İmar Kirliliği Suçu İle İlgili Emsal Yargı Kararları

İmar Kirliliği Eylemin Mücavir Alan İçinde İşlenmiş Olması Halinde Cezalandırılır.

1.” İmar Kirliliği Eylemin Mücavir Alan İçinde İşlenmiş Olması Halinde Cezalandırılır.”

“3194 sayılı İmar Kanunu’nun 1, 2, 21. maddeleri ile “Belediye ve Mücavir Alan Sınırları İçinde ve Dışında Planı Bulunmayan Alanlarda Uygulanacak İmar Yönetmeliği” hükümlerine göre, imar planı bulunmayan alanlarda da bina yapılması için merciinden yapı ruhsatı alınmasının zorunlu olduğu ve İmar Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca, mücavir alanların imar mevzuatı bakımından belediyelerin yetki, denetim ve sorumluluğu altında bulunduğu gözetilmeden, sanığın ruhsatsız bina yapmak suretiyle imar kirliliğine neden olma suçundan hükümlülüğü yerine, binanın belediye mücavir alan sınırları içinde kaldığı ve imar planı bulunmadığı biçimindeki yasal olmayan gerekçe ile beraatine karar verilmesi yasaya aykırıdır” (4. CD. 1.12.2008, 4245/21361).

  1. “Teras Katın Bina Niteliğinde Olması Ruhsat Gerektirir. Ruhsatsız Teras Katı İmar Kirliliği Suçunu Oluşturur. “

“TCY.nın 184/1.maddesinde “yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan ve yaptıran” kişilerin cezalandırılması öngörülmüş olup, İmar Yasası’nın 5.maddesinde de bina kavramının tarifi “Bina; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme ve dinlemelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır” şeklinde açıklanmıştır. Somut olayda, 18.04.2005 tarihli yapı tespit ve tatil tutanağında “zemin+1 normal kat üzerine 64 m2 ebadında 2.normal katın kaba inşaatının tamamlandığı, çatısının kaplandığının” belirtildiği, sanığın soruşturma evresindeki ifadesinde “2005 yılında, evinin üstünde bir kat daha yapıp, üzerini çatı ile kapattığını” söylemesi ve bilirkişi raporunda da “tutanak tarihinden sonra davaya konu teras katın sıvası yapılıp, pencerelerinin takıldığı, teras katın 2005 yılı mart-nisan aylarında yapıldığının” açıklanması karşısında, davaya konu teras katın “bina” niteliğinde ve yapımının ruhsata tabi olduğu gözetilmeden ve bu hususlar tartışılıp reddedilmeden, yasal olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi yasaya aykırıdır “(4. CD. 8.2.2010, 7912/1544).

  1. “5237 Sayılı TCY.Nın 184.Maddesinin 12.10.2004 Tarihinde Yürürlüğe Girmiş Olması Nedeniyle Bu Tarihten Sonraki İmara Aykırı Eylemler Cezalandırılır.”

“5237 sayılı TCY.nın 184.maddesinin 12.10.2004 tarihinde yürürlüğe girmiş olması, sanık tarafından ruhsatsız olarak yapılan inşaatta, zemin ve 1.katlar kullanır halde 2.katın ise kolonları dikili, tuğla duvarlarının kısmen örülü olduğunun 14.4.2005 tarihinde tespit edilmiş olması karşısında, tutanak düzenleyicilerinin yöntemince dinlenerek tutanağın düzenlenmesi sırasında sanığın fiilen inşaata devam edip etmediği hususunda görgülerinin sorulması, bilirkişiye inşaatın yapım tarihinin duraksamaya yer bırakmayacak biçimde tespitine yönelik teknik verilerin açıklattırılması ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir.” (4. CD. 5.4.2010, 10054/5938).

  1. “Teras Katın Bina Niteliğinde Olması Ruhsat Gerektirir. Ruhsatsız Teras Katı İmar Kirliliği Suçunu Oluşturur. “

“TCY.nın 184/1.maddesinde “yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan ve yaptıran” kişilerin cezalandırılması öngörülmüş olup, İmar Yasası’nın 5.maddesinde de bina kavramının tarifi “Bina; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme ve dinlemelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır” şeklinde açıklanmıştır. Somut olayda, 06.10.2005 tarihli yapı tespit ve tatil tutanağında “…binanın 2.ve 3.katının kaba inşaat halinde tespit edildiğinin” belirtilmesi ve bilirkişi raporunda da “tutanak tarihinden sonra davaya konu katların iç alçı sıvalarının yapılıp, tesviye betonlarının atıldığı, oda yapılarak, teras döşemenin seramik ile kaplandığının” açıklanması karşısında, inşaatın “bina” niteliğinde ve yapımının ruhsata tabi olduğu gözetilmeden, “inşaatın bina tarifine uymadığından ” bahisle yerinde görülmeyen gerekçe ile beraat kararı verilmesi yasaya aykırıdır.” (4. Ceza Dairesi, 8.6.2010, 14021/11140).

  1. “5237 Sayılı TCK’nun 184.Maddesinin 12.10.2004 Tarihinde Yürürlüğe Girmiş Olması Nedeniyle Bu Tarihten Sonraki İmara Aykırı Eylemler Cezalandırılır. Eylemin Suç Oluşturup Oluşturmaması Açısından Eylem Suç Tarihinin Tespiti Zorunludur.”

“TCY.nın 184/1.maddesinde “yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan ve yaptıran” kişilerin cezalandırılması öngörülmüş olup, İmar Yasasının 5.maddesinde de bina kavramının tarifi “Bina: kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme ve dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır” şeklinde açıklanmıştır. Somut olaya göre, 17.03.2005 tarihli yapı tespit ve tatil tutanağında 1.Bodrum kattaki 3 nolu daireye bitişik 1.50×3.50 m. ebadındaki aydınlığın 3.nolu daireye önceki tarihlerde katılmış olduğu ve mühür altına alındığının” belirtildiği, sanığın “tutanak tarihinden yaklaşık 2 ay kadar önce suça konu yeri mutfağa dahil ettim” şeklindeki söylemi karşısında, davaya konu yerin niteliğinin ve yapımının ruhsata tabi olup olmadığının tutanak tanıkları dinlenerek ve mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak tartışıldıktan sonra, sanığın hukuksal durumunun belirlenmesi gerekir.” (4. Ceza Dairesi, 15.6.2010, 15252/11766).

