İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Miras ve Tereke Hukuku

Vasiyetnamenin İptali Davası: İptal Sebepleri, Süreler ve Hukuki Sonuçları

Vasiyetname üzerindeki imzanın büyüteçle incelendiği temsili sahne
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 26 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Vasiyete itirazda iptal ve tenkis ayrımı, öğrenme süresi, deliller ve karar sonrasında mirasın paylaşılması.

Vasiyetname; mirasbırakanın ehliyetsizliği, iradesinin sakatlanması, hukuka veya ahlâka aykırılık ya da kanuni şekle uyulmaması nedeniyle mahkeme kararıyla tamamen veya kısmen iptal edilebilir. İptalde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı, kural olarak mirasbırakanın son yerleşim yerindeki asliye hukuk mahkemesine başvurur. Bir yıllık öğrenme süresi ile on veya yirmi yıllık üst süreler birlikte değerlendirilir. İptal kararı, mirasın mutlaka bütün mirasçılar arasında eşit bölüşüleceği anlamına gelmez; kararın kapsamı, tarafları ve geride kalan geçerli tasarruflar belirleyicidir. (TMK m. 557–559, 576; HMK m. 2, 11; 1, 2)

Bir vasiyetnamenin adaletsiz bulunması, noterde düzenlenmesi, yaşlılıkta yapılması veya bir çocuğa diğerlerinden fazla mal bırakması tek başına davanın sonucunu belirlemez. Önce hangi hukuki sorunun bulunduğu saptanmalıdır: Son arzunun oluşumunda bir geçersizlik mi vardır, saklı pay mı zedelenmiştir, yoksa geçerli vasiyetin nasıl uygulanacağı mı tartışılmaktadır? Bu rehber, Türk hukuku bakımından iptal davasını ve karar sonrasında miras haklarının nasıl kullanılacağını bu ayrımlar üzerinden inceler.

Vasiyetnamenin İptali Davası Neyi Değiştirir?

İptal davası, mirasbırakanın ölümünden sonra ölüme bağlı tasarruftaki kanuni bir sakatlığın giderilmesini amaçlar. TMK m. 557 kapsamında iptal edilebilir bir vasiyetname, yalnızca bir mirasçının geçersizlik iddiasında bulunmasıyla ortadan kalkmaz. Mahkeme, ileri sürülen vakıaları, delilleri, dava hakkını ve süreleri değerlendirir; kararın etki alanı da bu değerlendirme ve talep sonucuna göre belirlenir. Bu yapı, kanuni bir sebebe dayanmayan genel bir “vasiyete karşı çıkma” hakkından farklıdır. (1, 10)

Vasiyetnamenin açılması ile iptali ayrı işlemlerdir. Sulh hukuk mahkemesi, kendisine teslim edilen vasiyetnameyi geçerli olup olmadığına bakmadan açıp ilgililere okur. Açılma dosyası, mirasbırakanın son arzularının öğrenilmesini sağlar; ayrıntılı bir ehliyet veya baskı yargılamasının yerine geçmez. Bu nedenle “mahkeme vasiyetnameyi okudu, artık iptal edilemez” düşüncesi doğru değildir. Aynı şekilde açılma dosyasına itiraz dilekçesi verilmesi, asliye hukuk mahkemesinde iptal davası açılmasıyla aynı sonucu doğurmaz. (TMK m. 595–598; 1)

Mirasbırakan sağken kendi vasiyetinden dönmesi de iptal davasından ayrılır. Dönme, kanunun izin verdiği biçimde yeni vasiyetnameyle, yok etmeyle veya ilgili tasarruflarla gündeme gelebilir. Mirasçı adayının gelecekteki beklentisi, yaşayan kişinin vasiyetini iptal ettirme yetkisi vermez. Belgenin sahte olması, hiç vasiyet iradesi taşımaması veya yalnız bir taslak olması ise iptal edilebilirlikten önce hukuken bir vasiyetnamenin var olup olmadığı sorununu doğurabilir. Böyle bir iddia, otomatik olarak bütün yönleriyle TMK m. 559’a tabi sayılmamalıdır; belgenin niteliği ve istenen koruma belirlenmelidir. (TMK m. 542–544; Arslan, s. 696–698; 1, 9)

Vasiyetname Hangi Hâllerde İptal Edilebilir?

TMK m. 557 dört temel sebep öngörür. Her sebep aynı delille kanıtlanmaz. Birden fazla sakatlık varsa bunların ayrı olaylarla açıklanması, hangi hükmün neden iptalinin istendiğinin gösterilmesi gerekir. Mahkemenin hukuku kendiliğinden uygulaması, tarafın somut olayları ileri sürme yükünü ortadan kaldırmaz. (1, 2)

Mirasbırakanın Vasiyet Yapma Ehliyetinin Bulunmaması

Vasiyet yapabilmek için on beş yaşını doldurmuş olmak ve ayırt etme gücüne sahip bulunmak gerekir. Miras sözleşmesi için aranan erginlik ve kısıtlı olmama koşulları vasiyetnameye aynen taşınamaz. İncelemenin merkezi, vasiyetnamenin düzenlendiği andır: Kişi yaptığı işlemin anlamını, malvarlığı üzerindeki etkisini ve kimler yararına sonuç doğuracağını değerlendirebiliyor muydu? (TMK m. 13, 502–503; 1)

İleri yaş, tek başına ehliyetsizlik değildir. Demans tanısının varlığı, tanının tarihi ve hastalığın seyriyle birlikte değerlendirilir. Sonradan verilen vesayet kararı da geçmişteki bütün işlemleri kendiliğinden geçersiz kılmaz. Buna karşılık düzenleme dönemindeki ağır bilişsel bozukluk, bilinç değişikliği veya ilaç etkisi somut kayıtlarla ortaya konulmuşsa işlem gününe yönelik uzman incelemesi önem kazanır.

Davacı, yalnız “çok yaşlıydı” demek yerine ilgili dönemin hastane dosyalarını, muayene kayıtlarını, kullanılan ilaçları ve doğrudan gözleme dayanan tanıkları göstermelidir. Davalı ise aynı dönemdeki tutarlı davranışlara, hekim değerlendirmesine ve düzenleme işleminin koşullarına dayanabilir. Sağlık raporu önemli bir delildir; bütün diğer verileri gereksiz kılan kesin bir cevap değildir. Ehliyete ilişkin tıbbi değerlendirme, belgenin tarihine ve işlem türüne odaklanmalıdır. (TMK m. 6; HMK m. 190, 266; Arslan, s. 699–702; 1, 2, 9)

Yanılma, Aldatma, Korkutma veya Zorlama

Mirasbırakanın gerçek iradesi, yanlış bilgiyle veya baskıyla yönlendirilmiş olabilir. Ancak aile içi yakınlık, bir yakının bakım vermesi ya da vasiyetnameden yararlanması tek başına aldatma veya zorlama kanıtı değildir. İddia edilen davranışın ne zaman gerçekleştiği, kim tarafından yapıldığı ve vasiyet kararını nasıl etkilediği açıklanmalıdır. Örneğin bir mirasçının öldüğüne ilişkin kasıtlı yanlış bilgi verilmesiyle sıradan aile anlaşmazlığı aynı hukuki değerlendirmeye tabi tutulamaz.

