YARGITAY “HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜ”nün ARKASINDA DURDU!

Bir işçi; sigorta primlerinin yatırılmadığı ve piyasa şartlarından çok daha az ücretle çalıştırıldığı iddialarının yanısıra hizmet akdi ile çalıştığı günlerin de ilgili kuruma bildirilmediğinin tespiti için yanında çalıştığı kişi aleyhine dava açmıştır.

Yargılama sonunda bu iddiaların gerçek olduğu tespit edilmiştir.

Dava açan işçi bu yargılama esnasında yanında çalıştığı kişiyi tespitini talep ettiği hususları gizlemek maksadı ile kullandığı evraklar ve eylemlerden ötürü dolandırıcılık ile itham etmiştir. Her ne kadar dolandırıcılık hususunda işçi tarafından yapılan şikayet netcesinde açılan savcılık soruşturması takipsizlik ile sonuçlanmış olsa da Yargıtay bu iddianın “hak arama özgürlüğü” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine kanaat getirmiştir.

Savunma amaçlı ve bir iddiayı desteklemek adına kullanılan söz ve şikayetlerin (üstelik söz ve şikayetler hususunda emareler de tespit edilmiş ise) “hak arama özgürlüğü” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle kişinin Anayasa tarafından korunan “şikayet hakkı”nı kullandığı kabul edilmelidir.

Bu kabûlle kişinin “şikayet hakkı”nı kullanması neticesinde “hak arama özgrlüğü” kapsamında savunma amaçlı olarak kullandığı söz ve şikayetlerden ötürü tazminata mahkum edilmesi hukuk dışı olacaktır.

Yargıtay kurmuş olduğu bu hüküm ile Anayasa ile korunan “şikayet hakkı”nın ve “hak arama özgürlüğü”nün arkasında durarak kişilerin tazminat baskısı altında kalmadan ve kişilik haklarını zedelemeyecek şekilde bu hak ve özgürlüklerini kullanmalarının önünü açmıştır.

Yargıtayın ilgili kararını aşağıda bilgilerinize sunarız. İyi okumalar dileriz.

T.C. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi

Esas Numarası : 2018/5207

Karar Numarası : 2019/2590

Karar Tarihi : 06.05.2019

Mahkemesi : Asliye Hukuk Mahkemesi

Özet : Dava, haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Dava : Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 20/08/2015 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 19/04/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik ......i tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Davacı, davalının yanında hizmet akdi ile çalıştığı günlerin kuruma bildirilmediğinin tespitine ilişkin dava açtığını, yargılamanın sonunda davalının sigorta primlerini yatırmadığını ve olması gerekenden düşük ücret vererek çalıştırdığının mahkeme kararı ile tespit edildiğini, davalı tarafından yargılama aşamasında...... kullanmasının kanuna aykırı olduğunun iddia edildiğini, davalının bu iddiasını kanıtlayamadığını,...... kullanabileceğinin ...... kayıtlarıyla ortaya çıktığını, bu iddiaların aksi ispatlandığı halde davalının kendisini dolandırıcılıkla itham ettiğini ve suç duyurusunda bulunduğunu, hakkında takipsizlik kararı verildiğini, dolandırıcılık gibi yüz kızartıcı bir suçla suçlandığını, suçsuz olduğu halde küçük düştüğünü ve toplum içerisindeki itibarının zarar gördüğünü belirterek uğradığı manevi zararın giderilmesini istemiştir.

Davalı, davacının yanında işçi olarak çalıştığını ve bu çalışması karşılığında ücret aldığını, ancak...... başvurusu yaparken hiçbir gelirinin olmadığını beyan ettiğini, davacının bu çelişkili beyanları nedeniyle şikayet hakkını kullandığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, davacının dolandırıcılık gibi yüz kızartıcı bir suçla suçlandığı, toplum içerisindeki itibarının zarar gördüğü ve küçük düştüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa'nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.

Anayasa'nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin Niteliği başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, BK'nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.

Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.

Somut olayda, davaya konu söz ve şikayetlerin savunma amaçlı olarak sarf edildiği, ayrıca iddia edilen hususlarda emare olduğu da anlaşılmasına göre davalının hak arama özgürlüğü kapsamında şikayet hakkını kullandığının kabulü gerekir. Şu durumda mahkemece, istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.

Sonuç : Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 06/05/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Av. Ahmed Buğra ÇELİK

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Uluslararası Avukat | Uluslararası Hukuk Bürosu | Antalya Arabulucu | Kemer Hukuk Bürosu | Antalya Hukuk Bürosu | Kemer Avukat | Antalya Avukat | Hukuk Bürosu | Avukat, Avukatlık

Aile Hukuku, Avrupa Birliği Hukuku ve AİHM’ne Başvuru, Bankacılık ve Finans Hukuku, Birleşme ve Devralmalar, Ceza Hukuku, Deniz Ticareti ve Taşıma Hukuku, Doğrudan Yabancı Yatırımlar, Fikri ve Sınai Haklar Hukuku, Gayrimenkul ve İnşaat Hukuku, İcra ve İflas Hukuku, İdare Hukuku, İş Hukuku ve, Sendikalar Hukuku, Medeni Hukuk ve Miras Hukuku, Ortak Yatırım Girişimleri (Joint Venture), Otel Kira, Yönetim ve Finansman Sözleşmeleri, Rekabet Hukuku, Sağlık Hukuku, Sigorta ve Reasürans Hukuku, Sorumluluk ve Tazminat Hukuku, Sözleşmeler Hukuku, Şirket Borçlarının Yeniden Yapılandırılması, Şirketler Hukuku, Tahkim, Ticaret Hukuku, Uluslararası Ticaret ve Gümrük Hukuku, Vergi Hukuku, Yabancılar Hukuku, Nafaka, Boşanma