“Sanık tarafından ruhsatsız olarak yapılan zemin kat ve birinci katın kaba inşaatının bitmiş, kapı ve pencerelerinin ise takılmamış olduğunun belirlenmiş bulunması ve yargılama sırasında yapılan keşif sonucu zemin katın işyeri olarak, birinci katın da mesken olarak kullanılmaya başlandığının anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCY’nin 184. maddesinin yürürlük tarihi olan 12.10.2004 tarihinden önce tamamlanıp bitirilmiş bir yapıdan söz edilemeyeceği ve eylemin temadi eden niteliğine göre hukuki kesinti gerçekleşinceye kadar devam eden yapım işlerinin suçu oluşturacağı gözetilerek tutanak düzenleyiciler ile komşu binalarda oturanların kamu tanığı olarak yöntemince dinlenerek tutanağın düzenlenmesi sırasında sanığın fiilen inşaata devam edip etmediği hususunda görgülerinin sorulması, inşaatın yapım tarihinin tespitine yönelik teknik veriler bilirkişiye açıklattırılıp, tüm kanıtlar birlikte değerlen-dirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir”. (4. CD. 30.3.2010, 8677/5610).

“…Bilirkişi raporunda ismi açıklanmayan tanık ile yapı tatil tutanağı mümzileri ve inşaatın yakınındaki komşular dinlenerek, 12.10.2004 tarihinden sonra binanın yapımına devam edilip edilmediğinin araştırılması ve inşaatta yapıldığı belirtilen sıvanın inşaatın devamı niteliğinde ilk kez mi, yoksa sıvada değişiklik ya da onarım biçiminde mi gerçekleştirildiğinin belirlenmesi, bilirkişi raporunda inşaatın yapım tarihinin tespitinde hangi teknik verilere dayanıldığı açıklatılarak sıvanın inşaatı devamı niteliğinde olduğu belirlendiği takdirde hükümlülük, onarım niteliğinde olması halinde ise beraat kararı verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz gerekçe beraate hükmolunması…”

( Yargıtay 4.Ceza Dairesi’nin 16.12.2008 tarih, 2007/5320 E.2008/22782K.)

  1. “Duvar Örmek, Kapalı Alan Oluşturmadığından Bina Olarak Nitelendirilmeyeceğinden ‘Duvar Örme’ Eylemi TCK’nun 184 Maddesi Kapsamına Göre İmar Kirliliği Suçu Oluşturmaz”

“…İmar Kanunu’na göre her” yapı” ruhsata tabidir. Bunun tek istisnasını ruhsat gerektirmeyen” basit tadilatlar” oluşturur. İmar Kirliliğine Neden Olma suçu kapsamına sadece” bina niteliğindeki ruhsatsız yapıların girdiğini yukarıda detaylarıyla açıklamıştık. Mevzuatta” yapı ve” bina kavramlarının sadece genel olarak tanımının yapılmasıyla yetinildiğinden, hangi yapıların bina sayılacağı konusu yargı kararlarıyla şekillenmektedir.

Yargıtay bir kararında 38 metre uzunluğunda yığma tuğla duvarın” bina” sayılmadığına ve izinsiz duvar örmenin kanundaki bina tanımında yer alan” üzeri kapalı” olma şartını taşımadığından İmar Kirliliği suçunu oluşturmadığına hükmetmiştir…” Yargıtay 4. Ceza Dairesi 05/03/2012, 2010/1854 E. 2012/ 4870 K.) ”

  1. “Binanın Çelik Konstrüksiyon Malzeme Kullanarak Kapatılması, Hafif Malzemenin Taşıyıcı Unsurlarını Etkileyemeyeceğinden TCK’nun 184 Maddesi Kapsamına Göre İmar Kirliliği Suçu Oluşturmaz.”

“…Ruhsatlı binanın çatısının çelik konstrüksiyon malzeme kullanarak kapatması olayında da, yapının bina vasfında olmaması ve yapıda kullanılan hafif malzemelerin taşıyıcı unsurları etkilememesi nedeniyle suçun oluşmadığı kabul edilmiştir…” (Yargıtay 4.Ceza Dairesi 2010/4436 E. 2010/3966 K.)”

  1. “Balkonların Hafif Malzemeden Pvc Ve Cam İle Kapatılması” Bina” Niteliğinde Olmadığından TCK’nun 184 Maddesi Kapsamına Göre İmar Kirliliği Suçu Oluşturmaz.”

Yargıtay, balkonların pvc ve cam ile kapatılmasının” bina” niteliğinde olmadığına hükmetmektedir. Balkonun kapatılması ve balkon ile oda arasındaki duvarın yıkılması suretiyle odanın büyütülmesi şeklindeki imalatlarda bina sayılmamaktadır. Ancak bu durumda yıkılan duvarların binanın taşıyıcı sistemini etkileyip etkilemediğinin tespiti için bilirkişi raporu alınması ve rapor sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine hükmedilmektedir. Oda ile balkonu ayıran duvar, perde duvar değilse ve duvarın kaldırılması işleminde kolonlara zarar verilmemişse, balkonun kapatılıp odaya dahil edilmesi eyleminin İmar Kirliliğine Neden Olma Suçunu oluşturmadığına hükmedilmektedir. Balkon kapatılırken kullanılan malzemenin PVC, ahşap, alüminyum vs. olması önem arz etmemektedir. Önemli olan kullanılan malzemenin hafif olması ve binanın statiğini etkilememesidir. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 01.06.2011 Tarih ve 2009/3046 E. 2011/7468 K.).

“…Apartman dairesinin mutfak balkonunu (terasını) PVC, ahşap doğrama ve camla kapatma fiili, bina yapma olarak değerlendirilemez, bu nedenle sanığın imar kirliliği suçu ile cezalandırılması hukuka aykırıdır…” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2012/6669)

9.” Zemin Katındaki İki Dükkânın Arasındaki Duvarın Kaldırılması Eylemi TCK’nun 184 Maddesi Kapsamına Göre İmar Kirliliği Suçu Oluşturmaz.

“…Benzer şekilde bir binanın zemin katındaki iki dükkanın arasındaki duvarın kaldırılarak tek dükkan haline getirilmesi olayında da; mevcut alana ilave yeni alan kazanımı olmadığı ve taşıyıcı sistemin olumsuz etkilenmediği gerekçesiyle suçun oluşmadığına hükmedilmiştir…” (Yargıtay 4.Ceza Dairesi 2011/21338 E. 2012/26052 K.)

  1. “Dükkan Kepenklerinin Takılması Veya Değiştirilmesi Eylemi TCK’nun 184 Maddesi Kapsamına Göre İmar Kirliliği Suçu Oluşturmaz.

“…Dükkan kepenklerinin de İmar Kirliliğine Neden Olma suçunu oluşturmadığı kabul edilmiştir…” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 29/11/2012 tarihli, 2012/15051 Esas 2012/28152 Karar

11- “Gayrimenkul Vasfı Taşımayan, Zemine Herhangi Bir Şekilde Bağlı Olmayan, Temelsiz, İmalatı Ve Kullanımı İçin Ruhsat Gerekmeyen Üç Adet Konteynerin” Bina” Vasfında Olmadığından Konteyner Koyma Eylemi, TCK’nun 184 Maddesi Kapsamına Göre İmar Kirliliği Suçu Oluşturmaz.”

“…Gayrimenkul Vasfı Taşımayan, zemine herhangi bir şekilde bağlı olmayan, temelsiz, imalatı ve kullanımı için ruhsat gerekmeyen üç adet konteynerin ”bina” vasfında olmadığına hükmedilmiştir…” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2013/23055 E. 2014/31439 K.)

12-“Teras Üzerine Pergola Yapılması Eylemi TCK’nun 184 Maddesi Kapsamına Göre İmar Kirliliği Suçu Oluşturmaz.”

“…Subasman seviyesini aşmayan zemin terası genişletmesi, üzerine pergola yapılsa dahi ruhsata tabi olmadıklarından suç oluşmayacaktır…” (Danıştay 14. Dairesi 2015/9242 E. 2018/1644 K.)

13.” Temelsiz Yapılar” Bina” Niteliğinde Sayılmadığından TCK’nun 184 Maddesi Kapsamına Göre İmar Kirliliği Suçu Oluşturmaz.”

Temelsiz yapılar” bina” niteliğinde sayılmadığından” zemin üzerine temelsiz olarak yerleştirilen” büfenin” suçu oluşturmadığı kabul edilmiştir. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2013/11068E. 2013/8822K.)

Yıkılan çatının yeniden yapılması olayında da, yeniden inşa edilen çatının projesine uygunluğunun incelenmesi ve uygun değilse de yeni çatının” bina” niteliğinde olup olmadığına göre hüküm kurulması gerekmektedir. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2013/8880 E. 2013/9358 K.)

Projeye aykırı açık teras yapılması da suçu oluşturmamaktadır. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2013/14233 E. 2013/13305 K.)

“…Sanığın, mevcut ruhsatlı yapının balkonunu 10 metre kare kapatarak odaya dahil etme ve ilave kapalı alan oluşturma biçiminde gerçekleştirdiği eyleminin, konuta ruhsatta belirtilenin dışında yeni bir alan kazandırmaması ve bina niteliğinde olmaması karşısında, imar kirliliğine neden olma suçunun öğelerinin oluşmadığı ve idari yaptırımın konusunu oluşturabileceği gözetilmelidir…”

(Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 18.6.2013 tarih ve E. 2012/24491 K. 2013/19279 sayılı kararı)

14. “Ruhsata Aykırı İmalatların Yapım Tarihinin Ve Binanın Taşıyıcı Unsurunun Etkilenip Etkilenmediğinin Tespiti İmar Kirliliği Suçunun Varlığı Açısından Önem Taşır.”“…Tapunun 3025 parsel 13 bağımsız bölüm sırasında kayıtlı bulunan, sanığa ait konutta yapılan incelemede; ruhsat ve eklerine aykırı olarak dubleks meskenin birinci katında yer alan 1,5×4,80 metrekare alanlı ön balkonun plastik doğrama ile kapatılarak 7,20 metrekare, arka cephedeki 1×2,5 metrekarelik “L” şeklindeki balkonun ise yan bahçeye bakan bölümünde duvar örülerek 2,5 metrekare kapalı alan oluşturulduğunun tespit edildiği olayda; suça konu imalatların yapım tarihinin ve bina vasfında olup olmadıklarının belirlenmesi amacıyla tapu kayıtlarının getirtilerek sanığa ait konutun edinme şekli ve bilirkişi raporunda edinme tarihi olarak gösterilen 24.09.2009 tarihinden önce de sanığın söz konusu yerde oturup oturmadığı saptandıktan sonra bilirkişiye yeniden inceleme yaptırılarak ruhsata aykırı imalatların yapım tarihinin ve binanın taşıyıcı unsurunun etkilenip etkilenmediğinin tespit edilmesi hususlarında teknik verilere dayalı ek rapor alınması ve dosyadaki tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır…” (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.11.2018 tarihli ve 176-503 sayılı kararı)15. “TCK’nun 184/5 Maddesinde Etkin Pişmanlık Hükümlerinin Uygulanabilmesi İçin İmara Aykırı Yerin Yıkılmış Olması Ve Yıkım Masraflarının İlgili İdareye Sanığın Ödemesi Gereklidir.”“…Ruhsatsız yapının yıkımın idarece gerçekleştirildiği hâllerde failin yıkıma fiilen karşı gelip gelmediği ve iradi olarak yıkım masraflarını karşılayıp karşılamadığı hususları araştırılarak failin fiilen yıkıma karşı gelmediğinin ve cebri icra gibi herhangi bir zorlama olmaksızın kendiliğinden yıkım masrafları ödediğinin tespit olunması hâlinde sanık lehine TCK’nın 184/5. Maddesinin uygulanma şartlarının gerçekleştiği kabul edilmeli, aksi durumda ise anılan etkin pişmanlık hükmü uygulanmamalıdır…”Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.10.2018 tarihli ve 684-479 sayılı kararı)16- “Mevcut Bina İçerisinde Herhangi Bir Taşma Olmaksızın Binanın Bölümleri Ayrılarak Bina Vasfını Taşımayan Değişiklikler Yapılması TCK’nun 184 Maddesi Kapsamına Göre İmar Kirliliği Suçu Oluşturmaz.”“…TCK.nun 184. Maddesinde yapılan ruhsatsız bölümün bina vasfında bulunması gerektiği suçun unsuru olarak kabul edilmiştir. Mevcut bina içerisinde herhangi bir taşma olmaksızın binanın bölümleri ayrılarak bina vasfını taşımayan değişiklikler yapılmasının bu yasa maddesi kapsamında kabul edilmesi mümkün olmadığından, sanığın beraatine karar verilmesi hukuka uygundur …”(Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 28.3.2012 tarih ve E. 2010/9713-K. 2012/7321- sayılı kararı)
  1. “Doğal Sit Alanlarına İzinsiz Şekilde Müdahale Bulunulması Eyleminde Yapılacak Olan Yargılamada İlgili İdareye Dayaya Katılma Hakkı Açısından Dava Haberdar Edilmelidir.”

