İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Şirketler Hukuku

Adi Ortaklık Tasfiye Kararı Nasıl İcraya Konulur? Tahsil, Faiz ve Kanun Yolları

Hukukçu, karar dosyasını ödeme defteri ve teslim anahtarları yanında düzenliyor.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 9 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Tasfiye kararının icrası, kesinleşme, istinaf ve icranın geri bırakılması; hüküm kontrolü, tahsil adımları ve güncel faiz sistemi.

Adi ortaklık tasfiye kararının icrası, hükümde kimin kime hangi tutarı ödeyeceğinin veya hangi malı teslim edeceğinin açıkça belirlenmesine bağlıdır. Her tasfiye kararının mutlaka kesinleşmesi gerektiği söylenemez; ödeme, teslim, tescil ve diğer hükümler ayrı incelenir. İstinaf veya temyiz başvurusu kural olarak icrayı kendiliğinden durdurmaz. Kesinleşme zorunluluğu ve icranın geri bırakılması ise kararın niteliği ile kanuni koşullar çerçevesinde değerlendirilir.

Tasfiye davasını kazanmakla paranın fiilen tahsil edilmesi aynı aşama değildir. İcra dosyasındaki hesap, mahkemenin kurduğu hükme uygun olmalıdır. Raporda bulunan ancak hüküm altına alınmayan bir alacak, icra müdürlüğünce yeniden yargılama yapılarak karara eklenemez. Bu nedenle tahsil hazırlığı, gerekçeli karar ve hüküm fıkrasının dikkatle karşılaştırılmasıyla başlar.

İcraya elverişli tasfiye kararı nasıl anlaşılır?

HMK m. 297 uyarınca hüküm sonucu tarafların hak ve yükümlülüklerini açık, tereddütsüz ve uygulanabilir biçimde göstermelidir. “Tasfiyenin yapılmasına” veya “rapor doğrultusunda hesaplaşılmasına” ilişkin genel bir ifade, her durumda belirli bir para alacağının ilamlı icrasına yeterli değildir. İcra edilecek edimin hükümde bulunması gerekir.

Örneğin yalnız ortaklığın sona erdiğinin tespit edilmesiyle, belirli tutarın bir ortaktan alınarak diğerine verilmesine karar verilmesi farklıdır. Raporda 500.000 TL bakiye hesaplanmış olması, hüküm fıkrasında ödeme borcu kurulmamışsa tek başına bu tutarın takip konusu yapılmasını sağlamaz. İcra müdürlüğü ortakların hesaplarını yeniden çıkaran bir tasfiye mahkemesi değildir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2 Ekim 2025 tarihli, 2025/795 E., 2025/4520 K. sayılı kararında, tasfiyenin tamamlanarak son bilançoya göre tarafların hak ve yükümlülüklerinin hükümde belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Yalnız fesih ve tasfiye görevlisi atanmasıyla yetinilmesi bozma nedeni sayılmıştır. Karar, icra aşamasının ön koşulu olan açık sonuç hesabının önemini gösterir.

Takipten önce hüküm fıkrasında hangi alanlar kontrol edilir?

Kontrol alanıİncelenecek hususHata riski
Alacaklı ve borçluHangi gerçek veya tüzel kişi lehine ve aleyhine hüküm kuruldu?Ortaklık adının bağımsız tüzel kişi gibi kullanılması
Asıl alacakTutar, para birimi ve kabul edilen talep nedir?Rapor tutarının hüküm tutarı yerine alınması
Sorumluluk biçimiPaylı, ayrı ayrı veya müteselsil sorumluluk nasıl yazılmış?Bir ortağın bütün borçtan sorumlu sayılması
FaizBaşlangıç tarihi, faiz türü ve varsa oran nedir?Talep edilenden veya hükmedilenden farklı faiz
Teslim veya tescilMal, hak ve işlem yeterince belirli mi?Paraya ilişkin hükümle ayni hak hükmünün karıştırılması
Gider ve vekâlet ücretiHer kalemin alacaklısı ve miktarı nedir?Aynı giderin iki kez takibe eklenmesi

Adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından takipte hükmün tarafları doğru gösterilmelidir. Ortakların üçüncü kişilere karşı sorumluluğuyla, tasfiye sonucunda birbirlerine ödeyecekleri tutarın sorumluluk biçimi aynı değildir. Hükümde paylı sorumluluk kurulmuşsa icra talebinde bunun müteselsil borca çevrilmesi mümkün değildir.