TMK m. 504 önemli bir istisna içerir: Mirasbırakan, yanılmayı veya aldatmayı öğrendikten ya da korkutma veya zorlamanın etkisinden kurtulduktan sonra bir yıl içinde tasarruftan dönmezse tasarruf geçerli sayılır. Bu bir yıl, mirasçının iptal davası için sahip olduğu bir yıllık süreyle aynı değildir. Davalı, sakatlığın sonradan bu şekilde giderildiğini savunabilir; öğrenme veya etkinin sona erme tarihi de tartışmanın parçası olur. (1)

Kişinin veya malın belirtilmesindeki açık yanlışlıkta, mirasbırakanın gerçek arzusu kesin olarak belirlenebiliyorsa düzeltme imkânı vardır. Dolayısıyla her ad veya parsel hatası tüm vasiyetnamenin iptalini gerektirmez. Yorumla giderilebilecek yanlışlık ile iradenin oluşumundaki sakatlık birbirinden ayrılmalıdır. Her belirsizliğin iptal sebebi olmadığı durumlar için vasiyetnamenin yorumu yazısı da incelenebilir.

İçeriğin, Koşulun veya Yüklemenin Hukuka ya da Ahlâka Aykırılığı

Vasiyetnamenin içeriği kadar, kazandırmaya bağlanan koşul ve yüklemeler de incelenir. Hukuka aykırı bir davranışın yapılmasının şart koşulması veya kişinin temel özgürlüklerini kabul edilemez biçimde sınırlayan bir düzenleme iptal sebebi oluşturabilir. Buna karşılık mirasbırakanın bir mirasçıya kırgın olması veya bir başkasını tercih etmesi, tek başına hukuka ya da ahlâka aykırılık sayılmaz. Hukuka aykırı koşul ve yüklemelerin sonuçları vasiyetnamede koşul ve yükleme yazısında ayrıca anlatılmıştır.

TMK m. 515, anlamsız veya yalnız başkalarını rahatsız edici nitelikteki koşul ve yüklemeleri ayrı değerlendirerek bunların yok sayılmasını öngörür. Hukuka aykırılığın hangi tasarrufu etkilediği ve kalan düzenlemenin ayakta kalıp kalamayacağı bu nedenle önemlidir. Davacı, yalnızca hoşuna gitmeyen bir sonucu değil, somut içeriğin hangi hukuk kuralını veya ahlâki sınırı ihlal ettiğini göstermelidir. Davalı ise hükmün hukuka uygun yorumunu ve diğer tasarruflardan ayrılabilirliğini ileri sürebilir. (TMK m. 515, 557–558; 1)

Vasiyetnamenin Kanuni Şekle Uyulmadan Düzenlenmesi

Türk hukukunda resmî, el yazılı ve istisnai olarak sözlü vasiyetname mümkündür. Şekil denetimi, belgenin hangi türe ait olduğunun belirlenmesiyle başlar. “İmza var” veya “noter kaşesi bulunuyor” denilmesi bütün şekil koşullarının yerine getirildiğini göstermez. (TMK m. 531–541; 1)

Resmî vasiyetnamede yetkili memur ve iki tanıkla yürütülen düzenleme usulü, imzalar ve gerekli beyanlar incelenir. Mirasbırakanın okuyup imzalayabildiği usul ile okuyamadığı veya imzalayamadığı durumda uygulanacak usul farklıdır. Özellikle TMK m. 535 kapsamındaki okumaya ve tanık açıklamalarına ilişkin koşulların belge üzerinden kontrolü gerekir. Tanık olmaya engel hâller ile tanığa veya belirli yakınlarına kazandırma yapılması da aynı sorun değildir. TMK m. 558/3 kapsamındaki kazandırma yasağında yalnız ilgili kazandırmanın iptali öngörülür; bu sonuç bütün tanık yasaklarına otomatik uygulanamaz.

El yazılı vasiyetnamenin baştan sona mirasbırakanın el yazısıyla yazılması, yıl, ay ve gün gösterilerek tarihlenmesi ve imzalanması gerekir. Saklanması için notere bırakılması zorunlu değildir. Bilgisayarda hazırlanıp yalnız imzalanan metin, bu sebeple el yazılı vasiyetnamenin yerini tutmaz. Belgenin aslı; yazı, imza, tarih, ekleme ve silintiler yönünden incelenmelidir. Eksikliğin niteliği ve yorumla giderilme ihtimali değerlendirilmeden her olay için aynı sonuç söylenemez.

Sözlü vasiyetname, olağanüstü koşullar nedeniyle diğer vasiyet biçimlerine başvurulamayan hâllere özgüdür. İki tanığa açıklama yapılması, beyanın kanuni usulle ve vakit geçirilmeden mahkemeye aktarılması gerekir. Mirasbırakan için başka şekilde vasiyet yapma olanağı doğduktan sonra bir ay geçmesi, sözlü vasiyetin hükümden düşmesine yol açar. Bu süre de mirasçının iptal davası süresi değildir. Ses veya video kaydı, kanunun aradığı usul olmadan tek başına yeni bir vasiyetname türü oluşturmaz.

Noterde düzenlenen vasiyetnamenin sağlık kurulu raporu olmadan yapılmasının mutlaka geçersizlik doğuracağı da söylenemez. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 09.05.2024 tarihli, E. 2023/2763, K. 2024/2486 sayılı kararında, kurul raporu bulunmamasına yönelik itirazın kabul edilmediği ve irade sakatlığının kanıtlanamadığı olayda ret kararı onanmıştır. Karar, ehliyetin hiçbir dosyada araştırılmayacağı anlamına gelmez; sağlık raporunun türüyle vasiyetin kanuni şekil şartlarının karıştırılmaması gerektiğini gösterir. (6)

Davayı Kim Açabilir, Kime Karşı Açılır?

TMK m. 558 uyarınca iptalde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı dava açabilir. Menfaat, iptal sonucunda kişinin miras hukuku bakımından durumunun iyileşmesiyle bağlantılıdır. Bu nedenle her akraba, sırf akrabalık nedeniyle davacı olamaz. Atanmış mirasçı veya önceki bir vasiyetnameden yararlanan kişi de kendi hukuki menfaatini somutlaştırmak koşuluyla değerlendirmeye alınabilir. Davacının saklı pay sahibi olması her iptal davasında zorunlu değildir. (1)

Dava, iptali istenen tasarruftan davacı aleyhine yararlanan kişiye veya kişilere yöneltilir. Lehtarın hangi kazandırmadan yararlandığı belirlenmelidir. Vasiyetnameyi düzenleyen noter, sırf bu sıfatla iptal davasının davalısı değildir; olası noter sorumluluğu ayrı şartlara bağlı bir meseledir. Ölmüş mirasbırakan aleyhine dava açılması da doğru taraf düzenini oluşturmaz.