“…Asliye ceza mahkemesi tarafından yürütülen yargılamada imar kirliliğine neden olma suçundan sanık hakkında mahkumiyet hükmü verilmiştir. Yapılan temyiz itirazı sonucunda dosya incelenmesi ve görüşülmesi için Yargıtay’a gönderilmiştir.

Dosyaya konu olay ile ilgili kanun maddesi uyarınca doğal sit alanları olarak kayda geçen bölgelere izinsiz bir şekilde yapılan müdahaleler için açılan davalarda Çevre ve Şehircilik Bakanlığının katılma hakkı olduğu belirtilmiştir. İddianamede dava konusu olan yer de doğal sit alanıdır. Bu nedenle görülmekte olan davadan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün de haberdar edilmesi gerektiğini belirten Yargıtay, bu nedenle inceleme sonucunda bu dosya hakkında karar vermeye yer olmadığına şeklinde karar vermiştir. (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2018/7925 Esas, 2019/15422 Karar)

18- “Binanın Ön Ve Arka Kısmına Balkon Yapılması Durumunda. Doğru Yargılama Yapılabilmesi İçin Balkon Yapılan Yerlerin Bina Vasfında Olup Olmadığı Ve Ruhsata Aykırı Olacak Şekilde Alan Kazanımı Olup Olmadığının Yetkili Bilirkişiler Tarafından Araştırılması Gerekmektedir.”

Sanık tarafından binanın ön ve arka kısımlarına 15 m² balkon yapılmıştır. Bu olay gerekçesi ile asliye ceza mahkemesi tarafından yürütülen davada imar kirliliğine neden olma suçundan sanık hakkında beraat hükmü verilmiştir. Katılan vekili tarafından yapılan temyiz itirazı sonucunda dosya incelenmesi ve görüşülmesi için Yargıtaya gönderilmiştir.

İnceleme sonucunda Yargıtay, olayın tam anlamı ile anlaşılıp doğru şekilde yargılanabilmesi için olayın da unsurlarının araştırılması gerektiğini belirtmiştir. Balkon yapılan yerlerin bina vasfında olup olmadığı ve ruhsata aykırı olacak şekilde alan kazanımı olup olmadığının yetkili bilirkişiler tarafından araştırılması gerekmektedir. Yargıtay, hükmün bu araştırmalar tamamlandıktan sonra verilmesi gerektiğine kanaat getirmiştir. Ayrıca ilgili kanuna eklenen geçici madde gözetilerek sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği de belirtilmiştir.

Gerekli araştırmaların yapılması ve sanığın hukuki durumu hakkında ilgili madde sebebiyle yeniden değerlendirme gerçekleştirilmesi gerektiği gerekçesi ile hüküm hakkında bozma yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2019/2810 Esas, 2019/15073 Karar)

19- “Yapı Kayıt Belgesi Uyarınca Sanığın Hukuki Durumunun Yeniden Değerlendirilmesi Ve Yapı Kayıt Belgesinin Geçerliliği Halinde Sanık Hakkında Düşme Kararı Everilmesi Gereklidir. “

“…Asliye ceza mahkemesinin yürüttüğü yargılamada imar kirliliğine neden olma suçundan sanık hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiştir. Sanık müdafii tarafından yapılan temyiz itirazı üzerine dosya incelenmesi ve görüşülmesi için Yargıtay’aa gönderilmiştir.

Kanuna göre mahkeme tarafından, verilen hükmün gerekçeleri ve suçun unsurları açıkça belirtilmelidir. Ancak Yargıtay, incelemesinde mahkemenin yalnızca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını gerekçe kabul ederek mahkûmiyet kararı verdiğini görmüştür. Bu durum hukuka aykırıdır.

İmar Kanunu’na sonradan eklenen geçici madde ile, yapı kayıt belgeleri olan yapılar ile ilgili yıkım kararlarının ya da para cezalarının iptal edileceği ve ruhsatına uygun hale getirilmesi durumunda açılmış davanın düşeceği ve hükmolunan cezanın kaldırılacağı belirtilmiştir. Bu da sanığın hukuki durumu hakkında yeniden bir değerlendirme yapılmasını gerektirmektedir.

Yargıtay, sayılan bu nedenlerle temyiz itirazlarını yerinde bulmuş verilen hüküm hakkında bozma yönünde karar vermiştir. ..”(Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2019/2714 Esas, 2019/6042 Karar)

20- “Tek Bir Eylem Hakkında İki Ayrı Suçtan İki Ayrı Hüküm Kurulması Kanuna Aykırıdır.”

…Asliye ceza mahkemesinin yürüttüğü yargılama sonucunda sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan düşme, 2863 sayılı kanuna aykırılık suçundan beraat ve 3621 sayılı sanına aykırılık suçundan ise hükmü açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiştir. Katılanlar vekilleri tarafından yapılan temyiz itirazları üzerine dosya incelenmesi için Yargıtaya gönderilmiştir.

İlk inceleme 3621 sayılı kanuna aykırılık suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükmü hakkında yapılmıştır. Burada katılan vekilinin karara yapmış olduğu itirazın ağır ceza mahkemesi tarafından kesin olarak karara bağlandığı görüldüğünden hüküm hakkında dosyanın incelenmeksizin mahkemesine iadesine karar verilmiştir.

Yapılan incelemede suçtan zarar gören sıfatı ile davada katılan olarak bulunan tarafların vekillerinin temyiz itirazında bulunduğu görülmüştür. Bu konuda dikkat edilmesi gereken bir durum vardır; kanunda, suçtan zarar gören kavramı mağdur gibi net bir şekilde açıklanmamıştır. Bu nedenle yerleşmiş kararlardaki, suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali tanımı esas alınır ve dolaylı ya da muhtemel zararlar suçtan zarar gören sıfatı ile tarafların davaya katılmalarına hak tanımaz.

Bu nedenle de tazminat, itibar zedelenmesi ya da güven kaybı gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmak mümkün değildir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı adına hazine vekilinin de bu sebepler doğrultusunda sanık hakkında verilen hükmü temyiz yetkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle Yargıtay, katılanlar vekillerinin yetkisi olmadığı gerekçesi ile verilen hükme karşı yaptıkları temyiz itirazlarını reddetmiştir.

Bir diğer inceleme ise sanık vekilinin temyiz itirazı üzerine, imar kirliliğine neden olma suçu yönünden verilen düşme ve 2863 sayılı kanuna aykırılık yönünden verilen beraat hükmü hakkında yapılmıştır. İlk olarak sanık beyanı incelenmiştir. Sanık beyanında, gelen müşterilerin denize girebilmeleri için mecburen falezlerin bulunduğu yere iniş ve çıkışları sağlayacak platformlar yapılması gerektiğini dile getirmiştir. Müşterilerin bu alanda merdiven veya asansör ile falezlerin altlarına inerek güneşlendiklerinden ve denize girdiklerinden bahsetmiştir. Yapılan platformlar ilgili kanuna aykırılık oluştursa bile 5 yıldızlı otel ruhsatının gerektirdiklerini yapabilmesi ve müşterilerin denize girmelerini sağlayabilmesi için bunun mecbur olduğunu söylemiştir.

Aksi olursa turistik bir tesis olmasının da deniz kenarında bir otel olmasının da bir anlamı kalmayacağını beyan etmiştir. Olay sonrası mahkemeye sunulan bilirkişi raporunda belirtilen yapıların keşif sırasında da orada mevcut olduğundan bahsedilmiştir. Bu bilgiler ışığında sanığın eylemlerinin kanunun ilgili maddesine göre özel norm niteliği taşıdığı ve buna göre yargılama yapılması gerektiği belirtilmiştir. Sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan hüküm kurulmasına gerek olmadığı ve 2863 sayılı kanuna aykırılık suçundan da ilgili madde uyarınca mahkûmiyet verilmesi gerektiğine kanaat getirilmiştir.

Özet olarak, tek bir eylem hakkında iki ayrı suçtan iki ayrı hüküm kurulması kanuna aykırı bulunduğundan ve iki hüküm de yerinde görülmediğinden Yargıtay tarafından haklarında bozma kararı verilmiştir…” (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2016/7608 Esas, 2019/8277 Karar)

21- “İmar Kirliliği Suçundan Yargılanan 184/5. Maddesindeki Özel Düzenlemeden Yararlanma İmkânı Bulunan Fail Hakkında 231. Maddesinde Düzenlenen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı (HAGB) Verilmesi Mümkün Değildir.”.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, failin suçu işledikten sonra soruşturma veya kovuşturma aşamasında mağdurun veya kamunun uğradığı zararı gidermesi halinde hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının ertelenmesi, hükmün bu erteleme süresi boyunca hiçbir sonuç doğurmamasıdır.

İmar kirliliği suçu nedeniyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilmesi mümkün değildir. Çünkü, kanun koyucu imar kirliliği suçu açısından TCK md. 184/5’te özel bir etkin pişmanlık hali düzenlemiştir.

İmar kirliliğine neden olma suçunda ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirerek 184/5. maddesindeki özel düzenlemeden yararlanma imkanı bulunan fail hakkında 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi mümkün değildir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu – Karar: 2015/167). (Ancak, koşulları varsa sanık hakkında hapis cezasının ertelenmesi kararı verilmesi mümkündür.)

  1. “Özel İmar Rejimi Olan Yerler Uzman Bilirkişi Tarafından Tespit Edilmelidir.”

İmar kirliliği suçuna konu yerin, orman alanında kaldığının bildirilmesi karşısında, anılan yerin suç tarihi itibariyle özel imar rejimine tabi yerlerden olup olmadığı ve 5216 sayılı Kanunun geçici ikinci maddesi kapsamında kalıp kalmadığı hususlarında, konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması gerekir (Yargıtay 18. Ceza Dairesi – 2015/14964 karar).

  1. “Eylemin Hem İmar Kirliliği Hem De 2863 Sayılı Yasa Kapsamına Aykırılık Teşkil Etmesi Halinde TCK’nun Fikri İçtima Hükümleri Uygulanarak İki Suçtan Daha Ağır Cezayı Gerektiren Suçtan Hüküm Kurulması Gerekir.”

“Belediyesi Encümen Kararında imar kirliliği suçuna konu yerin imar planında 3. derece Arkeolojik sit alanı olduğunun belirtilmesi, 2863 sayılı Kanun’a aykırılıktan suç duyurusunda bulunulması, açılması halinde davaların birleştirilmesi, TCK’nın 44. maddesi gereğince daha ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulması gerekir.” (Yargıtay 18. Ceza Dairesi – 2015/11763).

  1. “Cami Binasına İlave Olarak Yapılan Betonarme Bina TCK 184 madde kapsamına göre suçtur.”

Sanığın cami binasına ilave olarak tek katlı betonarme bina inşa ettiğine ilişkin aşamalarda değişmeyen savunması ve savunmayı doğrulayan yapı tatil zaptı ve binanın 12.10.2004 tarihinden sonra yapıldığının saptanması karşısında, sanığın eyleminin yeni bir bina inşa niteliğinde olduğu ve imar kirliliğine neden olma suçu nedeniyle cezalandırılması gerektiği gözetilmeden yapının bina niteliği taşımadığı biçimindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır ( Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2012/3058 karar).

