İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Şirketler Hukuku

Adi Ortaklık Borçlarından Kim Sorumludur? Alacaklıların Dava ve İcra Takibi

Bir ticari borç dosyasını diğer dosyalara bağlayan kırmızı kordon ve ortakları temsil eden masa nesneleri.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 10 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Adi ortaklık borçlarında müteselsil sorumluluk, doğru taraflar, icra itirazı ve haciz. Güncel kararlar ışığında alacaklı ve ortakların durumu.

Adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığı için borç sorumluluğu, gerçek ortaklar ve borcun nasıl üstlenildiği üzerinden değerlendirilir. Ortakların birlikte veya yetkili temsilci aracılığıyla ortaklık ilişkisi içinde üstlendiği borçlarda, aksi alacaklıya karşı geçerli biçimde kararlaştırılmadıkça müteselsil sorumluluk esastır. Bununla birlikte borçtan kimin sorumlu olduğu ile dava veya takipte kimlerin taraf gösterileceği aynı soru değildir.

Alacaklı açısından doğru hazırlık; ortaklık adının arkasındaki kişileri belirlemeyi, sözleşme ve temsil yetkisini incelemeyi, borcun doğumunu ve ödenmemiş tutarı kanıtlamayı gerektirir. Borçlu açısından ise ödeme emrinin muhatabı, takip türü, tebligat ve savunma yolu birlikte kontrol edilmelidir. Yalnız faturada yazan işletme adına bakılması önemli usul sorunları doğurabilir.

Adi ortaklık adına düzenlenen borç kime aittir?

TBK m. 637 iki temel durumu ayırır. Bir ortak kendi adına fakat ortaklık hesabına işlem yapıyorsa, üçüncü kişiye karşı kural olarak kendisi alacaklı ve borçlu olur. Ortaklık veya bütün ortaklar adına yapılan işlemlerde ise diğer ortakların bağlılığı temsil hükümlerine göre belirlenir.

Bu nedenle “İşletme için alındı” demek tek başına bütün ortakların borçlu olduğunu göstermeyebilir. Siparişi verenin hangi sıfatla hareket ettiği, karşı tarafa hangi ortakları temsil ettiğinin bildirildiği, yetkisinin kapsamı ve sonradan onama bulunup bulunmadığı araştırılır. Sözleşme, sipariş, e-posta, imza ve teslim kayıtları birlikte değerlendirilmelidir.

Ortaklardan biri bir limited şirketse şirketin ortakları da borçlu mudur?

Adi ortaklığa katılan limited şirket ile o limited şirketin pay sahipleri ayrı kişilerdir. Adi ortaklığın ortağı şirketse, sırf pay sahibi veya yönetici olmak nedeniyle gerçek kişiye aynı borç yöneltilemez. Kişisel taahhüt, kefalet veya başka özel sorumluluk sebebi varsa bunlar ayrıca incelenir.

Benzer şekilde işletmede çalışan kişi, proje müdürü veya imza atan temsilci her durumda ortak değildir. Gerçek ortak listesinin sözleşme, değişiklikler ve ilgili kayıtlarla çıkarılması gerekir. Vergi kaydı veya iş ortaklığı adı yardımcı olabilir; ancak tek başına bütün özel hukuk ilişkilerini açıklamayabilir.

Müteselsil sorumluluk ortak için ne anlama gelir?

TBK m. 638/3'teki koşullar oluştuğunda ortaklar borcun tamamından sorumlu olabilir. TBK m. 163, müteselsil borç ilişkisinde alacaklının borcun tamamını veya bir kısmını borçluların hepsinden ya da yalnız birinden istemesini düzenler. Bu maddi hukuk kuralı, payı küçük olan ortağın dış ilişkide yalnız aynı yüzdeyle sorumlu olduğunu varsaymayı engeller.

Örneğin iki ortağın iç ilişkide yüzde seksen ve yüzde yirmi zarar paylaşması, alacaklının yüzde yirmilik ortağa karşı talebini kendiliğinden aynı orana indirmez. Alacaklının kabul ettiği bir sorumluluk sınırı bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir. Ortaklar arası sözleşme ile alacaklıya karşı kurulan borç ilişkisi ayrı tutulmalıdır.

