İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

ERGEN GIDA İNŞ. NAK. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. (2020/27314)

  • Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)
  • Mülkiyet hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru; icra emrinin iptaline ilişkin davada talep edilen ihtiyati tedbir hakkında karar verilmemesi sonucunda taşınmazın satılması nedeniyle mülkiyet hakkının, uzun zaman geçmesine rağmen bir karar verilmemiş olması nedeniyle de karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)Mahkemeye erişim hakkı (hukuk)Düşme—
Mülkiyet hakkıÖzel hukuk ilişkileriBaşvurunun Reddi—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ERGEN GIDA İNŞ. NAK. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/27314)

 

Karar Tarihi: 6/5/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Kenan YAŞAR

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Olcay ÖZCAN

Başvurucu

:

Ergen Gıda İnş. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti.

Vekili

:

Av. Ferhat DOĞAN

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; icra emrinin iptaline ilişkin davada talep edilen ihtiyati tedbir hakkında karar verilmemesi sonucunda taşınmazın satılması nedeniyle mülkiyet hakkının, uzun zaman geçmesine rağmen bir karar verilmemiş olması nedeniyle de karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Alacaklı H. A.Ş. (Banka) tarafından 29/9/2016 tarihinde borçlu başvurucu aleyhine 3.200.000 TL alacak için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatılmıştır. Takip talebinde iki ayrı taşınmazın rehinli olduğu, bunlardan bireysel başvuruya konu edilen İstanbul'un Ataşehir ilçesinde bulunan taşınmaz üzerinde 2.000.000 TL bedelli birinci derece ipotek olduğu ve malikinin başvurucu olduğu anlaşılmaktadır.

A. Taşınmazın İhale Süreci

3. İstanbul 10. İcra Müdürlüğü (İcra Müdürlüğü) 9/10/2017 tarihinde İstanbul'un Ataşehir ilçesinde bulunan taşınmazın açık artırma ile satışına, birinci satış ihalesinin 12/12/2017 tarihinde, ikinci satış ihalesinin 8/1/2018 tarihinde yapılmasına karar vermiştir. Ayrıca satış ilanında taşınmazın bedeli 2.675.000 TL olarak ifade edilmiştir.

4. Başvurucu, İcra Müdürlüğüne sunduğu 12/12/2017 tarihli dilekçesi ile iki ayrı dava açtığını belirterek satıştan veya satış gününden rücu edilmesini talep etmiştir. İcra Müdürlüğü, bu talebi mahkemelerce verilmiş durdurma veya tedbir kararı bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.

5. İcra Müdürlüğünce istinabe yoluyla taşınmazın ihale alıcısı adına tescilinin talep edildiği ve istinabe talebini yerine getiren İstanbul Anadolu 5. İcra Dairesinin Ataşehir Tapu Müdürlüğüne 18/10/2018 tarihli yazıyı gönderdiği anlaşılmıştır. Bu yazıda taşınmazın üçüncü kişilere ihale edildiği, İstanbul İcra Hukuk Mahkemesinin E.2017/850, K. 2018/382 sayılı kararının 5/6/2018 tarihinde kesinleştiği ve dolayısıyla ihalenin 5/6/2018 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle satış öncesi takyidatların kaldırılarak alıcı adına tescil işleminin yapılması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca yazı içeriğine göre ihale tarihi 12/12/2017 ve satış bedeli 2.002.000 TL'dir.

B. Kıymet Takdirine İtiraz Davası Süreci

6. Başvurucu 8/12/2017 tarihinde Banka aleyhine İstanbul Anadolu 10. İcra Hukuk Mahkemesinde (10. İcra Hukuk Mahkemesi) kıymet takdirine itiraz davası açmıştır. Başvurucu; kıymet takdirine ilişkin tebligatın usulüne uygun yapılmadığını, kıymet takdirinden dava tarihinde haberdar olduğunu, taşınmaz değeri olarak belirlenen 2.675.000 TL'nin çok düşük olduğunu ve gerçek değerinin 7.500.000 TL'den az olamayacağını ileri sürmüştür. Ayrıca 12/12/2017 tarihinde satış yapılacağını ve belirlenen bedel üzerinden satış yapılması hâlinde zarara uğrayacağını iddia etmiştir. Bu gerekçelerle davanın kabulünü, yeniden kıymet takdiri yapılmasını ve satışın durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. 10. İcra Hukuk Mahkemesi 12/12/2017 tarihli ara kararı ile dosyada tebliğe ilişkin bilgilerin eksik oluşu ve dava sübut bulduğu takdirde ihalenin feshi yoluna başvurulabileceği de gözönüne alınarak satışın durdurulması talebinin reddine karar vermiştir.

7. 10. İcra Hukuk Mahkemesince 15/3/2018 tarihinde yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda taşınmazın 10/3/2017 tarihli kıymet takdiri raporunda değerinin 2.675.000 TL olarak belirlendiği ifade edilmiş, yapılan incelemeye göre keşif tarihindeki değerinin 3.300.000 TL olduğu belirtilmiştir.

8. 10. İcra Hukuk Mahkemesi 24/5/2018 tarihinde taşınmazın değerinin 3.300.000 TL olduğu gerekçesiyle şikâyetin kabulü ile 10/3/2017 tarihli kıymet takdiri raporunun iptaline, taşınmazın satış işlemine 3.300.000 TL üzerinden devam edilmesine kesin olarak karar vermiştir.

C. Bireysel Başvuruya Konu Dava Süreci

9. Başvurucu 8/12/2017 tarihinde Banka aleyhine İstanbul Anadolu 9. İcra Hukuk Mahkemesinde (9. İcra Hukuk Mahkemesi) yetkiye itirazı nedeniyle dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesi, limit, teminat ve maksimal ipotek akit tablosu dayanak gösterilerek yapılan takiplerde ipotek limitinin aşılarak takip yapılması hukuken mümkün olmadığından takibin iptaline karar verilmesi, bunun mümkün olmaması hâlinde icra veya ödeme emrinin iptaline karar verilmesi, fahiş olarak talep edilen işlemiş faiz ile işleyecek faiz ve faiz oranının bilirkişi raporu ile denetlenerek yasal sınırlara çekilmesi ve tebligatın usulsüzlüğüne karar verilerek tebliğ tarihinin 8/12/2017 günü olarak tespit edilmesi talebiyle dava açmıştır. Başvurucu ayrıca 12/12/2017 tarihinde satış yapılacağından taşınmazın satılması hâlinde telafisi mümkün olmayan zararların meydana geleceğini belirterek ihtiyati tedbir kararı verilerek satışın durdurulmasını talep etmiştir. Başvurucu 9. İcra Hukuk Mahkemesine sunduğu 12/12/2017 tarihli dilekçesi ile satışın durdurulması talebinin İcra Müdürlüğünce reddedildiğini belirterek tensiben satışın durdurulmasını talep etmiştir. Başvurucunun bu talepleri hakkında bir işlem yapıldığına ilişkin bir bilgi ve belgeye rastlanmamıştır. Başvurucu 14/11/2018 tarihli dilekçesinde dava açılış tarihinden bu yana tensip zaptı hazırlanmadığını, duruşma günü verilmediğini ve davaya konu icra dosyasının istenilmediğini belirterek bir yıllık süre gözönüne alınarak tensip zaptı hazırlanmasını, yakın bir tarihe duruşma günü verilmesini ve İcra Müdürlüğü dosyasının celbi için müzekkere yazılmasını talep etmiştir. Başvurucu 9/1/2019 tarihli dilekçesi ile önceki talebini yinelemiştir. 15/11/2019 tarihinde ise davanın açıldığı tarihten bu yana yedi yüz yedi gün geçmesine rağmen tensip zaptı hazırlanmadığını, duruşma da açılmadığını ve dosyada hiçbir işlem yapılmadığını belirterek konunun araştırılmasını ve Anayasa'nın 36. ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesindeki haklarının neden ihlal edildiğine ilişkin ara karar oluşturulmasını talep etmiştir.

10. Başvurucu 26/8/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

11. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyon 22/3/2024 tarihinde adil yargılanma hakkı kapsamında makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının kabul edilebilirlik hususunun karara bağlanması Bölüm kararını gerektirdiğinden başvurunun Bölüme gönderilmesine karar vermiştir.

12. 9. İcra Hukuk Mahkemesi 3/3/2021 tarihinde düzenlediği tensip zaptında icra dosyasının celbine, İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davaya konu dosyanın derdest olup olmadığının, dosyada haricen tahsil beyanının bulunup bulunmadığının, dosyanın infazen kapatılıp kapatılmadığının ve dosyadan feragat edilip edilmediğinin sorulmasına ve tedbir talebinin icra dosyası geldikten sonra değerlendirilmesine karar vermiştir. Son olarak başvurucu 15/3/2021 tarihli dilekçesi ile anayasal haklarının ihlal edildiğini belirterek bir karar verilmesini talep etmiştir. 9. İcra Hukuk Mahkemesi 25/4/2021 tarihinde davaya konu ipotekli taşınmazın ihale suretiyle satışı yapılarak ihalenin kesinleştiği ve hesap kat ihtarnamesinin usulsüzlüğüne yönelik şikâyetin konusuz kaldığı gerekçesiyle konusuz kalan şikâyet hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucu, istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

13. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 28/1/2022 tarihinde işin esası incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken taşınmazın satışının yapıldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

14. İstanbul 37. İcra Hukuk Mahkemesi, yeniden yaptığı yargılama sonunda 9/11/2022 tarihinde davaya konu ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan icra takibi öncesinde ön koşul olan hesap kat ihtarının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile İcra Müdürlüğünce düzenlenen icra emrinin davacı yönünden iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermiştir.

15. Taraflar, istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi 14/9/2023 tarihinde icra emrinin iptaline karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı tarafın istinaf sebeplerinin yerinde görülmediğini, icra emrinin iptalinin yerinde olduğunu ve bu talep kabul edildiğinden davacı tarafa yeniden yapılacak ödeme emri tebliği ile icra dosyasına itiraz hakkı olacağından ve bu itirazların bu aşamada değerlendirilmesi gerekeceğinden davacının sair itirazlarının inceleme ve değerlendirilmesinin gerekli olmadığını belirterek istinaf taleplerini temyiz kanun yolu açık olarak reddetmiştir. Kararın temyizine ilişkin talebin reddi üzerine kararın 17/10/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

D. İhalenin Feshi Davası Süreci

16. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden başvurucunun 13/12/2017 tarihinde Banka ve ihaleyle taşınmazı satın alanlar aleyhine ihalenin feshi talebiyle dava açtığı anlaşılmıştır. Bu davada satış hazırlıkları, tebligatlar, kıymet takdiri ve ihale sırasındaki usulsüzlükler ile bedel tespitinde yeterli araştırma ve inceleme yapılmamasını gerekçe göstermiştir. Başvurucu vekili 24/5/2018 tarihli duruşmada ''Davamızdan feragat ediyoruz, karşı tarafın yargılama gideri ve vekâlet ücreti talebi yoktur, bizim de yoktur'' şeklinde beyanda bulunmuş ve 10. İcra Hukuk Mahkemesi aynı celsede davanın feragat nedeniyle reddine karar vermiştir. Tarafların istinaf etmemesi üzerine kararın 5/6/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

II. DEĞERLENDİRME

17. Başvurucu, bireysel başvuruya konu davanın 8/12/2017 tarihinde açıldığı hâlde bireysel başvuru tarihine kadar Tensip Tutanağı dahi hazırlanmadığını, tebligatların usulüne uygun olmadığını, kıymet takdirinin hatalı olduğunu, sürüncemede bırakılan ve ihtiyati tedbir talebi hakkında karar verilmeyen dava nedeniyle taşınmazının satıldığını ve zarara uğradığını belirterek adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

18. Adalet Bakanlığı görüşünde, başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.

A. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiği İddiası

19. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 51. maddesi ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 83. maddesi gereği başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit edilmesi hâlinde başvuru reddedilir ve yargılama giderleri dışında ilgilinin 2.000 Türk lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilir.

20. Anılan düzenlemelerde genel olarak bir hakkın öngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasının bireysel başvuru alanında özel olarak ele alındığı açıkça görülmüştür. Bu bağlamda bireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve Anayasa Mahkemesinin başvuruyu gereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (S.Ö. [2. B.], B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28; Mehmet Güven Ulusoy [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015, § 31).

21. Bu kapsamda özellikle Anayasa Mahkemesini yanıltmak amacıyla gerçek olmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması, başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi verilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusu değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında Anayasa Mahkemesinin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat oluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmak kaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya tahrik edici bir üslup kullanılması, söz konusu başvuru yolu kapsamında ihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçla bağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuru hakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (S.Ö., § 29; Mehmet Güven Ulusoy, § 32; Osman Sandıkçı [1. B.], B. No: 2013/6297, 10/3/2016; Selman Kapan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/7302, 20/4/2016).

22. Anayasa Mahkemesi Ahmet Eroğlu ve diğerleri ([1.B.], B. No: 2013/9418, 9/9/2015, §§ 31, 32) kararında da daha önce başvurunun değerlendirilmesini etkileyecek nitelikteki bir konuda başvurucu tarafından bilgi verilmeyerek Anayasa Mahkemesini yanıltıcı bir davranışın ortaya konulması meselesini incelemiş ve başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanımı nedeniyle reddine karar vermiştir.

23. Başvurucu, bireysel başvuruya konu ettiği yargılamada ihtiyati tedbir talebi ve davanın esası hakkında karar verilmemiş olması nedeniyle taşınmazının ihaleyle satıldığını ve zarara uğradığını ileri sürmüştür. Ancak başvurucu, ihalenin feshi davası açtığını ve bu davadan feragat ettiğini Anayasa Mahkemesine bildirmemiştir. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 134. maddesinde icra dairesi tarafından taşınmazın kendisine ihale edildiği alıcının o taşınmazın mülkiyetini iktisap etmiş olacağı, ihale kesinleşinceye kadar taşınmazın ne şekilde muhafaza ve idare edileceğinin icra dairesi tarafından kararlaştırılacağı ve tescil için tapu idaresine yapılacak tebligatın şikâyet için muayyen müddetin geçmesinden veya şikâyet edilmişse şikâyeti neticelendiren kararın kesinleşmesinden sonra yapılacağı ifade edilmiştir. Dolayısıyla UYAP'tan yapılan incelemede ihalenin feshi davasının başvurucunun feragati sonucunda 5/6/2018 tarihinde kesinleşmesi üzerine İcra Müdürlüğünce tescilin yapılması için 18/10/2018 tarihinde yazı yazıldığı ve bu tarihten sonra tescilin yapıldığı değerlendirilmiştir.

24. Sonuç olarak başvurucunun başvurusunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan unsurlar hakkında bilgi vermediği, bu süreçte vuku bulan ve söz konusu değerlendirmeyi etkileyecek nitelikteki önemli gelişmeler hakkında Anayasa Mahkemesini bilgilendirmemek suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat oluşturulmasını engellediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

25. Başvurunun mahiyeti dikkate alınarak 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve İçtüzük’ün 83. maddesi uyarınca başvurucu aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesine gerek görülmemiştir.

B. Karar Hakkının İhlal Edildiği İddiası

26. 6216 sayılı Kanun'un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik incelemesi ve şartları” başlıklı 48. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kabul edilebilirlik şartları ve incelemesinin usul ve esasları ile ilgili diğer hususlar İçtüzükle düzenlenir.”

27. İçtüzük'ün "Düşme kararı" başlıklı 80. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Bölümler ya da Komisyonlarca yargılamanın her aşamasında aşağıdaki hâllerde düşme kararı verilebilir:

….

ç) Bölümler ya da Komisyonlarca saptanan herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmemesi.”

28. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 80. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendi uyarınca Anayasa Mahkemesince saptanan herhangi bir gerekçeden dolayı başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir sebebin olmadığı kanaatine varılması hâlinde başvuru hakkında düşme kararı verilebilir (Cemil Pınarbaşı [1. B.], B. No: 2020/22227, 18/10/2022, § 13).

29. Somut olayda bireysel başvuru tarihinden sonra başvuru konusu davanın kabul edildiği ve icra emrinin başvurucu yönünden iptaline karar verildiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun bir karar verilmediğine ilişkin şikâyetinin bireysel başvuru tarihinden sonra ortadan kalktığı görülmektedir.

30. Açıklanan nedenlerle başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden kalmadığı anlaşıldığından başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin düşmesine karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle REDDİNE,

2. Karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden kalmaması sebebiyle DÜŞMESİNE,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 6/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, ERGEN GIDA İNŞ. NAK. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ., B. No: 2020/27314, 06.05.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 08, sayfa 437–442

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.