Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
YAPI VE KREDİ BANKASI A.Ş. (3) (2020/11020)
- Mülkiyet hakkı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, alacağın devri (alacak temlik) sözleşmesinin Enerji Piyasaları İşletme A.Ş. kayıtlarına işlenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Mülkiyet hakkı | Sözleşme (Kamu kurumlarının taraf olduğu) | İhlal Olmadığı | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
YAPI VE KREDİ BANKASI A.Ş. BAŞVURUSU (3) |
|
(Başvuru Numarası: 2020/11020) |
|
|
|
Karar Tarihi: 5/5/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR Metin KIRATLI |
|
Raportör |
: |
Mehmet ALTUNDİŞ |
|
Başvurucu |
: |
Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. |
|
Vekili |
: |
Av. Tolga SEYFİ |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, alacağın devri (alacak temlik) sözleşmesinin Enerji Piyasaları İşletme A.Ş. kayıtlarına işlenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 25/3/2020 tarihinde yapılmıştır. Aralarında kişi ve konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle süresinde yapılan 2020/21733, 2020/21728 ve 2020/21729 numaralı bireysel başvuruyla ilgili dosyaların 2020/11020 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, 2020/21733, 2020/21728 ve 2020/21729 numaralı bireysel başvuru dosyalarının kapatılmasına ve incelemenin 2020/11020 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmelidir.
3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu ile G. Elektrik Üretim A.Ş. (Şirket) arasında 23/12/2010 tarihli kredi sözleşmesi ve bu sözleşmenin eki olarak aynı tarihte alacak temlik sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmeye göre proje finansman kredisi kapsamında Sivas'ın İmranlı ilçesi sınırları içinde inşa edeceği Ayranlı Hidroelektrik Santrali, Ekincik Hidroelektrik Santrali ve Sütlüce Hidroelektrik Santrali projeleri gereğince G. Enerji Üretim A.Ş.nin elektrik piyasası dengeleme ve uzlaştırma faaliyetleri ile ilgili mevzuat çerçevesinde Piyasa Mali Uzlaştırma Merkezi (PMUM) nezdinde doğmuş ya da doğacak alacakların tamamı (tüm ferileri ile birlikte) 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 162. maddesi ve devamı hükümlerine göre başvurucuya devir ve temlik edilmiştir.
6. Başvurucu, alacak temlik sözleşmesini Ankara 54. Noterliği aracılığıyla 22/5/2014 tarihinde o tarihte piyasa işletmecisi görevini ifa eden Türkiye Elektrik İletim A.Ş.ye (TEİAŞ) göndermiş, TEİAŞ 9/6/2014 tarihli cevabi yazısında Şirketin piyasa katılımcısı olmadığından temlik sözleşmesinin iade edildiğini bildirmiştir. Bunun üzerine Şirket tarafından piyasa katılım anlaşması ve gün öncesi piyasa katılım anlaşması imzalanarak temlik sözleşmesi başvurucu tarafından yeniden TEİAŞ'a gönderilmiştir. TEİAŞ başvurucuya verdiği 14/8/2015 tarihli cevabi yazı ile Ankara 54. Noterliğinin 22/5/2014 tarihli ve 20932 No.lu temlikname kapsamında geçmişe dönük alacakların temlik edilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle "doğmuş" ifadesinin çıkarılması ve temliknamenin süresinin on yılı aşmayacak şekilde belirlenmesi gerektiğini yeniden Şirkete bildirmiştir. Başvurucu, 18/8/2015 tarihli yazıyla temlik sözleşmesinin on yılı aşmadığını bildirerek temlik ihbarının işleme alınmasını yeniden istemiştir. TEİAŞ'ın başvurucuya ilettiği 7/9/2015 tarihli cevabi yazıda Enerji Piyasaları İşletme A.Ş.nin (EPİAŞ) 1/9/2015 tarihi itibarıyla piyasa işletmecisi lisansını alıp fiilî olarak piyasa işletmeciliğini TEİAŞ'tan devir alması nedeniyle 22/5/2014 tarihli temlikname ile ilgili işlem yapılamadığı ve temlik sözleşmesinin iade edildiği bildirilmiştir.
7. Başvurucu 23/12/2010 tarihli alacağın temliki sözleşmesinin EPİAŞ kayıtlarına işlenerek gerekli işlemlerin yapılmasını talep etmiştir. EPİAŞ ise 11/12/2015 tarihli cevabında, söz konusu temlik sözleşmesinin G. Enerji Üretim A.Ş. (temlik eden) ile başvurucu (temlik alan) arasında temlik edenin TEİAŞ nezdindeki alacaklarının devrine yönelik olarak düzenlendiğini belirtmiştir. EPİAŞ ayrıca piyasa işletim görevine başlamasıyla birlikte bu sözleşmenin temlik edenin EPİAŞ nezdinde doğmuş ya da doğacak alacaklarını da kapsadığı şeklinde yorumlanmasının hukuken mümkün olmadığını ifade etmiştir. Bu çerçevede EPİAŞ tarafından belirlenen genel temlik şartlarına uygun biçimde EPİAŞ'ın temlik muhatabı olarak yer aldığı yeni bir alacak temlik sözleşmesinin imzalanıp gönderilmesi hâlinde talebin yeniden değerlendirilebileceği bildirilmiştir.
8. Başvurucu, EPİAŞ'ın 11/12/2015 tarihli işleminin iptali için İstanbul 6. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır. Mahkeme 3/3/2016 tarihinde davanın görev yönünden reddine karar vermiştir. Mahkeme, EPİAŞ'ın özel hukuk hükümlerine tabi bir şirket olduğu ve dava konusu işlemin idari işlem niteliği bulunmadığından görevli yargı kolunun adli yargı olduğu sonucuna varmıştır.
9. Başvurucu, davanın görev yönünden reddine yönelik Mahkeme kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Danıştay Onüçüncü Dairesi (Daire) 29/9/2016 tarihinde Mahkeme kararının bozulmasına karar vermiştir. Daire, bozma kararında statü itibarıyla özel hukuk kurallarına tabi kılınmış olsa da piyasa işletmecisi olan EPİAŞ'ın elektrik piyasası dengeleme ve uzlaştırma mevzuatı çerçevesinde tek yanlı, kamu gücü kullanarak idari işlemler tesis edebileceğini, dava konusu başvuru incelenirken idarece salt özel hukuk kurallarına göre değil 14/4/2009 tarihli ve 27200 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliğine (Yönetmelik) göre inceleme yapıldığı anlaşıldığından Mahkeme kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmadığını belirtmiştir. Daire 11/12/2017 tarihinde karar düzeltme talebini de reddetmiştir.
10. Mahkeme 13/12/2018 tarihinde bozma kararına uyarak davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme 23/12/2010 tarihli temliknamenin eski piyasa işletmecisi TEİAŞ nezdinde işleme alındığı, anılan temliknamenin onay işlemleri devam ederken davalı EPİAŞ'ın piyasa işletmeciliğini devraldığı, TEİAŞ nezdinde kabul edilen alacak temlik sözleşmesinin EPİAŞ nezdinde geçerli olduğu ileri sürülmüşse de 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na istinaden 1/9/2015 tarihinden itibaren piyasa işletmecisinin EPİAŞ olduğu, dolayısıyla 23/12/2010 tarihli temliknamenin piyasa işletmecisi olan EPİAŞ'ın onayı alınmadan akdedildiği anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını açıklamıştır. Davanın reddine yönelik karar temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleşmiştir.
11. Nihai karar başvurucu tarafından 20/3/2020 tarihinde öğrenilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
12. 818 sayılı Kanun'un Beşinci Bap (A) "ALACAĞIN TEMLİKİ" başlıklı 162. maddesi şöyledir:
"Kanun veya akit ile veya işin mahiyeti icabı olarak menedilmiş olmadıkça borçlunun rızasını aramaksızın alacaklı, alacağını üçüncü bir şahsa temlik edebilir.
Borçlu, alacağın temlik edilmemesi şart edilmiş olduğunu bu şartı ihtiva etmeyen bir ikrarı bilkitabeye istinat ile, alacağını temellük eden üçüncü bir şahsa karşı iddia edemez."
13. 6446 sayılı Kanun'un "Piyasa işletim faaliyeti ve EPİAŞ’ın kuruluşu" başlıklı 11. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Piyasa işletim faaliyeti, organize toptan elektrik piyasalarının işletilmesi ve bu piyasalarda gerçekleştirilen faaliyetlerin mali uzlaştırma işlemleri ile söz konusu faaliyetlere ilişkin diğer mali işlemlerdir.
(2) Bu Kanun ile kuruluş ve tescile ilişkin hükümleri hariç olmak üzere 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve özel hukuk hükümlerine tabi, Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi ticaret unvanı altında bir anonim şirket kurulur. EPİAŞ, bu Kanun ve 6102 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olmayacak şekilde Kurum tarafından bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içerisinde hazırlanacak ana sözleşmenin ticaret siciline tescil ve ilanı ile faaliyete geçer.
(3) EPİAŞ’ın teşkilat yapısı ile çalışma esasları, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içerisinde Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Borsa İstanbul Anonim Şirketi tarafından işletilecek piyasaları ilgilendiren hususlarda Sermaye Piyasası Kurulunun görüşü alınır.
...
(5) EPİAŞ, piyasa işletim lisansı kapsamında, Borsa İstanbul Anonim Şirketi ile TEİAŞ tarafından bu Kanun kapsamında işletilen piyasalar dışındaki organize toptan elektrik piyasalarının işletim faaliyetini yürütür. EPİAŞ, TEİAŞ tarafından piyasa işletim lisansı kapsamında işletilen organize toptan elektrik piyasalarının mali uzlaştırma işlemleri ile birlikte gerekli diğer mali işlemleri de yürütür. Kurum ve Sermaye Piyasası Kurulunun görüşleri doğrultusunda EPİAŞ, Sermaye Piyasası Kanununun 65 inci maddesi kapsamındaki anlaşmaların tarafı olabilir.
(6) EPİAŞ tarafından lisansı kapsamında işletilmekte olan veya piyasa faaliyetlerine ilişkin mali uzlaştırma ile mali işlemleri yürütülmekte olan organize toptan elektrik piyasalarında faaliyet gösteren tüzel kişiler, ilgili yönetmelik hükümlerine göre mali uzlaştırma işlemlerinin yürütülebilmesi için gerekli verileri TEİAŞ’a ve EPİAŞ’a vermekle yükümlüdür. Sağlanan verilerin gizli tutulması ve kamuoyu ile paylaşılmasıyla ilgili usul ve esaslar Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
...
(12) EPİAŞ, kurulmasından itibaren altı ay içerisinde Kurumdan gerekli piyasa işletim lisansını alarak piyasa işletim faaliyetlerini yürütmeye başlar.
(13) EPİAŞ piyasa işletim lisansı alana kadar, ilgili piyasa işletim faaliyetinin TEİAŞ tarafından piyasa işletim lisansı alınmaksızın yürütülmesine devam edilir.
..."
14. Yönetmelik'in "Devir ve temlik" başlıklı 138. maddesi -bireysel başvuru tarihi itibarıyla- şöyledir:
"(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki yükümlülüklerle ilgili olarak yapılan, dengeden sorumlu grup oluşturma haricindeki devir ve temlikler Piyasa İşletmecisine karşı hüküm ifade etmez. Bu Yönetmelik kapsamındaki alacak ve haklar ise ancak Piyasa İşletmecisi tarafından belirlenen hususlara uygun olarak ve Piyasa işletmecisinden onay almak kaydıyla rehin ve temlik edilebilir."
15. Yönetmelik'in "EPİAŞ’ın piyasa işletim faaliyetine başlaması" başlıklı Geçici 28. maddesi şöyledir:
"(1) EPİAŞ piyasa işletim lisansı alana kadar Piyasa İşletmecisi TEİAŞ’tır."
16. Yönetmelik'in "Önceki alacak veya borçlara ilişkin uygulama" başlıklı Geçici 31. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) TEİAŞ’ın taraf olduğu dava ve takiplerden EPİAŞ’ın faaliyetleriyle ilgili olanlar, EPİAŞ’ın faaliyete geçiş tarihinden itibaren EPİAŞ tarafından yürütülür."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
17. Anayasa Mahkemesinin 5/5/2026 tarihinde yaptığı toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
18. Başvurucu; alacak temlik sözleşmesinin TEİAŞ tarafından onaylandığı tarihteki mevzuata göre EPİAŞ'ın henüz kurulmadığını, TEİAŞ'ın sözleşmeyi onaylamasından sonra değişen mevzuat gerekçe gösterilerek alacak temlik sözleşmesinin EPİAŞ'ın onayına tabi tutulmasının alacak temlik sözleşmesi hükümlerine aykırı olduğunu, TEİAŞ yerine piyasa işletmecisi konumuna gelen EPİAŞ'ın TEİAŞ'tan alacak temlik sözleşmesine ilişkin bilgi ve belgeleri alarak süreci devam ettirmesi gerektiğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
19. Bakanlık görüşünde, başvurucunun piyasa işletmecisinden onay almak koşulu sağlanmaksızın akdedilen kredi sözleşmesinin eki olan alacağın devri sözleşmesine dayanarak G. Enerji Üretim A.Ş.nin doğmuş ve doğacak tüm hak ve alacaklarının kendisine ödenmesini talep etmesine esas alınabilecek bir mevzuat hükmü ve bu yönde süregelen yerleşik yargı içtihadı bulunmadığı dikkate alındığında mülkiyet hakkı kapsamında kalan bir mal varlığına sahip olmadığı gibi kendisinde meşru bir beklenti oluşturabilecek somutlukta bir durumun da bulunmadığı vurgulanmıştır. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı önceki iddialarına benzer yönde beyanda bulunmuştur.
B. Değerlendirme
20. Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Mülkün Varlığı
22. Anayasa'nın 35. maddesi kapsamında inceleme yapılabilmesi için öncelikle somut olayda mülkün var olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).
23. Başvurucunun temlik sözleşmesine konu ettiği alacak, ekonomik değer taşıyan ve para ile ölçülebilen bir mal varlığı hakkı niteliğindedir. Nitekim 818 sayılı Kanun'un alacağın temlikine ilişkin hükümleri uyarınca alacak hakkı, devredilebilir ve üçüncü kişiler nezdinde ileri sürülebilir bir hak olup bu yönüyle bağımsız bir ekonomik değer ifade etmektedir. Bu kapsamda başvurucunun kredi sözleşmesi ve eki temlik sözleşmesine dayanarak elde ettiği alacak hakkı, yalnızca teorik bir beklenti değil hukuken tanınan ve korunmaya değer bir mal varlığı unsurudur. Somut olayda temlik sözleşmesinin TEİAŞ nezdinde kabul edilmesi ve işleme alınacağının bildirilmesi karşısında başvurucunun bu alacağa yönelik hakkının belirli bir kesinlik ve icra kabiliyeti kazandığı anlaşılmakta olup bu yönüyle Anayasa'nın 35. maddesi anlamında mülk teşkil ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
b. Müdahalenin Varlığı ve Türü
24. Başvurucu 23/12/2010 tarihli proje finansman kredisi kapsamında G. Enerji Üretim A.Ş.nin elektrik piyasası dengeleme ve uzlaştırma faaliyetleri ile ilgili mevzuat çerçevesinde PMUM nezdinde doğmuş ya da doğacak alacakların tamamını temlik almıştır. Başvurucu, bu alacak temlik sözleşmesinin EPİAŞ nezdinde kayda alınması için idari başvuruda bulunmuş; talebin reddi üzerine iptal davası açmıştır. Mahkemenin davanın reddine yönelik kararı temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleşmiştir.
25. Başvurucunun şikâyetinin temelini değişen mevzuat sonrasında piyasa işletmecisi konumuna gelen EPİAŞ'ın alacak temlik sözleşmesini kayda almamasıdır. Başvurucu alacağın temliği sözleşmesinin EPİAŞ kayıtlarına işlenmesini teminen iptal davası açmıştır. Mahkemenin davanın reddine yönelik kararında temlik sözleşmesinin EPİAŞ onayından geçmediğine vurgu yapılmıştır. Bu bağlamda alacak temlik sözleşmesinin EPİAŞ onayına tabi kılınması mülkiyet hakkına müdahale oluşturmaktadır.
26. Anayasa'nın 35. maddesi ile mülkiyet hakkına temas eden diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa'nın mülkiyet hakkına müdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği görülmektedir. Buna göre Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu belirtilmek suretiyle mülkten barışçıl yararlanma hakkına yer verilmiş; ikinci fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi belirlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında genel olarak mülkiyet hakkının hangi koşullarda sınırlanabileceği belirlenerek aynı zamanda mülkten yoksun bırakmanın şartlarının genel çerçevesi de çizilmiştir. Maddenin son fıkrasında ise mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırı olamayacağı kurala bağlanmak suretiyle devletin mülkiyetin kullanımını kontrol etmesine ve düzenlemesine imkân sağlanmıştır. Anayasa'nın diğer bazı maddelerinde de devlet tarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özel hükümlere yer verilmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki mülkten yoksun bırakma ve mülkiyetin düzenlenmesi, mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan [1. B.], B. No: 2014/1546, 2/2/2017, §§ 55-58).
27. Bu noktada müdahalenin sonucu kadar amacı da dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmalıdır. Olayda alacak temlik sözleşmesinin EPİAŞ'ın onay şartına bağlandığı görülmüştür. Bu sebeple müdahale, devletin mülklerin kullanımını düzenleme veya mülkiyetin kamu yararına kullanımını kontrol etme yetkisi kapsamında incelenmelidir (Arif Sarıgül [1. B.], B. No: 2013/8324, 23/2/2016, § 50).
c. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
28. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
29. Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen 13. maddesi de gözönünde tutulmalıdır. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62).
i. Kanunilik
30. 818 sayılı Kanun'a göre kural olarak alacağın temliki borçlunun rızasına bağlı değildir. Ancak kanun, sözleşme veya işin niteliği temlik sözleşmelerinde borçlunun rızasının zorunlu tutulmasına imkân vermektedir (bkz. § 12). Başvuruya konu olayda elektrik piyasası dengeleme ve uzlaştırma faaliyetleri ile ilgili mevzuat çerçevesinde PMUM nezdinde doğmuş ya da doğacak alacakların temliki piyasa işletmecisinden onay almak şartına bağlanmıştır. Piyasa işletmecisi tarafından hazırlanan tip sözleşmede PMUM nezdinde doğmuş ya da doğacak alacaklar piyasa işletmecisinin onayına tabi kılınmıştır. Alacak temlik sözleşmesinin borçlunun rızasına tabi kılınmasına yönelik tip sözleşmenin varlığı -sözleşme veya işin niteliği- gözetildiğinde PMUM nezdinde doğmuş ya da doğacak alacakların piyasa işletmecisinin onay şartına bağlanmasının kanuni dayanağı olduğu anlaşılmıştır.
ii. Meşru Amaç
31. Elektrik piyasasında enerji açık ve/veya enerji fazlalarına ilişkin alacak ve borçların mali açıdan uzlaştırılmasına ilişkin işlemler kapsamında elektrik piyasasında dengeleme ve uzlaştırma faaliyetlerinin sağlıklı yürütülmesi ve alacak borç ilişkilerinin ihtilaf çıkmadan sürdürülmesinin sağlanması hedeflendiğinden meselenin kamusal önemi de dikkate alınarak PMUM nezdinde doğmuş ya da doğacak alacakların temlikinin piyasa işletmecisinden onay almak şartına bağlanmasının meşru bir amaç taşıdığı açıktır.
iii. Ölçülülük
(1) Genel İlkeler
32. Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olup olmadığı değerlendirilmelidir.
33. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2013/66, K.2014/19, 29/1/2014; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016).
34. Ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş olacaktır. Müdahalenin ölçülülüğünü değerlendirirken Anayasa Mahkemesi bir taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahalenin niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate alacaktır (Arif Güven [2. B.], B. No: 2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).
35. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kamu yararı amacı ile bireyin mülkiyet hakkının korunması arasındaki adil dengenin sağlanabilmesi için öncelikle malike, uygulanan tedbirlere karşı savunma ve itirazlarını etkin biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınması, söz konusu iddia ve savunmaların makul biçimde karşılanması gerekir (başvurucuya diğer unsurlar yanında ayrıca etkin bir savunma hakkı tanındığından müdahalenin ölçülü görüldüğü kararlar için bkz. Fatma Çavuşoğlu ve Bilal Çavuşoğlu [2. B.], B. No: 2014/5167, 28/9/2016, §§ 74-89; Eyyüp Baran [1. B.], B. No: 2014/8060, 29/9/2016, §§ 75-95; buna karşılık aynı koşulun yargılama sürecinde sağlanmaması nedeniyle müdahalenin ölçüsüz görüldüğü kararlar için bkz. Mahmut Üçüncü [1. B.], B. No: 2014/1017, 13/7/2016, §§ 79-102; Arif Güven, §§ 57-72).
36. Öte yandan idarenin iyi yönetişim ilkesine uygun hareket etme yükümlülüğü vardır. İyi yönetişim ilkesi, kamu yararı kapsamında bir durum söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir (Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım [1. B.], B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 68; Ayten Yeğenoğlu [1. B.], B. No: 2015/1685, 23/5/2018, § 44).
(2) İlkelerin Olaya Uygulanması
37. Başvurucunun yakındığı husus, alacak temlik sözleşmesinin EPİAŞ kayıtlarına işlenmemesidir.
38. PMUM nezdinde doğmuş ya da doğacak alacakların temlikinin piyasa işletmecisinden onay alma şartına bağlanması, elektrik piyasasında dengeleme ve uzlaştırma faaliyetlerinin sağlıklı yürütülmesini sağlama amacı gözönüne alındığında eldeki olayda müdahalenin elverişli ve gerekli olduğu anlaşılmaktadır.
39. Son olarak müdahalenin orantılı olup olmadığı incelenmelidir. Bu değerlendirme yapılırken kamu otoritelerinin davranışları ile başvurucunun yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğine ve müdahalenin aşırı bir külfete neden olup olmadığına bakılmalıdır. Öncelikle başvurucunun temlik sözleşmesi ve eklerini hazırlayarak piyasa işletmecisi olan TEİAŞ'ın onayına sunduğu ancak temlik eden G. Enerji Üretim A.Ş.nin piyasa katılımcısı olmadığından temlik sözleşmesinin iade edildiği, sonradan gönderilen temlik sözleşmesinin de şeklî koşulları taşımadığından iade edildiği görülmüştür (bkz. § 7). TEİAŞ 7/9/2015 tarihinde EPİAŞ'ın 1/9/2015 tarihi itibarıyla piyasa işletmecisi lisansını alıp fiilî olarak piyasa işletmeciliğini TEİAŞ'tan devir alması nedeniyle 22/5/2014 tarihli temlikname ile ilgili işlem yapamamış ve temlik sözleşmesi iade edilmiştir.
40. Başvurucunun 1/9/2015 tarihinden önce alacak temlik sözleşmesinin eski piyasa işletmecisi olan TEİAŞ kayıtlarına işlenmesi için başvurusu bulunmakla birlikte anılan başvurunun çeşitli eksiklikler nedeniyle kayıtlara işlenmediği, bu arada yeni piyasa işletmecisinin göreve başlaması nedeniyle alacak temlik sözleşmesinin yeni piyasa işletmecisi olan EPİAŞ'ın onayına tabi kılındığı anlaşılmıştır. Bu noktada başvurucu açısından 1/9/2015 tarihinden önce TEİAŞ kayıtlarına işlenmiş ve/veya işlendiği bildirilen bir alacak temlik sözleşmesi olmadığı görülmüştür.
41. Başvurucu, mahkemelerin yeterli inceleme yapmadığından, temel hukuka aykırılık iddialarının karşılanmadığından yakınmaktadır. Mahkeme gerekçeli kararında 23/12/2010 tarihli temliknamenin eski piyasa işletmecisi TEİAŞ nezdinde işleme alındığı, anılan temliknamenin onay işlemleri devam ederken davalı EPİAŞ'ın piyasa işletmeciliğini devraldığı, 6446 sayılı Kanun'a istinaden 1/9/2015 tarihinden itibaren piyasa işletmecisinin EPİAŞ olduğu, dolayısıyla 23/12/2010 tarihli temliknamenin piyasa işletmecisi olan EPİAŞ'ın onayı alınmadan akdedildiği anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını açıklamıştır (bkz. § 10). Mahkemenin somut uyuşmazlıktaki temel iddialar hakkında ilgili ve yeterli gerekçe ortaya koyduğu anlaşılmıştır.
42. Başvurucu, değişen mevzuat karşısında TEİAŞ nezdinde başlatılan alacak temlik sözleşmesinin kayda alınmasına yönelik sürecin yeni piyasa işletmecisi EPİAŞ tarafından sürdürülmemesinden şikâyetçidir. İncelenen olayda alacak temlik sözleşmesi henüz TEİAŞ kayıtlarına işlenmemiştir. Bu noktada değişen mevzuat sonrası piyasa işletmecisinin değişmesi karşısında alacak temlik sözleşmesinin EPİAŞ'ın onayına sunulmasının zorunlu hâle getirilmesinin başvurucu açısından aşırı bir külfet yarattığı söylenemez.
43. Bu durumda başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemediği, kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkı arasında olması gereken adil dengenin bozulmadığı sonucuna varılmıştır.
44. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
Kenan YAŞAR bu sonuca katılmamıştır.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvuruların BİRLEŞTİRİLMESİNE,
B. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
C. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE Kenan YAŞAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
D. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 5/5/2026 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Başvuru, alacağın devri sözleşmesinin Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi kayıtlarına işlenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu Banka ile şirket arasında HES projelerinin finansmanı amacıyla kredi sözleşmesi imzalanmış; bu sözleşme kapsamında şirketin elektrik piyasası dengeleme ve uzlaştırma faaliyetlerinden doğmuş ve doğacak alacakları belirli bir tutara kadar başvurucu Bankaya temlik edilmiştir. Başvurucu, temlik sözleşmesinin piyasa işletmecisi nezdinde işleme alınması için önce TEİAŞ’a, daha sonra piyasa işletmeciliğinin devri üzerine EPİAŞ’a başvurmuş; ancak EPİAŞ, temlik sözleşmesinin kendi nezdindeki alacakları kapsamayacağı ve yeni bir temlik sözleşmesi düzenlenmesi gerektiği gerekçesiyle talebi reddetmiştir.
3. Başvurucu, EPİAŞ’ın bu işleminin iptali istemiyle idari yargıda dava açmıştır. İlk derece mahkemesi önce davayı görev yönünden reddetmiş; Danıştay, EPİAŞ’ın elektrik piyasası mevzuatı kapsamında kamu gücü kullanarak idari işlem tesis edebileceğini belirterek kararı bozmuştur. Bozma üzerine yapılan yargılamada Mahkeme, temliknamenin EPİAŞ’ın onayı alınmadan akdedildiği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Mahkememiz çoğunluğu da mülkiyet hakkının ihlal edilmediği sonucuna ulaşmış ise de bu görüşe iştirak edilmemiştir.
4. Somut olayda uyuşmazlığın özü, başvurucunun TEİAŞ nezdinde başlattığı temlik onay sürecinin, piyasa işletmeciliğinin EPİAŞ’a devredilmesinden sonra devam ettirilip ettirilmeyeceğine ilişkindir. Başvurucu, temlik sözleşmesinin düzenlendiği ve TEİAŞ’a sunulduğu tarihte EPİAŞ’ın henüz piyasa işletmecisi sıfatını haiz olmadığını, bu nedenle EPİAŞ’ın onayının alınmasının fiilen ve hukuken mümkün bulunmadığını; yeni piyasa işletmecisi olan EPİAŞ’ın, TEİAŞ’tan ilgili bilgi ve belgeleri devralarak süreci kaldığı yerden sonuçlandırması gerektiğini ileri sürmüştür.
5. Mahkeme ise esas itibarıyla 1/9/2015 tarihinden itibaren piyasa işletmecisinin EPİAŞ olduğu, temliknamenin EPİAŞ’ın onayı alınmadan akdedildiği ve bu nedenle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesine dayanmıştır. Ancak bu gerekçe, başvurucunun uyuşmazlığın sonucuna etkili olabilecek temel iddialarını karşılamaktan uzaktır. Zira başvurucunun iddiası, EPİAŞ onayının hiçbir şekilde aranamayacağı değil; TEİAŞ nezdinde başlamış bulunan sürecin idarenin devamlılığı ve bütünlüğü ilkesi gereğince EPİAŞ tarafından mevcut bilgi ve belgeler üzerinden tamamlanması gerektiğidir.
6. Diğer yandan 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 162. maddesi uyarınca alacağın temliki kural olarak borçlunun rızasına bağlı değildir. Her ne kadar kanun, sözleşme veya işin mahiyeti gereği bazı hâllerde borçlunun rızasının aranabileceği kabul edilse de mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden bir sınırlamanın Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca şekli anlamda kanuni dayanağa sahip olması gerekir. Somut olayda müdahalenin esasen yönetmelik hükümleri ve piyasa işletmecisinin tek yanlı değerlendirmesi üzerinden temellendirildiği görülmektedir.
7. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerde kanunilik ölçütü, yalnızca müdahaleye imkân tanıyan genel bir normun varlığını değil; müdahalenin kapsamı, koşulları ve sonuçları bakımından belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir bir kanuni çerçevenin bulunmasını gerektirir. Başvurucunun önceki piyasa işletmecisi olan TEİAŞ nezdinde başlattığı onay sürecinin, sonradan görevi devralan EPİAŞ tarafından tümüyle yeni bir sözleşme yapılması şartına bağlanmasının hangi açık kanuni düzenlemeye dayandığı mahkeme kararlarında yeterince ortaya konulmamıştır.
8. Bu yönüyle başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik boyutu tartışmalı olduğu gibi yargısal makamların gerekçeleri de mülkiyet hakkının usul güvenceleri bakımından gerekli özeni karşılamamaktadır. Mahkemelerin, başvurucunun sözleşme kurulduğunda EPİAŞ’ın mevcut olmadığı, TEİAŞ nezdinde başlatılan sürecin belirli bir aşamaya geldiği, EPİAŞ’ın TEİAŞ’tan ilgili bilgi ve belgeleri devralarak değerlendirme yapmasının mümkün olduğu ve yeniden sözleşme akdedilmesinin fiilî ve hukuki güçlükler doğuracağı yönündeki iddialarını değerlendirmesi gerekirdi.
9. Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında mülkiyet hakkına müdahalenin ölçülü kabul edilebilmesi için kişiye, iddia ve itirazlarını etkili biçimde ileri sürebileceği bir yargısal yol sağlanması ve bu iddiaların mahkemelerce ilgili ve yeterli gerekçelerle karşılanması gerekir. Somut olayda başvurucunun uyuşmazlığın esasına doğrudan etki eden iddiaları, şekli bir onay yokluğu gerekçesiyle bertaraf edilmiş; temlik sürecinin idarenin bütünlüğü ilkesi çerçevesinde devam ettirilip ettirilemeyeceği hususunda gerçek bir değerlendirme yapılmamıştır.
10. Ayrıca iyi yönetişim ilkesi, kamu otoritelerinin ekonomik değeri bulunan hak ve menfaatler üzerinde etkili olan işlemlerde tutarlı, öngörülebilir ve hakkaniyete uygun davranmasını gerektirir. Başvurucu temlik sözleşmesini o tarihte yetkili piyasa işletmecisi olan TEİAŞ’a sunmuş; süreç devam ederken piyasa işletmeciliği EPİAŞ’a geçmiştir. İdarenin kendi teşkilatlanmasındaki değişikliğin sonuçlarının başvurucu aleyhine yorumlanması, mülkiyet hakkı bakımından kurulması gereken adil dengeyi zedelemiştir.
11. Başvurucunun alacağı temlik almış olması nedeniyle mülkiyet hakkı kapsamında korunmaya değer bir menfaati bulunmaktadır. Buna rağmen mahkemeler, bu menfaatin korunması ile elektrik piyasasının düzenli işleyişi arasında makul bir denge kurulup kurulmadığını tartışmamış; aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılıp ulaşılamayacağını değerlendirmemiştir. Oysa EPİAŞ’ın, TEİAŞ nezdinde mevcut olan bilgi ve belgeleri esas alarak başvurucunun temlik talebini incelemesi hem piyasa düzeninin korunmasını sağlayabilecek hem de başvurucunun mülkiyet hakkına daha az müdahale teşkil edecek bir yol olabilecektir.
13. Bu itibarla somut olayda başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin öncelikle kanunilik ölçütü yönünden sorunlu olduğu kanaatindeyim. Zira başvurucunun TEİAŞ nezdinde başlattığı temlik onay sürecinin, piyasa işletmeciliğinin EPİAŞ’a devredilmesi sonrasında tümüyle yeni bir sözleşme yapılması şartına bağlanmasının açık, belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağa sahip olduğu ortaya konulamamıştır. Müdahalenin esasen yönetmelik hükümleri ve piyasa işletmecisinin tek yanlı değerlendirmesi üzerinden temellendirilmesi, Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerinde aranan kanunilik güvencesini karşılamamaktadır.
14. Kaldı ki müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğu kabul edilse dahi yargılama sürecinde başvurucunun sonuca etkili iddiaları ilgili ve yeterli gerekçelerle karşılanmamış; TEİAŞ nezdinde başlamış olan sürecin idarenin bütünlüğü ve iyi yönetişim ilkeleri gereğince EPİAŞ tarafından mevcut bilgi ve belgeler üzerinden sonuçlandırılmasının mümkün olup olmadığı tartışılmamıştır. Bu nedenle başvurucunun mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasında kurulması gereken adil denge başvurucu aleyhine bozulmuştur.
15. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının öncelikle kanunilik, ayrıca usul güvenceleri ve ölçülülük yönlerinden ihlal edildiği kanaatiyle çoğunluğun ihlal bulunmadığı yönündeki görüşüne iştirak edilmemiştir.
|
AYM, YAPI VE KREDİ BANKASI A.Ş. (3), B. No: 2020/11020, 05.05.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 08, sayfa 178–188
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.