Aynı borç birden fazla kez tahsil edilebilir mi?

Hayır. Müteselsil sorumluluk, alacaklıya aynı alacağı tekrar tekrar tahsil etme hakkı vermez. Ortaklardan yapılan ödemeler borç hesabına yansıtılmalıdır. Birden fazla takip varsa tahsilatların ilişkilendirilmesi, faiz başlangıcı, masraf ve bakiye hesabının açıklanması gerekir.

Kendi iç payından fazla ödeme yapan ortağın diğer ortaklara başvurması TBK m. 167–168 ve iç ilişki çerçevesinde gündeme gelebilir. Rücu hesabında ödeme tutarı kadar, borcun niteliği, iç paylaşım ve kişisel savunmalar da önem taşır. Alacaklıya yapılan ödeme ile diğer ortaklardan tahsil edilebilecek miktar her zaman aynı değildir.

Dava ve icra takibinde hangi kişiler gösterilmelidir?

Adi ortaklık ayrı tüzel kişi gibi taraf gösterilmemelidir. Ortaklık faaliyetinden kaynaklanan bir talepte, borçtan sorumlu kişilerin kimliği ve talebin hukuki niteliği belirlenir. Ortaklığa ait bir hakkın kullanılması, bir mal üzerindeki elbirliği ilişkisi ve müteselsil para borcu farklı taraf düzenleri gerektirebilir.

Burada uygulamadaki önemli bir ayrılık gözden kaçırılmamalıdır: Maddi hukuktaki müteselsil sorumluluk, icra takibinde tarafların gösterilmesi konusundaki bütün tartışmaları kendiliğinden çözmemektedir. “Her durumda tek ortağı takip etmek yeterlidir” şeklinde koşulsuz bir yönlendirme güvenli değildir.

2025 tarihli karar ve karşı oy hangi ayrımı gösteriyor?

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 27.11.2025 tarihli, E. 2025/6437, K. 2025/7702 sayılı kararında çoğunluk, bütün gerçek ortakların takipte yer almamasına ilişkin değerlendirmeyi içeren bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır. Karardaki karşı oy ise TBK m. 638/3 ve m. 163 çerçevesinde alacaklının ortaklardan birine veya birkaçına başvurabilmesi gerektiğini savunur.

Bu metin aktarılırken karşı oyun çoğunluk görüşü gibi sunulmaması gerekir. Somut olayda takipte gösterilen kişilerle gerçek ortaklık yapısının uyuşmaması da önem taşımıştır. Karar, taraf teşkilinin takip öncesinde ayrıca incelenmesi gerektiğini gösterir; bütün borç türleri ve dava çeşitleri için tek başına genel sonuç üretmez.

Pratikte önce bütün gerçek ortaklar ve borçla bağlantıları belirlenmeli; izlenecek takip yolu, malvarlığı hedefi ve güncel içtihat birlikte değerlendirilmelidir. Bütün ortaklara yönelmek düşünülse bile, ortak olmayan bir şirketin veya kişinin listeye eklenmesi eksikliği gidermiş olmaz. Her muhatabın sorumluluğu için hukuki dayanak bulunmalıdır.

Faturanın yalnız ortaklık adına olması ne sonuç doğurur?

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.05.2018 tarihli, E. 2016/11748, K. 2018/3750 sayılı kararında, adi ortaklık ve ortakların borç sorumluluğu üzerinde durulmuştur. Fatura ve takip ilişkisinde, ortak şirketin sırf ortaklık yapısı nedeniyle borçtan bağımsız sayılmasına dayalı yaklaşım yeterli görülmemiş; ödeme ve diğer itirazlar yönünden inceleme gerektiği belirtilmiştir.

Bu kararın katkısı, doğru borçluya yönelme ile alacağın esastan haklılığını ayırmasıdır. Bir kişinin sorumlu ortak olabilmesi, faturanın gerçek bir teslim veya hizmete dayandığının ve alacağın ödenmediğinin ayrıca araştırılmasını gereksiz hale getirmez.

Alacaklı hangi belge ve kayıtları hazırlamalıdır?

Alacağın dayanağı yalnız fatura değil, çoğu zaman sözleşmenin bütünü ve ifa kayıtlarıdır. İşin teslimi, hizmetin kabulü, hakediş, sipariş, fiyat anlaşması, vade ve önceki ödemeler birlikte değerlendirilir. Fatura gönderilmesi ile borcun her unsurunun tartışmasız hale gelmesi aynı değildir.

İncelenecek konuTemel belgeKontrol sorusu
Gerçek ortaklarOrtaklık sözleşmesi ve değişikliklerİşlem tarihinde kimler ortaktı?
TemsilYetki belgesi, imza ve yazışmalarİşlem kimin adına yapıldı?
Borcun doğumuSözleşme, sipariş, teslim veya hakedişKarşı edim yerine getirildi mi?
BakiyeHesap dökümü ve ödeme belgeleriHangi kısım hâlâ ödenmedi?
Vade ve faizÖdeme hükmü, ihtar ve tebligatTalep hangi tarihten doğuyor?
Usul yoluTakip türü ve uyuşmazlık niteliğiGörev, yetki ve taraflar uygun mu?

Borçlu ortaklar bakımından da ödeme dekontları, ibra veya mutabakat, iade ve ayıp bildirimleri, teslim itirazları, yetkisizlik kayıtları ve ortaklıktan ayrılma belgeleri hazırlanmalıdır. İç sözleşmedeki pay oranını göstermek tek başına bütün savunmanın yerine geçmez.

İcra takibine itiraz ve alacak davası nasıl değerlendirilir?

Genel haciz yoluyla ilamsız takipte ödeme emrine itiraz için kural olarak tebliğden itibaren yedi günlük süre bulunur. Süresinde yapılan itiraz, itiraz edilen kısım yönünden takibi durdurur. Ancak kambiyo senedine özgü takip, ilamlı takip ve diğer özel yolların başvuru şekilleri ve süreleri farklıdır. Önce gönderilen belgenin ve takip türünün doğru tanınması gerekir.

İcra müdürlüğüne borca itiraz ile icra mahkemesine şikâyet farklı başvurulardır. Taraf ehliyeti, usulsüz tebligat, borcun ödenmesi ve imzaya itiraz aynı usul içinde değerlendirilmez. Bir başvuru yapılmasının başka bir başvuru süresini kendiliğinden koruduğu varsayılmamalıdır.

İtirazın iptali ile itirazın kaldırılması aynı yol mudur?

Hayır. İİK m. 67 kapsamındaki itirazın iptali davası ile m. 68 ve devamındaki itirazın kaldırılması yolu farklı koşullara tabidir. İtirazın iptali bakımından itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıllık; itirazın kaldırılması bakımından ilgili koşullarla altı aylık süre önemlidir. Kaldırma yoluna başvurulabilmesi, kanunun aradığı belge niteliğiyle de ilişkilidir.

Bu süreler alacağın maddi hukuk zamanaşımıyla aynı değildir. Dava şartı arabuluculuk uygulanıyorsa arabuluculuk sürecinin sürelere etkisi de ayrıca hesaba katılır. İtirazın iptali veya kaldırılması yolu için sürenin kaçırılmasıyla alacağın her durumda sona erdiği sonucuna doğrudan varılamaz; kullanılabilecek diğer yollar ayrıca incelenir.

Menfi tespit davası takibi otomatik durdurur mu?

Borçlu olmadığının tespitini isteyen kişinin dava açması, tek başına icra takibini durdurmaz. İİK m. 72'de takipten önce ve takipten sonra açılan davalar bakımından farklı geçici koruma düzenlemeleri vardır. Takibin durdurulması ile icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesinin önlenmesi de aynı tedbir değildir.

Hangi korumanın istenebileceği, teminat ve somut olay koşulları incelenmelidir. Borcun ödenmesi halinde istirdat gündeme gelebilir; bunun da kendine özgü süre ve şartları vardır. Sadece dava dilekçesi verilmesine güvenilerek ödeme emrine ilişkin diğer işlemler ihmal edilmemelidir.

Ortaklık malvarlığı ile ortağın kişisel borcu nasıl ayrılır?

TBK m. 638/1 çerçevesinde ortaklık için edinilen haklar, sözleşme kapsamında elbirliği halinde ortaklara ait olabilir. Buradaki “ortaklık malvarlığı” ifadesi, ayrı bir tüzel kişinin malvarlığını değil, ortak amaç için ayrılan ve ortakların birlikte hak sahibi olduğu değerleri anlatır.

Ortaklık borcu için başvurulabilecek malvarlığı ile yalnız bir ortağın kişisel borcu için haczedilebilecek haklar birbirinden ayrılmalıdır. Kişisel alacaklının, ortağın ortaklık içindeki ekonomik payını her bir eşya üzerinde serbestçe tasarruf edilebilir pay gibi görmesi doğru değildir.

Kişisel alacaklı ortaklığın hakedişini doğrudan haczettirebilir mi?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.10.2022 tarihli, E. 2019/466, K. 2022/1325 sayılı kararında, ortağın kişisel borcu nedeniyle ortaklık hakedişine yönelik haciz iddiası incelenmiştir. Karar, elbirliği konusu mal ve alacaklar ile borçlu ortağın kâr ve tasfiye payını ayırır. Kâr payı ve tasfiye payı üzerinde kanuni koşullarla haciz mümkün olabilir; bu durum ortaklığın bütün hakedişine doğrudan el koymakla aynı değildir.

Kararda şikâyetin süreye tabi olmadığı yönündeki değerlendirme, ele alınan elbirliği ve haciz sorunuyla bağlantılıdır. Buradan bütün haciz şikâyetlerinin süresiz olduğu sonucu çıkarılmamalıdır. Hangi hakkın haczedildiği, haciz yazısının içeriği ve borcun kişisel mi ortaklıkla ilgili mi olduğu belirlenmelidir.

Ayrılma veya ortaklığın sona ermesi eski borçları kaldırır mı?

TBK m. 645, ortaklığın sona ermesinin üçüncü kişilere karşı yükümlülükleri değiştirmediğini düzenler. Ortakların kendi aralarında tasfiye protokolü imzalaması, alacaklıya karşı borcun ortadan kalktığını kendiliğinden göstermez. Bir ortağın diğerine “bütün borçları ben ödeyeceğim” demesiyle alacaklının onu tek borçlu olarak kabul etmesi farklıdır.

Çıkma veya çıkarılma halinde TBK m. 634'teki borçtan kurtarma ve güvence düzenlemeleri önem taşır. Buna rağmen dış ilişkide borçtan kurtulmanın hangi işlemle gerçekleştiği ayrıca incelenmelidir. Borcun doğduğu tarih, ortak sıfatının sona erdiği tarih ve alacaklıyla yapılan anlaşmalar dosyada açık gösterilmelidir.

Vergi, sosyal güvenlik, işçilik veya başka özel kanunlardan doğan sorumluluklar da yalnız TBK m. 638 üzerinden çözülemez. Borcun türüne göre özel hükümler uygulanabilir. Özel hukuk sözleşme borcu için yapılan değerlendirme, kamu alacağına hiçbir değişiklik olmadan taşınmamalıdır.

Hangi mahkeme ve arabuluculuk yolu gündeme gelir?

Adi ortaklığın varlığı, her davayı kendiliğinden ticari dava yapmaz. HMK m. 2 ile TTK m. 4–5 çerçevesinde taraflar, işlem ve ticari işletme bağlantısı incelenmelidir. İcra mahkemesinin görev alanına giren başvurular da alacağın esasına ilişkin davalardan ayrıdır.