Bir mirasçının dava açabilmesi, diğer bütün mirasçıların mutlaka davacı olmasına bağlı değildir. Bununla birlikte davaya katılmayan kişinin, başkasının aldığı iptal kararından otomatik yararlanacağı varsayılmamalıdır. Fer’î müdahale ile kendi adına talepte bulunmak da aynı şey değildir. Kendi hakkının hüküm altına alınmasını isteyen kişi bakımından süre ve usul ayrıca değerlendirilmelidir. (12)

Küçük veya kısıtlı mirasçı söz konusuysa temsil yetkisi, gerekli izinler ve menfaat çatışması kontrol edilir. Yasal temsilci de vasiyetten yararlanıyorsa temsil kayyımı ihtiyacı doğabilir. Bu konuların varlığı, dava süresinin kendiliğinden hiç işlemeyeceği anlamına gelmez; temsil ve öğrenme tarihleri belgeleriyle incelenmelidir.

Vasiyetnamenin İptali Davasında Süreler Nasıl Hesaplanır?

Bir Yıllık Sürenin Başlangıcı

Bir yıllık süre, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrenmesiyle başlar. Üç unsur birlikte aranır. Yalnız ölüm tarihini veya vasiyetnamenin düzenlendiği tarihi esas almak doğru değildir. Her davacının öğrenmesi ayrı olabilir; bunu gösteren tebligat, açılma tutanağı, önceki dilekçe ve yazışmalar önem taşır. (TMK m. 559; 1)

İptal sebebini öğrenmekle, davayı kesin kazanacak bütün delilleri toplamak aynı değildir. İşlem günündeki rahatsızlık veya şekil eksikliği bilinirken, yıllar sonra uzman raporu alınması her durumda yeni süre başlatmaz. Davacı daha geç öğrenmeye dayanıyorsa hangi yeni olguyu ne zaman öğrendiğini açıklamalı; davalı da daha önceki bilgiye işaret eden belgeleri ortaya koyabilmelidir.

Açılma kararının kesinleşmesini beklemek güvenli bir süre hesabı değildir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 14.01.2020 tarihli, E. 2019/4002, K. 2020/80 sayılı kararında önceki kesinleşme merkezli yaklaşımdan dönülerek kanundaki öğrenme ölçütü esas alınmıştır. Aynı yaklaşım 27.10.2020 tarihli, E. 2020/3118, K. 2020/6145 sayılı kararda da görülür. Öğrenme gerçekleşmişse, açılma dosyasındaki kesinleşme işlemini beklemek hak kaybına yol açabilir. (5)

On ve Yirmi Yıllık Üst Süreler

Vasiyetnamelerde üst süre, vasiyetnamenin açılmasından başlar. İyiniyetli davalıya karşı on, iyiniyetli olmayan davalıya karşı yirmi yıldır. Davalının iyiniyeti, iptal sebebine ilişkin bilgisi ve somut koşullarla ilgilidir; davayı kabul etmemesi tek başına kötüniyet kanıtı olmaz. Üst sürenin dolmamış olması, geçmiş bir yıllık süreyi canlandırmaz. (1)

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 26.11.2025 tarihli, E. 2025/604, K. 2025/5043 sayılı kararında, vasiyetnamenin vasiye okunması ve sonraki tarihler değerlendirilerek bir yıllık süre nedeniyle verilen ret kararı onanmıştır. On yılın dolmadığı savunması sonucu değiştirmemiştir. Bu örnek, temsil edilen kişi bakımından öğrenme ve daha sonra mirasçılarına geçen konumun da dosya geçmişiyle incelenmesi gerektiğini gösterir. (7)

Süre veya işlemBaşlangıç ve kapsamPratik anlamı
İptalde bir yılTasarruf, iptal sebebi ve hak sahipliğinin öğrenilmesiÜst süre dolmasa da dava hakkı düşebilir.
İptalde on yılVasiyetnamenin açılması; iyiniyetli davalıBir yıllık süreyle birlikte uygulanır.
İptalde yirmi yılVasiyetnamenin açılması; iyiniyetli olmayan davalıKötüniyetin dayanağı somutlaştırılır.
TMK m. 598’de bir ayMirasçı atama veya vasiyetin ilgiliye bildirilmesiAtanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı belgesi sürecine ilişkindir; iptal davasının bir yılı değildir.
Tenkiste bir yıl ve on yılSaklı pay ihlalinin öğrenilmesi; vasiyetnamede açılmadan itibaren üst süreTMK m. 571’e göre ayrı hesap yapılır.
Hükümsüzlük def’iİfa talebine karşı savunmaTMK m. 559/2 uyarınca süreye bağlı değildir; bağımsız iade davasının yerine geçmez.

Bu süreler bakımından yalnız bir takvim tarihi yazmak yeterli değildir. Ölüm, açılma, tebliğ ve her iptal sebebinin öğrenilmesi aynı zaman çizelgesinde gösterilmelidir. Örneğin, varsayımsal bir olayda vasiyet ve hak sahipliği mart ayında, iradeyi etkileyen aldatma mayıs ayında öğrenilmişse, gerçekten yeni öğrenilen sebep yönünden mayıs tarihi tartışılır. Aldatmanın daha önce bilindiği ispatlanırsa hesap değişir. Üst süre ayrıca kontrol edilir.

Hak düşürücü süreyi mahkeme kendiliğinden dikkate alır. Sıradan aile görüşmeleri, noter ihtarı veya suç duyurusu iptal davası açılmasının yerine geçmez. Kanuni kapsamda yürütülen arabuluculuğun sürelere etkisi ise özel hükümlerle değerlendirilir; “görüşüyoruz, süre durdu” varsayımı yapılamaz. (1, 3)

Hangi Mahkeme Yetkilidir, Arabuluculuk Gerekir mi?

İptal davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Yabancılık unsuru bulunmayan uyuşmazlıkta, mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir. Vasiyetnamenin başka şehirdeki noterde yapılması veya taşınmazın başka ilde bulunması tek başına bu kuralı değiştirmez. Son yerleşim yeri, geçici hastane veya bakım kurumu adresiyle de her zaman aynı değildir. (TMK m. 19–22, 576; HMK m. 2, 11; 1, 2)

Sırf vasiyetnamenin iptali talebi için genel bir zorunlu arabuluculuk şartı bulunmaz. Ancak mirasın paylaşılması veya ortaklığın giderilmesi gibi ayrı bir uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuğa tabi olması mümkündür. Aynı aile ve aynı taşınmaz hakkında olmaları, bütün dava türlerinin aynı ön koşula tabi olduğu anlamına gelmez. Birlikte veya art arda açılacak talepler kendi nitelikleriyle değerlendirilir. (6325 sayılı Kanun m. 18/B; 3)

Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebildiği alanda ihtiyari arabuluculuk değerlendirilebilir. Bununla birlikte anlaşmanın yalnız imzalayanlar arasındaki etkisi, tapu işlemleri için gereken koşullar ve temsil yetkileri ayrıca incelenir. Usulüne uygun arabuluculuk sürecinin başlangıcı ve sona ermesi belgelenmeden hak düşürücü sürenin durduğu kabul edilmemelidir. (6325 sayılı Kanun m. 1, 16, 18; 3)

Ehliyetsizlik, Baskı, Aldatma ve Şekil Eksikliği Nasıl İspatlanır?

Genel kural, hakkını dayandırdığı olguyu ileri süren tarafın onu ispatlamasıdır. Davacının iptal sebebini somutlaştırması; davalının da iyileşme, farklı öğrenme tarihi veya belgenin usule uygunluğu gibi savunmalarını delillendirmesi gerekir. Ehliyet incelemesinde hastalığın niteliği ve sürekliliği gibi özellikler ispat değerlendirmesini etkileyebilir. Bu nedenle ispat yükü, her iddiadan bağımsız tek bir sloganla açıklanamaz. (TMK m. 6; HMK m. 190; 1, 2)

Uyuşmazlıkİncelenecek başlıca belgelerDelilin sınırı
Düzenleme anındaki ehliyetTarihli sağlık dosyaları, reçeteler, vesayet dosyası, ilgili dönemi bilen tanıklarSonraki tanı, tek başına geçmişteki ehliyetsizliği kanıtlamaz.
Baskı veya aldatmaHukuka uygun yazışmalar, doğrudan tanık anlatımı, olay kronolojisiAile içi söylenti ve lehtarın yakınlığı tek başına yeterli değildir.
Resmî şekil eksikliğiNoter işlem dosyasının tamamı, tanık bilgileri, imza ve okuma kayıtlarıYalnız fotokopi üzerindeki kısa inceleme işlem bütününü göstermeyebilir.
El yazısı veya imza uyuşmazlığıBelgenin aslı, karşılaştırmaya elverişli yazı ve imzalar, uzman incelemesiBenzer görünüm veya farklı imza izlenimi teknik incelemenin yerine geçmez.
Öğrenme tarihiAçılma tutanağı, tebliğ belgeleri, önceki başvurular ve yazışmalarGeç tarihli yeni rapor her durumda yeni öğrenme değildir.

Tanığın mirasbırakanı ne sıklıkla gördüğü, işlem gününe ne kadar yakın gözlem yaptığı ve bilgisinin kaynağı önemlidir. “Unutkandı” biçimindeki genel bir ifade ile belirli tarihte belirli kişileri tanımadığına ilişkin doğrudan gözlem aynı ağırlıkta değildir. Benzer biçimde, bir yakının işlemi organize etmesi tek başına baskıyı kanıtlamaz; kişinin serbest karar verme imkânının nasıl ortadan kalktığı açıklanmalıdır.

Noter belgesinin resmî belge olarak ispat gücü vardır; ancak görevli kişinin gözlemleyebildiği işlem ve açıklamalarla, mirasbırakanın bütün tıbbi geçmişi aynı kapsamda değildir. Bilirkişiye hukuki sonucu belirleme görevi verilmez. Uzmanın cevaplaması gereken soru, kendi uzmanlık alanındaki olgudur; iptal şartlarının oluşup oluşmadığına mahkeme karar verir. Çelişkili rapor varsa çelişkinin somut noktaları gösterilerek açıklama veya ek inceleme istenmelidir. (HMK m. 204, 266, 281–282; 2)

Hukuka aykırı elde edilmiş deliller mahkemece dikkate alınamaz. Sağlık kayıtları ve özel yazışmalar için ilgililik, yetki ve hukuka uygun erişim değerlendirilir. Hesap şifresi ele geçirmek veya özel iletişimleri izinsiz toplamak yerine, gerekli kayıtların mahkeme aracılığıyla getirtilmesi ve belgelerin güvenli saklanması esas alınmalıdır. (HMK m. 189/2; 2)

İptal ile Tenkis Davası Arasındaki Fark Nedir?

İptal, vasiyetnamenin oluşumundaki veya içeriğindeki hukuki sakatlığa yönelir. Tenkis ise geçerli bir kazandırmanın saklı pay sınırını aşan kısmının azaltılmasını amaçlar. Bu nedenle bir çocuğa hiç mal bırakılmaması, tek başına TMK m. 557 anlamında iptal sebebi değildir. Önce kişinin saklı payı, terekenin kapsamı ve kazandırmaların etkisi hesaplanır. (TMK m. 505–508, 560–571; 1)

Konuİptal davasıTenkis davası
Temel sorunEhliyet, irade, içerik veya şekil sakatlığıSaklı payın zedelenmesi
Davacıİptalde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısıKural olarak saklı paylı mirasçı; TMK m. 562’de özel istisnalar vardır.
İstenen sonuçTasarrufun tamamen veya kısmen iptaliKazandırmanın saklı payı tamamlayacak ölçüde azaltılması
SüreTMK m. 559’daki bir yıl ve on/yirmi yılTMK m. 571’deki bir yıl ve on yıl
Başlıca incelemeİşlem anındaki sakatlık ve ilgili delillerTereke hesabı, saklı pay, tasarruf edilebilir kısım ve tenkis sırası

Saklı pay ile yasal miras payı aynı değildir. Örneğin altsoyun saklı payı, yasal miras payının yarısıdır. Ana ve babadan her biri için oran yasal payın dörtte biridir. Eşin saklı payı, birlikte mirasçı olduğu zümreye göre değişir. Kardeşlerin saklı payı bulunmaz; buna rağmen koşulları varsa iptal davası açmaları mümkün olabilir. Bu ayrım, “iptal isteyebilen herkes tenkis de isteyebilir” düşüncesini önler. (TMK m. 506; 1)

İptal ve tenkis, uygun koşullarda terditli istenebilir: Öncelikle iptal, kabul edilmezse tenkis talep edilir. Her talebin vakıaları, süreleri ve harcı kendi içinde değerlendirilmelidir. Mahkemenin iptal istemini reddetmesi, usulüne uygun biçimde ileri sürülmemiş her tenkis talebini kendiliğinden gündeme getirmez. (HMK m. 26, 33, 111; 2)

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.04.2026 tarihli, E. 2025/247, K. 2026/282 sayılı kararında, dilekçenin bütünü, saklı paya ilişkin anlatım, yatırılan harçlar ve yargılamanın seyri birlikte değerlendirilerek terditli tenkis isteminin bulunduğu kabul edilmiştir. Aksi görüş, açık talebin bulunmaması ve ön incelemedeki tespiti esas almıştır; çoğunluk direnme kararını bozmuştur. Bu olay, talebin yalnız dilekçe başlığına bakılarak belirlenemeyeceğini gösterir. Buna güvenip belirsiz talep yazmak yerine, istenen hukuki korumayı açıkça kurmak gerekir. (8)

Mirasçılıktan çıkarma da ayrıca incelenmelidir. Bir kişiye az mal bırakılması her zaman mirasçılıktan çıkarma değildir. Gerçek bir çıkarma düzenlemesi varsa, sebebin gösterilmesi ve doğruluğunun ispatı bakımından TMK m. 510–512’nin özel hükümleri devreye girer. Mirasbırakanın sağlığında yaptığı taşınmaz devri için ileri sürülen muris muvazaası iddiası da vasiyetnamenin iptalinden farklı bir işlem ve dava değerlendirmesi gerektirir.

Dava Süreci ve Geçici Koruma Nasıl İşler?

Dava hazırlığında vasiyetnamenin tam örneği, açılma dosyası ve tebligatlar birlikte incelenir. Dilekçede hangi vasiyetnamenin hangi hükmünün, kime karşı ve hangi olay nedeniyle iptalinin istendiği açık olmalıdır. Yalnız kanun maddelerini sıralamak, olay anlatımının yerini tutmaz. Terditli tenkis, malın iadesi veya tapu talebi varsa bunlar ayrıca ve usulüne uygun şekilde kurulmalıdır.

Yargılamada dilekçeler, ön inceleme, delillerin toplanması, gerekiyorsa uzman incelemesi ve hüküm aşamaları izlenir. Ön inceleme tutanağında uyuşmazlığın yanlış veya eksik belirlenmesi ileride sorun doğurabilir. Taraflar, sundukları delilin hangi iddiaya ilişkin olduğunu göstermeli; mahkemenin verdiği süreleri izlemelidir. Sonradan iddia veya delil eklemek sınırsız değildir. (HMK m. 119, 137–141, 145, 194; 2)

Dava Açılınca Malın Satışı Kendiliğinden Durur mu?

Hayır. Dava açılması tek başına bütün terekeyi dondurmaz. Malın devredilmesi veya elden çıkarılması hakkın elde edilmesini önemli ölçüde güçleştirecekse, uyuşmazlık konusuyla bağlantılı ve ölçülü bir ihtiyati tedbir istenebilir. Talepte hangi mal üzerindeki hangi işlemin neden sınırlandırılması gerektiği açıklanmalı; hak ve tehlike yönünden yaklaşık ispat sağlanmalıdır. Teminat gerekip gerekmediği de ayrıca değerlendirilir. (HMK m. 389–392; 2)

Belgenin kaybolması veya bir tanığın daha sonra dinlenememesi gibi risklerde delil tespiti; terekenin korunması gereken hâllerde ise miras hukukuna özgü koruma önlemleri gündeme gelebilir. Bu yolların amacı ve şartları farklıdır. Tedbirin kabulü, iptal davasının kazanıldığını göstermez; reddi de davanın esasının mutlaka haksız olduğu anlamına gelmez. (HMK m. 400 vd.; TMK m. 589 vd.; 1, 2)

Vasiyetin Yerine Getirilmesi İsteniyorsa Ne Yapılır?

Vasiyet alacaklısı kazandırmanın yerine getirilmesini isterken, aynı vasiyetin iptali de dava konusu olabilir. Davalar arasındaki bağlantıya göre iptal yargılamasının bekletici mesele yapılması değerlendirilebilir. Ancak bir iptal davasının varlığı, diğer bütün işlemleri kendiliğinden durduran genel bir kural değildir. (HMK m. 165; 2)

TMK m. 559/2, hükümsüzlüğün def’i yoluyla her zaman ileri sürülebileceğini düzenler. Bu, henüz yerine getirilmemiş vasiyete dayanan talebe karşı bir savunmadır. Süresi geçmiş bağımsız iptal veya iade davasını yeniden açma imkânı değildir. Def’inin somut sebebi ve delilleri savunmada gösterilmeli; talebin ifa mı, tespit mi yoksa mülkiyetin geri alınması mı olduğu ayrılmalıdır. (1)

Vasiyetname İptal Edilirse Miras Kime Kalır?

İptal kararı, geçersiz kılınan tasarrufu kararın kapsamı içinde geçmişe etkili olarak ortadan kaldırır. Buna rağmen mirasın kime ve hangi oranla geçeceğini belirlemek için yalnız karar başlığına bakılamaz. Önce iptal edilen hüküm, davanın tarafları ve geride kalan geçerli düzenlemeler tespit edilir. (TMK m. 558, 599; 1, 10)

Tam İptal ile Kısmi İptal

Vasiyetnamede birden fazla bağımsız kazandırma bulunabilir. Yalnız birine ilişkin sakatlık saptanması, diğerlerinin mutlaka ortadan kalkması demek değildir. Örneğin tanık veya belirli yakınları lehine yasak kazandırma nedeniyle TMK m. 558/3 uygulanıyorsa, kanun yalnız o kazandırmanın iptalini öngörür. Başka bir sakatlık bakımından ise hükümler arasındaki bağlantı ve mirasbırakanın iradesi değerlendirilir.

Tam iptal, bütün terekenin fiilen paylaştırılması kararıyla aynı değildir. İptal hükmünün hangi davacı ile hangi lehtar arasındaki ilişkiyi değiştirdiği ayrıca önem taşır. Bu nedenle dava sonucunda edinilecek pay, dava açılmadan önce yalnız vasiyetnamedeki mal listesine bakılarak kesinleştirilemez.

Önceki Vasiyetname Yeniden Geçerli Olur mu?

Önceki vasiyetnamenin kendiliğinden ve her durumda yeniden uygulanacağı söylenemez. Sonraki vasiyetnamenin önceki düzenlemeyi nasıl etkilediği, geçerli bir dönme işlemi bulunup bulunmadığı ve iptalin dönme iradesini de kapsayıp kapsamadığı incelenir. Birden fazla vasiyetnamenin tarih sırası, birbirini tamamlayan veya değiştiren hükümleri ve varsa ayrı dönme belgesi birlikte okunmalıdır. (TMK m. 542–544; 1)

Geçerli bir önceki düzenleme veya iptalden etkilenmeyen başka tasarruf varsa paylaşım bunlardan etkilenir. Böyle bir düzenleme yoksa, iptal kararının etkilediği alanda yasal mirasçılık hükümleri uygulanır. “Son vasiyet iptal edildi, bütün mallar eşit bölünür” sonucu bu nedenle çoğu olay için eksik bir açıklamadır.

Önceki tasarruf yeniden yürürlüğe girerse tenkis süresi bakımından özel bir hüküm de vardır: TMK m. 571/2, bu durumda sürelerin iptal kararının kesinleşmesiyle başlamasını öngörür. Bu özel başlangıç, iptal davasının öğrenme süresiyle veya vasiyetnamenin açılması kararının kesinleşmesiyle karıştırılmamalıdır. (1)

Yasal Paylaşım Nasıl Belirlenir?

Yasal mirasçılıkta sağ kalan eşin varlığı, altsoy, diğer mirasçı zümreleri, evlâtlık ilişkisi ve mirasçılığı etkileyen durumlar önemlidir. Miras payları her ailede aynı değildir. Tereke borçları ve eşin mal rejiminden doğan alacakları da miras payı hesabıyla karıştırılmamalıdır. Vasiyetin iptali, terekeye ait borçları silmez. (TMK m. 495–501, 599; 1)

Varsayımsal örnek: Mirasbırakanın sağ kalan eşi ve iki çocuğu bulunduğunu; başka geçerli ölüme bağlı tasarruf olmadığını; ilgili bütün hak sahiplerinin lehine sonuç doğuran tam iptal kararı verildiğini varsayalım. Borçlar ve ayrı alacaklar ayrıldıktan sonra paylaştırılacak net tereke 800.000 TL ise eşin dörtte bir payı 200.000 TL, her çocuğun üçer sekizlik payı 300.000 TL olur. Bu örnek, satış gideri veya vergi hesabı içermez. Eşin bulunmaması, bir çocuğun daha önce ölmüş olması ya da iptalin yalnız bir davacı lehine sonuç doğurması hesabı değiştirir.

İptalden sonra mirasçılık belgesinin yeni hukuki duruma uygun hâle getirilmesi, malvarlığı kayıtlarının incelenmesi ve gerekiyorsa paylaşım işlemlerinin yürütülmesi gerekir. İptal hükmü, bütün bu işlemleri kendiliğinden tamamlayan bir dağıtım cetveli değildir.

İptal Kararı Diğer Mirasçıları ve Tapu Kayıtlarını Nasıl Etkiler?

Dava Açmayan Mirasçı da Yararlanır mı?

İptal kararının kural olarak taraflar arasında etki doğurduğu kabul edilir. Bu yüzden bir mirasçının kazandığı dava, diğer mirasçıların süresini ve başvuru ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Davacı ve davalı çevresinin doğru kurulması, karar sonrasında uygulanacak paylaşımın da temelidir.

Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2010 tarihli, E. 2010/3-392, K. 2010/417 sayılı kararında, önceki iptal davasına taraf olmayan mirasçılar yönünden vasiyetin uygulanması ayrıca değerlendirilmiştir. İptal hükmündeki genel ifadenin, davaya katılmayan herkese yaygın sonuç doğurmadığı kabul edilerek direnme kararı bozulmuştur. Bu karar, yalnız “vasiyetname iptal edildi” bilgisinin paylaşım için neden yeterli olmadığını somutlaştırır. (12)

Bu ilkenin her tür ölüme bağlı tasarrufa aynı biçimde uygulanması öğretide tartışılır. Özellikle vasiyeti yerine getirme görevlisinin atanması ve bölünemeyen düzenlemelerde, kararın üçüncü ilgililere etkisi farklı özellikler gösterebilir. Yelmen’in incelemesi, genel nispilik kabulünü ve tasarrufun içeriğine göre ortaya çıkan istisna tartışmalarını birlikte ele alır. Okuyucu açısından sonuç, bütün mirasçıların otomatik yararlanacağını da hiçbir istisnanın bulunmadığını da varsaymamaktır. (Yelmen, özellikle s. 74–79, 94–96; 10)

Tapu Kaydı Kendiliğinden Silinir mi?

Vasiyetnamenin iptaline ilişkin hüküm, her durumda tapudaki bütün kayıtları kendiliğinden silmez. Belirli mal vasiyeti, lehtara kural olarak vasiyet yükümlüsüne karşı bir istem hakkı verir; mirasçı atama ise farklı bir kazanma rejimine tabidir. Bu ayrım, taşınmazın kimin adına ve hangi işlemle tescil edildiğini incelemeyi gerektirir. (TMK m. 599–600; 1)

Taşınmaz daha önce lehtar adına tescil edilmişse, istenen hukuki korumaya göre tapu iptali ve tescil veya başka bir iade talebinin usulüne uygun kurulması gerekebilir. Banka parası ödenmiş ya da taşınır teslim edilmişse geri alma talebinin dayanağı ve süresi ayrıca değerlendirilir. Malın kimin elinde bulunduğu, o kişinin davaya taraf olup olmadığı ve önceki hükmün kapsamı belirleyicidir. (TMK m. 637 vd., 1025; 1)

Üçüncü kişiye devir varsa tapu siciline güven ve iyiniyet kuralları ayrıca önem kazanır. TMK m. 1023–1024 nedeniyle, iptal davasının kazanılması üçüncü kişiden malın her koşulda geri alınacağını garanti etmez. Sicil, işlem zinciri, dava veya tedbir kayıtları ve üçüncü kişinin bilgisi somut olarak araştırılmalıdır. Bu risk, dava başındaki ölçülü geçici koruma talebinin neden önemli olduğunu da açıklar.

Dava Reddedilirse Ne Olur, Karara Nasıl Başvurulur?

Ret kararı, o davada istenen iptal korumasının elde edilemediğini gösterir. Davanın reddi nedeniyle vasiyetle edinilen malların mutlaka geri verileceği söylenemez. İptal sebebinin kanıtlanmamasıyla, hak düşürücü sürenin geçmesi veya usule ilişkin bir eksiklik nedeniyle verilen karar aynı gerekçeye dayanmaz. Sonraki başvuru ihtimali, ret sebebine ve kararın kesin hüküm etkisine göre değerlendirilir. (HMK m. 114–115, 303; 2)

Kesin hüküm oluşmuşsa aynı taraflar arasında aynı dava sebebi ve aynı talep, yalnız başlığı değiştirilerek yeniden görülmez. Buna karşılık usulden ret sonrasında eksikliğin giderilmesi veya farklı hukuki koruma talebi başka koşullara tabi olabilir. Bunların hiçbirinde süre sorunu otomatik olarak çözülmüş sayılmaz.

İptalin reddi, tenkisi kendiliğinden kabul ettirmez. Tenkis usulüne uygun biçimde ileri sürülmüşse kendi şartlarıyla incelenir; ileri sürülmemişse ayrı dava hakkı ve süresi değerlendirilir. Sürekli def’i imkânı da ancak ifa talebine karşı savunma bağlamında anlam taşır. Vasiyetnameyle vakıf kurulduğunda mirasçıların itiraz yolları vasiyetnameyle vakıf kurulması yazısında ele alınmıştır.

İlk derece kararına karşı istinaf için genel süre, usulüne uygun tebliğden itibaren iki haftadır. Temyize açık bölge adliye mahkemesi kararlarında da genel temyiz süresi iki haftadır. Başvuru yolunun açık olup olmadığı, kararın ve taleplerin niteliği, uygulanacak kesinlik kuralları ve geçiş hükümleriyle birlikte kontrol edilir. Elektronik tebligatta hukuki tebliğ tarihi ile belgenin ekranda görüldüğü anın her zaman aynı olmayabileceği de dikkate alınmalıdır. (HMK m. 345, 361; 2)

Harç, Gider ve Avukatlık Ücreti Nasıl Değerlendirilir?

Yalnız vasiyetnamenin iptalinin istendiği ve ayrıca malın devri veya iadesi gibi eda talebinin bulunmadığı dava bakımından maktu harç esastır. Terditli tenkis istemi varsa tenkis yönünden nispi harç da gündeme gelir. Tapu iptali ve tescil veya başka malvarlığı talepleri eklenmesi de harç değerlendirmesini değiştirir. Bu nedenle terekenin yüksek değeri, her bağımsız iptal davasını tek başına nispi harca tabi kılmaz. HGK’nin 29.04.2026 tarihli kararı bu ayrımı açıkça ortaya koyar. (8)

Tebligat, bilirkişi, keşif, tercüme ve belge getirtme giderleri dosyanın ihtiyacına göre değişir. Yargılama sonunda hükmedilen karşı taraf vekâlet ücretiyle, kişinin kendi avukatıyla kararlaştırdığı ücret farklıdır. 26.11.2025 tarihli Yargıtay kararında da yalnız iptal talebinin bulunduğu uyuşmazlıkta maktu vekâlet ücreti değerlendirmesi onanmıştır. (7)

Güncel tarifeler ve talep kapsamı görülmeden kesin toplam masraf söylenmesi yanıltıcı olur. Yargılama giderlerinin yükletilmesinde davanın sonucu ve ilgili istisnalar; adli yardımda ise ödeme gücü ve kanuni koşullar incelenir. Aynı nedenle dava süresi için dosyadan bağımsız kesin bir ay veya yıl taahhüdü verilemez. (HMK m. 323, 326, 334 vd.; 2)

Yurt Dışında Düzenlenen Vasiyetname Nasıl İncelenir?

Yabancı ülkede yapılan vasiyetname, sırf Türk noteri tarafından düzenlenmediği için geçersiz sayılamaz. Uygulanacak hukuk ile Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi ayrı sorulardır. MÖHUK m. 20; mirasa uygulanacak hukuk, Türkiye’deki taşınmazlar, şekil ve vasiyet ehliyeti için farklı bağlantılar kurar. Ehliyette tasarrufun yapıldığı andaki millî hukuk ayrıca önem taşır. (4)

Şekil bakımından, uygulama alanına giren olaylarda 1961 tarihli Vasiyet Tasarruflarının Şekline İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusunda Lahey Sözleşmesi de dikkate alınır. Türkiye bakımından 22 Ekim 1983’te yürürlüğe giren sözleşmenin alternatif şekil bağlantıları ve Türkiye’nin çekinceleri değerlendirilmeden yalnız TMK m. 538’e bakılarak sonuca gidilmemelidir. Şeklen geçerlilik, bütün maddi geçerlilik ve saklı pay sorunlarının çözüldüğü anlamına gelmez. (11)

MÖHUK m. 43’e göre miras davaları, ölenin Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesinde; son yerleşim yerinin Türkiye’de olmaması hâlinde terekeye dahil malların bulunduğu yer mahkemesinde görülür. Yabancı mahkeme kararı varsa tanıma veya tenfiz ihtiyacı ayrıca incelenir. Apostil veya onay, belgenin kaynağına ilişkin işlemdir; vasiyetin içeriğini ve miras paylarını kendiliğinden geçerli kılmaz. Yabancı belge örneği, tercüme, vatandaşlık ve yerleşim yeri bilgileri bu yüzden birlikte hazırlanmalıdır. (4)

Dava Öncesinde Hangi Belgeler Hazırlanmalı?

İlk inceleme, süre hesabını ve doğru talebi kurmaya yetecek belgelerle başlamalıdır. Bütün delilleri toplama çabası, dava açma süresinin geçirilmesine gerekçe yapılmamalıdır. Dosyanın ihtiyacına göre şu belgeler düzenlenebilir:

• Vasiyetnamenin bütün sayfaları, ekleri ve varsa önceki vasiyetnameler ile dönme belgeleri.

• Ölüm ve mirasçılık bilgileri, mirasçılık belgesi, temsil veya vesayet belgeleri.

• Açılma dosyasının numarası, duruşma tutanakları, tebligatlar ve kesinleşme kayıtları.

• Her iptal sebebi için ayrı öğrenme tarihi ve bu tarihi destekleyen belge.

• İşlem dönemindeki sağlık kayıtları, delilin bulunduğu kurum ve tanıkların doğrudan gözlemlediği olaylar.

• Taşınmaz, banka ve diğer tereke bilgilerinden uyuşmazlıkla ilgili olanlar; bilinen devir ve ödeme kayıtları.

• İptal, tenkis, iade ve geçici koruma bakımından ayrı talep değerlendirmesi.

Belgelerin aslı üzerinde not, silinti veya işaretleme yapılmamalı; çalışma kopyası kullanılmalıdır. Bir mirasçının bildiği tarih ve olay, diğerlerinin bilgisiymiş gibi kaydedilmemelidir. Ölüm veya vasiyetnamenin düzenlenmesi eski tarihliyse yürürlük ve geçiş hükümleri ayrıca kontrol edilmelidir. Özellikle mirasçılık ve mirasın geçişinde ölüm tarihinde yürürlükte bulunan hukuk esas alınır; 2020 tarihli kararlar da 4722 sayılı Kanun m. 17’ye işaret eder. (5)

Vasiyet türleri ve düzenleme süreci hakkında temel açıklamalar için Vasiyetname Nedir? yazısı da okunabilir. Genel bilgilendirme, somut vasiyetname ve dava dosyasının birlikte incelenmesinin yerini tutmaz.

Konunun ayrıntıları için ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali yazımıza bakabilirsiniz.

Sonuç

Vasiyetnamenin iptalinde belirleyici olan, miras paylaşımından duyulan memnuniyetsizlik değil, kanuni iptal sebebinin doğru talep ve delille ortaya konulmasıdır. Saklı pay ihlali tenkisi; düzenleme anındaki ehliyet, irade, içerik veya şekil sakatlığı ise iptali gündeme getirir. Bu ayrım, dava açma süresini, ispatı ve elde edilebilecek sonucu doğrudan etkiler.

İptal kararı sonrasında mirasın kime kalacağı; hükmün tarafları ve kapsamı, kısmi veya tam iptal, diğer geçerli vasiyetler ve yasal mirasçılık birlikte incelenerek belirlenir. Tapu düzeltmesi, malın iadesi ve paylaşım için ayrıca işlem gerekebilir. İlk yapılması gereken, açılma ve tebliğ belgeleriyle öğrenme tarihlerini belirlemek; ardından iptal, tenkis ve malın geri alınması taleplerini birbirine uygun biçimde kurmaktır. Miras hakkının korunması, doğru sebebin doğru kişilere karşı ve doğru zamanda ileri sürülmesine bağlıdır.

Konunun ilgili yönleri için yedek mirasçı ve artmirasçı atama yazımıza da bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Noterde Yapılan Vasiyetname İptal Edilebilir mi?

Evet. Noterde düzenlenmiş olması, TMK m. 557’deki iptal sebeplerini ortadan kaldırmaz. Ehliyet, irade, içerik ve resmî düzenleme usulü somut delillerle incelenir. Sağlık raporunun bulunması da her itirazı kendiliğinden etkisiz kılmaz. Ayrıntılar iptal sebepleri bölümündedir.

Vasiyetnameye Bir Ay İçinde İtiraz Etmezsem Dava Hakkım Biter mi?