  1. “Ruhsatsız Yapılan Eklenti Bina Niteliğindedir. TCK 184 madde kapsamına göre suçtur.”

Sanığın, yanında çalışan işçisinin barınması için ana binaya eklenti olarak yaptığı suça konu, duvarları tuğladan ve çatısı sac malzemeden olan ruhsatsız yapının, İmar Kanunu’nun 5. maddesinde tarifi yapılan ‘bina’ niteliğinde bulunduğu ve TCY’nın 184/1. Maddesine uyan imar kirliliğine neden olma suçunun oluştuğu gözetilmeden, yasal olmayan gerekçe ile beraat kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir… (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2012/15384).

  1. “Yapıyı Kendisi Yıkan Sanık Aleyhine Vekalet Ücreti De Dahil Olmak Üzere Yargılama Giderlerine Hükmedilemez.”

İmar kirliliğine sebep olma suçundan açılan kamu davasında, sanığın ruhsata aykırı olarak yaptığı binayı yıkması sebebiyle 5237 Sayılı T.C.K.nın 184/5. maddesi uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilmiştir. 5271 Sayılı C.M.K.nın 325/1. maddesi gereğince, ancak ceza veya güvenlik tedbirine mahkumiyet halinde yargılama giderlerinin sanığa yükletilmesi olanaklı olup, sanık hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verilmiş olduğundan, katılan lehine hükmolunacak vekalet ücreti de dahil olmak üzere yargılama giderlerinden sanığın sorumlu tutulması olasılığı bulunmamaktadır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu – 2012/16 karar).

  1. “Yapının Bina Olup Olmadığının Bilirkişi Raporu İle Tespit Edilmesi gerekir”

5237 sayılı TCK’nın 184/1. maddesinde5237 sayılı TCK’nın 184/1. maddesinde “yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan ve yaptıran” kişilerin cezalandırılması öngörülmüş olup, İmar Kanunun 5. maddesinde de bina kavramı” kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme ve dinlemelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır.” şeklinde açıklanmıştır. Bununla birlikte, elektronik haberleşmeyle ilgili altyapı oluşumunda kullanılan baz istasyonu, kulübe, konteynır ve altyapı niteliğindeki tesislerin yapı ruhsatiyesine tabi olmadığına ilişkin 406 sayılı Kanunun ek 35. maddesinin 2. fıkras 2. fıkrası Anayasa Mahkemesi’nin 01.10.2009 tarih ve 2006/129 Esas, 2009/121 Karar sayılı ilamıyla iptal edilmiş, iptal kararı 08.01.2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Somut olayda, bilirkişi raporuna ekli fotoğraftan; İmar Kanununun 5. maddesinde tanımlanan “eşyaların korunmasına yarayan yapı” olduğu anlaşılan, baz istasyonu güç ünitesinin içine konduğu etrafı çevrili, üstü örtülü yapıların, inşa tarihi araştırılarak ve bina niteliğinde olup olmadığı konusunda ek rapor alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 18. Ceza Dairesi – Karar: 2015/9910).

  1. “İmar Kirliliği Suçunda Keşif, Sanıkların Hukuki Durumlarının Tayin, Takdir Ve Tespiti Açısından Zorunludur.

“…1- Sanıklar …, ve …’nin ruhsatsız ve/veya ruhsata aykırı olarak bina inşa eden sanıklarla ilgili 3194 sayılı Kanun’un 32 ve 42. maddelerine göre işlem yapmaları gerekirken yasal işlemlerin yapılmaması suretiyle yapı sahiplerine haksız menfaat temin etmek şeklindeki eylemleri ile itham olundukları görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetleri yerine hatalı gerekçe ile beraatlarına karar verilmesi, 2- Sanıklar …, ve …’le ilgili olarak … Belediye Başkanı, Başkan Vekili ve Fen memurunun da aynı dosya kapsamında sanık olarak yargılandıkları da gözönüne alındığında, … tarafından tüm sanıkların binalarını ruhsata uygun hale getirdiklerine ilişkin yazı ile yetinilmeyip, bilirkişi refakatinde mahallinde keşif yapılarak bilirkişi raporu temini ile sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri yerine eksik koğuşturma ve hatalı gerekçe ile beraat kararı verilmesi, bozma nedenidir..” (Yargıtay 18. Ceza Dairesi – Karar : 2019/13394).

29.” İmar Kirliliği Suçunda Etkin Pişmanlık Hükümlerinin Uygulanabilmesi İçin; Yıkımın İdarece Gerçekleştirildiği Hâllerde Failin Yıkıma Fiilen Karşı Gelip Gelmediği Ve İradi Olarak Yıkım Masraflarını Karşılayıp Karşılamadığı Hususları Araştırılarak Failin Fiilen Yıkıma Karşı Gelmediğinin Ve Cebri İcra Gibi Herhangi Bir Zorlama Olmaksızın Kendiliğinden Yıkım Masrafları Ödediğinin Tespit Olunması Zorunludur. “

“…TCK’nın 184. maddesinin beşinci fıkrasındaki hükümden yararlanılabilmesi için kişinin ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi gerekmektedir. Ruhsat alacak ya da ruhsatına uygun hale getirecek kişi, hakkında soruşturma yapılan ya da hakkında kamu davası açılmış olan veya yargılanıp ceza almış olan kişi ya da kişilerdir.

Ruhsatsız yapının 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca belediye görevlilerince yıkılması durumunda imar kirliliğine neden olma suçundan sanık hakkında doğrudan salt yıkımın gerçekleştiğinden bahisle TCK 184. maddesinin beşinci fıkrasının uygulanması mümkün değildir. Zira bu halde etkin pişmanlığın zorunlu unsuru olan sanık tarafından ortaya konulmuş hiçbir aktif davranış bulunmamaktadır. Ruhsatsız yapının yıkılması idarenin bir görevi olup sanıktan bağımız olarak idare tarafından gerçekleştirilen yıkım nedeniyle yıkıma karşı çıkılmamış olsa bile anılan düzenleme uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi etkin pişmanlık müessesesinin ruhuna ve maddenin konuluş amacına aykırı olacaktır.

Ancak, ruhsatsız yapının yıkılması, alınması gerekli önlemler, ihtiyaç duyulan teknik ekipmanlar vs. itibariyle çoğu zaman yapı sahibi tarafından gerçekleştirilemeyecek bir eylemdir. Bu nedenle yapı sahiplerinin nasıl olsa yıkım masraflarını ödeyecekleri düşüncesi ile yıkımın idare tarafından gerçekleştirilmesini beklemeleri doğal karşılanmalıdır. Böyle bir durumda ise salt yıkımın fail tarafından gerçekleştirilmediğinden bahisle etkin pişmanlık hükmünün uygulanmaması adil bir çözüm olmayacaktır. Bu nedenle yıkımın idarece gerçekleştirildiği hâllerde failin yıkıma fiilen karşı gelip gelmediği ve iradi olarak yıkım masraflarını karşılayıp karşılamadığı hususları araştırılarak failin fiilen yıkıma karşı gelmediğinin ve cebri icra gibi herhangi bir zorlama olmaksızın kendiliğinden yıkım masrafları ödediğinin tespit olunması hâlinde sanık lehine TCK’nın 184. maddesinin beşinci fıkrasının uygulanma şartlarının gerçekleştiği kabul edilmeli, aksi durumda ise anılan etkin pişmanlık hükmü uygulanmamalıdır…” (Ceza Genel Kurulu -K.2019/703).

(İmar kirliliğine neden olma suçu, etkin pişmanlık, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi açısından kendine özgü birtakım özellikler arz ettiğinden savunmanın konusunda uzman ve deneyimli bir ceza avukatı ile yapılmasında yarar vardır.)

30.” İmar Kirliliğine Neden Olma Suçunda; Mücavir Alanda Suçun Oluşmayacağı Gözetilerek, Suça Konu Yerin Belediye Sınırları İçinde Veya Özel İmar Rejimine Tabi Yerlerden Olup Olmadığı Konusunda Araştırma Yapılarak, Sonucuna Göre Sanığın Hukuki Durumunun Belirlenmesi Gerekir.

Belirli Yerlere Gitmekten Veya Belirli Etkinlikleri Yapmaktan Yasaklanma Seçenek Yaptırımının Uygulanabilmesi İçin, Sanığın Yeniden Suç İşlemesini Teşvik Eden Veya Kolaylaştıran Sosyal, Psikolojik Veya Çevresel Etkenlerle İşlenen Suç Arasında Bir Bağlantının Bulunması Gerektiği Gözetilmeden, İmar Kirliliğine Neden Olma Suçuyla Alkollü İçki İçilen Yerler Arasında Kanunun Aradığı Anlamda Ne Şekilde Bir Bağın Bulunduğu Açıklanmadan Tedbirin Uygulanması Hukuka Aykırıdır. “

“ DAVA : Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

1- ) T.C.K.nın 184/4. maddesindeki “Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır” hükmü uyarınca, mücavir alanda suçun oluşmayacağı gözetilerek, suça konu yerin belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerden olup olmadığı konusunda araştırma yapılarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeyle hüküm kurulması,

2- ) Kabule göre de:

a- ) 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve T.C.K.nın 7/2 madde ve fıkrası uyarınca sanık yararına olan 5728 Sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile C.M.K.nın 231/5. maddesinde öngörülen, hükmolunan cezanın geri bırakılması sınırının iki yıla çıkarılması ve anılan Kanun maddesinin 2. fıkrası ile de C.M.K.nın 231/14. maddesindeki suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması koşulunun kaldırılması karşısında, sabıka kaydı bulunmayan sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılmaması,

b- ) T.C.K.nın 50/1-d maddesinde öngörülen “belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanma” seçenek yaptırımının uygulanabilmesi için, sanığın yeniden suç işlemesini teşvik eden veya kolaylaştıran sosyal, psikolojik veya çevresel etkenlerle işlenen suç arasında bir bağlantının bulunması gerektiği gözetilmeden, imar kirliliğine neden olma suçuyla alkollü içki içilen yerler arasında kanunun aradığı anlamda ne şekilde bir bağın bulunduğu açıklanmadan, yetersiz gerekçeyle anılan tedbirin uygulanması,

SONUÇ : Kanuna aykırı ve sanık Recep D.’in temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle hükmün BOZULMASINA, karşı temyiz olmadığından yeniden hüküm kurulurken 1412 Sayılı C.M.U.K.nın 326/ son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. “ (T.C.YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ E. 2013/11301 K. 2013/16939 T. 3.6.2013)

31.” Sabıka Kaydı Bulunmayan Sanığa Yüklenen İmar Kirliliğine Neden Olma Suçunun Kişilere Ve Kamu İdaresine Karşı Doğrudan Bir Zarara Yol Açtığının Kanıtlanmamış Bulunması Ve Ruhsatsız Yapının Eski Hale Getirilmesinin İse Etkin Pişmanlık Hükmünün Uygulanması Bakımından Gözetilebilmesi Karşısında, Sanık Hakkında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hususunun Uygulanma Koşullarının Bu Doğrultuda Değerlendirilmesi Gerekirken, Sanığın Yaptığı Binayı Eski Hale Getirmediği Biçimindeki Yasal Olmayan Gerekçeyle Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hükümlerinin Uygulanmaması Hukuka Aykırıdır.”

