Pandemi sürecinde, 6284 sayılı kanun uyarınca alınacak “tedbir kararı” ile müşterek çocuk ile şahsi ilişki tesisi

7226 Sayılı Kanun’daki düzenleme sebebiyle, elindeki “müşterek çocukla şahsi ilişki tesisi” hükmü içeren ara kararı veya kesinleşmiş mahkeme kararını icra yoluyla infaz ettiremeyen taraf, pandemi sürecinde müşterek çocukla şahsi ilişkisinin geçici olarak yeniden düzenlenmesi için 6284 Sayılı Kanun uyarınca Aile Mahkemesine başvurarak “tebdir kararı” alma yoluna gidilebilecektir.

2019 Aralık ayında Çin'in Hubei bölgesinin başkenti Vuhan'da ortaya çıkan (Covid-19) insandan insana kolay ve sürekli bir şekilde bulaşan, dünyada eş zamanlı olarak çok yaygın bir şekilde, çok fazla sayıda insanı tehdit eden bir solunum yolu hastalığıdır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 2020 Ocak ortalarından itibaren dünyanın çeşitli ülkelerinde rapor edilen vakalarda görülen hızlı artış nedeniyle (Coronavirus/Covid-19) hastalığını, 11 Mart 2020 tarihinde küresel salgın (pandemi) olarak ilan etmiştir. Türkiye'de ilk (Covid-19) vakasının görüldüğü 11 Mart 2020 tarihinde Sağlık Bakanı Fahrettin Koca tarafından açıklanmıştır.

(Covid-19) salgınının görüldüğü andan itibaren, Ülkemizde yayılmasının en aza indirilmesi ve kişilerin sağlığının korunması amacıyla Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulunun önerileri, T.C. Cumhurbaşkanlığı talimatları doğrultusunda; başta T.C. Cumhurbaşkanlığı olmak üzere, görev ve yetki alanı çerçevesinde Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, diğer çeşitli kurum ve kuruluşlarca, salgının/bulaşın toplum sağlığı ve kamu düzeni açısından oluşturduğu riski yönetme, sosyal izolasyonu temin, sosyal mesafeyi koruma ve yayılım hızını kontrol altında tutma adına birçok tedbir kararı alınarak uygulamaya geçirilmiştir.

İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan genelgelerle; alınan tedbirlerin bulaşın yayılım hızına olan etkisinin en üst noktaya taşınabilmesi amacıyla büyükşehir statüsündeki 30 il ile Zonguldak il sınırları içinde bulunan tüm vatandaşların hafta sonu günlerinde sokağa çıkmaları kısıtlanmıştır.

İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan 03.04.2020 tarihli Genelge ile; 01.01.2000 sonrasında doğanların sokağa çıkmalarını geçici olarak yasaklanmıştır.

(Covid-19) salgın hastalığı sebebiyle alınan tedbirler ve insanların sosyal temastan kaçınmaları nedeniyle kişilerin haklarını etkin bir şekilde kullanmaları ve süresi içinde hukuki işlemleri yapmaları zorlaşmış olduğundan; yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla 26/03/2020 tarihli ve 31080 sayılı (1.Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici 1 inci maddesi ile 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar; 30 Nisan 2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair" Cumhurbaşkanı Kararıyla 15/6/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar; dava açma, icra takibi başlatma, taraf ve takip işlemleri, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler durdurulmuştur.

Bu bağlamda, 7226 sayılı Kanun ve İçişleri Bakanlığı genelgelerinin getirdiği düzenlemeler, boşanmış veya ayrılık-boşanma sürecinde olup müşterek çocukla ayrı evlerde yaşayan anne-babaların mağduriyetine sebep olmaktadır.

Pandemi sürecinde, velayetin kullanılması kendisine verilmeyen taraf, elindeki “müşterek çocukla şahsi ilişki tesisi” hükmü içeren ara kararı veya kesinleşmiş kararı infaz ettirememekte, 7226 sayılı Kanun uyarınca 15/6/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar, "çocuk teslimi veya çocuk ile şahsi ilişki kurulmasına ilişkin" takip işlemi başlatamamakta, derdest takiplerde taraf işlemleri yapamamaktadır.

İçişleri Bakanlığı genelgeleriyle; sokağa çıkma kısıtlaması getirilen hafta sonu günleri ile velayetin kullanılması kendisine verilmeyen tarafın, müşterek çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlendiği günler çakışmakta olup; sokağa çıkma kısıtlamasının başlama saatine göre, çocuğun diğer tarafa teslim saatinde esneklik göstermesi için velayet hakkını kullanan tarafa yapılan başvurularda olumlu sonuç alınamamakta, bu şekilde “müşterek çocukla şahsi ilişki tesisi” hükmü içeren ara karara veya kesinleşmiş karara rağmen velayet hakkını kullanan tarafça, velayetin kullanılması kendisine verilmeyen taraf ile müşterek çocuğun fiziki olarak karşılıklı şahsi ilişki kurması engellenmektedir.