TMK m. 598’deki bir ay, atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı belgesi sürecine ilişkindir. İptal davası için TMK m. 559’daki ayrı süreler uygulanır. Bununla birlikte tebligat veya açılma duruşması öğrenmeyi gösterebileceğinden beklenmemelidir. Süre tablosuna bakınız.

Açılma Kararı Kesinleşmeden Süre Başlayabilir mi?

Evet. Bir yıllık süre bakımından tasarrufun, iptal sebebinin ve hak sahipliğinin öğrenilmesi esas alınır. Açılma kararının kesinleşmesini beklemek her olayda süreyi korumaz. Öğrenme süresine ilişkin kararlar bu ayrımı açıklar.

Mirasbırakanın Yaşlı Olması İptal İçin Yeterli mi?

Hayır. İşlem anındaki ayırt etme gücü değerlendirilir. Yaş, hastalık seyri, sağlık kayıtları ve doğrudan gözlemler birlikte incelenir; sonradan verilen tanı tek başına önceki vasiyeti geçersiz kılmaz. Ehliyetsizlik bölümüne bakınız.

Bir Çocuğa Bütün Malvarlığının Bırakılması İptal Sebebi mi?

Tek başına değildir. Kanuni iptal sebebi yoksa, saklı payların ihlal edilip edilmediği ve tenkis şartları değerlendirilir. Yasal miras payı ile saklı pay aynı oran değildir. İptal–tenkis karşılaştırması bu ayrımı gösterir.

Bütün Mirasçılar Birlikte Dava Açmak Zorunda mı?

Hayır. İptalde menfaati bulunan mirasçı kendi hakkı için dava açabilir. Fakat başka mirasçının kazandığı kararın kendisi için de otomatik sonuç doğuracağını varsaymamalıdır. Taraflar ve diğer mirasçılara etki birlikte incelenmelidir.

On Yıl Dolmadıysa Bir Yıllık Süreyi Geçirebilir miyim?

Hayır. On veya yirmi yıllık üst süre, geçmiş bir yıllık öğrenme süresini uzatmaz. Her iki süre birlikte denetlenir. İyiniyet değerlendirmesi üst süreyi etkiler; öğrenme süresini ortadan kaldırmaz. Üst süreler bölümüne bakınız.

İptal Davası Açılınca Ev Satılamaz mı?

Dava tek başına satış yasağı doğurmaz. Somut risk varsa ilgili mal üzerinde ölçülü bir ihtiyati tedbir talebi değerlendirilebilir. Tedbir için hak ve tehlike yönünden kanuni koşullar gösterilmelidir. Geçici koruma açıklaması bu konuyu ele alır.

Vasiyetname İptal Edilirse Önceki Vasiyetname Uygulanır mı?

Her durumda kendiliğinden uygulanmaz. Önceki belgenin geçerliliği, ondan dönme işlemi ve iptal edilen hükmün kapsamı araştırılır. Başka geçerli düzenleme yoksa kararın etkilediği alanda yasal mirasçılık gündeme gelir. Önceki vasiyetname bölümüne bakınız.

İptal Kararıyla Tapu Hemen Benim Adıma Geçer mi?

Her zaman değil. Mevcut tescil, kararın hüküm kısmı, tarafları ve taşınmazın üçüncü kişiye devredilip devredilmediği incelenir. Tapu iptali ve tescil veya başka bir iade talebi gerekebilir. Tapuya etkiler bölümüne bakınız.

Dava Süresi Geçtiyse Vasiyete Karşı Hiç Savunma Yapılamaz mı?

TMK m. 559/2 uyarınca hükümsüzlük, ifa talebine karşı def’i olarak her zaman ileri sürülebilir. Bu savunma, daha önce teslim edilmiş malı geri almak için süresiz bağımsız dava hakkı vermez. İfa ve def’i ayrımı önemlidir.

Dava Reddedilirse Tenkis Otomatik Kabul Edilir mi?

Hayır. Tenkisin talep edilmiş olması, süresi ve saklı pay ihlali kendi koşullarıyla incelenir. İptalin reddi tek başına mal iadesi veya yeni dava hakkı da doğurmaz. Ret kararının sonuçları bölümüne bakınız.

Kaynakça

Mevzuat

[1] 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu, kabul: 22.11.2001, RG: 08.12.2001/24607. Özellikle m. 6, 13, 19–22, 495–515, 531–544, 557–571, 576, 589–600, 637 vd. ve 1023–1025. UYAP Mevzuat; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı metni.

[2] 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, kabul: 12.01.2011, RG: 04.02.2011/27836. Özellikle m. 2, 11, 24–33, 111, 119, 137–145, 165, 189–204, 266–282, 303, 323–345, 361, 389–400. UYAP Mevzuat.

[3] 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, kabul: 07.06.2012, RG: 22.06.2012/28331. Özellikle m. 1, 16, 18 ve 18/B. UYAP Mevzuat.

[4] 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, kabul: 27.11.2007, RG: 12.12.2007/26728. Özellikle m. 1, 7, 20, 43 ve 50 vd. Adalet Bakanlığı metni.

Yargı Kararları

[5] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 14.01.2020, E. 2019/4002, K. 2020/80; aynı daire, 27.10.2020, E. 2020/3118, K. 2020/6145. Öğrenme tarihi ve açılma kararının kesinleşmesi ayrımı. Tam karar metinleri, Karamercan Hukuk yayımı.

[6] Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 09.05.2024, E. 2023/2763, K. 2024/2486. Sağlık raporuna, resmî şekle ve irade sakatlığının ispatına ilişkin değerlendirme. Tam karar metni, Son Karar yayımı.

[7] Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 26.11.2025, E. 2025/604, K. 2025/5043. Hak düşürücü süre ile yalnız iptal talebinde harç ve vekâlet ücreti. Tam karar metni, Ara Karar yayımı.

[8] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.04.2026, E. 2025/247, K. 2026/282. İptal yanında tenkis talebinin belirlenmesi; özellikle değerlendirme paragrafları 11–16. Tam karar metni, Ara Karar yayımı.

[12] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 22.09.2010, E. 2010/3-392, K. 2010/417. İptal davasına taraf olmayan mirasçılar yönünden vasiyetin etkisi. Tam karar metni, Kazancı Hukuk yayımı.

Akademik Kaynaklar ve Milletlerarası Sözleşme

[9] Arslan, Merve, “Yargıtay Kararları ve Doktrin Tartışmaları Işığında Ölüme Bağlı Tasarrufların İptal Sebeplerinin Değerlendirilmesi”, Necmettin Erbakan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2022, 5(2), s. 693–717. Dergi kaydı ve tam metin.

[10] Yelmen, Adem, “Ölüme Bağlı Tasarrufun İptali Davasının Davada Yer Almayan İlgililer Üzerindeki Etkisi”, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2022, 26(1), s. 69–106. DOI: 10.34246/ahbvuhfd.1065799. Dergi kaydı ve tam metin.

[11] Vasiyet Tasarruflarının Şekline İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusunda Sözleşme, Lahey, 05.10.1961. Adalet Bakanlığı Türkçe metni; HCCH taraflık ve Türkiye’nin çekince kayıtları.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları