İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Alacak Davaları

Dava Açmadan Önce Bilmeniz Gerekenler: Delil, Süre, Masraf ve Tahsil Riski

Deniz manzaralı hukuk bürosunda ahşap masa üzerindeki bordo Dava Rehberi ve delil, süre, masraf, tahsil riski notlarını yazan eller.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 27 dakika okuma

Hukuki inceleme ve kontrol: Av. Umut Güneş

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Dava öncesi delil, süre, masraf ve tahsil değerlendirmesi; güncel mevzuat, beş kontrol tablosu ve sık sorulan sorularla kapsamlı rehber.

Hukuki içerik kontrol tarihi: 10 Ekim 2026

Dava açmadan önce dört temel soruyu birlikte cevaplamalısınız: Ne istiyorum, bunu nasıl ispatlayacağım, hangi süre içinde hareket etmeliyim ve elde edeceğim karar nasıl uygulanacak? Bu sorulara yargılama giderleri, avukatlık ücreti, karşı tarafın savunmaları ve sulh ihtimali de eklenmelidir. Dilekçe vermek yargısal süreci başlatır; iyi hazırlanmış bir dosya ise hangi hakkın, hangi delille ve hangi yoldan korunacağını ortaya koyar.

Haksızlığa uğrayan kişi çoğu zaman önce yaşadıklarının anlaşılmasını ister. Bu beklenti önemlidir. Ancak mahkemenin karar verebilmesi için olayların hukuki talebe, talebin somut vakıalara, vakıaların da kullanılabilir delillere bağlanması gerekir. Öfke, belirsizlik ve ekonomik sıkışmışlık içinde alınan bir dava kararı; eksik belge, yanlış taraf veya kaçırılmış süre nedeniyle beklenen korumayı sağlayamayabilir.

Bu rehber, Türkiye’de özellikle alacak, tazminat ve sözleşme uyuşmazlıkları bakımından özel hukuk davası açmadan önce yapılacak hazırlığı ele alır. Ceza soruşturması, idari başvuru ve idari yargı süreleri kendilerine özgü kurallara tabidir. Buradaki kontrol yöntemi bu alanlarda düşünsel olarak yararlı olsa da süre ve başvuru kuralları doğrudan aktarılamaz. Somut dosyanın belgeleri, tarihleri ve özel hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.

Dava açmadan önce ne istediğinizi, bunu nasıl ispatlayacağınızı, sürecin maliyetini ve elde edeceğiniz kararın nasıl uygulanacağını birlikte değerlendirin.

Dava açarak hangi sonuca ulaşmak istiyorsunuz?

İstenen sonucu hukuki bir talebe dönüştürün

“Hakkımı almak istiyorum” anlaşılır bir başlangıçtır; mahkemenin vereceği hükmü belirlemek için tek başına yeterli değildir. Bir bedelin ödenmesi, teslim edilmeyen malın teslimi, sözleşmenin sona erdirilmesi, zararın giderilmesi, bir hakkın tespiti veya bir müdahalenin durdurulması farklı koşullara dayanır. Sözleşmenin yerine getirilmesini istemekle sözleşmeden dönmenin sonuçlarını istemek de aynı hukuki tercihler değildir. Birbiriyle bağdaşmayan talepler, koşulları düşünülmeden aynı dilekçeye yerleştirilmemelidir.

Önce arzu edilen fiilî sonuç yazılmalıdır: “Ödediğim bedelin iadesi”, “ayıplı işin giderilmesi”, “teslimin yapılması” veya “uğradığım belirli zararın karşılanması” gibi. Ardından bu sonucun hangi hukuki yolla elde edilebileceği incelenir. Eda davası bir şeyin verilmesi, yapılması veya yapılmamasını; tespit davası ise kural olarak bir hak veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun belirlenmesini amaçlar. Sadece bir olayın belirlenmesi ile tespit davası aynı değildir. Tespit talebinde güncel hukuki yarar ayrıca değerlendirilir. [1]

Talep hesabında ana para, ödemeler, mahsuplar, faiz, cezai şart ve varsa farklı zarar kalemleri ayrı gösterilmelidir. Aynı ekonomik kayıp farklı adlarla iki kez istenmemelidir. Karşı tarafın sözleşmeye aykırılığı kadar kendi ediminizi yerine getirip getirmediğiniz, kabul veya ibra beyanınızın bulunup bulunmadığı da önemlidir. [2]

Mahkeme, icra takibi ve diğer başvuru yollarını karşılaştırın

Her uyuşmazlık doğrudan bir dava dilekçesiyle başlamaz. Bazı para alacakları için şartlarına uygun icra takibi düşünülebilir. Geçerli bir tahkim anlaşması, tüketici hakem heyetinin görev alanı veya özel bir başvuru düzeni başka bir yolun öncelikle incelenmesini gerektirebilir. Tüketici hakem heyeti parasal sınırları yıllara göre değiştiğinden, başvuru tarihindeki tutar ve uyuşmazlığın niteliği kontrol edilmelidir. [1, 5, 8]

İcra takibi başlatmak dava açmak değildir. Takip talebi üzerine düzenlenen ödeme emri, alacağın bir mahkemece kesin olarak haklı bulunduğu anlamına gelmez. Takip türüne göre borçlunun itirazı veya başka başvuru yolları bulunabilir. İtirazla duran bir takipte alacaklının hangi yolla ve sürede devam edebileceği, belgesinin niteliğine göre değişir. İlamsız takipte ödeme emri ile ilamlı takipte kullanılan icra emri de birbirine karıştırılmamalıdır. [5]

İlk karar, “dava mı, takip mi?” sorusunu yalnız hız üzerinden cevaplamamalıdır. Mevcut belge, itiraz ihtimali, masraf, zorunlu ön başvuru, geçici koruma ihtiyacı ve sonunda elde edilecek kararın uygulanabilirliği birlikte karşılaştırılmalıdır. En kısa görünen başlangıç, dosyanın bütünü açısından en uygun yol olmayabilir.

Haklı olduğunuzu hangi delillerle ispatlayabilirsiniz?

Olay anlatımını bir delil haritasına dönüştürün

İspat hazırlığının ilk adımı, olayları tarihlerine göre yazmaktır. İkinci adım, uyuşmazlığın çözümünü etkileyen her vakıanın karşısına onu destekleyen delili koymaktır. “Çok sayıda yazışma var” demek yerine, hangi yazışmanın sözleşmenin kapsamını, hangisinin teslimi, hangisinin borcun kabulünü gösterdiği belirlenmelidir. HMK, vakıaların somutlaştırılmasını ve delillerin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğinin açıklanmasını öngörür. [1]

İspat yükü her konuda otomatik olarak davacıya veya davalıya ait değildir. Kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıadan kendi lehine hak çıkaran taraf ilgili vakıayı ispatlar. Borcun doğduğunu ileri süren kişi ile borcun ödendiğini savunan kişinin ispat konusu aynı olmayabilir. Kanuni karineler, özel ispat kuralları ve karşı tarafın ikrarı değerlendirmeyi değiştirebilir. [1]

Tablo 1. Olay, belge ve eksik delil haritası — açıklayıcı örnek

İspatlanacak konuMevcut kayıtAçık kalan soru
Sözleşmenin içeriğiİmzalı sözleşme ve ekleriSonradan değişiklik yapıldı mı?
Ödeme yapılmasıBanka dekontuÖdeme hangi borca ilişkin?
Teslim veya hizmetTeslim tutanağı, iş kayıtlarıYetkili kişi kabul etti mi?
Ayıp veya eksiklikTarihli fotoğraf, bildirimİnceleme ve bildirim zamanında mı?
Zarar ve miktarıFatura, onarım kaydı, hesapİhlalle zarar arasında bağ var mı?
Borcun kabulüTam yazışma dizisiİfade koşullu mu, bağlamı nedir?

