İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Deniz Ticareti Hukuku

Deniz Kazalarında Sorumluluğun Sınırlandırılması: LLMC, Fon Tesisi ve Alacaklıların Hakları

Bir yük gemisi maketi yanında ortak fondan birden çok talebe dağıtımı simgeleyen kaplar; LLMC için kavramsal illüstrasyon.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 10 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Deniz kazalarında sorumluluğun sınırlandırılması, belirli kişiler bakımından belirli deniz alacaklarının toplamına uygulanabilen özel bir hukuki rejimdir. LLMC kapsamında sınırlandırma, sorumluluğun veya sigorta teminatının kendisiyle aynı değildir. Önce talebin rejime girip girmediği, sınırlama hakkı sahibi, geminin tonajı ve uygulanacak tutarlar belirlenir; ardından fon kurulması, mevcut güvencelerin durumu ve alacaklıların paylaştırmaya katılımı incelenir.

LLMC Türkiye’de hangi çerçevede uygulanır?

LLMC, deniz alacaklarına karşı sorumluluğun sınırlandırılmasına ilişkin 1976 Sözleşmesi’ni ifade eder. Türk Ticaret Kanunu’nun 1328. maddesi, 1996 Protokolü ve Türkiye bakımından yürürlüğe giren değişikliklerle birlikte bu çerçeveyi esas alır. Bu nedenle yalnız 1976’daki ilk parasal tutarları kullanmak doğru değildir. TTK’nın tamamlayıcı hükümleri, Türkiye’nin çekinceleri ve belirli zarar türlerine özgü uluslararası rejimler ayrıca incelenmelidir.

IMO’nun 30 Eylül 2026 tarihli taraflık ve değişiklik kaydı ile LLMC açıklamasında, 2012’de kabul edilip 8 Haziran 2015’te yürürlüğe giren artırılmış genel tutarlar yer alır. Bu yazıdaki genel hesap örneği bu tutarlara dayanır. Olay tarihi, uygulanacak ülke hukuku ve özel istisnalar belirlenmeden tablodaki rakamlar bütün kazalara taşınmamalıdır. Türkiye’deki uygulama açısından TTK 1328 ile protokol ve değişiklik kaydı birlikte okunmalıdır.

Sınırlandırma hakkının ileri sürülmesi, tek başına borcun veya kusurun kabulü değildir. Davalı, önce sorumlu olmadığını savunup buna alternatif olarak sınırlandırma talebinde bulunabilir. Buna karşılık yalnız fon kurulması da alacaklının bütün iddiasını ispatladığı anlamına gelmez. Sorumluluk, alacağın miktarı, fona dahil olma ve paylaştırma birbirine bağlı fakat ayrı değerlendirmelerdir.

Kimler sınırlama hakkından yararlanabilir?

LLMC’nin tanımları bakımından gemi maliki kavramı yalnız sicilde adı yazan kişiyle sınırlı değildir; çarterer, yönetici ve işleten de ilgili kapsamda değerlendirilebilir. Kurtaranlar ve fiillerinden sorumlu olunan kişiler için de düzenlemeler vardır. Ancak bir şirketin denizcilik faaliyeti göstermesi, kendisine yöneltilen bütün taleplerde bu hakkı otomatik kazandırmaz. Şirketin olay ve talep bakımından hangi sıfatla hareket ettiği gösterilmelidir.

Sınırlandırmaya tabi sorumluluğu sigorta eden sigortacı, LLMC m. 1/6 çerçevesinde sigortalıyla aynı ölçüde rejimden yararlanabilir. Bu, yük hasarını ödeyip rücu isteyen her sigortacının kendi ödeme tutarını LLMC ile sınırlayabileceği anlamına gelmez. Sorumluluk sigortacısının davalı konumu ile mal sigortacısının halef alacaklı konumu farklıdır. Poliçe limiti de LLMC hesabının yerine geçmez.

Yabancı bayrak veya yabancı şirket sıfatı incelemeyi tek başına sonuçlandırmaz. Sözleşmenin uygulama alanı, devletlerin taraflığı, TTK 1329–1330 ve ilgili istisnalar dikkate alınır. Yabancı hukuk bürosu için ilk belge setinde gemi sicil kaydı, olay tarihindeki işletme ve çarter ilişkisi, temsil yapısı, sorumluluk poliçesi ve tonaj belgesi bulunmalıdır. Sınırlandırma hakkını isteyen kişi ile kazaya karışan gemi arasındaki bağ açık kurulmalıdır.