Kararın kesinleşmesi her durumda gerekir mi?

Para alacağı hükümleri

HMK m. 350 ve 367 çerçevesinde kanun yoluna başvurulması kural olarak kararın icrasını durdurmaz. Sırf kararın başlığında adi ortaklığın feshi veya tasfiyesi yazması, para ödeme hükmünün mutlaka kesinleşmeden icra edilemeyeceği sonucunu doğurmaz. İcra edilecek hükmün niteliği ve varsa özel kesinleşme kuralı belirlenmelidir.

Bu değerlendirme, yalnız dava adını okuyarak yapılamaz. Para ödeme hükmünün başka bir kurucu veya ayni hak hükmüyle bağlantısı, hüküm fıkralarının ayrılabilirliği ve uyuşmazlığa uygulanacak özel düzenleme birlikte incelenir. Kesinleşme şerhinin dosyada bulunmaması her takip için engel olmadığı gibi, şerh bulunması da yanlış kişiye yöneltilen takibi doğru hâle getirmez.

Taşınmaz ve ayni hak hükümleri

Taşınmazın aynına ilişkin kararlar bakımından kesinleşme koşulu önem taşır. Bir taşınmazın tapusunun değiştirilmesi ile taşınmazın satışından doğmuş para alacağının tahsili aynı nitelikte değildir. Hüküm hem tescil hem ödeme içeriyorsa her bölümün bağlantısı ve uygulanabilirliği ayrıca değerlendirilir.

Teslim, tahliye, tescil veya bir işin yapılmasına ilişkin hükümler de kendi icra usulleriyle ele alınır. “Tasfiye kararıdır, tamamı para alacağıdır” yaklaşımı da “tasfiyedir, tamamı kesinleşmelidir” yaklaşımı kadar yanıltıcı olabilir. Takip türü hükmedilen edime uygun seçilmelidir.

Şirket kararları adi ortaklığa doğrudan uygulanabilir mi?

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 10 Mart 2026 tarihli, 2026/752 E., 2026/1668 K. sayılı kararı, anonim şirkette pay bedeli ödenerek ortaklıktan çıkarılmaya ilişkindir. Daire, ilgili içtihat değişikliğini açıklayarak somut ödeme hükmü bakımından kesinleşme engeli bulunmadığını kabul etmiştir. Bu karar adi ortaklık tasfiyesine ilişkin değildir.

Kararın burada taşıdığı önem, ticari şirketlere ilişkin eski kararların bütün ortaklık uyuşmazlıklarına değişmeden aktarılmaması gerektiğidir. Adi ortaklık dosyasında yine kendi hükmünün niteliği, kanuni istisnalar ve güncel uygulama incelenmelidir. Başka şirket türündeki bir karar, bu incelemenin yerine geçmez.

İlamlı icra takibi hangi adımlarla başlatılır?

Önce gerekçeli kararın icraya esas alınacak örneği, varsa kanun yolu kararları ve kesinleşme gerektiren bölüm için kesinleşme kaydı temin edilir. Takip talebi, asıl alacak ve her ferî kalem ayrı gösterilerek hazırlanır. Daha önce yapılan ödemeler ve mahsuplar gözden geçirilir; aynı borcun tekrar takibe konulması önlenir.