“DAVA : Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Sabıka kaydı bulunmayan sanığa yüklenen imar kirliliğine neden olma suçunun kişilere ve kamu idaresine karşı doğrudan bir zarara yol açtığının kanıtlanmamış bulunması ve ruhsatsız yapının eski hale getirilmesinin ise ancak TCK’nın 184/5 maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması bakımından gözetilebilmesi karşısında, sanık hakkında CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususunun uygulanma koşullarının bu doğrultuda değerlendirilmesi gerekirken, sanığın yaptığı binayı eski hale getirmediği, biçimindeki yasal olmayan gerekçeyle CMK’nın 231.maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmaması,

SONUÇ : Yasaya aykırı sanık Y.M.’nin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. “ (T.C.YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ E. 2011/24143-K. 2012/23032 T. 5.11.2012)

32.” Tecavüz Edilen Yerin Belediye Sınırlarında Ve Kıyı Kenar Çizgisi İçinde Kaldığının Anlaşılması Karşısında Belediye Başkanlığına Duruşma Davetiyesi Çıkarılıp, İskelenin Yapım Tarihi De Araştırılarak, İmar Kirliliğine Neden Olmak Veya Kıyı Kanunu’na Aykırılık Uyarınca Sanığın Hukuki Durumunun Tayin Ve Takdiri Gerekir. “

“KARAR : Dava konusu taşınmaza dair olarak mahallinde yapılan keşif neticesinde alınan bilirkişi raporunda tecavüz edilen yerin belediye sınırlarında ve kıyı kenar çizgisi içinde kaldığının anlaşılması karşısında Belediye Başkanlığına duruşma davetiyesi çıkarılıp, iskelenin yapım tarihi de araştırılarak, sonucuna göre T.C.K.nun 184 ve Kıyı Kanunu’nun 15. maddeleri uyarınca sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırmayla beraat karan verilmesi.

SONUÇ : Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 321. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), 11.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. “T.C. YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ E. 2011/12442 K. 2012/30563 T. 11.10.2012)

33- “Sanık Hakkında Hazineye Ait Taşınmaza Anfi Tiyatro, Beton Zemin, Duş Alanı, Merdiven, Kafeterya, Yeşil Alan, Yürüyüş Yolu, Şemsiye Ve Şezlong Alanı, İskele Ve Seyyar İskele Yapmak Suretiyle Tecavüz Ettiğinden Bahisle Dava Açılmış İse De; Dosyada Tapu Kaydı Bulunmadığından Tecavüze Konu Taşınmazın Varsa Tapu Kaydı Getirtilerek Bina Vasfında Olup Olmadığı, Taşınmazın Özel İmar Rejimine Tabi Yerde Olup Olmadığı Ve Binanın Yapım Tarihi De Araştırılması Gerekir. İmar Kirliliğine Neden Olma Ve Kıyı Kanunu’na Aykırılık Hükümleri Uyarınca Sanığın Hukuki Durumu Değerlendirilmelidir.

Hakkı Olmaya Yere Tecavüz Hükümleri Uyarınca Açılan Kamu Davasında, Kovuşturma Konusu Fiilin Kabahat Oluşturması Halinde Kabahatler Kanununa Göre Mahkemece İdari Yaptırım Kararı Verilmesi Gerekirken, İdari Yaptırım Kararına Mülki Amirin Karar Vereceği Gerekçesiyle Görevsizlik Kararı Verilmesi Hukuka Aykırıdır. “

“KARAR : Katılan vekilinin sanık hakkında kurulan hükmü temyiz ettiğinin anlaşılması karşısında, adı geçen sanıkla sınırlı yapılan incelemede:

1- ) Sanık hakkında hazineye ait taşınmaza anfi tiyatro, beton zemin, duş alanı, merdiven, kafeterya, yeşil alan, yürüyüş yolu, şemsiye ve şezlong alanı, iskele ve seyyar iskele yapmak suretiyle tecavüz ettiğinden bahisle dava açılmış ise de; dosyada tapu kaydı bulunmadığından tecavüze konu taşınmazın varsa tapu kaydı getirtilerek gerektiğinde refakate inşaat mühendisi bilirkişi de alınarak yeniden keşif yapılıp taşınmazın niteliği, bina vasfında olup olmadığı, yapımı için ruhsat gerekip gerekmediği, İmar Kanunu ve mevzuatı içinde kalıp kalmadığı belirlenmek suretiyle sanığın tecavüz ettiği iddia olunan taşınmazın özel imar rejimine tabi yerde olup olmadığı ve binanın yapım tarihi de araştırılarak sonucuna göre T.C.K.nun 184 ve Kıyı Kanunu’nun 15. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken görevsizlik kararı verilmesi,

2- ) Kabul ve uygulamaya göre ise:

Sanık hakkında T.C.K.nun 154/1. maddesine aykırılık suçundan açılan kamu davasında, kovuşturma konusu fiilin kabahat oluşturması halinde Kabahatler Kanununun 24. maddesine göre mahkemece idari yaptırım kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, idari yaptırım kararına mülki amirin karar vereceği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, katılan hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 321. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), 11.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ E. 2011/10103-K. 2012/30566 T. 11.10.2012)

  1. Arsa Sahibiyle Müteahhit Arasında Kat Karşılığı İnşaat Yapım Sözleşmesinin Bulunması Ve İmar Kirliliğine Neden Olmak Suçunda Yapı Ruhsatiyesi Alınmadan Veya Ruhsata Aykırı Olarak Bina “Yapan” Veya “Yaptıran” Kişinin Cezalandırılacağının Belirtilmesi Karşısında, Delillerin Değerlendirilmesinde Yanılgıya Düşülerek Arsa Sahibi Sanık Hakkında Beraat Kararı Verilmesi Hukuka Aykırıdır.”

    (T.C.Yargıtay 4. Ceza Dairesi E. 2012/1537 K. 2012/18064 T. 19.9.2012)
  2. “Mevcut Bina İçerisinde Herhangi Bir Taşma Olmaksızın Binanın Bölümleri Ayrılarak Bina Vasfını Taşımayan Değişiklikler Yapılmasının Bu Suçu Oluşturmayacağı …”

(T.C. YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ E. 2010/9713-K. 2012/7321-T. 28.3.2012)

  1. “İnşaatın Devamı Ve Tamamlamaya Yönelik Dış Sıva Ara Bölmelerin Yapımı Gibi Faaliyetlerin Yükletilen Suçu Oluşturacağının Kabulü Gereği- İddianamenin Düzenlendiği Tarihe Kadar Yapım Faaliyetlerinin Devam Ettiği Gözetilerek Suçun Oluştuğunun Kabulü Gereği “

(T.C. YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ E. 2009/16764 K. 2011/20197 T. 2.11.2011)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bize mesaj gönderin!
Whatsapp
Merhaba, size nasıl yardımcı olabiliriz?