Hangi deniz alacakları sınırlandırılabilir?

LLMC m. 2, geminin işletilmesi veya kurtarma faaliyetiyle bağlantılı ölüm, yaralanma, eşya zararı ve belirli diğer talepleri düzenler. Gemiye, yüke, liman tesisine veya üçüncü kişilere yönelik zararlar aynı olayda farklı hukuki nitelikler taşıyabilir. Taşıma hukukundaki paket veya kilogram esaslı sınırlar da ayrıca gündeme gelebilir. Bunların LLMC ile ilişkisi incelenmeden aynı dosyada bütün sınırların birbirine eklenmesi veya yalnız en düşük rakamın seçilmesi doğru değildir.

Talep türüLLMC bakımından ilk yaklaşımEk inceleme
Başka gemiye veya liman tesisine zararGenel rejime girebilirOlay bağlantısı, talep sahibi ve Türkiye’deki öncelik kuralları
Yolcu dışındaki ölüm ve yaralanmaAyrı genel limit kategorisi gündeme gelebilirÇalışan alacakları gibi kapsam dışı durumlar
Yolcu zararlarıÖzel yolcu düzenlemesi incelenirGenel malvarlığı tablosu uygulanmaz
Kurtarma ücreti ve müşterek avarya katkısıLLMC m. 3 kapsamındaki istisnalarTalebin gerçekten bu nitelikte olup olmadığı
Enkaz veya yük kaldırma alacaklarıTürkiye’de TTK 1331’in dışlama kuralıLLMC m. 2/1(d) ve (e) kapsamında nitelendirme
Petrol ve diğer kirlilik zararlarıÖzel sözleşme ve kapsam incelemesi gerekirHer kirlilik talebi aynı rejime tabi değildir

Türkiye’de TTK 1331, LLMC m. 2/1(d) ve (e) kapsamındaki gemi ve yükün kaldırılması, uzaklaştırılması veya zararsız hâle getirilmesine ilişkin alacaklar ile m. 3’teki istisnalar açısından belirleyicidir. Bu nedenle enkaz kaldırma faturasını, yalnız kazayla bağlantılı olduğu için genel malvarlığı zararları fonuna koymak doğru değildir. Talebin idari işlemden, sözleşmeden veya özel bir uluslararası düzenlemeden doğmasının sonuçları da ayrıca incelenir.

Kurtarma bakımından da iki farklı konum ayrılmalıdır. Kurtaranın ücret talebi ile kurtarma sırasında kendisinin yol açtığı zarar nedeniyle maruz kaldığı sorumluluk aynı alacak değildir. İlkinde kapsam dışı bir kurtarma ücreti, ikincisinde şartları varsa kurtaranın sınırlandırabileceği bir sorumluluk tartışılabilir. Alacağın günlük adı yerine hukuki sebebinin belirlenmesi bu ayrımı sağlar.

Tonaja göre LLMC sınırı nasıl hesaplanır?

Genel hesapta geminin ilgili tonaj ölçüm kurallarına göre belirlenen gros tonajı kullanılır. GT, yükün ağırlığı veya geminin taşıma kapasitesi olan DWT ile aynı değildir. İnternet üzerinden bulunan yaklaşık gemi kapasitesi yerine ilgili tonaj belgesi esas alınmalıdır. Olay tarihinde geçerli belge ve gemideki değişiklikler de gerekiyorsa incelenir. Tonaj yanlış alınırsa sonraki bütün aritmetik doğru olsa bile hukuki hesap yanlış çıkar.

Aşağıdaki tablo, 300 GT ve üzerindeki gemiler için genel rejimin iki kategorisini örneklemek içindir. Yolcu alacakları ve özel ulusal düzenlemeler bu tabloya dahil değildir. Bir üst dilime geçildiğinde bütün tonaj o dilimin katsayısıyla çarpılmaz; yalnız ilgili aralığa giren tonlar ilave edilir.