TTK m. 5/A kapsamına giren ticari nitelikteki para alacağı ve tazminat talepleri ile ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava şartı arabuluculuk gündeme gelebilir. Her adi ortaklık uyuşmazlığı için otomatik arabuluculuk zorunluluğu olduğu söylenemez. İhtiyati haciz, icra takibi ve esas dava bakımından koşullar ayrı incelenir.

İlgili yazılar: Adi Ortaklık Sözleşmesi: Sermaye ve Kâr-Zarar Paylaşımı; Yazılı Sözleşme Olmadan Adi Ortaklığın İspatı; Adi Ortaklıkta Yönetim, Temsil ve Yetkinin Kaldırılması; Adi Ortaklıkta Ortağın Ölümü ve Mirasçıların Hakları; Adi Ortaklığın Feshi ve Tasfiyesi Davası.

Sonuç

Adi ortaklık borçlarında önce borcun hangi kişiler adına ve hangi yetkiyle üstlenildiği belirlenmelidir. Müteselsil sorumluluk, iç paylaşım oranından farklı sonuç doğurur; buna karşılık takipte tarafların gösterilmesi ayrıca incelenmelidir. Alacak belgesi, temsil, gerçek ortak listesi ve ödeme hesabını birlikte değerlendiren hazırlık, hem tahsil hem savunma bakımından belirleyicidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Ortaklık payım düşükse borcun tamamından sorumlu olabilir miyim?

TBK m. 638 kapsamındaki müteselsil sorumluluk koşulları oluşmuşsa bu mümkündür. İç paylaşım oranı alacaklıyı kendiliğinden bağlamaz; fazla ödeme yapan ortağın iç ilişkide başvuru hakları ayrıca değerlendirilir.

Sadece adi ortaklığın adına takip açmak yeterli mi?

Adi ortaklık ayrı tüzel kişi gibi ele alınamaz. Gerçek ortakların ve borçtan sorumlu kişilerin belirlenmesi, takip türüne uygun taraf düzeninin kurulması gerekir.

Alacaklı mutlaka yalnız bir ortağı takip edebilir mi?

Müteselsil borç hükümleri bu yönde bir maddi hukuk imkânı içerir; ancak icra uygulamasında tarafların gösterilmesine ilişkin farklı değerlendirmeler vardır. 2025 tarihli çoğunluk kararı ile karşı oy ayrılığı nedeniyle somut takip ve güncel içtihat ayrıca incelenmelidir.

Borcu ödediğim halde diğer ortaklar da takip edilebilir mi?

Ödeme borcu hangi ölçüde sona erdirdiyse diğer takiplerin hesabına da yansıtılmalıdır. Aynı alacağın mükerrer tahsili mümkün değildir. Bakiye, faiz ve masraflar ayrıca hesaplanır.

Kişisel borcum için işletmenin bütün parası haczedilebilir mi?

Kişisel borç ile ortaklık borcu ayrılmalıdır. Elbirliği konusu değerlerle kâr ve tasfiye payının haczi aynı değildir. Haczin kapsamı ve ortaklık sözleşmesi incelenmeden genel bir cevap verilmemelidir.

Ortaklıktan ayrılınca önceki borçlardan kurtulur muyum?

Ayrılma tek başına her eski borcu ortadan kaldırmaz. Borcun doğumu, dış ilişkide borçtan kurtarma işlemi ve alacaklının durumu ayrıca değerlendirilir.

Kaynakça

  1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 40–48, 163, 167–168, 634 ve 637–645.
  2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, özellikle m. 16, 62, 66–72, 85 ve 89.
  3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 2, 50–60 ve 389 ve devamı; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 4, 5 ve 5/A.
  4. Yargıtay 11. HD, 21.05.2018, E. 2016/11748, K. 2018/3750.
  5. Yargıtay 12. HD, 27.11.2025, E. 2025/6437, K. 2025/7702, çoğunluk kararı ve karşı oy ayrı değerlendirilmiştir.
  6. Yargıtay HGK, 19.10.2022, E. 2019/466, K. 2022/1325. Karar bağlantıları hesap gerektirebilir.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları