İCRA MAHKEMESİ ŞİKAYETİNE, YARGITAY’DAN RET

İCRA MAHKEMESİNE YAPILAN ŞİKÂYET HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU ANLAMINDA BİR DAVA OLMADIĞINDAN ISLAH MÜESSESESİ UYGULANAMAZ!

İcra mahkemesince verilen kararlar kanuni istisnalar dışında kesin hüküm teşkil etmemektedir.

İcra mahkemesine yapılan şikâyet Hukuk Muhakemesi Kanunu anlamında bir dava olmadığından ıslah müessesesi uygulanamaz.

Kanunda; “Hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir” hükmüne yer verilmiştir.

Hesaba ilişkin itiraz sonucu verilen karar kesin hüküm teşkil etmeyip ek bilirkişi raporundan sonra ıslahla taleplerin artırılması mümkün değildir.

Karara konu olayda hesaba ilişkin itiraz sonucu verilen karar kesin hüküm teşkil etmeyip ek bilirkişi raporundan sonra ıslahla taleplerin artırılması mümkün değildir. Şikâyet dilekçesindeki talep doğrultusunda karar verilmesi gerekirken ıslahın kabul edilerek buna göre değerlendirme yapılması yerinde olmadığı gibi bilirkişinin tanzim ettiği raporlarda alacaklı lehine vekalet ücreti alacağının hesaplamada dikkate alınmadığı, buna yönelik değerlendirmenin mahkeme gerekçesinde yer almadığı ve temyize bu hususun da getirilmiş olduğu görülmekle mahkemece gerekirse bu konuda ek rapor alınmak suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği yönünde kanaate göre hüküm kurulmuştur.

Yargıtay kurmuş olduğu bu hüküm ile icra mahkemesine yapılan şikayetlerin Hukuk Muhakemesi Kanunu hükümleri uyarınca dava niteliği taşımaması nedeniyle ıslah müessesesinin de icra mahkemelerine yapılan şikayetlerde uygulanmayacağını açık şekilde ortaya koymuştur.

Yargıtay’ın ilgili kararını aşağıda bilgilerinize sunarız. İyi okumalar dileriz.

YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası : 2018/5648

Karar Numarası : 2019/3477

Karar Tarihi : 04.03.2019

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Alacaklılar tarafından başlatılan ilamlı icra takibinde, borçlunun bozma sonrası ilama aykırı icra emri düzenlendiğinden bahisle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemenin 27/04/2016 tarihli ek bilirkişi raporu doğrultusunda karar verdiği, karara karşı alacaklılar vekilinin temyiz isteminde bulunduğu görülmüştür.

Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

İcra mahkemesinin şikayete konu hususa ilişkin almış olduğu 27/04/2016 tarihli ek bilirkişi raporunda toplam alacağın icra takip tarihi itibariyle borçlu sigorta şirketi yönünden 32.773.63 TL olduğu tespit edilmiş olup mahkemece rapor doğrultusunda karar verilmiş olmakla, şikayet dilekçesinde borçlunun icra emrinin 51.728.14 TL lik kısmının iptali ile toplam borcun 40.429.44 TL olduğu ve takibe bu miktar üzerinden devamına ilişkin talepte bulunulduğu, bilahare sigorta şirketinin 08/05/2016 tarihli ıslah dilekçesi ile icra emrinin 59.383.95 TL lik kısmının iptalini talep ettiği görülmüştür. Bilindiği üzere icra mahkemesince verilen kararlar kanuni istisnalar dışında kesin hüküm teşkil etmemektedir. Yine icra mahkemesine yapılan şikâyet HMK anlamında bir dava olmadığından ıslah müessesesi uygulanamaz.6100 sayılı HMUK’unun "Taleple Bağlılık" başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında; “Hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir” hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda hesaba ilişkin itiraz sonucu verilen karar kesin hüküm teşkil etmeyip 27/04/2016 tarihli ek bilirkişi raporundan sonra ıslahla taleplerin artırılması mümkün değildir.

O halde mahkemece şikayet dilekçesindeki talep doğrultusunda karar verilmesi gerekirken ıslahın kabul edilerek buna göre değerlendirme yapılması yerinde olmadığı gibi bilirkişinin tanzim ettiği raporlarda alacaklı ... lehine vekalet ücreti alacağının hesaplamada dikkate alınmadığı, buna yönelik değerlendirmenin mahkeme gerekçesinde yer almadığı ve temyize bu hususun da getirilmiş olduğu görülmekle mahkemece gerekirse bu konuda ek rapor alınmak suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Alacaklıların temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nin 366. ve HUMK’nin 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/03/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi

Av. Ahmed Buğra ÇELİK

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Kemer Hukuk Bürosu | Antalya Arabulucu | Kemer Avukat | Uluslararası Avukat | Antalya Avukat | Uluslararası Hukuk Bürosu | Antalya Hukuk Bürosu | Uluslararası Avukat

Aile Hukuku, Avrupa Birliği Hukuku ve AİHM’ne Başvuru, Bankacılık ve Finans Hukuku, Birleşme ve Devralmalar, Ceza Hukuku, Deniz Ticareti ve Taşıma Hukuku, Doğrudan Yabancı Yatırımlar, Fikri ve Sınai Haklar Hukuku, Gayrimenkul ve İnşaat Hukuku, İcra ve İflas Hukuku, İdare Hukuku, İş Hukuku ve, Sendikalar Hukuku, Medeni Hukuk ve Miras Hukuku, Ortak Yatırım Girişimleri (Joint Venture), Otel Kira, Yönetim ve Finansman Sözleşmeleri, Rekabet Hukuku, Sağlık Hukuku, Sigorta ve Reasürans Hukuku, Sorumluluk ve Tazminat Hukuku, Sözleşmeler Hukuku, Şirket Borçlarının Yeniden Yapılandırılması, Şirketler Hukuku, Tahkim, Ticaret Hukuku, Uluslararası Ticaret ve Gümrük Hukuku, Vergi Hukuku, Yabancılar Hukuku, Nafaka, Boşanma