Hukuk davalarında tanık delili, uyuşmazlığa ilişkin olayları bilen üçüncü kişilerin mahkemede dinlenmesidir. Ancak bir olayı bilen kişinin bulunması, o kişinin mutlaka dinleneceği veya anlatımının davayı kazandıracağı anlamına gelmez. Tanık deliline zamanında dayanılması, tanık listesinin usulüne uygun verilmesi, ispat edilmek istenen olayın tanıkla ispata elverişli olması ve beyanın diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Dava dosyasına yalnızca birkaç isim yazmak, tanık delilini hazırlamak değildir. Asıl soru şudur: Kim, hangi olayı, nerede ve ne zaman, hangi bilgi kaynağıyla biliyor? Bu soru cevaplanmadan hazırlanan bir liste; çok sayıda isim içerse bile davanın temel meselesini aydınlatamayabilir. Buna karşılık sınırlı ama doğrudan bilgiye dayanan bir anlatım, uygun hukuki koşullarda belirleyici olabilir.
Bu rehber, Türkiye’de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamındaki hukuk davalarını ele alır. Ceza yargılamasının tanık, mağdur ve koruma kuralları ayrı düzenlemelere tabidir. Açıklamalar 11 Ekim 2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır; geçmiş tarihli işlemlerde uygulanacak hüküm ve parasal sınır ayrıca belirlenmelidir. [1]
Tanık delili nedir, kimler tanık olabilir?
Tarafın açıklaması ile tanıklık birbirinden farklıdır
HMK m. 240’a göre davada taraf olmayan kişiler tanık gösterilebilir. Davacının kendi iddiasını, davalının kendi savunmasını anlatması tanık beyanı değildir. Tarafın dinlenilmesi, isticvap ve yemin gibi kurumların şartları ve sonuçları farklıdır. Bir tarafın duruşmadaki açıklamasını, üçüncü kişinin tanıklığı gibi değerlendirmek ispat düzenini değiştirir. [1]
Tüzel kişinin çalışanı olmak tek başına tanıklığa engel oluşturmaz. Buna karşılık şirketin yetkili organı veya kanuni temsilcisi bakımından kişinin davadaki temsil sıfatı incelenmelidir. Sadece işyerinde çalışmakla şirket adına taraf açıklamasında bulunacak konumda olmak aynı değildir. Asli müdahil kendi davasının tarafıdır; fer’î müdahilin konumu ise taraf sıfatıyla özdeşleştirilmez. Bu nedenle “dosyayla ilgisi olan hiç kimse tanık olamaz” biçimindeki bir yaklaşım doğru değildir. [1, 15]
Tanıklık yapabilecek kişinin yaşı için genel bir on sekiz yaş sınırı bulunmaz. Dinlendiği sırada on beş yaşını bitirmemiş olanlar yeminsiz dinlenir. Yeminin niteliğini ve önemini kavrayamayacak derecede ayırt etme gücü bulunmayanlar bakımından da aynı kural geçerlidir. Çocuğun anlatımının değeri; algılama, hatırlama ve ifade etme imkânı ile olayın koşulları içinde incelenir. [1: m. 257]
Tanık, hukuki sonucu değil bildiği olayı anlatır
Tanığın görevi “davalı kusurludur”, “işveren haksızdır” veya “sözleşme geçersizdir” şeklinde hukuki hüküm vermek değildir. Tanık; gördüğü davranışı, duyduğu konuşmayı, bulunduğu toplantıyı, katıldığı teslimi veya bildiği çalışma düzenini açıklar. Hukuki nitelendirme mahkemeye aittir.
Bir kişinin olayı doğrudan görmesi ile sonradan bir taraftan dinlemesi de ayrılmalıdır. Dolaylı bilgi her durumda yok sayılmaz; fakat kaynağı açıklanmadan doğrudan görgü gibi sunulamaz. “Ödemeyi gördüm” ile “ödemeyi yaptığını bana söyledi” aynı ispat değerine sahip değildir. Doğrudan bilginin de hangi mesafeden, hangi tarihte ve hangi koşullarda edinildiği sorgulanabilir. [1: m. 198, 255, 260–261]
Hangi olaylar tanıkla ispatlanabilir, hangi durumlarda yazılı delil gerekir?
Hukuki işlem ile maddi olay ayrımı
Tanık delilinin kullanılabilirliği yalnız davanın parasal değerine bakılarak belirlenmez. Önce ispatlanacak vakıanın niteliği tespit edilir. Bir sözleşmenin kurulması, borcun üstlenilmesi veya borcu sona erdiren bir ödeme gibi hukuki işlemlerle; bir kazanın gerçekleşmesi, hakaretin duyulması veya bir işin fiilen yapılması aynı ispat rejimine tabi değildir. Özel hükümler saklı kalmak üzere maddi olaylar yönünden tanık deliline daha geniş alan vardır. [1: m. 187, 189, 200]
İspat yükü de ayrıca belirlenmelidir. Kural olarak bir vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf o vakıayı ispatlar. Kanuni karineler ve özel hükümler sonucu değiştirebilir. Karşı tarafın, diğer tarafın iddiasını çürütmek için tanık dinletmesi ise ispat yükünü kendiliğinden üzerine aldığı anlamına gelmez. Bu nedenle tanık planı hazırlanırken önce iddia ve savunmalar, sonra her biri bakımından ispat yükü yazılmalıdır. [1: m. 190–191]
Senetle ispat sınırı ve senede karşı tanık yasağı
HMK m. 200 kapsamındaki hukuki işlemlerde, yapıldıkları tarihteki miktar veya değer üzerinden senetle ispat zorunluluğu değerlendirilir. 2026 yılı için sınır 41.000 TL’dir; bu tutarı aşan işlemler kural olarak senetle ispat edilir. Bu tutar, HMK Ek m. 1’deki güncelleme ve bin Türk lirasını aşmayan kısmın dikkate alınmaması kuralı ile yeniden değerleme oranı birlikte uygulanarak belirlenir. Eski bir işlem için sırf dava 2026’da açıldı diye 2026 sınırı kullanılamaz. Borcun sonradan kısmen ödenerek sınırın altına düşmesi de başlangıçtaki ispat zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. [1, 2]
HMK m. 201 ayrıca önemlidir: Senede bağlı bir iddiaya karşı, senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikteki hukuki işlemler, miktarı düşük olsa bile kural olarak tanıkla ispatlanamaz. Dolayısıyla “alacak 41.000 TL’nin altında, her şeyi tanıkla ispatlarım” sonucu kurulamaz. Söz konusu olan yazılı sözleşmeye karşı sonradan yapıldığı ileri sürülen bir ödeme veya değişiklikse ayrıca bu hüküm değerlendirilir. [1]
Buradaki senetle ispat zorunluluğu ile bir işlemin geçerliliği için aranan resmî veya yazılı şekil de karıştırılmamalıdır. Tanık dinletmeye elveren bir istisna, şekle aykırı bir işlemi kendiliğinden geçerli hâle getirmez. İspat sorunu ile işlemin geçerliliği ayrı sorulardır.
Delil başlangıcı, açık muvafakat ve kanuni istisnalar
Senetle ispat gereken bir konuda karşı taraf, HMK m. 200/2 çerçevesinde açıkça muvafakat ederse tanık dinlenebilir. Susma, açık muvafakat yerine geçirilemez. İzin verildiğinde de tanığın anlatımı kesin delile dönüşmez; hâkim delilleri değerlendirmeye devam eder. [1]
HMK m. 202’deki delil başlangıcı, iddia edilen işlemi tam olarak ispatlamayan; fakat onu muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kişi veya temsilcisi tarafından verilmiş ya da gönderilmiş belgedir. Karşı tarafın gönderdiği bir mesaj bu koşulları taşıyabilir. Buna karşılık kişinin kendi hazırladığı not, sırf yazılı olduğu için karşı taraf aleyhine delil başlangıcı olmaz.
HMK m. 203’te sayılan istisnalar arasında belirli yakınlar arasındaki işlemler, senede bağlanmaması yerleşik teamül olan işlemler, olağanüstü koşullarda senet alınmasının mümkün olmaması, irade bozukluğu ve aşırı yararlanma iddiaları, üçüncü kişilerin muvazaa iddiaları ve kanundaki şartlarla senedin kaybolması bulunur. “Akrabayız” veya “belgeyi bulamıyorum” demek tek başına yeterli değildir. Yakınlık ilişkisinin kanundaki kapsama girmesi, iddianın gerçekten ilgili istisnayla örtüşmesi ve gerekli olguların açıklanması gerekir. Önceden düzenlenmiş bir senede karşı ileri sürülen iddia ayrıca incelenmelidir. [1]
| İspatlanmak istenen husus | İlk hukuki kontrol | Uygulamada dikkat edilecek nokta |
|---|---|---|
| Fiilen yaşanan olay, teslimin koşulları veya çalışma olgusu | Özel ispat kuralı var mı? | Tanığın doğrudan bilgisi, ilgili tarih ve gözlem imkânı açıklanır. |
| Parasal sınırı aşan hukuki işlem | HMK m. 200 ve işlem tarihindeki sınır | Senet, açık muvafakat veya kanuni istisna değerlendirilir. |
| Senedin etkisini azaltan ödeme ya da değişiklik iddiası | HMK m. 201 | Düşük tutar tek başına tanıkla ispatı serbest bırakmaz. |
| Karşı tarafın gönderdiği mesajla desteklenen işlem | HMK m. 199 ve 202 | Aidiyet, bütünlük ve işlemi muhtemel gösterme niteliği araştırılır. |
| Hile, korkutma veya üçüncü kişinin muvazaa iddiası | HMK m. 203 ve iddianın somut olayları | İstisnanın adı değil, onu oluşturan vakıalar ortaya konur. |
WhatsApp mesajları ve tanık anlatımı birlikte nasıl değerlendirilir?
Elektronik yazışmalar, fotoğraflar, ses ve görüntü kayıtları HMK m. 199 anlamında belge olabilir. Ancak her ekran görüntüsü senet değildir; her mesaj da delil başlangıcı sayılmaz. Yazışmanın kimden geldiği, kesilip kesilmediği, tarih ve bağlamı, hukuka uygun elde edilip edilmediği önemlidir. Tanık, bizzat katıldığı görüşmenin koşullarını açıklayabilir; belgenin teknik incelemesinin yerine geçemez. [1: m. 189, 199, 202]
Varsayımsal örnek: Bir kişi yüksek tutarlı borç verdiğini söylüyor; elinde imzalı senet bulunmuyor. Karşı tarafın “aldığım borcu ay sonunda ödeyeceğim” mesajı, göndereni ve bağlamı doğrulandığında delil başlangıcı bakımından önem taşıyabilir. Aynı olayda yalnız davacının kendi ajandasındaki kayıt bulunması farklı değerlendirilir. Tanık sayısını artırmak, bulunmayan delil başlangıcını kendiliğinden yaratmaz.
Taraflar arasında delil sözleşmesi varsa o da incelenmelidir. HMK m. 193, belirli delillerle ispat konusunda anlaşmaya olanak tanır; fakat bir tarafın ispat hakkını imkânsız veya olağanüstü güç hâle getiren delil sözleşmeleri geçersizdir. Bu yüzden sözleşmedeki “yalnız şirket kayıtları geçerlidir” türündeki bir hüküm, içeriği ve etkisi incelenmeden kesin sonuç gibi kabul edilemez. [1]
Tanık deliline ne zaman dayanılır, tanık listesi ne zaman verilir?
Delile dayanmak ile isim listesini sunmak ayrı işlemlerdir
Dava veya cevap dilekçesinde ilgili vakıalar ve bunların hangi delillerle ispatlanacağı gösterilmelidir. “Her türlü yasal delil” gibi genel bir ifade, tanıkla ispat edilecek olayları ve delil türünü açıkça göstermenin yerine güvenle kullanılamaz. Tanık listesi ise dinlenecek kişilerin adını, soyadını, tebliğe elverişli adresini ve hangi vakıa için gösterildiğini somutlaştırır. [1: m. 119, 129, 194, 240]
Yazılı yargılama usulünde dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşaması; basit yargılamada ise dava ve cevap dilekçeleri ile HMK m. 317–319 birlikte değerlendirilir. Basit yargılamada cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi verilmez. Tanık deliline hiç dayanmamış olmakla, süresinde dayanılmış tanık delilinin isimlerini henüz bildirmemiş olmak aynı sorun değildir. Bu ayrım tanık listesine ilişkin öğretide de özellikle tartışılmaktadır. [1, 14]
Tanık deliline dayanıldıktan sonra mahkemenin liste için verdiği karar ve süre takip edilmelidir. İlk dilekçede isim bildirilecekse de liste gelişigüzel oluşturulmamalıdır; sonradan yeni isim eklenebileceği varsayımı, ikinci liste yasağı nedeniyle ciddi risk taşır.
Her dosyada geçerli iki haftalık tanık listesi süresi yoktur
HMK m. 139’daki ön inceleme davetiyesine bağlı iki haftalık kesin süre, dilekçelerde gösterilip henüz sunulmamış belgeler ve başka yerden getirilecek belgeler için gerekli açıklamalarla ilgilidir. Bu düzenleme, bütün hukuk davalarında tanık listesinin mutlaka tebliğden itibaren iki haftada sunulacağı biçiminde okunamaz. Tanık listesi için somut dosyada verilen ara karar ayrıca incelenir. [1]
Bununla birlikte “kanunda iki hafta yazmıyor” gerekçesiyle mahkemenin verdiği iki haftalık kesin süre de yok sayılamaz. HMK m. 94 uyarınca yapılacak işlemin açık biçimde gösterilmesi ve uyulmamasının sonucunun ihtar edilmesi önemlidir. Sürenin kesin olup olmadığı, başlangıcı, kararın tefhim veya tebliğ biçimi ve istenen işlemin yerine getirilebilirliği değerlendirilir. Hak kaybı ihtimali varsa işlem geciktirilmemeli; süreye ilişkin itiraz da gerekçesiyle kayda geçirilmelidir.
Yargıtay’ın süre yaklaşımı hangi bağlamda okunmalı?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 8 Mart 2022 tarihli, E. 2020/9-605, K. 2022/264 sayılı kararında; dava dilekçesinde tanık deliline dayanan işçinin tanıkları, tensipte verilen süre ve ön inceleme aşaması arasındaki ilişki bakımından incelenmiştir. Kurul, uyuşmazlığın somut koşullarında tanık dinletme talebinin reddini hukuki dinlenilme ve ispat hakkıyla bağdaşır bulmamış; direnme kararını bozmuştur. [3]
Ancak kararın konusu olan usul işlemleri 2013–2014 dönemine aittir. Kararın 2022 tarihli olması, olayın o tarihte başladığı anlamına gelmez. Ön inceleme ve belge sunumuna ilişkin 2020 değişiklikleri de gözetilmelidir. Bu karardan “ön incelemeden önce verilen her süre geçersizdir” veya “tanık isimleri her zaman sonradan sunulabilir” biçiminde sınırsız bir sonuç çıkarılamaz. Güvenli uygulama; ilgili delile zamanında dayanmak, mahkemenin somut ara kararını izlemek ve varsa hukuka aykırılığı dosya üzerinden açıklamaktır. [1, 3]
Tanık listesi nasıl hazırlanır?
Listenin zorunlu unsurları ve adres sorunu
Tanık listesinde mahkeme ve dosya bilgileri, listeyi veren taraf, tanıkların ad ve soyadları, tebliğe elverişli adresleri ve hangi olaylar için dinlenmeleri istendiği açık olmalıdır. Birden fazla tanık varsa her tanığın bilgi alanı ayrı gösterilmelidir. HMK m. 240, tanığın T.C. kimlik numarasını listenin zorunlu unsurları arasında saymaz; mevcut ve gerekli kimlik bilgileri ise güvenli dosya yönetimi içinde değerlendirilir. [1]
Adresin eksik veya yanlış olması durumunda hâkim, adres bildirilmesi için işin niteliğine uygun kesin süre verir. Bu sürede adres bildirilmez veya bildirilen yeni adres de doğru çıkmazsa o tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılır. Bir iletişim numarası, kendiliğinden tebliğe elverişli adresin yerini almaz. Tanığın taşınmış olması biliniyorsa eski adresin tekrar yazılması sorunu çözmez. [1: m. 240/3]
Liste hazırlanırken amaç tanığa söyleyeceği cümleleri yazmak değil, bilgi alanını mahkemeye göstermektir. “Dilekçemizdeki bütün olaylar” ifadesi yerine, örneğin “12 Mart tarihli teslim sırasında hazır bulunması nedeniyle teslim edilen miktar ve teslim anındaki itiraz” gibi belirli bir vakıa açıklanmalıdır. Tanığın gerçekten bilmediği dönem veya işlemler onun üzerine yüklenmemelidir.
Vakıa, tanık ve belge eşleştirme tablosu
Aşağıdaki tablo, gerçek kişi bilgisi içermeyen varsayımsal bir çalışma aracıdır. Mahkemeye verilecek dilekçenin yerine geçmez; dosya hazırlığındaki eksikleri görünür kılar.
| Çekişmeli vakıa | Tanığın bilgi kaynağı | Birlikte kontrol edilecek kayıt veya sınır |
|---|---|---|
| Belirli gün yapılan teslim ve teslim anındaki itiraz | Teslim sırasında bizzat hazır bulunma | Teslim belgesi, sevk kaydı, mesajlar; sözleşme içeriği ayrıca incelenir. |
| Belirli dönemdeki fiilî çalışma düzeni | Aynı yerde ve aynı saatlerde çalışma | Puantaj, giriş kayıtları; tanığın çalışmadığı dönem ayrılır. |
| Bir toplantıda söylenen sözler | Toplantıya katılma ve konuşmayı duyma | Tarih, katılımcılar, toplantı yazışmaları; dolaylı bilgi ayrılır. |
| İmza alınırken gerçekleştiği ileri sürülen aldatma | İmza sürecinde bulunma | Belge, sağlık ve diğer ilgili kayıtlar; algı ile yorum ayrılır. |
Bu tablo karşı tarafın savunmasını da düşünmeyi sağlar. “Tanık o gün orada değildi”, “o dönemde işyerinde çalışmıyordu” veya “belge, anlatılan tarihle uyuşmuyor” şeklindeki itirazlar baştan kontrol edilebilir. Amaç anlatımları birbirine benzetmek değil, dosyanın gerçek kuvvetini ve zayıflığını anlamaktır.
İkinci tanık listesi yasağı ve istisnaları
Kural: İlk liste sonradan sınırsızca genişletilemez
HMK m. 240/2, listede gösterilmemiş kişilerin dinlenemeyeceğini ve ikinci liste verilemeyeceğini düzenler. Bu kural, karşı tarafın delillerini gördükçe yeni tanık ekleyerek yargılamayı uzatmayı önlemeye yöneliktir. Sonradan sunulan belgenin başlığına “açıklama”, “ek liste” veya “ıslah” yazılması, içeriğinde gerçekte yeni tanıklar bulunuyorsa yasağı kendiliğinden kaldırmaz. [1, 14]
Aynı kişinin adındaki açık yazım hatasının düzeltilmesi veya adresinin tamamlanmasıyla, başka bir kişinin onun yerine gösterilmesi farklıdır. Düzeltme olduğu ileri sürülüyorsa kişinin baştan beri aynı kişi olduğu anlaşılmalıdır. Sadece önceki tanığın beklenen ölçüde yararlı konuşmayacağının düşünülmesi, tanık değiştirmek için yeterli gerekçe değildir.
Yeni vakıa ve sonradan delil gösterme tartışması
HGK’nin 22 Haziran 2021 tarihli, E. 2017/2301, K. 2021/807 sayılı kararında asıl boşanma davası, karşı dava ve karşı davaya cevap ayrımı önem taşır. Kurul, karşı davada ileri sürülen iddialara karşı süresinde bildirilen tanıklarla, aynı vakıalar için daha sonra eklenen tanıkları aynı kapsamda değerlendirmemiştir. Karar, bildirilen bütün isimlerin koşulsuz dinlenmesini değil, hangi dilekçede hangi vakıa için gösterildiklerinin incelenmesini gerektirir. [4]
HMK m. 145’e göre sonradan delil gösterilmesine, gecikmenin yargılamayı geciktirme amacı taşımaması veya süresinde gösterilememesinin ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmaması hâlinde mahkemece izin verilebilir. Bu iki koşul kanunda alternatif düzenlenmiştir. Bunun ikinci liste yasağıyla ilişkisi öğretide tartışmalıdır; HGK’nin anılan kararında istisna yaklaşımına yer verilmektedir. Katı yaklaşım ise m. 240’ın özel ve emredici niteliğini öne çıkarır. [1, 4, 14]
Bu nedenle sonradan öğrenilen tanık bakımından yalnız “yeni öğrendim” denilmemelidir. Bilginin ne zaman ve nasıl öğrenildiği, neden daha önce bildirilemediği, hangi çekişmeli vakıayı aydınlatacağı ve gecikmenin sürece etkisi açıklanmalıdır. Karşı taraf da bu açıklamaların gerçekliğine ve yeni delilin usule uygunluğuna itiraz edebilir. İstisnanın varlığı, ilk listenin özensiz hazırlanmasına izin vermez.
Hiç liste vermeyen tarafın duruşmada tanık hazır bulundurması
HMK m. 243/1, tanık listesi için kesin süre verilip dinlenme günü belirlendiği hâllerde, liste vermeyen tarafın o duruşmada hazır bulundurduğu tanıkların dinlenmesini öngörür. Bu imkân, tanık deliline süresinde dayanılması meselesinden ayrıdır. Herhangi bir duruşmaya herhangi bir kişiyi getirmenin bütün usul eksikliklerini gidereceği söylenemez. [1]
Daha önce liste verildiği hâlde listede bulunmayan kişinin hazır edilmesi konusunda farklı görüşler vardır. Aziz Serkan Arslan ve Mustafa Topal’ın 2025 tarihli çalışması, bu imkânın liste vermiş tarafa da tanınması gerektiğini savunur; karşı görüş ise hükmün liste vermeyen tarafla sınırlı olduğunu kabul eder. Bu akademik tartışma, kesinleşmiş ve tartışmasız bir serbestlik olarak sunulmamalıdır. Uygulamada esas olan, kişinin ilk listede doğru biçimde bildirilmesidir. [5]
Tanığın ölmesi veya davanın tarafı hâline gelmesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 13 Nisan 2021 tarihli, E. 2019/3092, K. 2021/2207 sayılı kararında, tapu iptali ve tescil davasında bildirilen tanığın öldüğü anlaşılmıştır. Daire, ölen tanık yerine yeni tanık bildirme isteğinin reddini doğru bulmamış; ispatlanacak vakıa belirtilerek başka tanık bildirilmesi için süre verilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Burada tanık sayısını artırma isteğinden farklı, öngörülemeyen bir dinlenememe durumu vardır. [6]
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13 Şubat 2024 tarihli, E. 2023/3530, K. 2024/988 sayılı kararı başka bir ayrımı gösterir. Hile iddiasına ilişkin davada tanık olarak bildirilen eş, davacının ölümüyle mirasçı ve davanın tarafı hâline gelmiştir. Daire, artık onun beyanına tanık beyanı değeri verilemeyeceğini; dinlenemeyen tanığın yerine başka tanık gösterme imkânının değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur. [7]
Bu kararlar, tanığın mazeretsiz gelmemesiyle ölüm veya taraf sıfatı kazanması gibi nedenlerin aynı olmadığını gösterir. İstisna talebinde dinlenememe sebebi belgelenmeli ve yerine bildirilen kişinin bilgi alanı açıklanmalıdır. Yeni bir isim bildirmenin önceki tanığın sahip olduğu bilgiyi otomatik olarak ikame etmeyeceği de unutulmamalıdır.
