Anne veya babasıyla ya da büyükanne veya büyükbabasıyla birlikte yaşayan ve emeğini ya da gelirini aileye özgüleyen ergin çocuk ve torunlar, koşulları varsa uygun bir bedel isteyebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 370–371. maddelerindeki altsoyun denkleştirme alacağı, miras payından ayrı bir haktır. Aile işletmesinde çalışmak, ebeveyne para göndermek veya bakımını üstlenmek tek başına her olayda tazminat doğurmaz. Ortak yaşamın niteliği, katkının kapsamı ve daha önce alınan karşılık belirlenmelidir. [Kaynak 1]
Bu konu, özellikle yıllarca aile dükkânında çalışan, tarımsal üretime katılan veya kazancını ortak aile bütçesine aktaran kişilerin miras paylaşımı sırasında gündeme gelir. İncelemenin başlangıç noktası “Kardeşlerimden daha çok emek verdim” düşüncesi değil, kanunun aradığı koşulların hangi dönemde ve hangi delillerle gerçekleştiğidir.
Hukuki araştırma tarihi: 13 Ekim 2026. Açıklamalar Türkiye hukuku bakımından genel bilgilendirme niteliğindedir; talebin hukuki dayanağı ve uygulanacak hükümler somut ilişkiye göre belirlenir.
Altsoyun denkleştirme alacağı nedir?
TMK m. 370, aile yaşamı içinde üstsoya yönelen emek ve gelir katkısına uygun bir karşılık verilmesini düzenler. Kanun hem çocukları hem de torunları kapsar; ancak katkıda bulunanın ergin olması gerekir. “Altsoy” sözcüğü yalnız erkek çocuğu ifade etmez. Kız ve erkek çocuklar aynı hukuki ölçütlerle değerlendirilir. Evlilik içinde veya dışında doğmuş olmak da tek başına farklı bir ölçüt oluşturmaz; hukuken kurulmuş soybağı esas alınır. [Kaynak 1: TMK m. 11, 282, 370]
Hak, mirasbırakanın malından daha yüksek oranda miras payı alınması şeklinde kurulmaz. Önce alacağın bulunup bulunmadığı ve tutarı belirlenir. Borçlunun ölümü hâlinde tereke borcu olarak değerlendirilmesinde TMK m. 641/2’nin özel sınırı gözetilir; kalan değer miras paylarına göre bölüşülür. Böylece aynı kişi hem alacaklı hem mirasçı olabilir. [Kaynak 1: TMK m. 370–371, 641]
Örneğin aile işletmesinde uzun süre çalışan bir çocuk, bu çalışmanın kanuni koşulları taşıdığını ileri sürebilir. Ancak kardeşinin başka şehirde yaşaması veya aile işine hiç katılmaması, kendiliğinden bir alacak hesabı oluşturmaz. Davacının kendi katkısını, ortak yaşamını ve aldığı karşılıkları ortaya koyması gerekir.
Mirasta denkleştirme ve diğer alacaklarla farkı
Benzer adlar farklı hukuki ilişkileri anlatır. TMK m. 669 ve devamındaki mirasta denkleştirmede, mirasbırakanın sağlığında bir mirasçıya yaptığı belirli karşılıksız kazandırmalar paylaşım hesabına alınır. TMK m. 370’te ise inceleme, altsoyun aileye yönelttiği emek veya gelir katkısına ilişkindir. Para veya emeğin hangi yönde aktığı, ilk ayrımı sağlar. [Kaynak 1]
| İlişki | İncelenen konu | Sonucun niteliği |
|---|---|---|
| Altsoyun denkleştirme alacağı | Ergin altsoyun ortak aile yaşamına emek veya gelir özgülemesi | Koşulları varsa uygun bedel |
| Mirasta denkleştirme | Mirasbırakanın mirasçıya yaptığı karşılıksız kazandırma | Paylaşım hesabına iade veya mahsup |
| İşçilik veya hizmet alacağı | Çalışmanın iş veya hizmet ilişkisine dayanması | İlgili sözleşme ve kanuna göre alacak |
| Ödünç verilen para | Geri ödenmek üzere yapılan aktarım | Ödünç ilişkisine göre geri ödeme |
| Muhdesata ilişkin uyuşmazlık | Başkasının taşınmazındaki yapı veya dikimin aidiyeti ve değeri | Somut talebe göre tespit veya alacak |
Tablodaki yollar birbirinin yerine otomatik olarak kullanılamaz. Bir para transferinin ödünç mü, aile giderine katılma mı, bağış mı olduğu araştırılmalıdır. Aynı çalışma için daha önce ücret veya başka bir karşılık alınmışsa ikinci kez ödeme istenmesi ayrıca değerlendirilir. Karşılıksız kazandırmaların paylaşım hesabındaki yeri için mirasta denkleştirme ve mirasa iade yazısı tamamlayıcıdır.
