

B. Değerlendirme

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder.

25. Anayasa’nın "Özel hayatın gizliliği" başlıklı 20. maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası şöyledir:

"Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.

...

Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir."

1. Uygulanabilirlik Yönünden

26. Başvurucunun şikâyetlerinin, hakkında düzenlenen idari soruşturma dosyasının kendisine verilmemesine ilişkin işlemler bütününe yönelik olduğu görülmektedir. Bu kapsamda başvurunun özel hayata saygı hakkı ile bağlantılı olduğu anlaşılmaktadır. Özel hayata saygı hakkı Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınmıştır. Devlet, kişilerin özel ve aile hayatına keyfî müdahalelerde bulunmamak ve üçüncü kişilerin haksız saldırılarını önlemekle yükümlüdür. Bu hak, bireyin mahremiyetinin korunmasını ve kendisiyle ilgili bilgileri kontrol altında tutabilmesini de kapsar. Nitekim kişinin kendisine ilişkin bilgilerin rızası olmaksızın açıklanmaması, yayılmaması veya başkalarınca kullanılmaması; bu bilgilerin mahrem kalması yönünde bireyin meşru bir menfaati bulunmaktadır. Bu husus, bireyin kendisiyle ilgili bilgilerin geleceğini belirleme hakkına işaret etmektedir (Serap Tortuk [1. B.], B. No: 2013/9660, 21/1/2015, §§ 31, 32; Arif Ali Cangı, § 61). Öte yandan bireylerin kişisel verilerinin korunması hakkı Anayasa’nın 20. maddesinde açıkça düzenlenmiş olup anılan maddenin üçüncü fıkrasında herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir (Nurcan Belin [1. B.], B. No: 2014/14187, 10/1/2018, § 38). Bu hak, kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar (Arif Ali Cangı, § 62).

27. Anayasa Mahkemesi kararlarında da vurgulandığı üzere, kişisel veri, belirli veya kimliği belirlenebilir bir kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade etmektedir. Bu çerçevede sadece kimlik bilgileri değil; mesleki durum, disiplin geçmişi, performansa ilişkin değerlendirmeler, alınan ifadeler ve üçüncü kişilerce verilen bilgiler gibi bireyi doğrudan ya da dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm veriler kişisel veri niteliğindedir (AYM, E.2014/74, K.2014/201, 25/12/2014; E.2014/180, K.2015/30, 19/3/2015; E.2017/180, K.2018/109, 6/12/2018, § 54; Arif Ali Cangı, § 63).

28. Bu bağlamda Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrası yönünden inceleme yapılabilmesi için öncelikle başvuruyla bağlantılı olarak korunması gerekli bir kişisel verinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekir. Bir başvuruda kişisel veri bulunduğunun belirlenmesi hâlinde bu veriye yönelik her türlü sınırlama ve müdahale Anayasa’nın anılan hükmünde öngörülen güvenceleri harekete geçirir (Arif Ali Cangı, § 64).

29. Somut olayda başvurucu hakkında yürütülen idari soruşturma dosyasının; başvurucunun kişisel ve mesleki durumuna, mesleki faaliyetlerine, hakkında ileri sürülen iddialara, alınan ifadelere ve üçüncü kişilerce yapılan bildirimlere ilişkin bilgileri içerdiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla anılan dosyada yer alan bilgilerin kişisel veri niteliğinde olduğu kuşkusuzdur. Dolayısıyla söz konusu bilgilere erişimin başvurucu yönünden engellenmesinin Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı kapsamında olduğu sonucuna ulaşılmış; mevcut başvurunun bu çerçevede incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir (benzer yönde bkz. Nurcan Belin, §§ 40, 41).

2. Kabul Edilebilirlik Yönünden

30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

3.   Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

31. Kişisel veri niteliği haiz olan başvurucu hakkındaki idari soruşturma dosyasına erişiminin engellenmesi başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına müdahale teşkil etmektedir.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

32. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ... ancak kanunla sınırlanabilir...”

33. Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimini düzenleyen 13. maddesinde hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceği temel bir ilke olarak benimsenmiştir. Bunun yanında Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü cümlesinde kişisel verilerin ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği belirtilmiş, aynı fıkranın dördüncü cümlesinde ise kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. Buna göre kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına yapılan müdahalelerde dikkate alınacak öncelikli ölçüt, müdahalenin kanuna dayalı olmasıdır (Arif Ali Cangı, § 72).

34. Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan kanunilik ölçütü sınırlamaya ilişkin kuralın erişilebilirliği ve öngörülebilirliği ile kesinliğini ifade eden belirliliğini garanti altına alır (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri [GK], B. No: 2014/920, 25/5/2017, § 55). Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir kuralların bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44). Kanunilik unsuru yönünden değerlendirme yapılırken yargı mercilerince müdahaleye imkân tanıyan kanun hükümlerinin yorumu ve bu hükümlerin olaya uygulanması bariz takdir hatası ya da açık keyfîlik içermediği sürece bu alanda bir inceleme yapılması bireysel başvurunun amacıyla bağdaşmaz. Ancak yargı mercilerinin müdahaleye imkân tanıyan kanun hükmünü açık bir biçimde hatalı yorumladıkları ve uyguladıklarının tespiti hâlinde müdahalenin kanunilik temelinden yoksun olduğu sonucuna ulaşılabilir (Ramazan Atay [1. B.], B. No: 2017/26048, 29/1/2020, § 29).

35. Öte yandan yargı mercilerince yapılan yorum ve uygulama da bir kuralın belirliliğini doğrudan doğruya etkilemektedir. Kanunun varlığı kadar kanunun hem metninin hem de uygulamasının bireylerin davranışlarının sonucunu öngörebileceği kadar hukuki belirlilik taşıması gerekir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Öyleyse Anayasa Mahkemesince yapılması gereken, müdahalenin dayanağı normun yargı organlarınca yapılan yorumlarının kişilerce öngörebilmelerini sağlayacak belirlilikte olup olmadığının tespit edilmesidir (benzer değerlendirmeler için bkz. Hanifi Yaliçli [GK], B. No: 2014/5224, 10/6/2021, § 95).

36. Somut olayda başvurucu, olağanüstü hâl tedbirleri kapsamında 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Başvurucu, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin süreçte kurumunca yürütülen idari soruşturmaya dair bilgi ve belgelere -idari ve yargısal başvuru yollarını etkin şekilde kullanabilmek amacıyla- erişim talebiyle idareye başvurmuştur. Ancak söz konusu başvuru, talep edilen bilgi ve belgelerin Kurulun 2016/1 sayılı ilke kararı uyarınca 4982 sayılı Kanun kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Bunun üzerine başvurucu, ret işleminin iptali istemiyle dava açmıştır.

37. İlk derece mahkemesi kararında; Kurulun anılan ilke kararına da atıf yapılarak talep edilen bilgi ve belgelerin idari ve adli soruşturmaya ilişkin bilgi ve belgelerden olduğu, bu nedenle 4982 sayılı Kanun’un 19. ve 20. maddeleri kapsamında kaldığı belirtilmiş ve davanın reddine karar verilmiştir. Bu durumda somut başvuruda yapılması gereken, başvuruya konu bilgi edinme talebinin reddine ilişkin müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesi anlamında kanun tarafından öngörülme şartını taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesidir.

38. Bilgi edinme hakkının konusu, resmî makamlarca tutulan ve kişinin kendisi hakkında olan veya olmayan verilere erişim talebi olabileceği gibi resmî makamlarca tutulan, kişinin kendisi ile ilgili olmayan ancak kamu yararı taşıyan konulardaki bilgiler de olabilir. Kapsamı itibarıyla çoğu temel hak ve özgürlük ile bağlantılı olabilecek bilgi edinme hakkı Anayasa Mahkemesine göre de yönetilenlerin yönetenleri denetleyebilmesinin, dolayısıyla hukukun üstünlüğünün sağlanabilmesinin çok önemli bir aracı olarak işlev görmektedir. Anayasa Mahkemesi bilgi edinme hakkının devletin demokratik niteliğinin geliştirilmesi ve bireyin temel hak ve özgürlüklerinin korunması hususlarında önemli bir rol oynadığından demokratik hukuk devletinde vazgeçilmez bir hak niteliği olduğunu belirtmiştir (AYM, E.2013/114, K.2014/184, 4/12/2014).

39. Türk hukuk sisteminde bilgi edinme hakkı 4982 sayılı Kanun'la yasal dayanağa kavuşmuştur. 4982 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile kanunun amacı “demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemek” olarak belirtilmiş, kapsamı da Kanun'un 2. maddesi ile “kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetleri” olarak belirlenmiştir. Kanun’un 5. maddesine göre de kurum ve kuruluşlar, bu Kanun’da yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanması için sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere gerekli idari ve teknik tedbirleri almakla yükümlü kılınmıştır (Yaman Akdeniz (2), §§ 46, 47). Kişisel verilerin korunması hususunda Anayasa'nın 20. maddesindeki gereklilikleri sağlamaya yönelik düzenlemelerden biri olan 4982 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca da bilgi edinme hakkı çerçevesinde kişisel verilere erişimin kolaylaştırılması sağlanmıştır (Nurcan Belin § 51).

40. Bununla birlikte her hak gibi bilgi edinme hakkının da sınırsız olarak kullanılabilecek bir hak olmadığı gözönüne alınarak 4982 sayılı Kanun'un 15 vd. maddelerinde bilgi edinme hakkının sınırları düzenlenmiştir. Adli ve idari soruşturmalara ilişkin bilgi veya belgeler, bu kapsamda olduklarının tespit edilmesi hâlinde bilgi edinme hakkının kapsamı dışında tutulabilmektedir.

41. 4982 sayılı Kanun'un 19. maddesine göre idari soruşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler kişilerin özel hayatına haksız müdahale oluşturma, kişilerin veya soruşturmayı yürütenlerin hayatını veya güvenliğini tehlikeye düşürme, soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürme ve gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olma durumlarının varlığı hâlinde bilgi edinme hakkı kapsamı dışında kalmaktadır. Yine Kanun'un 20. maddesine göre adli soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi veya belgelerin bilgi edinme hakkı kapsamı dışında tutulabilmesi, bunların açıklanmasının veya zamanından önce açıklanmasının suç işlenmesine yol açma, suçların önlenmesi veya soruşturulması ile suçluların kanuni yollarla yakalanıp kovuşturulmasını tehlikeye düşürme, yargılama görevinin gereğince yerine getirilmesini engelleme ya da hakkında dava açılmış bir kişinin adil yargılanma hakkını ihlâl etme niteliğinde olduğunun ortaya konulmasına bağlıdır. Bu çerçevede idare ve yargı mercilerinin talep edilen bilgi ve belgelerin hangi kısmının 4982 sayılı Kanun’un 15 ve devamı maddelerinde öngörülen istisnalar kapsamında kaldığını somut olayın özelliklerine göre ayrı ayrı ve gerekçeli biçimde değerlendirmeleri gerekir. Buna karşılık söz konusu istisnalar kapsamında olmadığı tespit edilen bilgi ve belgelerin ise kategorik yaklaşımlara gidilmeksizin kanunun amir hükmü uyarınca bilgi edinme hakkı çerçevesinde başvurucuya sunulması gerekir (benzer yönde değerlendirmeler için bkz. Fatih Tatar ve diğerleri [2. B], B. No: 2020/7598, 2/10/2024, § 55).

42. Öte yandan 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrası Kurul tarafından 2016/1 sayılı ilke kararı yayımlanmıştır. Söz konusu kararda OHAL KHK'larının eki listelerinde sayılarak kamu görevinden çıkarılanlar ile 667 sayılı KHK uyarınca hakkında soruşturma başlatılan, açığa alınan veya kamu görevinden çıkarılan kişilere dair adli ve idari soruşturmalara ilişkin bilgi ve belge taleplerinin 4982 sayılı Kanun'un 16., 19. ve 20. maddeleri uyarınca bilgi edinme hakkı kapsamı dışında değerlendirilmesi ve bu doğrultuda uygulama yapılması gerektiği belirtilmiştir (bkz. § 19).

43. Anayasa Mahkemesi, Fatih Tatar ve diğerleri kararında başvurucuların bilgi edinme taleplerinin reddine ilişkin yargısal uygulamayı kanunilik ölçütü yönünden incelemiş ve bu kapsamda yalnızca müdahaleye dayanak teşkil eden normun kanunda yer almasının yeterli olmadığını, söz konusu normun yargı organlarınca yapılan yorum ve uygulanışının da bireylerin davranışlarını yönlendirebilecek ölçüde erişilebilir, açık ve öngörülebilir olması gerektiğini vurgulamıştır. Mahkeme, somut olayda derece mahkemelerinin 4982 sayılı Kanun’un 18. ve 19. maddelerinde öngörülen istisnaların kapsamını, Kurulun 2016/1 sayılı ilke kararına dayanmak suretiyle belirli bir kişi grubuna (OHAL KHK’ları ile kamu görevinden çıkarılanlar) yönelik olarak kategorik biçimde genişlettiklerini tespit etmiştir. Buna göre idari ve yargısal merciler, talep edilen bilgi ve belgelerin gerçekten Kanun’da sayılan istisnalar kapsamında kalıp kalmadığını somut olayın özelliklerine göre ayrı ayrı değerlendirmek ve hangi bilginin hangi gerekçeyle kapsam dışı bırakıldığını ortaya koymak yerine, ilke kararına atıfla otomatik ret yoluna gitmiştir (bkz. aynı kararda §§ 45-60).

44. Başvuru konusu olayda da derece mahkemelerinin, talep edilen bilgi ve belgelerin anılan istisnalar kapsamında kalıp kalmadığını somut olay özelinde ayrı ayrı değerlendirmedikleri, bilgi ve belgelerin niteliği ile 4982 sayılı Kanun’da öngörülen istisna sebepleri arasındaki bağlantıyı ortaya koyan ilgili ve yeterli bir gerekçe sunmaksızın Kurulun 2016/1 sayılı ilke kararına da atıfla kategorik bir ret yaklaşımı benimsedikleri görülmektedir.

45. Anayasa Mahkemesi, Fatih Tatar ve diğerleri kararında bu tür bir yaklaşımın bilgi edinme hakkına getirilen sınırlamanın kapsamının kanunda öngörülenden daha ileri bir düzeye taşınmasına ve sonuç olarak sınırlandırmanın kapsamının belirsizleşmesine yol açtığını belirterek bu hâliyle bireylerin bilgi edinme taleplerinin hangi durumlarda ve hangi gerekçeyle reddedileceğini öngörebilmelerinin mümkün olmayacağını açıklamıştır. Bu itibarla Mahkeme, ilke kararına dayanılarak geliştirilen ve somut bir değerlendirme içermeyen söz konusu yargısal uygulamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen kanunla sınırlama ve öngörülebilirlik şartlarını karşılamadığı sonucuna ulaşmıştır (Fatih Tatar ve diğerleri, §§ 45-60).

46. Mevcut başvuruda da derece mahkemelerinin yaklaşımı ile anılan karardaki yaklaşım arasında belirleyici bir fark bulunmadığı, özellikle talep edilen bilgi ve belgelerin hangi kısmının hangi gerekçeyle bilgi edinme hakkının istisnaları kapsamında kaldığının ortaya konulmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla mevcut başvuru bakımından da Fatih Tatar ve diğerleri kararından ayrılmayı gerektirir bir husus bulunmamaktadır.

47. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

VI. GİDERİM

48. Başvurucu, ihlalin tespiti ile tazminat talebinde bulunmuştur.

49. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

50. Öte yandan ihlalin niteliği dikkate alınarak başvurucuya manevi zararları karşılığında net 50.000 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VII. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 2. İdare Mahkemesine (E.2019/1022, K.2019/2615) GÖNDERİLMESİNE,

Ç. Başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 446,90 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.446,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 17/6/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, MUSTAFA ŞENOL, B. No: 2020/27856, 17.06.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 543–552

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.