Tanık nasıl çağrılır, giderler kim tarafından karşılanır?
Davetiye, hazır tanık ve gelmemenin sonuçları
Tanık kural olarak mahkemenin davetiyesiyle çağrılır. Davetiyenin, gecikmesinde sakınca bulunan hâller dışında, duruşmadan en az bir hafta önce tebliğ edilmesi gerekir. Çağrılmadan tarafça hazır bulundurulan tanık da ilgili koşullar içinde dinlenebilir. Mahkemenin telefon veya elektronik posta yoluyla haber vermesi mümkündür; ancak bu yolla yapılan bildirimde, gelmemenin yaptırımları sırf bu iletişime dayanılarak uygulanmaz. [1: m. 243–244]
Usulüne uygun çağrılan tanık, kanuni çekinme nedenleri saklı olmak üzere gelmekle yükümlüdür. Haklı mazereti olmadan gelmemesi zorla getirme, sebep olunan giderler ve disiplin para cezası sonucunu doğurabilir. Sonradan haklı mazeretini ispat etmesinin sonuçları ayrıca değerlendirilir. Hastalık veya başka ciddi engel varsa bunun zamanında ve belgeyle mahkemeye bildirilmesi gerekir. Bir tarafın “gelmene gerek yok” demesi mahkeme çağrısını ortadan kaldırmaz. [1: m. 245]
Delil avansı ile dava şartı olan gider avansı aynı değildir
Tanığın çağrılması ve dinlenmesi için gereken gider, delil avansı kapsamında değerlendirilir. HMK m. 324 uyarınca mahkemenin belirlediği avans kesin süre içinde yatırılmalıdır. Bir taraf yatırmazsa diğer taraf yatırabilir; gerekli avans yatırılmazsa ilgili delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılma sonucu doğabilir. Bu sonuç, dava şartı olan gider avansına ilişkin usulden ret rejimiyle karıştırılmamalıdır. [1]
11 Ekim 2026 itibarıyla incelenen, 28 Ekim 2025 tarihli HMK Tanık Ücret Tarifesi; kaybedilen zamanla orantılı olarak 130–200 TL tanık ücreti öngörür. Gerekli seyahat, konaklama ve beslenme giderleri ayrıca karşılanır. Bu tutar, davada tanık dinletmenin bütün maliyeti değildir; tebligat ve diğer gider kalemleri de doğabilir. Ceza muhakemesi için çıkarılan ayrı tanık tarifesiyle karıştırılmamalıdır. Yeni tarife yürürlüğe girdiğinde güncel tutar esas alınır. [8]
Mali güçlük varsa adli yardım koşulları değerlendirilmelidir. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemediği işlerde resen başvurulan deliller için HMK m. 325’teki düzenleme de önem taşır. Her dosyada giderin devlet tarafından karşılanacağı veya her tanığın ücretinden vazgeçebileceği varsayımıyla hareket edilmemelidir. [1: m. 325, 334 ve devamı]
Tanıklıktan çekinme hakkı kimlere tanınır?
Yakınlık, sır ve menfaatin ihlali
HMK m. 248; nişanlılık, evlilik sona ermiş olsa bile eşlik, belirtilen altsoy ve üstsoy ilişkileri, evlatlık bağı, üçüncü derece dâhil kan ve kanunda belirtilen kayın hısımlığı ile koruyucu aile ilişkisi gibi durumlarda çekinme hakkı tanır. Akrabalık, tanık olmayı yasaklamaz; belirli yakınlara tanıklık yapmama hakkı verebilir. Tanıklık yapmayı seçen kişinin anlatımı da diğer delillerle değerlendirilir. [1]
Kanunen korunması gereken sırlar HMK m. 249; kişinin kendisi veya belirtilen yakınları yönünden doğrudan maddi zarar, şeref ve itibarın ihlali, ceza soruşturması ya da kovuşturması tehlikesi ile meslek veya sanat sırları ise m. 250 kapsamında değerlendirilir. Bu nedenlerin kapsamı ve sonucu aynı değildir. Her rahatsız edici soru, cevap vermeme hakkı doğurmaz.
HMK m. 251, bazı çekinme nedenlerine istisnalar getirir. İşlemin yapılmasına tanık olarak katılma, ailevi doğum veya ölüm olayları, aile içi mali uyuşmazlıklar ve hukuki selef ya da temsilci sıfatıyla yapılan işlemler bu çerçevede incelenir. İstisnaların bütün çekinme sebeplerini ortadan kaldırdığı söylenemez; madde yalnız belirttiği hükümler bakımından uygulanır. [1]
Avukatın sır saklama yükümlülüğü ve kamu görevlisinin durumu
Avukatlık Kanunu m. 36 uyarınca avukatın mesleği nedeniyle öğrendiği hususları açıklaması yasaktır. Bu konularda tanıklık, iş sahibinin muvafakatine bağlıdır; muvafakat verilse bile avukat tanıklıktan çekinebilir. Dolayısıyla müvekkilin izin vermesi, avukatı her durumda tanıklığa zorlayan bir sonuç doğurmaz. HMK m. 249 bu özel düzenlemeyi saklı tutar. [1, 9]
Kamu görevlilerinin görevleri nedeniyle öğrendikleri sırlar bakımından HMK m. 242’deki izin düzeni ayrıca uygulanır. Meslek sırrı, kamu görevi sırrı ve sadece kişisel olarak açıklanması istenmeyen bilgi aynı kategoriye konulmamalıdır.
Çekinme sebebi mahkemeye nasıl bildirilir?
Çekinecek kişi, sebebini ve bunu haklı gösteren delili dinlenmeden önce yazılı olarak veya duruşmada sözlü biçimde bildirir. HMK m. 252 kapsamında sebep ve dayanak önceden bildirilmişse belirlenen günde gelme zorunluluğuna ilişkin özel hüküm uygulanır. Mahkeme tarafları dinleyerek çekinmenin haklı olup olmadığına karar verir. Sadece telefonla karşı tarafa haber vermek veya hiçbir açıklama yapmadan gelmemek bu yolun yerine geçmez. [1]
Sebepsiz çekinme veya mahkemenin çekinmeyi kabul etmemesine rağmen tanıklık ya da yeminden kaçınma, HMK m. 253’teki gider, disiplin para cezası ve şartları oluştuğunda disiplin hapsi sonuçlarını doğurabilir. Çekinme hakkı, yalan beyanda bulunma izni de değildir.
Tanık duruşmada nasıl dinlenir ve nasıl soru sorulur?
Ayrı dinleme, yemin ve tutanak
Tanıklar ayrı ayrı dinlenir; henüz dinlenmemiş tanıkların diğer tanığın anlatımını dinleyerek salonda bulunması önlenir. Gerekirse yüzleştirme yapılabilir. Kimlik, taraflarla yakınlık ve beyana duyulacak güveni etkileyebilecek ilişkiler açıklığa kavuşturulur. Gerçeği söyleme yükümlülüğü ve yalan tanıklığın sonuçları hatırlatılır; kanuni istisnalar dışında yeminden sonra anlatım alınır. [1: m. 254–261]
Tanık bildiklerini sözlü olarak açıklar. Önceden hazırlanmış bir ifade metnini okumak esas değildir. Tarih, rakam veya belirli hususları doğru hatırlamak için notlara bakılması gerekiyorsa hâkimin izni istenir. Anlatım tutanağa geçirilir; tutanak okunarak tanığa imzalatılır. Söylenenle kaydedilen arasında esaslı fark varsa bunun gecikmeden belirtilmesi gerekir. [1: m. 261]
HMK m. 246, mahkemenin uygun gördüğü durumlarda tanığa yazılı soru göndererek cevap istemesine imkân tanır; cevaplar yetersiz bulunursa tanık ayrıca dinlenebilir. Tarafın kendi hazırlattığı veya imzasını noterde onaylattığı bir anlatım bu mahkeme usulünün yerine geçmez. Böyle bir belgenin varlığı ile içeriğindeki olayların doğruluğu ayrı değerlendirilir. [1]
Avukat doğrudan, taraf hâkim aracılığıyla soru sorar
HMK m. 152 uyarınca duruşmaya katılan avukatlar tanığa doğrudan soru yöneltebilir. Taraflar ise sorularını hâkim aracılığıyla sorar. Sorunun yöneltilmesine itiraz edilirse mahkeme karar verir. Bu hak, tanığı baskı altında bırakma, cevabı söyleme veya duruşmayı tartışmaya çevirme yetkisi değildir. Tanığın sözünün kesilmesi, söz veya davranışla övülmesi ya da aşağılanması da HMK m. 262 çerçevesinde önlenir. [1]
İyi soru, tanığın bilgisinin sınırını ortaya çıkarır. “Davacı haklı, öyle değil mi?” yerine “Teslim sırasında nerede bulunuyordunuz?”, “Bu tarihi hangi olay nedeniyle hatırlıyorsunuz?” veya “Sözünü ettiğiniz konuşmayı bizzat duydunuz mu?” gibi sorular, anlatımın değerlendirilebilir olmasını sağlar. Bunlar tanığa verilecek cevap talimatları değil, mahkemenin denetiminde bilgi kaynağını açıklığa kavuşturmaya yönelik örneklerdir.
Tanığın başka tarihlerde bulunmadığı bir işyeri hakkında genelleme yapması hâlinde, çalışma dönemlerinin ayrıştırılması istenebilir. Bir belgedeki tarih ile sözlü anlatım farklıysa fark açıkça gösterilir ve açıklama sorulur. Tek bir kelimeyi bağlamından çıkararak tanığı çelişkiye düşürmeye çalışmak yerine, davanın sonucunu etkileyen somut uyuşmazlık üzerinde durulmalıdır.
Kaydı doğru tutmak, gizli kayıt yapmak değildir
Duruşmanın özel telefonla ses veya görüntü kaydına alınması, kişisel dosya tutmanın serbest bir parçası değildir. HMK m. 153’teki yasak ve yargılama için mahkemenin alabileceği kayıtlar ayrılmalıdır. Tarafın ve avukatın başvuracağı temel yol, resmî tutanağın doğru düzenlenmesini sağlamak ve usulüne uygun örneğini incelemektir. [1]
Duruşma sonrasında tanığın kullandığı önemli ifadeler, sorulan sorular, reddedilen sorular ve mahkemenin ara kararları dosya çalışma notuna işlenmelidir. Tutanakta bulunmayan bir söz varmış gibi dilekçe yazılamaz. Duruşma belleğe bırakılmamalı; yapılan işlem, istenen düzeltme ve takip edilecek süre kayıt altına alınmalıdır.
Başka şehirde, yurt dışında veya özel koşullarda bulunan tanıklar
Tanığın başka şehirde olması, tanık listesinden çıkarılmasını gerektirmez. Kanundaki koşullarla istinabe yoluyla bulunduğu yerdeki mahkemede dinlenmesi mümkündür. Tarafların dinleme yerine ve zamanına ilişkin haberdar edilmesi, soru sorma ve açıklamada bulunma imkânları gözetilmelidir. HMK m. 259, hastalık veya engellilik nedeniyle gelemeyen tanığın bulunduğu yerde dinlenmesini de düzenler. [1: m. 197, 259]
HMK m. 149/2 çerçevesinde mahkeme, tanığın bulunduğu yerden eş zamanlı ses ve görüntü aktarımıyla dinlenmesine taraf talebi üzerine veya resen karar verebilir. Bu, tanığın kendi seçtiği herhangi bir uygulamadan duruşmaya bağlanabileceği anlamına gelmez; karar, kimlik kontrolü ve teknik usul mahkemenin yönetimindedir.
Yürürlük ayrımı: 7589 sayılı Kanun’la uzaktan katılımda elle imzaya ilişkin eklenen düzenleme 31 Ekim 2026’da yürürlüğe girecektir. Bu rehberin mevzuat kontrol tarihi olan 11 Ekim 2026’da henüz yürürlükte değildir. Yeni hüküm, ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, feragat, kabul ve sulh için istisnalar içermektedir. Uzaktan tanık dinlenmesi planlanırken işlem tarihindeki metin ve uygulanacak usul yeniden kontrol edilmelidir. [1, 17]
Türkçe bilmeyen tanık için tercüman; işitme veya konuşma engeli bulunan tanık için HMK m. 263’teki iletişim imkânları değerlendirilir. Dil veya engellilik nedeniyle ortaya çıkan ifade güçlüğü, kendiliğinden güvenilmezlik gerekçesi yapılamaz. Tanığın sözünü anlayarak aktarması için gerekli koşullar sağlanmalıdır. [1]
Yurt dışında bulunan tanıklarda ilgili ülke, uygulanabilecek sözleşmeler, adli yardımlaşma yolu, tercüme ve tebligat koşulları birlikte incelenir. Türkiye’deki mahkemenin her yabancı ülkede aynı biçimde zorla getirme işlemi yaptırabileceği veya her dosyada doğrudan görüntülü bağlantı kurulabileceği varsayılmamalıdır. Tanığın bulunduğu ülke ve güncel adres, daha liste hazırlanırken belirlenmelidir.
Hâkim tanık beyanının değerini nasıl belirler?
Akrabalık, iş ilişkisi veya husumet otomatik ret nedeni değildir
Tanık delili takdiri delildir. Hâkim, kanuni sınırlara uyarak anlatımı diğer delillerle birlikte değerlendirir. Taraflardan birinin akrabası, çalışanı, eski çalışanı veya arkadaşı olmak tek başına bütün anlatımı hükümsüz kılmaz. Buna karşılık bağımlılık, menfaat ilişkisi veya somut husumet, güvenilirlik değerlendirmesinde önem taşıyabilir. HMK m. 255, güveni etkileyen nedenlerin ileri sürülüp ispatlanmasına imkân verir. [1]
İşçilik uyuşmazlıklarında tanığın aynı işverene karşı dava açmış olması da mekanik biçimde çözülmemelidir. Ortak menfaat veya husumet ihtimali incelenir; fakat aynı işyerinde birlikte çalışmış kişinin doğrudan bilgisi ayrıca değerlendirilir. Cenk Akil ve Meltem Ercan Özler’in karar incelemesi, tanığın mutlaka doğru söylediğinin varsayılması ile gerekçesiz güvensizlik arasında, somut ve denetlenebilir bir değerlendirme yapılması gereğini tartışır. Bu akademik değerlendirme bir kanun hükmü veya her dosyaya uygulanacak otomatik kabul kuralı değildir. [16]
Çelişki, bellek yanılması ve belgeyle uyum
Her farklılık aynı ağırlıkta değildir. Yıllar önceki bir olayın saatinin tam hatırlanamaması ile kişinin olay yerinde bulunup bulunmadığına ilişkin çelişki aynı düzeyde değerlendirilemez. Anlatımın ana olguya ilişkin tutarlılığı, bilgi kaynağı, zaman içindeki değişimi ve dış kayıtlarla uyumu birlikte incelenmelidir.
Varsayımsal örnek: Bir işçilik davasında tanık, davacının bütün yıl aynı saatlerde çalıştığını söylüyor; ancak kendisi yalnız iki ay aynı vardiyada bulunmuş. Bu durum anlatımın tamamını otomatik olarak değersiz kılmaz. Doğrudan bildiği iki ay ile başka kişilerden duyduğu dönem ayrıştırılır. Bordro ve giriş kayıtları da aynı dönemler bakımından kontrol edilir. Böylece delilin hem kullanılabilecek hem de sınırlı kalan yönü görünür olur.