Kimler talepte bulunabilir, hangi koşullar aranır?
Erginlik ve üstsoy ilişkisi
TMK m. 370’teki özel talep ergin altsoy içindir. Erginlik öncesindeki yardım dönemleri, sırf kişi sonradan ergin olduğu için otomatik olarak bu alacağa eklenmez. Erginliğin evlenme veya mahkeme kararıyla kazanılması ihtimali de kanundaki şartlarıyla değerlendirilir. Gelin, damat veya kardeş, yalnız bu sıfatıyla m. 370’in altsoy kapsamına girmez; varsa kendi sözleşmesinden veya başka bir hukuki sebepten doğan talebi incelenir. [Kaynak 1: TMK m. 11–12, 370]
Birlikte yaşama koşulu
Kanun, üstsoy ile birlikte yaşamayı arar. Aynı adreste kayıtlı olmak önemli bir delil olabilir; fakat fiilî aile yaşamının ve ekonomik ilişkinin incelenmesinin yerini tutmaz. Ayrı hayat kurmuş bir kişinin ara sıra para göndermesi ile ortak yaşamın sürdürülmesi aynı durum değildir.
Öğretide birlikte yaşama koşulunun yalnız tek çatıyla sınırlanmaması gerektiği savunulur; aynı çiftlikteki ayrı konutlar gibi örneklerde ailevi ve ekonomik birlik önem taşır. Bu yorum, her ayrı adresteki kişinin koşulu sağladığı anlamına gelmez. Ayrı konut, ortak bütçe, günlük düzen ve geçici ayrılıkların somut etkisi açıklanmalıdır. [Kaynak 1: TMK m. 370; Kaynak 8, s. 33–35]
Emeğin veya gelirin aileye özgülenmesi
“Özgüleme”, kişinin emeğini ya da gelirini ortak aile yaşamının yararına yöneltmesidir. Aile atölyesinde üretimi sürdürme, çiftliğin işlerini yürütme veya dışarıda kazanılan geliri aileye tahsis etme bu bakımdan incelenebilir. Kanun emek ve geliri alternatif olarak düzenler; ikisinin her olayda birlikte bulunması gerekmez. Ancak yapılan işin süresi, ağırlığı, ekonomik yönü ve alınan karşılık açıklanmalıdır. [Kaynak 1: TMK m. 370]
Sıradan yardımlaşmayı aşan katkının ispatı önemlidir. “Babamın bütün işlerini ben gördüm” ifadesi tek başına yeterli bir olay anlatımı değildir. Hangi işletmede, hangi tarihlerde, hangi işlerin yapıldığı; gelirlerin kimin elinde toplandığı ve çocuğun bundan ne yarar sağladığı gösterilmelidir.
Anneye veya babaya bakmak tazminat hakkı verir mi?
Ebeveyne bakmak, tek başına daha fazla miras payı veya kendiliğinden tazminat hakkı vermez. Aile içi yardım yükümlülüğü, yardım nafakası, ücretli bakım ilişkisi ve TMK m. 370 kapsamındaki emek özgülemesi farklı esaslara dayanır. Bakımın süresi, yoğunluğu, ortak yaşamla ilişkisi ve ekonomik etkisi incelenmeden kesin bir sonuç kurulamaz. [Kaynak 1: TMK m. 322, 364, 370]
Birlikte yaşayan çocuğun işinden ayrılarak uzun süre bakım ve ev işlerini üstlenmesi, talebin incelenmesini gerektirebilecek olgulardandır. Bununla birlikte, işten ayrılmak tek başına alacağın bütün koşullarını kanıtlamaz. Bakımın kim tarafından ve hangi dönemlerde sağlandığı, başka bakıcı bulunup bulunmadığı, ücret ödenip ödenmediği ve alınan menfaatler araştırılmalıdır.
Hastane veya ilaç parasını ödemek de otomatik olarak m. 370 alacağı sayılmaz. Ödemenin kimin borcuna ilişkin olduğu, geri istenmek üzere yapılıp yapılmadığı, bakım sözleşmesi bulunup bulunmadığı ve başka bir talep sebebinin uygulanıp uygulanamayacağı belirlenir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle yapılmış bir devir varsa, aynı bakımın bu sözleşmedeki karşılığı ayrıca hesaba katılmalıdır.
Aile işletmesindeki çalışma ne zaman başka bir hukuki ilişki sayılır?
Akrabalık, iş veya hizmet sözleşmesi kurulmasına engel değildir. Çocuğun belirli ücretle çalışması, şirket ortağı olması, kâr payı alması veya inşaatı ayrı bir sözleşmeyle üstlenmesi hâlinde önce bu ilişkinin niteliği belirlenir. İşletmenin bir şirkete ait olması durumunda da şirketin borcu ile anne veya babanın kişisel borcu birbirine karıştırılmamalıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.06.2024 tarihli, E. 2023/3672, K. 2024/4962 sayılı kararında; aile işyerindeki çalışmaların bir bölümünün başka bir sözleşme veya ortaklık ilişkisine dayanması, daha önce elde edilen bedeller ve ileri sürülen katkının ispatı değerlendirilmiş; davanın reddine ilişkin istinaf kararı onanmıştır. Karar, aile işletmesinde çalışmanın hiçbir zaman alacak doğurmayacağını söylemez. Farklı dönemlerin ve alınan karşılıkların ayrılmasının önemini gösterir. [Kaynak 7]
Bu nedenle çalışma hayatı tek bir blok hâlinde anlatılmamalıdır. Ücretsiz aile emeği dönemi, ücretli çalışma dönemi ve ortaklık dönemi varsa ayrı tarihlerle gösterilmelidir. Hukuki nitelendirme değiştiğinde görevli mahkeme, arabuluculuk ve süre kuralları da değişebilir.
Alacak hangi zamanda istenebilir?
TMK m. 371 uyarınca alacak kural olarak borçlunun ölümüyle istenebilir. Kanun, borçlu hayattayken talep edilebilecek dört durumu da düzenler: birlikte yaşamanın sona ermesi, işletmenin el değiştirmesi, borçluya karşı icra takibi yapılması veya borçlunun iflası. Bunlar talep zamanına ilişkindir; alacağın diğer koşullarının ispatını ortadan kaldırmaz. [Kaynak 1]
Örneğin çocuk ortak aile yaşamından ayrılmışsa, anne veya babanın ölümünü beklemek zorunda olduğu söylenemez. Buna karşılık sırf aile içinde tartışma çıkması, ortak yaşam ve işletme düzeni aynı biçimde sürerken kanunda sayılan olaylardan birinin gerçekleştiğini kendiliğinden göstermez.
Zamanaşımı ile paylaşma sınırı birlikte okunmalıdır
Bu alacak zamanaşımına uğramaz; ancak en geç borçlunun terekesinin taksimi anına kadar istenebilir. Dolayısıyla “Zamanaşımı yok, paylaşma bittikten sonra da her zaman isterim” sonucu yanlıştır. Paylaşmanın yapılıp yapılmadığı, kapsamı ve fiilî durumu dosyada açıklığa kavuşturulmalıdır. Mirasçılık belgesi alınması veya miras paylarının tapuya intikali, tek başına her durumda terekenin tamamen paylaşıldığını göstermez. [Kaynak 1: TMK m. 371, 640, 676]
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 28.04.2016 tarihli, E. 2015/24204, K. 2016/8780 sayılı kararında, ortak yaşamdan ayrıldıktan uzun yıllar sonra dava açılması tek başına ret nedeni sayılmamıştır. Borçlunun ölümünden sonra açılan davada terekenin henüz taksim edilmediği belirtilerek delillerin toplanması için bozma kararı verilmiştir. Bu, alacağın varlığının peşinen kabulü değil, esasa ilişkin incelemenin yapılması gerektiği sonucudur. [Kaynak 5]
Paylaşma gündemdeyse talep ve dayanakları gecikmeden yazılı hâle getirilmelidir. Uyuşmazlık bulunuyorsa yalnız aile içi görüşmeye, sözlü söze veya genel bir “haklarım saklıdır” kaydına güvenilmemelidir. Bildirimin ve açılacak davanın somut içeriği, paylaşma işlemleriyle birlikte değerlendirilir.
Hangi deliller hazırlanmalıdır?
İddia eden taraf, hakkını doğuran olguları ispatlamalıdır. Ortak yaşam, çalışma ve gelir aktarımı farklı deliller gerektirebilir. HMK m. 190’daki ispat yükü ile m. 194’teki somutlaştırma yükü bu nedenle önem taşır. Dilekçede her olayın hangi belge veya tanıkla kanıtlanacağı gösterilmelidir. [Kaynak 1: TMK m. 6; Kaynak 3]
| İspatlanacak olgu | Yararlı kayıtlar | Kaydın tek başına göstermediği husus |
|---|---|---|
| Ortak aile yaşamı | Adres geçmişi, ortak gider kayıtları, doğrudan gözlem sahibi tanık | Aynı adres, bütün katkıları kanıtlamaz |
| Fiilî çalışma | İşletme kayıtları, yazışmalar, üretim belgeleri, tanık | Çalışma, mutlaka karşılıksızlık anlamına gelmez |
| Gelir aktarımı | Banka hareketi, bordro, ödeme açıklaması | Para transferi, hukuki sebebi tek başına açıklamaz |
| Alınan karşılıklar | Ücret, kâr payı, mal devri ve ödeme kayıtları | Her kazandırmanın aynı katkıya ilişkin olduğu varsayılamaz |
| Talep ve paylaşma durumu | Bildirimler, anlaşmalar, dava ve tapu kayıtları | Tek bir işlem, bütün terekenin durumunu göstermeyebilir |
Tanık, mümkün olduğunca bizzat gördüğü çalışmayı ve tarih aralığını anlatmalıdır. “Aileye çok yardım ederdi” biçimindeki genel kanaat ile her gün işletmede çalışıldığına ilişkin somut gözlem aynı ispat gücünde değildir. Aile bireyi olmak tanığın anlatımını otomatik olarak geçersiz kılmaz; beyan diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
HMK m. 203/1-a, altsoy ve üstsoy arasındaki işlemler yönünden senetle ispat kuralına istisna içerir. Bununla birlikte, her uyuşmazlığın yalnız tanıkla çözüleceği söylenemez; ispat konusu olgu, belge ve varsa senedin niteliği ayrıca incelenir. Banka hesabının veya sağlık belgesinin mahkemeden istenmesi gerektiğinde kurum, dönem ve belgenin hangi olguyla ilgili olduğu somutlaştırılmalıdır. [Kaynak 3: HMK m. 189–194, 199–203]
Yargıtay kararlarında ispat neden belirleyicidir?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.05.2024 tarihli, E. 2024/3408, K. 2024/3799 sayılı kararında aktarılan yargılama sürecinde, davacıların emek ve gelirlerini aileye özgüledikleri iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle daha önce bozma yapılmıştır. Bozmaya uyularak ret kararı verilmiş; 2024’te karar düzeltme istemi reddedilmiştir. [Kaynak 6]
Bu kararın özelliği, 2024 tarihli hükmün yeni bir tazminat hesaplaması yapmamasıdır. Önceki bozma ve ardından yürüyen usul süreci gözetilmelidir. Karardaki “tümüyle” ifadesi de kanunun “emeklerini ya da gelirlerini” biçimindeki alternatif düzenlemesini değiştiriyormuş gibi aktarılmamalıdır.
Uygulamadaki ders şudur: Malları yönetmek, vekâletname kullanmak veya bir taşınmazı iyileştirmekle aileye özgülenen karşılıksız emek aynı şey sayılmayabilir. Kişi gelirleri kendisi almış, adına mal edinmiş ya da aynı faaliyet için başka bir karşılık elde etmiş olabilir. Bu iddiaların her biri belge ve dönem üzerinden incelenmelidir.
Uygun bedel nasıl belirlenir?
TMK m. 370/2, uyuşmazlık durumunda bedelin miktarı, güvence altına alınması ve ödeme şekli hakkında hâkimin karar vermesini öngörür. Kanunda “çalışılan yıl × güncel asgari ücret” şeklinde zorunlu bir formül veya sabit miras yüzdesi bulunmaz. Bilirkişi, teknik ve ekonomik hesabı aydınlatabilir; hukuki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğine mahkeme karar verir. [Kaynak 1; Kaynak 3: HMK m. 266]
Öğretide emeğin türü, süresi ve değeri ile altsoyun ortak yaşamdan elde ettiği ekonomik yararların birlikte değerlendirilmesi önerilir. Bu nedenle yalnız katkıların toplamı değil, aynı ilişki kapsamında alınmış ücret, ödeme ve yararlar da araştırılır. Her barınma veya aile yardımının otomatik, standart bir indirim sayılması doğru değildir. [Kaynak 8, s. 45]
Varsayımsal paylaşım hesabı
Aşağıdaki örnekte üç eşit paylı çocuk dışında mirasçı, sağ kalan eş veya başka tasarruf bulunmadığı varsayılmıştır. Diğer borçlar düşüldükten sonra 1.200.000 TL kalmış; bir çocuğun alacağı yetkili biçimde 300.000 TL olarak belirlenmiştir. Tereke acze düşmemektedir. Rakamlar yalnız alacak ile miras payının farkını anlatır; gerçek bedel hesabı değildir.
| Hesap kalemi | Tutar |
|---|---|
| Diğer borçlardan sonra kalan değer | 1.200.000 TL |
| Kabul edilen altsoy alacağı | 300.000 TL |
| Miras paylarına dağıtılacak bakiye | 900.000 TL |
| Her çocuğun 1/3 miras payı | 300.000 TL |
| Alacaklı çocuğun alacak ve miras toplamı | 600.000 TL |
Alacaklı çocuğun miras oranı yine 1/3’tür. Fark, önce ayrı alacağın hesaba alınmasından doğar. Gerçek olayda sağ kalan eşin mal rejimi alacağı, farklı miras payları, daha önce yapılan ödemeler veya başka borçlar hesabı değiştirebilir. [Kaynak 1: TMK m. 495, 499, 641]
Tereke borçlarını ödeyemiyorsa ne olur?
TMK m. 641/2, ölüm üzerine değerlendirilen bu tazminatın tereke borcu sayılmasını, bu yüzden terekenin borçlarını ödeyemez duruma düşmemesi şartına bağlar. Terekenin aktifini bilmek yeterli değildir; borçları da belirlenmelidir. Bu özel hüküm atlanarak çocuğun alacağının bütün diğer alacaklılardan önce ve sınırsız olarak ödeneceği söylenemez. [Kaynak 1]
Borçlunun sağlığında m. 371’deki olaylardan biriyle istenebilir hâle gelen alacağın sonradan ölümle karşılaşması ise ayrıca incelenmelidir. Öğretide bu alacağın olağan borç niteliğiyle değerlendirilmesi savunulur. Bu nedenle ölümle ilk kez istenebilir olan bedelin sınırını, daha önce muaccel olmuş her alacağa otomatik olarak uygulamak isabetli değildir. [Kaynak 8, s. 53–55]
Genel borç ilişkisi, mirasın reddi ve mirasçıların sorumluluğu için miras borçlarından sorumluluk yazısı birlikte okunabilir.
Dava hangi mahkemede açılır ve arabuluculuk gerekir mi?
TMK m. 370–371’e dayanan altsoy denkleştirme alacağı, aile hukukundan doğan bir uyuşmazlıktır. Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerde belirlenen asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla görev yapar. Talep gerçekte işçilik, ödünç veya ortaklık alacağıysa yalnız dilekçeye “denkleştirme” yazılması görevi belirlemez. [Kaynak 2: m. 2, 4; Kaynak 7]
Yetki bakımından ölümden sonra terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılan davalarda HMK m. 11/1-b dikkate alınır; bu hüküm ölenin son yerleşim yeri mahkemesini kesin yetkili kılar. Borçlu hayattayken açılacak davada ise genel ve varsa özel yetki kuralları incelenir. Görev ile yetki farklı sorulardır. [Kaynak 3: HMK m. 6, 11]
Sırf bu alacağın mirasçılara yöneltilmesi, onu taşınır veya taşınmazın paylaştırılması davasına dönüştürmez. Salt m. 370 alacağı için 6325 sayılı Kanun m. 18/B’de ayrıca bir dava şartı düzenlenmemiştir. Buna karşılık ortaklığın giderilmesi talebi veya iş ilişkisine dayalı alacak gibi farklı bir uyuşmazlık varsa ilgili arabuluculuk kuralları ayrıca uygulanır. [Kaynak 4]
Dilekçede miktar, taraf ve talep açıklığı
Dilekçede ortak yaşam dönemi, katkının niteliği, istenebilirlik olayı, alınmış karşılıklar, talep tutarı ve deliller açıkça gösterilmelidir. Ölümden sonra mirasçılık, mirasın reddi ve temsil durumu kontrol edilerek talebin doğru kişilere yöneltilmesi gerekir. Alacağın varlığını tespit istemek ile ödeme hükmü istemek farklıdır; her davada aynı talep kalıbı kullanılamaz.
13 Ekim 2026 tarihli güncel HMK metninde m. 107 mülgadır; m. 109/4 kısmi davada talebin bir kez artırılmasına ilişkin düzenleme içerir. Bu nedenle eski “belirsiz alacak davası” açıklamaları aynen kullanılmamalıdır. Dosyanın açılış tarihi, geçiş kuralları ve m. 371’deki paylaşma sınırı birlikte incelenmelidir. Usule ilişkin artırım imkânı, paylaşma sınırının kendiliğinden etkisizleştiği anlamına gelmez. [Kaynak 3]
Paylaşmadan önce nasıl bir hazırlık yapılmalıdır?
Önce aile yaşamı ve çalışma dönemlerini gösteren bir zaman çizelgesi hazırlanmalıdır. Erginlik öncesi ve sonrası, ayrı yaşanan süreler, ücretli çalışma ve ortaklık dönemleri ayrılmalıdır. Ardından her dönemin banka, işletme, adres ve tanık kayıtları eşleştirilmelidir. Böylece katkının nerede başladığı ve hangi karşılıkların alındığı görülebilir.
İkinci adım, borçlunun ve ölüm varsa terekenin belirlenmesidir. Anneye ait işletmedeki çalışma ile babanın kişisel malvarlığına katkı aynı borçluya yönelmeyebilir. Paylaşma belgeleri ve önceden yapılan ödemeler incelenmeden tek bir aile büyüğünün bütün malları üzerinden talep kurulması hatalı olabilir.
Son olarak, anlaşmada hangi katkının hangi tutarla tasfiye edildiği açıkça yazılmalıdır. Miras payının devri, alacağın ödenmesi ve bütün haklardan vazgeçme farklı sonuçlar doğurabilir. Uyuşmazlık mahkemeye taşınmışsa paylaşma dosyasına bildirim ve gerektiğinde bekletici mesele talebi somutlaştırılmalıdır; alacak davasının açılması paylaşmayı kendiliğinden durdurmaz. [Kaynak 1: TMK m. 370–371, 641; Kaynak 3: HMK m. 165]
Sonuç
Altsoyun denkleştirme alacağı, ortak aile yaşamına verilen emek veya gelirin hukuki koşullarla değerlendirilmesini sağlar. Başarılı bir hazırlık; katkıyı, karşılığını, ortak yaşamı ve talep zamanını ayrı ayrı ortaya koyar. Bakım veya çalışma nedeniyle miras payının otomatik artacağı varsayılmamalı; paylaşma tamamlanmadan alacak ve deliller somutlaştırılmalıdır.
Konunun ilgili yönleri için tenkis davası ve saklı pay, evlat edinilen çocuğun miras hakkı ve mirastan çıkarma yazılarımıza ve miras hukuku ve miras davaları sayfamıza da bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Aile işinde yıllarca ücretsiz çalıştım, para isteyebilir miyim?
Erginlik, ortak aile yaşamı, emeğin aileye özgülenmesi ve alınan karşılıklar incelenir. Sadece çalışma süresi yeterli değildir. Koşullar bölümüne bakınız.
Anneme baktığım için mirastan daha fazla pay alır mıyım?
Bakım, miras oranını kendiliğinden artırmaz. Koşulları varsa ayrı bir alacak veya başka hukuki talep gündeme gelebilir. Bakım bölümüne bakınız.
Torun da bu alacağı isteyebilir mi?
Evet. Kanun büyükanne veya büyükbabayla birlikte yaşayan ergin altsoyu da kapsar; diğer koşulların ispatı gerekir. Hak sahipleri bölümüne bakınız.
Başka şehirden aileme para göndermem yeterli mi?
Tek başına yeterli değildir. Birlikte yaşama koşulu ve aktarımın hukuki sebebi araştırılır; varsa başka bir alacak dayanağı incelenir. Ortak yaşam bölümüne bakınız.
Anne veya babam hayattayken dava açabilir miyim?
Birlikte yaşamanın sona ermesi, işletmenin el değiştirmesi, icra takibi veya iflas hâllerinde talep mümkün olabilir. Talep zamanı bölümüne bakınız.
Alacak için on yıllık zamanaşımı var mı?
TMK m. 371 bu alacağın zamanaşımına uğramayacağını düzenler; fakat en geç terekenin taksimi anına kadar istenmelidir. Süre bölümüne bakınız.
Denkleştirme alacağı ile mirasa iade aynı şey mi?
Hayır. Altsoy alacağı aileye verilen katkıyla; mirasta denkleştirme ise mirasbırakanın mirasçıya yaptığı belirli kazandırmalarla ilgilidir. Kurumların ayrımına bakınız.
Yazılı sözleşme yoksa hakkımı ispatlayamaz mıyım?
Yazılı sözleşme bulunmaması otomatik ret nedeni değildir. Tanık, banka ve işletme kayıtları somut ispat kuralları içinde değerlendirilir. Deliller bölümüne bakınız.
Ücret veya mal aldıysam tekrar tazminat istenebilir mi?
Önce alınan karşılığın hangi çalışma veya katkıya ilişkin olduğu belirlenir. Aynı edim için ikinci kez ödeme yapılması kabul edilmiş sayılmaz. Çalışmanın hukuki niteliğine bakınız.
Tazminat miktarı asgari ücrete göre mi hesaplanır?
Kanunda zorunlu ve tek bir asgari ücret formülü yoktur. Hâkim somut katkı ve karşılıkları değerlendirerek uygun bedeli belirler. Hesap bölümüne bakınız.
Tereke borca batıksa bedel yine ödenir mi?
Ölüm üzerine değerlendirilen talepte TMK m. 641/2’nin aciz sınırı gözetilir. Sağlıkta muaccel olmuş alacağın durumu ayrıca incelenir. Terekenin borçları bölümüne bakınız.
Davayı sulh hukuk mahkemesinde mi açmalıyım?
TMK m. 370–371’e dayanan alacakta görevli mahkeme aile mahkemesidir. Paylaşma davası ve başka sözleşmelerden doğan talepler ayrıca değerlendirilir. Dava yolu bölümüne bakınız.
Kaynakça
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, özellikle m. 6, 11–12, 282, 322, 364, 370–371, 495, 499, 640–641, 669, 676. Resmî konsolide metin. Erişim: 13.10.2026.
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun, m. 2, 4. Resmî metin. Erişim: 13.10.2026.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle m. 6, 11, 106–109, 119, 165, 189–194, 199–203, 266; 7589 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler işlenmiş metin. Resmî konsolide metin. Erişim: 13.10.2026.
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 1, 18/B. Resmî konsolide metin. Erişim: 13.10.2026.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 28.04.2016, E. 2015/24204, K. 2016/8780. Tam karar metninin yeniden yayımı. Konu: ortak yaşamın sona ermesinden sonra talep, zamanaşımı ve paylaşma sınırı. Erişim: 13.10.2026.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 23.05.2024, E. 2024/3408, K. 2024/3799. Tam karar metninin yeniden yayımı. Konu: ispat nedeniyle verilen bozma sonrası ret ve karar düzeltme süreci. Erişim: 13.10.2026.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 27.06.2024, E. 2023/3672, K. 2024/4962. Tam karar metninin yeniden yayımı. Konu: katkının hukuki niteliği, alınan bedeller ve ispat. Erişim: 13.10.2026.
- Ayan, Serkan, “Emeğini veya Gelirini Aileye Özgüleyen Altsoyun Denkleştirme Alacağı ve Almanya Örneği”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 12, S. 1, 2010, s. 25–84; bu yazı için özellikle s. 33–37, 45, 53–56. Derginin tam metni. Türk hukukuna ilişkin bölüm kullanılmıştır; Alman hukukundaki şartlar Türk hukukuna aktarılmamıştır. Erişim: 13.10.2026.