Tonaj dilimiYolcu dışı ölüm ve yaralanma alacaklarıDiğer genel alacaklar
300–2.000 GT3.020.000 SDR taban1.510.000 SDR taban
2.001–30.000 GT arası ilave her ton1.208 SDR604 SDR
30.001–70.000 GT arası ilave her ton906 SDR453 SDR
70.000 GT üzerindeki ilave her ton604 SDR302 SDR

10.000 GT gemi için örnek hesap

Diğer genel alacaklar bakımından taban 1.510.000 SDR’dir. İlk 2.000 GT üzerindeki 8.000 ton için 604 SDR eklenir. Hesap 1.510.000 + (8.000 × 604) = 6.342.000 SDR olur. Aynı gemide yolcu dışı ölüm ve yaralanma kategorisinin genel hesabı ise 3.020.000 + (8.000 × 1.208) = 12.684.000 SDR şeklindedir.

Bu rakamlar belirli bir alacaklıya ödenecek tazminat değildir. Örnekte alacağın sınırlamaya elverişli olduğu, genel rejimin uygulandığı ve hakkın kaybedilmediği varsayılmıştır. Fon tesisinde olay ile fonun kurulması arasındaki faiz ve ilgili usul koşulları ayrıca değerlendirilir. Sigorta poliçesindeki limit, muafiyet ve para birimi bu aritmetiği değiştiren tonaj kalemleri değildir; farklı ilişkinin unsurlarıdır.

Küçük gemiler, yolcular ve SDR dönüşümü

TTK 1332, 300 tonilatodan küçük gemiler için sözleşmenin diğer alacaklar kategorisi bakımından 83.500 Özel Çekme Hakkı tutarında özel düzenleme içerir. Bu nedenle 1.510.000 SDR tabanı, küçük teknelere incelemesiz uygulanmamalıdır. Yolcu alacakları, sondaj faaliyetindeki belirli gemiler ve kılavuzlara ilişkin özel hükümler de genel tablonun dışında ayrıca ele alınır. Bir istisnanın tutarı diğer kategorilere otomatik taşınamaz.

SDR veya Türkçedeki adıyla Özel Çekme Hakkı, sabit bir avro ya da Türk lirası tutarı değildir. LLMC m. 8 ve somut işlemin niteliği çerçevesinde ilgili dönüşüm tarihi belirlenir. İnternette görülen günlük kurla yapılan yaklaşık hesap, mahkemenin kabul edeceği fon tutarının yerine geçmez. Bu yazıda bu nedenle güncel kur üzerinden kesin Türk lirası fon miktarı verilmemiştir.

Sınırlama hakkı hangi davranışlarla kaybedilebilir?

LLMC m. 4, zarara neden olma kastıyla veya zararın muhtemelen meydana geleceği bilinerek pervasızca işlenen kişisel fiil ya da ihmale dayanan yüksek bir eşik öngörür. Her seyir hatası, her ağır ihmal iddiası veya kazanın büyüklüğü bu şartı kendiliğinden karşılamaz. Sorumluluğa yol açan kusur ile sınırlandırma hakkını kaldıran nitelikteki davranış farklı sorulardır. İddiada bulunan taraf ilgili kişiyi, bilgiyi, davranışı ve zararla bağlantıyı somutlaştırmalıdır.

IMO’nun A.1164(32) sayılı kararı, 1996 Protokolü bağlamında bu eşiğin istisnai niteliğini açıklayan ortak yorum çerçevesi sunar. Ancak bu karar yeni bir sözleşme değişikliği veya her somut olayı çözen mahkeme hükmü değildir. Türkiye’de TTK 1343’ün gerçek kişiler, tüzel kişi organları ve temsilciler bakımından kimin davranışının dikkate alınacağını düzenleyen hükümleri de okunmalıdır.

Kaptan veya mürettebatın davranışının malik bakımından nasıl değerlendirileceği bu nedenle özensiz genellemeye uygun değildir. IMO kararı, başkalarının davranışını malikin kişisel davranışından ayıran yorumu vurgular; TTK 1343’teki temsilci düzenlemesi ise somut yetki ve sıfat incelemesini önemli kılar. Kaptanın her hatası malikin hakkını kaldırır denilemeyeceği gibi, hiçbir temsil ilişkisinin önem taşımadığı da peşinen söylenmemelidir. Şirket talimatları, bilinen arızalar, yönetim kararları ve olay öncesi uyarılar bu incelemede rol oynayabilir.

Türkiye’de sınırlama fonu nerede ve nasıl kurulur?

