Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm
W.R. (2020/21099)
- Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, geri gönderme merkezinde tutulduğu sırada ailesiyle görüşme taleplerinin reddedilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı | Haberleşme-İletişimin tespiti, dinlenmesi | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
W.R. BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2020/21099) |
|
|
|
Karar Tarihi: 1/7/2026 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
|
Başkan |
: |
İrfan FİDAN |
|
Üyeler |
: |
Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Yılmaz AKÇİL Şaban KAZDAL |
|
Raportör |
: |
Abdurrahman Remzi AKPINAR |
|
Başvurucu |
: |
W.R. |
|
Vekili |
: |
Av. Abdulhalim YILMAZ |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, geri gönderme merkezinde tutulduğu sırada ailesiyle görüşme taleplerinin reddedilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşı olan başvurucu, olayların gerçekleştiği tarihte çocukları ile birlikte Türkiye'de ikamet etmektedir.
3. Başvurucu DAEŞ terör örgütü ile irtibatının ve iltisakının bulunduğu tespiti üzerine 9/4/2019 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu olayla ilgili olarak 11/4/2019 tarihinde kolluğa verdiği ifadesinde, terör örgütleri ile bir irtibatının bulunmadığını beyan etmiştir.
4. Adli işlemlerin tamamlanmasının ardından başvurucu, İstanbul Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğüne gönderilmiştir. 12/4/2019 tarihinde İstanbul Valiliği, başvurucu hakkında 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) ve (k) bentleri (kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar/uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından tanımlanan terör örgütleriyle ilişkili olduğu değerlendirilenler) uyarınca sınır dışı etme ve idari gözetim kararları almıştır. Ayrıca başvurucunun 6458 sayılı Kanun'un 57. maddesi uyarınca 6 ay süreyle idari gözetim altına alınmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda idari makamlar, başvurucunun Selimpaşa/Silivri Geri Gönderme Merkezine (Geri Gönderme Merkezi) sevkini sağlamıştır.
5. Başvurucu vekili, başvurucu hakkında uygulanan idari gözetim kararına itiraz etmiştir. İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik) 18/4/2019 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Öte yandan başvurucu vekili, başvurucunun sınır dışı edilme işlemine karşı 19/4/2019 tarihinde İstanbul İdare Mahkemesinde iptal davası açmıştır.
6. Başvurucu vekilinin açmış olduğu idari işlemin iptali davası devam ederken başvurucu, çocukları ile iletişim kuramadığı ve telefon ile görüşmesinin engellendiği iddiası ile Geri Gönderme Merkezindeki yetkililer hakkında Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) şikâyetçi olmuştur. Anılan şikâyet üzerine Başsavcılık tarafından soruşturma başlatılmıştır.
7. Soruşturma kapsamında Başsavcılık, ilgili memurlar hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun kapsamında soruşturma izni talep etmiştir. İstanbul Valiliği 5/9/2019 tarihinde şikâyet hakkında işlemden kaldırma kararı vermiştir. Başvurucu vekili, karara İstanbul Bölge İdare Mahkemesi (Bölge İdare Mahkemesi) nezdinde itiraz etmiştir. Bölge İdare Mahkemesi 19/12/2019 tarihinde itirazın reddine kesin olarak karar vermiştir. Bunun üzerine Başsavcılık 31/1/2020 tarihinde Geri Gönderme Merkezinde çalışan memurlar hakkında işlem yapılmasına yer olmadığına dair karar vermiştir.
8. Başvurucu, nihai kararı 13/3/2020 tarihinde öğrendikten sonra 30/6/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
9. Öte yandan başvurucu vekili 27/9/2019 tarihinde başvurucu hakkındaki idari gözetim kararının kaldırılması için tekrar itiraz etmiştir. Hâkimlik 7/10/2019 tarihinde başvurucunun bu talebini kabul ederek idari gözetim kararının kaldırılmasına karar vermiştir. Ayrıca İstanbul 1. İdare Mahkemesi 28/11/2019 tarihinde başvurucu hakkındaki sınır dışı etme işleminin iptaline kesin olarak karar vermiştir.
10. Komisyon; adli yardım talebinin kabulüne, kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilemez olduğuna ve diğer ihlal iddiasının kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
11. Başvurucu; dört küçük çocuğunun bulunduğunu, Geri Gönderme Merkezinde kaldığı 12/4/2019 ile 18/5/2019 tarihleri arasında kendisini ziyarete gelen çocuklarıyla ve yakınlarıyla görüşmesine izin verilmediğini, aynı tarihler arasında telefonla görüşme yapma imkânının da sağlanmadığını ifade etmiştir. Ayrıca başvurucu, avukatının konuyla ilgili sunmuş olduğu dilekçelerinin idare tarafından cevapsız bırakıldığını iddia etmiştir. Başvurucu, son olarak söz konusu kısıtlamalara neden olan Geri Gönderme Merkezindeki memurlar hakkında yapmış olduğu suç duyurusunun haksız ve hukuksuz bir şekilde sonuçsuz kaldığını, bu nedenle tazminat davası açma imkânının da ortadan kalktığını belirterek aile hayatına saygı hakkı, etkili başvuru hakkı ve haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
12. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun haberleşme özgürlüğü ile aile hayatına saygı hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında önceki beyanlarını tekrar etmiştir.
13. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği, Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek [1. B.], B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
14. Anayasa Mahkemesi; B.T. ([GK], B. No: 2014/15769, 30/11/2017) kararında idari gözetim altında tutulma yerlerinin yönetim, denetim ve işletilmesinin İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen bir kamu hizmeti olduğunu, Anayasa'nın 125. ile 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddelerine göre idari işlem ve eylemlerden dolayı kişisel hakkı doğrudan muhtel olanlarca idari yargıda tam yargı davası açılabileceğini, teorik düzeyde mevcudiyeti tespit edilen bu yolun sırf -bilgi eksikliği nedeniyle- fiiliyatta hiç işletilmemesinin etkisiz olduğu biçiminde yorumlanamayacağını, yabancının salıverilmesi hâlinde etkili hukuk mekanizmasının tam yargı davası olduğunu göstermiştir (B.T., §§ 45-58). Anayasa Mahkemesi G.B. ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2014/19481, 24/5/2018) başvurusunda ise B.T. kararındaki tespit ve değerlendirmelerin kapsamını genişleterek başvuru tarihinde idari gözetim altında tutulan ancak bireysel başvurunun incelenmesinden önce tutulma hâlleri sona eren başvurucuların başvuru yollarını tüketmedikleri sonucuna varmıştır (G.B. ve diğerleri, §§ 35-38).
15. Başvuruya konu somut olayda G.B. ve diğerleri kararında varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir husus bulunmamaktadır. Zira Geri Gönderme Merkezinde tutulup daha sonra buradan çıkarılan başvurucunun tutulduğu yerde maruz kaldığını iddia ettiği kısıtlamalarda hizmet kusurunun bulunduğunu ya da maruz kaldığı muamelelerin hukuka aykırı olduğunu ileri sürebilmesi ve ilgili şikâyetlerini tam yargı davasında dile getirip tazminat talep edebilmesi mümkündür. Dolayısıyla somut olayda başvurucunun idari yargıda tam yargı davası yolunu tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.
16. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,
B. Başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 1/7/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, W.R., B. No: 2020/21099, 01.07.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 10, sayfa 171–173
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.