Bu tablo, belge sayısını artırmak için değil, eksik bağlantıları görmek için kullanılır. Fatura düzenlenmiş olması her durumda malın teslim edildiğini; para gönderilmiş olması da tek başına gönderimin ödünç, avans veya borç ödemesi olduğunu kesinleştirmez. Belgenin düzenlenme koşulu ve diğer kayıtlarla ilişkisi önemlidir. Bilirkişi de gerçekleştiği ispatlanamayan her olayın yerine geçmez; teknik değerlendirmeyi yapabileceği veri ve uyuşmazlık çerçevesi bulunmalıdır.

Dijital delilin bütünlüğünü ve hukuka uygunluğunu koruyun

E-posta, mesaj, fotoğraf ve elektronik kayıtlar HMK anlamında belge niteliği taşıyabilir. Ancak her ekran görüntüsü, içerik ve aidiyet tartışmasını kendiliğinden sona erdirmez. Gönderen, alıcı, tarih, konuşmanın önceki ve sonraki bölümleri, dosyanın aslı ve gerektiğinde inceleme yapılabilecek kaynak cihaz önemlidir. Kesilmiş görüntüler veya elle yeniden yazılmış mesajlar, içerik gerçek olsa bile değerlendirmeyi zorlaştırabilir. [1]

Yazışmaları yalnız lehinize görünen cümlelerden seçmeyin. Özgün dosyaları değiştirmeden saklayın; inceleme için ayrıca çalışma kopyası oluşturun. Gerektiğinde dışa aktarım, üstveri ve bütünlük kontrolü değerlendirilebilir. Bir dosyanın teknik olarak değişmemiş olması, içerdiği iddianın mutlaka doğru olduğunu göstermez; bu iki mesele ayrı incelenir.

Hukuka aykırı elde edilmiş deliller hukuk yargılamasında dikkate alınamaz. Başkasının hesabına izinsiz girmek, şifre kullanmak veya bir iletişimi gizlice kaydetmek sırf bir alacağı ispatlamak amacıyla kendiliğinden hukuka uygun hâle gelmez. Somut olaya göre farklı değerlendirmeler bulunabileceğinden, delili elde etme yöntemi de dosyanın bir parçası olarak açıklanmalıdır. Kanunda senetle ispatın arandığı hâllerde bir tanığın veya mesajın varlığı bütün ispat sorununu çözmeyebilir. [1]

Aleyhe kayıtları da dosyaya koyun

Yapılmış kısmi ödemeler, uzatılmış vadeler, eksik ifaya ilişkin kendi kabulünüz, imzalanmış tutanaklar ve karşı tarafın haklı olabilecek itirazları başlangıçta görülmelidir. Bu kayıtların avukattan saklanması, zayıf bir talebin güçlü sanılmasına yol açar. Sonradan ortaya çıkan bir belge, dava stratejisini ve müvekkil ile avukat arasındaki güveni birlikte etkileyebilir.

Tanık için de aynı yaklaşım gerekir: Olayı gerçekten ne zaman, nerede ve nasıl gördüğü belirlenmelidir. Bir kişiye duyduklarını kendi görmüş gibi anlatması öğretilmez. Dava hazırlığı, vakıaların ve delillerin düzenlenmesidir; ispat edilecek hikâyenin sonradan oluşturulması değildir.

Dava açmadan önce hangi süreler ve başvuru şartları kontrol edilmelidir?

Olay, öğrenme, vade ve tebliğ tarihlerini ayırın

Bir dosyada tek bir “başlangıç tarihi” bulunmayabilir. Sözleşmenin imzalandığı gün, borcun vadesi, zararın meydana geldiği tarih, zararın ve sorumlunun öğrenilmesi, ihtarın ulaşması, tebligatın yapılması ve arabuluculuğa başvuru birbirinden farklı hukuki sonuç doğurabilir. Önce bu tarihlerin hangisinin hangi belgeyle doğrulandığı yazılmalıdır.

Zamanaşımı, hak düşürücü süre ve usul süresi farklı kurumlardır. Zamanaşımının ileri sürülmesi, durması ve kesilmesi kendine özgü kurallara bağlıdır. Hak düşürücü süre yönünden sonuç ve mahkemenin inceleme yöntemi farklı olabilir. Dilekçe verme, delil bildirme veya kanun yoluna başvurma süreleri ise yargılama düzenine ilişkindir. Birinde sonuç doğuran işlem diğerindeki süreyi mutlaka korumaz. [1, 2]

Tablo 2. Süreyi hesaplamadan önce kurulacak tarih kaydı

Tarih türüSaklanacak dayanakKontrol edilecek mesele
Olay ve zararTutanak, sözleşme, kayıtUygulanacak hukuk ve başlangıç
ÖğrenmeBildirim, yazışma, raporÖzel öğrenme süresi var mı?
VadeSözleşme, taksit planıAlacak istenebilir hâle geldi mi?
İhtarın ulaşmasıTebliğ veya teslim kaydıTemerrüt ve ek süre etkisi
Resmî tebligatTebligat belgesi, elektronik kayıtHangi başvuru süresi başladı?
ArabuluculukBüro kaydı ve son tutanakSürenin durması ve kalan süre

Son gün hesabında tatil, tebliğ usulü, elektronik tebligat ve özel kanun hükümleri ayrıca ele alınır. Bir mesajın telefonda görüldüğü an ile hukuken tebliğ edilmiş sayılma tarihi her zaman aynı değildir. “Bir ayım var” şeklindeki sözlü bir hatırlatma yerine başlangıç, hesaplama yöntemi ve son gün dosyada açıkça kaydedilmelidir.

İhtar, müzakere ve arabuluculuğun etkisini birbirine karıştırmayın

Vadesi gelmiş borçta temerrüt için kural olarak borçluya ihtar gerekir; sözleşmeyle belirlenen gün ve diğer kanuni istisnalar ayrıca değerlendirilir. İhtar, talebin içeriğini ve ulaştığı tarihi ispatlamaya da yarayabilir. Ancak alacaklının sıradan bir ihtarı veya tarafların görüşmeye devam etmesi, tek başına zamanaşımını kesen işlem değildir. Borçlunun borcu tanıması, kısmi ödeme ve dava veya icra başvurusu gibi kanunda sayılan işlemler ayrı sonuç doğurur. [2]

Dava şartı arabuluculukta, arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Durma, geçmiş süreyi her durumda sıfırlayan bir kesilme değildir. Son tutanaktan sonra kalan süre yeniden hesaplanmalıdır. İhtiyari arabuluculukta başlangıç anı ve şartları ayrıca incelenir; gündelik bir pazarlığa “arabuluculuk” denilmesi aynı hukuki korumayı yaratmaz. [4]

İş uyuşmazlıklarının kanunda sayılan türleri, belirli ticari davalar, tüketici uyuşmazlıklarının ilgili bölümü ve HUAK m.18/B kapsamındaki uyuşmazlıklar dava şartı arabuluculuk bakımından kontrol edilmelidir. “Bütün iş, tüketici veya kira uyuşmazlıklarında aynı yol zorunludur” genellemesi doğru olmaz. Örneğin iş kazası ve meslek hastalığına dayalı bazı talepler, tüketici hakem heyetinin görev alanı ve kiralanan taşınmazın ilamsız icra yoluyla tahliyesi bakımından özel düzenlemeler bulunur. [4, 6, 7, 8]

Arabuluculuk başvurusu, doğru tarafları ve dava konusu olacak uyuşmazlığı kapsamalıdır. Başvurunun yapıldığına, görüşmelerin kapsamına ve sonuca ilişkin kayıtlar korunmalıdır. Dava şartının hiç yerine getirilmemesi ile yapılmış başvurunun son tutanağının dilekçeye eklenmemesi aynı eksiklik değildir; sonradan mutlaka düzeltilebileceği varsayılarak dava açılmamalıdır. [4]

Aynı uyuşmazlık hakkında daha önce dava veya anlaşma var mı?

