SOSYAL MEDYA ARAÇLARIYLA KİŞİLİK HAKKI İHLALLERİ

Günümüzde insanların fikirlerini özgürce ifade ettiği, diğer kullanıcıların düşünce ve fikirleri hakkında anında bilgi sahibi olabildiği sosyal medya platformları her kesimden insanın hayatında önemli bir yer tutmaktadır. Fakat sosyal medya her zaman amacına uygun şekilde kullanılmadığı için sosyal medya üzerinden paylaşılan birtakım ifade, söz, resim vb içerikler, paylaşımı yapan kişi yönünden hukuki ve cezai sorumluluğu beraberinde getirmektedir. Kişilerin ifade özgürlüğü, haber verme, haber alma, eleştiri hakkı gibi hakları, başkalarının şeref ve haysiyeti, ad, ses ve görüntüleri, özel hayatı, ticari ve mesleki itibarı, özel hayatı gibi hak ve özgürlüklerine müdahale edilmediği sürece kullanılabilir. Başka bir deyişle, paylaşımcının kendi kişisel yorumlarını katarak düşünce ve ifade özgürlüğü, haber verme ve eleştiri hakkı kavramlarının sınırlarını aşması halinde hem hukuki hem de cezai sorumluluğu gündeme gelecektir.

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'un 4. maddesinde; “İçerik sağlayıcı, internet ortamında kullanıma sunduğu her türlü içerikten sorumludur.” hükmüne yer verilmiş olup sosyal medya vasıtasıyla içerik yayınlayan herkes bu anlamda “içerik sağlayıcı” konumunda sayılmakta ve yasa karşısında sorumluluğu bulunmaktadır.

Benzer şekilde, kendisine ait olmayan bir gönderiyi paylaşan kişiler için de bu gönderinin içeriğini benimsediği ve bu içeriğin arkadaş listesinde yer alan tüm kişilere gitmesini amaçladığı düşünülebilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde de hakaret ya da özel hayatın gizliliğini ihlal gibi suç teşkil eden bir gönderiyi ya da uygunsuz içeriği arkadaşlarıyla paylaşan kişi somut olayın özellikleri değerlendirilmek suretiyle sorumlu tutulabilecektir.

FACEBOOK'TAKİ “BEĞEN”, SEÇENEĞİ İLE

TWITTER'DAKİ “FAVORİLERE EKLE” SEÇENEĞİ

TCK 215. maddede; 'İşlenmiş olan bir suçu veya işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen öven kimse, bu nedenle kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması hâlinde, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.' hükmüne yer verilmiştir.

Madde hükmünü dünyada en çok kullanılan ve milyonlarca üyesi bulunan Facebook ve Twitter açısından uyarladığımızda; konusu suç teşkil eden, kamu düzeni açısından da tehlike oluşturabilecek bir gönderiyi Facebook'ta paylaşmak, Twitter'da ise retweetlemek (paylaşmak) hukuki ve cezai sorumluluk gerektiren eylemler kapsamına girecektir. Uygunsuz içeriği paylaşan kişi, bu içeriği arkadaş listesinde bulunan kişilere yaymak suretiyle, asıl suçu işleyen kişi ile aynı suçu işlemiş kabul edilebilir. Zira konusu suç teşkil eden gönderi ve içerikler paylaşım yoluyla çok daha fazla kişiye ulaştırılmış olacaktır.

Fakat Facebook'ta beğen seçeneği ve Twitter'da favorilere ekle (FAV) seçeneği yukarıda zikredilen durumdan farklı olarak değerlendirilmelidir. Teknik olarak “paylaş” seçeneğinden farklı olan bu eylemlerin hukuki sonucunun da farklı olması gerekir. Kullanıcının beğenme ve favorilere ekleme seçeneklerini kullanması ile gönderiyi yayma iradesinin bulunduğu söylenemez, çünkü bu şekilde söz konusu gönderiyi kendi arkadaşlarına yaymış olmayacaktır. Bu seçenekleri, TCK 215. maddede suç olarak nitelendirilen “suçu alenen övme” kategorisinde değerlendirmek çok uzak bir yorum olacaktır. Yaymak amacıyla paylaşmak yerine, gönderiyi beğenen veya favorilerine ekleyen kişinin sorumluluğu, bu gönderiyi arkadaşlarıyla paylaşan kişinin sorumluluğundan farklı olacaktır. Zira bu durumda irade beyanının tespiti mümkün olmayıp hukuki ve cezai sorumluluğun doğacağını ileri sürmek de mümkün değildir.

İNTERNET VASITASIYLA BİR “LİNK” (BAĞLANTI, ADRES) PAYLAŞILMASI

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'un 4.maddesi şu şekildedir:İçerik sağlayıcı, başkasına ait içerikten sorumlu değildir. Ancak, sunuş biçiminden, bağlantı sağladığı içeriği benimsediği ve kullanıcının söz konusu içeriğe ulaşmasını amaçladığı açıkça belli ise genel hükümlere göre sorumludur.”

Madde metni yeterince açık olmayıp ilgili kanunun yönetmeliği incelendiğinde de konu ile ilgili ayrıntı verilmediği ve aynı ifadeler kullanıldığı görülmektedir. Paylaşma, beğenme ve favorilere ekleme olmaksızın bir link paylaşılması, bağlantı sağlanan içerik sebebiyle sorumluluğun nasıl olacağı konusu tartışmalıdır. Madde metninde her ne kadar bağlantının sunuş biçiminden, bağlantı sağlanan içeriğin benimsendiği veya kullanıcıların bu içeriğe ulaşmasının hedeflendiği açıkça anlaşılıyorsa sorumluluğun gündeme geleceğine yer verilmişse de bağlantıyı paylaşan kişinin bu bağlantıyı eleştirmek maksadı gütmesi ihtimali de gözden kaçırılmamalıdır.

Bu çerçevede, hukuki ve cezai sorumluluk açısından sıralamak gerekirse; sorumluluğun en fazla olduğu paylaşım şeklinden başlarsak;

  • Birinci sırada: konusu suç teşkil eden bir hususta sosyal medya vasıtası ile içerik yayınlamak ve yorum yapmak,

  • İkinci sırada: daha önce yapılmış bir paylaşımı kendi arkadaşlarıyla paylaşmak ya da retweetlemek,

  • Üçüncü sırada: beğenmek ve favorilere eklemek yer alabilir.

Bir linkin (bağlantının) paylaşılması ile sorumluluğun gündeme gelmesi için; bağlantı sağlanan içeriğin benimsendiği veya kullanıcıların bu içeriğe ulaşmasının hedeflendiği açıkça anlaşılıyor olması gerekmektedir.

SOSYAL MEDYADA ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN

KİŞİLİK HAKKI İHLALLERİ

Sosyal medyanın en çok tehdit ettiği kişilik hakkı şüphesiz ki özel hayatın gizliliğidir. Kullanıcı başlangıçta kendisiyle ilgili bazı veri ve bilgilerini girerek bir profil oluşturur ve paylaşımları kendisi ve yaşamına dair bilgi, fotoğraf, görüş gibi içeriklerle artarak devam eder. Bu gönderiler kişinin arkadaşları tarafından da paylaşılabilir. Başkalarının özel hayatına ait fotoğraf ve video gibi paylaşımların onların izni alınmadan sosyal medyada paylaşılması ve yayılması özel hayatın gizliliğini ihlâl etmektedir.

Kişilerin özel hayatına ilişkin olarak gizli çekimlerle bilgi, ses ve görüntülerin elde edilmesi özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu gibi, bu içeriklerin sosyal medyada yayınlanması ve geniş kitlelere yayılmasını sağlamak da kişilik hakkı ihlâlidir. Ünlülerin, politikacı, sanatçı, sporcu gibi kişilerin özel ilişkilerine dair görüntülerin sosyal medyada yayınlanması özel hayatın gizliliğini ihlal eden tipik örneklerdir. Benzer şekilde kişilerin gizli telefon görüşmeleri, e-postaları gibi haberleşme hürriyeti ile korunan gizli bilgi ve belgelerin ele geçirilerek sosyal medyada paylaşılması ve yayılmasının sağlanması, kişinin haberleşme hürriyeti ve kişisel verilerinin korunmasının ihlalidir.

Kullanıcılar tarafından paylaşılan içeriklerin hakaret, tehdit veya iftira niteliği taşıyan unsurlar içermesi ve dolayısıyla başkalarının şeref, haysiyet ve itibarının zedelenmesi de söz konusu olabilmektedir.

Atılan tweetler, facebook paylaşımları, blog yazıları, forumlardaki görüşler gibi araçlarla aşağılayıcı, incitici, küçük düşürücü görsel ve işitsel unsurlardan oluşan içeriklerle hakaret suçu işlenebilmektedir. Ayrıca müstehcen unsurları barındıran veya cinsel içerikli taciz mesajları ile de kişilerin manevi bütünlüğü ihlâl edilebilmektedir. Benzer şekilde başka kullanıcılara ait hakaret nitelikli içeriklerin “retweet” veya “paylaş” seçenekleriyle yayılması, bu içeriklere link atılması suretiyle de hakaret edilmesi mümkündür. Kural olarak başkasına ait içerik nedeniyle sorumlu olunmayacağı düzenlenmişse de; sunuş biçiminden bağlantı sağlanan içeriğin benimsendiği veya kullanıcıların bu içeriğe ulaşmasının hedeflendiği açıkça anlaşılıyor ise başkasına ait hakaret nitelikli içerik nedeniyle sorumluluk gündeme gelecektir.

Sosyal medya platformlarında gerçek kişiler kadar şirket, kurum ve kuruluşlar gibi tüzel kişilerin de ticari itibarlarını sarsan içeriklerle hakaret suçu işlenebilmektedir. Ayrıca başka bir tüzel kişinin öne çıkarılması amacıyla diğerlerinin kötülenerek haksız rekabet oluşturulması, gerçeğe aykırı bildirimlerle piyasada karalandıkları için borsadaki hisselerinin değer kaybetmesi de mümkündür. Gerçek kişiler kadar tüzel kişilerin de itibarları, kişilik hakkına ilişkin hükümler ile korunacağı gibi, bu durumun haksız rekabet gibi durumlara neden olması halinde haksız rekabet hükümleri de gündeme gelecektir.

Kullanıcıların sosyal medya platformlarında tehdit unsuru barındıran içeriklerin paylaşılması ve yayılması sonucu, bu tehdit nedeniyle kişinin manevi dünyasında ve kişilik değerlerinde bir azalma olacağından kişilik hakkı ihlâl edilecektir. Bir diğer kişilik hakkına saldırı biçimi ise, gerçeğe aykırı ve iftira niteliğindeki içeriklerle kişilik hakkına saldırı halidir. Kullanılan içerik bazen nefret söylemi, ayrımcılık, başkalarının husumetine maruz bırakıcı nitelik de taşıyabilir. Tüm bu durumlarda da kişinin kişilik değerleri ve dolayısıyla kişilik hakkı zarar görür.

27.03.2015 tarihinde kabul edilen 6639 sayılı Kanun’un 29. Maddesi ile 5651 sayılı "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’a 8/A maddesi eklenmiştir. Buna göre; yaşam hakkı ile kişilerin can ve mal güvenliğinin korunması, millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması sebeplerinden bir veya birkaçını ihlal eden internet içeriklerini oluşturan ve yayanlar hakkında Başkanlık tarafından, Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacağı, Başbakanlık ve ilgili bakanlığın talebi üzerine Başkanlık tarafından içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi kararı verileceği kabul edilmiştir.

İNTERNETTEN ELDE EDİLEN DELİLLERİN KANITLANMASI

Paylaşımların hangi bilgisayardan ve kim tarafından yapıldığının saptanmasının bazı durumlarda mümkün olmaması, Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşım ağlarının merkezinin yurt dışında bulunması gibi sebeplerle internetten elde edilen delillerin kanıtlanmasında bazı durumlarda güçlükler yaşanmaktadır. Youtube, Facebook veya Twitter gibi sosyal paylaşım siteleri üzerinden işlenen suçlarda veya anlık mesajlaşma ya da e-posta yoluyla gönderilen mesajlarda gönderici kimliği açıkça belli olsa da bu kişinin eylemi kabullenmemesi, söz konusu paylaşımı kendi adına bir başkasının yaptığını iddia etmesi halinde, mümkün olan teknik imkânlar kullanılarak failin izinin sürülmesi gerekecektir. Ancak Türkiye sınırları dışında kurulmuş yabancı bir internet sitesi söz konusu ise konunun aydınlatılması uzun zaman alabilir hatta hiç mümkün olmayabilir. Bu durumda IP numarasının tespiti yapılarak gerçek kişiye ulaşmak gerekir. Bazı durumlarda IP numarasının tespiti ile de sorun çözülmemektedir. Kişinin, kendi sayfasındaki içeriği kendisinin değil bir başkasının yaptığını ispatlaması gerekecektir. Zira sosyal paylaşım sitelerinde hesap açan kişi, öncelikle bu hesabın kullanım ve hizmet kurallarını kabul ederek, yayınlayacağı içerikten sorumlu olduğunu baştan kabul eder.

Sosyal medyadan Screenshot ile ekran görüntüsü alınmak suretiyle elde edilen görüntüler tek başına delil bir delil ortaya koymaz ancak bir delil başlangıcı olabilir. Zira bu türden bir ekran görüntüsü, günümüzde foto düzenleme araçlarıyla kolaylıkla düzenlenebilmektedir. Bu sebeple bu nitelikte bir delilin özgün halinin soruşturmacı tarafından görülmesi gerekmektedir. Şüpheli tarafından bahsi geçen delilin varlığı ikrar edilirse bu delil üzerine hüküm kurmak mümkündür fakat delil inkar olunur ya da bir başkası tarafından oluşturulduğu iddia edilirse, atılı suçun işlendiğine dair yan delillerin araştırılması gerekecektir.

Av. Funda KURT

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Kemer Hukuk Bürosu | Antalya Arabulucu | Kemer Avukat | Uluslararası Avukat | Antalya Avukat | Uluslararası Hukuk Bürosu | Antalya Hukuk Bürosu | Uluslararası Avukat

Aile Hukuku, Avrupa Birliği Hukuku ve AİHM’ne Başvuru, Bankacılık ve Finans Hukuku, Birleşme ve Devralmalar, Ceza Hukuku, Deniz Ticareti ve Taşıma Hukuku, Doğrudan Yabancı Yatırımlar, Fikri ve Sınai Haklar Hukuku, Gayrimenkul ve İnşaat Hukuku, İcra ve İflas Hukuku, İdare Hukuku, İş Hukuku ve, Sendikalar Hukuku, Medeni Hukuk ve Miras Hukuku, Ortak Yatırım Girişimleri (Joint Venture), Otel Kira, Yönetim ve Finansman Sözleşmeleri, Rekabet Hukuku, Sağlık Hukuku, Sigorta ve Reasürans Hukuku, Sorumluluk ve Tazminat Hukuku, Sözleşmeler Hukuku, Şirket Borçlarının Yeniden Yapılandırılması, Şirketler Hukuku, Tahkim, Ticaret Hukuku, Uluslararası Ticaret ve Gümrük Hukuku, Vergi Hukuku, Yabancılar Hukuku, Nafaka, Boşanma