Bundan başka; müşterek çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlendiği günlerde sokağa çıkma kısıtlaması nedeniyle fiziki olarak karşılıklı şahsi ilişki kurması engellenen velayetin kullanılması kendisine verilmeyen tarafın, müşterek çocukla sesli veya görüntülü telefon görüşmesi yapma istediği dahi velayet hakkını kullanan tarafça yerine getirilmemektedir.

7226 sayılı Kanun ve İçişleri Bakanlığı genelgelerinin getirdiği düzenlemelerle, velayetin kullanılması kendisine verilmeyen tarafın “müşterek çocukla şahsi ilişkisi”nin akıbeti, tamamen velayet hakkını kullanan tarafın keyfi idaresine kalmış durumdadır.

Velayet hakkını kullanan tarafın, velayetin kullanılması kendisine verilmeyen taraf ile müşterek çocuğun “sesli veya görüntülü telefon görüşmesi yoluyla veya fiziki olarak karşılıklı şahsi ilişki kurmalarına engel olma” şeklinde keyfi tutum ve davranışlarla gerçekleştirdiği psikolojik şiddet, duygusal şiddet, manevi şiddet; gerek velayetin kullanılması kendisine verilmeyen tarafın gerek müşterek çocuğun karşılıklı olarak mağduriyetine sebep olmaktadır.

4721 Sayılı TMK'nun “Dürüst davranma” başlıklı 2.maddesinde herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorunda olduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunmayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle velayet hakkını kullanan tarafın “dürüst davranma” kuralına dikkat etmesi gerekmektedir. Hakkın kötüye kullanılması durumunda, hukuk düzeni bu hakkı korumaz.

Müşterek çocuğun, velayetin kullanılması kendisine verilmeyen taraf ile gerek sesli veya görüntülü telefon görüşmesi yoluyla gerek fiziki olarak karşılıklı şahsi ilişki kurması, çocuğun bedensel, duygusal, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması için zorunlu olup, çocuğun üstün yararınadır.

Velayet hakkını kullanan tarafın, velayetin kullanılması kendisine verilmeyen taraf ile müşterek çocuğun “sesli veya görüntülü telefon görüşmesi yoluyla veya fiziki olarak karşılıklı şahsi ilişki kurmalarına engel olma” şeklindeki, temelinde psikolojik şiddet, duygusal şiddet, manevi şiddet içeren keyfi turum ve davranışları; yani velayet hakkının amaçlarına ve dürüstlük kurallarına aykırı olarak kullanılması, diğer bir deyişle velayet hakkının açıkça kötüye kullanılması olup, hukuk düzeni hakkın kötüye kullanılmasını korumaz.

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun amacı; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlenmesidir.

6284 Sayılı Kanun’un 5.maddesi 3. fıkrası uyarınca “Bu Kanunda belirtilen tedbirlerle birlikte hâkim, 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda yer alan koruyucu ve destekleyici tedbirler ile 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre velayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki kurulması hususlarında karar vermeye yetkilidir.”

Buna göre; 7226 sayılı Kanundaki düzenleme sebebiyle elindeki “müşterek çocukla şahsi ilişki tesisi” hükmü içeren ara kararı veya kesinleşmiş mahkeme kararını icra yoluyla infaz ettiremeyen taraf, pandemi sürecinde müşterek çocukla şahsi ilişkisinin geçici olarak yeniden düzenlenmesi için 6284 sayılı Kanun uyarınca Aile Mahkemesine başvurarak “tebdir kararı” alma yoluna gidilebilecektir.

Bundan başka; elinde karar olmayan ve eşiyle ayrı evlerde yaşadığı için çocuğunu göremeyen anne veya baba da müşterek çocukla aralarında şahsi ilişkinin kurulması için 6284 sayılı Kanun uyarınca Aile Mahkemesine başvurarak “tebdir kararı” alınması yoluna gidilebilecektir.

Aile Mahkemesince 6284 sayılı Kanun uyarınca verilecek olan “tebdir kararı” ile, velayetin kullanılması kendisine verilmeyen taraf ile müşterek çocuğun şahsi ilişkisinin pandemi sürecinde geçici olarak yeniden düzenlenmesi, velayet hakkını kötüye kullanan tarafın temelinde psikolojik şiddet, duygusal şiddet, manevi şiddet içeren keyfi idaresinin önüne geçecek, diğer tarafın ve müşterek çocuğun mağduriyetini giderecektir.

6284 sayılı Kanun hükümlerine göre hakkında tedbir kararı verilen velayet hakkını kullanan taraf, bu kararın gereklerine aykırı hareket etmesi hâlinde, fiili bir suç oluştursa bile ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hâkim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulacaktır.

Velayet hakkını kullanan tarafın, tedbir kararının gereklerine aykırılığın her tekrarında, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre zorlama hapsinin süresi onbeş günden otuz güne kadardır. Ancak zorlama hapsinin toplam süresi altı ayı geçemeyecektir.

Avukat Ebru Süzer Güneş / Danışman – Arabulucu
Güneş & Güneş Hukuk Bürosu