Yeni bir dava hazırlarken uyuşmazlığın geçmişini de dosyaya koyun. Önceki dava dilekçeleri, ara ve nihai kararlar, kesinleşme kayıtları, feragat veya kabul beyanları, sulh tutanakları, ibranameler ve arabuluculuk anlaşmaları birlikte incelenmelidir. “O dosya kapandı” bilgisi yeterli değildir; hangi talebin, hangi nedenle ve hangi kapsamda sona erdiği anlaşılmalıdır.

Aynı davanın hâlen görülmesi, derdestlik; aynı uyuşmazlığın gerekli koşullarla kesin hükme bağlanması ise kesin hüküm engeli doğurabilir. HMK m.114 bu konuları dava şartları arasında düzenler. Kesin hükmün kapsamı değerlendirilirken taraflar, dava sebebi ve hükme bağlanan talep karşılaştırılır. Aynı kişiler arasında daha önce herhangi bir dava açılmış olması, tek başına bütün yeni talepleri engellemez. Önceki kararın usule mi esasa mı ilişkin olduğu ve yeni talebin gerçekten aynı olup olmadığı ayrıca araştırılır. [1]

Davadan feragat, davanın kabulü ve mahkeme içi sulh, kanunda belirtilen kapsamda kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Arabuluculuk sonunda üzerinde anlaşılan hususlar hakkında da dava açılamaz. Bununla birlikte, her özel protokol kendiliğinden mahkeme içi sulh sayılmaz; belgenin niteliği, kapsamı, geçerliliği ve uygulanacak özel hükümler önemlidir. İrade bozukluğu gibi bir iptal nedeni ileri sürülüyorsa bunun hukuki yolu ve koşulları ayrıca değerlendirilir. Eski anlaşmayı görmezden gelerek aynı alacağı yeniden istemek yerine, anlaşmanın bağlayıcılığı ve yerine getirilmemesinin sonuçları incelenmelidir. [1, 4]

Doğru davalı, doğru mahkeme ve doğru talep nasıl belirlenir?

Ticari isimle hukuki kişiyi ayırın

Bir mağazanın tabelası, sosyal medya hesabı veya internet sitesi, davalı olacak kişinin tam kimliğini her zaman göstermez. Sözleşmeyi kimin yaptığı, faturayı kimin düzenlediği, bedeli kimin aldığı ve taahhüdü kimin üstlendiği ayrı ayrı kontrol edilmelidir. Şirketin kendisi, ortağı, yöneticisi, çalışanı ve varsa kefili aynı borçtan otomatik olarak aynı şekilde sorumlu değildir.

Konunun ayrıntıları için adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi bölümüne bakılabilir.

Taraf sıfatı yani husumet ile taraf ve dava ehliyeti farklı konulardır. Yanlış kişiye yöneltilmiş talep, kural olarak taraf sıfatının bulunmaması nedeniyle esasa ilişkin ret sonucu doğurabilir; her “yanlış davalı” sorunu basit bir usul eksikliği gibi görülemez. Taraf değişikliğinin hangi şartlarda mümkün olduğu ayrıca değerlendirilir. Birden fazla sorumlu düşünülüyorsa her biri için sorumluluğun hukuki dayanağı gösterilmelidir. [1]

Görev, yetki ve sözleşme hükümlerini birlikte inceleyin

Görev hangi tür mahkemenin uyuşmazlığı göreceğini; yetki ise davanın hangi yerde görüleceğini ilgilendirir. Bir tarafın şirket olması tek başına her uyuşmazlığı ticari dava yapmaz. Tüketici işlemi, iş ilişkisi, kira veya başka bir özel düzenleme farklı görev kuralları doğurabilir. Genel yetki, özel yetki, kesin yetki ve geçerli yetki sözleşmesi de aynı değildir. [1, 6, 7, 8]

Sözleşmedeki tahkim ve yetki kayıtları okunmadan dava yeri seçilmemelidir. Bu kayıtların geçerliliği, tarafların sıfatı ve uyuşmazlığın niteliğiyle birlikte değerlendirilir. Yabancılık unsuru bulunan bir sözleşmede uygulanacak hukuk, uluslararası yetki, yurt dışı tebligat ve kararın başka ülkede icrası ayrıca önem kazanır. İnternetten bulunan genel bir dilekçe bu bağlantıları kendiliğinden çözmez.

Talep miktarı ve kısmi davada 2026 değişikliğini dikkate alın

Talep miktarının belirlenmesi, harç ve gider hesabını etkilediği gibi yargılama sırasında talebin nasıl artırılabileceğini de etkiler. 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun, HMK m.107’deki belirsiz alacak davası düzenlemesini kaldırmış; HMK m.109’a kısmi davada talep artırımı hakkında yeni bir fıkra eklemiştir. Yeni hükme göre alacağın yalnız bir kısmının dava edildiği durumda talep, aynı davada bir defa, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan tahkikatın sonuna kadar artırılabilir. Artırılan kısım bakımından da zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. [3]

Bu değişikliğin geçiş kuralı önemlidir: Kaldırılan HMK m.107, kaldırılma tarihinden önce açılan davalarda uygulanmaya devam eder. Dolayısıyla yeni açılacak dava ile daha önce açılmış dava için aynı açıklama kullanılamaz. Eski tarihli bir internet yazısındaki belirsiz alacak davası anlatımı, yeni başvurunun güncel usulü olarak doğrudan alınmamalıdır. [3]

Yeni düzenleme, talebin dayanağını ve hesabını ortaya koyma gereğini kaldırmaz. Bölünebilirlik, talebin niteliği, tahkikat aşaması, bir defalık artırma olanağının kullanımı ve tamamlanacak harç birlikte değerlendirilmelidir. Artırılan kısım için zamanaşımının dava tarihinde kesilmiş sayılması, dava açılmadan önce dolmuş bir süreyi canlandırdığı veya faiz başlangıcını her durumda dava tarihine taşıdığı anlamına gelmez. Faiz bakımından temerrüt ve ilgili maddi hukuk kuralı ayrıca uygulanır. [1, 2, 3]

Faiz hesabında da uyuşmazlığın türü önemlidir. 7589 sayılı Kanun ile TBK m.55’e eklenen düzenleme, çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatlarında bilinen gelir dönemine ilişkin tutar ile gelirin bilinemediği döneme ilişkin tutar için farklı faiz başlangıçları öngörmektedir. İlki bakımından olay, ikincisi bakımından karar tarihi esas alınır. Bu hüküm yürürlükten sonra meydana gelen olaylara uygulanır. Bir sözleşme alacağına veya önceki tarihli zarara otomatik biçimde taşınamaz. [3]

Karşı taraf size karşı hangi talepleri ileri sürebilir?

Dava hazırlığı, karşı tarafın yalnız inkâr edeceği varsayımıyla yapılmamalıdır. Eksik veya ayıplı ifa, gecikme, yapılmış ödeme, cezai şart, zarar, iade ve başka bir alacak iddiası da gündeme gelebilir. Bu iddiaların dayanağı olan sözleşme maddeleri, tutanaklar ve yazışmalar baştan incelenmelidir. Kendi talebinizin güçlü görünmesi, karşı tarafın bağımsız bir hakkının bulunmadığını göstermez.

Talebin reddini isteyen savunma ile karşı taraf lehine ayrıca hüküm kurulmasını isteyen karşı dava farklıdır. Takas, koşulları varsa karşılıklı borçların daha az olan tutar ölçüsünde sona ermesini sağlayabilir; mahsup ise hesaplamada indirilecek kalemlerin değerlendirilmesini gerektirebilir. Her takas savunması için mutlaka karşı dava açılması gerektiği söylenemez. Bağımsız talebin karşı dava veya ayrı dava yoluyla ileri sürülmesi, bağlantı ve süre koşulları somut dosyaya göre belirlenir. Asıl davanın sona ermesi de karşı davayı her durumda sona erdirmez. [1, 2]

Örneğin ödenmeyen hizmet bedelini isteyen kişi, işin eksik yapıldığına dayanan bir savunma ve zarar talebiyle karşılaşabilir. Bu ihtimal otomatik olarak haklı kabul edilmez; delilleri ve hukuki dayanağı araştırılır. Dava öncesi değerlendirme, beklenen tahsilatın yanında karşı talep nedeniyle ödeme yükümlülüğü doğması ihtimalini de göstermelidir. Sulh seçeneği ve dava bütçesi bu iki yönlü incelemeyle daha gerçekçi hâle gelir.

Dava açmadan önce acil koruma gerekir mi?

Delil tespiti ile hakkın geçici korunmasını ayırın

Bazen ilk iş dilekçenin tamamlanması değil, kaybolabilecek bir delilin korunmasıdır. Onarılacak bir binadaki hasar, sökülecek bir makinedeki ayıp veya değişmekte olan fiziksel durum için beklemek, sonraki ispatı güçleştirebilir. Delil tespiti, şartları varsa bu kaybı önlemeye yarar. Tespitin şimdi yapılmasında hukuki yarar bulunmalıdır; delilin kaybolması veya daha sonra ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşması değerlendirilir. [1]

Delil tespiti, alacağın tahsiline hükmeden bir dava değildir. Tespit raporu da bütün uyuşmazlığın kesin biçimde çözüldüğü anlamına gelmez. Karşı tarafın itirazı, raporun kapsamı ve diğer deliller esas davada değerlendirilebilir. Delil tespiti başvurusunun dava açma süresini kendiliğinden koruduğu varsayılmamalıdır.

İhtiyati tedbir ve ihtiyati haczi amacına göre seçin

İhtiyati tedbir, HMK’daki koşullarla uyuşmazlık konusu hak veya mal bakımından geçici koruma sağlayabilir. Amaç, durum değiştiğinde hakkın elde edilmesinin ciddi biçimde zorlaşmasını veya gecikme nedeniyle önemli zarar doğmasını önlemektir. Başvuruda haklılık yaklaşık olarak ispatlanır; karar kesin bir esas hükmü değildir. Teminatın gerekip gerekmediği ve tutarı ayrıca değerlendirilir. [1]

İhtiyati haciz ise özellikle para alacağının ileride tahsilini güvence altına almaya yöneliktir. Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş para borçları için İİK’daki koşullar uygulanır; vadesi gelmemiş alacaklarda ayrıca sınırlı özel şartlar aranır. “Borçlu mutlaka mal kaçırıyor olmalıdır” veya “her para alacağı için tedbir konulur” şeklindeki genellemeler doğru değildir. Talebin türü, yaklaşık ispat ve teminat birlikte ele alınmalıdır. [5]

Tablo 3. Geçici koruma araçlarının farklı amaçları

AraçTemel amaçBaşvurudan sonra izlenecek konu
Delil tespitiKaybolabilecek delili belirlemekRapor, itiraz ve esas dava süresi
İhtiyati tedbirUyuşmazlık konusu hakkı korumakUygulama istemi ve esas dava
İhtiyati hacizPara alacağının tahsilini güvencelemekİcra, tamamlayıcı dava veya takip

Kararı almak kadar süresinde uygulatmak da önemlidir. HMK m.393 uyarınca tedbirin uygulanması, kararın talep edene tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde istenmelidir. Dava öncesinde verilen tedbirde, HMK m.397 uyarınca uygulamanın talep edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas dava açılmalı; buna ilişkin belge uygulayan memura sunularak dosyaya işletilmelidir. Bu iki süre farklı işlemlere ve farklı başlangıçlara ilişkindir. [1]

İhtiyati hacizde de kararın icrasını isteme süresi ile haczi dava veya takiple tamamlama süresi ayrı izlenir. İİK m.261 ve 264, haczin ne zaman ve hangi aşamada yapıldığına göre değerlendirilmelidir. Ödeme emrine itiraz edilmesi veya esas davada hüküm verilmesi yeni tamamlayıcı işlemler doğurabilir. Sadece “haciz kararı alındı” kaydıyla dosyanın korunmuş olduğu kabul edilmez. [5]

Dava şartı arabuluculuk, dava öncesi tedbir veya haciz talebine başlı başına engel değildir. HUAK m.18/A/16, belirtilen esas davayı açma sürelerinin büroya başvuru ile son tutanak arasındaki dönemde işlememesini düzenler. Bu hüküm, bütün uygulama ve icra sürelerinin otomatik olarak durduğu biçiminde genişletilmemelidir. Haksız geçici korumanın karşı tarafa verebileceği zarar ve tazminat sorumluluğu da baştan hesaba katılmalıdır. [1, 4, 5]

Dava masrafları ve avukatlık ücreti nasıl değerlendirilmelidir?

Tek rakam yerine aşamalı bütçe hazırlayın

“Dava açmak ne kadar tutar?” sorusuna dosya görülmeden verilen tek rakam çoğu zaman eksiktir. Davanın türü ve değeri, taraf sayısı, tebligat, bilirkişi incelemesi, keşif, tercüme, geçici koruma, kanun yolu ve icra aşaması toplam gideri değiştirir. Başlangıçta yapılacak ödeme ile süreç sonunda kimin hangi giderden sorumlu tutulacağı aynı soru değildir. [1, 9]

Tablo 4. Dava bütçesinin ayrı kalemleri

KalemNe için değerlendirilir?Bütçeye yazılacak kayıt
HarçlarBaşvuru, karar ve ilgili işlemlerDava değeri ve güncel tarife
Gider avansıÖngörülen yargılama giderleriİlk tutar ve ek avans ihtimali
Delil avansıİstenen belirli delilin toplanmasıBilirkişi, keşif, tanık gideri
Avukatlık ücretiÜstlenilen hukuki hizmetİşin kapsamı, aşamalar ve vergi
Karşı taraf gider riskiSonuca göre yüklenebilecek tutarTam veya kısmi kayıp senaryosu
Geçici korumaBaşvuru, uygulama ve teminatNakit gereksinimi ve iade şartı
Kanun yoluİstinaf veya temyiz işlemleriHarç, gider ve hizmet kapsamı
İcra ve tahsilKararın veya alacağın uygulanmasıTakip, haciz, satış ve diğer gider

Gider avansı ile delil avansı aynı değildir. HMK m.120 kapsamındaki gider avansının eksikliği ile m.324 kapsamındaki belirli delile ilişkin avansın yatırılmaması farklı sonuçlara bağlanır. Mahkemenin verdiği kesin süre ve ihtarın içeriği dikkatle okunmalıdır. Her ödeme eksikliğine aynı şekilde “dava düşer” denilemez. [1]

Sözleşmesel ücret ile karşı vekâlet ücretini ayırın

Avukat ile müvekkil arasındaki ücret sözleşmesi, üstlenilen hizmetin kapsamını belirler. Dava, arabuluculuk, istinaf, temyiz ve icra aşamalarının hangilerinin ücrete dâhil olduğu açıkça yazılmalıdır. Masrafların kim tarafından, nasıl karşılanacağı ve yapılan ödemelerin kaydı da belirlenmelidir. “Dosyanın tamamı” gibi belirsiz ifadeler ileride anlaşmazlık doğurabilir. [10]

Mahkemece yargılama gideri olarak hükmedilen vekâlet ücreti ayrı bir kalemdir. Bunun müvekkilin avukatıyla kararlaştırdığı ücretin aynısı olması veya o ücreti bütünüyle karşılaması gerekmez. Avukatlık Kanunu m.164’ün karşı tarafa yükletilen vekâlet ücretinin avukata ait olduğuna ilişkin hükmü de dikkate alınmalıdır. Giderin hüküm altına alınması, karşı taraftan fiilen tahsil edildiği anlamına gelmez. [1, 10]

Kısmen kazanmanın gider sonucunu güncel içtihatla değerlendirin

Genel kural, kanundaki istisnalar dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilmesidir. Tarafların kısmen haklı çıkması hâlinde oranlama gündeme gelebilir. Ancak bu kural her dava türünde aynı biçimde uygulanamaz; Anayasa Mahkemesinin iptal kararları ve özel hükümler ayrıca gözetilmelidir. [1]

AYM’nin 25.12.2024 tarihli, E.2024/29, K.2024/226 sayılı kararı, HMK m.326/2’yi manevi tazminat davaları yönünden iptal etmiştir. 14.03.2025’te yayımlanan kararın ilgili iptal hükmü dokuz ay sonra yürürlüğe girmiştir. Mahkeme, manevi tazminat tutarının önceden kesin biçimde hesaplanamaması ile gider yükünün mahkemeye erişim üzerindeki etkisini değerlendirmiştir. Karşıoyda ise yüksek taleplerin davalıya yükleyebileceği külfet ve taraf dengesi vurgulanmıştır. [11]

Bu karar, bütün tazminat davalarının masrafsız olduğu veya her talep tutarının kabul edileceği anlamına gelmez. HMK m.327’deki gereksiz giderlere sebep olmanın sonuçları da göz ardı edilemez. Talepler yine somutlaştırılmalı ve dayanaklandırılmalıdır. Ayrıca AYM’nin 30.11.2023 tarihli, E.2023/101, K.2023/207 sayılı kararı kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davalarında m.326/2 yönünden ayrı bir iptal içermektedir; m.326/1 bakımından aynı sonuç verilmemiştir. Bu özel kararlar sıradan bir ticari alacağın gider hesabına sınırsız biçimde taşınamaz. [1, 12]

Adli yardımı başlangıçta değerlendirin

Kendisinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zorlaştırmadan gerekli giderleri karşılayamayan kişi için, talebin açıkça dayanaktan yoksun olmaması koşulu da dikkate alınarak adli yardım gündeme gelebilir. Gelir, malvarlığı ve giderleri gösteren belgeler hazırlanmalıdır. Mahkemenin adli yardımı ile baronun avukatlık hizmetine ilişkin adli yardım görevlendirmesi ayrı süreçlerdir. Birine başvurulması diğerindeki bütün koşulların kendiliğinden yerine geldiği anlamına gelmez. [1, 10]

Adli yardım kararı da hiçbir koşulda hiçbir ödeme doğmayacağı şeklinde anlatılmamalıdır. Kapsamı, devam şartları ve yargılama sonunda giderlerin durumu dosyaya göre değerlendirilir. Ekonomik güçlük yaşayan müvekkilin bu olanaktan haberdar edilmesi, dava öncesi bilgilendirmenin bir parçasıdır.

Sulh ve arabuluculuk seçenekleri hangi ölçütlerle karşılaştırılmalıdır?

Teklifi, tahsil edilebilir sonucu üzerinden okuyun

Sulh teklifinin değeri yalnız teklif edilen nominal tutardan ibaret değildir. Ödeme tarihi, taksit sayısı, teminat, borçlunun ödeme gücü, faiz, yargılama giderleri ve anlaşmazlığın hangi kapsamda sona ereceği birlikte incelenmelidir. Bugün güvenceyle alınabilecek tutarla belirsiz bir tarihte tahsil edilebilecek daha yüksek tutar arasında karar verirken her ikisinin koşulları görünür hâle getirilmelidir.

Örneğin yalnız eğitim amacıyla kurulan bir olayda, alacaklıya üç ay içinde güvenceye bağlanmış ödeme teklif edildiğini düşünelim. Teklifin dava talebinden düşük olması tek başına reddi gerektirmez. Buna karşılık teminatsız, uzun vadeli ve ödeme gücü belirsiz bir teklif, kâğıt üzerindeki tutarı yüksek olsa da zayıf olabilir. Burada gerçek dosya verisi olmadan başarı veya tahsil yüzdesi uydurmak değerlendirmeyi güçlendirmez.

Anlaşmanın sonrasını da yazın

Anlaşmada borcun ve tarafların kimliği, ödenecek net tutar, vade, ödeme hesabı, taksit aksamasının sonucu, teminat, masraf ve ücret paylaşımı açık olmalıdır. İbra veya feragatin kapsamı anlaşılmadan genel ifadeler imzalanmamalıdır. Bir alacak çözümlenirken farkında olmadan başka taleplerden de vazgeçilmesi önlenmelidir.

Arabuluculukta gizlilik ve beyanların delil olarak kullanılması özel kurallara bağlıdır. Müzakere sırasında yapılan her ödün veya öneri daha sonra mahkemeye sunulabilecek bir borç ikrarı sayılamaz. Buna karşılık, başka şekilde kullanılabilecek bağımsız bir belgenin görüşmede sunulmuş olması onu sırf bu nedenle kullanılamaz hâle getirmez. [4]

Arabuluculuk anlaşmasının icra edilebilirliği; uyuşmazlığın türü, belgenin içeriği, imzalar ve gerekiyorsa icra edilebilirlik şerhi bakımından incelenir. Her anlaşma belgesi aynı usulle uygulanmaz. Üzerinde anlaşılan hususlarda tekrar dava açılmasına ilişkin kanuni sınırlama da gözetilmelidir. Müvekkil, hangi hakkını hangi karşılıkla sona erdirdiğini anlayarak karar vermelidir. [4]

Davayı kazanmak ile alacağı tahsil etmek arasındaki fark nedir?

Haklılık, ispat ve tahsil için ayrı değerlendirme yapın

Davada haklı bulunmak ile paranın hesaba geçmesi aynı aşama değildir. Güçlü bir hukuki talep ve yeterli delil mevcut olsa bile borçlunun haczedilebilir malvarlığı bulunmayabilir. Var olan malvarlığı önceki rehin veya hacizlerle yüklü olabilir. Üçüncü kişilere ait mallar da yalnız borçluyla bağlantılı oldukları düşüncesiyle borçlunun malı gibi değerlendirilemez. [5]

Tahsil incelemesi hukuka uygun ve erişim yetkisi bulunan kayıtlarla yapılmalıdır. Malvarlığının güncel durumu, önceki alacaklılar, teminatlar ve iflas veya konkordato gibi süreçler birlikte ele alınır. Eski bir taşınmaz kaydı veya sosyal medyadaki varlık görüntüsü tek başına tahsil kabiliyetini göstermez. Konkordato mühleti ve iflas, takip imkânlarını özel kurallara bağlayabilir. [5]

Üç ayrı değerlendirme yararlıdır: Talep hukuken dayanıklı mı; bunu yeterli delille ispatlayabiliyor muyuz; hüküm elde edildiğinde uygulanabilir ve ekonomik olarak anlamlı bir sonuç doğacak mı? Birindeki güç diğerindeki zayıflığı gizlememelidir. Bu yaklaşım, hak aramaktan vazgeçirmeye değil, hak aramanın yöntemini gerçekçi biçimde kurmaya hizmet eder.

Her ilam için kesinleşme beklenmez

Bir kararın icraya konulması için her durumda kesinleşmesi gerekmez. Hukuk yargılamasında istinaf veya temyiz başvurusu, kural olarak kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz. Kişiler hukuku, aile hukuku, taşınmaz üzerindeki ayni haklara ilişkin kararlar ve özel kanuni istisnalar ayrıca değerlendirilir. Kararın hüküm fıkrası, talebin türü ve varsa icranın geri bırakılması süreci incelenmelidir. [1, 5]

Bu nedenle “mahkemeyi kazandınız, şimdi bütün kanun yollarının bitmesini beklemek zorundasınız” demek de “her kararı hemen uygularız” demek de dosya incelenmeden kurulabilecek doğru açıklamalar değildir. İlamlı takip kararı, kararın uygulanabilirliği ve sonraki kanun yolu sonucunun etkileriyle birlikte ele alınır. Bu konuya ilişkin Yabancı Mahkeme Alacak Kararlarının Türkiye’de İcrası yazımızda daha ayrıntılı bilgi bulunmaktadır.

Faiz, zaman ve tahsil giderlerini birlikte hesaplayın

Talep edilen faizin türü, oranı, başlangıcı, değişen dönemleri ve kısmi ödemelerin etkisi açık hesaplanmalıdır. Faiz, yargılamanın uzamasından doğan bütün ekonomik kayıpları mutlaka karşılar denilemez. Dövizli borçlar, ticari ilişkiler ve özel tazminat türlerinde ayrı kurallar bulunabilir. [2, 3, 7]

Dava sürerken teminatın değer kaybetmesi, borçlunun mali durumunun değişmesi veya yeni bir sulh teklifinin ortaya çıkması değerlendirmeyi güncellemeyi gerektirir. Başlangıçta mantıklı olan yolun sonuna kadar hiç değişmeden sürdürülmesi zorunlu değildir. Değişiklik, müvekkile gerekçesi ve mali etkisi açıklanarak yapılmalıdır. Bununla bağlantılı olarak Türkiye’de Alacak Nasıl Tahsil Edilir? konusu da birlikte değerlendirilmelidir.

Avukata hangi bilgi ve belgeler eksiksiz sunulmalıdır?

İlk görüşme için düzenli bir dosya hazırlayın

İlk görüşmeye kısa bir olay özeti, tarih sıralaması, sözleşme ve ekleri, ödeme kayıtları, teslim ve bildirim belgeleri, tam yazışmalar, tebligatlar ve önceki başvurularla gidilmelidir. Tanıkların kimliği ve doğrudan bildikleri olaylar ayrıca yazılabilir. Şirket dosyalarında temsil yetkisi ve imza belgeleri; miras veya devir bulunan dosyalarda hakkın kime geçtiğini gösteren kayıtlar ayrıca gerekebilir.

Belgelerin aslı ile çalışma kopyası ayrılmalı; dosyalara tarih ve konuyu anlatan isimler verilmelidir. Birden fazla sürümü olan sözleşmede hangi nüshanın imzalandığı açıkça belirtilmelidir. Eksik sayfa, sonradan eklenmiş not veya okunmayan imza saklanmamalıdır. Özgün belgeler teslim ediliyorsa teslimin kaydı tutulmalıdır.

Sözleşme uyuşmazlığının dayanağını daha ayrıntılı değerlendirmek için borçlar ve sözleşmeler hukuku kapsamındaki hak ve yükümlülükler birlikte incelenebilir. Bununla birlikte, her dosyanın sonucu kendi olgularına ve delillerine bağlıdır.

Vekâletname ve özel yetkiler yeterli mi?

Avukat aracılığıyla işlem yapılacaksa vekâletnamenin tarafı, kapsamı ve yapılacak işe uygunluğu başlangıçta kontrol edilmelidir. Şirket adına verilen vekâletnamede, belgeyi düzenleten kişinin temsil yetkisi de incelenir. Vekâletnamenin dosyaya sunulması ve özel durumlar HMK m.76–77 çerçevesinde değerlendirilir. Eksikliğin her zaman sonradan sorunsuz tamamlanacağı varsayılmamalıdır. [1]

HMK m.74 uyarınca sulh olmak, davadan veya kanun yollarından feragat etmek, karşı tarafı ibra etmek ve davayı kabul etmek gibi işlemler açık özel yetki gerektirir. Bunlar sıradan belge teslimiyle aynı sonuçları doğurmaz; kişinin talebini veya uyuşmazlığın sonucunu etkileyebilir. Özel yetkinin verilmesi ile belirli bir anlaşmanın koşullarının kabul edilmesi ayrı konulardır. Yetkilerin anlamı müvekkile açıklanmalı; yapılacak işlemin kapsamı, ödeme şartları ve haklara etkisi somut olarak görüşülüp kayda geçirilmelidir. [1, 2]

Belgeler avukata nasıl güvenli biçimde ulaştırılmalıdır?

Dosyayla ilgili belgeleri eksiksiz paylaşmak, bunları herkesin erişebildiği bir bağlantıya yüklemek anlamına gelmez. Avukatın sır saklama yükümlülüğü, görüşme sırasında öğrenilen hususları da kapsar. Belgenin teslim yöntemi bu mahremiyeti desteklemelidir. Kullanılacak e-posta adresi, telefon numarası veya dosya paylaşım kanalı, daha önce doğrulanmış iletişim bilgileri üzerinden teyit edilmelidir. [10]

Sağlık, kimlik, banka ve aile hayatına ilişkin belgelerde erişimi dosyayla ilgilenen yetkili kişilerle sınırlayın. Paylaşım bağlantısının erişim ayarlarını kontrol edin; gerekli durumlarda şifreli aktarım kullanın ve belge şifresini ayrı, doğrulanmış kanaldan iletin. e-Devlet, banka veya kişisel e-posta hesabınızın şifresini belge gönderme yöntemi olarak paylaşmayın. Yetkili temsil ve resmî belge temini yolları kullanılmalıdır.

Teslim listesinde dosya adı, sürüm veya tarih, asıl ya da kopya olduğu, gönderen, alıcı ve teslim zamanı bulunması yararlıdır. Alındı teyidi isteyin; acil tebligat ve süre içeren belgeleri ayrıca belirtin. İlgisiz üçüncü kişi bilgilerinin paylaşım kopyasında sınırlandırılması gerekiyorsa bunu avukatla birlikte değerlendirin; özgün belgeyi değiştirmeyin ve uyuşmazlıkla ilgili aleyhe kayıtları ayıklamayın. Yanlış kişiye gönderim fark edilirse gecikmeden avukata bildirin; erişimin sınırlandırılması ve gerekli diğer adımlar birlikte değerlendirilsin.

Yazılı iş planı ve düzenli bilgilendirme isteyin

Müvekkilin dosyasını anlaması, bilinçli karar verebilmesinin koşuludur. Başlangıçta talep, önemli riskler, seçenekler, öngörülen giderler, sıradaki işlem ve taraflardan beklenen belgeler açıkça konuşulmalıdır. Avukatın özen ve sadakat yükümlülüğü ile vekâlet ilişkisindeki bilgi ve hesap verme yükümlülüğü bu iletişimin hukuki temelini oluşturur. [2, 10]

İletişim için bir yöntem belirlemek yararlıdır: Önemli gelişmeler nasıl bildirilecek, belge hangi güvenli kanaldan iletilecek, acil tebligat kime ulaştırılacak? Kesin sonucu bilmek mümkün olmayabilir; buna karşılık son yapılan işlemi ve sıradaki adımı açıklamak mümkündür. “Henüz karar çıkmadı” bilgisiyle “dosyada hiçbir şey yapılmadı” aynı değildir; aradaki fark kayıtlarla anlatılmalıdır.

Yaptığını yaz, yazdığını yap, ardından yaptığını yeniden kayda geçir. Bu çalışma disiplini, dava hazırlığında hem müvekkilin süreci izlemesini hem de avukatın sorumlulukları takip etmesini sağlar. Müvekkilin kaygısını küçümsemek yerine sorusunu somut işlem, tarih ve belgeyle cevaplamak, güveni besler. Müvekkilin de yeni tebligatı, ödeme teklifini ve karşı tarafla yaptığı görüşmeyi gecikmeden bildirmesi gerekir.

Dava öncesi kontrol tablosu nasıl kullanılmalıdır?

Aşağıdaki tablo her dosya için yeniden doldurulacak bir çalışma aracıdır. “Sorumlu” sütunundaki dağılım örnektir; üstlenilen hizmete göre netleştirilmelidir. “Son işlem zamanı” sütunu kanuni süre yerine geçmez. Gerçek son gün, dayanak belge ve ilgili kural üzerinden ayrıca hesaplanarak dosyaya yazılır.

Tablo 5. Dava öncesi kontrol ve iş dağılımı

KonuBelgeEksikRiskSorumluSon işlem zamanı
TalepTalep hesabıKalem ayrımıEksik veya mükerrer talepAvukatDilekçeden önce
TarafKimlik, sicilDoğru kişiYanlış davalıBirlikteBaşvurudan önce
OlaylarTarih çizelgesiKritik tarihYanlış süre hesabıMüvekkilİlk inceleme
DelilBelge listesiEksik asılİspat güçlüğüBirlikteDelil kaybolmadan
Dijital kayıtÖzgün dosyaTam bağlamAidiyet tartışmasıMüvekkilHemen koruma
SüreTebliğ ve vadeSon gün hesabıHak kaybıAvukatSomut son gün
Ön başvuruBaşvuru, tutanakKapsam uyumuDava şartı eksikliğiAvukatDavadan önce
Önceki dosyaKarar, anlaşmaKapsam ve sonuçDerdestlik, kesin hükümBirlikteYeni davadan önce
Karşı talepSözleşme, kayıtDayanak ve tutarBorçlu çıkma ihtimaliAvukatYol seçilirken
VekâletnameYetki belgesiÖzel yetkiYetkisiz işlemBirlikteİlgili işlemden önce
Güvenli teslimBelge listesiAlıcı ve teyitYanlış kişiye teslimBirlikteGönderimden önce
Acil korumaRisk belgeleriYaklaşık ispatDelil veya tahsil kaybıAvukatGecikmeden
BütçeGider planıEk aşamalarNakit yetersizliğiBirlikteİş üstlenilirken
TahsilYetkili kayıtlarGüncel durumSonuçsuz icraAvukatYol seçilirken
SulhYazılı teklifGüvenceÖdenmeyen anlaşmaBirlikteKabulden önce
İletişimİş ve iletişim planıBildirim yoluKaçırılan işlemBirlikteBaşlangıçta

İnceleme sonunda yalnız “dava açılır” veya “açılmaz” şeklinde iki ihtimal bulunmaz. Dosya hemen açılmaya uygun olabilir; önce eksik belge tamamlanabilir; acil koruma istenebilir; farklı başvuru yolu seçilebilir veya koşulları belirlenmiş bir sulh teklifi değerlendirilebilir. Her tercihin sebebi ve beklenen sonraki işlem yazılı hâle getirilmelidir.

Özellikle süre dolmak üzereyse, kapsamlı dosya hazırlama isteği gerekli başvurunun geciktirilmesine gerekçe olamaz. Böyle bir durumda hangi asgari işlemin hakkı koruyacağı ve hangi hazırlığın eş zamanlı sürdürüleceği öncelikle belirlenir. İyi hazırlık, bütün belgeler kusursuz olana kadar hareketsiz kalmak değildir; öncelikleri doğru sıraya koymaktır.

Sonuç

Dava açma kararı; hukuki haklılığın, ispat imkânının, sürelerin, maliyetin ve tahsil kabiliyetinin birlikte incelendiği bir karar olmalıdır. Bunlardan biri eksik kaldığında, güçlü görünen bir dosya beklenen sonucu vermeyebilir. Buna karşılık düzenli bir olay ve delil haritası, doğru taraf ve başvuru yolu, güncel talep hesabı ve aşamalı bütçe, hangi riskin üstlenildiğini görünür kılar.

Müvekkile yalnız umut veya yalnız korku sunmak doğru bir başlangıç değildir. Anlaşılır bilgi, açık seçenekler ve gerekçeli bir değerlendirme gerekir. Avukatın çalışması da bu açıklığı sağlamalıdır: Belgeyi incelemek, süreyi hesaplamak, karşı savunmayı düşünmek, yapılan işlemi kaydetmek ve müvekkile dönmek.

Hak arama özgürlüğü, sonucu önceden garanti edilmiş dosyalarla sınırlı değildir. Bilinçli dava kararı da her riski ortadan kaldırmaz. Asıl amaç, kişinin hangi hakkı hangi araçla aradığını, bu yolda neyle karşılaşabileceğini ve elde edilecek kararın hayatında nasıl karşılık bulacağını bilmesidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Dava açmadan önce ilk olarak ne yapmalıyım?

