Karar yılı 2025 · İkinci Bölüm
AHMET BARIŞ AKKAYA (2020/17210)
- Kötü muamele yasağı
- Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru; ceza infaz kurumunun koşulları ve özellikle kalabalık odada tutulma nedeniyle kötü muamele yasağının, kurum kantininden satın alınmış olan saklama kaplarının kullanıldığı gerekçesiyle verilen disiplin cezasına karşı yapılan itirazların değerlendirilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Kötü muamele yasağı | İnfaz Kurumunun fiziki koşulları | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
| Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) | Gerekçeli karar hakkı (ceza) | İhlal | Yeniden yargılama, Manevi tazminat |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
AHMET BARIŞ AKKAYA BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2020/17210) |
|
|
|
Karar Tarihi: 3/12/2025 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Metin KIRATLI |
|
Raportörler |
: |
Mustafa Erdem ATLIHAN Gizem Ceren DEMİR KOŞAR |
|
Başvurucu |
: |
Ahmet Barış AKKAYA |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; ceza infaz kurumunun koşulları ve özellikle kalabalık odada tutulma nedeniyle kötü muamele yasağının, kurum kantininden satın alınmış olan saklama kaplarının kullanıldığı gerekçesiyle verilen disiplin cezasına karşı yapılan itirazların değerlendirilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvurucu 5/12/2016 tarihinde başka bir ceza infaz kurumundan naklen getirildiği Kocaeli 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun (İnfaz Kurumu) B-10 koğuşunda bireysel başvuru tarihi itibarıyla barındırılmaktadır. Bireysel başvurunun incelenme tarihi itibarıyla başvurucunun denetimli serbestliğe ayrıldığı anlaşılmıştır.
3. Başvurucu; 12-16 kişinin barındırılması için düzenlenmiş koğuşta sürekli olarak 25-29 mahpusla kaldığını, yeterli ranza olmadığı için yer yatağında yattığını, kendisine ait bir dolabı olmadığından kitap, ilaç gibi kişisel kullanım eşyalarını İnfaz Kurumunun kantininden satın aldığı saklama kapları içinde muhafaza ettiğini iddia etmiştir.
4. İnfaz Kurumu görevlileri 13/11/2019 tarihinde gerçekleştirdikleri koğuş araması sırasında başvurucunun eşyalarını koyduğu beş saklama kabına el koymuş, ardından savunmasını almıştır. İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı (Disiplin Kurulu) başvurucunun kurumda düzenli bir yaşam sürdürülmesi, kurum güvenliğinin ve disiplinin sağlanması amacıyla idarece verilen eşya ve benzeri şeyleri kötüye kullanma eylemi nedeniyle başvurucuya kınama cezası vermiştir.
5. Başvurucu kendisine ait bir dolabı olmaması nedeniyle kişisel eşyalarını koymak için kurum kantininden satın aldığı ve koğuştaki düzeni bozmayacak bir yere yerleştirdiği saklama kaplarını kullanmasının disiplin suçunu oluşturmayacağını ileri sürerek verilen disiplin cezasının iptali talebiyle infaz hâkimliğine başvurmuştur. Kocaeli İnfaz Hâkimliği (Hâkimlik); 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 39. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (j) bendinde geçen "kötü kullanma" ibaresi ile idarece verilen eşyanın bakımsız bırakılması, zarar görmemesi için gerekli dikkatin gösterilmemesi, hor kullanılması ve amacının dışında kullanılması gibi durumların kastedildiği, kınama cezasının esas itibarıyla hükümlü veya tutukluya disiplin cezasını gerektiren eyleminin kötülüğünün, uygunsuzluğunun açıklanarak tekrarı durumunda bunun sonuçlarının hatırlatılarak dikkatinin çekilmesi olduğu ve başvurucunun beş saklama kabını gerçek amacının dışında kullanması şeklindeki olayda bu madde uyarınca cezalandırılmasının yerinde olduğu gerekçesiyle talebini reddetmiştir.
6. Başvurucunun Hâkimlik kararına itirazı, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesince kesin olarak reddedilmiştir.
7. Başvurucu, nihai kararı 28/4/2020 tarihinde öğrendikten sonra 22/5/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
8. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
9. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
A. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
10. Başvurucu; İnfaz Kurumunda barındırıldığı süre boyunca 12-16 kişinin kalması için planlanan koğuşta en az 25 kişiyle kaldığını, yeterli sayıda ranza ve dolap olmaması nedeniyle yer yatağında uyuduğunu ve kişisel eşyalarını saklama kapları içinde muhafaza ettiğini belirterek Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
11. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru yoluna başvurabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle yargı mercileri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt [2. B.], B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16). Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bu mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram Gök [2. B.], B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 20).
12. Olayda başvurucu, kalabalık koğuşta tutulma ve bunun doğurduğu olumsuzluklara ilişkin şikâyetlerini bireysel başvuruda bulunmadan önce yetkili idari ya da adli mercilere taşıdığına dair bilgi ya da belgeyi başvuru formu ve/veya ekinde sunmamıştır. Başvurucunun Disiplin Kurulu tarafından verilen disiplin cezasının iptali talebiyle yaptığı şikâyet esnasında da olay anlatımı dışında koğuş kalabalıklığı konusunda bir yakınması olmadığı ya da talep ileri sürmediği görülmüştür (bkz. § 5). Dolayısıyla anılan ihlal iddiasına yönelik olarak başvurucunun kanunda öngörülmüş yargısal başvuru yolunu tüketmeden yaptığı bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
13. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
14. Başvurucu; İnfaz Kurumu kantininden satın aldığı saklama kaplarına el konulduğunu, bu kapları kullandığı gerekçesiyle kendisine disiplin cezası verildiğini belirterek maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğini öne sürmüştür.
15. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, mevzuat ve konuyla ilgili içtihada işaret edilerek karar verilirken bunların dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
16. Başvuru, adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmiştir.
17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
18. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
19. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
20. İnceleme konusu adli süreçte başvurucu, disiplin cezasına konu edilen eşyaların kendisine idarece verilmiş olmadığı, bu eşyaların kantinden satın alındığı, saklama kaplarının içine eşya konulmasının eşyanın amacına aykırı ya da kötüye kullanımı anlamına gelmediği yönündeki itirazlarını sunmuştur. Buna karşın disiplin cezasına yönelik yapılan itirazı inceleyen Hâkimlikçe mevzuat hükmüne atıf yapılarak itirazın reddine karar verilmekle yetinildiği, bu eşyaların idarece verilmediği yönündeki itiraz karşılanmadığı gibi kantinden satın alındığı iddia edilen eşyanın hangi yönden amacı dışında ya da kötüye kullanımının söz konusu olduğu da açıklanmamıştır.
21. Başvurucunun dilekçesinde ileri sürdüğü bu hususların yargılamanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki iddialar içerdiği, Hâkimliğin kararına bakıldığında ise bu hususlara ilişkin bir açıklamada bulunulmadığı ve herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmüştür. Böylece başvurucunun ileri sürdüğü ve sonuca etkili olabilecek temel iddialarının ayrı ve açıkça tartışılmadığı, başvurucunun bu iddialarına cevap verilmediği anlaşılmıştır.
22. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
23. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile tür belirtmeksizin 100.000 TL tazminat talebinde bulunmuştur.
24. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 6216 sayılı Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
25. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
26. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucuya manevi zararları karşılığında net 34.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Kocaeli İnfaz Hâkimliğine (E.2019/5755, K.2020/1085) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuya net 34.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 3/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, AHMET BARIŞ AKKAYA, B. No: 2020/17210, 03.12.2025. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 16, sayfa 160–164
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.