TTK 1335, fon kurulmadan da sınırlama hakkının ileri sürülebileceğini belirtir. Bununla birlikte savunma olarak sınırlandırmaya dayanmak ile bütün ilgili alacaklılar bakımından fon oluşturmak aynı usul değildir. Fon; miktar, güvence, başvuru yeri ve alacaklıların erişimi bakımından belirli koşullar gerektirir. LLMC m. 11, nakit veya ilgili devlet hukukuna göre kabul edilebilir güvence üzerinden fon tesisine imkân verir.

Yabancı gemiler için görev ve yetki

TTK 1348’e göre fonun kurulmasında deniz ticareti işlerine bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesi ve maddede belirtilen alternatif görev düzeni esas alınır. Türk siciline kayıtlı gemi, sicile kayıtlı olmayan Türk gemisi ve yabancı gemi bakımından yetki ayrı belirlenir. Yabancı gemiler için fon kurulmasında İstanbul’daki deniz ticareti işlerine bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesi yetkilidir. Bu özel kural, Türkiye’deki bütün deniz davalarının yalnız İstanbul’da açılacağı anlamına gelmez.

Başvuruda olayın ve sınırlamaya tabi taleplerin tanımı, başvuranın sıfatı, tonaj belgesi, hesabın dayandığı düzenleme, faiz ve güvence bilgileri birlikte sunulmalıdır. Mahkemeye kabul edilebilir teminatın niteliği ve metni başvurudan önce değerlendirilmelidir. Yabancı P&I kulübü mektubunun veya yabancı bankanın belgesinin hiçbir ek inceleme olmadan kabul edileceği garanti edilemez. Fonun başvuruyla aynı gün ve kesin olarak kurulacağına dair genel süre taahhüdü de verilmemelidir.

Yurt dışındaki fon Türkiye’deki haczi kendiliğinden kaldırır mı?

Yabancı ülkede fon kurulduğunu gösteren belge önemlidir; fakat Türkiye’deki bütün işlemleri otomatik sona erdiren tek başına yeterli bir cevap değildir. LLMC m. 13 kapsamında fonun kurulduğu yer, ilgili alacaklıların fona başvurabilmesi ve fonun fiilen kullanılabilirliği gibi koşullar değerlendirilir. Türkiye’deki mahkeme ve icra işlemlerinin usulü ayrıca izlenir. Yabancı fon, esas alacak ve yerel teminatın hangi ölçüde birbirine bağlı olduğu açıklanmalıdır.

Alacaklıların fon ve teminat üzerindeki hakları nelerdir?

Fon, aynı olaydan doğan ve rejime giren taleplerin ortak karşılanması için oluşturulur. Genel sınırın her bir alacaklıya ayrı ayrı uygulanacağı düşünülmemelidir. Alacaklı, talebinin hukuki sebebini, miktarını, kategoriye girişini ve varsa önceliğini göstermelidir. Başka bir ülkede dava açılmış veya gemi haczedilmiş olması, fon prosedüründeki başvuru ve itirazların gereksiz olduğu anlamına gelmez.

TTK 1345, bir alacağın ilgili fona gireceğinin fon mahkemesi tarafından kabul edildiği anda o alacağa ilişkin ayni ve şahsi teminatların sona ermesini düzenler. Bu hüküm, sadece fon dilekçesi verildiğinde bütün teminatların kendiliğinden ortadan kalktığı biçiminde okunmamalıdır. Alacağın fona dahil olma kararı ve kanuni koşullar takip edilmelidir. Önceki teminatın sağladığı önceliğin fon paylaştırmasına aynen taşınacağı da varsayılmamalıdır.

Paylaştırmada genel oranlama yanında özel kurallar bulunur. Ölüm ve yaralanma kategorisinin yetersiz kalması hâlinde karşılanmayan bölümün diğer kategoriye katılımı, LLMC m. 6/2 kapsamında önem taşır. TTK 1334’te liman işleri, havuzlar, su yolları ve seyir yardımcılarıyla ilgili öncelik düzenlemesi vardır. Bu nedenle fonun toplamını bütün alacaklara basitçe eşit bölmek doğru değildir. Alacağın sınıfı ödeme ihtimalini etkileyebilir.

Sigortacı veya başka kişi önceden ödeme yapmışsa LLMC m. 12 ve TTK 1344 çerçevesinde fona karşı halefiyet gündeme gelebilir. Hangi alacağın ne kadarının ödendiği belgelenerek mükerrer katılım önlenmelidir. TTK 1346 uyarınca sınırlamaya tabi olmayan diğer alacaklılar kural olarak bu fonu paylaşamaz; paylaştırmadan artan bakiye ayrıca değerlendirilir. TTK 1349 da yargılama ve takip giderlerinin sınırlandırma dışında kalan niteliğini düzenler. Fon miktarı, olayın bütün mali sonuçlarının mutlak toplamı değildir.

Sonuç

LLMC incelemesi yalnız tonaj tablosuna bakılarak tamamlanamaz. Önce kişi ve alacak bakımından kapsam, ardından geçerli tutar, hakkın kaybı iddiaları ve Türkiye’deki fon usulü değerlendirilmelidir. Alacaklılar yönünden ise fona katılım, kategori, öncelik ve mevcut teminatın durumu önemlidir. Yabancı armatör ve sigortacı için erken yapılmış bu ayrımlar; dava, teminat ve tahsilat kararlarının aynı hukuki çerçevede alınmasını sağlar.

İlgili yazılar: Gemi enkazının kaldırılması: giderler, sorumlular ve P&I teminatı; P&I sigortasında deniz kazası talepleri; Gemi çatmalarında kusur ve tazminat; Liman, iskele ve terminal hasarlarında sorumluluk; Yabancı deniz sigortacılarının rücu davaları.

Sıkça Sorulan Sorular

LLMC limiti sigorta poliçesi limitiyle aynı mıdır?

Hayır. LLMC belirli sorumluluklar için kanuni ve uluslararası bir sınırlandırma rejimidir. Poliçe limiti ise sigorta sözleşmesindeki teminatın sınırıdır. Aynı olayda ikisi birlikte incelenebilir; birinin tutarı diğerinin yerine yazılamaz. Muafiyet ve kapsam istisnaları da ayrıca değerlendirilir.

10.000 GT geminin genel malvarlığı sınırı ne kadardır?

Yazıdaki artırılmış genel rejim varsayımları altında hesap 1.510.000 + 8.000 × 604 = 6.342.000 SDR’dir. Bu, belirli alacaklıya ödenecek kesin tutar değildir. Talebin kapsama girmesi, olay tarihi, hakkın korunması, faiz ve fon usulü ayrıca incelenir.

Enkaz kaldırma giderleri Türkiye’de LLMC ile sınırlanabilir mi?

TTK 1331, LLMC m. 2/1(d) ve (e) kapsamındaki alacakları genel sınırlandırmanın dışında bırakır. Giderin gerçekten bu bentlerdeki gemi veya yük kaldırma talebi olup olmadığı belirlenmelidir. Diğer kaza masraflarıyla aynı faturada bulunması, hukuki niteliğini kendiliğinden değiştirmez.

Kaptanın ağır hatası sınırlandırma hakkını kaldırır mı?

Otomatik olarak kaldırmaz. LLMC m. 4’teki yüksek kusur eşiği, ilgili kişinin bilgisi ve kişisel davranışı değerlendirilir. Türkiye’de TTK 1343’ün organ ve temsilci düzenlemesi ile IMO’nun yorum kararı birlikte incelenmelidir. Her operasyon hatası aynı hukuki sonucu doğurmaz.

Yabancı bayraklı gemi için fon başvurusu hangi mahkemeye yapılır?

TTK 1348, yabancı gemiler bakımından İstanbul’daki deniz ticareti işlerine bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesini yetkili kılar. Bu hüküm fon kurulmasına ilişkindir. Esas tazminat davası, ihtiyati haciz veya başka bir işlem için görev ve yetki ayrıca belirlenir.

Fon kurulunca bütün teminatlar hemen sona erer mi?

TTK 1345’teki sonuç, ilgili alacağın fona gireceğinin fon mahkemesince kabulüne bağlanır. Yalnız başvuru yapılmasıyla bütün güvencelerin sona erdiği varsayılmamalıdır. Yabancı fonun etkisi, alacaklının erişimi ve Türkiye’deki usul işlemleri de ayrıca değerlendirilir.

Kaynakça

Kaynak erişim ve hazırlama tarihi: 14 Ekim 2026. Hesap, açıklanan genel rejim ve varsayımlarla sınırlıdır. Güncel konsolide mevzuat, olay tarihi ve özel sözleşme hükümleri somut dosyada kontrol edilmelidir. Bu yazı genel hukuki bilgilendirme niteliğindedir.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları