CİNSEL TACİZ HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER

Cinsel taciz, ne yazık ki, gündelik yaşamda hem dünyada hem ülkemizde çok sık karşılaşılan bir durumdur. Cinsel tacize maruz kalan pek çok insan gerek sosyal çevresi, gerek iş ilişkileri bakımından bu durumun duyulmasından çekinerek şikayet etmekten kaçınmakta ve sessiz kalmaktadır. Pek çok kişi de maruz kaldığı durumun cinsel taciz olduğundan ve bunun Türk Ceza Kanunu’nda karşılığı olduğundan habersiz oldukları için failler cezasız kalmaktadır. Bu yüzden cinsel tacizin tanımının bilinmesi, hangi hareketlerin cinsel taciz sayılabileceği, bu suçun faillerine nasıl cezalar verilebileceği konusunda bilinç oluşturmak; faillerin cezasız kalmasını engelleyeceği ve zamanla cinsel tacizleri azaltıp önüne geçilebileceği için önemlidir.

Cinsel taciz bireyin cinsel özgürlüğünü kısıtlayacak şekilde tedirgin etmek, rahatsız ederek cinsel hürriyet alanına izinsiz müdahalede bulunmak olarak tanımlanabilir. Her birey diğerlerinin cinsel hürriyetine saygı göstermek, izinsiz müdahale etmemekle yükümlüdür. Aksi yönde bir tutum, Türk Ceza Kanunun 105. maddesi gereği suç teşkil eder. İlgili maddenin 1. fıkrasına göre, “Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adli para cezasına, fiilin çocuğa karşı işlenmesi halinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” 105. maddenin gerekçesine göre ise “Cinsel taciz, kişinin vücut dokunulmazlığının ihlali niteliğini taşımayan cinsel davranışlarla gerçekleştirilebilir. Cinsel taciz, cinsel yönden ahlak temizliğine aykırı olarak mağdurun rahatsız edilmesinden ibarettir”. Gerekçeden de anlaşılacağı üzere, bir fiili cinsel taciz olarak kabul etmek için failin, mağdurun vücut dokunulmazlığını ihlal eden fiziki bir eylemine gerek kalmaksızın yalnızca cinsel amaçla yapılmış olması ve mağdurun rıza göstermediği bir fiili yeterlidir. Örneğin, yolda yürürken laf atmak, peşine takılmak, ıslık çalmak, el kol işaretleriyle imalarda bulunmak, telefonla arayarak, mesaj atarak cinsel tekliflerde bulunmak, rızası olmadan cinsel içerikli fotoğraflar yollamak vb.

Türk Ceza Kanunu’nun 105. Maddesinin 2. fıkrasına göre, suçun;

  1. a) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
  2. b) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,
  3. c) Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
  4. d) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
  5. e) Teşhir suretiyle,

İşlenmesi halinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az olamaz”. Cinsel taciz suçunun çocuğa yani 18 yaşından küçüklere karşı işlenmesi halinde suçun cezası 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasıdır.

Cinsel taciz suçunun soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikayetine bağlıdır, yani mağdurun şikayette bulunmaması halinde bu suçun failine herhangi bir ceza veya güvenlik tedbiri uygulanmayacaktır. Mağdur küçük veya kısıtlı ise mağdurun velisi veya vasisi şikayet hakkını kullanabilir. Şikayet hakkı, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğu için üçüncü kişinin başvurusu ile soruşturma ve kovuşturma yapılmaz. Şikayet hakkının 6 aylık zamanaşımı süresi içinde kullanılması gerekir. Şikayet edilecek cinsel taciz olayının gerçekleşmesinden veya öğrenilmesinden 6 ay geçtikten sonra şikayet edilmesi durumunda fail hakkında soruşturma başlatılamaz.

Cinsel taciz teşkil eden davranışların süreklilik teşkil etmesi durumunda ise önleyici tedbir kararı çıkartılması mümkündür. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Hakkında Kanun gereğince durumun gerekliliklerine göre çeşitli tedbirler uygulanabilir. Korunan kişinin konutuna, okuluna ve iş yerine belirlenen bir mesafeden fazla yaklaşamama; telefon, mesaj vb. herhangi bir iletişim aracıyla ulaşımının engellenmesi bu tedbirlerden bazılarıdır. Failin güvenlik tedbir kararına uymadığı ve tacizi devam ettirdiğinin tespit edilmesi halinde zorlayıcı hapis cezasına hükmedilecektir. Böyle bir durumda mağdurun, hakkında güvenlik tedbiri uygulanan faili kolluk kuvvetlerine bildirmesi yeterlidir. Önleyici tedbir kararları 6 ay için verilebilmekte, 6 ay sonra bu karar kendiliğinden ortadan kalkmaktadır. Mağdur, gerekli görürse tedbir kararının devamı için başvurabilir.

Yukarıda verilen bilgilerden anlaşılacağı üzere, her birey, diğer bireylerin cinsel özgürlüğüne saygı duymak, tedirginlik veya rahatsızlık vermemekle yükümlüdür. Aksi yönde bir tutum cinsel taciz teşkil eder. Cinsel taciz, yalnızca rahatsızlık veren hareketler olmayıp aynı zamanda kanunlarımızca suç teşkil eden bir olgudur. Bu yüzden, hiç kimse cinsel tacize katlanmak, alttan almak veya göz yummak zorunda değildir. Unutulmaması gerekir ki, failleri şikayet edilmeyip hak ettikleri cezaları almadıkça kanunda belirlenmiş yaptırımlar, caydırıcı, korkutucu veya önleyici olmayacaklar, işlevsiz kalacaklarıdır.

İrem Demir

Bilkent Üniversitesi

Hukuk Fakültesi Öğrencisi

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Uluslararası Avukat | Uluslararası Hukuk Bürosu | Antalya Arabulucu | Kemer Hukuk Bürosu | Antalya Hukuk Bürosu | Kemer Avukat | Antalya Avukat | Hukuk Bürosu | Avukat, Avukatlık

Aile Hukuku, Avrupa Birliği Hukuku ve AİHM’ne Başvuru, Bankacılık ve Finans Hukuku, Birleşme ve Devralmalar, Ceza Hukuku, Deniz Ticareti ve Taşıma Hukuku, Doğrudan Yabancı Yatırımlar, Fikri ve Sınai Haklar Hukuku, Gayrimenkul ve İnşaat Hukuku, İcra ve İflas Hukuku, İdare Hukuku, İş Hukuku ve, Sendikalar Hukuku, Medeni Hukuk ve Miras Hukuku, Ortak Yatırım Girişimleri (Joint Venture), Otel Kira, Yönetim ve Finansman Sözleşmeleri, Rekabet Hukuku, Sağlık Hukuku, Sigorta ve Reasürans Hukuku, Sorumluluk ve Tazminat Hukuku, Sözleşmeler Hukuku, Şirket Borçlarının Yeniden Yapılandırılması, Şirketler Hukuku, Tahkim, Ticaret Hukuku, Uluslararası Ticaret ve Gümrük Hukuku, Vergi Hukuku, Yabancılar Hukuku, Nafaka, Boşanma