Hâkimin takdir yetkisi, gerekçesiz tercih yetkisi değildir. Özellikle sonucu değiştirebilecek çelişkilerin ve somut itirazların neden kabul edildiği veya edilmediği kararda anlaşılmalıdır. Mahkeme, tanığın canlı anlatımını değerlendirse de yalnız görünüş, heyecan veya konuşma rahatlığı üzerinden kesin doğruluk ölçüsü kurmamalıdır. [1: m. 27, 198, 255, 297]
Çok tanık her zaman güçlü ispat anlamına gelmez
Hukuk yargılamasında genel bir “en az iki tanık” veya “çoğunluk hangi taraftaysa o kazanır” kuralı yoktur. Bir tanığın yeterliliği, ispat konusu ve diğer delillerle birlikte belirlenir. HMK m. 241’e göre mahkeme, aynı vakıa hakkında dinlenen tanıklarla yeterli bilgiye ulaşmışsa kalanların dinlenmemesine karar verebilir. [1]
Bu yetki, farklı bir vakıa için gösterilen tanığın sırf daha önce başka kişiler dinlendi diye gereksiz sayılması anlamına gelmez. Dinlenmesi istenen kişinin diğerlerinden farklı ne bildiği açıkça ortaya konulmalıdır. Ayrıca bir tarafın dayandığı delilden vazgeçmesi HMK m. 196 gereğince karşı tarafın açık izniyle bağlantılıdır; “kendi tanığım, istediğim anda dosyadan çıkarırım” yaklaşımı her durumda geçerli değildir. [1]
Tanık beyanına nasıl itiraz edilir?
Genel inkâr yerine somut karşılaştırma yapılmalıdır
“Tanık yalan söylüyor” ifadesi tek başına hukuki inceleme sağlamaz. İtiraz; hangi cümleye, hangi nedenle ve hangi delille karşı çıkıldığını açıklamalıdır. Bir anlatımın bilgi kaynağına, tanığın olay yerinde bulunma imkânına, belgeyle çelişkisine veya tarafla menfaat ilişkisine ilişkin somut itirazlar birbirinden ayrılmalıdır. [1: m. 27, 198, 255]
Uygulanabilir bir çalışma sırası şöyledir:
- Tutanaktaki ilgili beyanı tarih ve sayfasıyla belirleyin.
- Karşılaştırılan belgeyi veya önceki beyanı tam bağlamıyla gösterin.
- Çelişkinin davadaki hangi vakıayı etkilediğini açıklayın.
- Açıklayıcı soru, yeniden dinleme, yüzleştirme veya başka kayıtların incelenmesi talebinin gerekçesini yazın.
Bu taleplerin tamamı her olayda kabul edilmek zorunda değildir. Mahkeme gereklilik ve usul koşullarını değerlendirir. Tanık beyanına karşı açıklama sunmak için, bilirkişi raporuna itirazdaki süreyi aynen taşıyan genel bir iki haftalık kural bulunmaz. Mahkemenin verdiği süre varsa ona uyulmalı; açık hata duruşmada fark edilmişse gecikmeden kayda geçirilmelidir. [1]
Anayasa Mahkemesi: Beyandan haberdar olma ve karşı çıkabilme
Anayasa Mahkemesinin Yusuf Sulusaray, B. No: 2020/2316, 12 Ocak 2023 tarihli kararında; iş uyuşmazlığında belirleyici kabul edilen bir tanık beyanının usulüne uygun dinleme ve tartışma sürecinden geçmemesi incelenmiştir. Başvurucu, söz konusu kişinin beyanından nihai karar ile haberdar olmuş; buna karşı etkili açıklama yapma imkânı bulamamıştır. Mahkeme, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar vermiştir. [11]
Kararın önemi, yalnız “tanık dinlensin” demesinde değildir. Karara etkili delilden haberdar olmak, o delilin güvenilirliğini tartışabilmek ve karşı delil sunabilmek birlikte korunmalıdır. Bu karar, her reddedilen sorunun veya her dinlenmeyen tanığın otomatik olarak anayasal ihlal oluşturduğunu söylemez; delilin belirleyiciliği ve sürecin bütünü dikkate alınır.
Tanıkla iletişimde mesleki etik, gerçeklik ve gizlilik
Tanığı yönlendirmek delil hazırlığı değildir
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları m. 24; avukatın, ileride tanık olacak kişilerden istisnai olarak bilgi öğrenmesi gereken durumlarda dahi onları etkilemiş olma şüphesi yaratmaktan kaçınmasını ister. Tanığa nasıl tanıklık edeceği veya hâkim önünde nasıl hareket edeceği konusunda talimat verilmesini yasaklar. Bu sınır, “duruşmaya hazırlık” başlığı kullanılarak aşılamaz. [10]
Tanığın ulaşılabilirliği, resmî çağrı bilgisi veya tercüman ihtiyacı gibi işlemsel hususların tespiti; anlatımın provasını yapmak, cevap ezberletmek veya beyanları birbirine uydurmakla aynı değildir. Müvekkil de tanıklara ne söyleyeceklerini öğretmemeli, tanıkları birlikte konuşturup ortak bir hikâye oluşturmamalıdır. Avukatın görevi lehe bir anlatı üretmek değil, hukuka uygun biçimde elde edilebilecek gerçek bilgiyi değerlendirmektir.
Tanığın “bilmiyorum” veya “hatırlamıyorum” demesi bir kusur olarak görülmemelidir. Bilinmeyen ayrıntının tahminle tamamlanması, hem dosyanın güvenilirliğini hem de tanığın hukuki durumunu zedeler. Tanık, bir tarafın kazanma hedefinin aracı hâline getirilemez.
Yalan tanıklık ile yanılma aynı şey değildir
TCK m. 272, yetkili makam önünde gerçeğe aykırı tanıklığı suç olarak düzenler. Hukuk mahkemesinde tanıklık da bu sorumluluğun dışında değildir. Bununla birlikte her çelişki, eksik hatırlama veya taraflardan birini memnun etmeyen ifade doğrudan yalan tanıklık suçu sayılmaz; fiilin unsurları ve kast incelenir. HMK m. 264, yalan veya menfaat karşılığı tanıklığa ilişkin yeterli delil yahut emare oluşması hâlinde mahkemenin tutanak düzenleyip savcılığa göndermesini düzenler. [1, 12]
Yasal tanık ücreti ve gerçek giderlerin karşılanmasıyla, belirli bir anlatım karşılığında para veya menfaat sağlanması kesin olarak ayrılmalıdır. Ceza şikâyeti tehdidi, tanığın anlatımını değiştirmek için baskı aracı olarak kullanılamaz. Gerçeğe aykırılık şüphesi varsa yol, somut kayıtlarla hukuki başvurudur.
Kişisel veriler ve müvekkilin bilgilendirilmesi
Tanık listeleri ad, adres, yakınlık ve bazen hassas bilgiler içerir. Dava dosyasında hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için gerekli veri işleme ile internet sitesinde kişi bilgilerini yayımlamak aynı işlem değildir. İşlemenin hukuki sebebi, gereklilik ve ölçülülük birlikte değerlendirilmelidir. Sağlık gibi özel nitelikli veriler için ayrıca ilgili kanuni koşullar gözetilir. Kamuya açık makale veya örneklerde gerçek adres, kimlik numarası ve dosya bilgisi kullanılmamalıdır. [9, 13]
Müvekkile de tanık süreci açıklanmalıdır: Kimlerin hangi olay için bildirildiği, hangi giderin yatırılması gerektiği, kimin dinlendiği, hangi talebin reddedildiği ve bir sonraki işlemin ne olduğu anlaşılır biçimde aktarılmalıdır. Tanığın beklendiği gibi konuşmaması hâlinde sonuç gizlenmemeli; beyanın dosyaya etkisi belgelerle birlikte değerlendirilmelidir. Müvekkili bilgilendirmek, yalnız olumlu gelişmeleri aktarmak değildir; belirsizliği ve riski de doğru anlatmaktır.
Tanık dinlenmezse hangi yollar değerlendirilebilir?
Önce tanığın neden dinlenmediği belirlenmelidir. Süresinde delile dayanılmaması, ikinci liste yasağı, eksik adres, yatırılmayan avans, senetle ispat engeli veya aynı vakıanın yeterince aydınlanması farklı hukuki nedenlerdir. Bunların hepsine aynı dilekçeyle karşı çıkmak yerine, somut ret nedeni ve ona bağlı hak kaybı açıklanmalıdır. [1]
Mahkemeden ara kararın yeniden değerlendirilmesi istenebilir; ancak bu talep kaçırılmış kesin süreyi kendiliğinden geri getirmez ve her ret kararına karşı ayrı, derhâl istinaf yolu bulunduğu anlamına gelmez. Nihai karara karşı kanun yolu açıksa, tanığın hangi vakıayı ispatlayacağı, zamanında nasıl bildirildiği ve dinlenmemesinin sonuca etkisi başvuruda somutlaştırılmalıdır.
İstinafta yeni delil gösterme sınırlıdır. HMK m. 357 uyarınca ilk derece mahkemesinde usulüne uygun gösterildiği hâlde incelenmeden reddedilen veya mücbir sebeple gösterilemeyen delillerin incelenmesi mümkün olabilir. Bu düzenleme, ilk derece yargılamasında ihmal edilen her tanık için ikinci bir hazırlık dönemi sağlamaz. Kanun yolu türü, başvuru süresi ve kesinlik koşulları somut karar üzerinden ayrıca kontrol edilmelidir. [1]
Tanığın ağır hastalığı veya delilin ileride elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması gibi durumlarda, dava açılmadan önce ya da yargılama sırasında delil tespiti değerlendirilmelidir. HMK m. 400 ve devamındaki hukuki yarar koşulu gerçekleşmelidir. Delil tespiti, tanık listesi yasağını dolanmak veya geçmişte kaçırılan işlemleri otomatik olarak düzeltmek için kullanılamaz; amacı kaybolma riski bulunan delili korumaktır. [1]
Tanık delili için süre ve dosya kontrol tablosu
Aşağıdaki ayrımlar birlikte izlenmelidir. Özellikle “listeyi verdik” demek, çağrı, adres ve gider aşamalarının tamamlandığı anlamına gelmez.
| İşlem | Zaman veya kontrol ölçütü | İhmalin doğurabileceği sonuç |
|---|---|---|
| Tanık deliline dayanma | Uygulanan yargılama usulündeki dilekçe ve delil gösterme aşaması | Sonradan dayanma, HMK m. 145 dâhil özel değerlendirme gerektirir. |
| İlk tanık listesi | Mahkemenin somut ara kararı ve usulüne uygun kesin süre | Tanığın dinlenememesi riski; HMK m. 243 koşulları ayrıca incelenir. |
| Eksik veya yanlış adresin tamamlanması | HMK m. 240/3 uyarınca verilen uygun kesin süre | Süresinde doğru adres verilmezse o tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılır. |
| Tanık çağrısı | Kural olarak duruşmadan en az bir hafta önce tebliğ | Çağrının ve gelmeme yaptırımının usule uygunluğu etkilenir. |
| Delil avansı | Mahkemenin HMK m. 324 kapsamında verdiği kesin süre | Diğer tarafça da yatırılmazsa delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılabilir. |
| Beyana karşı açıklama | Duruşmada gecikmeden; ayrıca verilmiş mahkeme süresi varsa o sürede | Somut itirazın incelenmesi güçleşebilir; genel iki hafta kuralı varsayılmaz. |
| Kanun yolu başvurusu | Kararın türü, tebliği ve uygulanacak kanun yolu hükümleri | Ara kararı tekrar tartışma isteği, başvuru süresini kendiliğinden durdurmaz. |
Dosya yönetiminde her işlem için sorumlu kişi, son tarih, tamamlanma belgesi ve sonraki adım kaydedilmelidir. Liste sunulduysa UYAP gönderim kaydı; avans yatırıldıysa makbuz; tanık dinlendiyse tutanak; yeni adres bildirildiyse ilgili dilekçe dosyada bulunmalıdır. İşin kayda alınması hem hak kaybını önlemeye hem de müvekkile doğru bilgi vermeye hizmet eder.
| Sık yapılan hata | Neden sorunludur? | Doğru yaklaşım |
|---|---|---|
| Bütün tanıkları bütün olaylar için göstermek | Bilgi kaynağı ve ilgili vakıa belirsiz kalır. | Her tanığın bildiği olay ve dönem açıklanır. |
| İkinci listeyi olağan bir tamamlama yolu sanmak | HMK m. 240’taki yasak gözden kaçar. | İlk liste özenle hazırlanır; gerçek istisna ayrıca gerekçelendirilir. |
| Akraba veya çalışan tanığı otomatik olarak elemek | Tanıklığa elverişlilik ile güvenilirlik karıştırılır. | Sıfat, çekinme hakkı ve beyanın değeri ayrı incelenir. |
| Duyulan bilgiyi görgü gibi sunmak | Anlatımın gerçek kaynağı gizlenir. | Bizzat bilinen, başkasından öğrenilen ve yorum olan kısımlar ayrılır. |
| Tanık ücretini anlatımın karşılığı gibi görmek | Yasal gider ile menfaat sağlama karıştırılır. | Mahkemenin belirlediği ücret ve gider usulü izlenir. |
| Duruşmadan sonra müvekkile dönmemek | Dosyanın durumu ve yaklaşan işlemler belirsiz kalır. | Tutanak incelenir, risk ve sonraki adım yazılı olarak açıklanır. |
Sonuç
Tanık delilinin gücü, dosyadaki isimlerin çokluğundan değil; hukuka uygun biçimde ortaya konulan bilginin açıklığından doğar. Sağlam bir tanık planı, ispat edilecek vakıayı ve ispat yükünü belirlemekle başlar. Olayın tanıkla ispata elverişliliği, delile dayanma zamanı, ilk liste, doğru adres ve giderler birlikte yönetilir. Duruşmada ise bilgi kaynağı, soru hakkı, tutanağın doğruluğu ve diğer delillerle uyum öne çıkar.
İkinci liste yasağının istisnaları, önemli güvencelerdir; fakat eksik hazırlığın olağan çözümü olarak görülmemelidir. Aynı şekilde tanığın tarafla ilişkisi, beyanını otomatik olarak değersiz kılmaz; mahkemenin takdir yetkisi de gerekçe ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Her anlatım, ait olduğu vakıa ve dosyanın bütünü içinde değerlendirilmelidir.
Avukat açısından özenli çalışma; tanığı yönlendirmeden bilgi sınırlarını görmek, usul işlemlerini kaydetmek, karşı tarafın güçlü itirazlarını hesaba katmak ve müvekkili gelişmelerden haberdar etmektir. Tanıklığın amacı bir tarafın söylemek istediğini çoğaltmak değil, mahkemenin olay hakkında güvenilir ve denetlenebilir bilgiye ulaşmasını sağlamaktır.
Sıkça Sorulan Sorular
Hukuk davasında tek tanık yeterli olur mu?
Genel bir iki tanık zorunluluğu yoktur. Tek tanığın yeterliliği; ispat konusu, kanuni delil sınırlamaları, anlatımın niteliği ve dosyanın bütünüyle belirlenir. Senetle ispat gereken bir işlemi, istisna bulunmadan çok sayıda tanık da ispatlayamaz. Ayrıntı için beyanın değerlendirilmesi bölümüne bakınız.
Tanık listesi vermek için süre her zaman iki hafta mıdır?
Hayır. Tanık listesi bakımından mahkemenin somut ara kararı ve usulüne uygun kesin süre incelenir. HMK m. 139’daki belge sunma süresi, bütün tanık listelerine otomatik uygulanmaz. Ancak mahkemenin verdiği iki haftalık kesin süre de göz ardı edilemez. Süre ayrımı belirleyicidir.
İlk listeden sonra yeni tanık eklenebilir mi?
Kural olarak ikinci tanık listesi verilemez. Yeni vakıa, sonradan delil gösterme veya tanığın ölümü gibi özel durumlar kendi koşullarıyla değerlendirilir. Yeni isim yazılmış bir dilekçeye “ek açıklama” denilmesi yasağı kaldırmaz. İstisnalar bölümünde kararların sınırları açıklanmıştır.
Liste verilmemişse tanığı duruşmaya getirmek yeterli midir?
Her durumda yeterli değildir. HMK m. 243/1’de liste için kesin süre verilmesi ve dinlenme gününün belirlenmesi gibi koşullar vardır. Tanık deliline süresinde dayanma sorunu ayrıca değerlendirilir. Bu imkân, herhangi bir aşamada sınırsız tanık getirme hakkı değildir.
Eşim, kardeşim veya çalışanım tanıklık yapabilir mi?
Kural olarak davanın tarafı olmayan yakın veya çalışan tanık olabilir. Kanundaki yakınların çekinme hakkı, temsil sıfatı ve somut menfaat ilişkileri ayrıca incelenir. Tanığın sonradan mirasçı olarak davanın tarafı hâline gelmesi sonucu değiştirebilir. Tanık sıfatı ile çekinme hakkı farklıdır.
On sekiz yaşından küçük kişi tanık olabilir mi?
Evet; genel bir on sekiz yaş engeli yoktur. Dinlendiği sırada on beş yaşını bitirmemiş kişiler yeminsiz dinlenir. Anlatımın değeri, kişinin algılama ve ifade etme imkânı ile somut olay birlikte değerlendirilerek belirlenir.
WhatsApp mesajı varsa ayrıca tanık dinlenebilir mi?
Mesajın varlığı tek başına yeterli değildir. Aidiyet, bütünlük, hukuka uygunluk ve gerekiyorsa delil başlangıcı koşulları incelenir. Karşı taraftan gelen ve işlemi muhtemel gösteren bir yazışma, uygun koşullarda tanık deliline başvurulmasını sağlayabilir. Yazılı delil sınırları dikkate alınmalıdır.
Tanık mahkemeye gelmezse ne olur?
Usulüne uygun çağrıya rağmen haklı mazereti olmadan gelmeyen tanık hakkında zorla getirme, gider ve disiplin para cezası hükümleri uygulanabilir. Telefonla haber verme ile usulüne uygun davetiyenin sonuçları aynı değildir. Çekinme hakkının ileri sürülmesi de ayrı usule tabidir.
Tanığa ödeme yapılır mı?
Yasal tanık ücreti ve koşulları gerçekleşen giderler ödenir. İncelenen HMK tarifesinde zaman kaybına göre 130–200 TL ücret öngörülmektedir; seyahat ve gerekli diğer giderler ayrıca değerlendirilir. Bu ödeme, istenen yönde beyanda bulunmanın karşılığı olamaz. Ücret ve avans bölümüne bakınız.
Noterde yazılı tanık beyanı almak duruşmada dinlemenin yerine geçer mi?
Kural olarak geçmez. Özel olarak hazırlanmış veya imzası noterlikçe onaylanmış anlatım, mahkemenin tanığı usulüne uygun dinlemesiyle aynı değildir. HMK m. 246’da mahkemenin yazılı soru göndererek başvurabileceği özel usul bulunur; bu usulü taraflar tek başına oluşturamaz. Belgenin başka yönden delil niteliği ayrıca değerlendirilebilir. [1]
Tanık önceden hazırlanmış metni okuyabilir mi?
Tanık esas olarak sözlü anlatımda bulunur. Tarih ve rakam gibi ayrıntılar için notlara bakılması gerektiğinde hâkimden izin istenir. Cevap ezberletilmesi ve anlatımın avukat veya taraf tarafından kurgulanması mesleki ve hukuki sorun doğurur. Dinleme usulü bu ayrımı açıklar.
Başka şehirde veya yurt dışında yaşayan tanık dinlenebilir mi?
Uygun usul koşullarıyla mümkündür. Başka şehirde istinabe, koşulları oluştuğunda ses ve görüntü aktarımı; yurt dışında ise ülkeye göre adli yardımlaşma ve ilgili düzenlemeler değerlendirilir. Otomatik bir uzaktan bağlantı hakkı bulunmaz.
Tanık beyanına itiraz için iki haftalık süre var mı?
Tanık beyanları için bütün dosyalara uygulanacak genel iki haftalık itiraz süresi yoktur. Mahkemenin verdiği süreye uyulmalı; duruşmada fark edilen önemli hata veya çelişki gecikmeden belirtilmelidir. Beyan, karşı belge ve sonuca etkisi somutlaştırılmalıdır. İtiraz bölümü örnek çalışma sırası içerir.
Dinlenmeyen tanık istinafta ilk kez bildirilebilir mi?
İstinaf, tanık listesini baştan oluşturma aşaması değildir. HMK m. 357’deki yeni delil sınırlaması uygulanır. İlk derece mahkemesinde usulüne uygun gösterildiği hâlde reddedilen veya mücbir sebeple gösterilemeyen delillerin durumu ayrıca incelenir. Kanun yolları bölümü bu sınırı açıklar.
Kaynakça
- Türkiye Cumhuriyeti, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu; özellikle m. 27, 94, 119, 129, 139–145, 149–153, 187–203, 240–265, 297, 317–325, 334 ve devamı, 357, 400 ve devamı ile Ek m. 1. Güncel konsolide metin.
- Hazine ve Maliye Bakanlığı, Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği, Sıra No: 585, Resmî Gazete, 27.11.2025, sayı 33090; 2025 yeniden değerleme oranı %25,49. Tebliğ metni. Parasal sınır hesabı HMK Ek m. 1 ile birlikte değerlendirilmiştir.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 08.03.2022, E. 2020/9-605, K. 2022/264. Tam karar metninin Çalışma ve Toplum, 2022/3, s. 2004–2016’da yayımlanan aktarımı: karar metni.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 22.06.2021, E. 2017/2301, K. 2021/807, özellikle par. 18–25. Tam karar metninin açık aktarımı: Gülsün Hukuk.
- Arslan, Aziz Serkan / Topal, Mustafa, “Tanık Listesinde Yer Almayan Tanığın Duruşmada Hazır Bulundurulması Halinde Dinlenilmesi İmkânı”, Çukurova Üniversitesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 2025, sayı 7, s. 21–40; özellikle s. 37–38. DOI: 10.59399/cuhad.1615222.
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 13.04.2021, E. 2019/3092, K. 2021/2207. Tam karar metninin açık aktarımı: Karamercan Hukuk.
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 13.02.2024, E. 2023/3530, K. 2024/988. Tam karar metninin açık aktarımı: Kararmatik.
- Adalet Bakanlığı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tanık Ücret Tarifesi, Resmî Gazete, 28.10.2025, sayı 33061, m. 3–5. Bakanlıkta yayımlanan metin.
- Türkiye Cumhuriyeti, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, özellikle m. 34 ve 36. Güncel konsolide metin.
- Türkiye Barolar Birliği, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları, özellikle m. 24. TBB metni.
- Anayasa Mahkemesi, Yusuf Sulusaray, B. No: 2020/2316, 12.01.2023, özellikle par. 35–43 ve hüküm; Resmî Gazete, 03.05.2023, sayı 32179. Resmî karar kaydı; tam karar metninin açık aktarımı.
- Türkiye Cumhuriyeti, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 272. Güncel konsolide metin.
- Türkiye Cumhuriyeti, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, özellikle m. 4–6. Güncel konsolide metin.
- Turan, Mehmet, “Tanık Listesi Sunulması”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, 2022, sayı 49, s. 289–322. DOI: 10.54049/taad.1055758.
- Karamercan, Fatih, “Medenî Usûl Hukukunda Tanık ve Tanıklık”, Ankara Barosu Dergisi, 2018/3, s. 151–192. Makale metni.
- Akil, Cenk / Ercan Özler, Meltem, “Tanıklık Beyanının Delil Değerinin Değerlendirilmesi Hakkında Bir İnceleme (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.02.2015 Tarihli Kararının Değerlendirilmesi)”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, 2018, sayı 34, s. 61–73. Makale metni.
- Türkiye Cumhuriyeti, 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, kabul 16.07.2026; Resmî Gazete, 31.07.2026, sayı 33326; m. 22 ve 26. Kanun metni.