Karar yılı 2025 · İkinci Bölüm
RUHSET ÖZENİR (2019/14306)
- Mülkiyet hakkı
- Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru; kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi ve bu bedelin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Mülkiyet hakkı | Kamulaştırma bedeli, kamu yararı | Zaman Bakımından Yetkisizlik | — |
| Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) | Makul sürede yargılanma hakkı (hukuk) | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
| Mülkiyet hakkı | Kamulaştırmada değer kaybı | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
RUHSET ÖZENİR BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2019/14306) |
|
|
|
Karar Tarihi: 23/12/2025 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Yıldız SEFERİNOĞLU Kenan YAŞAR Metin KIRATLI |
|
Raportör |
: |
Olcay ÖZCAN |
|
Başvurucu |
: |
Ruhset ÖZENİR |
|
Vekili |
: |
Av. Adil AKTAY |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi ve bu bedelin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Karayolları Genel Müdürlüğü (İdare) başvurucuya ait olan Niğde'nin Pozantı ilçesi Zafer Mahallesi'nde yer alan taşınmazın kamulaştırılmasına karar vermiştir. İdare taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığı gerekçesiyle 17/1/2003 tarihinde başvurucu aleyhine kamulaştırma bedelinin tespit ve tescil davası açmıştır. Pozantı Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 18/5/2004 tarihinde taşınmazın Hazine adına tesciline, kamulaştırma bedelinin 1.711,15 TL olarak tespitine, tespit edilen bedelin ödenmesine karar vermiştir. Temyiz edilen kararın Yargıtay tarafından bozulması üzerine Mahkemenin 28/12/2005 tarihli kararı ile bu defa kamulaştırma bedelinin 3.422,37 TL olarak tespitine ve fark bedel olan 1.711,18 TL'nin başvurucuya ödenmesine karar verilmiştir. Karar, temyiz ve karar düzeltme yollarından geçerek 29/3/2007 tarihinde kesinleşmiştir.
3. Başvurucu 5/5/2007 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurmuş ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesi ile 1 No.lu ek Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuştur.
4. AİHM Ahmet Çakmak/Türkiye ve diğer 24 başvuru (k.k., B. No: 39258/05, 27/9/2016) kararında, başvurucu ve diğer yirmi dört başvurucunun Sözleşme'nin 6. ve 1 No.lu ek Protokol'ün 1. maddelerine dayanarak kamulaştırma bedellerinin geç ödenmesinden ötürü finansal kayba uğradıkları konusunda şikâyetçi olduklarını, Mahkeme tarafından hükmedilen bedellere herhangi bir faizin yansıtılmadığını, ödemenin Anayasa'nın 46. maddesine uygun olarak gerçekleştirilmediğini ve yetkililerin hükmedilen meblağları öderken üç buçuk aylık zaman sınırına uymadıklarını ileri sürdüklerini, bazı başvurucuların ise Sözleşme'nin 6. maddesine dayanarak ilk derece mahkemelerinin tazminat miktarının hesaplanmasında hataya düştüklerinden şikâyetçi olduklarını ve kamulaştırma nedeniyle konutlarına saygı gösterilmesi haklarının Sözleşme'nin 8. maddesi uyarınca ihlal edildiğini ileri sürdüklerini belirtmiştir. AİHM, başvurucular Sözleşme'nin 6. ve 1 No.lu ek Protokol'ün 1. maddelerine dayanarak kamulaştırma bedellerinin geç ödenmesinden ötürü finansal kayba uğradıkları konusunda şikâyetçi olmuş ise de kamulaştırma davalarında hükmedilen ödemelerin değer kaybına uğradığına ilişkin şikâyetler bakımından başvurucuların 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'la kurulan Tazminat Komisyonuna (Komisyon) başvurmaları gerektiğini, diğer şikâyetlerin Sözleşme ve protokollerinde belirtilen hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine dair herhangi bir bulgu oluşturmadığını belirterek başvuruları kabul edilemez bulmuştur.
5. Başvurucu 24/1/2018 tarihinde Komisyona başvurmuştur. Bu başvuruda kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğradığını, yargılamanın uzun sürdüğünü ve kamulaştırmadan geriye kalan kısmın kullanılamaz hâle geldiğinin dikkate alınmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğraması yönünden ödeme tarihinde meydana gelen değer kaybının 1.227 TL olduğunu ve 2005 yılı Aralık ayından itibaren kamu alacaklarına en yüksek oranda faiz uygulanması gerektiğini ifade etmiştir. Ayrıca makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle de 9.000 TL manevi tazminat ödenmesini istemiştir.
6. Komisyon 27/8/2018 tarihli kararında davanın 17/1/2003 tarihinde açıldığını, 18/5/2004 ve 28/12/2005 tarihlerinde Mahkemece başvurucu adına bankaya bloke edilen bedelin ödenmesine karar verildiğini, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Ocak 2003 ile Mayıs 2004 döneminde enflasyonda meydana gelen artışın %19,04 ve Ocak 2003 ile Aralık 2005 döneminde ise %35,86 olduğunun tespit edildiğini belirtmiştir. Bu farkın kamulaştırma bedeline faiz eklenmemesinden kaynaklandığını, mülkiyet hakkının korunması ile kamu yararı arasında olması gereken adil dengeyi bozarak başvurucu üzerinde orantısız ve aşırı bir yük binmesine sebep olduğunu ifade etmiş ve AİHM'in konuya ilişkin yerleşik içtihatları gözönünde bulundurularak 2.887 TL'nin maddi tazminat olarak ödenmesine karar vermiştir. Ayrıca başvurucunun diğer şikâyet ve hak ihlali iddiaları hakkında AİHM'in değişik nedenlerle kabul edilemezlik kararı verdiğini belirterek bu şikâyet ve talepler yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
7. Başvurucu bu karara itiraz etmiştir. İtirazında, kamulaştırmadan geriye kalan kısmın değerlendirilmediğini, hesaplanan bedelin düşük olduğunu, değer kaybına uğradığını ve yargılamanın makul sürede bitirilmediğini belirterek giderilmeyen zararlarına karşılık maddi ve manevi zararlarının ödenmesini talep etmiştir.
8. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesinin 6/2/2019 tarihli kararında, kamulaştırma bedelinin tespiti davasının açıldığı (bedelin tespit edildiği) tarih ile kamulaştırma bedelinin ödendiği tarih arasında kamulaştırma bedelinde TÜİK enflasyon verilerine göre oluşan değer kaybı tutarının hesaplandığı ve bu şekilde tespit edilen tutarın Komisyonun karar tarihi itibarıyla yine TÜİK verilerine göre oluşan enflasyon oranında güncelleştirilmesi suretiyle toplam değer kaybının belirlendiği, böylelikle başvurucuya ait taşınmazın kamulaştırma bedelinde oluşan değer kaybının karşılandığı ifade edilmiştir.
9. Başvurucu, nihai kararı 25/3/2019 tarihinde öğrendikten sonra 24/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
10. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
11. Başvurucu; yargılamayı yapan Mahkemeye AİHM kararları hatırlatıldığı hâlde bu kararların gözardı edilerek karar verildiğini, yargılamanın 2003 yılında başlayıp on altı yıl altı aydır devam ettiğini, taşınmazın değerinin eksik belirlendiğini, kamulaştırmadan artık kalan kısmın dikkate alınmadığını, kamulaşma bedelinin kanunda belirtilen süreden sonra geç ve faizsiz şekilde ödendiğini, ödeme tarihi olan 29/12/2005 itibarıyla oluşan zararının 62.257,38 TL olduğunu, bu miktarın belirtilen tarihten itibaren günümüze güncellediğinde ise maddi zararının 204.466 TL olduğunu, bunun yanında meydana gelen manevi zararının ise 50.000 TL olduğunu belirterek hukuk devleti ilkesi ile makul sürede yargılanma hakkının, adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
12. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı formda ileri sürdüğü iddiaları yinelemiştir.
13. Başvurucunun iddiaları makul sürede yargılanma hakkı ve mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.
A. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Kamulaştırma Bedelinin Tespit ve Tescil Davası Sürecine İlişkin İddia
14. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesinin (8) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıç tarihi 23/9/2012 olup bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel başvurular incelenebilir (Zafer Öztürk [1. B.], B. No: 2012/51, 25/12/2012, § 17).
15. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin doğru olarak belirlenebilmesi için kesinleşen nihai işlem ve kararın tarihinin yanı sıra gerçekleştiği iddia edilen müdahalenin zamanının da doğru tespit edilmesi gerekir. Bu tespit yapılırken müdahaleyi oluşturan olaylar ve ihlal edildiği iddia edilen hakkın kapsamı birlikte değerlendirilmelidir (Zeycan Yedigöl [GK], B. No: 2013/1566, 10/12/2015, § 31).
16. Somut olayda başvurucu aleyhine açılan kamulaştırma bedelinin tespit ve tescil davasının tarihinin 2003 yılı olduğu, Mahkemece 28/12/2005 tarihinde verilen kararın ise 29/3/2007 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. AİHM kararı sonrasında Komisyona yapılan başvurunun ise yeni bir yargılama süreci olduğu görülmektedir. Bu nedenle başvuruya konu sürecin Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başladığı 23/9/2012 tarihinden önce 29/3/2007 tarihinde sonuçlandırıldığı değerlendirilmiştir.
17. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Komisyon Kararı ile Başlayan Yargılama Sürecine İlişkin İddia
18. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest olan, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda da başvurucunun Komisyona başvurusu ile başlayan yargılama süreci açısından anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
19. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Kamulaştırma Bedelinin Düşük Belirlendiğine İlişkin İddia
20. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisine ilişkin kararlara yukarıda yer verilmiştir (bkz. §§ 14, 15). İncelenen olayda kamulaştırma bedelinin tespit ve tescil davasının 2003 yılında açıldığı, 28/12/2005 tarihli kararın ise 29/3/2007 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Başvurucunun bedelin düşük belirlendiğine ilişkin iddia yönünden AİHM'e başvurduğu ve AİHM'in bu iddia hakkında kabul edilemezlik kararı verdiği görülmüştür. Bu nedenle başvuruya konu sürecin Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başladığı 23/9/2012 tarihinden önce 29/3/2007 tarihinde kesinleştiği değerlendirilmiştir.
21. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Kamulaştırma Bedelinin Değer Kaybına Uğratıldığına İlişkin İddia
22. Başvurucu, kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılarak ödendiğinden şikâyet etmiştir.
23. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Ali Şimşek ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2014/2073, 6/7/2017), Mehmet Akdoğan ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013), Kadir Çakar ([1. B.], B. No: 2015/18908, 21/3/2018), Hanım Çeyiz ve Mehmet Gündüz ([1. B.], B. No: 2015/19289, 17/7/2018), Türkan Poyraz ([1. B.], B. No: 2015/15388, 13/9/2018) ve Emine Dilek Onaran ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2017/19987, 12/2/2020) kararlarında kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatın enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasına veya uğratılarak ödenmesine ilişkin şikâyetleri inceleyerek uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatın enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılmasının veya uğratılarak ödenmesinin başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.
24. Başvuru konusu olayda kamulaştırma bedelinin tespit ve tescil davası 17/1/2003 tarihinde açılmıştır. Mahkemece 18/5/2004 tarihinde kamulaştırma bedeli 1.711,15 TL olarak tespit edilmiş ve bu bedelin ödenmesine karar verilmiştir. Karar Yargıtay tarafından bozulmuş ve yeniden yapılan yargılama sonunda bu defa 28/12/2005 tarihinde kamulaştırma bedelinin 3.422,37 TL olduğu belirtilmiş ve fark bedel olan 1.711,18 TL'nin başvurucuya ödenmesine karar verilmiştir.
25. Öncelikle davanın açıldığı 2003 yılı Ocak ayından ilk kararın verildiği 2004 yılının Mayıs ayına kadar 1.711,15 TL'lik kamulaştırma bedelinin, ardından da bozma üzerine belirlenen 1.711,18 TL fark bedelinin davanın açıldığı 2003 yılı Ocak ayından ikinci kararın verildiği 2005 yılının Aralık ayına kadar enflasyon karşısında değer kaybına uğrayıp uğramadığının belirlenmesi gerekir. Buna göre TÜİK verileri dikkate alındığında 1.711,15 TL'lik kamulaştırma bedelinin davanın açıldığı 2003 yılı Ocak ayından ilk kararın verildiği 2004 yılının Mayıs ayına kadar uğradığı değer kaybının 325,81 TL olduğu, 1.711,18 TL fark bedelinin ise davanın açıldığı 2003 yılı Ocak ayından ikinci kararın verildiği 2005 yılının Aralık ayına kadar uğradığı değer kaybının ise 613,53 TL olduğu anlaşılmaktadır. Toplam 939,34 TL değer kaybı meydana geldiği görülmektedir. Bunun yanında Komisyon, meydana gelen 939,34 TL'lik değer kaybının 2005 yılının Aralık ayından Komisyonun karar tarihi olan 2018 yılının Ağustos ayına kadar uğradığı değer kaybını da hesaplamış ve değer kaybı toplamı olarak belirlediği 2.887 TL maddi tazminatın ödenmesine karar vermiştir. Dolayısıyla kamulaştırma bedelinin uğradığı değer kaybı yönünden belirlenen maddi tazminatın ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır.
26. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kamulaştırma bedelinin tespit ve tescil davası süreci yönünden makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Komisyon kararı ile başlayan yargılama süreci yönünden makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiği iddiası yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratıldığı iddiası yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 23/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, RUHSET ÖZENİR, B. No: 2019/14306, 23.12.2025. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 17, sayfa 517–521
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.