Para veya teminat verilmesine ilişkin ilamlarda İİK m. 32 uyarınca icra emri düzenlenir. Borçluya verilen yedi günlük ödeme süresi, istinaf veya temyiz süresi değildir. Borçlunun ilamlı takipte başvurabileceği yollar da genel haciz yolundaki ödeme emrine itirazla aynı değildir. İlamın yerine getirilmesine ilişkin itiraz ve şikâyetler, kendi sebep, süre ve belge koşullarıyla incelenir.

Ödeme yapılmaması ve icranın durmasını gerektiren bir karar bulunmaması hâlinde haciz, üçüncü kişilerdeki alacakların araştırılması ve satış gibi işlemler gündeme gelebilir. Hangi malvarlığına gidileceği, hükümde borçlu olan kişinin malvarlığı ve haczedilebilirlik kurallarıyla sınırlıdır. Kararda borçlu olmayan diğer ortağın malına yalnız ortaklık ilişkisi gerekçe gösterilerek gidilemez.

Takip sırasında ödeme doğrudan alacaklıya yapılmışsa, ödemenin hangi dosya ve borç kalemi için olduğu belgelenmeli ve icra hesabına işlenmesi sağlanmalıdır. Tahsil harcı, giderler, faiz ve anapara yönünden kalan bakiye ayrıca kontrol edilir. “Ödendi” açıklamalı tek bir dekont, farklı borçların bulunduğu ilişkide bütün tasfiye borcunun kapandığını göstermeyebilir. Dosyanın kapanması ve varsa hacizlerin kaldırılması için gereken işlemler, gerçekten kalan borç bulunup bulunmadığıyla birlikte izlenir.

Teslim hükümlerinde ise malın türüne uygun İİK hükümleri uygulanır. Bir demirbaşın teslimi ile taşınmazın tahliyesi aynı işlem değildir. Teslim edilecek eşyanın marka, seri numarası veya diğer ayırt edici bilgilerle belirlenmesi, uygulamada tereddüt yaşanmasını azaltır.

İstinaf başvurusu ve icranın geri bırakılması arasındaki fark nedir?

İstinaf, ilk derece kararının kanun yolu denetimidir. İcranın geri bırakılması ise kararın icrasının belirli koşullarla durdurulmasına ilişkin ayrı bir korumadır. İstinaf dilekçesi verilmiş olması, icra dosyasının kendiliğinden duracağı anlamına gelmez. Aynı ayrım temyiz için de geçerlidir.

İİK m. 36 kapsamında, kanun yoluna başvuran borçlunun hükmedilen para veya eşyanın değerini depo etmesi, kabul edilebilir teminat göstermesi ya da yeterli hacizli malının bulunması gibi kanuni koşullar değerlendirilir. İcra müdürlüğünden, icranın geri bırakılması kararı alınabilmesi için süre istenir; yetkili icra mahkemesinden karar alınması süreci takip edilir. Süre belgesi ile geri bırakma kararının kapsam ve etkileri birbirine karıştırılmamalıdır.

Teminatın tutarı, kapsamı ve kabulü somut dosyaya göre belirlenir. Bir banka teminat mektubu sunulması, her durumda kendiliğinden uygun teminat kabul edildiği anlamına gelmez. Kararın icra dosyasına zamanında bildirilmesi ve sürenin takibi önemlidir. Kanun yolu başvurusu hakkında sonradan verilen kararın, mevcut durdurma ve teminat üzerindeki etkisi de ayrıca izlenir.

Tasfiye alacağına faiz nasıl uygulanır?

Başlangıç tarihi ve faiz türü hükümden okunur

İcra hesabında önce kararın faiz hükmü incelenir. Tasfiye alacağının ne zaman muaccel olduğu, temerrüdün hangi tarihte gerçekleştiği ve davada hangi faiz istendiği yargılama aşamasının konusudur. İcra müdürlüğü, hükümde açıkça belirlenen başlangıç tarihini değiştirerek yeni bir temerrüt değerlendirmesi yapamaz.

Hükümde faiz yazılmayan veya belirsiz bırakılan durumlarda, karar öncesi ve karar sonrası faiz talepleri birbirinden ayrılmalıdır. Hükmedilmemiş dava öncesi faizin icra dosyasında serbestçe eklenebileceği kabul edilemez. İlamsal alacağa karar sonrası faiz uygulanmasına ilişkin ilkeler ise kararın içeriği ve özel durumuyla birlikte değerlendirilir. Açık bir faiz reddi veya sınırlaması varsa bunun göz ardı edilmesi mümkün değildir.

Kanuni faiz, ticari temerrüt faizi ve sözleşmesel faiz aynı kavram değildir. Uyuşmazlığın ticari iş niteliği ve hükümde hangi faize karar verildiği önemlidir. Tasfiyeye konu işletmenin ticari faaliyette bulunması, icra talebine kendiliğinden en yüksek faiz oranının yazılmasına izin vermez.

2026 değişikliği nedeniyle sabit oran ezberinden kaçınılmalıdır

7589 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle 3095 sayılı Kanun'un 1. maddesi değiştirilmiştir. Yeni düzenleme, sözleşmeyle oran belirlenmeyen kanuni faiz için önceki yılın 31 Aralık tarihinde TCMB'nin kısa vadeli kredi işlemlerine uyguladığı reeskont oranının yüzde seksenini esas alır. 30 Haziran'daki reeskont oranı önceki 31 Aralık oranından en az beş puan farklıysa yılın ikinci yarısında 30 Haziran oranının yüzde sekseni geçerli olur.

Bu nedenle geçmiş yıllar için kullanılan tek bir oranı bütün takip dönemine uygulamak doğru değildir. Faiz hesabı; hükümdeki başlangıç, ilgili dönemde yürürlükteki düzenleme, uygulanacak oran değişiklikleri ve ara ödemeler esas alınarak bölümlenmelidir. Yeni oran sistemi, geçmiş döneme ait bütün faizlerin geriye dönük olarak yeni oranla hesaplanması anlamına gelmez.

Teknik hesap cetvelinde en az başlangıç ve bitiş tarihleri, gün sayısı, asıl alacak, yıllık oran, dönemin faizi ve ödeme mahsubu ayrı gösterilmelidir. Böylece alacaklı ve borçlu hangi tarihler arasında hangi oranla hesap yapıldığını denetleyebilir. Bileşik faiz de ancak kanunen izin verilen koşullar içinde gündeme gelebilir; tahakkuk eden faizin gelişigüzel anaparaya eklenmesi uygun değildir.

Kanun yolu süreleri ve parasal sınırlar nasıl kontrol edilir?

HMK m. 345'te istinaf, m. 361'de temyiz için kural olarak tebliğden itibaren iki haftalık süre öngörülür. Kararın hangi kanun yoluna açık olduğu, kesinlik sınırı, tebligat tarihi ve varsa özel düzenleme birlikte incelenir. İcra emrinin tebliğiyle mahkeme kararının tebliği farklı işlemlerdir; birinin tarihi diğerinin süresini belirlemez.

Parasal sınırlar bakımından yalnız internetteki bir yıllık tutar tablosuna bakmak yeterli olmaz. HMK Ek m. 1, uygulanacak zaman kuralları, talebin miktarı ve kararın niteliği değerlendirilmelidir. Ayrıca 7589 sayılı Kanun'la HMK m. 362'ye eklenen üçüncü fıkra, bölge adliye mahkemesinin istinafı kabul ederek yeniden esas hakkında karar verdiği belirli durumlarda özel bir temyiz imkânı ve buna ilişkin istisnalar düzenlemiştir. Bu nedenle her dosyada yalnız genel temyiz sınırıyla sonuca gidilemez.

Hüküm belirsiz veya eksikse ne yapılabilir?

Maddi hata, açıklama gerektiren belirsizlik ve hakkında karar verilmeyen talep farklıdır. HMK m. 304 uyarınca düzeltme, m. 305 kapsamında tavzih ve m. 305/A çerçevesinde hükmün tamamlanması, kendi koşulları içinde değerlendirilebilir. Tavzih yoluyla hükümdeki hak ve yükümlülükler değiştirilemez veya yeni bir alacak yaratılamaz.

Hükmün tamamlanmasında, nihai kararın tebliğinden itibaren bir aylık özel süre önem taşır. Kanun yolu başvurusu gerektiren bir hukuki hatanın yalnız tavzih talebiyle çözüleceği varsayılmamalıdır. Düzeltme veya açıklama talebinin kanun yolu süresini kendiliğinden durdurduğu da kabul edilmemelidir; ilgili süre ayrıca korunmalıdır.

İcra aşamasında hükme aykırı takip veya yanlış hesap varsa uygun şikâyet yahut itiraz yolu değerlendirilir. Ödeme, ibra ve zamanaşımı savunmalarının ilamlı icradaki koşulları İİK m. 33 ve devamı çerçevesinde incelenir. Her başvuru için tek bir süre bulunduğu veya icra mahkemesinin tasfiye davasını yeniden göreceği düşünülmemelidir.

İlgili yazılar: Adi Ortaklıkta Tasfiye Görevlisi ve Yetkileri; Adi Ortaklıkta Bilirkişi Raporuna İtiraz; Adi Ortaklık Tasfiye Sonrası Borçlar ve Rücu; Adi Ortaklık Borçları: Sorumluluk, Dava ve İcra; Adi Ortaklık Tasfiye Protokolü: Ödeme, Teminat ve İbra.

Sonuç

Tasfiye kararının tahsile dönüşmesi için önce hükmün açık ve icraya elverişli olması gerekir. Kesinleşme gereği hükmün niteliğine göre incelenmeli; istinaf, icranın geri bırakılması ve icra şikâyeti birbirinden ayrılmalıdır. Doğru taraf, doğru tutar ve dönemlere ayrılmış faiz hesabı, takipte yeni uyuşmazlık çıkma riskini azaltır. İcra işlemlerinin başarısı ise borçlunun malvarlığı ve somut takip koşullarına da bağlıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Tasfiye kararı kesinleşmeden icra edilebilir mi?

Hükmün niteliğine göre mümkün olabilir. Para ödeme, taşınmazın aynına ilişkin hüküm ve diğer edimler ayrı incelenir; bütün tasfiye kararları için tek cevap verilemez.

İstinafa başvurunca icra kendiliğinden durur mu?

Kural olarak durmaz. Kesinleşme zorunluluğu bulunan istisnalar ve İİK m. 36 kapsamında icranın geri bırakılması ayrıca değerlendirilir.

Bilirkişi raporundaki tutar doğrudan takibe konulabilir mi?

Takibin dayanağı hükümdeki edimdir. Raporda hesaplanan fakat hüküm altına alınmayan tutar, icra müdürlüğünce kendiliğinden karara eklenemez.

İcra emrindeki yedi gün istinaf süresi midir?

Hayır. İİK m. 32'deki ödeme süresi ile mahkeme kararına karşı kanun yolu süreleri farklıdır. Tebligatlar ve başvuru yolları ayrı takip edilmelidir.

Kanuni faiz için tek oran kullanmak yeterli midir?

Hayır. Hüküm, dönemler ve yürürlükteki oran sistemi incelenmelidir. 2026 değişikliği sonrasında reeskont oranına bağlı sistem de hesaba katılmalıdır.

Kaynakça

  1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle m. 297, 304–305/A, 341, 345, 350, 361–362, 367 ve Ek m. 1.
  2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, özellikle m. 24, 26, 32–36 ve 39.
  3. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun, m. 1–2.
  4. 7589 sayılı Kanun, TBMM kabul metni, m. 10, 25–26 ve geçici m. 1.
  5. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 02.10.2025, 2025/795 E., 2025/4520 K., tasfiyenin tamamlanması ve açık hüküm.
  6. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 10.03.2026, 2026/752 E., 2026/1668 K., anonim şirket kararına ilişkin sınırlı karşılaştırma; veri tabanında erişim hesabı gerekebilir.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları