İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

SEBİLE YILMAZ VE DİĞERLERİ (2020/19662)

  • Mülkiyet hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen pay karşılığının düşük belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Mülkiyet hakkıİmarBaşvurunun Reddi—
Mülkiyet hakkıİmarİşlemden Kaldırılma—
Mülkiyet hakkıİmarAçıkça Dayanaktan Yoksunluk—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

SEBİLE YILMAZ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/19662)

 

Karar Tarihi: 29/1/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Rıdvan GÜLEÇ

Kenan YAŞAR

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Nur Hilal MERMER

Başvurucular

:

Sebile YILMAZ ve diğerleri [bkz. ekli listenin (C) sütunu]

Vekili

:

Av. Harun MUŞ

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen pay karşılığının düşük belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucular, İstanbul'un muhtelif ilçelerinde bulunan taşınmazların hisseli malikleridir.

3. Taşınmazların bulunduğu yerlerin bağlı olduğu ilgili belediyeler tarafından yapılan imar uygulamalarıyla başvurucuların taşınmazlarının bir kısmından düzenleme ortaklık payı kesilmiş, bir kısmı başvuruculara tahsis edilmiş, kalan kısımlar ise bedele çevrilmiştir.

4. Başvurucular, bedele çevrilen kısımlara ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığı için ilgili belediyeler aleyhine Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemeleri (Asliye Hukuk Mahkemeleri) nezdinde tazminat davası açmıştır.

5. Asliye Hukuk Mahkemeleri tarafından yapılan keşifler sonrası düzenlenen bilirkişi raporlarında bedele dönüştürülen hisselerin dava tarihindeki rayiç değerleri esas alınarak 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun ilgili hükümlerine göre taşınmazların bedeli tespit edilmiş ve bu bedel üzerinden davaların kabulüne karar verilmiştir.

6. Asliye Hukuk Mahkemeleri tarafından verilen kararlar Yargıtay 5. Hukuk Dairesince dava sırasında yürürlüğe giren 20/8/2016 tarihli ve 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümlerine göre bilirkişi raporu alınması gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.

7. Bozmaya uyan Asliye Hukuk Mahkemeleri bilirkişilerden rapor almıştır. Bilirkişi raporlarında 6745 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçiçi 12. maddenin birinci fıkrasında yer alan imar uygulamalarından doğan ve idarelerin taraf olduğu her türlü alacak ve bedel artırım davalarında taşınmazın değerinin uygulamanın tapuda tescil edildiği tarih değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle tespit edilmesi ve tespit edilen bu bedelin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) tablosu esas alınmak suretiyle dava tarihi itibarıyla güncellenerek ortaya çıkan bedelin hak sahibine ödenmesi yönündeki hesaplama yöntemi çerçevesinde imar uygulamalarının tapuya tescil edildiği tarihlerdeki taşınmaz bedelleri, TÜİK tarafından açıklanan Yİ-ÜFE kapsamında dava tarihlerine göre güncellenerek hesaplanmıştır.

8. Asliye Hukuk Mahkemeleri tarafından bilirkişi raporlarında belirtilen bedeller üzerinden -söz konusu bedellerin önceki hükmedilen bedellerden düşük olması dolayısıyla- davaların kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

9. Kararlar kanun yolu incelemelerinden geçerek kesinleşmiştir.

10. Aralarında bağlantı bulunması nedeniyle süresi içinde yapılan ekli listenin (B) sütununda belirtilen başvuruların süresinde yapılan 2020/19662 numaralı başvuru ile birleştirilmesine Komisyonca karar verilmiştir. Komisyon ayrıca makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilemez olduğuna, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

11. Öte yandan Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden yapılan nüfus kaydı sorgulaması neticesinde başvurucu Naşit Yalçın Yazıcıoğlu'nun bireysel başvuruda bulunmadan önce 11/6/2012 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır. Yine başvurucular Sevim Sildir, Nebahat Atalay ve Elife Açıkgöz'ün 15/10/2020 ve 14/7/2020 bireysel başvuru tarihlerinden sonra sırasıyla 18/4/2021, 4/10/2022 ve 27/7/2025 tarihlerinde vefat ettiği tespit edilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

12. Başvurucular, değerleme yöntemine yönelik yasal değişiklik nedeniyle fahiş oranda zarara uğratıldıklarını, gerçek bedele kavuşmalarının engellendiğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

13. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucuların mağdur sıfatı değerlendirilirken başvuruculara asıl alacak ve ferileri bakımından ödeme yapılmasının gözetilmesi, esas bakımından inceleme yapılması durumunda ise Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihatlarının ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.

14. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

A.   Başvurucu Naşit Yalçın Yazıcıoğlu Yönünden

15. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 51. maddesi ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 83. maddesi gereği başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit edilmesi hâlinde başvuru reddedilecek ve ilgilinin yargılama giderleri dışında 2.000 TL'den fazla olmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilebilecektir.

16. Anılan düzenlemelerde genel olarak bir hakkın açıkça öngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılması bireysel başvuru alanında özel olarak ele alınmaktadır. Bu bağlamda bireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve mahkemenin başvuruyu gereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (Mehmet Güven Ulusoy [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015, § 31; S.Ö. [2. B.], B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28).

17. Bu kapsamda özellikle mahkemeyi yanıltmak amacıyla gerçek olmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması, başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi verilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusu değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında mahkemenin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat oluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmak kaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya tahrik edici bir üslup kullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamında ihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçla bağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuru hakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (Mehmet Güven Ulusoy, § 32; S.Ö., § 29; Selman Kapan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/7302, 20/4/2016, § 50).

18. Başvurucu Naşit Yalçın Yazıcıoğlu 11/6/2012 tarihinde vefat etmiştir. Av. Harun Muş 15/10/2020 tarihinde Naşit Yalçın Yazıcıoğlu'nun anayasal haklarının ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuru yapmış, başvuru formunda Naşit Yalçın Yazıcıoğlu'nun ölümünden bahsetmemiştir.

19. Kamu gücü tarafından hakkı ihlal edilen kişinin bireysel başvuru yapmadan önce ölmesi durumunda ölen kişi adına bir başkası tarafından bireysel başvuru yapma imkânı bulunmamaktadır (Abdurrehman Uray [1. B.], B. No: 2013/6140, 5/11/2014, § 30).

20. Açıklanan gerekçelerle başvuru tarihinden önce vefat etmiş başvurucu Naşit Yalçın Yazıcıoğlu yönünden vekâlet ilişkisi sona ermiş olan avukat tarafından yapılan bireysel başvurunun bu kısmının başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

21. Ayrıca Avukat Harun Muş aleyhine 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve İçtüzük'ün 83. maddesi uyarınca takdiren 2.000 TL disiplin para cezasına hükmedilmesi gerekir.

B.   Başvurucular Sevim Sildir, Nebahat Atalay ve Elife Açıkgöz Yönünden

22. Anayasa Mahkemesi Abdurrahman Beycur ve diğerleri ([GK], B. No: 2023/76490, 31/7/2025) kararında başvurucunun bireysel başvuru tarihinden sonra vefat etmesi hâlinde bireysel başvurudan haberi olmayan mirasçılarının hak kaybına uğramaması için yapılması gerekenler hususunda genel ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi mirasçıların hak kaybına uğramalarını engellemek, bireysel başvuruların neticelendirilmesini sağlamak gerekliliğini birlikte karşılayabilecek bir yol olarak 6216 sayılı Kanun'un 49. maddesinin (7) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün 84. maddesinin verdiği yetkiyle 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin başvuru tarihinden sonra ölüm hâli için de uygulanabileceği kanaatine varmıştır. Anılan kararda Anayasa Mahkemesi, başvurucunun bireysel başvuru tarihinden sonra ölmesi hâlinde bu kişi yönünden başvurunun işlemden kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı sonucuna ulaşmıştır. Bunun yanında vefat eden başvurucunun mirasçısı olduğunu bilgi ve belgeleriyle ispat eden kişilerin ise makul bir süre içinde bireysel başvuruyu takip etme iradesini ortaya koymaları hâlinde -mirasçıların menfaatlerinin bulunup bulunmadığını da gözeterek- başvurunun incelenmesine devam edilebileceğini belirtmiştir. Bu kapsamda bireysel başvuru yapıldıktan sonra ölen bir başvurucunun mirasçılarının başvuruyu devam ettirme yönündeki taleplerini Anayasa Mahkemesine iletme yükümlülüğünün kendileri üzerinde olduğu kaydedilmelidir. Öte yandan Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli kıldığı hâllerde başvurucunun bireysel başvuru tarihinden sonra ölmesi durumunda dahi başvurunun incelenmeye devam edilebileceği vurgulanmalıdır. Somut başvuruda başvurucular Sevim Sildir, Nebahat Atalay ve Elife Açıkgöz başvuru tarihinden sonra sırasıyla 18/4/2021, 4/10/2022 ve 27/7/2025 tarihlerinde vefat etmiştir. Başvurucular Sevim Sildir, Nebahat Atalay ve Elife Açıkgöz yönünden anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

 23.   Açıklanan gerekçelerle başvurucular Sevim Sildir, Nebahat Atalay ve Elife Açıkgöz yönünden başvurunun işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.

C. Diğer Başvurucular Yönünden

24. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Ali Muhcu ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2020/36607, 18/12/2024) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen paylara yönelik mevzuatta belirlenen hesaplama yöntemi hakkında değerlendirme yapmış, kamu makamlarının tazminat miktarının belirli ve objektif kurallar çerçevesinde hesaplanmasını sağlayacak düzenleme yaptığını, aynı zamanda tespit edilen bu bedele de dava tarihine kadar Yİ-ÜFE farkının eklenmesi suretiyle enflasyonun etkilerini azaltacak tedbirler aldığını kabul etmiştir. Son olarak başvurucuların taşınmaz hisselerinin bedele dönüştürülmesine yönelik müdahalenin başvuruculara aşırı külfet yüklemediği ve ölçülü olduğunu belirterek başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna ulaşmıştır.

25. 2942 sayılı Kanun'da öngörülen ve somut olayda da uygulanan hesaplama yöntemi Anayasa Mahkemesince norm denetimi kapsamında da incelenmiş ve Anayasa'ya aykırı bulunmamıştır (AYM, E.2016/195, K.2017/158, 16/11/2017, § 23). Kararda, taşınmazın değerinin işlemin tapuda tescil edildiği tarih esas alınarak o tarihteki rayiçler üzerinden hesaplanmasının tek başına Anayasa'ya aykırı bir durum oluşturmayacağı kabul edilmiş, ortaya çıkan bedelin Yİ-ÜFE değerleri uygulanmak suretiyle güncellenmesinin gerçek karşılığa ulaşmaya elverişli bir yöntem olduğu vurgulanmıştır.

26. Eldeki olayda da Ali Muhcu ve diğerleri kararında açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucu Naşit Yalçın Yazıcıoğlu yönünden başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle REDDİNE,

B. Başvurucular Sevim Sildir, Nebahat Atalay ve Elife Açıkgöz yönünden başvurunun İŞLEMDEN KALDIRILMASINA,

C. Diğer başvurucular yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

D. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve İçtüzük'ün 83. maddesi uyarınca Avukat Harun Muş'un 2.000 TL disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMASINA,

E. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA 29/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, SEBİLE YILMAZ VE DİĞERLERİ, B. No: 2020/19662, 29.01.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 02, sayfa 509–513

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.