İstediğiniz sonucu bir cümleyle yazın; olayların tarih sırasını ve her önemli olayın belgesini çıkarın. En yakın süreyi ve kaybolabilecek delili hemen belirleyin. Ardından başvuru yolu, taraflar, ön şartlar ve bütçe birlikte değerlendirilir. Yalnız dilekçe örneği bulmak bu hazırlığın yerini tutmaz.

Dava açmak için hangi belgeler gerekir?

Uyuşmazlığa göre değişir. Genellikle sözleşme ve ekleri, ödeme ve teslim kayıtları, tam yazışmalar, ihtar ve tebligatlar, zarar belgeleri ve önceki başvuru tutanakları incelenir. Esas olan belge sayısı değil, her belgenin hangi vakıayı ispatladığıdır. Eksik ve aleyhe kayıtlar da avukata açıklanmalıdır.

WhatsApp mesajları ve ekran görüntüleri delil olabilir mi?

Elektronik kayıtlar belge olarak değerlendirilebilir; ancak aidiyet, bütünlük, bağlam ve elde edilme yöntemi önemlidir. Tek ekran görüntüsü her uyuşmazlıkta yeterli ispat sağlamaz. Özgün kayıtları koruyun ve kesilmemiş konuşmayı sunun. Hukuka aykırı elde edilen deliller ayrıca sorun oluşturur.

İhtarname göndermek dava süresini korur mu?

Alacaklının sıradan ihtarı tek başına zamanaşımını kesmez. İhtarın temerrüt veya bildirim bakımından başka etkileri olabilir. Süreyi korumak için hangi işlemin gerektiği ayrıca belirlenmelidir; karşı tarafla görüşmeye devam edildiği için süre hesabı ertelenmemelidir.

Her davadan önce arabulucuya gitmek gerekir mi?

Hayır. Zorunluluk, ilgili kanunda belirlenen uyuşmazlıklara ve taleplere ilişkindir. Aynı genel başlık altındaki bazı talepler istisna kapsamında olabilir. Taraflar, uyuşmazlığın türü ve talep birlikte incelenerek dava şartı kontrol edilir.

2026’da belirsiz alacak davası yerine hangi düzenleme uygulanır?

31 Temmuz 2026’dan sonra açılacak davalarda kaldırılan HMK m.107’ye dayanılarak eski sistemin uygulanacağı varsayılamaz. Kısmi davaya elverişli alacaklarda HMK m.109/4’teki bir defalık talep artırımı ve zamanaşımı düzenlemesi değerlendirilir. Daha önce açılan davalar için geçiş hükmü vardır. Talebin niteliği ve hesaplanabilirliği yine incelenmelidir.

Delil tespiti yaptırınca ayrıca dava açmam gerekir mi?

Talep ettiğiniz hakkın hüküm altına alınması için çoğu durumda ayrıca uygun esas başvurusu gerekir. Delil tespiti, delili korumaya yöneliktir; tek başına ödeme hükmü vermez. Esas talebe ilişkin süreler ayrıca izlenmelidir.

Dava açmak için avukat tutmak zorunlu mu?

Hukuk davalarında, dava ehliyeti bulunan kişi kural olarak davasını kendisi takip edebilir. Bu, her usul işleminin basit olduğu anlamına gelmez. Talep seçimi, süre, delil ve kanun yolu hataları önemli sonuçlar doğurabilir. Temsil ve özel kanun hükümleri somut olayda ayrıca kontrol edilir.

Davayı kazanırsam bütün masraflarımı geri alır mıyım?

Her harcamanın eksiksiz ve hemen karşılanacağı söylenemez. Hangi giderin yargılama gideri sayıldığı, özel kurallar, kabul ve ret sonucu ile uygulanacak tarife önemlidir. Kendi avukatınızla kararlaştırdığınız ücret ile hükmedilen vekâlet ücreti ayrıdır. Ayrıca hükmedilen giderin tahsil edilmesi gerekir.

Dava açacak param yoksa ne yapabilirim?

Adli yardım koşullarının oluşup oluşmadığını değerlendirebilirsiniz. Gelir, malvarlığı ve zorunlu gider belgeleri hazırlanmalıdır. Mahkemeden istenen adli yardım ile baronun avukatlık hizmetine ilişkin adli yardımı farklı süreçlerdir; kapsam ve şartları ayrı incelenir.

Mahkeme kararı kesinleşmeden icra takibi yapılabilir mi?

Bazı ilamlar kesinleşmeden icraya konulabilir; kanun yoluna başvuru her durumda icrayı kendiliğinden durdurmaz. Kesinleşme gereken karar türleri ve özel istisnalar vardır. Kararın konusu, hüküm fıkrası ve icranın geri bırakılması ihtimali birlikte incelenmelidir.

Borçlunun malı yoksa dava açmak anlamsız mı?

Otomatik olarak anlamsız sayılmaz; ancak tahsil riski açıkça değerlendirilmelidir. Mevcut ve gelecekteki hukuki olanaklar, süreyi koruma ihtiyacı, teminat, masraf ve sulh seçenekleri karşılaştırılır. Tahsil kabiliyetinin zayıf olduğu bir dosyada bu durum müvekkilden gizlenmemelidir.

Kaynakça

[1] 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu. Özellikle m.24–33, 71–77, 105–109, 114–120, 132–135, 189–200, 303, 307–315, 323–334, 350, 367, 389–405. Mevzuat Bilgi Sistemi, güncel metin.

[2] 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu. Özellikle m.49–55, 112–126, 139–157, 506 ve 508. Mevzuat Bilgi Sistemi, güncel metin.

[3] 7589 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun. Kabul: 16.07.2026; Resmî Gazete: 31.07.2026, sayı 33326. Özellikle m.18–20, geçici m.1/9–10 ve m.26. TBMM kanun kaydı · Kabul edilen kanun metni.

[4] 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu. Özellikle m.5, 16, 18, 18/A ve 18/B. Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat · Arabuluculuk Daire Başkanlığı, sık sorulan sorular.

[5] 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu. İlamlı ve ilamsız takip hükümleri; özellikle m.32, 36, 42 ve devamı, 257–264 ve konkordatoya ilişkin hükümler. Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat.

[6] 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu. Özellikle m.3. Mevzuat Bilgi Sistemi.

[7] 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu. Özellikle m.4, 5/A ve ilgili ticari iş hükümleri. Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat.

[8] 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun. Özellikle m.68 ve 73/A. Mevzuat Bilgi Sistemi.

[9] 492 sayılı Harçlar Kanunu. Yargı harçlarına ilişkin hükümler ve (1) sayılı tarife; işlem tarihindeki güncel tutarlar esas alınır. Mevzuat Bilgi Sistemi.

[10] 1136 sayılı Avukatlık Kanunu. Özellikle m.34, 36, 164 ve adli yardıma ilişkin m.176 ve devamı. Mevzuat Bilgi Sistemi.

[11] Anayasa Mahkemesi, 25.12.2024, E.2024/29, K.2024/226. Resmî Gazete: 14.03.2025, sayı 32841. HMK m.326/2’nin manevi tazminat davaları yönünden iptali. AYM karar kaydı · Karar metni, Çalışma ve Toplum.

[12] Anayasa Mahkemesi, 30.11.2023, E.2023/101, K.2023/207. Resmî Gazete: 18.01.2024, sayı 32433. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davalarında yargılama giderleri. AYM karar kaydı · Karar metni, LEXPERA.

YAZAR

Av. Begüm Maltaş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları